KÜNYE
T.C. İstanbul 3. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 18 Aralık 2024
- Esas no
- 2022/219 Esas
- Karar no
- 2024/242
- Dava
- Marka Hakkına Tecavüzün ve Haksız Rekabetin Tespiti, Önlenmesi, Durdurulması, Manevi Tazminat
- Dava tarihi
- 05/12/2022
Karar Metni
1.943 kelime·10 dk okuma·5 bölüm
Mahkememizde görülmekte bulunan marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, durdurulması, manevi tazminat talepli davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin "..." markası dışında Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde korunan 1000'den fazla tescilli markası bulunduğunu.
(EK-1: Müvekkili şirkete ait markaların marka tescil belgeleri) zikredilmiş olan tüm markalar gerek Türkiye'de ve gerekse tüm dünyada tanınmış olup cep telefonu, akıllı saatler, bilgisayarlar vb. Pek çok sınıfta tescilli olup oldukları sınıflarda kullanılmakta olduğunu, müvekkiline ait ... markasını meşru bağlantısı, sözleşmesi ve hukuka uygun amacı olmaksızın, tamamen izinsiz ve tecavüz teşkil eder şekilde kullanmakta olduğunu, davalı .... malzeme tarafından "..." adreslerinde, ... ibareli taklit ürünlerin satışını gerçekleştirildiğini,
davalılar bu eylemleriyle taklit ürün satışına sürekli olarak devam ettikleri gibi bu suretle tüketiciyi de yanıltmak ve kandırmaktan çekinmediklerini, Davalı tarafından yapılan, müvekkilinin marka hakkına yönelik tecavüzün ve haksız rekabetin her bir davalı yönünden tespiti, ref'i ve devam edenler yönünden men'ine, tecavüz sebebiyle oluşan maddi zararlara ilişkin dava açma hakkı saklı kalmak kaydıyla, 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline, linklere erişimin engellenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin senelerdir aynı adreste aynı iş kolunda çalışıyor olduğunu, çevresindeki esnaflar ve müşterileri tarafından son derece güvenilir olduğunu, kasıtlı olarak taklit ürün bulundurması ve satışa sunması mümkün olmadığını, mükkilinin iş yerinde genelde 2. El veya ihraç fazlası ürünlerin satışını gerçekleştirmekte, müşteri potansiyelini de bu ürünleri satın alacak orta gelirli insanlar oluşturduğunu, davaya konu edilen ürünler İstanbul'da toptancılardan faturasız olarak ihraç fazlası olarak müvekkili tarafından satın alınmış olduğunu,
müvekkilinin söz konusu ürünlerin taklit ürün olduğunu veya orijinal olmadığını bilmesi mümkün olmadığı gibi, taklit ürün olduklarını bilebilecek durumda olsa asla ukdesinde bulundurmayacağı da şüphesiz olduğunu, davacı, davaya konu olayda ne gibi bir elem, üzüntü içerisinde olabilir ki.
Davacının orijinal marka ürününün satışına engel bir durum, orijinal marka ürünlerini kötüler bir durum, orijinal marka ürünlerinin pazarlanmasında olumsuz bir durum asla söz konusu olmadığından dolayı manevi tazminat talebinin kabulü mümkün olmadığını, müvekkiline yönelik iddialar asılsız olup, davacının tüm taleplerinin reddi ile davanın reddi ile yargılama ve vekalet ücretinin davacının üzerinde bırakılmasına karar verilmesini karar verilmesini talep etmiştir.
CEVABA CEVAP
Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde; davalının sattığı ürünlerin sahteliği bilirkişi raporuyla tespit edildiğini, davalı basiretli bir satıcı olarak sattığı ürünlerin niteliğini bilmesi gerektiğini.
Davalı, kendisinin ikinci el ve ihraç fazlası ürünlerin satışını gerçekleştirdiğini, dava konusu ürünleri de toptancılardan faturasız şekilde ve ihraç fazlası olarak satın aldığını, ürünlerin taklit olduğunu bilmediği ve bilmesinin de mümkün olmadığını belirttiğini, bu iddialar hayatın olağan akışı içerisinde kabul edilebilir olmadığını, davalının cevap dilekçesinde aynen "...Öncelikle, müvekkilim senelerdir aynı adreste aynı iş kolunda çalışıyor olup, çevresindeki esnaflar ve müşterileri tarafından son derece güvenilir olup..." şeklinde belirtildiği üzere kendisi meslekte yılların getirdiği bilgi birikime sahip olduğunu,
marka hakkı ihlal edilen hak sahibinin manevi tazminat talebinde bulunabileceği gerek 6769 sayılı sınai mülkiyet kanunu gerekse yerleşik yargıtay içtihatlarıyla sabit olduğunu, diğer bir yandan ... 3. Fikir ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ...
Değişik İş dosyası ile ihtiyati tedbir uygulanan ve bu davanın konusunu oluşturan davalı yandan el konulan ürünler yediemin deposuna teslim edildiğini, bu kapsamda yapılan yediemin ücretinin de davalı yana yükletilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE
Dava; marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, durdurulması, 5000-TL manevi tazminat ile hükmün ilanı istemlerine ilişkindir. Davacı tarafça delil olarak davacı şirkete ait marka tescil belgeleri, mahkememizin 2022/147 D.İş sayılı dosyası, satış kayıtları, yediemin ücretine ilişkin makbuzları, emsal mahkeme kararları, haciz tutanağı, davalı ticari defterlerine dayanıldığı görülmüştür. Mahkememizin 2022/147 D.İş esas sayılı dosyası fiziken dosyamız arasına alınmıştır.
HMK'nın 266. maddesi kapsamında uyuşmazlığın çözümünün hukuk dışında, özel ve teknik bilgiyi gerektirmesi nedeni ile bilirkişilerin oy ve görüşünün alınmasına karar verilmiş olup bu suretle görevlendirilen marka vekili Murat Dikmen ve elektrik elektronik mühendisi ...'ın 28/05/2024 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında özetle;
yargılamaya konu orijinal ve taklit olduğu iddia olunan ürünler arasında karşılaştırmalı bir inceleme yapılmış, yukarıda tespitleri yapılan ve mikroskop kullanılmak kaydı ile ürünlerin baskı kaliteleri, yazı puntoları arasındaki farklar, yine hassas terazi marifetiyle belirlenen ürünlerin ağırlık farkları doğrultusunda, dava konusu ürünlerin 2.el ürün olarak kabul edilemeyeceği,
taklit ürün oldukları ayrıca tüketici güvenliğini düşük taklit bu ürünlerin perakende biçimde satışa sunulmasının SMK 29/1 maddesi gereğince marka hakkına tecavüz oluşturacağı ve ayrıca TTK 55/1-a-4 maddesi anlamında haksız rekabet oluşturacağının sonuç ve kanaatine varıldığı anlaşılmıştır. Bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiş olup herhangi bir itirazın ileri sürülmediği tespit edilmiştir.
Huzurdaki davada; davacının ''...'' ibareli marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, durdurulması ile manevi tazminat ve hükmün ilanı istemleri mevcut olup davalı tarafın ürünlerin taklit olup olmadığını bilmediğini savunduğu görülmekle, somut olaydaki uyuşmazlığın; davacı adına tescilli markaları ihtiva eden orijinal olmayan ürünleri satışa sunmak sureti ile davalının davacının marka hakkına tecavüz teşkil edip etmediği, bu suretle Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 7 ve 29. maddeleri kapsamında davacının marka hakkına tecavüz olup olmadığı, manevi tazminat istemi yönünden yasal koşulların oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı saptanmıştır.
Dava tarihi itibari ile yürürlükte olmakla uygulanması gereken 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 29. maddesinde marka hakkına tecavüz sayılan fiiller sayılmış olup (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır:
a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.
b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.
c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.
ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.'' olarak belirtilmiştir.
SMK'nın 149. maddesi de.
"Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir: a)Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti. b)Muhtemel tecavüzün önlenmesi. c)Tecavüz fiillerinin durdurulması. ç)Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini. d)Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması. e)(d) bendi uyarınca elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması f)Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması,
özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d)bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası. g)Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi" şeklinde düzenleme altına alınmıştır.
Anılı yasal düzenlemeler ışığında somut olaya bakıldığında; değişik iş dosyası ve mahkememizce esas dosyası kapsamında alınan bilirkişi raporları arasında çelişki oluşmadığı ve taraflarca itiraza uğramadığı, davacı adına tescilli marka yönünden davalının tecavüz teşkil eden eylemlerinin saptandığı ve bu yöndeki tespitlerde herhangi bir çelişkinin bulunmadığı, davacıya ait tescilli “...” markasının ürünler üzerinde aynen kullanıldığı, ürünlerin sahte olduklarının belirlendiği,
yargılamaya konu orijinal ve taklit olduğu iddia olunan ürünler arasında karşılaştırmalı bir inceleme yapıldığında mikroskop kullanılmak kaydı ile ürünlerin baskı kaliteleri, yazı puntoları arasındaki farklar, hassas terazi marifetiyle belirlenen ürünlerin ağırlık farkları doğrultusunda, dava konusu ürünlerin 2.el ürün olarak kabul edilemeyeceği, taklit ürün oldukları, davacı adına tescilli markaların taklit edildiği ürünler üzerinde kullanılmasının SMK'nın 29/1-c hükmünün ihlali olması nedeni ile davacının marka hakkına tecavüzün mevcut olduğu saptanmıştır.
Bu nedenlerle SMK'nın 149. maddesi gereğince, davalı yanın davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, tecavüzün önlenmesine, durdurulmasına, HMK'nın 149/1-g maddesi gereğince karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de en yüksek tiraja sahip ilk 5 gazeteden birinde bir kez ilanına karar verilmesi gerekmiştir.
Kabul edilen hukuksal olgu karşısında bir sonraki aşamada davacının manevi tazminat talebi tetkik edilmiş olup davacı markalarının tescilli olduğu süre, markaların tanınmışlık derecesi, markaların kullanıldığı süre dikkate alınarak eylem ve kusur derecesine göre 5.000-TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
Davacı taraf SMK'nın birinci kitabında düzenlenen marka hakkına ilişkin hükümlerin yanı sıra ayrıca TTK'nın haksız rekabet hükümleri gereğince de istemde bulunmuş olup anılı düzenlemelerin kümülatif olarak somut olayda tatbikinin gerekip gerekmediği meselesinin aydınlatılması gerekmiştir.
Bu noktada emsal alınan Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin ... esas, ...karar sayılı ilamı ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin ... esas, ... karar sayılı kararında vurgulandığı üzere.
6762 sayılı mülga TTK’nın 57/5.maddesinde yazılı “Başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya ticaret işletmesiyle iltibaslar meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtalariyle iltibasa meydan verebilecek surette, ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları kullanmak veyahut iltibasa meydan veren malları, durumu bilerek veya bilmiyerek, satışa arz etmek veya şahsi ihtiyaçtan başka her ne sebeple olursa olsun elinde bulundurmak” şeklindeki düzenlemeden yola çıkılarak,
marka hakkına tecavüz eylemleri, hem özel yasa niteliğindeki 556 sayılı Marka KHK’nın 61 ve 9.maddeleri uyarınca, hem de anılı hüküm nedeniyle mülga 6762 sayılı TTK’nın 57/5.maddesi hükümleri doğrultusunda kümülatif olarak korunmakta iken mülga 6762 sayılı TTK’nın 57/5.maddesindeki hüküm, 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren mer’i 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 bendinde yer alan “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak,” şeklinde düzenlenmiş olup, Kanunun gerekçesinde de ifade olunduğu üzere, Kanun Koyucu bilinçli bir şekilde, “ad,
unvan ve marka” kavramlarına yeni düzenlemede yer vermemiş ve buna gerekçe olarak da bu kavramların kendi özel yasası niteliğindeki 556 sayılı Marka KHK, 554 sayılı End. Tasarım KHK ve 555 sayılı Coğrafi İş. KHK ve TTK’nın unvan ile ilgili düzenlemeleriyle korunması gösterilmiş ve bunların bir kez de TTK’nın haksız rekabet hükümleriyle korunmasının gereksiz olduğu ve yorum güçlüklerine yol açacağına vurgu yapılmıştır.
Bu hâli ile markaların kendi özel yasası niteliğindeki 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu hükümleriyle korunması ve 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 maddesindeki düzenleme karşısında, dairenin eski içtihatlarını sürdürme imkanının kalmadığı belirtilmiştir.
Nitekim Türk Borçlar Kanunu'nun sebeplerin yarışması başlıklı 60. maddesi gereğince de bir kişinin sorumluluğu, birden çok sebebe dayandırılabiliyorsa hâkimin, zarar gören aksini istemiş olmadıkça veya kanunda aksi öngörülmedikçe, zarar görene en iyi giderim imkânı sağlayan sorumluluk sebebine göre karar vereceği ifade edilmiştir. Bu gerekçeler ışığında somut olaya bakıldığında; davacı yana en iyi giderim imkanı sağlayan SMK hükümleri kapsamında hukuki koruma sağlanmış olup aynı zamanda haksız rekabete ilişkin hükümlerin kümülatif olarak uygulanmasına yer olmadığı sonucuna varılması gerekmiştir. Bu açıklamalar doğrultusunda haksız rekabet hükümlerine yönelik davacı isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Katip ... · ¸e-imzalıdır Hakim ... · ¸e-imzalıdır
İstanbul 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2022/219, K. 2024/242, 18 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama