İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İlk Derece Mahkeme Kararları
  3. /İstanbul 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

İSTANBUL 4. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

İstanbul 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi E.2021/339 K.2024/247

Mahkememizde görülmekte bulunan Tazminat (Fikir Ve Sanat Eserleri Sahipliğinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,

Esas2021/339Karar2024/247Tarih24 Aralık 2024Okuma20 dk · 4.021 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul 4. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

Karar tarihi
24 Aralık 2024
Esas no
2021/339
Karar no
2024/247
Dava
Tazminat (Fikir Ve Sanat Eserleri Sahipliğinden Kaynaklanan
Dava tarihi
07/07/2021
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.021 kelime·20 dk okuma·2 bölüm

Mahkememizde görülmekte bulunan Tazminat (Fikir Ve Sanat Eserleri Sahipliğinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekilinin dava dilekçesinde ;müvekkillerinin Kültür Bakanlığı'nın desteği ve proje fonu ile çekilen, tüm çekim, yapım, teknik teçhizat, personel ve diğer emekçi masrafları yine müvekkilleri tarafından karşılanan, isim ve eser üzerindeki diğer hakları da müvekkillerine ait olan "..." adlı ve "..." adlı yapımların yapımcısı, yönetmeni, anlatıcısı, finansörü ve proje sahibi olduğunu, davalıların müvekkillerine ait olan söz konusu yapımlarda hiçbir emekleri, katkıları, maddi ve fikri hakları bulunmadığı halde;

piyasada kendilerini “...” sahte ismiyle tanıtarak müvekkilerine ait yapımların sanki kendilerine ve şirketlerine aitmiş gibi ilanlar verdiklerini, yapımlara ait ekimleri ele geçirerek kendi adlarına film festivallerine katıldıklarını, müvekkilerine ait anılan projeler üzerinden sponsorluk başvurularında bulunduklarını ve sponsorluk anlaşmaları yaptıklarını, müvekkillerine ait bu yapımlar üzerinden haksız kazançlar elde ettiklerini, davalıların müvekkillerine ait eserlere dair haksız kazançlar elde ederlerken müvekkillerinin imzasını taklit ederek sahtecilik yaptıklarını öğrendiklerini, müvekkillerine ait bu projeleri bütünüyle haksız,

dayanaksız biçimde sahiplenerek müvekkillerinin maddi, fikri, manevi hakları, bağlantılı hakları ve bunlarla sınırlı olmaksızın Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'ndan kaynaklanan tüm mali ve manevi haklarına ve yapımlar üzerindeki Sınai Mülkiyet Hukukundan kaynaklanan tüm haklarına tecavüz etmek suretiyle müvekkillerinin haklarının ihlal ettiklerini, söz konusu yapımlar ve bağlı projelere dair tüm hakların münhasıran müvekkillerine ait olduğunu, davalıların bu yapım ve projeleri sahiplenmelerinin, bunlar üzerinden elde ettikleri kazançlar tamamen haksız olduğunu,

bu yolda gerçekleştirdikleri eylemlerin tamamının aynı zamanda suç teşkil ettiğini, tüm bu hususların davalılara ...

16. Noterliği ... yevmiye numaralı ve ... tarihli ihtarname ile bildirildiğini ve söz konusu tecavüz ve ihlallerin durdurulması ile maddi ve manevi tazminat talep edildiğini, ancak davalıların telif haklarına ve eserlere yönelik tecavüzlerini durdurmadıklarını beyanla müvekkilllerine ait "..." adlı ve "..." adlı filmlerin isim hakkı ve eserin bütünü yönünden eşitlerinin, fragmanlarının, fotoğraflarının, seslerinin ve sair video ve görüntü kayıtları ile yapımlara ait tüm işitsel, görsel ve yazılı içerik ve verilerin kullanımının, çoğaltılmasının, kopyalanmasının, yayılmasının, paylaşılmasının, işlenmesinin, tescilinin, temsilinin,

yayınlanmasının, umuma veya hususa iletilmesinin ve bunlarla sınırlı olmaksızın söz konusu yapımlar üzerinde davalıların herhangi bir tasarrufta bulunulmasının durdurulmasını, son verilmesini, bugüne kadar yayılan ve/veya çoğaltılan tüm örneklerin toplatılmasını ve davalıların ellerindeki tüm kopyalar ile müvekkillerine teslimini, söz konusu yapımlar üzerinde müvekkillerinin haklarının ihlali nedeniyle FSEK ve diğer mevzuat hükümleri uyarınca, HMK m. 107/2 hükmü doğrultusunda belirsiz alacak davası olmasına göre ileride artırma ve tamamlama haklarının ve fazlaya dair haklarının saklı kalmak kayıyla şimdilik,

10.000 TL maddi tazminatın ve 100.000 TL manevi tazminatın ihlal tarihlerinden itibaren işlemiş ticari avans faizleriyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkillerine ödenmesini, öncelikle dava konusu hakların himayesi zımnında üçüncü kişilere devir ve temlikinin, haklar üzerinde herhangi bir tasarrufta bulunulmasının, sair ayni veya sair ayni sınırlı hak tesisinin önlenmesi amacıyla, dosyadaki deliller nazara alınarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava ettikleri görülmüştür,

Davalılar vekilinin cevap dilekçesinde; davacının ... isimli belgesel filminin yapımcısı, yönetmeni, anlatıcısı, finansörü ve proje sahibinin kendisi olduğunu, davacıya ait belgeselin müvekkilleri tarafından hiçbir emek ve para harcanmaksızın ele geçirildiğini iddia ettiğini, davacının iddialarını yine davacının kendi ifadeleri ile boşa çıkartmak imkânı tarafımızda mevcut olduğunu, Uluslararası Göç Filmleri Festivali’ne seçilen filmle ilgili davacı ve müvekkilleri ile instagram canlı yayını yapılmış olduğuru, bu canlı yayında da davacı, müvekkillerinin tanışma ve müvekkilleri ile birlikte çalışma arzu ve minneti açıkça dile getirildiğini,

... davacının yayında da ikrar ettiği üzere müvekkillerinden ... (...) yönetmen yapımcı sanatçı kimliği ile tanınan ciddi bir isim olduğunu, arz ettikleri röportajda da davacı tarafından anlatıldığı üzere.

Filmin yapımı ile ilgili teklif Halk TV Genel Yayın yönetmeni...’ın aracılığı ile davacının kendisinden geldiğini, davacı, 2012 ile 2015 yılları arasında muhabir olarak çalıştığı ve telif haklarının tamamının ... ve .. kanalında olduğu görüntüleri ve bazı amatör video kayıtlarını müvekkillerine iletmiş ve müvekkillerinden bir film yapmasını istediğini, ... filmi 2019 yılında yapımı tamamlanmış olup, 2020 yılından itibaren ulusal ve uluslararası film festivallerinde gösterildiğini, müvekkillerinin uzun süren araştırma, senaryo yazımı sonrasında röportajlar, görüntülerle filmi yapmış olup, ilgili filmin çekimleri, post prodüksiyonu,

tanıtım vs giderlerinin tamamı müvekkilleri tarafından karşılandığını, masrafların müvekkilleri tarafından karşılandığına ilişkin dekont suretleri huzura sunulmuş olup, ayrıca tanıklarla ispat edilebileceklerini, davacı her ne kadar dava konusu filmin yönetmeni olduğunu iddia etmekte ise de davacı talebi ile ..., ... ve ...’da yapılan tanıtıcı haberlerde film yönetmenin müvekkilleri olarak yazıldığı görüleceğini, Film ticari bir film olmayıp, bir mali getirisi olmadığını,. ancak ..’ın hezeyanları ve iftiraları neticesinde ... büyük bir mali ve manevi hak kaybına uğradığını, davacının hakaret mahiyetindeki "..." hususuna değinmek gerekir ise;

müvekkillerinden ..., ...adıyla tanınmakta olduğunu, ... soyadı ilk evliliğinden olan oğlu ile aynı soyadıyla anılmak ve mesleki olarak tanındığı soyadını korumak arzusu ile hareket etmesinden kaynaklı olduğunu, ve Ümran ismi de tüm aile ve arkadaşlarının hitap şekli olup toplumumuzca ise buna göbek adı denmekte olduğunu, davacının kırıcı, küçük düşürmek amaçlı ifadesini esefle karşıladıklarını beyan ettikleri görülmüştün.

Davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesinde; davalı taraf dilekçesindeki beyanları ile, davacının emeklerini ve eserlerini kendisine mal ederek müvekkilinin fikri haklarına tecavüz ettiğini tevilli ikrar etmiş olduğunu, Zira davalıların, dava konusu filmlerin çekiminde müvekkillerince yalnızca yapım danışmanlığı vermiş iken, müvekkilleri tarafından ortaya konulan eserleri haksız biçimde uhdelerine geçirerek kendi adlarına piyasaya sürdüklerini, kendilerinin yapımcı ve yönetmen olarak ilan ederek müvekkillerinin sürecin başından sonuna kadar olan varlığını ortadan kaldırdıklarını,

davalıların dilekçesi ile taraflarınca sunulan delillere birlikte bakıldığında, davalılarca davacının fikri haklarına tecavüz edildiği ikrar edilmiş olduğunu, davalıların delil olarak dayandığı instagram linkinde yer alan video tamamen bizim iddialarımızı desteklemekte ve kanıtlamakta olup, davalıların bu filmler için herhangi bir ödeme veya harcama yapmaları söz konusu olmadığını, bilakis davalılar, müvekkillerinden yapım danışmanlığı bedeli tahsil ettiklerini, ancak bilahare filmleri haksız biçimde uhdelerine geçirerek kendilerine mal ettiklerini, hatta davalıların, filmlerin yalnızca yapım danışmanı olarak görev almalarına rağmen,

filmlerin kendilerine ait olduğunu ilan ederek 3. kişilerden haksız sponsorluk bedelleri tahsil ettikleri öğrendiklerini. davalıların yaptıklarını iddia ettikleri ödemeler de ancak ve ancak bu sponsorlardan aldıkları paraların harcanması olabileceğini, nitekim tüm bu sponsorluklar dahi esasen müvekkilleri tarafından temin edildiğini, davalılar sponsorlardan elde edilecek gelirleri de uhdelerine geçirerek haksız kazanç elde ettiklerini, (Kabul manasına gelmemek kaydıyla) davalıların yapım danışmanı sıfatıyla bir takım harcamalar yapmış olmaları, filmlerin görüntülerinin, yönetmenliğinin, anlatıcılığının, senaristliğinin,

yapımcılığının ve bunlarla sınırlı olmaksızın filmler üzerindeki tüm fikri hakların müvekkillerine ait olduğu gerçeğini değiştirmediğini, dosyaya celp edilen Kültür bakanlığı kayıtlarında açıkça, ... adlı filmin müvekkillerine ait bir proje olduğu anlaşıldığını, davalıların kendilerine mal ettikleri filmlerde yer alan tüm görüntüler ve eserlerin bütünü müvekkillerine ait olduğunu, dosyaya harici hard disk ile sundukları tüm görüntü ve delillerle de bu husus sabit olduğunu, buna göre önceki dilekçeleri doğrultusunda ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettikleri görülmüştür.

02/05/2023 tarihli bilirkişi raporunda.

Dava konusu olan her iki filmin de Kültür ve Turizm anlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğü’nde tescil kaydının bulunmadığını, davacı’nın, davalıya “...” filminin yönetmenliğini ve kurgusuna ilişkin davalının cevap dilekçesinde yer verdiği Instagram linki üzerinde “davacının kendi rızası ile verdiği” belirtilmiş olsa da dava dosyasına sunulan evraklarda, mali hakların devri ya da kullanımına ilişkin taraflarca yapılan herhangi bir sözleşme bulunmadığını, davacı’nın, “...” ve “...” filmlerine yönelik olarak,

diğer davalı ...’ya FSEK mad.52’ye uygun bir devir gerçekleştirmemesinden ötürü, mali Haklarından çoğaltma ve umuma iletim haklarının ve eser sahibi olarak adının belirtilmesi manevi haklarının ihlal edildiğine ve maddi manevi tazminat şartlarının oluştuğuna, maddi tazminat hakkının hesaplanması için Bilirkişi Heyeti’ne bir Mali Müşavir bilirkişisinin eklenmesini yönünde görüş ve kanaatlerini bildirdikleri görülmüştür.

05/02/2024 tarihli bilirkişi raporunda; dava konusu olan her iki filmin de Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğü’nde tescil kaydının bulunmadığını, davacının, davalıya “...” filminin yönetmenliğini ve kurgusuna ilişkin davalının cevap dilekçesinde yer verdiği Instagram linki üzerinde “davacının kendi rızası ile verdiği” belirtilmiş olsa da dava dosyasına sunulan evraklarda, mali hakların devri ya da kullanımına ilişkin taraflarca yapılan herhangi bir sözleşme bulunmadığırı, Kültür ve Turizm Bakanlı Sinema Genel Müdürlüğü tarafından Davacıya “...” filmi için geri ödemesiz 90.000,00 TL Destek sağladığını,

davalı ...’nın “...” adlı belgesel filmden 125.423,73 TL Gelir elde ettiğini, “...” isimli belgesel filmin rayiç bedelinin 180.000 TL, “...” isimli belgesel filminin rayiç bedelinin ise 220.000 TL olduğunu, FSEK 68 maddesine göre bu rayiç bedel üzerinden sayın Mahkemenin üç kat fazlasının takdir edilebileceği yönünde görüş ve kanaatlerini bildirdikleri anlaşılmıştır.

09/04/2024 tarihli bilirkişi raporunda; davalı ...’nın “...” adlı belgesel filmden 125.423,73 TL Gelir elde ettiğini, ödenen 17.500,00 TL düşüldükten sonra 107.923,73 TL kaldığını, “...” isimli belgesel filmin rayiç bedelinin 180.000 TL, “...” isimli belgesel filminin rayiç bedelinin ise 220.000 TL olduğunu, FSEK 68 maddesine göre bu rayiç bedel üzerinden ödenen 17.500,00 TL düşüldükten sonra kalan 382.500,00 TL nin Sayın Mahkemenin üç kat fazlasının takdir edilebileceği yönünde görüş ve kanaatlerini bildirdikleri anlaşılmıştır.

03/09/2024 tarihli bilirkişi raporunda; davacının FSEK kapsamında korunmakta olan mali ve manevi hakların ihlalinin prodüksiyon şirketi olan davalı ... yapımı sonucu gerçekleştirildiğini, davalı ...’nın bu şirketin ortak ve yetkilisi olduğu tüzel kişilik perdesi yönünden değerlendirmelerin ve diğer davalının Bakanlık yardımını ve diğer sponsorluk bedellerini şahsi hesabına tahsil etmek suretiyle diğer davalıların dava konusu haksız eylemlerine iştirak ettiği yönünde görüş ve kanaatlerini sundukları anlaşılmıştır.

GEREKÇE VE KANAAT

Uyuşmazlık, dava konusu ... ve ... isimli filmlerden kaynaklanan FSEK bağlamında tüm telif hakları mali ve manevi hakların davacıya ait olup olmadığının tepsiti, tespit edilmesi durumunda men'i, ref'i ile maddi ve manevi tazminat ilişkindir.

Bilindiği üzere bir ürünün eser vasfını haiz olup olmadığı Hâkim tarafından resen nazara alınacak ve araştırılacak bir husustur. Dolayısıyla bu araştırma yapılırken tarafların sözleşmede yer alan tanımlamalarına veya isimlendirmelerine bakılmaz. Her somut olaya göre eser vasfının değerlendirilmesi yapılmalıdır. Zira uygulanacak hukuk normları bu belirlemeye göre değişmektedir.

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununda öngörülen hükümleri uygulanması için öncelikle ortada “eser” niteliğini haiz bir ürün mevcut olmalıdır. Eser vasfını taşımayan herhangi bir ürün hakkında 5846 sayılı Yasada eser sahipleri lehine öngörülen korumadan yararlanılamaz. Bu nedenle öncelikle, müşteki tarafın çalışmasının “eser” niteliğini haiz olup olmadığı hususu açıklığa kavuşturulmalıdır.

5846 sayılı yasanın 1/B maddesinde genel olarak eser tanımaması yapılmış olup bu tanıma göre eser; “sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsullerini” ifade eder, Bu tanım dikkate alındığında; bir fikir ve sanat mahsulünün eser olarak nitelendirilebilmesi için iki unsuru içermesi gerekmektedir. Bu unsurlardan ilki; fikri ürünün sahibinin hususiyetini taşıması ”, ikincisi de; meydana getirilen ürünün “kanunda belirtilen eser türlerinden birine dahil olması”dır. Doktrinde bu şartlardan ilki; “esasa ilişkin şart” veya “sübjektif unsur” ikincisi ise; “şekle ilişkin şart” veya “objektif unsur” olarak nitelenmektedir'.

Bir fikri ürünün eser olabilmesi için, sahibinin “hususiyet ”ini taşıması gerekir. Bu unsur, fikri ürünün FSEK kapsamında korunabilmesinin ilk şartı olup, aynı zamanda korumanın kapsamını da tayin eder.

Tekinalp'e göre; hususiyet tabirinden esasen anlaşılması gereken “anlatım ” (üslup)dır. Yazar, her üslubun sahibinin yaratıcılığını içerdiğini ve bu sebeple “öznel” olduğunu belirtmektedir. Ancak bu anlatımın muhakkak orijinal olmasının aranmaması, bununla birlikte *anlatım”da da bir “düzey”in bulunması gerektiğinden bahseder. Bu düzeyin tayininde de “sıradan olmama ” ölçütünün genel bir ölçüt olarak benimsenebileceğini ifade etmektedir?.

Meydana getirilen ürünün FSEK'de belirtilen eser türlerinden birine dahil olması gerekmektedir. Bu türlerden birine dahil olmayan bir ürünü eser olarak korunması söz konusu olamaz. Bu kategoriler de yukarıda da belirtildiği üzere aynı Kanunun 1/B maddesinde tek tek sayılmış olup; “ilim ve edebiyat eserleri” “musiki eserleri”, “güzel sanat eserleri” ve “sinema eserleri”dir.

Uyuşmazlık konusunu oluşturan ürün ise FSEK m.4'de ifade edilen sinema eserleri kategorisinde tartışılması gerekmektedir.

5224 s. Sinema Filmlerinin Değerlendirilmesi ve Sınıflandırılması ile Desteklenmesi Hakkında Kanun md. 3/b hükmünde sinema filmi; “Sinema sanatına özgü dil ve yöntemler ile meydana getirilen belgesel, kurgu, animasyon ve benzeri türlerde; konulu veya konusuz, uzun veya kısa metrajlı, tespit edildiği materyale bakılmaksızın elektronik, mekanik veya benzeri araçlarla gösterilebilen, sesli veya sessiz, birbiriyle ilişkili hareketli görüntüler dizisinden ibaret filmler” şeklinde ifade edilmiştir. Tüm bu tanımlardan anlaşılacağı üzere, Belgesel Filmler bir eser olarak değerlendirildiğinde dava konusu “...” ve “...” belgesellerin sinema eseri niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.

FSEK md. 1/B (b) ile md. 8/1 hükümlerindeki tanımlar uyarınca bir eser sahibi eseri meydana getiren kişidir. Sinema eserleri vb. kimi eserlerde birden fazla kişi eserin meydana getirilmesinde katkı sunabilmektedir. Bu kapsamda, FSEK md. 8/3 “Sinema eserlerinde; yönetmen, özgün müzik bestecisi, senaryo yazarı ve diyalog yazarı, eserin birlikte sahibidirler. Canlandırma tekniğiyle yapılmış sinema eserlerinde, animatör de eserin birlikte sahipleri arasındadır.” hükmü ile sinema eserlerindeki eser sahiplerini tarif etmektedir.

Eser sahiplerinin birden fazla oluşu; FSEK md. 9 “Birden fazla kimselerin birlikte vücuda getirdikleri eserin kısımlara ayrılması mümkünse, bunlardan her biri vücuda getirdiği kısmın sahibi sayılır. Aksi kararlaştırılmış olmadıkça, eseri birlikte vücuda getirenlerden her biri bütün eserin değiştirilmesi veya yayımlanması için diğerlerinin iştirakini isteyebilir. Diğer taraf muhik bir sebep olmaksızın iştirak etmezse, mahkemece müsaade verilebilir. Aynı hüküm mali hakların kullanılmasında da uygulanır.” hükmü ile düzenlenmiştir.

Eser sahipleri arasındaki birlik ise. FSEK md. 10 “Birden fazla kimsenin iştirakiyle vücuda getirilen eser ayrılmaz bir bütün teşkil ediyorsa, eserin sahibi, onu vücuda getirenlerin birliğidir. Birliğe adi şirket hakkındaki hükümler uygulanır. Eser sahiplerinden biri, birlikte yapılacak bir muameleye muhik bir sebep olmaksızın müsaade etmezse, bu müsaade mahkemece verilebilir.

Eser sahiplerinden her biri, birlik menfaatlerine tecavüz edildiği takdirde tek başına hareket edebilir. Bir eserin vücuda getirilmesinde yapılan teknik hizmetler veya teferruata ait yardımlar, iştirake esas teşkil etmez.

Birden fazla kimsenin iştiraki ile vücuda getirilen eser, ayrılmaz bir bütün teşkil ediyorsa bir sözleşmede veya hizmet şartlarında veya eser meydana getirildiğinde yürürlükte olan herhangi bir yasada aksi öngörülmediği takdirde birlikte eser üzerindeki haklar eser sahiplerini bir araya getiren gerçek veya tüzel kişi tarafından kullanılır. Sinema eseri ile ilgili haklar saklıdır.” hükmü ile düzenlenmiştir.

Eser sahipliğinin tespitine ilişkin karineler FSEK md. 11 ve 12’de düzenlenmiştir. FSEK Md. 11 uyarınca sahibinin adı belirtilen eserlerde, yayımlanmış eser nüshalarında veya bir güzel sanat eserinin aslında, o eserin sahibi olarak adını veya bunun yerine tanınmış müstear adını kullanan kimse, aksi sabit oluncaya kadar o eserin sahibi sayılmaktadır. FSEK md. 12 hükmüne göre; sahibinin adı belirtilmeyen eserlerde, yayımlanmış olan bir eserin sahibi 11 inci maddeye göre belli olmadıkça, yayımlayan ve o da belli değilse çoğaltan, eser sahibine ait hak ve salahiyetleri kendi namına kullanabilir ve bu maddeye göre salahiyetli kimselerle asıl hak sahipleri arasındaki münasebetlere, aksi kararlaştırılmamışsa, adi vekalet hükümleri uygulanır.

Belgesel filmin yönetmeni, dış dünyada meydana gelmiş bir gerçeği ele alıp, o gerçekle ilgili olarak didaktik ve açıklayıcı özellikleri haiz bu filmin hazırlanmasında basrolü üstlenmektedir. Bu eser türünde yönetmen birçok görüntüyü, hangi açılardan bir araya getireceğini, hangi zamanda hangi görüntülerin kayıt altına alınacağı ve son tahlilde bunların nasıl bir araya getirileceği gibi hususlarda son söz sahibi olmaya devam etmektedir. Yönetmenlik yaklaşımı, projenin araştırma-geliştirme, çekim aşamasında önemli olduğu kadar kurgu (pos-prodüksiyon) aşamasında da önem taşımaktadır.

Sinema eserlerinde, eser sahibinin kim olduğu FSEK mad. 8’de yönetmen, özgün müzik bestecisi, senaryo yazarı ve diyalog yazarı, eserin birlikte sahibidirler şeklinde tarif edilmiştir. Film yapımcılarının haklarına ilişkin olarak da FSEK’in 80/I-2. maddesi, “Filmlerin ilk tespitini gerçekleştiren film yapımcısı, eser sahibinden ve icracı sanatçıdan mali hakları kullanma yetkisini devraldıktan sonra aşağıda belirtilen haklara sahiptir. FSEK mad.52 uyarınca Mali haklara dair sözleşme ve tasarrufların yazılı olması ve konuları olan hakların ayrı ayrı gösterilmesi şarttır. Dosya kapsamında FSEK mad.80/ I-2 maddesinde belirtilen mali hakların kullanılmasına yönelik FSEK mad.52’ye uygun bir sözleşme olmadığı görülmektedir.

Dosya kapsamına göre, “..” resmi sayfasında ... bilgileri incelendiğinde.

Davalı ..., ... ve Davacı ...‘ın Yapımcı olarak Davalı ...’in ayrıca filmin yönetmeni ve senaristi olarak bulunduğuna yönelik bilişim uzmanı bilirkişinin tespitinin bulunduğu, ... üzerinde “...” resmi hesabında “...” filminin fragmanının yer aldığı ve davacının hikaye yazarı olarak adının bulunduğu, davacı tarafça delil olarak dayanılan “...” web sitesi “29 Eylül 2020” tarihli haber içeriğinde davacının yönetmen olarak adının geçtiği, yine davacının başvuru sahibi olarak, Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü Belgesel Film Yapım Desteği’ne 21813 sayılı numarayla başvurduğu,

başvurunun sonucunda da “...” isimli eseriyle Kültür ve Turizm Bakanlığı’na başvurduğu, 5224 sayılı “Sinema Filmlerinin Değerlendirilmesi ve Sınıflandırılması ile Desteklenmesi Hakkındaki Kanun” ve “Sinema Sektörünün Desteklenmesi Hakkında Yönetmelik” hükümleri çerçevesinde oluşturulan Destekleme Kurulu’nun ... tarihli ve ...sayılı kararı gereğince, Sinema Genel Müdürlüğü’nün 2020 Mali Yılı Bütçesi’nden 90.000TL geri ödemesiz destek aldığı, FSEK mad.

8 sinema eserlerinde eser sahipliğine ilişkin maddesine göre davacı ...’ın tanık anlatımları ile birlikte değerlendirildiğinde, FSEK m.11/2 hükmü davacının mutad şekilde eser sahibi olarak tanıtılması da gözetilerek davacının eser sahibi halinin yönetmen ve senaryo yazarı sıfatıyla bulunduğu anlaşılmıştır.

Davacı’nın, davalıya “...” filminin yönetmenliğini ve kurgusuna ilişkin davalının cevap dilekçesinde yer verdiği Instagram linki üzerinde “davacının kendi rızası ile verdiği” belirtilmiş olsa da dava dosyasına sunulan evraklarda, mali hakların devri ya da kullanımına ilişkin taraflarca yapılan herhangi bir sözleşme bulunmadığı anlaşılmakla, FSEK mad.80/ I-2 maddesinde belirtilen mali hakların kullanılmasına yönelik FSEK mad.52’ye uygun bir sözleşme olmadığı görülmektedir.

Davacı’nın, “...” ve “...” filmlerine yönelik olarak, davalılara FSEK mad.52’ye uygun bir devir gerçekleştirmemesinden ötürü, mali haklarından çoğaltma ve umuma iletim haklarının ve eser sahibi olarak adının belirtilmesi manevi haklarının ihlal edildiği kanaatine varılmıştır.

Eser sahibinin, FSEK tarafından kendisine tanınan mali ve manevi haklarına tecavüz mevcut olduğunda, FSEK 15. 22. 23. ve 25. maddesi delaleti ile 68. ve 70. madde uyarınca tecavüz edene karşı dava açma hakkı olduğundan, FSEK 68. maddesi uyarınca; eseri...hak sahiplerinden bu kanunda yazılı izni almadan işleyen, çoğaltan, çoğaltılmış nüshalarını yayan ....her türlü işaret, ses ve görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletenlerden, izni alınmamış hak sahipleri, sözleşme yapılmış olması halinde isteyebileceği bedelin veya bu kanun hükümleri uyarınca tespit edilecek rayiç bedelin en çok üç katı fazlasını isteyebilir.

FSEK 15. maddesi gereği; eseri, sahibinin adı veya müstear adı ile yahut adsız olarak umuma arz etme veya yayımlama hususunda karar vermek salahiyeti münhasıran eser sahibine ait olup, bir güzel sanat eserinden çoğaltma yolu ile elde edilen nüshaları üzerinde eser sahibinin ad veya alametinin açıkça gösterilmesi şarttır. FSEK 70. Maddesindeki düzenlemeye göre, manevi hakları haleldar edilen kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat ödenmesi için dava açabilir.

Mahkememizce davacı vekiline 26/01/2023 tazminat talebini FSEK mevzuatı kapsamında somutlaştırabilmesi verilen sürede 09/02/2023 tarihli beyan dilekçesi ile üç katı tazminat talebinde bulunduğu, bu haliyle talebin FSEK m.68 kaynaklı olduğu anlaşılmıştır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30/06/2020 tarihli ... esas ve ... karar sayılı kararında vurgulandığı gibi. Mali haklara tecavüz hâlinde ref yöntemlerini belirleyen ve özel bir hüküm olan FSEK’in 68. maddesi gereğince açılacak “bedel” davası kusurlu davranış unsuru aranmadan açılan bir dava olup, haksız fiil sebebiyle açılan tazminat davalarıyla karıştırılmamalıdır.

Zira mali haklara tecavüz hâlinde kusurlu davranış unsuruna bağlı olarak ve haksız fiile ilişkin hükümler çerçevesinde açılacak maddi tazminat davası FSEK’in 70/2 maddesinde düzenlenmiştir. FSEK’in 68. maddesine dayanılarak açılan bir davada ayrıca FSEK’in 70/2 maddesi gereğince maddi tazminat talep edilmesi mümkün değildir (Öztan, s. 650.). Çünkü FSEK’in 68/1 maddesi gereğince bedelinin üç katına hükmedilmesiyle hak sahibinin zararı rahatlıkla karşılanacaktır.

Ancak FSEK’in 68/1 maddesi gereğince hükmedilen “medeni ceza” niteliğindeki bedel hak sahibinin zararının altında kalıyorsa, mütecavizin kusurunun ispat edilmesi şartıyla FSEK’in 70/2 maddesi gereğince maddi tazminat talebinde bulunulmasının önünde engel yoktur (Öztan, s. 650.).

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ... tarihli ... esas ve ... karar sayılı kararında.

"FSEK’in 68/1 maddesi “Eseri, icrayı, fonogramı veya yapımları hak sahiplerinden bu Kanuna uygun yazılı izni almadan, işleyen, çoğaltan, çoğaltılmış nüshaları yayan, temsil eden veya her türlü işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletenlerden, izni alınmamış hak sahipleri sözleşme yapılmış olması hâlinde isteyebileceği bedelin veya bu Kanun hükümleri uyarınca tespit edilecek rayiç bedelin en çok üç kat fazlasını isteyebilir.” hükmünü haizdir.

Buna göre, hak sahibi, mali haklarının ihlali durumunda, özel bir tecavüzün ref’i yöntemi olarak “bu hakların bir sözleşme ile kullanılması hâlinde isteyebileceği bedelin” veya “bu Kanun hükümleri uyarınca tespit edilecek rayiç bedelin” en çok üç kat fazlasını isteyebilecektir." tespiti ile üç kat fazla istemin üst sınır olduğu vurgulanmış, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28.03.2019 tarihli ... esas ve ... karar sayılı kararında, "Kusur ve ağırlığı zararın takdirinde ve alınacak önlemlerde rol oynar" yönündeki tespiti ile 68. maddeye göre zararın takdirinde kusurun varlığının ve ağırlığının dikkate alınması gerektiği görüşü benimsenmiştir.

Dosya kapsamına sunulan ek rapor içeriklerine göre Fsek md. 68’e göre yukarıda açıklandığı üzere rayiç bedel belirleme kriterleri göz önünde alındığında “...” adlı belgesel filmin Davacının dört yıl boyunca farklı coğrafyalardaki mültecilerin belgesel görüntülerini bizzat kendisinin çekmesi nedeniyle eşsiz bir statüde olduğu, davacıdan başka birisinin bu görüntüleri de çekmesinin mümkün olmadığı da göz önüne alındığında, ilgili belgesel filmin rayiç bedelinin 220.000 TL olduğuna yönelik denetime açık rapor içeriği de dikkate alınarak.

6102 sayılı TTK'nın 632. maddesi uyarınca, şirkete ilişkin görevlerini yerine getirmesi sırasında müdürlerin işlemiş oldukları haksız fiillerden şirket sorumlu olur ise de, 4721 sayılı TMK'nın 50. maddesinde, tüzel kişinin iradesinin, organları aracılığıyla açıklanacağı, organların, hukuki işlemleri ve diğer bütün fiilleriyle tüzel kişiyi borç altına sokacağı, yine organların, kusurlarından dolayı ayrıca kişisel olarak sorumlu olduğu da dikkate alınarak; dava konusu “...” adlı ve “...” adlı eserlerin FSEK kapsamında mali hak sahipliğinin davacıya ait olduğunun tespiti ile,

dava konusu eserlerin bütününün, kesitlerinin, fragmanlarının, fotoğraflarının, seslerinin ve sair video ve görüntü kayıtları ile yapımlara ait tüm işitsel, görsel ve yazılı içerik ve verilerin kullanımının, çoğaltılmasının, kopyalanmasının, yayılmasının, paylaşılmasının, işlenmesinin, tescilinin, temsilinin, yayınlanmasının, umuma veya hususa iletilmesinin ve bunlarla sınırlı olmaksızın söz konusu yapımlar üzerinde davalıların herhangi bir tasarrufta bulunulmasının durdurulmasına, son verilmesine,

bugüne kadar yayılan ve/veya çoğaltılan tüm örneklerin toplatılmasına ve davalıların ellerindeki tüm kopyalar ile davacıya teslimine, davalıların eylemlerinin FSEK kapsamında tecavüz teşkil ettiğinin tespiti ile FSEK m. 68 uyarınca "..." adlı eser yönünden 180.000,00 TL, “...” adlı eser yönünden 220.000,00 TL rayiç bedel kabul edilmek suretiyle taktiren 3 kat tazminat hesabı ile 1.200.000,00 TL telif tazminatının 30/06/2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müşterek müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, karar vermek gerekmiştir.

Davacı taraf aynı zamanda FSEK 70 hükmü çerçevesinde manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Manevi hakkın düzenlendiği FSEK 15. maddesi gereğince; eseri, sahibinin adı veya müstear adı ile yahut adsız olarak umuma arz etme veya yayımlama hususunda karar vermek salahiyeti münhasıran eser sahibine ait olup, bir güzel sanat eserinden çoğaltma yolu ile elde edilen nüshaları üzerinde eser sahibinin ad veya alametinin açıkça gösterilmesi şarttır.

FSEK 70. maddesinde, manevi hakları haleldar edilen kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat ödenmesi için dava açabilir düzenlemeleri mevcuttur. Yargıtay 11. HD'nin 20/02/2015 tarihli ... esas ve ... karar sayılı kararında. FSEK 70/1 maddesi gereği 15. madde uyarınca adın belirtilmesi haklarının ihlali sebebiyle, ihlalin niteliği ve boyutuna göre takdiren manevi tazminat tayin edilmesinin hakkaniyete uygun düşeceği belirtilmiştir.

Yerleşmiş Yargıtay uygulamalarında; manevi tazminatın, zarar görende tatmin duygusu oluşturacak, ancak sebepsiz zenginleşmeye meydan vermeyecek bir miktar paranın tahsiline ilişkin olduğu vurgulanmaktadır.

Davacının eseri için sarf ettiği çaba, paranın satın alma gücü, eylemin niteliği ve , ihlal edilen manevi hakların türü, ihlalin gerçekleşme şekli ve hükmedilecek tazminatın tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre takdir edilecek oluşu, hakkaniyet ölçüsü gözetilerek talebin kısmen kabulü ile 50.000-TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere;

1-Davanın kısmen KABULÜ İLE,

Dava konusu “...” adlı ve “...” adlı eserlerin FSEK kapsamında mali hak sahipliğinin davacıya ait olduğunun tespiti ile, dava konusu eserlerin bütününün, kesitlerinin, fragmanlarının, fotoğraflarının, seslerinin ve sair video ve görüntü kayıtları ile yapımlara ait tüm işitsel, görsel ve yazılı içerik ve verilerin kullanımının, çoğaltılmasının, kopyalanmasının, yayılmasının, paylaşılmasının, işlenmesinin, tescilinin, temsilinin, yayınlanmasının, umuma veya hususa iletilmesinin ve bunlarla sınırlı olmaksızın söz konusu yapımlar üzerinde davalıların herhangi bir tasarrufta bulunulmasının durdurulmasına, son verilmesine, bugüne kadar yayılan ve/veya çoğaltılan tüm örneklerin toplatılmasına ve davalıların ellerindeki tüm kopyalar ile davacıya teslimine,

Davalıların eylemlerinin FSEK kapsamında tecavüz teşkil ettiğinin tespiti ile FSEK m. 68 uyarınca "..." adlı eser yönünden 180.000,00 TL, “...” adlı eser yönünden 220.000,00 TL rayiç bedel kabul edilmek suretiyle taktiren 3 kat tazminat hesabı ile 1.200.000,00 TL telif tazminatının 30/06/2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müşterek müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,

50.000,00 TL manevi tazminatın 30/06/2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müşterek müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,

Manevi tazminat yönünden fazlaya ilişkin talebin reddine,

2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gerekli 85.387,50-TL karar harcından peşin yatırılan 59.30 TL başvuru harcı ve 20.381,55-TL ıslah harcı' nın mahsubu ile kalan 64.946,65-TL bakiye karar harcının davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile Hazine'ye irat kaydına,

3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen manevi tazminat talepleri yönünden davacı yararına hesap olunan 40.000,00-TL vekalet ücretinin davalılardan müşterek müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,

4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen maddi tazminat talepleri yönünden davacı yararına hesap olunan 180.000,00-TL vekalet ücretinin davalılardan müşterek müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,

5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen manevi tazminat miktarı yönünden davalılar yararına hesap olunan 40.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalılara verilmesine,

6-Davacı tarafından yapılan 20.440,85-TL harcın (peşin+başvuru+ıslah) ve 12.667,15-TL (bilirkişi ücreti+posta gideri) olmak üzere toplam 33.108,00-TL yargılama giderinden kabul ve ret oranına göre hesap olunan 12.179,96-TL yargılama giderinin davalılardan müşterek müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,

7-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,

Dair davacı vekili ve davalılar vekilinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/12/2024

Katip ... · ¸ Hakim ... · ¸

İstanbul 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2021/339, K. 2024/247, 24 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Gereği Düşünüldü
  4. Gerekçe Ve Kanaat
  5. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Esas No
2021/339
Karar No
2024/247
Tarih
24 Aralık 2024

İlgili Kararlar

  • İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi E.2021/342 K.2024/279
  • İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/348 K.2024/855
  • İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/348 K.2024/781
  • İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/349 K.2024/890
  • Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/350 K.2024/737
  • Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/352 K.2024/732

Tüm Arşiv

İlk Derece Mahkeme KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.