KÜNYE
T.C. İstanbul 4. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 14 Ocak 2025
- Esas no
- 2023/225
- Karar no
- 2025/12
- Dava
- Marka (Tecavüzün Ref'i İstemli
- Dava tarihi
- 27/12/2023
Karar Metni
3.281 kelime·16 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Tecavüzün Ref'i İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesiyle; müvekkillerinin kurucusu ...’ın ülkemizin ilk üniversiteye hazırlık dershanesi olan ve ... A.Ş. Tarafından kurulmuş olan "..." isimli ticari işletmeyi ... 3. Noterliği'nin... tarih ve ... yevmiye numaralı sözleşmesi ile ...
A.Ş.'den devir aldığını, 1997 yılında ... tarafından alındığında ...'ta tek şube olarak faaliyet göstermekte iken, 1999 yılında ... şubesi, 2000 yılında ... şubesi, 2002'de ...'de ikinci şube açılmış, gün geçtikçe şube sayısını artıran ... günümüz itibari ile Türkiye genelinde 150 ye yakın şubeye ulaştığını, ...’ın eğitim ve öğretim faaliyetlerinin yapılması amacıyla 1997 yılında .... A.Ş.' yi, 2005 yılında ise müvekkilinin ...
EĞİTİM HİZ.A.Ş. 'yi kurduğunu, müvekkillerinin ... numaralı “...”, ... numaralı “...”¸ ... numaralı “...”, ... numaralı “...”, ... numaralı “...”, ... numaralı “... ”, ... numaralı “...”, ... numaralı “,,,”, ... numaralı “...” , ... numaralı “...”, ... numaralı “...”, ... numaralı “...”, ... numaralı “...” ibareli markaların sahibi olduğunu, bu markaların ... 5. Noterliğinin ... tarihli ... yevmiye numaralı devir sözleşmesi ile ... A.Ş.
Tarafından müvekkili şirkete devredildiğini ve TÜRKPATENT'te de devir-tescil işlemlerinin tamamlandığını, markaları müvekkillerinin devreden ... A.Ş.'nin "..." markalarıyla gerçekleştirdiği eğitim ve öğretim hizmeti sunumu 1997 yılında dershanecilik hizmetiyle başlamış, daha sonra Anaokulu, İlkokul, Ortaokul, Anadolu Lisesi, Fen Lisesi ve Kurs olarak devam ettiğini, ...esas unsurlu markaların 1997 yılından itibaren büyük emekler harcanarak ve büyük yatırımlar yapılarak,
yoğun ve yaygın kullanım ve tanıtım çalışmaları sonucu, eğitim ve öğretim hizmetleri ve ürünleri bakımından tanınmış marka haline getirildiğini, müvekkillerinin de ... esas unsurlu markaları devraldıktan sonra eğitim öğretim hizmeti alanında aynı şekilde kullanmaya devam ettiğini, müvekkillerinin “...” ibare ve biçimli markalarının 1997 yılından beri eğitim ve öğretim hizmetlerinde, tüm Türkiye’ye ulaşacak biçimde, fiziki ve dijital ortamlarda kesintisiz olarak fiilen kullanılmak, tanıtılmak,
çok geniş bir coğrafi çevreye hitap edecek şekilde ve üst düzey kalitede hizmet sunmak suretiyle ilgili sektörde bulunanlar tarafından çok iyi bilinen ve beğenilen itibarlı marka haline geldiğini ve tanınmışlık vasfı kazandığını, bir markanın tanınmış sayılması için Türkiye’de ilgili sektörde yer alan potansiyel alıcılar (tüketicilerinden), bu alandaki iş çevreleri ve markanın kullanılacağı ürün veya hizmetlerin dağıtım kanallarında yer alan görevli kişiler tarafından bilinmesinin yeterli olduğunu, marka sahibinin kimliğinin bilinmesinin bile gerekli olmadığını, 2010 yılında Kültür Üniversitesi tarafından,
2015 yılında ...tarafından ve 2020 yılında ....Üniversitesi tarafından yapılan "Marka Bilinirlik Araştırma Raporları’nın da müvekkil markalarının tanınmışlığını ispatlar nitelikte olduğunu, müvekkilleri adına kayıtlı olan "..." markalarının benzer isimleriyle veya aynen ... ve Türkiye çapında haksız olarak başkaları tarafından kullanılmakta olduğunu, ...
Valiliği İl Ticaret Müdürlüğü'nün dahi " ..." ibaresinin kime ait olduğu konusunda belirsizlik yaşayarak, başka bir şahıs tarafından yasa dışı olarak velilere gönderilen SMS'lere karşı ceza tebligatını müvekkilleine yaptığını, tüketici kitlesi olan öğrenci velileri kurumu şikayet ederlerken ...olarak şikayet etmişler ve valilik de "..." markasının sahibi olarak doğrudan davacı müvekkili muhatap aldığını, ...
Valiliği İl Ticaret Müdürlüğü'nün dahi "..." ibaresinin kime ait olduğu konusunda belirsizlik yaşayarak, başka bir şahıs tarafından yasa dışı olarak velilere gönderilen SMS'lere karşı ceza tebligatını müvekkillerine yaptığını, tüketici kitlesi olan öğrenci velilerinin kurumu şikayet ederlerken ...olarak şikayet ettiklerini, ve valiliğin de fen bilimlerinin markasının sahibi olarak doğrudan davacı müvekkilleri ile muhatap aldığını, müvekkillerinin yaşadığı bir başka olayın ...isimli şirkete tebliğ edilmesi gereken tüketici hakem heyeti başvurusunun,
heyetçe karıştırılarak müvekkillerinin yetkilisi ...'ın kurucusu olduğu "... ve ...Anonim Şirketi’ne tebliğ edilmiş olması olduğunu, ancak ...
Kurumları isimli şirket, tüm ticari faaliyetlerinde ve faturalarında müvekkillerinin tescilli markalarıyla birebir aynı şekilde "...." ibaresini kullandığı için, tüketici hakem heyeti haklı olarak anılan şikayeti müvekkillerinin kurucusu ve temsilcisi olduğu bir başka ... ticaret unvanlı şirkete yönlendirdiğini, karıştırmanın fiilen gerçekleştiğini ortaya koyan bu olayın tüketicinin memnuniyetsizliğinden kaynaklanan bir şikayetle ilgili olduğu göz önüne alındığında, bu karıştırılma durumunun müvekkillerinin piyasada mevcut ticari itibar ve tanınmışlığını, ticari işlerini ne kadar olumsuz bir şekilde etkilediğinin ortada olduğunu,
davalının kullanımlarını müvekkillerinin markalarına benzetebilmek için müvekkillerinin markalarında yer alan renk-şekil - kelime unsurlarını birebir taklit ettiğini, davalının “...”, “...”, “...”, “...” şeklinde kullanımlarının olduğunu, davalı tarafın Medeni Kanunun 3. Maddesi gereğince meslekten olarak bilmesine veya bilmesi gerekmesine rağmen, kötü niyetli olarak birebir aynısını ve ayırt edilemeyecek derecede benzerlerini haksız ve hukuka aykırı surette kullanarak müvekkillerinin marka haklarını ihlal ettiğini, davalının bu şekilde tüketici nezdinde müvekkilleri ile arasında iktisadi bir bağ - bir ortaklık ilişkisi olduğu,
davalının müvekkillerinin şubelerinden biri olduğu izlenimi uyandırmakta ve bu yolla müvekkillerinin tanınmış markasının itibarından haksız biçimde yararlanarak, hiçbir masraf ve çaba harcamadan, müvekkillerinin markalarının temsil ettiği imaj ve güveni kendi işletmesine aktardığını, davalının müvekkillerinin tanınmış ... markasını, tik işaretini ve logosunu birebir taklit ederek kullanmakta olduğunu, ... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ...D.
İş sayılı dosyası ile delil tespiti yapılmış ve bilirkişi raporuyla davalı kullanımlarının müvekkillirinin markalarına ayırt edilemeyecek düzeyde benzer kullanımlar olduğunun tespit edildiğini, 6102 sayılı TTK.’nın 50. Maddesi uyarınca usulen tescil ve ilan edilmiş olan ticaret unvanını kullanma hakkının sadece sahibine ait olduğunu, aynı kanunun 52. Maddesi hükmüne göre “Ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması halinde hak sahibi, bunun tespitini, yasaklanmasını;
haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat isteyebileceğini, tecavüzün önlenmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesiyle; müvekkillerinin dilekçe ekinde sunulan Lisans (Franchise) Sözleşmesine istinaden ... işletme adıyla faaliyet gösterdiğini, davacı tarafın ...
Fikri Haklar Hukuk Mahkemesinden yaptığı tespit başvurusunun da bu işletme adıyla gerçekleştirildiğini, müvekkilinin lisans veren ... ile 2021 yılında akdedilmiş Lisans sözleşmesi ile Lisans verenin Türk Patent Entitüsünce15/01/2019 tarih ve ... sayı ile tescilli “...” markasını kullandığını, bu tescilli Markayı kullanmada müvekkiline atfedilecek bir kusur olmadığı gibi tescilli markanın kulanımının başka bir marka hakkına tecavüz oluşturmayacağı (meğer ki ilgili tescilli marka sicilden terkin edilmedikçe) izahtan vareste olduğunu,
davacı tarafın dava dışı pek çok karardan bahsetse de müvekkilinin yasal olarak kullandığı bir markadan dolayı açılan işbu davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, davacı tarafın sürekli olarak tanınmış marka vurgusu yapmakta ise de kendileri Türk Patent Enstitüsü nezdinde tanınmış marka olmadığını, hatta bu yönde yaptıkları başvurunun Patent Enstitüsünce reddedildiğini, tanınmış marka olabilmenin kriterleri arasında en önemlisi "...olmayan kişilerce dahi anında hatırlanma, bilinme" şartını da davacı karşılamadığını,
bu kriter dava konusu düşünüldüğünde öğrenci velisi olan hedef kitle dışında tüm halkın bilinmesini bir yana bıraksak dahi bir öğrenci velisinin dahi ilk anda Davacı kurumu bilmesini gerektirdiğini, davacının bu şartı karşılamadığı delil olarak sunduğu araştırma raporlarına karşın ortalama bir Türk vatandaşının bu kriterde davacıyı anında bilmediği izahtan vareste olup, bahse konu araştırma raporlarının içeriğinin de şüpheli olduğunu, davacının halihazırda tanınmış marka olmadığını,
öte yandan ... ibaresi içeren ilk marka tescilinin de ... tarafından 2007 yılında tescillenmiş olup davacı ilk tescilli markanın da sahibi olmadığı gibi ilgili markaya ilişkin de bir "sicilden terkin "davası bulunmadığını, bu bilgiler ışığında davacının iltibas iddiasının da haksız ve mesnetsiz olduğunu, Türk Patent Enstitüsü nezdinde tescilli ... numaralı marka ve bu markadan sonra ... tescil numaralı tesciller (davadışı ...'e ait ) ilişkin markalar halen tescilli ve koruma altında olduğunu, ileri sürerek, davanın reddini talep etmiştir.
29/11/2024 tarihli bilirkişi raporunda SMK 29/I’e göre; a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak. b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek. c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek,
ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak. ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek. fiillerin marka hakkına tecavüz sayılıcağını SMK 7/II. maddesine göre de; marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir.
Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır: a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması. b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın,
tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması. SMK 7/II-b uyarınca tecavüze karar verilebilmesi için şu şartların gerçekleşmesi gerekir : Yargıtay 11. HD. 14.03.2022 T., ... E., ...
K. tarihli kararıyla görüş değişikliğine giderek, marka hakkına tecavüz halinde artık hem Sınai Mülkiyet Kanunu hem de Ticaret Kanununun haksız rekabet hükümleri uyarınca kümülatif korumanın söz konusu olmadığı yönünde karar verildiğini, ilgili karara göre.
“Dairemizin 6762 sayılı mülga TTK’nın 57/5.maddesinde yazılı “Başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya ticaret işletmesiyle iltibaslar meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtalariyle iltibasa meydan verebilecek surette, ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları kullanmak veyahut iltibasa meydan veren malları, durumu bilerek veya bilmiyerek, satışa arz etmek veya şahsi ihtiyaçtan başka her ne sebeple olursa olsun elinde bulundurmak” şeklindeki düzenlemeden yola çıkılarak,
marka hakkına tecavüz eylemleri, hem özel yasa niteliğindeki 556 sayılı Marka KHK’nın 61 ve 9.maddeleri uyarınca, hem de az önce zikrolunan hüküm nedeniyle mülga 6762 sayılı TTK’nın 57/5.maddesi hükümleri doğrultusunda kümülatif olarak korunmakta idi.
Bununla birlikte, mülga 6762 sayılı TTK’nın 57/5.maddesindeki hüküm, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren mer’i 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 bendinde yer alan “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak,” şeklinde düzenlenmiş olup, Kanun’un gerekçesinde de ifade olunduğu üzere, Kanun Koyucu bilinçli bir şekilde, “ad, unvan ve marka” kavramlarına yeni düzenlemede yer vermemiş ve buna gerekçe olarak da, bu kavramların kendi özel yasası niteliğindeki 556 sayılı Marka KHK, 554 sayılı End.
Tasarım KHK ve 555 sayılı Coğrafi İş.
KHK ve TTK’nın unvan ile ilgili düzenlemeleriyle korunması gösterilmiş ve bunların bir kez de TTK’nın haksız rekabet hükümleriyle korunmasının gereksiz olduğu ve yorum güçlüklerine yol açacağına vurgu yapıldığını, gerçekten de, markaların kendi özel yasası niteliğindeki 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (mülga 556 sayılı Marka KHK) hükümleriyle korunması ve 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 maddesindeki düzenleme karşısında, dairenin bu konudaki eski içtihatlarını sürdürme imkanı kalmadığından,
Bölge Adliye Mahkemesince, davacının tescilli markasının benzerinin, tescil kapsamındaki ilaç emtiasında kullanılması şeklindeki davalı eyleminin TTK’nın 55/1-a-4.maddesi uyarınca aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğine ilişkin gerekçesi yerinde görülmediğinden, hükmün bu kısım yönünden temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.” IV. davalının kullanımlarının davacının markalarıyla karıştırılma ihtimali oluşturduğunu, marka hakkına tecavüz halinde artık kümülatif korumanın söz konusu olmadığı yönünde görüş ve kanaatine ulaştıklarını sundukları anlaşılmıştır.
KANAAT VE GEREKÇE
Uyuşmazlık, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, meni, durdurulması ve sonuçlarının ortadan kaldırılması ile hükmün ilamı istemine ilişkindir.
Davacı yana ait ... nolu fen bilimleri okulları şekil (bilim adamı görselleri ve kırmızı tık işareti) ... ve .... Sınıf için 29.6.2016 tarihinde, ... kod numaralı ... , ...kod numaralı "...”, ... kod numaralı "...”, ...kod numaralı "...", ... kod numaralı ..., ... kod numaralı "... şekil", ... nolu ..., tescil nolu markalarının bulunduğu, yine davacının ...kod numaralı “...", ..., ...nolu ... şekil ibareli marka başvurularını gösterir marka tescil belgelerine göre davacının ... ve ... Sınıfta 2008 yılından beri muhtelif tarihlerde marka tescili bulunduğu halen de seri marka kapsamında başvurularının bulunduğu Türk Patent ve marka kurumun 24.1.2017 tarihli yazıları kapsamından ve marka tescil belgelerinden anlaşılmıştır.
6769 sayılı Kanunun 29. maddesinde marka hakkına tecavüz sayılan fiiller sayılmıştır.
Bunlar Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak,
marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek halleridir.
İlgili Kanunun 7 inci maddesi. "Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir.
Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır: a)Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması. b)Tescilli marka ite aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle betik tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c)Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın,
tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.
Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci /fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir: a)İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması. b)İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi,
bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. c)İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. ç)İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. d)İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod,
anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması. e)İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. f)İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması. " hükümlerine amirdir.
Kanunun 149.maddesinde "Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir: a)Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti. b)Muhtemel tecavüzün önlenmesi. c)Tecavüz fiillerinin durdurulması. ç)Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini. d)Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması. e)(d) bendi uyarınca elkonulan ürün,
cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması f)Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d)bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası. g)Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
SMK m. 29/1-a atfıyla uygulanacak olan SMK m, 7/2- b'ye göre tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tesdili markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması, marka hakkına tecavüz niteliği taşıyacaktır.
6102 sayılı TTK'nın 54 vd maddeleri Haksız Rekabete ilişkindir. Madde 54- "(1)Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. (2)Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." hükümlerine amridir.
Yine TTK Madde 55- (1)Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır: a)Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar ve özellikle;.... 4.Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak,... dürüstlüğe aykırı davranmış olur.
Şeklinde düzenlenmiş Madde 56 da "Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse; a)Fiilin haksız olup olmadığının tespitini, b)Haksız rekabetin men'ini, c)Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, d)Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini,
e)Türk Borçlar Kanununun 58 inci maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini isteyebileceği düzenlenmiş kararların ilanının talep edebileceği öngörülmüştür.
Mutlak hak niteliğini taşıyan markanın, marka sahibinin izni olmaksızın bir başkası tarafından kullanılması yasaklanmış bulunmaktadır. Markanın sahibinden başkası tarafından aynen veya taklit, tağyir, iltibas suretiyle kullanılıp kullanılmadığının saptanmasında her şeyden önce markanın şekil ve anlam itibariyle taşıdığı baskın unsur göz önünde bulundurulmalıdır.
Bu baskın unsurun aynen veya değiştirilerek başkası tarafından kullanılması, haksız olarak kullanımının tespitinde büyük önem taşır. Bir marka ana özellikleri itibariyle başkası tarafından bir hakka dayanmadan kullanıldığında tecavüz unsuru gerçekleşmiş olur (Erdal Noyan, Marka Hukuku, Ankara, 2006, s.545).
Bir marka hakkına tecavüz teşkil edilebilmesi için, markayla ayniyet taşıyan veya benzer olan işaretin, tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı veya benzeri mal veya hizmetlerde tüketiciler tarafından karışıklığa sebebiyet verecek şekil ve surette kullanılması gerekir.
Somut olaya dönüldüğünde, davacıya ait ... tescil nolu “...” ibareli markanın ve bu ibareyi içeren türevlerinin eğitim ve öğretim hizmetlerinin de de dâhil olduğu .. ve ... emtia sınıflarında davacı adına tescilli olduğu ve halen geçerli olduğu, asli ibaresi ...ve ... markalarının davacı ...A.Ş. firması adına kayıtlı olduğu, dava konusu Nice ....
Sınıf “...” kapsamında tescilli olduğu ve koruma sürelerinin devam ettiği, davalının işyerinde dış ve iç bölümlerindeki tabela ve panoları, kapısı ile broşürleri ve sosyal medya hesabı içeriğindeki “...I”, “...”, “...”; “...” ibarelerinin tek başlarına veya “...” ve “...” ile birlikte kullanımları, markasal nitelikte olup, eğitim-öğretim hizmetleri alanında kullanılmakta olduğu, davacının ...ve ...görseli üzerinde gerçek hak sahibi olduğu ve markaları ayırt edici unsur haline getirdiği,
davalı taraf, dava dışı şahıstan marka kullanımına ilişkin lisans aldığını belirtmiş ise de ilgili markanın SMK m.155'deki açık düzenleme uyarınca, kendi hakkından daha önceki rüçhan veya başvuru tarihine sahip hak sahiplerinin açmış olduğu tecavüz davasında, sahip olduğu sınai mülkiyet hakkını savunma gerekçesi olarak ileri süremeyeceği, davacıya ait ... ve ...görselini kullandığı dikkate alındığında, davacının marka haklarının ihlal ettiği, aynı sektörde faaliyet göstermesinden kaynaklı, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu,
bu haliyle davalı yan tarafından gerçekleştirilen kullanımların davacı yan markaları ile karıştırma ihtimali yarattığından, tarafların faaliyet konusunun eğitim ve öğretim hizmeti olarak aynı olduğu, markaların kelime unsurlarının aynı olduğu, aynı hizmet türünde davacı markasının iktibas suretiyle kullanılarak SMK 29/1 maddesi gereğince marka hakkına tecavüz edildiği kanaatine varılmıştır.
Haksız rekabet, TTK 54. maddesi vd. maddelerinde düzenlenmiş olup, dürüstlük kuralına aykırı olarak ekonomik düzeni bozan, ekonomik düzenin aktörleri aleyhine sonuçlar doğuran hareket ve fiillerin tümünü ifade eder. Diğer bir deyişle haksız rekabet, rakipleri ezmek ve onları iktisadi faaliyet alanından uzaklaştırmak amacıyla ve hüsnüniyet kurallarına aykırı suretlerle başvurulan, kanuna, nizama, adaba ve teamüle göre teviz edilemeyecek hareketlerin tamamıdır.
Bu bağlamda başkasının serbestçe ifaya hakkı olduğu rekabet hareketini mene veya onu rekabet sahasından çıkarmaya ve kendi edalarını daha avantajlı göstermeye yarayan yasal olmayan vasıtaları kullanan kişi haksız rekabet fiilini işlemiş olur. TTK 55/1-a-4 bendine göre “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak” haksız rekabet sayılır.
Burada iktibas fiilinin iltibas kavramı içerisinde değerlendirilmesi gerekmekte olup dava konusu aynı ibare kullanımının tüketici gözünde davacı ile davalı arasında ticari ilişki var olduğu algısını yaratabileceği karşısında tüketicide oluşacak bu karıştırılmanın TTK 55/1-a-4 maddesi anlamında haksız rekabet oluşturacağı kanaatine varılmıştır.
Katip ... · ¸ Hakim ... · ¸
İstanbul 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2023/225, K. 2025/12, 14 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama