KÜNYE
T.C. İstanbul 3. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 18 Aralık 2024
- Esas no
- 2024/57 Esas
- Karar no
- 2024/234
- Dava
- Tespit, Maddi ve Manevi Tazminat
- Dava tarihi
- 27/03/2024
Karar Metni
1.425 kelime·7 dk okuma·6 bölüm
Mahkememizde görülmekte bulunan Tespit, Maddi ve Manevi Tazminat davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin arı, bal, propolis ve arı ürünleri üreten satış ve pazarlamasını yapan bir şirkett olduğunu, söz konusu ürünler ilgili yetkili mercilerce onaylanmış sağlık kontrolünden geçirilmiş ve bu yönde üretimi satışı yapılan bir şirket olduğunu, davacı şirket online olarak da ürünlerinin satış ve pazarlamasını gerçekleştirdiğini, sosyal medya kullanıcısı davalı ... aşağıda belirtilen sosyal medya hesap ve sayfalarından müvekkiline ait ürünleri kötülemiş, yalan beyanlarda bulunduğuru,
müvekkili şirket nezdinde bilimsel verilere dayanmaksızın sadece"..." web sitesinde ürünlerinin yer aldığı gerekçesiyle gerçek dışı beyan ve sınıflandırmalarda bulunması kabul edilemez olduğu Sağlık Bakanlığı onayı ile birlikte piyasaya sürülmüş olan söz konusu ürünlerin denetimi vb diğer işlemleri kanun ve hukuka uygun olmakla birlikte sağlık açısından faydalı ürünler olduğunu, ancak yapılan bu kötüleme ve karalama kampanyası müvekkili şirketin itibarına ve ürettiği ürünlere olan güvenin sarsılmasına ve ticari kazanç kaybına neden olduğunu,
söz konusu davalının sosyal medya üzerindeki blog - site sayfalarında iddia ettiği fiil ile gerçekler uyuşmadığını, marka ve ürünlerle ilgili yapılan karalamalar şirketin aleyhine pek çok sonuç doğurabileceğinden aşağıda isim ve internet üzerinden paylaşılan ve sosyal medya üzerinden ... "..." hesabı kullanıcı ismi ile çeşitli paylaşımlarla birlikte müvekkili şirketi açıkça ismini kullanarak ürünlerin görsellerini paylaşarak ürünlerini kötülemekte olduğu ve hiçbir dayanağı bulunmayan söylemlerle birlikte müvekkili şirket aleyhine yorum yaparak şirketin zarar görmesine neden olduğunu,
müvekkili şirketin ürün resimlerini paylaşarak ve T.C Tarım ve Orman Bakanlığını yapmış olduğu yoruma etiketleyerek müvekkili şirkete ait ürünlerine karşı karalama kampanyası yaptığını, Marka ve ürünlerle ilgili yapılan karalamalar şirketin aleyhine pek çok sonuç doğurabileceğinden paylaşılan ve hesabı verilen bu sosyal medya hesabının ve paylaşımlarının denetim altına alınarak erişimlerinin engellenmesine ve gerçek dışı iddialar sebebiyle uğranılan maddi ve manevi zararların tazminine karar verilmesini, ... adlı kişinin yukarıda belirtilen internet sitelerinde devam eden yayınların tedbiren durdurulmasını,
ticari itibara yukarıda belirtilen gibi saldırı yapıldığının tespitiyle yayından kaldırılmasını, müvekkili şirketin ticari hayatta itibarsızlaştırılarak uğratılan zararın tazmini amacıyla davalı aleyhine maddi ve manevi tazminata hükmedilmesini, mahkeme masrafı ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili, ... markası ile hiçbir sorunu olmadan geçmişte zaman zaman ürünlerini alıp kullanmış ve bir kadın girişimcinin markası olması sebebiyle her zaman takdirle ...markasını takip etmiş olduğunu, davacı tarafından müvekkiline satılan ürünün insan sağlığı açısından tehlike arz etmesi üzerine müvekkili davacı tarafından dava dilekçesinde belirtilen sosyal medya yorumlarını yapma ihtiyacı hissetmiş olduğunu, müvekkilinin bu yorumları yapmasındaki esas amacı hiçbir şekilde davacı şirketin ticari hayatını zedelemek suretiyle zarara uğratmak değil,
bu ürünü kullanacak vatandaşların ürün içeriğinde doğru bilgiye sahip olma bilinci ile ürünü kullanmalarını sağlamak istenmesi gerektiğini, tespit edilen ve ürün içeriğinde tamamen farklılık yaratan bu husus insan hayatı bakımından da son derece önem arz eden bir noktada olduğunu, müvekkilinin yapmış olduğu yorumlar tamamen bilimsel araştırma ve kamu üniversitelerinde yayımlanan bilimsel makalelere dayandığını bu nedenle haksız açılan davanın reddi ile vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVABA CEVAP
Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin uzun yıllardır arı ürünleri ve arıcılık alanında faaliyet göstermekte olduğunu, tüm ürünleri Sağlık Bakanlığı ve Tarım Bakanlığınca yapılan test/ uygun raporlarının sonucunda üretilip satışa çıktığını, müvekkili şirketin resmi web sayfasından da görülebilecek ürünlere ait analiz raporları bulunduğunu, davalı tarafın kesin ve somut bir rapor ve tespiti olmaksızın sosyal medyada müvekkil şirketi itibarsızlaştırma gayesi ile vatandaşları sosyal medya kullanıcılarını yanlış bilgilendirmekte olduğunu, davalı taraf hekim- gıda mühendisi-ziraat mühendisi veya bilim insanı olduğunu,
sosyal medyada müvekkili şirket aleyhine yapılan yorum ve değerlendirmeler bilimsel konu ve verilere ilişkin olduğunu , gerçekliği ve geçerliliği ancak uzman bilirkişi marifetiyle tespit edilebileceği, dava konusu yorum ve iddialar sebebiyle müvekkili şirketin maddi zararı oluştuğu ve şirketin itibarının zedelenmeye çalışıldığının ortada olduğunu beyan etmiştir.
İKİNCİ CEVAP
Davalı vekili ikinci cevap dilekçesinde özetle; davacının, taraflarınca sunmuş oldukları ... analiz raporunun içeriğine dair bilimsel açıklamalar yapamadığını, tamamen asılsız ve iyi niyetten yoksun iddialarda bulunduğunu, davacının iddia ettiği üzere dayanıksız yorumlamalar da söz konusu olmadığını, müvekkili paylaştığı içeriklerde tamamen bilimsel makalelere dayandığını, bu durumda açılan haksız ve mesnetsiz davanın da reddedilmesi gerektiğini davanın reddedilmesi gerektiği beyanında bulunmuştur.
DELİLLER VE GEREKÇE
Dava; davacının ... markalı ürünlerinin yanlış, yanıltıcı açıklamalarla davalı tarafça kötülendiği iddiasına dayalı olarak haksız rekabetin tespiti ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Davacıya ait ... markası ve ... ürünü hakkındaki kayıtları Tarım Orman Bakanlığından celp edilmiştir. Davacı ürününe ait analiz rapor ve kayıtları ... Kurumu Başkanlığından celp edilmiştir. Davacı tarafça satış kayıtları, şirket kayıtlar, ürün analizleri, laboratuvar sonuçları ilişkin delillerin ibraz edildiği görülmüştür.
Hukukun uygulanması başlıklı 6100 sayılı HMK'nın 33. maddesi uyarınca hâkim, Türk hukukunu resen uygulamakla yükümlüdür. Dolayısıyla bir davada olayları belirtmek ve açıklamak taraflara, hukuki nitelendirme ise hâkime aittir. Bu nedenle tarafların hukuki nitelendirmeyi doğru yapmak zorunluluğu yoktur. Başka bir ifade ile hâkim, bildirilen hukuki sebeplerle bağlı olmayıp, hukuki sebebi kendiliğinden bulup uygulamakla sorumludur.
İşbu yasal düzenleme ışığında taraf dilekçelerinde yazılı maddi vakıalar tetkik edildiğinde; davacı tarafın iddiasının, kendisine ait olan ...markalı ürünleri hakkında davalı asilin yanlış, yanıltıcı açıklamalarla kötülediği ve böylece ticari itibarının zedelendiği, bu durumun haksız ve hukuka aykırı olduğu iddiasına dayalı olarak haksız eylemin tespiti ile maddi ve manevi tazminat istemlerinin bulunduğu saptanmıştır.
Her ne kadar dilekçe başlığında marka hakkına ihlalin tespiti yazılmış ise de içeriğinde marka hakkına ihlal teşkil ettiği iddia edilen herhangi bir maddi vakıaya dayanılmadığı, dilekçeler içeriğinde açıklama yapılan olayların Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 54 ve 55/1-a-1. vd maddelerine dayalı haksız rekabet hukuki sebeplerine ait olduğu anlaşılmıştır.
Bu hâli ile somut olaydaki uyuşmazlığın; davalının davaya konu beyanlarının gerçeğe aykırı olup olmadığı ve davalının ticari itibarını zedeleme kastı ile paylaşılıp paylaşılmadığı, davalının propolis ürünlerde alkol içeriğini sorgulayan yorumlarının bilimsel makalelerden elde etmiş olduğu bilgilere dayalı olup olmadığı, davalının davacının ürünlerini kötülemek suretiyle, ürünleri açıkça ve doğrudan hedef göstererek davacı şirketin ticari itibarını zedeleyip zedelemediği, ticari itibarının zedelenmesi iddiasına dayalı olarak davacının maddi ve manevi zarara uğrayıp uğramadığı,
uğramış ise talep edilmesi mümkün tazminat miktarının tespiti noktasında toplandığı anlaşılmıştır.
6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115 maddeleri gereğince görev hususu; kamu düzenine ilişkin dava şartlarından olmakla, mahkememizce davanın her aşamasında resen nazara alınması gerektiğinden dava dosyası öncelikle görev noktasında incelenmiştir. Bu kapsamda yapılan tetkik neticesinde.
TTK'nın 4. maddesi kapsamında ticari davalar; '' Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; a) Bu Kanunda, b) Türk Medeni Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ila 969 uncu maddelerinde, c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ila 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ila 519,
komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ila 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ila 554, havale hakkındaki 555 ila 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ila 580 inci maddelerinde, d) Fikri mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır.
Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır.'' şeklinde tanımlanmış olup davacı tarafın iddiayı ileri sürüş şekli itibari ile davanın TTK'nın 54 vd. maddeleri kapsamında yer alan haksız rekabet hukuki sebeplerine dayalı olmakla ticaret mahkemelerinin görev kurallarını düzenleyen TTK'nın 4/1(a) maddesi uyarınca eldeki davanın mutlak ticari davalardan olduğu, tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın ticaret mahkemelerinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği anlaşılmakla.
HMK'nın 114/1-c ve HMK'nın 115/2 maddesi uyarınca davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
Katip · ¸e-imzalıdır Hakim · ¸e-imzalıdır
İstanbul 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2024/57, K. 2024/234, 18 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama