KÜNYE
T.C. İstanbul 4. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 28 Ocak 2025
- Esas no
- 2023/233
- Karar no
- 2025/24
- Dava
- Marka (Manevi Tazminat İstemli
- Dava tarihi
- 28/12/2023
Karar Metni
2.815 kelime·14 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Manevi Tazminat İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkilleri ...’ın 2005 yılında kurulan ...Ltd.
Şti. nin tek sahibi olduğunu, 2005 yılından beri kesintisiz Fikri ve Sınai Mülkiyet Hakları alanında hizmet verdiğini, müvekkilleri ... adına tescil bilgileri yazılı "...", "...", "... verdiği sektördeki hizmet nevilerinden "..." ve "..." vb. ilave ekler oluşturulduğunu, toplam 59 adet marka sahibi olduğunu, müvekkillerinin tescilli markalarına yatırım yapmasının yanı sıra korumak için çok büyük maddi ve manevi maliyetler üstlendiğini, sadece "..." markası için ...' daki ... ile 2017 yılından beri karşılıklı davalarının devam ettiğini, müvekkilleri üçüncü taraf benzer marka başvurularına itiraz ettiğini,
kendi başvurularına yine üçüncü tarafların yaptığı itirazları bertaraf etmek için çok büyük maddi ve manevi bedeller ödediğini, müvekkillerinin sadece markaları değil, markalarda kullanılan logoları da tasarım tescil yoluyla korumaya çalışmakta olduğunu, müvekkillerinin web sayfalarında kullandığı tüm görsellerin lisans ücretlerini ödeyerek kullanmakta olduğunu, müvekkillerinin, markaların her biri için ayrı ayrı web sayfası tasarladığını, tescil edildiği 2014 yılından bugüne kadar tam 3 kez tüm web sayfa tasarımları, hizmet görselleri yazılım ve kodlama teknolojilerini yenilediğini,
tescilli markalarının her biri için ayrı ayrı web sayfalarının yanı sıra ayrı ayrı sosyal medya sayfalarının da bulunduğunu, müvekkilleri bu web sayfaları için tasarım ve kodlama konusunda deneyimli kişileri çalıştırmasının yanı sıra her yıl en az 2 meslek lisesi öğrencisini tam yıl stajyer olarak iş vermiş ve tüm sayfanın içerik ve görsellerin güncellenmesi bu stajyer öğrenciler tarafından yapıldığını, yani bugüne kadar hem iştihdam hem de ciddi bir maddi külfeti ödediğini, buna karşın davalıların aynı sektörde ve rakip oldukları da gözetildiğinde,
bu markaları bilmemesinin mümkün olmadığı gibi kötüniyetli olarak hem markalarından haksız yarar sağladığını hem de itibarsızlaştırma çabaları yürüttüğünü, haksız ve hukuka aykırı eylemlerin engellenmesi ve tüm maddi ve manevi zararların tazmini için huzurdaki davanın açılması gerektiğini,- SMK m. 7/3-d’ye göre marka ihlali niteliğinde işareti kullanan kişinin, işareti kullanma konusunda meşru bir bağlantısı olmaksızın işaretin aynı veya benzerinin tescil kapsamındaki aynı veya benzer mal veya hizmetler için internet ortamında ticari etki yaratacak şekilde alan adı (domain name), yönlendirici kod (metatag),
anahtar sözcük (keyword) ya da benzer biçimde kullanılması marka hakkının internet ortamında ihlali anlamına geldiğini, davalı tarafından işletilen "..." web sayfasında 3 adet markalarına tecavüz edildiğinin açık ve net ortada olduğu, dolayısıyla haksız ve hukuka aykırı tecavüzlerin engellenmesi gerektiğini, Patent firması olmasına rağmen hem "...", "...", “....” markalarına tecavüz edildiği,
2014 yılından beri adlarına tescilli ve taraflarınca işletilmesi bilinmesine rağmen sanki "..." vb. Markalarının gerçek sahipleriymiş gibi hareket ettikleri, tüm sayfaları anahtar kelimeleri doldurarak hem tecavüz hem haksız kazanç, hem kötüniyet hem de haksız rekabette sebebiyet verdikleri, markalarını hem sulandırdıkları, yani ayırt edici niteliklerini zayıflattıkları, aynı zamanda itibarsızlaştırdıkları, açık ve net ortada olduğundan kötüniyetli eylemlerinin ivedilikle durdurulması gerektiğini, davalının web sayfasındaki açıklamalarından bilgisayar yazılım, kodlama, ... konularında deneyimli olduğu,
dolayısıyla tüm bunları bir kurgu çerçevesinde kötüniyetli olarak uyguladığının açık ve net ortada olduğunu, müvekkilleri aleyhine yaratılan marka tecavüzü ve haksız rekabet durumu dikkate alınarak, tecavüze aracılık eden "..." web sayfasındaki yukarıda yazılı 3 adet markalarına ait davalının web sayfasındaki haksız kullanımlarına derhal son verilmesi ve davalının web sitesindeki tecavüz niteliğindeki tüm linklerin erişime engellenmesi yönünde gıyapta ihtiyati tedbir kararı verilmesini, 3 adet tescilli markanın müvekkillerinin izni ve rızası bulunmadan,
haksız ve kötüniyetle kullanan davalılar eylemlerinin müvekkilleri aleyhine yarattığı marka tecavüzü ve haksız rekabet durumunun internet kullanımları da dahil olmak üzere tespitini, önlenmesini ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasını, maddi tazminata yönelik taleplerinin belirsiz alacak niteliğinde olması sebebiyle,
davalılar'ın müvekkillerine ait 3adet markayı kullanmakla elde ettiği gelirin yargılama sırasında tespitinden sonra HMK md. 107 uyarınca taleplerini arttırma hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkilleri lehine şimdilik 3.000-TL maddi tazminata ve müvekkillerinin uğradığı manevi zarara karşılık her bir marka için 15.000-TL olmak üzere 3 adet marka yönünden toplamda 45.000-TL manevi tazminata mahkum edilmesini ve tazminat alacaklarına dava tarihinden itibaren ticari faiz işletilmesine,
davalılarda bulunan ve müvekkillerine ait markayla iltibas tehlikesi oluşturan ibareyi taşıyan tüm linklerin erişme kapatılmasının yanı sıra, arama motorları indekslerinden kaldırılmasınI,- tecavüze aracılık eden "..." alan adlı internet sitesindeki marka isimlerini aynı/benzerini taşıyan linklerin erişim engeli konulmasını, kapatılması ve terkini ile her türlü sosyal medya hesabının kapatılmasını, dava sonunda verilecek hükmün kesinleşmesini müteakip masrafları karşı tarafa ait olmak üzere Türkiye çapında yayınlanan tirajı en yüksek üç gazeteden birinde yayınlanmasını, masraf,
yargılama giderleri ve vekâlet ücreti ile ürünlerin imhası ile ilgili masraflar ve imha sürecine kadar olacak süreçte ortaya çıkacak her türlü masrafın karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalının cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür.
Bilirkişi raporunda özetle; davacı yönüyle İncelemede - ... alan adı kontrol edildiğinde alan adının 18 Nisan 2014 tarihinde alındığını, /kayıt edildiğini, alan adı sahibi/yetkilisi bilgilerinde ...Limited Şirketi yazdığını, web archive kaydı kontrol edildiğinde 18 Ekim 2015 ile 13 Ağustos 2024 tarihleri aralığında toplamda 114 defa kaydedildiğini, 18 Ekim 2015 tarihli web archive kaydında şeklinde kullanım olduğunu, mevcut durumda şeklinde kullanım olduğunu,- ... alan adı kontrol edildiğinde alan adının 18 Nisan 2014 tarihinde alındığını, /kayıt edildiğini, alan adı sahibi/yetkilisi bilgilerinde...Şirketi yazdığını,
web archive kaydı kontrol edildiğinde 15 Haziran 2017 ile 13 Haziran 2024 tarihleri aralığında toplamda 106 defa kaydedildiği, 02 Eylül 2018 tarihli web archive kaydında şeklinde kullanım olduğu, mevcut durumda şeklinde kullanım olduğunu, ... alan adı kontrol edildiğinde alan adının 28 Nisan 2014 tarihinde alındığını, /kayıt edildiğini, alan adı sahibi/yetkilisi bilgilerinde ...
Şirketi yazdığını, web archive kaydı kontrol edildiğinde 25 Nisan 2016 ile 15 Ağustos 2024 tarihleri aralığında toplamda 112 defa kaydedildiğini, 25 Nisan 2016 tarihli web archive kaydında şeklinde kullanım olduğunu, mevcut durumda şeklinde kullanım olduğunu, davalı yönüyle incelemede, dosyada davalı tarafa ait olduğu belirtilen ... alan adı kontrol edildiğinde alan adının 12 Mart 2015 tarihinde alındığını, /kayıt edildiğini, alan adı sahibi/yetkilisi bilgilerinde ...yazdığı,... olduğu, web sitesi iletişim bilgilerinde .... linki kontrol edildiğinde ... ibaresi ile arama yapıldığında 7 sonuç çıktığını, ...
Firması ibaresinin olduğunu, linke ilişkin kaynak kodlar incelendiğinde ... ibaresi ile arama yapıldığında 17 adet sonuç çıktığını, ... ibaresi ile arama yapıldığında 16 adet sonuç çıktığını, ... linki kontrol edildiğinde ... ibaresi ile arama yapıldığında 8 sonuç çıktığını, ...
Firması ibaresinin olduğunu, linke ilişkin kaynak kodlar incelendiğinde ... ibaresi ile arama yapıldığında 22 adet sonuç çıktığını, ... ibaresi ile arama yapıldığında 4 adet sonuç çıktığını, ...-... -.../ linki kontrol edildiğinde ...
Tescil ibaresi ile arama yapıldığında 4 sonuç çıktığını, ...Firması ibaresinin olduğunu, linke ilişkin kaynak kodlar incelendiğinde ... tescil ibaresi ile arama yapıldığında 10 adet sonuç çıktığını, ... patent ibaresi ile arama yapıldığında 3 adet sonuç çıktığını, davalı tarafça söz konusu kullanımların markasal kullanım olup, davacının marka hakkının ihlalini oluşturduğunu yönünde görüş ve kanaatlerini bildirdikleri anlaşılmıştır.
KANAAT VE GEREKÇE
Uyuşmazlık; "..."," ..." , "..." 3 adet tescilli markanın davacının izni ve rızası bulunmadan, haksız ve kötüniyetle kullanan davalılar eylemlerinin davacı aleyhine marka tecavüzü ve haksız rekabet yaratıp yaratmadığı durumunun internet kullanımları da dahil olmak üzere tespiti, önlenmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına ilişkin olduğu anlaşıldı.
Davalının internet kullanımlarına dayalı tecavüz iddiası bulunduğundan, davalı yönünden yapılan incelemede; ... alan adı kontrol edildiğinde alan adının 12 Mart 2015 tarihinde alındığı/kayıt edildiği, alan adı sahibi/yetkilisi bilgilerinde "..." yazdığı, web sitesi iletişim bilgilerinde ... adresinin yer aldığı, sicil kayıtlarının incelenmesinde aynı adreste davalı şirketin tescilli olduğu, yetkilisinin de aynı adreste daha tescil ve terkin edilen gerçek kişi ticari işletme unvanın yer aldığı, bu haliyle Davalının internet kullanımlarına dayalı tecavüz iddiasına konu kullanımların davalı şirket tarafından gerçekleştirildiğinin kabulü ile pasif husumet yönünden dosya kapsamında bir eksiklik tespit edilmemiştir.
TPMK kayıtları incelendiğinde; ... markasının davacı ... adına...tescil no’su ile 28.07. 2015 tarihinden bu yana tescilli bulunduğu, ...ibaresinin ... tescil numarasıyla tescilli olduğu, ...ise... tescil no’su ile davacı adına tescilli olduğu anlaşılmaktadır. Diğer davacı şirket adına herhangi bir marka tescili bulunmamaktadır.
Dosya kapsamına sunulan rapor içeriğinde, "Davalı tarafça kullanılan anahtar kodlarının davacı adına tescilli bulunan yukarıda belirtilen markalarla birebir aynı olduğu ve marka hakkını ihlal ettiği, Markanın ayırt edicilik ve köken işlevi hukuken koruma kapsamındaki işlevlerdir. Markanın bu işlevleri dışında bir amaçla tescili marka hukukunda hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilmektedir.
Marka hukuku bakımından, kullanma amacı olmayıp, bir markanın salt satılmak üzere veya rakiplerin doğrudan engellenmesi amacına matuf tesciller marka hukukunun amacı ile bağdaşmamaktadır. Hukuken tasvip edilmeyen bir amaca ulaşmak için yapılan tesciller tacirler arasındaki rekabeti bozucu ve dürüstlük kuralına aykırılık oluşturan fiillerdir.
Bu açıklamalar çerçevesinde davacının adına tescilli bulunan ve çoğu ilçe adlarını barındıran 300 civarındaki markanın ayırt edicilik, köken ve ekonomik işlevlerine hizmet edip etmediğinin takdiri delillerle doğrudan temas eden sayın mahkemeye ait" olduğu yönünde rapor tanzim edilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve ... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan bilişim uzmanı ve marka vekilinin değerlendirmelerine takdiri delil niteliği ile değerlendirmeye alınmıştır.
Marka hakkına tecavüz sayılan fiiller SMK'nın 29/1 maddesinde sayılmış olup, madde içeriği aynen şöyledir:
“Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır:
a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.
b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.
c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.
ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek”
SMK 7/1-2 maddesi de aynen şöyledir.“Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir.
Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır:
a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması.
b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması.
c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.”
Kavram olarak "..." bir teşebbüsün mal veya hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlayan işaretlerdir. Marka'nın bir işaret olması yanında "ayırdedicilik" vasfı da taşıması gerekir (Yasaman/Yusufoğlu, Marka Hukuku, İstanbul 2004, s.15 vd.; Kaya, A.: Marka Hukuku, İstanbul 2006, s.32 vd.). Markanın ayırdedicilik niteliği taşıyan, özgün ve karakteristik kısmı asli (esaslı) unsuru olarak kabul edilirken, bu niteliği taşımayan ve herkesçe kullanılabilen unsurlarına tamamlayıcı unsur denilmektedir.
Başkasının hak sahibi olduğu bir markanın aynen kullanılması iktibas suretiyle marka hakkına tecavüz sayılır. Karıştırılma (iltibas) suretiyle marka hakkına tecavüz ise başkasının hak sahibi olduğu bir markanın alıcıların karıştırmalarına neden olacak surette benzerinin kullanılmasıyla vücut bulur.
Karıştırılma ihtimali, klasik ve geniş anlamda olmak üzere iki şekilde tanımlanmaktadır. Klasik anlamda karıştırılma ihtimali, bir mal veya hizmetin alıcısı durumunda bulunan kimselerin almayı düşündüğü, bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı düşüncesiyle, başka bir işletmenin aynı veya benzer malını veya hizmetini alma ihtimali (tehlikesi) ile karşı karşıya olması anlamına gelmektedir. Geniş anlamda karıştırılma ihtimali ise, markalar arasında herhangi bir şekilde bağlantı kurulması tehlikesini de içerir. Karıştırılma ihtimali kavramı zaman içerisinde, mahkeme kararları doğrultusunda, markalar arasında bağlantı olduğu ihtimalini de içerecek şekilde yorumlanarak genişletilmiştir.
Başka bir anlatımla karıştırılma (iltibas) iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle, sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Bozbel, S.: Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409).
Bu husus araştırılırken önce markalar arasında, daha sonra mal veya hizmetler arasında ayniyet veya benzerlik olup olmadığına bakılmalı ve benzerliğin saptanmasında markaların bütün olarak bıraktıkları genel izlenim dikkate alınmalıdır (Teoman, Yaşayan Ticaret Hukuku, C.1, Hukuki Mütalaalar, İstanbul 1992, s.34, 120 vd. - naklen: Cengiz, D.: Türk Hukukunda İktibas veya İltibas Suretiyle Marka Hakkına Tecavüz, İstanbul 1995, s.7,)
Marka hukukunda tescilde öncelik ve teklik ilkesi hakimdir. Ancak bu hakkın sınırsız olmadığı, SMK 7/5 maddesiyle sınırlama getirildiği görülmektedir. Bu yasal düzenlemeye göre; Marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının aşağıda belirtilen biçimlerde kullanılmasını engelleyemez.
6769 Sayılı SMK’nın 7/5 maddesi;" (5) Marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının aşağıda belirtilen biçimlerde kullanılmasını engelleyemez:
a) Gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi.
b) Malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim veya sunuluş zamanına ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması.
c) Özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parça ürünlerinde, malın ya da hizmetin kullanım amacının belirtilmesinin gerekli olduğu hâllerde kullanılması." şeklinde düzenlenmiştir.
Davacı ... yönünden incelemede; davalı eylemlerinin davacıların markaları ile iltibas oluşturacağını davacı ileri sürmüş ise de, davalı kullanımlarının "...." sitesi içeriğinde davacı markaları ile davalı kullanımları ortak olarak “...” ibaresini ihtiva ediyor olsa da, ilgili ibarenin coğrafi yer adı olması ve davalının kullanımlarının davacının markasından farklı olarak "...,tescil" kelime unsurlarını ihtiva ediyor olması;
davalıya ait sitede marka, patent, faydalı model, tasarım tescili ile ilgili danışmanlık hizmetlerinden bahsederken kullanılıyor olduğundan söz konusu kullanımları gören tüketicinin söz konusu kullanımlardan davacı markalarından ziyade ... Tescili hizmetlerini gerçekleştiren Dağıstan Patent unvanlı firmadan bahsedildiğini düşünebileceği; davacı markaları ve ilgili kullanımların birbiriyle benzerlik arz eder nitelikte olmadığı, zira davacının "..." vs.
Kelime grupları yönünden tescillerinin bulunmaması, ... ilçeleri ile ... kelime gruplarına yönelik ilgili kullanımların dürüst ticari kullanım niteliğinde olduğu, bu kullanımların gerçekleştirilen hizmet ve hizmetin gerçekleştirildiği coğrafi alanı belirtmek için kullandığı, bu kullanımların doğrudan davacının tescilli “...” şeklindeki tescilli markalarının aynen ve birebir alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük şeklinde kullanımlarının da bulunmadığı, kullanımlarda davacı adına da tescili olmayan "..." ve "..." ifadelerinin de bulunduğu, bu ifadelerin davalı kullanımlarının davacı tescilli markalarından ayırt ediciliğin sağlandığı;
markalardaki ilçe isimlerinin ise gerçekleştirilen hizmet ve hizmetin gerçekleştirildiği coğrafi alanı belirtmek için kullandığı, bu kullanımların davacı markalarına tecavüz teşkil eder mahiyette olmadığı, davacı markalarının "..." kelime grubu ile kullanıldıkları sınıf bakımından coğrafi kaynak bildiren zayıf ibare oldukları dikkate alınarak; davalının "..." kelime grubu markasını markasal olarak tescilli şekliyle kullanmadığı,
davalı tarafından kelime grubunun içerisine ve yanına "..." kelimelerinin de dahil edilerek yapılan kullanımın da SMK'nun 7/5.maddesinde yerini bulan ''dürüst kullanım'' ilkesi dikkate alındığında, davalının dürüstçe ve ticari veya sanayi konuları ile ilgili olarak kullanımları koşulu ile 3.kişilerin, ad ve adresine, mal veya hizmetlerle ilgili cins, kalite, miktar, kullanım amacı, değer, coğrafi kaynak, üretim veya sunuluş zamanı veya diğer niteliklere ilişkin açıklamaları kullanmalarının marka sahibi tarafından engellenemeyeceği,
davalı kullanımlarının SMK 7/5 marka tescilinden doğan hakların istisnaları kapsamında olduğu gözetilerek davacı gerçek kişi yönünden davanın reddi yönünde aşağıdaki şekilde hüküm tesisi yoluna gidilmiştir.
Davacı tüzel kişi yönünden incelemede; SMK madde metinlerinde de açıkça yazdığı üzere marka hakkına tecavüz ve buna dayalı taleplerin marka sahibi tarafından yapılması gerekmektedir. Ancak dosyada bulunan marka tescil belgelerinin incelenmesinden, davaya konu markaların sahibinin davacı şirketin yetkilisi diğer davacı gerçek kişi adına tescilli oldukları, davacı şirketin ayrı tüzel kişiliğinin bulunduğu gözetildiğinde, dava konusu taleplerin davacı şirket tarafından ileri sürülebilmesi için davacının davaya dayanak markaların inhisari lisans sahibi olması gerektiği SMK m.158/1 uyarınca sabittir.
Davacı tarafça delil dilekçesi içeriğinde 16/04/2014 tarihli Marka (İnhisari Olmayan) Lisans Sözleşmesine dayanıldığı anlaşılmıştır. Davacılar arasındaki 16/04/2014 tarihli inhisari olmayan lisans sözleşme içeriğinde; davaya dayanak yapılan markaların sicil numarası, şekil, isim vs. belirlenmediği ve sözleşme tarihi itibariyle de davaya dayanak markaların henüz tescillerinin de bulunmadığı (...) ileride tescil edilecek markalar yönünden SMK m.24 çerçevesinde sözleşme tarihinde hukuken geçerli bir marka tescili bulunmadığından marka lisansı verilemesinin de mümkün olmadığı, sözleşme tarihi itibariyle tescili olmayan markalar lisans alan yönünden tescil sisteminin lisans sözleşmeleri bağlamında sağladığı korumalardan olan tecavüz davası açma hakkını da vermeyeceği kanaatine varılmıştır.
Aksi yönde bir değerlendirme ile lisans sözleşmesinin geçerli kabul edilmesi halinde ise her ne kadar münhasır olmayan lisans alanın marka tecavüzü davası açma hakkının da sözleşmede açıkça düzenlendiği, bu düzenleme ile verilen dava açma yetkisinin anılan sözleşmenin inhisari lisans sözleşmesi niteliğinde olmaması nedeniyle SMK 158/2.maddesindeki, "İnhisari olmayan lisans alan, sınai mülkiyet hakkına tecavüz dolayısıyla dava açma hakkı sözleşmede açıkça sınırlandırılmamışsa, yapacağı bildirimle, gereken davayı açmasını hak sahibinden ister.
Hak sahibinin, bu talebi kabul etmemesi veya bildirim tarihinden itibaren üç ay içinde talep edilen davayı açmaması hâlinde, lisans alan, yaptığı bildirimi de ekleyerek, kendi adına ve kendi menfaatlerinin gerektirdiği ölçüde dava açabilir.
Bu fıkra uyarınca dava açan lisans alanın, dava açtığını hak sahibine bildirmesi gerekir." hükmünün işletilmesine engel halinin bulunmadığı, düzenlemeye uygun bir bildirim ve dava sürecinin işletilmediği, huzurdaki davada marka sahibi davacı gerçek kişi lisans verenin de zaten davacı konumunda olduğu ve marka sahibinin huzurdaki tecavüz davasında davacı sıfatının sabit olması nedeniyle, davanın davacı şirket yönünden aktif husumet yokluğundan reddine, dair hüküm tesisi yoluna gidilmiştir.
Katip ... · ¸ Hakim ... · ¸
İstanbul 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2023/233, K. 2025/24, 28 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama