KÜNYE
T.C. İstanbul 3. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 26 Mart 2025
- Esas no
- 2021/371 Esas
- Karar no
- 2025/78
- Dava
- Marka Hakkına Tecavüzün, Ticaret Unvanına Tecavüzün ve Haksız Rekabetin Tespiti, Durdurulması, Önlenmesi
- Dava tarihi
- 11/12/2020
Karar Metni
4.152 kelime·21 dk okuma·6 bölüm
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka Hakkına Tecavüzün, Ticaret Unvanına Tecavüzün ve Haksız Rekabetin Tespiti, Durdurulması, Önlenmesi davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili olan firmanın 1863 yılında kurulmuş olduğunu, 111.800 kişiyi istihdam etmekte olduğunu, müvekkilinin Türkiye'deki faaliyetlerini 1965 tarihinden itibaren iştiraki olan ... San. LTD.
ŞTİ. ile birlikte sürdürdüğünü, müvekkilinin ... ibareli çok sayıda marka tescilinin sahibi olduğunu, ... ibaresinin müvekkili adına ... numarası ile tanınmış marka hüviyetinde olduğunu, davalı yan ile evvelce davalı yanın markasal kullanımlarını sonlandırması hususunda anlaşma imzalandığını ancak davalı yanın ilgili anlaşmaya uymadığını, halihazırda davalı yanın internet ortamında yaptığı kullanımlar ile müvekkiline ait markalara tecavüz ve müvekkili ile haksız rekabet teşkil eder kullanımlar gerçekleştirdiğini,
davalının müvekkillerin marka haklarını ihlal eden ve haksız rekabet oluşturan kullanımları ilk kez 2017 yılında tespit edildiğini, bunun üzerine davalıya ... 38. Noterliği'nin ... tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi gönderilerek, “...” ibaresinin kullanımının sona erdirilmesi talep edildiğini, davalı tarafından ...
4. Noterliği'nin ... tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile taleplerimiz reddedildiğini, haha sonra taraflar davalının ticari hayatta unvanının tamamının (...
ŞTİ.) kısaltılmadan bütün olarak ve müvekkil ile karıştırılmayacak şekilde kullanılması konusunda ekteki 12.04.2018 tarihli anlaşmaya vardıklarını, anlaşmanın imzalanmasından sonra, 27.06.2018 tarihinde, davalı, ... numaralı ... ibareli marka başvurusunda (EK-4) bulunarak taraflar arasındaki anlaşmayı ihlal ettiğini, söz konusu marka başvurusu müvekkilin itirazı üzerine TÜRKPATENT tarafından reddedildiğini, ... ve ... online satış platformlarında ticaret unvanının anlaşmaya göre düzletilmesi davalıdan ısrarla talep edilmesine rağmen, bu sitelerde “...” olarak kullanımları devam ettiğini, gelinen noktada aşağıda anlatılacağı üzere,
davalının kullanımları artarak devam ettiğini, bu nedenle davalının taraflar arasındaki sulh sözleşmesine aykırı şekilde “...” ibaresini marka olarak kullanmasının müvekkilin marka hakkına ve ticaret unvanına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, kullanımın durdurulmasını ve "...” ibaresinin davalıya ait web sitelerinde, sosyal medya hesaplarında, online satış platformlarında, iş evrakı ve tanıtım vasıtalarında kullanılmasının, mal ve hizmetlerinin bu adla piyasaya sürülmesinin durdurulması ve önlenmesini, davalıya ait üzerinde "...” ibaresi yazılı iş evrakı, katalog, ürün ve araçlara el koyularak imhasını,
online satış platformlarına (..., ..., ..., ..., ...) ve sosyal medya hesaplarına (İnstagram) yazılarak, "...” isimli online satış mağazasının tedbiren kapatılmasını, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkiline ait ticari şirketin unvanı .... şirketi olduğunu, müvekkil şirketin kuruluş ve tescili 18/02/1997 yılına ait olduğunu, dolayısıyla müvekkil şirket 24 yıldır ticari faaliyeti konusu olan ...
Ticaret işi ile iştigal olduğunu, ticaret sicil kayıtlarında da elektronik, inşaat ve otomotivin yanı sıra ''Belirli bir mala tahsis edilmiş mağazalarda kozmetik ve kişisel bakım malzemelerinin perakende ticareti... '' denilmek sureti ile iş alanın hususunda da açıkça bilgi verildiğini, müvekkil unvanında geçen ... ibaresi de müvekkilin ortakların soy isminden geldiğini, ... ve ... tarafından kurulmuş ve faaliyetine devam ettiğini, müvekkil ile davalının ülke içerisinde faaliyet alanları farklı olduğunu, dolayısıyla müvekkilin, davacının bilinirliğinden faydalanması hususu söz konusu da olmadığını, müvekkilin buna da ihtiyacı olmadığını,
davalının, müvekkil için '' ... ibaresini ön plana çıkaracak şekilde kullanması markasal kullanımdır'' şeklinde ki beyanı gerçeği yansıtmadığını, davalı taraf marka alanında ki mal ve hizmet sınıflarından kozmetik sınıfı ile de başvurusu olduğu için asli unsur olarak kozmetik ibaresini dile getirdiğini, nitekim taraflar arasında akdedilen sözleşmede de kozmetik ibaresinin tek başına kullanılamayacağı hususunda anlaşma sağlandığını, müvekkil tedarikçi olup al sat şeklinde bir faaliyet yürüttüğünü, müvekkilin satmış olduğu ürünler dünyaca ünlü kozmetik firmalarının faturalı ürünleri olduğunu,
... ibaresi kullanılarak üretilen ve piyasa sürülen ticari emtia söz konusu olmadığını, davacının satışa konu ürünleri kimya üzerine olup bu anlam da unvanı da ... Kimya dır. hem unvandan hem de ticari faaliyet konusu olan emtialar bakımından da farklılık söz konu olup ayırt edici unsur ... olmadığını, davacının iddia ettiği gibi kullanılan unvan dolayısıyla da bir çağrışım, karıştırma durumu da söz konusu olmadığına dair cevap vermiştir.
CEVABA CEVAP
Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle; davalının kayıtlı ticaret unvanından bambaşka bir unvan ile ticari faaliyette bulunduğunu, davalının kullanımının ...'ten ibaret olduğunu, hal böyle iken, davalı kullanımlarının ticaret unvanı kullanımı olması hasebiyle marka ihlali bulunmadığını ileri sürmesinin hatalı olduğunu, tüm bu hususlar beraber dikkate alındığında, "...” ibareli mağaza tabelası, sosyal medya ve online satış platformu kullanımlarının müvekkil ile ilişkilendirilme ve karıştırılma ihtimali bulunduğunu,
müvekkilimizin ... markası dünya çapında ve ülkemizde yaygın kullanımı ve bilinirlik oranı nedeniyle tanınmış marka haline gelmiş ve ... markasının TPMK nezdinde tanınmış marka olarak tescil edildiğini, bu sebeplerle, davalının “...” ibaresi kullanımlarının engellenmesi gerektiğini ve dava dilekçesini tekrarla davanın kabul edilmesini talep etmiştir.
İKİNCİ CEVAP
Davalı vekili ikinci cevap dilekçesinde özetle; tescil edilen markanın ... ibaresi olduğunu, davacının marka ihlali doğurduğunu iddia ettiği kullanımın ise ... olduğunu, müvekkilin bu hali ile kullanımı markasal, davacının markasına yanaşma, iltibas veya iktibas oluşturma, seri marka izlenimi verme vb. saiki gütmediğini, cevap dilekçesini tekrarla davanın reddini, davacının taleplerinin reddini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE
Dava; marka hakkına tecavüzün, ticaret unvanına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi, "..." ibaresinin davalıya ait web sitelerinde, sosyal medya hesaplarında, online satış platformlarında, iş evrakı ve tanıtım vasıtalarında kullanılmasının, mal ve hizmetlerinin bu ibare ile piyasaya sürülmesinin durdurulması, önlenmesi, davalıya ait üzerinde "..." ibaresi yazılı iş evrakı, katalog, ürünlere el konularak hüküm kesinleştiğinde imhası istemlerine ilişkindir.
Davacı adına tescilli ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ... ... numaralı marka tescil dosyasılarına ilişkin belgeler TPMK'dan celp ve tetkik edilmiştir.
Davacı vekilinin delil olarak marka tescil belgeleri ve ilgili işlem dosyaları, reklam ve tanıtıma ilişkin belge, araştırmalar ile bilirkişi
incelemesine dayandığı görülmüştür.
Davalı şirketin ticaret sicil kaydı ... Ticaret Sicil Müdürlüğünden celp ve tetkik edilmiştir.
Tensip ara kararı gereğince bilirkişilerin oy ve görüşünün alınmasına karar verilmiş olup bu suretle mahkememizce görevlendirilen marka vekili ..., bilişim uzmanı ..., kozmetik sektörü uzmanı ... tarafından düzenlenen 22/02/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle; dava dilekçesinde belirtilen internet adreslerinde, davacı markasına benzer ve karıştırma ihtimali bulunan ürünlerin bulunup bulunmadığı,
satışının yapılıp yapılmadığı yönüyle yapılan incelemede, dava konusu altta belirtilen 6 (ALTI) adet sosyal medya hesapları üzerinde davalı yanın ... ibareli markasal kullanımları “kozmetik ürünler ve ilgili ürünlerin satıma konu edilmesi hususundaki mağazacılık hizmetleri” bakımından kullanıma konu ettiğinin tespit edildiği, dava konusu ... adresindeki içeriklerin yayından kaldırılmış olduğu nedeniyle tespit yapılabilmesi mümkün olmadığı, davalı şirket adına açılmış “...” isimli online mağazalar nezdinde davalı yanın, davacı yana ait markaların hakim unsuru olan “...” ibaresini kullanıldığı,
tespit edilen internet adreslerinde teşhir ve satışa sunulan ürünlerin davalı adına yüklendiği, internet sayfalarında davalı yan tarafından satışa sunulan ürünlerin.
5324 sayılı Kozmetik Kanunu'na ve Kozmetik Yönetmeliği'ne tabi, cilt, saç, vücut bakım kozmetikleri, makyaj kozmetikleri, parfüm ve kişisel bakım ürünleri olduğu, davacı yana ait ... hakim unsurlu markaların ilgili emtialar bakımından tescilli olduğu, İlgili kullanımlar ile davacı yana ait markaların nihai tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet verecek kadar benzer olduğu, ilgili kullanımların tespit talep eden yana ait markalara tecavüz teşkil eder ve haksız rekabete sebebiyet verir mahiyette olduğu yönünde sonuca varıldığı görülmüştür.
Tahkikat aşamasında önceki bilirkişi heyetine mahkememizce res’en seçilen Ticaret hukukunda uzman akademisyen bilirkişi eklenmek sureti ile görevlendirilen marka vekili ..., bilişim uzmanı ...,kozmetik sektörü uzmanı ... akademisyen bilirkişi ... tarafından düzenlenen 17/08/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; bilirkişi kurulumuzca yukarıda açıklanan nedenlerle, SMK'nın 6/4, 7 ve 29, TTK'nın 54, 55/1/a/4'üncü maddesi hükümleri çerçevesinde davalının davacının müseccel ve tanınmış marka statüsünde bulunan "..." ibaresini davalının mal/hizmetlerde kullanmasının davacı markasına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği sonuç ve kanaatine varıldığı görülmüştür.
Önceki bilirkişiler dışında taraf beyan ve itirazların tetkiki amacı ile yeni bir bilirkişi heyeti görevlendirilmiş olup akademisyen bilirkişi ..., marka vekili ...ve sektör bilirkişi ... tarafından düzenlenen 27/11/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacı markaları incelendiğinde, esas unsuru "..." ibaresi olan markaların davacı adına 1987 tarihinden itibaren ... ila ...'inci sınıf emtialarında tescil edilmiş olduğu, aynı zamanda “...” markasının ... no ile TPMK nezdinde davacı adına tanınmış marka olarak kayıtlı olduğu, davalı kullanımlarının davacının marka haklarına tecavüz teşkil eder nitelikte olduğu, davalı kullanımlarının haksız rekabet fiili teşkil ettiği sonuç ve kanaatine varıldığı görülmüştür.
Akademisyen bilirkişi ..., marka vekili ...ve sektör bilirkişi ... tarafından düzenlenen 01/05/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; davacı markaları incelendiğinde, esas unsuru "..." ibaresi olan markaların davacı adına 1987 tarihinden itibaren ... ila...'inci sınıf emtialarında tescil edilmiş olduğu, aynı zamanda “...” markasının ... no ile TPMK nezdinde davacı adına tanınmış marka olarak kayıtlı olduğu,
dosya kapsamında davalının kullanımlarının kozmetik sektöründe olduğu davacı markasının ise insan ve hayvan sağlığı, bitki koruma, tarım dışı haşere kontrolü, tohum ve bitki teknolojisi ve ileri teknoloji polimerler alanındaki davacı faaliyetleri kapsamında kullanıldığı ve tanınmış marka niteliğinde olduğu, davacının faaliyet gösterdiği 5. Emtia sınıfı ile kozmetik sektörünün bulunduğu 3. Emtia sınıfı, hitap edilen tüketici kesimi ve dağıtım kanalları da dikkate alındığında, benzer nitelikte olduğu, zira, bu husus Türk Patent ve Marka Kurumu Marka İnceleme Kılavuzu uyarınca da “Parfümeri;
kozmetik ürünleri-ilaç ihtiva eden kozmetikler hariç ve sabunlar (3. sınıf) ile insan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, ilaç ihtiva eden kozmetikler (5. sınıf) Parfümeri; kozmetik ürünleri-ilaç ihtiva eden kozmetikler hariç ve sabunlar ile insan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, ilaç ihtiva eden kozmetikler emtialarının hitap ettikleri tüketici kesimi ortak olduğu, ayrıca, aynı veya benzer yerlerde satışa sunulduklarından dağıtım kanallarında da benzerlik bulunmakta olduğu,
bu emtiaların aynı işletmeler tarafından da üretildiği hususu göz önüne alındığında ticari kaynak itibarıyla da benzerlik bulunduğu ve son olarak kullanım amaçlarının da benzer olduğu düşünüldüğünde bu emtiaların benzer nitelikte emtialar oldukları değerlendirilmiştir.” şeklinde belirtildiği,
sektörel olarak somut olay değerlendirildiğinde, davacı markası ve davalı kullanımlarındaki bu çok yakın benzer isimlerin hizmet satın alanlarda aynı firma algısı zannedilmesinden doğan gereksiz isim benzerliğinden çıkan kargaşanın mevcut olacağı, daha popüler olan aynı isimleri taşıyan firmanın biri diğeri üzerinde artı veya eksi olarak piyasadaki tanınmaya bağlı haksız fayda veya zarar sağlamakta olduğu, marka isimlerindeki bu kadar benzer kullanımların tüketicilerde kargaşaya mahal oluşturduğu değerlendirildiği, tüm bu değerlendirmeler neticesinde, somut olayda, davacının ticaret ünvanı olan ...
Ltd.
Şti." yerine “...” ibaresini kullanıyor olduğu, bu kullanımların davacı markaları ile aynı/benzer emtia sınıfları kapsamında kalması sebebiyle ve kullanımların benzer olması sebebiyle, bu durumun nihai tüketiciler/hizmet alıcıları nezdinde gerek malların/hizmetlerin gerekse de müteşebbisinin kaynağı açısından yanlış kanaatler uyandırabileceği ve bunların aynı yerden piyasaya sürüldükleri yönünde çağrışım yapabileceği veya malları/hizmetleri sunanlar arasında idari veya ekonomik bağlılık olduğuna inanabilecekleri, bu kapsamda davacı tanınmış markasının ayırt edici karakterinin zedelendiği,
davacı tanınmışlığından haksız yarar elde edilebileceği ve davacı marka itibarına zarar verilebileceği, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde SMK 7/II-c'de belirtilen şartlardan üçünün de gerçekleştiği kanaatine varıldığı, kök raporda varılan sonuçlarda değişiklik yapılmasına gerek görülmediği bildirilmiştir.
Mahkememizin 03/10/2024 tarihli ara kararı ile; ''SMK'nın 159. ve 6100 sayılı HMK'nın 389-390 ve 392. maddeleri gereğince davacı tarafın ihtiyati tedbir talebinin takdiren 250.000 TL nakdi teminat veya aynı miktarda kesin ve süresiz banka teminat mektubu ibrazı şartıyla kabulüne, a) Davalının ''...'' ibaresini kullanması, bu ibare altında satış, pazarlama, üretim, dağıtım yapılmasının ihtiyati tedbiren engellenmesine, b) ...’da ve ...’da yer alan ... @.... @... @... sosyal medya hesaplarına erişimin tedbiren engellenmesine ve Erişim Sağlayıcıları Birliği’ne yazı yazılmasına,
c) ..., ..., ..., .., ... e-ticaret platformlarında yer alan ''...'' satış mağazasına erişimin tedbiren engellenmesine ve Erişim Sağlayıcıları Birliği’ne ve ilgili platformlara yazı yazılmasına, e) Davalıya ait ''...'' ibaresini içeren ticari kullanımın tedbiren durdurulmasına, bu ibarenin yer aldığı ürün, tabela, araç üzeri reklam, reklam, etiket, ambalaj, broşür, fatura, katalog, poster, kartvizit vb. evrak ile iş materyallerine, belgelerine tedbiren el konulmasına ve yeddiemine tevdine'' karar verildiği,
davalı vekilinin işbu ihtiyati tedbir kararına vâki itirazı neticesinde 20/11/2024 tarihli mürafaada davalı vekilinin ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına dâir itirazının reddine ilişkin karar verildiği, işbu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulması sonucunda incelemenin tamamlandığı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin ... esas,... karar ve 26/02/2025 tarihli ilamı ile.
"Davalı vekilinin istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine" kesin olarak karar verildiği, kararın taraf vekillerine tebliğ edildiği anlaşılmıştır.
Huzurdaki davada; marka hakkına tecavüzün, ticaret unvanına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, durdurulması istemleri mevcut olup davacının tanınmış olduğu belirtilen tescilli ''...'' markalarının sahibi olduğu, 2017 yılında davacının davalı tarafa ihtarname göndererek ... ibaresinin kullanımının sona erdirilmesinin talep edildiğini, daha sonra davalıyla ticaret unvanının tamamının (... Ltd.
Şti.) kısaltılmadan bütün olarak ve davacı ile karıştırılmayacak şekilde kullanılması konusunda anlaşmaya varıldığını, anlaşmaya varıldıktan sonra davalının ''...'' ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, bu marka başvurusunun itirazı üzerine reddedildiğini, davalının ''...'' ibarelerini kullanmaya devam ettiğini, online alışveriş sitelerinde ''...'' mağaza adıyla parfüm, makyaj malzemesi,
cilt bakım ürünleri gibi kozmetik malzemelerinin satışını yaptığını, söz konusu ürünlerin ticari faaliyet alanı ile son derece bağlantılı ürünler olduğunu, ''...'' ibaresinde yer alan kozmetik kelimesinin hiçbir ayırt ediciliğinin bulunmadığını, davalının fiillerinin aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğini, davalının kullanımlarının itibarına zarar verecek nitelikte olduğunu
ileri sürdüğü görülmüştür. Davalı şirketin ise 24 yıldır ticari faaliyet konusu olan ...Ticaret işi ile iştigal edildiğini, ticaret unvanında geçen ''...'' ibaresinin şirket ortakların soy isminden geldiğini, şirketin ... ve ... kardeşler tarafından kurulduğu ve faaliyetine devam ettiği, ülke içerisinde davacı ile faaliyet alanlarının farklı olduğunu, karıştırma veya çağrıştırma oluşturacak bir durumun söz konusu olmadığını savunduğu görülmüştür.
Bu hâli ile somut olaydaki uyuşmazlığın; davalı şirketin ''...'' ibareli ticari kullanımının davacının tescilli ''...'' markaları ile ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali yaratıp yaratmadığı, davacının markasının tanınmış marka olması halinde ayırt edici karakterinin zedelenip zedelenmediği, davacı tanınmışlığından haksız yarar elde edilmesi durumunun olup olmadığı, davacı markasının itibarına zarar verilip verilmediği, bu suretle davacının marka hakkına tecavüz olup olmadığı, SMK'nın marka hakkına ilişkin hükümleri ile TTK'da düzenlenen haksız rekabet hükümlerinin kümülatif tatbikinin gerekip gerekmediği,
ticaret unvanına tecavüz olup olmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
Bu kapsamda somut olaydaki uyuşmazlık yönünden ilk olarak marka hakkına tecavüz istemleri yönünden inceleme yapılmıştır.
İşbu talepler kapsamında dava tarihi itibari ile yürürlükte olmakla uygulanması gereken 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 29. maddesinde marka hakkına tecavüz sayılan fiiller sayılmış olup bunlar marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak,
başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak, marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek halleri olarak belirtilmiştir.
SMK'nın 7. maddesine bakıldığında ise; ''(1) Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir. Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir.
(2)Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır: a)Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması. b)Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c)Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın,
tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.
(3)Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir: a)İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması. b)İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi,
bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. c)İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. ç)İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. d)İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması. e)İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. f)İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması.
(4)Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması hâlinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez.
(5)Marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının aşağıda belirtilen biçimlerde kullanılmasını engelleyemez: a)Gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi. b)Malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim veya sunuluş zamanına ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması. c)Özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parça ürünlerinde, malın ya da hizmetin kullanım amacının belirtilmesinin gerekli olduğu hâllerde kullanılması'' hükümlerinin yer aldığı görülmektedir.
SMK'nın 149. maddesi de.
"Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir: a)Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti. b)Muhtemel tecavüzün önlenmesi. c)Tecavüz fiillerinin durdurulması. ç)Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini. d)Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması. e)(d) bendi uyarınca elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması f)Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması,
özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d)bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası. g)Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi" şeklinde düzenleme altına alınmıştır.
Somut olaydaki ihtilaf kapsamında ilk olarak davacının tescilli ''...'' markasının tanınmış marka olup olmadığının tetkik edilmesi gerekmiştir.
Tanınmış markanın ülkemizdeki yasal düzenlemelerde ölçütleri tanımlanmamış ise de tespitinde 1999 yılında "WIPO (World Intellectual Property Organization-Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı) Ortak Tavsiye Kararı" adı altında bazı ölçütler getirilmiş ve bu suretle bir markanın tanınmışlığında kendisinden yararlanılabilecek bazı kriterler oluşturulmuştur. Bu kriterler, bağlayıcı olmamakla birlikte uygulama ve öğretide de genel kabul görmüştür.
Dolayısıyla bu kapsamdaki incelemede; “toplumun ilgili kesiminde markanın tanınma derecesi”, “markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu”, “marka promosyonlarının hedef aldığı coğrafi alan, promosyon süresi ve yoğunluğu”, “markanın tesciller veya tecil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü”, “markanın resmî makamlarca tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları”, “markanın ekonomik değeri” şeklindeki ölçütler nazara alınarak somut olayın niteliğine göre ve sunulan deliller kapsamında inceleme yapılması gerekmiştir.
Somut olay özelinde bakıldığında davacı markasının ülkemizde ve dünyanın birçok ülkesinde tescilli olduğu, ülkemizde ve dünyadaki mevcut ve müstakbel tüketici kitlesi hedeflenerek yüksek düzeyde ve meblağlarda tanıtım ve reklam harcamalarıyla anılan marka için ciddi yatırımlar yapıldığı, bu çerçevede markanın ülkemizde ve dünyanın bir çok ülkesinde tescilli olduğu mal piyasasında yaygın bir dağıtım ve satış ağına sahip olduğu, markanın yoğun kullanımı neticesinde yüksek miktarlarda satış rakamlarına ulaşıldığı,
davacının markası için yapmış olduğu yatırımların ve faaliyetlerin seviyesi, yapıldıkları coğrafi alanın büyüklüğü, tescilli marka olarak korunduğu coğrafi alan ile elde ettiği yüksek satış rakamları ile markanın ciddi bir ekonomik değere ulaştığı, bu itibarla davacının "..." markasının tanınmış marka olduğu anlaşılmıştır.
Yukarıda belirtilen kanuni düzenlenmeler ışığında bir sonraki aşamada SMK'nın 29 ve 7. maddeleri kapsamında davalının eyleminin davacının marka hakkına tecavüz oluşturup oluşturmadığı meselesi tetkik edilmiştir.
Marka hakkına tecavüz iddiası yönünden yapılan incelemede ise inceleme konusu kullanım ve markaların benzerlik derecesi, inceleme konusu marka ve kullanım kapsamında bulunan mal/hizmetlerin benzerlik derecesi, markanın ayırt edici gücünün, tanınmışlığının derecesi, inceleme konusu mal/hizmetlerin tüketicilerinden oluşan ortalama tüketici kitlesinin bilinç ve dikkat düzeyinin esas alınması gerekmiştir.
Bu kapsamda yapılan incelemede tespit edildiği üzere, teknik ve sektörel incelemeleri içerir iki farklı bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan raporlardaki tanınmışlık ve iltibasa yönelik değerlendirmelerin çelişki içermediği gibi dosyası kapsamı ile uyumlu olduğu saptanmakla, hükme esas alınmaya elverişli bulunmuştur. Dosya kapsamında yapılan inceleme neticesinde tespit edildiği üzere; davalının ticaret unvanı ... Elek. İnş. ve Otom. Tic. Ltd.
Şti.” olmasına karşın kısaltılma sureti ile “...” ibaresini ticari faaliyetleri kapsamında kullandığının tespit edildiği, bu kullanımların davacının tanınmış ''...'' markaları ile benzer emtia sınıfları kapsamında kalması sebebiyle ve kullanımların benzer olması sebebiyle, bu durumun nihai tüketiciler/hizmet alıcıları nezdinde gerek malların/hizmetlerin gerekse de müteşebbisinin kaynağı açısından aynı yerden piyasaya sürüldükleri yönünde çağrışım yapabileceği, bu kapsamda davacının tanınmış ''...'' markasının ayırt edici karakterinin zedelendiği,
davacı tanınmışlığından haksız yarar elde edilebileceği ve davacı markasının itibarına zarar verebileceği, ortalama mal/ hizmet alıcılarının, tarafların kaynağının aynı işletme olduğunu veya aralarında idari veya ekonomik bağlılık olduğuna inanabilecekleri bunun da iltibas ihtimali yaratacağı, bu durumun davacının markasının ayırt ediciliğini zedelediği, orta düzeydeki tüketiciler nezdinde karıştırmaya yol açabileceği kanaati oluşmakla.
SMK'nın 29, 7 ve 149. maddeleri gereğince marka hakkına tecavüz istemleri yönünden davanın kabulü ile marka hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi, durdurulmasına, bu kapsamda "..." ibaresinin davalıya ait web sitelerinde, sosyal medya hesaplarında, online satış platformlarında, iş evrakı ve tanıtım vasıtalarında kullanılmasının, mal ve hizmetlerinin bu ibare ile piyasaya sürülmesinin durdurulmasına ve önlenmesine, davalıya ait üzerinde "..." ibaresi yazılı iş evrakı, katalog, ürünlere el konularak hüküm kesinleştiğinde imhasına dâir karar verilmesi gerekmiştir.
Davacı taraf SMK'nın birinci kitabında düzenlenen marka hakkına ilişkin hükümlerin yanı sıra ayrıca TTK'nın haksız rekabet hükümleri gereğince de istemde bulunmuş olup anılı düzenlemelerin kümülatif olarak somut olayda tatbikinin gerekip gerekmediği meselesinin aydınlatılması gerekmiştir.
Bu noktada emsal alınan Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin ... esas, ... karar sayılı ilamı ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin ... esas, ... karar sayılı kararında vurgulandığı üzere.
6762 sayılı mülga TTK’nın 57/5.maddesinde yazılı “Başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya ticaret işletmesiyle iltibaslar meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtalariyle iltibasa meydan verebilecek surette, ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları kullanmak veyahut iltibasa meydan veren malları, durumu bilerek veya bilmiyerek, satışa arz etmek veya şahsi ihtiyaçtan başka her ne sebeple olursa olsun elinde bulundurmak” şeklindeki düzenlemeden yola çıkılarak,
marka hakkına tecavüz eylemleri, hem özel yasa niteliğindeki 556 sayılı Marka KHK’nın 61 ve 9.maddeleri uyarınca, hem de anılı hüküm nedeniyle mülga 6762 sayılı TTK’nın 57/5.maddesi hükümleri doğrultusunda kümülatif olarak korunmakta iken mülga 6762 sayılı TTK’nın 57/5.maddesindeki hüküm, 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren mer’i 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 bendinde yer alan “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak,” şeklinde düzenlenmiş olup, Kanunun gerekçesinde de ifade olunduğu üzere, Kanun Koyucu bilinçli bir şekilde, “ad,
unvan ve marka” kavramlarına yeni düzenlemede yer vermemiş ve buna gerekçe olarak da bu kavramların kendi özel yasası niteliğindeki 556 sayılı Marka KHK, 554 sayılı End. Tasarım KHK ve 555 sayılı Coğrafi İş. KHK ve TTK’nın unvan ile ilgili düzenlemeleriyle korunması gösterilmiş ve bunların bir kez de TTK’nın haksız rekabet hükümleriyle korunmasının gereksiz olduğu ve yorum güçlüklerine yol açacağına vurgu yapılmıştır.
Bu hâli ile markaların kendi özel yasası niteliğindeki 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu hükümleriyle korunması ve 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 maddesindeki düzenleme karşısında, dairenin eski içtihatlarını sürdürme imkanının kalmadığı belirtilmiştir.
Nitekim Türk Borçlar Kanunu'nun sebeplerin yarışması başlıklı 60. maddesi gereğince de bir kişinin sorumluluğu, birden çok sebebe dayandırılabiliyorsa hâkimin, zarar gören aksini istemiş olmadıkça veya kanunda aksi öngörülmedikçe, zarar görene en iyi giderim imkânı sağlayan sorumluluk sebebine göre karar vereceği ifade edilmiştir. Bu gerekçeler ışığında somut olaya bakıldığında; davacı yana en iyi giderim imkanı sağlayan SMK hükümleri kapsamında hukuki koruma sağlanmış olup aynı zamanda haksız rekabete ilişkin hükümlerin kümülatif olarak uygulanmasına yer olmadığı sonucuna varılması gerekmiştir. Bu açıklamalar doğrultusunda haksız rekabet hükümlerine yönelik davacı istemlerinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Son olarak davacı tarafın ticaret unvanına tecavüz iddiasına dayalı talebi yönünden inceleme yapılmış olup istemin kanuni dayanağını oluşturan TTK'nın Ticaret unvanının korunması başlıklı 50. maddesi; ''(1) Usulen tescil ve ilan edilmiş olan ticaret unvanını kullanma hakkı sadece sahibine aittir.'' şeklinde, 52. maddesi; '' (1) Ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması hâlinde hak sahibi, bunun tespitini, yasaklanmasını;
haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat isteyebilir.
Maddi tazminat olarak mahkeme, tecavüz sonucunda mütecavizin elde etmesi mümkün görülen menfaatinin karşılığına da hükmedebilir.(2) Mahkeme, davayı kazanan tarafın istemi üzerine, giderleri aleyhine hüküm verilen kimseye ait olmak üzere, kararın gazete ile yayımlanmasına da karar verebilir.'' şeklinde düzenlenmiş olup anılı yasal düzenlemeler ışığında somut olaya bakıldığında; davalı şirketin ticaret unvanının ...
Ticaret Limited Şirketi olduğu, ticaret unvanında geçen ve ortak ibare olan ''...'' ifadesinin davalı şirket ortaklarının soy isminden kaynaklandığı, şirketin ... ve ... tarafından kurulduğu ve faaliyetine devam ettiği, bu suretle tercih edilen ticaret unvanının tescili ile ticaret unvanının bir bütün halinde ticari dürüstlüğe aykırı kabul edilmesini gerektirecek bir durumunun tespit edilemediği, bu nedenle ticaret unvanına tecavüz istemi yönünden yasal koşulların oluşmadığı anlaşılmıştır.
Tüm bu gerekçeler ışığında; davanın marka hakkına tecavüz talepleri yönünden kabulüne, haksız rekabete ve ticaret unvanına tecavüze yönelik TTK'nın 52. maddesine dayalı istemlerin reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.
Katip ... · ¸e-imzalıdır Hakim ... · ¸e-imzalıdır
İstanbul 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2021/371, K. 2025/78, 26 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama