KÜNYE
T.C. İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 7 Kasım 2025
- Esas no
- 2025/199 Esas
- Karar no
- 2025/743
- Dava
- 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan (İtirazın İptali
- Dava tarihi
- 03/10/2024
Karar Metni
1.174 kelime·6 dk okuma·4 bölüm
... 8. Tüketici Mahkemesi'nin ... E., ...K. Sayılı görevsizlik kararı ile dosyasnın Mahkememiz ...Esas sırasına kaydının yapıldığı ve ... E., ... K. Sayılı gönderme kararı ile dosyanın ... 9. Asliye Ticaret Mahkemesine tevzi edildiği, ... 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... E., ...K. Sayılı kararı ile Mahkememize tevzi edilen ve Mahkememizde görülmekte olan 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... isimli internet platformunda ... diye bilinen sistemde yatırım vaadiyle kandırıldığını, gerçekte var olmayan ...'te yatırım yapmak için davacı müvekkili, paravan olarak kullanılan davalı borçlu ...'ne para havale edildiğini, dolandırıcılığı yapan ... firması diye bir firmanın aslında olmayışı sebebiyle dolandırılan müvekkili için sermayenin geri elde edilmesinin imkansız olduğunu,
bu sebeple davacı müvekkili SPK lisansının dahi olmadığını tamamen hayal ürünü bir ... firması ...'e değil de banka hesaplarını kullandırmak suretiyle yasadışı oluşumlara aracılık eden davalı borçlu ... ve yetkilisi ...'e ... 22. İcra Dairesi'nin ...
Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibine başlatıldığını, davalılara örnek no:7 ödeme emrinin gönderildiğini, davalı borçlular kötü niyetli olarak icra müdürlüğüne 03.05.2024 tarihinde verdikleri dilekçe ile borca, faize ve ferilerine itiraz ettiğini, bunun üzerine söz konusu takip ... 22. İcra Müdürlüğü tarafından durdurulduğunu, takibe yapılan itirazın haksız olduğunu, bu nedenlerle davanın kabulüne, davalı tarafların ...
22. İcra Dairesi'nin ...esas sayılı takip dosyasına ilişkin itirazlarının iptaline ve takibin devamına, davalı icra takibine kötüniyetli olarak itiraz ettiğinden alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkumiyetine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraflar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı tarafa dava dilekçesinin usulüne uygun tebliğ edilmesine rağmen davalı tarafından süresi içerisinde ve sonrasında cevap dilekçesinin sunulmadığı anlaşılmıştır.
DELİLLER
... 22. İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı dosyası, Ticaret Sicil Müdürlüğü yazı cevabı, Arabuluculuk Anlaşamama Tutanağı ve tüm dosya kapsamı.
GEREKÇE
Dava, yatırım sözleşmesi kapsamında yapılan ödemenin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasıdır.
6502 sayılı kanunun yürürlüğe girmesiyle birlikte bir kısım finansal işlemler bu kanunda düzenlenmiş ise de.
Yargıtay HGK'nın ...esas, ... karar ve 16.05.2018 tarihli ilamından itibaren; "...davacının hizmeti davalı yatırım şirketinden finansal işlemler için aldığı, hizmetin alınma amacının öncelikle göz önünde bulundurulması gerektiği, davacının bu ticari amacı karşısında tüketici sayılmasının mümkün olmadığına ve görevli mahkemenin ticaret mahkemesi olduğuna karar verilmiştir.
Gerçekten de kaldıraçlı işlemleri konu alan ... piyasasında yapılan işlemler finansal okur yazarlık gerektiren yatırım işlemleri olduğu gibi kaldıraçlı bir piyasa olan ..."nın yüksek kazanca karşılık yüksek kayıp riskine de içerdiği, giderek,
davalın bu piyasada yatırım yaparak yüksek kayıp riskini göze almak suretiyle ticari kar elde etmek gayesini gütmekte, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket etmesi gereken tüketici tanımına uymamakta, yüksek kayıp riskini içeren işlemler yapılması nedeniyle tüketici yasası ile korunmak istenen hukuksal yarar ile bağdaşmamakta ve sözleşmede genel müşteri olarak nitelendirilse dahi, tüketici olarak kabulü mümkün olmadığı," yönünde gelişmiştir.
Her ne kadar davacı somut olarak bu hizmeti alamamış ise de bu amaçla hareket ettiği anlaşıldığından ve bu yönde verilen kararlarda istikrar sağlanmış olduğundan Mahkememizin görevli olduğu anlaşılmaktadır.
Huzurdaki davada taraflar arasında yazılı sözleşme olmaksızın davacının davalıdan ... hizmeti almak amacıyla davalı şirket hesabına para yatırıldığı, taraflar arasındaki yazışmalarda da davalı şirket tarafından bu yönde hizmet verildiği, ancak davalı şirketin SPK lisansı olmaksızın bu paraları hesabına aldığı görülmektedir.
Davacı yanca gönderilen paranın ... işlemi amacıyla gönderildiği, davalı şirket yetkili davalının ise yapılan ödemenin hangi amaçla yapıldığını bilmediğini beyan ettiği görülmekle uyuşmazlığın, havalenin Türk Hukukundaki karşılığı ile davanın çözüme kavuşturulması gerekeceği anlaşılmaktadır. Havalenin tanımı Türk Borçlar Kanunu'nun 555. Maddesinde yapılmıştır. Bu tanıma göre.
"Havale, havale edenin, kendi hesabına, para, kıymetli evrak ya da diğer bir mislî eşyayı havale alıcısına vermek üzere havale ödeyicisini; bunları kendi adına kabul etmek üzere havale alıcısını yetkili kıldığı bir hukuki işlemdir." Kanundaki bu tanımdan, havalenin kural olarak ve yalnızca bir borç ödeme vasıtası olduğu anlamı çıkmamaktadır. Havale, ayrıca bir hukuki işlemdir. TBK'nun 556/1. Maddesinde.
"Havale, havale edenin havale alıcısına olan borcunun ifası amacıyla yapılıyorsa,..." denilmek suretiyle, havalenin borcun ifası amacıyla yapılmasını bir istisna olarak kabul etmiş, bu amaçla yapılan havalenin hukuki sonuçları ayrıca açıklanmıştır.
Kanundaki bu tanımlamada havale bir "hukuki işlem" olarak kabul edildiğine göre, bunun borç olarak mı verildiği, yoksa borcun ödenmesi amacıyla mı yapıldığının HMK'nun 190. maddesindeki ilkelere göre ilgili tarafça kanıtlanması gerektiği de muhakkaktır.
Uygulamada havale, çoğunlukla, farklı ve uzak mekanlarda bulunan kişiler arasında yapılmakta olup; dolayısıyla havale yapanın, havalenin borç olarak yapıldığını ispata elverişli yazılı delilleri (senet, bono, çek. vs.) temin etme imkanı ortadan kalkmaktadır. Bu durumda havaleye, (yaygın uygulamada banka dekontuna) havalenin borç ödemesi dışında yapıldığı anlamını ortadan kaldıracak herhangi bir açıklamanın yazılması halinde, havalenin artık borç olarak verildiği, havalenin borç ödemesi için yapıldığının ispat külfetinin havaleyi kabul eden tarafa ait olduğu kabul edilmektedir. Nitekim Türk Borçlar Kanunu'nunda dekonta hangi kelimenin, cümlenin veya ifadenin yazılması halinde, havalenin borç olarak gönderildiğinin kabul edileceğine ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır.
Yukarıda da değinildiği üzere davacı yanca ödemelerin davalı şirkete ... işlemi için yapıldığı, davalı yanca paranın iade edilmediği ve aksi yönde başkaca delil ya da savunma olmadığı anlaşılmakla davanın davalı şirket yönünden kabulü gerekmiş, ancak davalı gerçek kişinin şirket yetkili olması şahsi sorumluluğunu doğurmayacağı ve yapılan bu işlemler yönünden doğrudan irtibatının olduğu anlaşılamadığından husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Davalı şirketin icra takibine haksız yere itirazda bulunması, alacağın banka havalaesinden kaynaklı olması sebebiyle likit olması nedeni ile kabul edilen alacağın % 20 oranında icra inkar tazminatının (İİK md.67/2) davalı şirketten tahsilde tekerrür olmamak üzere alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip ... · ¸e-imzalıdır Hakim ... · ¸e-imzalıdır
İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/199, K. 2025/743, 7 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama