KÜNYE
T.C. İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 16 Ocak 2025
- Esas no
- 2023/398 Esas
- Karar no
- 2025/31
- Dava
- İtirazın İptali
- Dava tarihi
- 14/06/2023
Karar Metni
2.784 kelime·14 dk okuma·4 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ...’nin hakim ortak (%50’den fazla hissesine sahip ortak) olduğu, kentin alt ve üstyapı ihtiyaçlarına kaliteli çözümler getirmek amacıyla kurulmuş özel hukuka tâbi ve bağımsız bütçeli bir kamu iştiraki olduğunu, İBB tarafından açılan ihalelere katılan müvekkil şirket, ihaleyi kazanması halinde ihale konusu işi parçalara bölerek alt yüklenicilere yaptırdığını,
müvekkili şirket ile davalı arasında 4 Mart 2010 tarihli “İstanbul Geneli Ana Ulaşım Yollarında Kullanılmak Üzere Yol Beton Elemanı Alımı ve Yaya Alanları ile Trafik Sirkülasyon ve Geometrik Düzenleme Yapılması (UTK) İşi Kapsamında Yol Bakım ve Onarım Müdürlüğü 1. Bölge Ana Ulaşım Yollarında Yaya Alanları ile Trafik Sirkülasyon ve Geometrik Düzenleme Yapılması (UTK) Sözleşmesi” (Bundan böyle “Sözleşme” olarak anılacaktır.) akdedildiğini, müvekkili şirket ile davalının işçileri arasında herhangi bir asıl-alt işverenlik ilişkisi bulunmadığını,
ancak taşeronda çalışmış işçilerin müvekkil şirkete asıl işveren sıfatı yönelterek ikame ettikleri davalar neticesinde müvekkili şirketin söz konusu işçilere, icra zoru altında yüklü miktarda ödemeler yapmak zorunda kaldığını, bu doğrultuda müvekkili şirketin, icra zoru altında ödemiş olduğu bedelleri, personelin taşeronda çalıştığı süreyle sınırlı şekilde oranlayarak taşerona rücu ettiğini, bu kapsamda taşerona muhtelif tarihlerde muhtelif tarihli faturalar tanzim ve tebliğ ettiğini,
sözleşmenin 29. maddesi "Yüklenicinin sözleşme konusu işte çalıştıracağı personelle ilgili sorumlulukları ve buna ilişkin şartlarda Yapım İşleri Genel Şartnamesi hükümleri uygulanır.” hükmünü haiz olduğunu, Yapım İşleri Genel Şartnamesi’nin 34/5.
Maddesinde ise “Yüklenicinin iş verdiği alt yüklenicilerin gündelikçi, haftalıkçı veya aylıkçı olarak işyerinde çalıştırdığı işçi, personel ve teknik elemanların tamamı da yüklenicinin elemanları hükmünde olup, bunların ücretlerinin ödenmesinden de doğrudan doğruya yüklenici sorumludur.
Yüklenici, bunların ücretleri hakkında da aynen kendi elemanları gibi ve yukarıdaki fıkralarda belirtildiği şekilde işlem yapmak zorundadır.” hükmüne yer verildiğini, taraflar arasındaki Sözleşme ve Yapım İşleri Genel Şartnamesi,
söz konusu bedellerin ödenmesinin Taşeronun sorumluluğunda olduğunu açıkça belirtmekte olduğunu, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bir an için müvekkil şirketin sorumluluğunun bulunduğunun varsayımında dahi, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 36. Maddesi uyarınca müvekkil şirketin sorumluluğu yalnızca işçinin 3 aylık ücreti ile sınırlı olduğunu, söz konusu hükmün m.36/2'de "Ücret alacağı olan işçilerin her hakediş dönemi için olan ücret alacaklarının üç aylık tutarından fazlası hakkında adı geçen idarelere herhangi bir sorumluluk düşmez." şeklinde belirtildiğini,
Anayasa Mahkemesi’nin 19/9/2019 tarih ve ... sayılı ilamıyla işçilere ödenen işçilik alacaklarının alt yükleniciye rücu edilebilmesinin, sözleşmede açık hüküm bulunmasa dahi mümkün olduğu kararlaştırıldığını, bu doğrultuda müvekkili şirketin tüm çabalarına rağmen fatura bedellerinin ve cari hesap alacağının tahsil edilememesi karşısında icra takibi başlatma zorunluluğunun hasıl olduğunu, ancak ne var ki davalı yanın takibe haksız şekilde itiraz ederek takibin durmasına neden olduğunu, davalının yapmış olduğu itiraz neticesinde tanzim edilen takiplerin durduğuna ilişkin tensip zabıtları ise tarafımıza tebliğ edilmediğini,
müvekkil şirketçe tanzim edilen faturaların içeriğinde hangi icra dairesinin hangi esas numaralı dosyası kapsamında ve hangi işçi için ödeme yapıldığı açıkça belirtildiğini, buna rağmen davalı yanın herhangi bir sorumluluk üstlenmemekte, mahkeme kararlarına rağmen faturaların herhangi bir hukuki incelemeden geçirilmediğini iddia etmekte ve müvekkil şirketin hem mevzuattan hem de taraflar arasındaki sözleşmelerden doğan haklarını, haksız şekilde itiraz ederek gasp ettiğini, cari hesap ekstreleri, faturalar, fatura içerikleri,
fatura içeriklerinde belirtilen ilamlı icra dosyalarına dayanak ilamlar incelendiğinde görülecektir ki davalı yan itirazlarında haksız ve kötü niyetli olduğunu, borçlunun, açık mevzuat ve sözleşme hükümlerine rağmen, art niyetli bir şekilde borçlara ve icra takiplerine itiraz ederek borcundan kurtulmayı amaçlamakta olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hak ve taleplerimiz saklı kalmak kaydıyla, davalının haksız ve mesnetsiz itirazlarının iptali ile takiplerin devamına ve davalı aleyhine takip çıkışının %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın alacak talebi ( rücu talebi ) zamanaşımına uğramıştır.
Rücuen ödenmesi talep edilen işçilik alacakları da zamanaşımına uğradığını, söz konusu işçiler 2010-2011 yılları arasında müvekkil firma nezdinde sigortalı gözükmekte olup aradan 10 yılı aşkın bir süre geçtiğini, işçiler tarafından taraflarına yöneltilmiş bir dava bulunmadığı gibi açılmış olan davalar da tarafımıza ihbar edilmediğini, rücu talep edilen ... işçisine ait alacaklar hakkında davacı tarafça iki ayrı fatura düzenlenerek bir fatura huzurdaki davaya konu icra dosyası ile diğer faturanın ise ....
İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosya ile takibe konulduğunu, bu takibe yönelik olarak da .... Asliye Ticaret Mahkemesi ...
E. Sayılı dosya ile itirazın iptali davası görüldüğünü, ... dosyasına ilişkin olarak iki ayrı dava dosyasından rücu alacağı hesabı yapılacağından mükerrer bir hesaplama söz konusu olacağını, bu nedenle ... dosyası yönünden derdestlik nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı kurum asıl işveren konumunda olduğunu, davacı kurumun belirlediği usul ve esaslara göre işler yürütülmekte işçiler de da esasen davacı kurumdan emir ve talimat alarak çalıştığını,
davacı tarafın dava dilekçesinde taraflar arasında asıl işveren alt işveren ilişkisinin mevcut olmadığını beyan etmekte ise de davacı kurumun asıl işveren sıfatı bulunmuyor olsa idi işçiler tarafından işçilik alacaklarının ödenmesi istemi ile açılan davalarda sorumluluğu söz konusu olmaz aleyhine hüküm kurulmayacağını, bu kapsamda sorumluluk miktarları asıl işveren altı işveren ilişkisine göre tespit edilmesi gerektiğini, TBK md. 167 "Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan,
birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar." Kanunun düzenlemesi kapsamında işverenlerin iç ilişkide eşit sorumluluğu bulunmakta olup, asıl işveren kendisine düşen sorumluluk miktarının üzerinde bir ödeme yapmışsa bu fazla ödeme miktarınca rücu talep edebileceğini, davacı tarafın ödediği bedelin tamamı üzerinden rücu talebinin haksız ve mesnetsiz olduğunu, taraflar arasında müteselsil sorumluluğu kaldıran, tüm sorumluluğun alt işverende olacağına dair ayrıca ve açıkça bir düzenleme bulunmadığını, işyeri devri kuralları gereği müvekkilinin sorumluluğunun 2 yıl ile sınırlı olduğunu,
feshe bağlı alacaklardan asıl işverenle birlikte son alt işveren sorumlu olduğunu, son alt işveren olmadıklarından feshe bağlı alacaklar yönünden tarafımıza rücu edilemeyeceğini, İş Kanunu md. 112 gereği kıdem tazminatından kamu kurum ve kuruluşu niteliğindeki davacı İston'nun sorumlu olduğunu, müvekkil tarafından işçilerin tüm hakedişleri eksiksiz olarak ödenmiş olup rücu alacağına konu işçilerin müvekkil firmadan hak ve alacağı bulunmadığını, müvekkil firma kendi döneminde çalışan tüm işçilere ücretlerini ve diğer işçilik alacaklarını tam ve eksiksiz olarak ödediğini,
rücu talebine konu işçilerin müvekkil nezdinde bir hakedişleri olmadığından bu alacaklar yönünden müvekkile rücu edilmesi hakkaniyete aykırıdır.
İşçilik ücret ve alacakları yönünden tarafımıza rücu edilemeyeceğini, İş Kanunu md. 36 kamu makamlarının ve asıl işverenlerin hakedişlerinden ücret kesme yükümlülüğüne ilişkin olduğunu, icra takiplerine ilişkin masraf ve vekalet ücretinin taraflarından rücu edilemeyeceğini, davacı tarafın icra tehdidi altında ödemiş olduğu bedelleri rücu ettiğini beyan ettiğini, ancak işçilik alacaklarına ilişkin davaların müvekkiline ihbar edilmediği gibi kararların icrasına yönelik icra takipleri de tarafımıza bildirilmediğini, müvekkili açısından temerrüdün gerçekleşmediğini,
bu nedenle icra takiplerine ilişkin olarak icra masraf ve vekalet ücreti müvekkiline rücu edilemeyeceğini, takibe konu faturaların ticari defterlerinde yer almadığını, icra inkar tazminatı talebinin haksız ve mesnetsiz olduğunu, likit bir alacak mevcut olmadığına, haksız ve mesnetsiz davanın reddi ile kötü niyetli olan alacaklı aleyhine reddedilen miktarın %20 sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67/1. maddesi uyarınca iptali ile İİK 67/2.maddesi uyarınca icra inkar tazminatı istemlerine ilişkindir. Dosyada tarafların bildirdiği belgeler, .... İcra Müdürlüğü’nün ... E sayılı dosyası ticari defter ve kayıtları, faturalar, sözleşmeler, Yapım İşleri Genel Şartnamesi, cari hesap ekstreleri, mutabakat, hak ediş raporları, SGK Kayıtları ve bilirkişi raporu delil olarak değerlendirilmiştir.
HMK'nın 266/1. maddesi gereği dosyanın bir mali müşavir ve bir Borçlar Mevzuatından Kaynaklanan Nitelikli Hesaplamalar uzmanından oluşan bilirkişi heyetine tevdi ile mahkememizce toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı incelenmek suretiyle; taraf defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerini olup olmadığı usulüne uygun tutulup tutulmadığı, tarafların iddia ve savunmaları kapsamında, dosyadaki sözleşmeler, tarafların ticari defterleri ile dosyaya celbedilen belgeler incelenerek,
taraflar arasındaki 4 Mart 2010 tarihli İstanbul Geneli Ana Ulaşım Yollarında Kullanılmak Üzere Yol Beton Elemanı Alımı ve Yaya Alanları ile Trafik Sirkülasyon ve Geometrik Düzenleme Yapılması (UTK) İşi Kapsamında Yol Bakım ve Onarım Müdürlüğü 1. Bölge Ana Ulaşım Yollarında Yaya Alanları ile Trafik Sirkülasyon ve Geometrik Düzenleme Yapılması (UTK) Sözleşmesi kapsamında davalı bünyesinde hizmet verdiği iddia edilen ..., ... ve ... tarafından ikame edilen davalar sebebiyle davacı tarafça ödeme yapılıp yapılmadığı,
yapılmış ise tarafların ikame edilen davalar sonucunda ödenen ücretler karşısında sorumlulukları ile davacı tarafça yapıldığı iddia edilen ödemelerin davalı taraftan talep edilip edilemeyeceği, edilebilecek ise talep edilebilecek tutarın net miktar belirlenmek(faiz ve ferileri yönünden de değerlendirilme yapmak suretiyle) suretiyle tespiti, yapılan değerlendirmenin açık ve anlaşılabilir bir tarzda raporun sonuç kısmında tablo halinde belirtilmesi; hususlarında hazırlanan 14/11/2024 tarihli bilirkişi raporunda.
Huzurdaki davanın; davacı asıl işverence borcun "cari hesaba/açık hesaba dayalı alacak bakiyesinden" kaynaklandığını ileri sürerek takip borçlusu/davalı alt işveren aleyhine 22/08/2022 tarihinde .... İcra Müdürlüğü'nün ...
E. Sayılı dosyası ile 16.197,07 TL asıl alacağı için başlatılan takibe davalının yaptığı itirazın iptali davası olduğu, davacının 2022 yılına ilişkin tutmakla yükümlü olduğu ticari defterlerinin TTK hükümlerine uygun tutuldukları, davalı vekili tarafından 04/08/2023 tarihli cevap dilekçesinde “talebe konu faturaların ticari defterlerinde yer almadığı” beyan edildiği, 09.05.2024 tarihli “04.04.2024 Tarihli Ara Karar Gereği İşçi Özlük Dosyaları Hakkında Bilgi Sunumudur” konulu dilekçe ile.
“Dava konusu işçiler müvekkil firma nezdinde 2010-2011 yılları arasında çalışmış olup, aradan uzun bir süre geçmiş olduğundan işçilere ilişkin özlük dosyalarına tarafımızca ulaşılamamıştır.” denilerek bilgi verilmiş olup iş bu hususların takdirinin Mahkemeye ait olduğu, davacı ... .... A.ş. (İdare) ile ...
İnşaat Taahhüt (Yüklenici/taşeron) arasında 04.03.2010 tarihli, 1.360.374,67 TL teklif Bedeli ile, "İstanbul Geneli Ana Ulaşım Yollarında Kullanılmak Üzere Yol Beton Elemanı Alımı ve Yaya Alanları ile Trafik Sirkülasyon ve Geometrik Düzenleme (UTK) İşi” kapsamında bir sözleşme imzalandığı, taraflar arasında iş bu sözleşme kapsamında ticari ilişki olduğu, davacının davalıdan 8.215,06 TL alacaklı olduğu mütalaa edilmekle birlikte hukuki değerlendirmesi delillerle doğrudan temas eden Sayın Mahkeme'ye ait olduğu,
Mahkemece tarafından davacının alacaklı olduğunun kabulü halinde, davacı tarafın 22.08.2022 tarihli icra takibinde 16.197,07 TL asıl alacağına takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz talep ettiği, yukarıda açıklandığı üzere davacının 22.08.2022 takip tarihinde davalıdan 8.215,06 TL alacaklı olduğu, TCMB verilerinden 22.08.2022 takip tarihi itibariyle yasal faizin %9,00 olduğu görüldüğünden, davacının belirlenen 8.215,06 TL asıl alacağına takip tarihinden itibaren % 9,00 ve değişen oranlarda kademeli olarak yasal faiz yürütülebileceği bildirilmiştir.
İtiraz iptali davası 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67 maddesinde: "(Değişik birinci fıkra: 17/7/2003-4945/15 md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren 1 sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağın varlığı ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.
(Değişik: 9/11/1988 - 3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.(2) İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.
(Mülga dördüncü fıkra: 17/7/2003-4949/103 md.) Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (Ek fıkra: 2/7/2012-6352/11 md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır" düzenlemesine yer verilmiştir.
Borçlunun itirazı üzerine takibin durması ile birlikte alacaklı açtığı itirazın iptali davasında takip talebinde talep ettiği alacağının bulunduğunu ispat külfeti bizzat kendisindedir. Ancak davalı borçlunun İcra Dairesinde vermiş olduğu itiraz dilekçesinin içeriği ya da cevap dilekçesinin içeriğine göre ispat külfeti yer değiştirebilecektir. İtirazın iptali davası icra takibinin uzantısıdır ve iki dosya bir birlik oluşturmaktadır.
"Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalının senetlerin ödenmiş senetler olduğunu iddia ederek ödemeye ilişkin belgeler ibraz etmiş ise de, ödemenin kanıtı olarak sunulan belgelere göre ödemenin Zekeriya İpek adlı şahsa yapıldığı ve bu şahsın (dosyadaki bilgilere göre) davacı şirket ile ilgisinin bulunmadığının anlaşıldığı, davalının senet bedellerini ödediğini ispat edemediği, 19.10.2015 tarihli bilirkişi raporunun denetime elverişli içeriği itibariyle doğru olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalının ....
İcra Müdürlüğü’nün ...sayılı icra takibine yaptığı itirazın 3.600 TL ana para ve 5.356,27 TL işlemiş faiz yönünden iptaline, takibin takip tarihi itibariyle bu miktar üzerinden devamına, inkar tazminatının şartları bulunmadığından reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacının temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede alacak belgeye dayanıp likit ve belirlenebilir mahiyette olup, İİK’nun 67. maddesi uyarınca davacı yararına inkar tazminatına karar verilmesi gerekirken bu isteğin reddine karar verilmesi doğru olmamış, mahkeme kararının bozulması gerekmiştir. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 24/11/2016 tarih, 2016/4405 Esas 2016/15076 Karar sayılı ilamı)"
İcra inkar tazminatının düzenlenmesinin amacının, borçlunun ödeme emri üzerine icrada borcunu inkar etmesini önlemektir. Yüzde yirmilik oran en az tazminat miktarını ifade etmektedir. Mahkemece daha fazla tazminata da hükmedilebilir. İcra inkar tazminatı asıl alacak üzerinden hesaplanır ve icra inkar tazminatına hükmedilmesi de şartlara bağlanmıştır. İcra inkar tazminatının şartları ise şunlardır:
1-Geçerli bir icra takibi bulunmalıdır.
2-Borçlu geçerli bir itirazda bulunmuş olmalıdır.
3-Süresi içerisinde açılmış olan bir itirazın iptali davası bulunmalıdır.
4-Alacaklı icra inkar tazminatını talep etmiş olmalıdır.
5-Borçlunun itirazının haksız olduğu kararı verilmelidir.
6-İtirazın iptali davasında alacak likit olmalıdır.
İcra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklının kötü niyeti aranmaz. Sadece itiraz etmiş olması yeterlidir.
Yukarıda yer verilen ilkeler ve bilgiler ışığında dava dilekçesi, cevap dilekçesi, yazı cevapları, tarafların bildirdiği belgeler, .... İcra Müdürlüğü’nün ...
E sayılı dosyası ticari defter ve kayıtları, faturalar, sözleşmeler, Yapım İşleri Genel Şartnamesi, cari hesap ekstreleri, mutabakat, hak ediş raporları, SGK Kayıtları ile 14/11/2024 tarihli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; iş bu itirazın iptali davasının İİK'nun 67/1. maddesi uyarınca 1 yıllık yasal hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, huzurdaki davanın; davacı asıl işverence borcun cari hesaba/açık hesaba dayalı alacak bakiyesinden kaynaklandığını ileri sürerek takip borçlusu/davalı alt işveren aleyhine 22/08/2022 tarihinde ....
İcra Müdürlüğü'nün ...
E. Sayılı dosyası ile 16.197,07 TL asıl alacağı için başlatılan takibe davalının yaptığı itirazın iptali davası olduğu, davacının 2022 yılına ilişkin tutmakla yükümlü olduğu ticari defterlerinin TTK hükümlerine uygun tutuldukları, davalı vekili tarafından 04/08/2023 tarihli cevap dilekçesinde “talebe konu faturaların ticari defterlerinde yer almadığı” beyan edildiği, 09.05.2024 tarihli “04.04.2024 Tarihli Ara Karar Gereği İşçi Özlük Dosyaları Hakkında Bilgi Sunumudur” konulu dilekçe ile.
“Dava konusu işçiler müvekkil firma nezdinde 2010-2011 yılları arasında çalışmış olup, aradan uzun bir süre geçmiş olduğundan işçilere ilişkin özlük dosyalarına tarafımızca ulaşılamamıştır.” denilerek bilgi verildiği, davacı ... .... A.ş. (İdare) ile ...
İnşaat Taahhüt (Yüklenici/taşeron) arasında 04.03.2010 tarihli, 1.360.374,67 TL teklif Bedeli ile, "İstanbul Geneli Ana Ulaşım Yollarında Kullanılmak Üzere Yol Beton Elemanı Alımı ve Yaya Alanları ile Trafik Sirkülasyon ve Geometrik Düzenleme (UTK) İşi” kapsamında bir sözleşme imzalandığı, taraflar arasında iş bu sözleşme kapsamında ticari ilişki olduğu, davacının davalıdan 8.215,06 TL alacaklı olduğu, davacı tarafın 22.08.2022 tarihli icra takibinde 16.197,07 TL asıl alacağına takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz talep ettiği ancak davacının 22.08.2022 takip tarihinde davalıdan 8.215,06 TL alacaklı olduğu,
TCMB verilerinden 22.08.2022 takip tarihi itibariyle yasal faizin %9,00 olduğu görüldüğünden, davacının belirlenen 8.215,06 TL asıl alacağına takip tarihinden itibaren % 9,00 ve değişen oranlarda kademeli olarak yasal faiz talep edebileceği, kanaatine varılmıştır.
14/11/2024 tarihli bilirkişi raporu dosya kapsamına uygun, teknik anlamda yeterli ve denetime elverişli bulunduğundan Mahkememizce hükme esas alınarak taleple bağlılık ilkesi mucibince; davanın kısmen kabulü ile .... İcra Müdürlüğünün ...
E sayılı dosyası ile başlatılan takibe yönelik itirazın kısmen iptali ile takibin 38,79 TL asıl alacak, 2.001,31 TL asıl alacak, 6.174,96 TL asıl alacak olmak üzere toplam 8.215,06 TL alacak üzerinden takipteki diğer koşullarla birlikte devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, alacak miktarının likit yani belirlenebilir bir alacak miktarı olduğu kanaati ile, İİK'nın 67/2 maddesi uyarınca hükmolunan 8.215,06-TL'nin %20'si oranında (1.643,01-TL) icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
davanın kısmen kabulüne karar verilmekle yasal koşulları oluşmadığından davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine, karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
Katip ... · e-imzalıdır Hakim ... · e-imzalıdır
İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/398, K. 2025/31, 16 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama