KÜNYE
T.C. İstanbul 4. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 15 Nisan 2025
- Esas no
- 2023/125 Esas
- Karar no
- 2025/85
- Dava
- Marka (Tecavüzün Giderilmesi İstemli
- Dava tarihi
- 20/06/2023
Karar Metni
7.851 kelime·39 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Tecavüzün Giderilmesi İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili 20.06.2023 tarihli dava dilekçesinde; müvekkillerinin 1994 yılında parfüm ve parfümeri ürünleri üzerine kurulmuş bir şirket olduğunu, öncü bir kozmetik şirketi olan ... şirketler grubunun ... merkezli şirketi olarak faaliyet gösterdiğini, şirketin makyaj, cilt bakımı, koku ve saç bakımı olarak 4 büyük ürün grubunda, 150’den fazla ülke/ bölgede, 60.000’den fazla çalışanı ve yıllık 17 milyar dolarlık net satış rakamları ile sektöründe dünya lideri pozisyonunu koruduğunu, davacı şirkete ait ... markasının 2007 yılında ... tarafından ortaya çıkmış bir marka olduğunu, adını kurucusundan aldığını, davacı markalarının parfüm,
kokulu makyaj, vücut banyosu, ev ve aksesuar ürünlerinde dünya çapında kullanıldığını, ... markalarının 2008 yılından itibaren Türkpatent nezdinde tescilli olduğunu, ... ..., ... ..., ... ... , ... ..., ..., ... ve ... markalarının sahibi bulunduğu,
WIPO nezdinde tescilli ... markaları olduğunu, ilgili markaların önceki sahibi ... şirketinden, davacı ...’ya devri için WIPO nezdinde devir işlemlerinin tamamlanmış olduğunu, ... arama motoruna ... yazıldığında 36.400.000’den fazla sonuç görüldüğünü, çıkan tüm sonuçların davacı markalarına ait olduğunu, davacı şirketin .... markalı ürünleri için dünya çapında ciddi reklam yatırımları yaptığını, yapılan reklam çalışmaları itibariyle markanın tüketiciler nezdinde yüksek bilinirlik seviyesine ulaştığını, ... markalı ürünlerin Türkiye’de uzun yıllardır tanıtıldığı ve satışa sunulduğu,
davalılardan ...’ın davacı markalarının kötü niyetli olarak kopyalanması suretiyle oluşturulan ve işbu dava kapsamında hükümsüzlüğü talep edilen ... numara ile tescilli ‘...’ marka tescilinin sahibi olduğunu, diğer davalı ... Aş.’nin ise ...’ın yönetim kurulu üyesi olarak yer aldığı şirket olduğunu, davalıların kullanımlarının ...
41. Noterliğinin ...sayılı tutanağıyla e-tespite de konu edilen ve kesin delil teşkil edecek şekilde ortaya konduğunu, ortalama bir tüketicinin davacının tanınmış ve çok özgün markasını, davalıya ait gözlükler üzerinde aynen, logosu ve stilizasyonunun da birebir kopyalanmak suretiyle gördüğünde, söz konusu ürünlerin kaynağını ayırt edebilme imkanı olmadığını, davalıların, söz konusu fiilleri neticesinde, davacı şirketin tanınmış ve 15 yıldan uzun süredir piyasada var olan ünlü markasını kendisine aitmiş ya da davacı firma ile davalılar arasında bir bağlantı varmış gibi de göstererek haksız kazanç elde edildiğini,
davalının alanında tanınmış ..., ..., ...gibi üçüncü kişi markalarını , gözlük sektöründe tescil ettirdiği ve bu tesciller üzerinden haksız kazanç elde ettiğini, davalının marka avcılığı yaptığını ileri sürerek davacıya ait marka hakkını ihlal ve haksız rekabet teşkil kullanımların internet sitelerinde/ sosyal medya hesaplarında kullanılıp kullanılmadığının, kullanılıyor ise hangi ürünler üzerinde kullanıldığının kullanım tarihleriyle birlikte bilişim uzmanı bilirkişi marifetiyle incelemesi suretiyle tespitini ve tespit sonucunda elde edilecek sonuçların mahkeme dosyasına konmasını,
davalı adına tescilli ... tescil nolu markanın 3.kişilere devrinin önlenmesi için teminatsız ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davalıların davacı şirketin önceki tarihli marka haklarını ihlal ve bu haklara karşı tecavüz ve haksız rekabet oluşturan fiillerinin tespiti, durdurulması ve önlenmesini, davalı adına ... numara ile tescilli ... markasının hükümsüzlüğü ve TPMK sicilinden terkinini, davacı şirketin önceki tarihli marka haklarını ihlal ve bu haklara karşı tecavüz ve haksız rekabetin neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, davacı şirkete ait hakları ihlal eden davalılara ait tüm ürünlere, reklam vasıtalarına,
materyallere el konularak muhafaza altına alınmasını, imhasını ve internet üzerindeki tüm kullanımların durdurulmasını talep etmiştir.
Davalıların cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davacının aktif husumet ehliyeti ve dava takip yetkisinin olmadığını, dava takip yetkisinin dava şartı olduğunu, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, dava harçlarının eksik yatırıldığını, tespit davalarının eda davaları ve inşai davalarla birlikte açılamayacağını, davacının yabancı şirket olduğunu, teminat yatırılmasının zorunlu olduğunu, davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığından reddinin gerektiğini, davacının süre sorununu aşmak ve yasayı dolanmak için soyut bir kötü niyet iddiasında bulunduğunu,
davalının ticaretle iştigal eden dürüst ve saygın bir firma olduğunu, gelişigüzel ileri sürülen kötü niyet ve marka avcılığı iddialarını asla kabul etmediklerini, davacı markasının tanınmış marka olmadığını, başka bir sınıf ve üründe tescilli davalı markasının aleyhine dava açılamayacağını, davacının ... sözcüğünün özgünlüğüne ilişkin iddialarının mesnetsiz olduğunu, ... sözlük anlamı olarak; kiliseden gelen, kilisenin adamı anlamına gelen "cins" bir sözcük olduğu, kökeninin eski bir ... din adamı olan Saint ...'dan geldiği, dolayısıyla davalının cins bir isim olan bu sözcüğü tescil için seçmesinin doğal olduğu,
davalının tescil öncesinde, marka olarak seçmeye uygun bir isim ararken özellikle sorun olmaması için ...'da idari yer isimlerini karıştırdığı ve bu esnada tamamen tesadüf eseri olarak ...'da ... isimli bir kasaba ismine rastladığı ve bu ismin ses özelliklerinin marka olarak tescile uygun olduğunu, piyasada tutabileceğini düşünerek tescil ettirdiğini, ... sözcüğünün ... eyaletinde bulunan bir kasabanın adı olduğu, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunun davacı iddialarının ispatına ve marka hakkına tecavüze dair hiçbir bilimsel veri içermediğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacının cevaba cevap dilekçesinde özetle; kötü niyetli marka tescillerinin, 5 yıllık hükümsüzlük zaman aşımından muaf olduğunu, davacı markalarının sektörde Türkiye ve dünya çapında tanındığını, tanınmış marka siciline kayıtlı olmanın tanınmış marka kabul edilmek için bir zaruriyet olmadığını, hükümsüzlük taleplerinin SMK 6/5 uyarınca Türkiye’deki tanınmışlığa ek olarak SMK 6/4 uyarınca Paris Sözleşmesi kapsamındaki tanınmışlığa da dayandığını, taraf markalarında yer alan emtiaların birbirleri ile sıkı-sıkıya bağlı olduğunu, dava konusu markanın, 09. sınıfta “Gözlükler, güneş gözlükleri, lensler ve bunların kutuları, kılıfları,
parçaları ve aksesuarları.” üzerinde tescilli olduğunu, davalının tescilli markalarının da aynı şekilde .... sınıfta “Güneş gözlükleri, düzeltici camlar, gözlük çerçeveleri, optik ürünler, gözlük kılıfları; taşınabilir telefonlar.” üzerinde tescilli olduğunu, davalı markasında yer alan 09. sınıftaki ürünlerin aynı zamanda davacı markasında 03. Sınıfta yer alan “Parfümler, eau de parfum, eau-de-toilette, eau-de Cologne, uçucu yağlar, kozmetik kremler, kozmetik banyo ve duş müstahzarları, cilt nemlendirici kremler, kırışıklık giderici kremler, cilt temizleme jelleri, peeling kremleri ve cilt bakım jelleri , güzellik maskeleri,
cilt bakımı için kozmetik ürünler, kozmetik güneş müstahzarları, saç losyonları, saç spreyleri, saç bakım losyonları, kirpik kozmetikleri, rimel, ruj, makyaj, makyaj fondöteni, göz kalemi, oje, makyaj tozu , zayıflamaya yönelik kozmetik müstahzarlar, makyaj temizleme ürünleri, kişisel kullanım için deodorant (parfümeri), ter önleyiciler, sabunlar, kozmetik amaçlı yağlar, kozmetik süt, banyo ve duş sütü, banyo ve duş jeli, vücut kremi, nemlendirici vücut losyonu, banyo yağ, banyo malzemeleri için talk pudrası, tıraş sonrası losyonu, tıraş sonrası balsamı, şap taşı, tıraş köpüğü, tıraş ürünleri, hoş kokulu potpuri,
banyo tuzları (tıbbi kullanım için değil), kozmetik losyon emdirilmiş havlular, ağız bakımı için kozmetik ürünler” emtialarıyla da sıkı sıkıya bağlı olduğu, 03. Sınıfta yer alan parfüm/kozmetik emtiaları ile ve 09. Sınıfta yer alan gözlük/güneş gözlükleri emtialarının sıklıkla yan yana, aynı tüketicilere, aynı platformlarda satışa sunulduğunu, dava konusu marka tescilinin davacının yalnızca marka haklarını değil, ...alan adı üzerindeki haklarını da ihlal ettiğini ve SMK 6/6 uyarınca da hükümsüzlüğü gerektiğini ileri sürerek davanın kabulünü talep etmişlerdir.
Davalının ikinci cevap dilekçesinde özetle; davalı şirket yetkilisi davalı ...’ın , 25 yıldır optik sektörüne hizmet verdiğini, kendini bu işe adamış, piyasada tanınan, bilinen, aranan ve güvenilen bir insan olduğu, 2017 yılında da davalı ... şirketini kurduğu, davalı şirketin tek tescilinin optik sınıfında olduğunu, başka hiçbir sınıf ve üründe tescili ve tescil başvurusu olmamasının davalı şirketin optik alanında faaliyette bulunmaktan başka bir gayesinin bulunmadığını ve ... tescilinin de kötü niyetli kabul edilemeyeceğini gösterdiğini, tarafların sattığı ürünlerin birbirinden farklı olduğu,
tür, bedel ve hitap ettiği kitle olarak da farklı olduğunu, davalı tescilinin optik, davacının tescilinin parfüm alanında olduğunu, davacının bir marka olarak Türkiye'de tanınıp bilinmediğini, Türkiye'de bir mağazasının dahi bulunmadığını, davacının parfüm ürünlerinin, Türkiye'de çok kısıtlı olarak,
maddi bakımdan çok üst düzey birkaç mağazanın içinde kiosklarda satıldığını, böyle bir markanın tanınmış marka olduğundan ve parfümlerinin davalı gözlükleri ile karıştırıldığından bahsedilemeyeceğini, Türkiye açısından karıştırılmanın gerçekleşme "tehlikesi"nin dahi söz konusu olmadığını, öte yandan davalının yurt dışına herhangi bir ülkeye ürün ihracatı ve ürünlerinin fiilen Türkiye dışında satışının kesinlikle söz konusu olmadığını, bu nedenle, davalı ürünleri ile davacının parfümlerinin Türkiye dışında kesişip karıştırılmasının mümkün olmadığını,
davalı şirketin toptan gözlük satışı sebebiyle muhatap olduğu tek bir dava ve/veya başvuru söz konusu olmadığını, davacı markasının tanınmış olmadığı ve farklı sınıf ve üründe tescilli davalı markası aleyhine hükümsüzlük ve tecavüzün önlenmesi talebinde bulunamayacağını, davacı markasının tanınmış olduğunun ispatlanamadığını ileri sürerek davanın reddini talep etmişlerdir.
18/07/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; bilişim uzmanı ...tarafından düzenlenen 18.07.2023 tarihli bilirkişi raporu “Sonuç” kısmında davacıya ait olarak belirtilen... alan adında “... ” ibareli görselinin markasal şekilde kullanıldığını, ... alan adının yapılan Whois sorgusunda alan adının 25.06.1998 tarihinde tescil edildiğini, alan adının ...isimli şirkete ait olduğunu, ... alan adında “...” ibareli görselinin markasal şekilde kullanıldığını, ... alan adının yapılan Whois sorgusunda alan adının 19.04.2006 tarihinde tescil edildiğini, alan adının ... isimli şirkete ait olduğunu, ...
URL adresli ve “...” kullanıcı adlı ... sosyal medya hesabı açıklama bölümünde “..” şeklinde iletişim bilgilerine yer verildiğini, ... ibareli linke tıklandığında ... URL adresine otomatik olarak yönlendirildiğini, hesap içeriğinde “...” ibareli görselinin markasal şekilde kullanıldığını, davalıya ait olarak belirtilen ...,... ve...
URL adresinde “...” ibareli ...” ibareli “... “...” ibareli görsellerinin markasal şekilde kullanıldığını, söz konusu web sitesinde “...” şeklinde iletişim bilgilerine yer verildiğini, web sitesi Hakkımızda, Anasayfa ve diğer tüm alt sayfalar kontrol edilmiş olup şirket unvanına rastlanmadığını, web sitesi Hakkında bölümünde “...olarak optik çerçeve ve güneş gözlüğü ithaiaçısı olarak 2015 ylında İstanbulda kuruldu.
Firmamız 7 yılı askın bir süredir optik sektöründe yurt içinde ve yur dışında faliyet göstermektedir.” Şeklinde faaliyet alanı bilgisine yer verildiğini, ... alan adının yapılan Whois sorgusunda, alan adının ...
AS isimli alan adı kayıt firması üzerinden kayıt ettirildiğini, söz konusu alan adının 05.12.2016 tarihinde tescil edildiği, alan adının sahiplik bilgilerinin gizlenerek kayıt edildiğini, bu nedenle kamuya açık verilerden alan adı sahiplik bilgilerinin tespitinin yapılamadığını, Sayın Mahkemece gerekli görülmesi halinde ...AS’ye sorularak öğrenilebileceğini, Web sitesi üst sağ bölümündeki “Ödeme Al” butonuna tıklandığında gelen ödeme sayfasında “...
A.Ş ...” şeklinde şirket unvanına yer verildiğini, inceleme konusu ... alan adının davalı ...
A.Ş tarafından işletildiği anlaşıldığını, davalı yana ait olarak belirtilen...URL adresli ve “...” kullanıcı adlı ... sosyal medya hesabında “...” ibareli görsellerinin markasal şekilde kullanıldığını, hesabın açıklama bölümünde “...” şeklinde faaliyet alanı ve iletişim bilgilerine yer verildiğini, hesabın Eylül 2016 tarihinde açıldığını, hesap iletişim bilgilerinin bulunduğu kısımda herhangi bir şirket unvanına rastlanmadığını, ancak...alan adına karşılıklı olarak link yönlendirmesi yapılmasından hesabın davalı ...
DIŞ TİC. A.Ş tarafından işletildiği anlaşıldığını, davalı yana ait olarak belirtilen ...
URL adresli ve “...” adlı ... sosyal medya hesabında “...” ibareli ve görsellerinin markasal şekilde kullanıldığını, hesabın “...”, ...ile ...letişim bilgilerine yer verildiğini, hesabın 8 Haziran 2020 tarihinde açıldığı, hesap iletişim bilgilerinin bulunduğu kısımda herhangi bir şirket unvanına rastlanmadığını, hesabın sahipliğinin kamuya açık verilerden tespit edilemediğini, davalı yana ait olarak belirtilen ...URL adresli “...” kullanıcı adlı ... sosyal medya hesabında “...” ibareli ve görsellerinin markasal şekilde kullanıldığını, hesabın açıklama bölümünde “...” şeklinde faaliyet alanı ve iletişim bilgilerine yer verildiğini,
hesabın Ağustos 2019 tarihinde açıldığını, hesap iletişim bilgilerinin bulunduğu kısımda herhangi bir şirket unvanına rastlanmadığını, hesabın sahipliğinin kamuya açık verilerden tespit edilemediği görüş ve kanaatlerini sunmuşlardır.
27/01/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; dosyada davacıya ait olduğu belirtilen ... alan adı kontrol edildiğinde alan adının 25.06.1998 yılında alındığı/kayıt edildiğini, alan adı sahibi/yetkilisi bilgilerinde... yazdığını, ... linkinde ... ibaresinin olduğunu, dosyada davacıya ait olduğu belirtilen ... alan adı kontrol edildiğinde alan adının 19.04.2006 yılında alındığı/kayıt edildiğini, alan adı sahibi/yetkilisi bilgilerinde ... yazdığını, ...linkinde ... ibaresinin olduğunu, ... içerisinde bulunan web sitesinde ... ikonu üzerine gelindiğinde ... linkine bağlantı verildiğini, ...linkine girildiğinde ... hesabının olduğunu,
hesapta inceleme tarihi itibariyle 2.520 gönderi – 459 Bin takipçi – 98 takip olduğu, hesabın Mayıs 2012 tarihinde oluşturulduğunu, hesap oluşturulduğu tarihten bu yana 1 kez kullanıcı adının değiştirildiğini, örnek olarak alınan 27 Haziran 2013 tarihli paylaşımlarda ... ibaresinin olduğu, -... içerisinde bulunan web sitesinde ... ikonu üzerine gelindiğinde ... linkine bağlantı verildiğini, ... linkine girildiğinde ... sayfasının olduğunu, hesapta inceleme tarihi itibariyle 119 Bin beğenme – 125 Bin takipçi olduğu, sayfanın 20 Haziran 2009 tarihinde oluşturulduğu, örnek olarak alınan 20 Haziran 2009 tarihli paylaşımda ... ibaresinin olduğu,
dosyada davacı tarafın Türkiye’de kullanımlarına ilişkin sunulan ... linki kontrol edildiğinde ... ibareli ürün/ürünler olduğunu, web sitesi iletişim bilgilerinde ...A.Ş. – ...bilgisinin olduğunu, dosyada davacı tarafın TÜRKİYE’de kullanımlarına ilişkin sunulan ...linki kontrol edildiğinde ... ibaresinin olduğu, web sitesi iletişim bilgilerinde ...
A.Ş. – ...bilgisinin olduğunu, ... arama motorunda ... ibaresi ile yapılan arama sonucunda görsel kısmında çoğunlukla parfüm olmak üzere gözlük sonuçlarının da çıktığını, davalı Yönüyle İnceleme; dosyada davalı tarafa ait olduğu belirtilen ... alan adı kontrol edildiğinde alan adının 05.12.2016 tarihinde alındığı/kayıt edildiğini, alan adı kayıt şirketinin ...
A.Ş. olduğunu, alan adı sahibi/yetkilisi bilgilerinin maskeli/maskelenmiş olduğunu, alan adı sahibi/yetkilisi bilgilerine ... A.Ş.’den talep edilerek ulaşılabileceğini, Name Servers bilgilerinde ... yazdığı, web sitesi iletişim bilgilerinde ... yazdığını, web sitesinde bulunan Ödeme Al butonu tıklandığında ... linkinin açıldığı, açılan linkte Ödeme Alan Bilgisi : ...TİC.
A.Ş – ... - ... yazdığını, .../ alan adında bulunan web sitesi içerisinde ... ibareli (Gözlük) ürün/ürünler olduğunu, ...için web archive kayıtlatı kontrol edildiğinde 24 Kasım 2018 ile 14 Aralık 2024 tarihleri aralığında toplamda 36 kez kaydedildiğini, 24 Kasım 2018 tarihli web archive kaydı kontrol edildiğinde sayfanın açılmadığı hata/uyarı olduğunu, 25 Aralık 2018, 03 Haziran 2019, 30 Mart 2022 tarihli web archive kayıtları kontrol edildiğinde ... ibaresinin olduğunu, ... içerisinde bulunan web sitesinde ... ikonu üzerine gelindiğinde ... linkine bağlantı verildiğini, ... linkine girildiğinde ... hesabının olduğu,
hesapta inceleme tarihi itibariyle 9 gönderi – 976 takipçi – 3.336 takip olduğu, hesabın Eylül 2016 tarihinde oluşturulduğu, hesap oluşturulduğu tarihten bu yana 2 kez kullanıcı adının değiştirildiğini, hesap iletişim bilgilerinde ... – ...yazdığını, hesapta bulunan 9 adet paylaşımda ... ibaresine rastlanılmadığını, hesapta bulunan Etiketlenenler sekmesinde bulunan 15 Aralık 2018 tarihli ...hesabından yapılan ve ... hesabının etikenlendiğini, açıklamasında ... yazan paylaşımda bulunan görselde ... ibaresinin bulunduğu paylaşımın olduğunu, 12 Mart 2024 tarihli ... hesabından yapılan ve ... hesabının etikenlendiğini,
açıklamasında ...’e ...’na katılımından dolayı teşekkür ediyoruz. yazan paylaşımda bulunan görselde ... ibaresinin bulunduğu paylaşımın olduğu,.../ linkine girildiğinde ...sayfasınn olduğunu, hesapta inceleme tarihi itibariyle 43 beğenme – 45 takipçi olduğunu, sayfanın 08 Haziran 2020 tarihinde oluşturulduğunu, örnek olarak alınan 08 Haziran 2020 ve 23Haziran 20 20 tarihli paylaşımlarda ... ibaresinin olduğunu, ... sayfası iletişim ... yazdığını, hesap yöneticisinin kim olduğu açık kaynaklardan tespit edilememiş olup ilgili sosyal medya şirketine müzekkere yazılarak öğrenilebileceğini, - ... linkine girildiğinde... hesabının olduğunu,
hesapta inceleme tarihi itibariyle 49 gönderi – 614 takipçi – 264 takip olduğunu, hesap açıklamasında ... – ... yazdığını, hesabın Ağustos 2019 tarihinde oluşturulduğunu, hesapta bulunan 49 adet paylaşımda ... ibaresinin olduğunu, hesap yöneticisine ilişkin açık kaynaklardan elde edilen... telefon numarası ve/veya ilgili sosyal medya şirketinden müzekkere yazılarak öğrenilebileceğini, mali inceleme neticesinde, dosya kapsamında davalı kullanımlarına ilişkin ticari belge ve bilgi olmadığını, marka açısından yapılan incelemede, davacının ...,
... ve ...sayılı davalı ... sayılı markaları ile markasının benzer olduğu ve aynı/benzer malları kapsadığını, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunduğunu, davalı markasının tescilli olduğu tüm mallar açısından SMK md.6/1 uyarınca hükümsüzlük koşullarının oluştuğunu, avacınınibareli markasının davalı markasının başvurulduğu tarih itibariyle tanınmış marka olduğuna ilişkin dosya kapsamda yeterli bilgi ve belge bulunmadığını, davalı ... sayılı markasının davacının önceden tescilli marka ve kullanımlarımları ile ayniyet derecesinde benzer olduğunu, tarafların moda sektörüne dahil benzer alanlarda faaliyet gösterdiğini,
özgün nitelikte bir ibare olduğu düşünülen "..." ibaresinin davalı tarafından tescilinin, davacı firma ve markalarının varlığından haberdar olmaksızın tesadüfen ve iyi niyetle gerçekleştirilmiş olduğunun düşünülemeyeceği kanaatine varılmış olduklarını, davalı markasının SMK md. 6/9. kapsamında kötü niyete dayalı hükümsüzlüğü ile ilgili nihai değerlendirmenin Sayın Mahkemenize ait olduğunu, davalının tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu, ibareli kullanımlarının davacı marka hakkına davacının hükümsüzlük ve marka hakkına tecavüz talepleri açısından sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğramadığı yönünde görüş kanaat bildirmişlerdir.
KANAAT VE GEREKÇE
Marka Hükümsüzlüğü Yönünden Yapılan Değerlendirme
6769 sayılı SMK'nun 25.maddesinde "(1) 5 inci veya 6 ncı maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir.(2) Menfaati olanlar, Cumhuriyet savcıları veya ilgili kamu kurum ve kuruluşları markanın hükümsüzlüğünü mahkemeden isteyebilir.(3) Marka hükümsüzlük davası, dava tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişilere veya hukuki haleflerine karşı açılır.
Markanın hükümsüzlüğü davalarında Kurum taraf gösterilmez.(4) Bir marka, 5 inci maddenin birinci fıkrasının (b), (c) ve (d) bentlerine aykırı olarak tescil edilmiş olup da kullanım sonucunda tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından hükümsüzlük talebinden önce ayırt edici nitelik kazanmışsa hükümsüz kılınamaz.(5) Hükümsüzlük hâlleri, markanın tescil edildiği bir kısım mal veya hizmete ilişkin bulunuyorsa, sadece o mal veya hizmet yönünden kısmi hükümsüzlüğe karar verilir.
Marka örneğini değiştirecek biçimde hükümsüzlük kararı verilemez.(6) Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötüniyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez.(7) 6 ncı maddenin birinci fıkrası uyarınca açılan hükümsüzlük davalarında 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü def’i olarak ileri sürülebilir.
Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır. Hükümsüzlüğü istenen markanın başvuru veya rüçhan tarihinde, davacının markası en az beş yıldır tescilli ise davacı ayrıca, söz konusu başvuru veya rüçhan tarihinde 19 uncu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şartların yerine getirildiğini ispatlar."
6769 sayılı SMK'nun 6.maddesinde "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru,
marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine,
marka başvurusu reddedilir.(4) Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı,
benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu,
önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." belirtilmiştir.
Hükümsüzlüğü talep edilen davalı markası davalı ... adına 15.11.2016 başvuru tarihli ve ... tescil numaralı ... ibareli marka; .... Sınıfta “Gözlükler, güneş gözlükleri, lensler ve bunların kutuları, kılıfları, parçaları ve aksesuarları” emtialarında tescillidir.
SMK 6/1 Yönünden Yapılan Değerlendirme
SMK 6/1 hükmüne göre “Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir”.
Bu hüküm çerçevesinde bir ihlalin söz konusu olabilmesi için;
a.Tescilli marka ile aynı veya benzer bir işaretin kullanılması,
b.Tescilli marka ile aynı veya benzer işaretim aynı mal veya benzer mal veya hizmetlerde kullanılması,
c.Bu kullanımın karıştırılma ihtimaline neden olması gerekir.
Görüldüğü üzere burada hem markalar arası aynılık/benzerlik hem de mal ve hizmet sınıfları arasında aynılık/benzerlik karşılaştırmasının yapılması ve iltibasın yani karıştırılmanın söz konusu olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. İltibas değerlendirmesinin önce işaretlerin, sonra mal ve hizmetlerin benzerliği şeklinde bir sıralama yerine, her ikisinin bir arada ve birbirine nitelik olarak etkisi de gözetilerek birlikte yapılması gerekir.
a.Markalar arası karşılaştırma;
Bilindiği üzere Karıştırılma (iltibas) terimi, ticari alandaki faaliyetlerde, şeyler arasında bir benzerliği veya karışımı ifade etmekte olup, satın alınan iki mal arasında veya kullanılan iki unvan arasında veya iş mahsullerinde birbirinden ayrılmayacak derecede benzerliğe istinat ettirilmesidir.
İltibas doğrudan iltibas ve dolaylı iltibas olarak ikiye ayrılabilir; buna göre, karışıklığı yaratan aynı veya benzeri bir işaret, bu işaretin hitap ettiği çevrede, söz konusu markanın kullanıldığı mal veya hizmetin, iltibasa maruz bırakılan mal ve hizmetle özdeşleştirilmesine yol açıyorsa doğrudan iltibas söz konusu iken, karışıklığı yaratan aynı veya benzeri bir marka, bu markanın hitap ettiği çevrede, işaretler arasındaki farklılığı anlasalar bile benzerliğe dayalı olarak mal veya hizmetler arasında yanlış bağlantılar kurmasına yol açıyorsa dolaylı iltibas söz konusu olur .
İltibas ihtimalinin tespitinde, markanın bütünü itibariyle bıraktığı etki, eski markanın sahip olduğu ayırım gücü, telaffuz, biçim ya da anlam itibariyle bıraktığı etki, markaların kullanılacağı mal/hizmet türlerinin birbirine yakın olup olmadığı , markaların benzer alıcı çevrelerine hitap edip etmedikleri hususları dikkate alınmalıdır.
Ayrıca söz konusu markanın orta yetenekteki olağan müşteri ya da malın hitap ettiği alıcıların yanılma olasılıkları, bunların herhangi bir markanın yerine diğerini satın almalarının söz konusu olup olmadığı göz önünde tutulur. Yine iki marka arasında arasında biçim ve anlam bakımından bir benzerlik bulunmasa bile, özellikle ses uyumu ve telaffuz bakımından benzerlikleri belirgin ise markalar arasında iltibas tehlikesinin varlığı söz konusu olur.
Yine bir marka birden fazla unsuru ihtiva ediyorsa, asıl unsuru markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenim, tümüne hakim olan görünüş ve ayırıcılığını vurgulayan imajda aramak lazımdır. Sırf sözcükler tasviri işaret mahiyetinde oldu diye bu işaretin tescilinin engellenmesi yoluna gidilmemelidir. Örneğin bir işarette iki sözcükten oluşan yazı unsuru, işaretteki şekil unsuru nazara alınmadan değerlendirilmemelidir .
İki marka arasında iltibasın varlığı tespit edilirken eğer bu markalarda şekil unsuru da yer alıyorsa görsel, biçimsel, yazılış, okunuş, tasarım, anlamsal, ses uyumu, çağrıştırma, genel intiba kıstasları itibariyle karşılaştırılma yapılmalı ve sonucuna göre iltibasın var olup olmadığı tespit olunmalıdır.
Piyasada daha önceden aynı veya benzeri mal veya hizmetler için korunan ne kadar çok marka bulunuyorsa, yeni bir işaretin marka olarak tescili de o kadar zorlaşır. Marka olarak bir işaretin tescili için, o işaretin başka bir mal veya hizmeti ifade eden marka ile bir bağlantının mevcut olduğunu halkın zihninde uyandıracak derecede çağrıştırmaması gerekir. Aslında karıştırma ihtimalinin uç noktası, çağrıştırma ihtimalidir.
Bir işaret, görsel, fonetik veya diğer bir açıdan farklı olsa bile, "bütünsel" bir açıdan kendisine yaklaşıldığında herhangi bir sebeple müşteri gözünde başka bir marka ile bağlantısı varmış intibaı yaratarak onu çağrıştırıyorsa ve bu yüzden müşterinin mal veya hizmet tercihinde etkili oluyorsa, marka olarak tescili engellenebilir veyahut hükümsüz kılınabilir.
Markaların esas itibariyle bir mal veya hizmeti diğer bir mal veya hizmetten ayırt etmek maksadıyla kullanılmaları esas ise de, bazen müşteriler, bir markayı sadece mal veya hizmet ile değil, o mal veya hizmeti sağlayan işletme ile de irtibatlandırabilirler. Müşteriler, markalı mal veya hizmeti, sırf onu arz eden işletmeye duydukları güven ve beğeni sebebiyle tercih etmiş olabilirler.
İşletmelerin birbirinden farklı olduğu bilinse dahi, kullanılan işaretlerin benzerliği müşterinin bu işletmeler arasında ekonomik veya organik bir bağ olduğunu düşünmesine yol açıyorsa sonuç yine değişmeyecek ve markalar arasında benzerlik olduğu kabul olunacaktır.
SMK 6/1 maddesinde de belirtildiği üzere bir markanın bir başka marka ile benzer olup olmadığının tespitinde "halk" tarafından karıştırılma ihtimali dikkate alınır. Halk tarafından karıştırılma ihtimalinde ölçü ise; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulmasıdır. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde ve herhangi bir sebeple bağlantı kurma ihtimalidir.
Buradaki "ihtimal" kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir”.
Başka bir deyişle, karıştırma ihtimali; görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın asıl unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
Benzerlik değerlendirmesinde markalar bir bütün olarak değerlendirilmektedir. Markanın bütünü itibariyle bıraktığı etki esas olduğundan, parçalara bölünerek inceleme yapılması ve özellikle markaların tek başına ayrım gücü bulunmayan tasviri işaretlerden oluşan kısımlarının aynı ve benzer olup olmadıkları üzerinde durulmasına da gerek yoktur. Çünkü markalar arasında benzerlik ve/veya iltibasın bulunup bulunmadığı hedef tüketici kitlesi dikkate alınarak tespit edilir.
Yargıtay 11. HD. ... E., ... K. No.lu kararında “....markalar arasındaki benzerliğin markanın bütünü itibariyle bıraktığı etki, alıcıların satın almayı düşündükleri yerine bir başka mal alacak durumda kalmaları halinde söz konusu olabileceği, markalar farklı unsurlardan oluşsalar dahi bütünü bakımından bıraktıkları etkinin diğer bir markayı çağrıştırmaması gerektiği, markalar esas unsurlarının benzer olması halinde, markanın genelinde etkisi az olan diğer hususlardaki farklılığa rağmen iltibasa yol açabileceği..." şeklinde karar verilmiştir.
b.Mal ve hizmet sınıfları yönünden karşılaştırma
Yargıtay’a göre, birden ziyade kişiler adına tescilli ya da tescil başvurusu yapılan markaların kullanılacağı mal veya hizmetlerin benzer olup olmadıklarının tespitinde öncelikle TPE tarafından yayınlanan sınıflandırmaya ilişkin tebliğler uygulanacaktır. Bu durum marka tescil ve sınıflandırmada belirlilik ve tescilli markanın koruma sınırının saptanmasında da birlik ve istikrarın koşuludur.
Ancak sınıflandırma ürünlerin benzerliğinin tespiti noktasında bağlayıcı bir etkisi bulunmamaktadır., ürün benzerliği değerlendirmesinde halk nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunup bulunmadığının araştırılması gerekmektedir. Nitekim Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 11/4 hükmüne göre; “ mal veya hizmetlerin aynı sınıflarda yer almaları benzer olduklarına, farklı sınıflarda yer almaları da benzer olmadıklarına karine teşkil etmez” demektedir.
Yargıtay, mal ve hizmet sınıf ve alt gruplarında benzerlik araştırmasında şu kriterleri göz önüne almakta ve her somut olay için araştırılması gerektiğini ifade etmektedir ;
a. Piyasanın anlayışı,
b. Benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği ,
c. Benzer ihtiyaçları giderip gidermediği ,
d. Mal veya hizmetlerin birbiri yerine ikame edilebilme ve rekabet etme olanaklarının olup olmadığı,
e. Birinin diğerini tamamlama imkanı olup olmadığı ,
f. Mal veya hizmetlerin dağıtım kanallarının ortak olması, kullanım yöntemleri amaçları hedeflenen halk kesiminin aynı olup olmadığı hususları dikkate alınır.
Yine aynı sınıfın farklı alt gruplarında yer alan mal veya hizmetlerin benzerlik araştırmasında: piyasanın bu konudaki anlayışı, benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, birbirlerinin yerine ikame edilebilme ve vekalet etme olanaklarının ve birinin diğerini tamamlama imkanının bulunup bulunmadığı, dağıtım kanallarının, kullanım yöntemlerinin ve amaçlarının ortak olup olmadığı ölçütlerinin, hedeflenen halk kesimleri dikkate alınarak incelenmesi ve değerlendirilmesi gerekmektedir .
Somut olaya dönüldüğünde, davacı ... sayılı markasının tescilli olduğu ... Sınıf kapsamındaki “Güneş gözlükleri, düzeltici gözlükler, gözlük çerçeveleri, optik ürünler, gözlük kılıfları” malları ile davalı markasının tescilli olduğu .... Sınıf kapsamındaki “Gözlükler, güneş gözlükleri, lensler ve bunların kutuları, kılıfları, parçaları ve aksesuarları” malları aynıdır.
Bununla birlikte davacının ..., ... ve ... sayı ile tescilli markaları kapsamında yer alan “parfümler, çantalar, cüzdanlar, saatler ve kuyumculuk eşyaları” ile davalı markasının tescilli olduğu “güneş gözlükleri” emtiaları benzerdir.
Bilirkişi heyetince denetime açık olarak parfümlerin temel amacı uzun süreli güzel kokmak, güneş gözlüklerinin kullanım amacı gözü güneşin zararlı ışınlarından korumak, saatlerin amacı zamanı göstermek ve takıların amacı süslenme amacı olsa da bu emtialar bazı ortak özellikleri de içerdiği tespit edilmiştir.
Karşılaştırma konusu bu mallar günümüzde aynı satış yerinde sıklıkla satışa sunulabilmekte bu nedenle dağıtım kanalları benzerlik arz etmekte, aynı tüketici kesimine hitap etmekte ve aynı ticari kaynak tarafından üretilebilmektedirler.
Buna göre kapsamları aynı/benzer bulunan davacının ..., ... ve ... sayılı markaları ile davalının ...sayılı marka işaretleri karşılaştırılması gerekmiş; davacının ..., ... ve ... sayı ile tescilli markaları “...” ibaresinden oluşmaktadır. “...” sözcüğü İngilizcede “…tarafından”, “…-a (e) ait” anlamlarına gelmektedir.
Davacı tarafından sunulunan delillere göre; ... ibaresinin markanın önceki sahibi ve yaratıcısı ...’nin ismi olduğu, davalı ... sayılı markası “...” ibaresinden oluşmaktadır. “...” sözcüğünün Türkçe’de bir anlamı bulunmamaktadır. Davalı tarafça markayı oluşturan kelimenin dayanağı tarihsel olarak gösterilmiş ise de, bugünkü kullanımında bu kökenin değil, kozmetikte adını duyurmuş bir kişinin adından aldığının anlaşılabildiği görülmektedir.
Markalar karşılaştırıldığında; iki taraf markasının da şekil unsuru içermeyip salt kelime markası olduğu, iki taraf markasının da renk içermediği, beyaz zemin üzerine siyah ile yazılmış olduğu, İki taraf markasında da ... kelimesinin esas unsur olduğu, İki taraf markalarının da birbirine çok benzer harf fontlarıyla yazılmış olduğu, Davacı markasındaki “...” ek unsurunun “...” kelimesinin esas unsur olma özelliğini değiştirmediği, -Bu sebeplerle bütünsel görüntüde bir ayırt edici unsur içermemesi sebebiyle kelimelerin benzerliğinin önem kazandığı, - Markaların işitsel benzerlik doğurduğu,Dolayısıyla markalar arası benzerliğin bulunduğuna yönelik bilirkişi heyet raporuna itibar edilmesi gerekmiştir.
Karıştırılma ihtimali kavramı, markanın kendi başına ayırt edicilik sağlamaması veya Kanunun ifadesiyle halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimalinin tüketicide oluşmasını ifade etmektedir. Zira tüketim alışkanlıkları içinde tüketiciler ürün satın alırken (fiziki veya elektronik ortamda) markaların güvenilirliğinden hareket eder ve benzer ürünlerdeki markaları aynı markanın ürünü olarak algılar. Bu da, marka sahiplerini olumsuz etkileyen ve marka amacını oradan kaldıran bir sonuç yaratabilmektedir. Ancak bu ihtimalin doğması da yine yukarıda sayılan ilkelerle birlikte değerlendirildiğinde mümkündür.
Yukarıda incelendiği üzere; markaların görsel, işitsel benzerlikleri ve sınıfsal çakışmaları mevcuttur. Özellikle de kozmetik ve aksesuar olarak gözlük kullanıcılarının çoğunlukla aynı tüketici kitlesi olduğu kabul edilebilir. İlgili alıcı kitlesinin, satın alma/faydalanma süresi içerisinde davalı “...” markasını gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının ... ibareli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki markanın aynı işletmenin markası, idari ve ekonomik açıdan birbirleriyle bağlantılı işletmenin markaları olarak algılanabileceği, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu, somut olayda SMK 6/1. maddesine dayalı hükümsüzlük koşullarının oluştuğu kanaatine varılmıştır.
Davacı Yanın Markalarının Tanınmışlığı İddiaları ve Bu Çerçevede Dava Konusu Markanın SMK 6/4 ve 6/5 Hükümleri Bakımından Hükümsüzlüğü Koşullarının Oluşup Oluşmadığı Hususunda Yapılan İnceleme
TÜRKPATENT tarafından tutulan tanınmış markalar sicili tanınmışlığın tespiti bakımından mahkemeler nezdinde takdiri delil olarak değerlendirilebilir. Ancak bu Jistelerin tek başına tanınmışlık göstergesi olarak kabul edilmeleri mümkün değildir (Nitekim tanınmışlığın mutlak red nedeni olmaktan çıkarılması dolayısıyla TÜRKPATENT'in tanınmış marka listesini de hazırlamasına gerek olmadığı yönünde bkz. Uğur Çolak, Türk Marka Hukuku, 4. Bası, s. 353).
Tanınmış markalara ilişkin mevzuatımızda ve uluslararası düzenlemelerde tanım yapılmamıştır. Bunun temel sebebi ise tanınmışlığın her somut olayda farklılık gösterebilmesi ve zamanla değişebilmesidir. Tanınmışlığın tespiti hususunda WIPO Ortak Kararı'nda ve ulusal olarak da TÜRKPATENT nezdinde çeşitli kriterler belirlenmiştir.
Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (WIPO) nezdinde oluşturulan Uzmanlar Komitesi tarafından hazırlanan tanınmış markaların korunması ile ilgili metnin 2. maddesi ile somut olayın özellikleri çerçevesinde tanınmış markaların tespitine yönelik bazı kriterler oluşturulmuştur. Buna göre, markanın ilgili toplumsal çevrede tanınmış olup olmadığının belirlenmesinde,
- İlgili toplum sektöründe markanın tanınma derecesi: Markanın tanınma oranı tüketici nezdinde yapılan anketler ve sondajlar ile tespit edilir. Tanınmış markalarda, malın veya hizmetin yöneldiği çevrede yapılacak anket ve sondajlarda, markanın bilinmesi oranının yaklaşık 96 80 civarında olması gerektiği belirtilmektedir.
- Markanın kullanım süresi, kapsamı ve coğrafik alanın genişliği: Bir malın yaygın olarak kullanılması ve satış cirosunun yüksek olması markanın yayılmasına ve bilinirliğinin artmasına hizmet eder.
- Fuar ve sergilerde ürünlerin sergilenmesi, reklam ve diğer tanıtım faaliyetlerinin süresi kapsamı ve coğrafi genişliği: Tanınmışlığın yaygınlaştırılması ve zihinlerde yer etmesi için reklamların çok önemli bir rolü vardır. Özellikle görsel medyada yapılan reklamlar ile bir marka kısa sürede tanıtılabilmektedir.
-Markanın ekonomik değeri; Markayı taşıyan ürünün piyasadaki yeri, cirosu, işletmenin önemi, Müşteri çevresi, gibi unsurların değerlendirilmesi yolu ile markanın değeri hesaplanabilir. Ortaya çıkan değer yüksek ise, markanın tanınmışlığı sağlanmış demektir.
- Süre ve coğrafi alanı kapsayan her türlü tescil veya tescil başvurusu: Her zaman belirleyici olmamakla birlikte, bir markanın tescilinin çok eski olması ve markanın uzun müddetten beri kullanılması, tanınırlık ve bilinirlik konusunda önemli bir unsurdur.
- Marka hakkının etkili bir biçimde korunduğunu gösteren belgeler ile markanın herkes tarafından bilindiğini kabul eden mahkeme veya yetkili diğer makamların kararlarının dikkate alınması gerekmektedir.
Ancak burada sayılan kriterlerin zorunlu olarak bulunması gerekmeyip, somut olayın özelliklerine göre markanın tanınmışlığının tespit edilebilmesi için birkaç kıstasın yeterli olabileceği gibi, bazen bu kriterlerin tamamının bulunması gerekebilir.
Bu kriterlerle ilgili açıklamalarda, tanınmış markadan söz edebilmek için, ilgili toplumsal çevrede marka konusunda genel bir bilginin bulunması gerekli olup; markanın, ülkede yaşayan herkes tarafından bilinme zorunluluğu olmadığı; bu açıdan bakıldığında, ilgili toplumsal çevrenin, markanın kullanıldığı mal veya hizmetlerin güncel veya potansiyel alıcıları, dağıtım ağını oluşturan kişiler, markanın konulduğu mal veya hizmetlerle ilgili ticari çevreyi ifade ettiği;
markanın bir üye devlette en az bir ilgili toplumsal çevrede bilinmesi durumunda markanın tanınmış sayılacağı ve markanın tanınmışlığının tespitinde, markanın ilgili ülkede tescilli olması veya başvurusunun yapılmış olması yeterli olup kullanılmasının zorunlu olmayacağı belirtilmiştir (Tanınmış Markanın Korunması, 2003 Ankara, s. 55, dn. 161).
Tekinalp, dünya çapında maruf olmasa bile Paris sözleşmesine üye ülkelerde, hatta üye ülkelerin bazılarında bilinen markanın tanınmış marka kategorisinde sayılacağını belirtmiştir (Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 1999, s. 379). Arkan da, aynı şekilde, markanın koruma istenilen ülkede 0 mal veya hizmetle ilgili çevrenin büyük bir kesimince bilinmesinin Paris Anlaşması” nın 6. Maddesinin uygulanması için yeterli olacağını belirtmektedir (Arkan, Sabih.
Marka Hukuku, C I, Ankara 1997, s. 93). Dirikkan'a göre, markanın tanınmışlığından söz edebilmek için, bir ülkede yaşayanların tamamının söz konusu markayı bilmesi zorunlu olmayıp; marka sahibinin hedef kitlesinin esas alınması gerekir. Bir ülkede yaşayan herkes, her türlü mal veya hizmetle ilgilenmediğinden, ilgisiz grupların tanınmışlık kavramının belirlenmesinde dikkate alınması uygun değildir (Dirikkan, Tanınmış Markanın Korunması, s. 46).
Yasaman ise Paris Sözleşmesi anlamında “umumen malum marka” ile “toplumda tanınmışlık düzeyine” ulaşmış markanın hemen hemen aynı hatta özdeş olduğunu, bu sebeple de umumen malum markaya tanınan korumayı “toplumda tanınmışlık düzeyine” ulaşmış markalara da tanımak gerektiğini belirtmektedir (Yasaman, Marka Hukuku Şerhi, s. 263).
Yargıtay 11. HD.'nin 3.3.2021 tarihli kararı şu şekildedir: “Tanınmış marka, gerek tüketici kitlesi, gerekse dağıtım kanalları itibariyle toplumun zihnine yerleşmiş olan, o markaya konu ibare veya işaret zikredildiğinde veya görüldüğünde her hangi bir zihinsel faaliyet gerektirmeden derhal çağrışım yaparak akla gelen yüksek ayırt edicilik düzeyi olan işaretlerdir.
Her markanın belirli düzeyde ayırt edicilik ve reklam işlevi bulunmakla birlikte bu düzey tanınmış markalarda daha yüksektir. Her bir tanınmış markanın tanınmışlık düzeyi diğerinden farklı olabilir. Markanın tanınmışlığı, belirli bir sektörel çevre ile sınırlı olabileceği gibi, tüm sektörleri, hatta bir ülkeyi veya dünyayı kapsayacak düzeyde de olabilir.
Markanın tanınmışlık düzeyinin tespitinde, markanın reklam yoluyla tanıtımına yapılan masraf, emek, yoğunluk, zaman, aldığı kalite ödülleri, sağlanan başarı, markanın tescilli olduğu süre, tanınmışlık ileri sürülen ürünün ne kadar süredir üretildiği, sağlam ve amaca uygunluğu, sunulduğu ortam ve sunuluş şekli, satış adedi ve hitap ettiği müşteri kitlesinin boyutu, markaya konu işaretin özelliği, marka koruma bilinci gibi nedenlere göre değişiklik gösterebilir.
Markanın tanınmışlığı sabit ve statik bir olgu olmayıp, uzun yıllardır tescilli olan bir marka hiç tanınmamış olabileceği gibi, yeni tescil edilmiş bir marka ise kuvvetli tanıtım ve “yoğun reklamlar sayesinde kısa süre içerisinde tanınmış hale getirilebilir. Öte yandan bir dönem tanınmış marka olan bir işaret, üretim ve tanıtımın devamına ve yoğunluğuna bağlı olarak zaman içerisinde tanınmışlığını da yitirebilir.
Bir markanın tanınmış olup olmadığı ve tanınmışlık düzeyi, sonraki tarihli markanın başvuru tarihi esas alınarak, her bir dosyada bunu ileri süren tarafça ve dosyaya sunulacak delillerle ispat edilmelidir. Bir veya birkaç ülkede tanınmış olan markanın, diğer tüm ülkeler yönünden de tanınmış olduğu kabul edilemez. Bu anlamda, markanın bir çok başka ülkede tescil edilmiş olması da tek başına yeterli değildir.
Markaların ülkeselliği ilkesi itibariyle, hangi ülkede markanın tanınmışlığına dayanılmış ise o ülkedeki ilgili çevre yönünden tanınmışlık ispat edilmelidir (Y.11. HD., ...E., ..., ).
Bir markanın tanınmış sayılabilmesi için markanın konulduğu malın veya hizmetin hedef aldığı tüketici çevresinde ve ilgili sektörde tanınması yeterlidir. Burada ilgili çevreden anlaşılması gereken; hâlihazır veya potansiyel tüketiciler, ilgili malın veya hizmetin dağıtım kanalları ve pazarlanmasıyla uğraşan kimseler ile ilgili mal ve hizmetlerle ilişkili diğer çevrelerdir.
Bir markanın tanınmış olup olmadığının tespitinde yukarıda ayrıntılı olarak belirtilen unsurların dikkate alınması gerekmektedir. Olayın mahiyetine göre, bazen belirtilen unsurlardan birinin ya da birkaçının tanınmışlığın tespitinde yeterli olabilmektedir.
Yukarıda verilen kriterler doğrultusunda somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde; davacı markasının tanınmışlığına ilişkin sunulan delillerin, çoğunlukla davalı markasının başvuru tarihinden sonrasına ait olduğu, davacı markasının hükümsüzlüğü talep edilen davalı markasının başvurulduğu 15.11.2016 tarihinde tanınmış olduğuna dair dosya kapsamında yeterli delil bulunmadığından bu kapsamda hükümsüzlük şartları oluşmamıştır.
SMK 6/9 Yönünden Değerlendirme
Bilindiği üzere, kötü niyetli marka başvurusu, hak sahibi olmadığını bilmesine rağmen dürüstlük kuralına aykırı şekilde tescil için yapılan başvurudur.
Yargıtay HGK ... E. ve .. K. sayılı kararında kötü niyeti belirlemek için bilme ve bilmesi gerektiği unsurlarını vurgulamak amacıyla “…davalının tekstil alanında faaliyet gösteren bir kişi olduğu, basiretli bir tacir gibi davranması gerektiği, kullanacağı işaretin bir başkasına ait olup olmadığını araştırmakla yükümlü olduğu..” şeklinde bir ilke ortaya koymuştur.
Kötüniyetli marka başvurusunda TTK nın 18/3 hükmü anlamında basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğüne aykırı davranılıp davranılmadığı da göz önüne alınmalıdır. Doktrinde de isabetli olarak belirtildiği üzere; kötü niyetin geniş yorumlanması ve gerçekte kullanmayıp, yedekleme veya marka ticareti yapmak amacına veya şantaja yönelik markaların kötü niyetli marka başvuru olarak kabul edilmesi gerekir . Bu çerçevede tanınmış bir markanın TPMK’da tescil edilmemesini fırsat bilip Türkiye’de tescil ettirme, ticari ilişki içerisinde bulunulan şirketin ticaret unvanını bu şirketten habersiz biçimde marka olarak tescil ettirme , yabancı bir markanın ileride Türkiye’ye geleceğini düşünerek yabancı markayı Türkiye’de tescil ettirmek somut olaya göre kötüniyetli tescil sayılabilecektir.
Kötüniyetin varlığı her somut olayın özellikleri ve hükümsüzlüğü istenen markanın tescil başvurusunun yapıldığı tarihteki hukuki durumu dikkate alınmak suretiyle değerlendirilmelidir.
Somut olayda davalı marka başvuru tarihi olan 15.11.2016 tarihi dikkate alınarak değerlendirme yapılacaktır.
Somut olayda; davacının kötü niyet iddiasını; davalının sınırsız seçim hakkı varken davacı tescilli markasındaki ... kelime unsurunun ve davacı ile özdeşleşmiş yazım şekliyle birlikte ayniyet teşkil edecek şekilde kullanılmasına, davalının hiçbir dilde anlamı olmayan, kurucusunun ismiyle kurulan ... markasını tesadüfen oluşturma ihtimalinin hayatın olağan akışıyla bağdaşmadığı, davalının marka avcılığı yaptığı ve başkalarına ait markalar için gözlük sınıfında başvuruda bulunduğu hususlarına dayandırdığı görülmektedir.
Davacı "..." markası, kozmetik sektörü açısından ayırt ediciliğinin yüksek bir ibare olup; davalı adına tescilli marka "...", kullanımları ise "..." şeklindedir.
Tarafların faaliyet alanları benzer, ilişkilin olup; parfüm ve gözlük moda sektörüne ait olarak değerlendirilebilecek emtialardan olduğundan; davacı ile yakın/benzer sektörde faaliyet gösteren davalı tarafın, davacının 2008 yılından beri tescilli ve ayırt ediciliği yüksek markası ile aynı olan bir işareti yakın emtialar için tesadüfen seçip tescil ettirmesinin ve kullanımlarının da davacı kullanımları ile ayniyet derecesinde benzerlik arz etmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı, davalının marka tescili sırasında markanın davacıya ait olduğunu bildiği ya da en azından bilebilecek durumda olduğu,
hükümsüzlüğü talep edilen markanın davacının önceden tescilli marka ve kullanımlarımları ile ayniyet derecesinde benzer olması, tarafların faaliyet alanlarının moda sektörüne dahil olması, özgün nitelikte bir ibare olduğu düşünülen "..." ibaresinin davalı tarafından tescilinin davacı firma ve markalarının varlığından haberdar olmaksızın tesadüfen ve iyi niyetle gerçekleştirilmiş olduğunun düşünülemeyeceği kanaatine varılmış olup, davalı markasının tescilinde kötüniyet bulunduğu değerlendirilirse,
süreye tabi olmadan hükümsüzlük davası açılabileceği dikkate alınarak SMK m.6/9 gereğince hükümsüzlük şartlarının oluştuğu ve sessiz kalma yoluyla hak kaybı savunmasına itibar edilmemesine karar vermek gerekmiştir.
Marka hakkına tecavüz yönünden yapılan inceleme;
Marka hakkına tecavüz sayılan haller, SMK'nın 7. maddesine de atıf yapılmak suretiyle 29. Maddede düzenlenmektedir. 7. maddede “marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları” başlığı altında marka sahibinin yasaklayabileceği fiiller sıralanmakta, 29. maddede ise “marka hakkına tecavüz sayılan fiiller” düzenlenmektedir. Marka hakkına tecavüz sayılan fiiller incelenirken, 7. Madde ile 29. Maddenin birlikte dikkate alınması gereklidir.
Tecavüz, bir haksız fiildir. Tecavüzün varlığı için SMK'da belirtilen eylemin gerçekleşmiş olması ve somut olayda hukuka uygunluk sebeplerinden birinin mevcut bulunmaması gereklidir. Tescilli bir markanın, sahibinin izni olmaksızın kullanılması veya o markayı taşıyan mal ve hizmetlerin, tecavüzün bilinmesine rağmen pazarlanması, stoklanması, satış için teklif edilmesi, ihracı, ithali ya da tecavüzün bilinmesine rağmen malların nereden sağlandığının bildirilmesinden kaçınılması, tecavüz olarak tanımlanmıştır ( Tekinalp, Ü.: Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2012, s. 491 ).
SMK'nın 29. maddesi ise, hangi fiillerin marka hakkına tecavüz sayılacağını açıklamıştır. Buna göre; “Marka hakkına tecavüz sayılan fiille;
Madde 29- (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır.
a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.
b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.
c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.
d) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.”
İlgili Kanunun 7 inci maddesi. "Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir.
Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır: a)Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması. b)Tescilli marka ite aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle betik tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c)Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın,
tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.
Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, üçüncü /fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir: a)İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması. b)İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi,
bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. c)İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. ç)İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. d)İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod,
anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması. e)İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. f)İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması. " hükümlerine amirdir.
Kanunun 149.maddesinde "Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir: a)Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti. b)Muhtemel tecavüzün önlenmesi. c)Tecavüz fiillerinin durdurulması. ç)Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini. d)Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması. e)(d) bendi uyarınca elkonulan ürün,
cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması f)Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d)bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası. g)Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
SMK m. 29/1-a atfıyla uygulanacak olan SMK m, 7/2- b'ye göre tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tesdili markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması, marka hakkına tecavüz niteliği taşıyacaktır.
6102 sayılı TTK'nın 54 vd maddeleri Haksız Rekabete ilişkindir. Madde 54- "(1)Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. (2)Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." hükümlerine amridir.
Yine TTK Madde 55- (1)Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır: a)Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar ve özellikle;.... 4.Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak,... dürüstlüğe aykırı davranmış olur.
Şeklinde düzenlenmiş Madde 56 da "Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse; a)Fiilin haksız olup olmadığının tespitini, b)Haksız rekabetin men'ini, c)Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, d)Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini,
e)Türk Borçlar Kanununun 58 inci maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini isteyebileceği düzenlenmiş kararların ilanının talep edebileceği öngörülmüştür.
TTK m. 54'e göre, “rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır”. Haksız rekabete dair hükümlerin temel amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. Dürüst rekabetten anlaşılması gereken rekabet kapsamındaki davranışların dürüst ve ahlaklı olması gerekliliğidir. Rekabet ortamında gerçekleşen herhangi bir davranış veya uygulamanın rekabete etki etmese dahi, dürüstlük kurallarına veya ahlaka aykırı olması haksız rekabetin varlığı bakımından yeterli kabul edilmektedir (Hüseyin Ulgeıı/MeIıme( Helvacı/Arslan Kaya/N. Füsun Nomer Ertan, Ticari İşletme Hukuku, 2019, s. 555).
Genel ilke çerçevesinde haksız rekabet belirlenirken taraflar arasında rekabet olması, failin yarar sağlaması, failin kusurlu olması veya haksız rekabete uğrayan kimsenin zarar görmüş olması şart değildir. Haksız rekabetin varlığından söz edebilmek için, ticari nitelikte bir davranış veya uygulamanın bulunması, söz konusu davranış veya uygulamanın aldatıcı veya başka bir şekilde dürüstlük kurallarına aykırı olması ve rakipler arasında veya tedarik eden kimselerle müşteriler arasındaki ilişkinin etkilenmesi gerekmektedir.
Marka hakkı, tescil şekil koşuluna bağlıdır. Markanın sahibine sağladığı haklar tescil ile meydana gelir ve üçüncü kişilere karşı tescilin yayınından itibaren hüküm ifade eder. SMK 7/(1) maddeye göre: “Bu kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir”. SMK 7/(4) maddeye göre: “Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibariyle hüküm ifade eder.” şeklindedir.
Tescilli bir marka, sahibine tescil kapsamındaki mal ve/veya hizmetler üzerinde kullanılması şartıyla hukuki koruma sağlamaktadır. Buna karşılık, marka eğer tescilli olduğu gibi kullanılmıyor ve tescilli olduğundan farklı bir biçimde kullanılıyor ise, bu takdirde artık tescil herhangi bir koruma sağlamayacaktır. Bu durum 2 şekilde ortaya çıkmaktadır.
Bunlardan birincisi, “markanın tescilli olduğundan farklı kullanımı”, diğeri ise "tescilin kapsadığı mal veya hizmetler bakımından aşkın kullanımdır. Tescilli bir marka, ancak tescilli olduğu haliyle kullanılması durumunda sahibine bir hukuki koruma sağlar. Eğer tescilli olduğundan farklı bir biçimde kullanılıyor ve böyle bir kullanım, bir başkasının tescilli markasına tecavüz teşkil ediyorsa, artık marka tescilinin, sahibine bir hukuki koruma sağlaması söz konusu değildir.
Bir markanın tescilli olduğundan farklı kullanılması, o markanın asli ve ayırt edici unsurlarının yer almadığı kullanımlardır. Markaya tecavüz açısından değerlendirme yapılırken, taraf markalarının öncelikle tescil tarihlerinin, daha sonrasında karıştırma ihtimali nedeniyle işaretsel ve sınıfsal benzerliğin dikkate alınması gereklidir.
Karıştırılma ihtimali, hem bir tescil engeli hem de bir tecavüz h: Markaların benzer olmaları durumunda, bu kez markaların tescilli olduğu mal veya hizmet ile markanın kullanıldığı mal veya hizmetin benzer olup olmadığı ve ortaya çıkacak duruma göre karıştırılma ihtimalinin bulunup bulunmadığı incelenmelidir.
Mutlak hak niteliğini taşıyan markanın, marka sahibinin izni olmaksızın bir başkası tarafından kullanılması yasaklanmış bulunmaktadır. Markanın sahibinden başkası tarafından aynen veya taklit, tağyir, iltibas suretiyle kullanılıp kullanılmadığının saptanmasında her şeyden önce markanın şekil ve anlam itibariyle taşıdığı baskın unsur göz önünde bulundurulmalıdır.
Bu baskın unsurun aynen veya değiştirilerek başkası tarafından kullanılması, haksız olarak kullanımının tespitinde büyük önem taşır. Bir marka ana özellikleri itibariyle başkası tarafından bir hakka dayanmadan kullanıldığında tecavüz unsuru gerçekleşmiş olur (Erdal Noyan, Marka Hukuku, Ankara, 2006, s.545).
Bir marka hakkına tecavüz teşkil edilebilmesi için, markayla ayniyet taşıyan veya benzer olan işaretin, tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı veya benzeri mal veya hizmetlerde tüketiciler tarafından karışıklığa sebebiyet verecek şekil ve surette kullanılması gerekir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut uyuşmazlığa dönüldüğünde, davacının ... ibareli ..., ... ve ... sayı ile tescilli markaları ile davalının ... sayılı markası arasında SMK md. 6/1 kapsamında karıştırılma ihtimali bulunduğu tespit edildiğinden,
davacının ürünlerinde markasını italik yazı sitili ile şeklinde kullandığı ve davalının aynı yazı stili içeren ibareli kullanımlarının, davacının ürünlerini sunum biçimi ile benzerlik arzettiği, işbu durumun alıcıları yanılgıya düşüreceği ve taraf ürünleri arasında karıştırılma riskini arttıracağı gözetilerek davalının ... sayı ile tescilli markasına dayalı kullanımları, aynı zamanda SMK md.29/1- (a) uyarınca davacı marka hakkına tecavüz teşkil ettiği ve avacı aleyhine haksız rekabet koşullarının oluştuğu dikkate alınarak aşağıdaki şekilde hüküm tesisi yoluna gidilmiştir.
Katip ... · ¸ Hakim ... · ¸
İstanbul 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2023/125, K. 2025/85, 15 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama