KÜNYE
T.C. İstanbul 4. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 25 Mart 2025
- Esas no
- 2022/207 Esas
- Karar no
- 2025/72
- Dava
- Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini
- Dava tarihi
- 23/11/2022
Karar Metni
2.620 kelime·13 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülmekte bulunan Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin kuruluşu olan 2003 yılından bu yana ulusal ve uluslararası çaptaki peyzaj projeleri, peyzaj uygulamaları, imar planları, kentsel tasarım projeleri, ulaşım projeleri, gayrimenkul geliştirme, kentsel dönüşüm projeleri ve mimari projeler alanlarında birçok projeye imza attığını, 2016 yılının haziran ayında, davalı ... belediyesi başkanı tarafından müvekkilleri ile irtibata geçilerek belediye sınırları içerisinde eski adı "...." yeni adı " ..." olan bir kent parkı inşası için proje hazırlanması istenmiş ve müvekkilleri tarafından bahse konu kent parkının mimari plan ve proje çalışmaları başlatıldığın,
davalı belediyedeki görevlilerle mail üzerinden iletişim sağlandığını, projeyle alakalı değişiklikler ve düzeltmeler de yine mail vasıtasıyla bildirildiğini, yaklaşık 1 yılı aşkın 2 / 23 süre boyunca yoğun bir çalışma ve emeğin ürünü olan proje tamamlanmış ve belediyeye gönderildiğini, ne var ki, davalı ... tarafından mimari tasarım ve proje oluşturma hizmeti bedeli için hiçbir ödeme yapılmadığını, müvekkileri tarafından defalarca kez buna ilişkin mailler atıldığını, hatta belediye başkanıyla görüşülmüş olmasına rağmen müvekkillerinin sürekli oyalanmış ve hiçbir sonuç alınamadığını, süreç devam ederken,
davalı ... tarafından tamamen müvekkillerinin emeği ve çalışması ürünü olan mimari proje müvekkillerinin izni ve haberi olmadan davalı ... tarafından kullanılarak ihaleye çıkarıldığını, bahse konu ihale ... ihale numarası üzerinden ilan edildiğini, bu ihaleye dair bilgilere ... sitesi üzerinden ... ihale yılı ve ... ihale numarası ile ihale sorgusu yapılarak erişilebileceğini, projenin şu an bittiğini, bunun üzerine taraflarınca davalı belediyeye ...
29. Noterliği kanalıyla ... tarihli ... yevmiye numaralı bir ihtarname gönderildiğini, ihtarnamede özetle müvekkillerinin 1 yıllık yoğun emek ve mesaisi ürünü olarak meydana getirdiği mimari projenin müvekkillerinin fikri eseri olduğunu, ancak belediyenin müvekkillerine ait projeyi izinsiz olarak yapım ihalesine çıkardığını, üstelik ihale dosyasındaki projede müvekkillerinin kaşesinin ve unvanının bulunduğunu, bu sebeple müvekkillerinin fikri haklarının ihlal edildiğini, bu zararın tazmin edilmesi aksi halde hukuki yollara başvurulacağı hususları ihtar edilmiş olduğunu, ancak davalı ... tarafından hiçbir olumlu dönüş sağlanamadığını,
olayın en çarpıcı kısmı ise, davalı belediyenin ihale dosyasına sunduğu mimari projenin üst kısmında müvekkillerinin unvanı ve logosunu içeren bölümün yer alması olduğunu, zira davalı ..., son derece sorumsuz ve ciddiyetsiz şekilde müvekkillerinin projesini izinsiz ve hukuka aykırı biçimde kullanmış olduğunu, bunu yaparken müvekkillerinin unvanını dahi kaldırma gereği duymadan hak bilmezliğini ve hukuk tanımazlığını açıkça ortaya koymuş olduğunu. bilindiği üzere, FSEK’nin 2/1-3 maddesine göre.
"Bediî vasfı bulunmayan her nevi teknik ve ilmî mahiyette fotoğraf eserleriyle, her nevi haritalar, plânlar, projeler, krokiler, resimler, coğrafya ve topoğrafyaya ait maket ve benzerleri, her çeşit mimarlık ve şehircilik tasarım ve projeleri, mimarî maketler, endüstri, çevre ve sahne tasarım ve projeleri.” ilim ve edebiyat eseri olarak nitelendirilmiş olduğunu, görüldüğü gibi, yalnız mimariyle ilgili olan değil, sahibinin özelliğini taşımak kaydıyla her nevi plan, proje, kroki, tasarım, maket ve benzerleri eser olarak Kanun tarafından himaye edilmekte olduğunu, davalı ...,
yukarıda bilgileri verilen ihale dosyasındaki mimari projeyi müvekkillerinin izni ve haberi olmadan umuma yayarak tecavüz etmiş ve haksız biçimde bundan yararlanmış olduğunu, tüm bu açıklamalar ışığında; davalı ... tarafından kent meydanı parkı gibi mega bir proje için müvekkillerinin mimar ve proje hizmeti almak üzerine anlaşması, anlaşma üzerine müvekkillerinin 1 yıllık ciddi emek ve çalışmasını vererek istenen mimari projeyi meydana getirmesine rağmen müvekkillerinin hiçbir hizmet bedeli ödememesi,
hizmet bedeli ödenmemesinin yanı sıra bir de müvekkillerine ait olan mimari projenin çalınarak 3 / 23 müvekkillerinin izinsiz ve habersiz olarak devletin resmi ihale sitesinde umumayayması ve yapım ihalesine çıkarılması,
devlete ait resmi ihale sitesindeki ihale dosyasında bulunan mimari projenin tasarımcı kısmında müvekkillerinin ismi ve bilgilerinin bulunmasına rağmen müvekkilleri tarafından davalı belediyeye çekilen ihtarnameye dönüş yapılmaması nedenleriyle hem resmi bir kurum olan belediyenin hukuk bilmez kanun tanımaz eylemlerinin yargı mercii önünde bu hukuka aykırılığa son vermek hem de müvekkillinin uğramış olduğu çok ciddi maddi ve manevi kayıpların tazmini amacıyla işbu davayı açma gereği doğduğunu, FSEK m 67 ve m.69 uyarınca müvekkillerinin manevi haklarına tecavüzün tespitini ve önlenmesini,
FSEK m.68 ve m.69 uyarınca müvekkillerinin mali haklarına tecavüzün tespitini ve önlenmesini, FSEK m.68 uyarınca sözleşme yapılmış olması halinde isteyebileceği bedelin veya bu kanun hükümleri uyarınca tespit edilecek rayiç bedelin en çok üç katı miktarı (bilirkişi incelemesi sonrasında talep artırma hakkımız saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak davası olarak ikame edilmiştir) FSEK m.70 gereğince 15.000 TL'lik manevi tazminata, FSEK m.70 gereğince müvekkillerinin işbu mimari proje işinden kaynaklı olarak alması gereken proje hizmet bedeli için fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000 TL maddi tazminata,
(bilirkişi incelemesi sonrasında talep artırma hakkımız saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak davası olarak ikame edilmiştir.) mahkemece hükmedilecek tazminat taleplerine avans faizi işletilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin 09.01.2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; hukuka aykırı açılan davanın reddini, genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğunu, oysaki dava yetkisiz mahkemede açılmış olup usulden reddi gerektiğini, kabul etmemekle beraber bahse konu davanın açılabilmesi için öngörülen süre geçtiğinden işbu davanın açılması mümkün olmadığını, çünkü bahse konu talep zamanaşımına uğradığını,
bahse konu taleple ilgili olarak müvekkillerinin kuruma ihtarname çekildiğinden bahsedilmiş oysa ki tebliğ alan... mi tam anlaşılmamakla beraber müvekkillerinin kurum çalışanı olmadığını, dolayısıyla bahse konu tebliğat usulsuz olup geçer olduğunu, kabul anlamına gelmemekle beraber müvekkillerinin kurum nezdinde iddia edildiği gibi bahse konu projenin 3.bir kişi ya da kuruma çizdirilmesi için bahse konu iş için 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamında ihaleye çıkılması gerektiğini böyle bir durum söz konusu olmadığını, dolayısıyla iddia edildiği gibi bir durum söz konusu olmadığını,
yine dava dilekçesinde belediye görevlileriyle mail üzerinden iletişim sağlandığı iddia edilmiş lakin bu tarz bir sürecin idare tarafından tanınması mümkün değildir aksi halde ihale mevzuatı yok sayılmış olur ki bu durumda kamu zararına sebebiyet vereceğinden bu iddia da gerçek dışı olduğunu, açılan davanın reddini, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin karşı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
12/10/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; dosya münderecatında yer alan tüm bilgi ve belgeler incelenip değerlendirildiğinde, davacıya ait olduğu belirtilen proje ile belediyenin projesi karşılaştırılarak davacıya ait olduğu iddia edilen ve dava konusu edilen mimari projenin teknik inceleme ve karşılaştırmalarda belirtilen projenin genel görünümü, projede gösterilen yerlerde davacıya ait kaşe ve unvanın bulunması,
belediye’nin ihale dosyasına sunmuş olduğu projede Proje Ofisi olarak davacının yer aldığını ve davalı tarafından yayınlanarak umuma iletilmesini, detay projelerindeki benzerlik özellikleri nedeni ile davacıya ait olduğu iddia edilen mimari projenin FSEK m. 2/1-3 anlamında ilim ve edebiyat eseri olduğunu, davacının tüzel kişi olması nedeniyle, tüzel kişilerin eser sahibi olarak kabulünün hukuken ve FSEK hükümleri çerçevesinde mümkün olmadığını, davacının telif haklarına sahip olduğunun bu aşamada anlaşılamadığını,
dava konusu mimari projenin eser sahibi ile davacı arasında yapılmış bir mali hak devir/ruhsat sözleşmesi veyahut FSEK m. 18 kapsamında olduğuna dair herhangi bir evrakın dosyada bulunmadığını, FSEK'in 1/B-b ve 8/1 maddeleri uyarınca eserin bir fikri çalışmanın ürünü olduğu ve ancak insanların bu faaliyeti gerçekleştirebileceğini, bu nedenle sadece gerçek kişilerin eser sahibi olabileceğini, bu durumda davacı tüzel kişinin, eser niteliğindeki dava konusu mimari projeye dayalı olarak manevi haklara sahip olamayacağından davacının manevi tazminat talep edemeyeceğini,
mahkemenizce FSEK m. 68 kapsamında ihlalin bulunduğunun tespit edilmesi halinde, umuma iletim çerçevesinde (FSEK m. 25) dava konusu mimari projenin kullanılması kapsamında istenebilecek rayiç bedelin ihale tarihi itibariyle (2018) 225.623.-TL * 3 = 676.869 TL olduğunu, tazminatın kaç katına hükmedileceğinin ise Mahkemenizin takdirinde olduğu yönünde görüş ve kanaatlerini sunmuşlardır.
16/10/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle: dava konusu plan ve projenin FSEK m.2çerçevesinde “ eser” vasfını haiz olduğunu, dosyada mübrez mailler, whatsapp yazışmaları ve dava dilekçesi ekinde ihale dosyasında proje düzenleyicisinin davacı şirket olarak belirtilmesi ve davacı şirketin kök rapora beyan dilekçesi ekinde dosyaya ibraz edilen bünyesinde çalışan mimarlarla yapılan mali hak devirleri dikkate alındığında davacı şirketin FSEK 18/2 hükmü çerçevesinde davacı şirketin davaya konu projenin mali hakkının kullanım yetkisini haiz olduğunu,
davacı taraf FSEK 68 çerçevesinde maddi tazminat talep etmiş ise de davacının da kabulünde olduğu üzere kendisi ile Belediye arasında plan ve proje çizimi konusunda anlaşılması dikkate alındığında vaki kullanımın izinsiz kullanım olmadığını, uyuşmazlığın davacının ödenmeyen telif bedeline ilişkin olduğu bu çerçevede davacının talep edebileceği bedelin 225.623 TL olduğunu, davacı manevi tazminat talebinde bulunmuş ise de FSEK 18/2 uyarınca mali hakları kullanmak yetkisi sahibi olan kişiler manevi hak ihlaline dayalı olarak manevi tazminat davası açamayacağı yönünde görüş ve kanaatlerini sunmuşlardır.
KANAAT VE GEREKÇE
Dava, 5846 Sayılı FSEK kapsamında eser mahiyetinde bulunan mimari projeden doğan telif haklarına tecavüz edildiği iddiasıyla maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle mimari projenin eser niteliğinin açıklanması gerekmektedir.
Bilindiği üzere bir ürünün eser vasfını haiz olup olmadığı Hâkim tarafından resen nazara alınacak ve araştırılacak bir husustur. Dolayısıyla bu araştırma yapılırken tarafların sözleşmede yer alan tanımlamalarına veya isimlendirmelerine bakılmaz. Her somut olaya göre eser vasfının değerlendirilmesi yapılmalıdır. Zira uygulanacak hukuk normları bu belirlemeye göre değişmektedir.
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununda öngörülen hükümleri uygulanması için öncelikle ortada “eser” niteliğini haiz bir ürün mevcut olmalıdır. Eser vasfını taşımayan herhangi bir ürün hakkında 5846 sayılı Yasada eser sahipleri lehine öngörülen korumadan yararlanılamaz. Bu nedenle öncelikle, müşteki tarafın çalışmasının “eser” niteliğini haiz olup olmadığı hususu açıklığa kavuşturulmalıdır.
5846 sayılı yasanın 1/B maddesinde genel olarak eser tanımaması yapılmış olup bu tanıma göre eser; “sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsullerini” ifade eder, Bu tanım dikkate alındığında; bir fikir ve sanat mahsulünün eser olarak nitelendirilebilmesi için iki unsuru içermesi gerekmektedir. Bu unsurlardan ilki; fikri ürünün sahibinin hususiyetini taşıması ”, ikincisi de; meydana getirilen ürünün “kanunda belirtilen eser türlerinden birine dahil olması”dır. Doktrinde bu şartlardan ilki; “esasa ilişkin şart” veya “sübjektif unsur” ikincisi ise; “şekle ilişkin şart” veya “objektif unsur” olarak nitelenmektedir'.
Bir fikri ürünün eser olabilmesi için, sahibinin “hususiyet ”ini taşıması gerekir. Bu unsur, fikri ürünün FSEK kapsamında korunabilmesinin ilk şartı olup, aynı zamanda korumanın kapsamını da tayin eder.
Tekinalp'e göre; hususiyet tabirinden esasen anlaşılması gereken “anlatım ” (üslup)dır. Yazar, her üslubun sahibinin yaratıcılığını içerdiğini ve bu sebeple “öznel” olduğunu belirtmektedir. Ancak bu anlatımın muhakkak orijinal olmasının aranmaması, bununla birlikte *anlatım”da da bir “düzey”in bulunması gerektiğinden bahseder. Bu düzeyin tayininde de “sıradan olmama ” ölçütünün genel bir ölçüt olarak benimsenebileceğini ifade etmektedir?.
Meydana getirilen ürünün FSEK'de belirtilen eser türlerinden birine dahil olması gerekmektedir. Bu türlerden birine dahil olmayan bir ürünü eser olarak korunması söz konusu olamaz. Bu kategoriler de yukarıda da belirtildiği üzere aynı Kanunun 1/B maddesinde tek tek sayılmış olup; “ilim ve edebiyat eserleri” “musiki eserleri”, “güzel sanat eserleri” ve “sinema eserleri”dir.
5846 Sayılı FSEK 2/3. maddesi uyarınca mimari projenin ilim ve edebiyat eseri olarak korunabilmesi için aynı Kanun'un 1/B maddesine göre sahibinin hususiyetini taşımasının yeterli olduğu, (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi 2024/1301 2025/181;) bu haliyle 12/10/2023 tarihli teknik bilirkişi rapor içeriğine göre davacıya ait olduğu iddia edilen mimari projenin FSEK m. 2/1-3 anlamında ilim ve edebiyat eseri olduğu kanaatine varılmıştır.
Eser sahipliği yönünden ise davacının tüzel kişi olduğu gözetildiğinde, davacı şirket tüzel kişilik olduğundan, esasen tüzel kişilerin eser sahibi olmaları da mümkün olmasa da -FSEK m. 8 hükmüne göre bir eseri ancak gerçek bir kişi yaratabilir- tüzel kişilerin eser sahibi eser sahiplerinden devralacakları malî haklar ile hak sahibi olabilecekleri.
FSEK'in 18. maddesi uyarınca ya da aynı Kanun'un 48 vd. maddeleri uyarınca devir veya ruhsat yoluyla mali haklar üzerinde tasarrufta bulunabilecekleri; dosyada mevcut deliller ve/veya belgeler incelendiğinde dava dilekçesi ekinde ihale dosyasında proje düzenleyicisinin davacı şirket olarak belirtilmesi nazara alınarak.
FSEK 18/2’deki “Aralarındaki özel sözleşmeden veya işin mahiyetinden aksi anlaşılmadıkça; memur, hizmetli ve işçilerin işlerini görürken meydana getirdikleri eserler üzerindeki haklar bunları çalıştıran veya tayin edenlerce kullanılır.
Tüzel kişilerin uzuvları hakkında da bu kural uygulanır” hükmü çerçevesinde davacı şirketin davaya konu projenin mali hakkının kullanım yetkisini haiz olduğu; nihayeten dosyaya ibraz edilen bünyesinde çalışan mimarlarla yapılan mali hak devirleri dikkate alındığında davacı şirketin FSEK 18/2 hükmü çerçevesinde davacı şirketin davaya konu projenin mali hakkının kullanım yetkisini haiz olduğu kanaatine varılmıştır.
Maddi tazminat istemine ilişkin FSEK:68. Maddesine göre rayiç bedelin 3 katı tazminata hükmedilebilmesi için mütecaviz tarafından davaya konu eserin taraflar arasında bir sözleşme olmaksızın ve hak sahibinin izni alınmaksızın kullanılması gerekir Kullanımda eser sahibinin izni varsa eser sahibi onu kullanan kişiden sadece, fiili kullanıma denk gelecek ölçüde sözleşme bedelini talep edebilecektir.
5846 sayılı FSEK’in 68. maddesinde yer alan "Eseri, icrayı, fonogramı veya yapımları hak sahiplerinden bu Kanuna uygun yazılı izni almadan, işleyen, çoğaltan, çoğaltılmış nüshaları yayan, temsil eden veya hertürlü işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletenlerden, izni alınmamış hak sahipleri sözleşme yapılmış olması halinde isteyebileceği bedelin veya bu Kanun hükümleri uyarınca tespit edilecek rayiç bedelin en çok üç kat fazlasını isteyebilir" hükmü uyarınca,
üç katı tazminata hüküm olunabilmesi için mütecaviz tarafından davaya konu eserin taraflar arasında bir sözleşme olmaksızın ve hak sahibinin izni olmaksızın kullanılması gerekir. Eser sahibinin rızasına dayalı kullanımlar yönünden, eser sahibi onu kullanan kişiden sadece, fiili kullanıma denk gelecek ölçü de sözleşme bedelini talep edebilecek olup, FSEK 68.maddesi uyarınca üç katı maddi tazminat talebinde bulunulması mümkün değildir.
Somut olayda davacının mali hak sahibi olduğu davaya konu mimari projeyi davalı için üretildiği ve kullanımı için davalıya teslim ettiği; bu hususun da davacının dilekçesinin ekinde sunmuş olduğu e davalı ...’nin ihale dosyasına sunmuş olduğu projede Proje Ofisi olarak davacının yer aldığı ve davalı tarafından yayınlanarak umuma iletildiği üzere bir bedel ödemeksizin kullandığı, somut olayda sözleşme ilişkisinin olduğu ve izin almaksızın kullanımın söz konusu olmadığı, (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ... ...) anlaşılmakla;
dava konusu edilen "..." yeni adı "..." mimari projesinin davacıdan izin alınmaksızın ve herhangi bir ödeme yapılmaksızın yayınlanarak umuma iletildiği, davacının dava konusu edilen mimari projenin mali hak sahibi olup; davacının da kabulünde olduğu üzere kendisi ile Belediye arasında plan ve proje çizimi konusunda anlaşılması dikkate alındığında vaki kullanımın izinsiz kullanım olmadığı, uyuşmazlığın davacının ödenmeyen telif bedeline ilişkin olduğu bu çerçevede davacının talep edebileceği bedelin 225.623 TL olduğuna yönelik bilirkişi raporundaki hesaplamanın da denetime açık niteliği ile itibar edilmesine karar verilerek;
yine FSEK'in 1/B-b ve 8/1 maddeleri uyarınca eserin bir fikri çalışmanın ürünü olduğu ve ancak insanların bu faaliyeti gerçekleştirebileceği, bu nedenle sadece gerçek kişilerin eser sahibi olabileceği, bu durumda davacı tüzel kişinin, eser niteliğindeki dava konusu mimari projeye dayalı olarak manevi haklara sahip olamayacağı ve FSEK 18/2 uyarınca mali hakları kullanmak yetkisi sahibi olan kişiler manevi hak ihlaline dayalı olarak manevi tazminat davası açamayacağı dikkate alınarak aşağıdaki şekilde davanın kısmen kabulüne yönelik hüküm tesisi yoluna gidilmiştir.
Katip ... · ¸ Hakim ... · ¸
İstanbul 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2022/207, K. 2025/72, 25 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama