KÜNYE
T.C. İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 15 Ocak 2025
- Esas no
- 2023/520 Esas
- Karar no
- 2025/22
- Dava
- Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 15/08/2023
Karar Metni
1.195 kelime·6 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA (Davacı vekili dava dilekçesinde özetle). Müvekkili ... aleyhine, davalı ... A.Ş. tarafından ... 23. İcra Dairesi'nin ...
E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ilgili takipte borcun sebebi kısmına yalnızca "9.134,40 TL1 adet Diger alacak" yazıldığını, müvekkili işbu icra takibinde itiraz süresini kaçırdığı için takip kesinleştiğini ve haciz aşamasına geçildiğini, icra takibi sürerken taraflarınca menfi tespit/istirdat davası açmadan evvel arabuluculuk süreci başlatıldığını ve bu aşamada davalı şirket tarafından borcun sebebi hakkında taraflarına bilgilendirme yapıldığını ve bir kısım evraklar gönderildiğini, arabuluculuk süreci anlaşamama ile sona erdiğini, taraflarına davalı şirket tarafından gönderilen evrakları incelediğinde,
müvekkilinin şahıs şirketi sahibi olarak ticari hayatını sürdürdüğü döneme tekabül eden ve "... / Gayrimenkul Danışmanlık" sıfatı ile borç yükleyen evraklara atıldığı iddia edilen imzaların müvekkile ait olmadığının görüldüğünü beyan ederek davacı müvekkilinin, ... 23. İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı dosyasından davalı şirkete herhangi bir borcunun olmadığının tespitinin yapılmasını, haksız şekilde başlatılmış olan ... 23. İcra Dairesi'nin ...
E. Sayılı icra dosyasının iptalini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkilin haciz tehdidi ile davalı şirkete ödediği 24.371,89 TL'nin davalıdan ticari faiziyle birlikte istirdadını, davalı tarafın, haksız ve kötüniyetli olarak müvekkil aleyhine icra takibi başlatıp müvekkilin zararına yol açtığından, davalı aleyhine dava değerinin %20'si oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP(Davalı vekili cevap dilekçesinde ve özetle). Mahkememizden öncelikle davacının bağlı olduğu vergi dairesine müzekkere yazılarak davacı hakkında esnaf-tacir sınırına ilişkin araştırmanın yapılmasını talep ederiz.
Şayet davacı yan esnaf ise Sayın Mahkemece görevsizlik kararı verilmesini talep ettiklerini, icra takibine konu edilen faturalar davacı yanın kullanımları neticesinde tahakkuk edilmiş olup taraflar Aaarasında akdedilen abonelik sözleşmelerindeki imza davacı yana ait olduğunu, müvekkili şirketin aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi hukuken mümkün olmadığını, mahkememizce yapılacak yargılama neticesinde dayacı tarafın iddialarının haksızlığı kabul edildiği takdirde, davacı taraf aleyhine imza inkar tazminatına hükmedilmesini beyan ederek mahkememizce davacı ... hakkında yapılacak esnaf-tacir sınırı araştırması sonucuna göre,
davacı tarafın tacir sınırının altında kalması halinde huzurdaki davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddini, taraflarınca arz ve izah edilen sebeplerle haksız ve hukuka aykırı davanın esastan reddini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE /
Dava; davacının 2016 yılında şahıs şirketi olarak faaliyetini sürdürdüğü esnada imzası kendisine ait olmayan evraklar ile hakkında takip başlatıldığı, ve takibin kesinleştiği, bu takip nedeni ile borçlu olmadığı, ödediği miktarların istirdadını talep ettiği hususuna ilişkin olduğu anlaşıldı. Uyuşmazlığın takip konusu evraklardaki imzanın davacıya ait olup olmadığı, davacının davalıya borcunun bulunup bulunmadığı, bulunuyor ise miktar, kötü niyet tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplandığı anlaşılmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlenmiş, anılan kanunun 5.maddesinde asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz, TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir.
Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olmasını sağlamaz. Başka ifade ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira.
Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Somut olayda, davalı tarafça abonelik sözleşmesi gereğince ödenmeyen faturaların tahsiline ilişkin olarak davalı tarafça davacı aleyhinde icra takibine girişildiği, davacının icra takibine itiraz ettiği ve mahkememizde menfi ve istirdat talepli iş bu davayı açtığı, bu haliyle eldeki davanın, TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasındaki veya özel kanunlarda ticari dava olarak sayılan mutlak ticari dava olmadığı açıktır.
Abonelik sözleşmesinin 2016 tarihli olduğu ve fatura borçlarının da 2016 yılı Aralık ayı, 2017 yılı Ocak, Şubat ,Mart ve Nisan aylarına ilişkin olduğu, ...
Vergi Dairesinden gelen 29.08.2023 tarihli müzekkere cevabı ile davacının 16.05.2014 tarihleri ile 06.02.2020 tarihleri arasında tacir olmadığı, 2. snıf tüccar ( işletme hesabı ) olarak faaliyet gösterdiği belirtildiği, davacının tacir olmaması ve davanın da nisbi ticari dava olması sebebiyle davaya bakmakta mahkememizin görevsiz olduğu anlaşılmış, vergi dairesinin müzekkere cevabında davacının 2. Sınıf tüccar olduğu ve ticari işletme hesabına göre defter tuttuğu belirtildiğinden davacının tüketici olmadığı, bu sebeple davaya bakmakta genel mahkemelerin yetkili olduğu, Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.
Göreve ilişkin usul kuralları HMK'nun 114/1-c maddesi uyarınca dava şartıdır. Dava şartları kamu düzeninden olmakla resen dikkate alınırlar. İzah edilen nedenlerle, Mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; davanın HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM / Gerekçesi yukarıda izah olunduğu üzere;
1-HMK'nun 115/2. maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin, görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri gerektiğinin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA,
3-HMK'nun 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere İstanbul Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE,
4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK'nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,
Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMK'nın 341/1. maddesi uyarınca 2 haftalık yasal süre içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 15/01/2025
Katip · ¸e-imzalıdır Hakim · ¸e-imzalıdır
İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/520, K. 2025/22, 15 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama