KÜNYE
T.C. İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 22 Nisan 2025
- Esas no
- 2024/617 Esas
- Karar no
- 2025/301
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 17/10/2024
Karar Metni
1.282 kelime·6 dk okuma·3 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili 17/10/2024 tarihli dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında davalı tarafından müvekkile paslanmaz konik bayrak direği ürünlerinin temini ve buna karşılık belirli bir bedelin davalı/borçluya ödenmesine yönelik bir anlaşma yapıldığını, söz konusu anlaşmaya göre davalı ... Tic.
A.Ş., belirlenen paslanmaz konik bayrak direği ürünlerini temin edecek akabinde ise müvekkil ürünlerin bedeline karşılık gelen ödemeyi gerçekleştireceğini, paslanmaz konik bayrak direği ürünlerinin davalı tarafından temin edilmesinden önce davacı tarafından 144.000,00-TL avans ödemesi yapılmış buna karşın anlaşılan paslanmaz konik bayrak direği ürünlerinin temini davalı tarafından gerçekleştirilmediğini, anlaşmaya göre belirlenen ürünlerin teslim edilmeme ihtimaline binaen;
davalı tarafından davacıya, 48.000,00-TL bedel ile 3 adet ,davacı tarafından ödenen avas ödemesine karşılık gelen tutar olan toplamda 144.000,00-TL, emre yazılı senet verildiğini, söz konusu maddi zararın tanzimi için davacı tarafından ...
10. Noterliği'nden, ... tarihinde, ... yevmiye numarası ile anlaşılan ürünlerin zamanında teslim edilmemesi/sözleşme gereği edimlerin yerine getirilmemesi sebebiyle taraflar arasında bulunan sözleşmenin feshedildiğini, davacının davalı yapılmış olan 144.000,00-TL avans ödemesinin ve 22/02/2024 tarihinden itibaren işbu tutara işlemiş olan avans faizinin iadesi talebi ile borçlu tarafa ihtar çekilmiştir. Akabinde ise ...
26. İcra Müdürlüğü ...E. sayılı dosyası ile davalı tarafa toplam cari alacağı olan 180.820,00-TL asıl alacak ve işlemiş faiz için ilamsız icra takibi başlatıldığını, dava konusu icra takibi 26.08.2024 tarihinde, ... 26. İcra Müdürlüğü ...
E. Sayılı dosyası ile ilamsız takip başlatılmış olup 05.09.2024 tarihinde davalı tarafından borcu olmadığı gerekçesiyle kötüniyetli olarak borca itiraz edildiğini, açıklanan bu nedenlerle; ihtiyati haciz taleplerinin kabulüne, davalı tarafından, faiz ve masraflar hariç asıl alacak 144.000,00-TL ve 36.820,00-TL Asıl Alacağa İşlemiş Avans Faizi ’nin tahsiline yönelik başlatılan ... 26. İcra Müdürlüğü ...
Esas sayılı icra takibine yapılan itirazın iptaline, davalı tarafın itirazı nedeniyle duran icra takibinin devamına ve değişen oranlarda reeskont faiz işletilmesine, söz konusu itirazın kötü niyetli ve takibi sürüncemede bırakmaya yönelik olması nedeniyle alacağın asgari %50’si oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı tarafa dava dilekçesi ve duruşmaya davet tutanağının usulüne uygun tebliğ edildiği, davalı tarafça cevap dilekçesi sunulmadığı anlaşıldı.
DELİLLER
... 26. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası, BA/BS formları, Ticaret Sicil Kayıtları, ... yazı cevabı, Arabuluculuk Anlaşamama Tutanağı, taraf beyanları ve tüm dosya kapsamı.
GEREKÇE
Dava, sözleşmeye aykırılık nedeni ile ödenen bedelin iadesi amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasıdır.
Huzurdaki davada taraflar arasında yazılı sözleşme olmaksızın davalıdan mal alımı yönünde anlaşıldığı, bedelin denmesine rağmen malların teslim edlmediği iddia edilmiş, davalı yanca malların teslim edilmemesi ve uyuşmazlığın bu ilişkiden kaynaklı alacağa dayandığı anlaşılmaktadır.
Delillerin davayı etkileyecek çekişmeli hususlarda gösterileceği ve ispat faaliyetinin çekişmeli vakıalar için söz konusu olduğu hususu göz önünde bulundurulmalıdır ( 6100 sayılı HMK m.187/1). TMK 6. maddesinde; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." denilmiştir. HMK'nun "İspat yükü" başlıklı 190. maddesinde ise bu düzenlemeye paralel bir düzenleme getirilmiştir. Anılan maddede "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." denilmiştir.
İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Kendisine ispat yükünün düştüğü taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır.
Somut olayda, davacı yan anlaşma kapsamında satın alınan hizmet bedelinin davalı yana banka yoluyla ödediğini iddia etmiş, davalı yan beyan dilekçesi ile yapılan ödemenin davacı yana banka havalesi yoluyla iade edildiği belirtilmiştir. Bu durumda ödemenin davacı yanca yapıldığı kabul edilmekle, bedelin iade edildiği hususunda ispat yükünün davalı yanda olduğu anlaşılmaktadır.
Huzurdaki dava da davacı yanca paranın ödendiği ve davalı yanca malların teslim edilip edilmediği ve bedelin davalı yanca iade edilip edilmedi noktasında toplandığı görülmekle uyuşmazlığın, havalenin Türk Hukukundaki karşılığı ile davanın çözüme kavuşturulması gerekeceği anlaşılmaktadır. Havalenin tanımı Türk Borçlar Kanunu'nun 555. Maddesinde yapılmıştır. Bu tanıma göre.
"Havale, havale edenin, kendi hesabına, para, kıymetli evrak ya da diğer bir mislî eşyayı havale alıcısına vermek üzere havale ödeyicisini; bunları kendi adına kabul etmek üzere havale alıcısını yetkili kıldığı bir hukuki işlemdir." Kanundaki bu tanımdan, havalenin kural olarak ve yalnızca bir borç ödeme vasıtası olduğu anlamı çıkmamaktadır. Havale, ayrıca bir hukuki işlemdir. TBK'nun 556/1. Maddesinde.
"Havale, havale edenin havale alıcısına olan borcunun ifası amacıyla yapılıyorsa,..." denilmek suretiyle, havalenin borcun ifası amacıyla yapılmasını bir istisna olarak kabul etmiş, bu amaçla yapılan havalenin hukuki sonuçları ayrıca açıklanmıştır.
Kanundaki bu tanımlamada havale bir "hukuki işlem" olarak kabul edildiğine göre, bunun borç olarak mı verildiği, yoksa borcun ödenmesi amacıyla mı yapıldığının HMK'nun 190. maddesindeki ilkelere göre ilgili tarafça kanıtlanması gerektiği de muhakkaktır.
Uygulamada havale, çoğunlukla, farklı ve uzak mekanlarda bulunan kişiler arasında yapılmakta olup; dolayısıyla havale yapanın, havalenin borç olarak yapıldığını ispata elverişli yazılı delilleri (senet, bono, çek. vs.) temin etme imkanı ortadan kalkmaktadır. Bu durumda havaleye, (yaygın uygulamada banka dekontuna) havalenin borç ödemesi dışında yapıldığı anlamını ortadan kaldıracak herhangi bir açıklamanın yazılması halinde, havalenin artık borç olarak verildiği, havalenin borç ödemesi için yapıldığının ispat külfetinin havaleyi kabul eden tarafa ait olduğu kabul edilmektedir. Nitekim Türk Borçlar Kanunu'nunda dekonta hangi kelimenin, cümlenin veya ifadenin yazılması halinde, havalenin borç olarak gönderildiğinin kabul edileceğine ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır.
Yukarıda da değinildiği üzere davacı yanca ödemelerin iş avansı olarak yapıldığı, davalı yanca paranın iade edilmediği ve malların teslim edildiğine yönelik savunma da olmadığı, ilgili havale işleminin sipariş formuna uygun olarak yapıldığı, aksi yönde başkaca delil ya da savunma olmadığı anlaşılmakla davanın asıl alacak yönünden kabulü gerekmiştir. Ancak usulüne uygun olarak ihtar tebliğ edilmediğinden işlemiş faiz talebinin reddi gerekmiştir.
Davalının icra takibine haksız yere itirazda bulunması, alacağın faturadan kaynaklı olması sebebiyle likit olması nedeni ile kabul edilen alacağın % 20 oranında icra inkar tazminatının (İİK md.67/2) davalıdan tahsilde tekerrür olmamak üzere alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip · ¸e-imzalıdır Hakim · ¸e-imzalıdır
İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/617, K. 2025/301, 22 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama