KÜNYE
T.C. İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi Dava Tarihi;09/11/2023
- Karar tarihi
- 3 Temmuz 2024
- Esas no
- 2023/724 Esas
- Karar no
- 2024/411
- Dava
- İtirazın İptali
Karar Metni
2.090 kelime·10 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Müvekkili şirket tarafından dava konusu hasarın meydana geldiği ... Mah. Dr. Erkin Cad. No:28 -30 Daire:15 (pafta 194 ada 768 parsel 5) Kadıköy/İstanbul adresindeki şirketin kullanımda olan işyeri 12/09/2022-12/09/2023 tarihleri arasında sigortalandığını ....
İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını takibin davalının haksız itirazları nedeni ile durduğunu konuya ilişkin başvurulan zorunlu arabuluculuk sürecinden de bir sonuç elde edilememiş olduğunu anlaşmazlık tutanağının ekte olduğunu tüm bu nedenlerle davalının takibe haksız itirazının iptali ve en az alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatı ödenmesine hükmedilmesi için bu davanın açılması zorunluluğunun doğduğunu, davanın kabulünü, davalının ....
İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptalini ve takibin devamını, davalının asıl alacağının %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının ödemeye mahkum edilmesini yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Meydana geldiği ileri sürülen zararın, sigortalının kendi kusurundan, kanun ve yönetmelikler çerçevesinde üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmemesinden kaynaklandığını, müvekkil idarenin gerek atıksu kanallarının döşenmesinde gerekse bunların bakım ve onarımlarında gerekli özeni gösterdiğini, bahse konu adresten 14.09.2022 tarihinde şikayet bildirilmiş olduğunu, iş emrine istinaden bina önündeki atıksu hattının yenilenerek sorunun giderildiğini, 07.04.32023 tarihinde yerinde yapılan incelemede hasara uğrayan binanın parsel bacasının mevcut ve yerinin uygun olduğunun, parsel bacasında çek valf olmadığını,
atıksu bacasına bağlı olmaması gereken yağmur ve yüzey sularının parsel bacasına bağlı olduğunun tespit edildiğini, binaların atık sularının doğal akış ile şebeke kanalına akıtılabilse dahi, taşınmaz sahibinin parsel çıkış bacasında binaların subasman su basman seviyesi altında kalan kısımlarında atık suyun geri gelmesini önleyici tedbirlerin alınmasından yapı sahiplerinin sorumlu olduğunu, sigortalı binanın imar mevzuatı ve inşaat tekniğine, yönetmeliklere uygun olup olmadığının ve kanal bağlantı ruhsat görüşünün alınıp alınmadığının incelenmesi gerektiğini,
deşarj yönetmeliğinin ilgili maddelerine göre atıksu parsel bacası ile kanalizasyon şebekesi arasında kalan bağlantı kanalının bakım ve işletmesinin gayrimenkul sahiplerinin sorumluluğunda olduğunu, dava konusu olayda müvekkil idarenin kastı, kusuru, ihmalinin bulunmadığı gibi zararla müvekkil idare arasında bir illiyet bağının kurulmasının da mümkün olmadığını, davada talep edilen hasarın fahiş olduğunu, mal ve alım teslimine ilişkin fatura ve belgelerin ibrazının gerektiğini belirtmiş, haksız davanın reddine, yargılama giderleri ile ücret-i vekaletin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Taraflar arasında uyuşmazlık bulunan hususların; Haksız fiilden dolayısıyla rucüen tazminattan kaynaklı başlatılan icra takibine itirazın iptaline ilişkindir.
Mahkememizce verilen ara karar gereğince bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş olup 31/05/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle.
"Davacı Sigortacı ile dava dışı Sigortalısı arasında kurulu olan Sigorta Sözleşmesine istinaden, 12.09.2022 tarihinde düzenlenen ... poliçe numaralı Sigorta Poliçesinin, Sigorta Süresinin 12.09.2022 - 12.09.2023, Sözleşmenin hazine onaylı Yangın Sigortası Türk Genel Şartlarına göre kurulduğu, ek teminatlar ile güçlendirildiği, dava açısından hasarın yakın sebebi olan “dahili su” teminatının teminat kapsamına dahil edilmiş risklerden olduğu, 14.09.2022 tarihli hasarın Sigorta Süresi dahilinde ve poliçe tanzim tarihi sonrasında olduğu,.
Dava dosyasında hasarın 27.10.2022 tarihinde ödendiğini gösterir yönde banka dekontu görüldüğü, rücu talebi açısından değerlendirme. Davacı Sigortacı ödemiş olduğu tazminat tutarı kadar Sigortalısının haklarına halef olmuştur. Türk Ticaret Kanunu'nun1472 Maddesinin | Fıkrasında halefiyet “Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer.
Sigortalının, gerçekleşen zarardan - dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir.” olarak düzenlenmiştir.
Bu durumda davalı Sigortacının meydana gelen hasarda kusur/sorumluluğu bulunanlara rücu hakkı elde etmiş olup, işbu davayı meydana gelen hasarda davalı tarafın kusuru/sorumluluğu açısından açmış olduğu, Davacı tarafından Sigorta poliçesi düzenlenen dava dışı sigortalı ... Ltd.
Şti.'nin hastane binasında dış kanalizasyon hattından gelen pis su ile 1. Bodrum katta bazı bölümlerin alçıpan kaplamalarında, duvarlarda, PVC zemin kaplamalarında hasar meydana geldiği, Meydana gelen hasar ile ilgili olarak sigorta eksperi tarafından hasarın tespit edildiği ve buna göre ...
Sigorta A.Ş. tarafından sigortalıya ödeme yapıldığı, Sigorta eksperi tarafından tespit edilen hasar bedeli 16,029,76 TL'nin, 14.09.2022 hasar tarihi itibariyle kadri marufunda olduğu, Yukarıda belirtilen hususlar gözetildiğinde davalı ...'nin, 2560 sayılı ... Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun'un 2.Maddesi gereği kusurlu olduğu, davacı ... sigorta aş'nin ise sigortalısı ... Ltd.
Şti. ve/veya yapı sahiplerinin kanunlar nezdindeki sorumlulukları ve yükümlülük getirmemiş olmaları nedeni ile kusurlu olduğu, buna göre; davalı ...'nin%50 kusur oranına tekabül eden hasar bedeli tutarının 8.014,88 tl davacı ... sigorta a.ş.'nin %50 kusur oranına tekabül eden hasar bedeli tutarının 8.014,88 tl" olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Dava; Haksız fiilden dolayısıyla rucüen tazminattan kaynaklı başlatılan icra takibine itirazın iptali davasıdır.
6102 sayılı TTK'nın 1472 maddesinde halefiyet düzenlenmiştir. Maddede, sigortacının sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçeceği, sigortalının gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hakkın tazmin ettiği bedel kadar sigortacıya intikal edeceği ifade edilmiştir. Sigortalının tazminat alacağının hukuki temelinin haksız eylemden, kanundan veya sözleşmeden kaynaklanmış olması arasında hiçbir fark yoktur.
TTK 1472. maddeden kaynaklanan halefiyet hakkı sigortacıya, zarar sorumlusundan, sigortalısına ödediği sigorta bedeli kadar talep hakkı ve bunun doğal sonucu olarak da zarar sorumlusuna karşı dava hakkını sağlamaktadır. Bu dava türüne doktrin ve uygulamada sigortacının rücu davası adı verilmektedir. Halefiyete dayalı olan rücu davasında, esas itibariyle sigortalının kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır.
Her tazminat davasında olduğu gibi, sigortacının açtığı rücu davasında da davalının kusurunu ve zararı ispat etmek davacı sigortacıya düşer. Halefiyete dayalı sigorta rücu davasında sigortacı halefiyet hukuki ilişkisi sebebiyle ancak selefinin sahip olduğu haklara sahip olur.
Sigortacı halefiyete dayanarak rücu davasını zarar sorumlusu aleyhine yönelttiğine göre, sigortalının zarar sorumlusuna karşı açacağı tazminat davasında sigortalı neyi ispat etmesi gerekiyorsa, sigortacı da bu davada onu ispat etmekle yükümlüdür.
2560 sayılı ... Kuruluş ve Görevleri Hakkındaki Kanunun 1. maddesinde, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmek ve bu amaçla gereken her türlü tesisi kurmak, kurulu olanları devralmak ve bir elden işletmek üzere ...Genel Müdürlüğünün kurulduğu belirtilmiş olup aynı yasanın 2. maddesinin “b” bendinde, kullanılmış sular ile yağış sularının toplanması,
yerleşim yerlerinden uzaklaştırılması ve zararsız biçimde boşaltma yerine ulaştırılması veya bu sulardan yeniden yararlanılması için abonelerden başlanarak bu suların toplanacakları veya bırakacakları noktaya kadar her türlü tesisin etüt ve projesini yapmak ve yaptırmak gerektiğinde bu projelere göre tesisleri kurmak ya da kurdurmak kurulu olanları devralıp işletmek bunların bakım ve onarımını yapmak, yaptırmak ve gerekli yenilemelere girişmek;
“d” bendinde ise, Su ve Kanalizasyon hizmetleri konusunda hizmeti alanı içindeki belediyelere verilen görevleri yürütmek ve bu konulardaki yetkileri kullanmak ...'nin görev ve yetkileri arasında sayılmıştır.
Aynı sayılı Kanununun 17. maddesinde, kanalizasyon şebekesi bulunan cadde ve sokaklardaki her taşınmazın kanalizasyona bağlanmasının zorunlu olduğu, bu bağlantıların, bedeli taşınmazın sahibinden alınmak suretiyle ... tarafından yapılacağı veya projesine uygun olarak yaptırılacağı hüküm altına alınmıştır.
Kanunun 18. maddesinde ise yapı için belediyeden ruhsat isteyen gerçek ve tüzel kişilerin, daha önce ...'den su ve kanalizasyon durumu hakkında belge almak zorunda oldukları, ...'nin o yerdeki su ve kanalizasyon şebekesine göre su ve kanalizasyon durum belgesi vereceği, yapıların durum belgesi alınmadan veya tesisatın durum belgesine aykırı olarak yapılması hallerinde imar mevzuatının ruhsatsız yapılar hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.
Belirtilen yasal düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere davalı idarenin kanalizasyon hattının yapım, bakım, onarım görevlerinin yanı sıra denetim yükümlülüğü de bulunmaktadır. Yönetmeliğe göre mal sahibi, müteahhit veya apartman yöneticisi parsel çıkış bacasına atık suyun geri gelmesini önleyecek tedbirleri almalıdır. Ayrıca, yağmur suları ve kirli olmayan bütün diğer yüzeysel drenaj suları atık su kanallarına ve hiçbir atık su kanalı da yağmur suyu kanalına bağlanmamalıdır.
Ancak bu önlemlerin alınmamış olması davalının denetim yükümlülüğü nedeniyle olan sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Kaldı ki TBK hükümlerine göre davalının kanalizasyon sisteminden doğan zararlardan yapı sahibi olarak da sorumluluğu vardır. Nitekim davalı kanalizasyon sisteminin sorunsuz bir şekilde çalışmasını sağlamakla yükümlüdür.
... Atıksuların Kanalizasyona Deşarj Yönetmeliğinin 10. maddesi ve geçici 1. maddesi, evsel atıksu kanalizasyon bağlantılarının ne şekilde yapılacağı, buna dair ruhsatın nasıl verileceği hususlarında düzenlemeler içermektedir.
Yönetmeliğin 23. maddesinde ise yönetmelik hükümleri uyarınca yada diğer mevzuatla yasaklanmış olan eylem ve işlemlerin yada faaliyetlerin tespiti halinde bu faaliyetlerin veya eylemlerin durdurulması, engellenmesi yada ortadan kaldırılması için yapılacak işlemlerin neler olduğu belirtilmiştir.
Yine 3030 Sayılı Kanun Kapsamı Dışında Kalan Belediyeler Tip İmar Yönetmeliğinin "Yapı Kullanım İzni" başlıklı 64. maddesinin 6. fıkrasında, kullanma izni verilmeyen ve alınmayan yapıların elektrik, su, kanalizasyon, haberleşme ve benzeri hizmetlerden ve tesislerden faydalanamayacağı, bu hizmetlerden yararlanılması durumunda hizmeti veren idarenin sorumlu olacağı belirtilmiştir.
6098 sayılı TBK'nun 69. maddesinde yapı malikinin sorumluluğu düzenlenmiştir. Maddede, bir binanın veya diğer yapı eserlerinin malikinin bunların yapımındaki bozukluk veya bakımındaki eksiklikten doğan zararı gidermekle yükümlü olduğu ifade edilmiştir. Yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre TBK'nun anılan maddesindeki sorumluluk, objektif özen yükümlülüğüne aykırılıktan doğan ağırlaştırılmış bir kusursuz sorumluluk halidir.
Kusursuz sorumlulukta illiyet bağının kesilebilmesi için zarar görenin ağır kusurunun olması veya üçüncü kişinin illiyet bağını kesebilecek nitelikte ağır kusurunun olması veya zararlandırıcı sonucun meydana gelmesinde öngörülmeyen bir halin bulunması gerekmektedir. Davalıya ait su hattı, imal olunan şey kavramına dahil olup davalı bu hattın kötü yapılmasından veya muhafazasından kaynaklanan zarardan sorumludur.
Sigortalı binada izolasyonun ve temel çevresi drenaj sisteminin olmaması davalının kusursuz sorumluluğunu ortadan kaldırmaz, zira bu durumda davalının sorumluluğunu gerektiren illiyet bağı kesilmemiştir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2009/6003 Esas 2010/11909 Karar sayılı ilamı).
Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde, davacı taraf, davalının sorumluluğunda olan yağmur ve kanalizasyon suyu rögarının tıkanması ile taşan suların sigortalı işyerine sirayeti sonucu meydana gelen hasar sebebiyle sigortalısına ödediği hasarın tahsilini talep etmiş, davalı taraf ise, hasara maruz kalan binanın inşaat tekniğine aykırı yapılmış olması sebebiyle meydana gelen hasar ile müvekkili arasında illiyet bağı bulunmadığını savunmuştur.
Zararın, davalının sorumluluğunda bulunan rögar hattının tıkanması sebebiyle meydana geldiği, bu yönüyle davalının kusurlu olduğu sabittir.
Öte yandan bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, pis suların kanalizasyona bağlantısı sağlanırken, çek valf kullanılması halinde, ev ve kanalizasyon hattı evden suyun kanalizasyona çıkışı esnasında açılıp, çıkış tamamlandığında kapağın kapanacağı ve bina ile kanalizasyon hattı arasındaki bağlantının kesileceği, dava konusu olayda çek valfin olmadığı veya çalışmadığı için atık su hattının tıkanması sonucu zararın oluştuğu tespit edilmiş olsa da bu hususun, tesis sahibi olan davalının TBK hükümleri ile kabul edilen kusursuz sorumluluğunu ve illiyet bağını ortadan kaldırmadığı,
zira davalı ...'nin denetim yükümlülüğü nedeniyle sorumluluğunun devam ettiği, kaldı ki ...'nin kanalizasyon sisteminden doğan zararlardan yapı sahibi olarak da sorumluluğunun bulunduğu, nitekim ...'nin kanalizasyon sisteminin sorunsuz bir şekilde çalışmasını sağlamakla yükümlü olduğu, ancak bu husus zararın artmasına etken olup 6098 sayılı TBK'nun 51 ve 52 maddeleri gereği davacının, dava dışı sigortalısının müterafik kusurunun dikkate alınarak tazminattan belirlenecek oranda indirim yapılması bakımından dikkate alınabilecektir.
Buna göre ise, bilirkişinin teknik olarak belirlemiş olduğu ve dosya kapsamı ile mevcut delil durumuna da uygun düşen taraflara %50 kusur atfettiği görüş ve değerlendirmesi yerindedir. Bu durumda mahkememizce meydana gelen olayda tarafların eşit oranda (%50) kusurlu olduğu kabul edilerek, bilirkişilerce kadri marufunda bulunan 16.029,76 TL hasar belinden davalının sorumluluğunun 8.014,88 TL olduğu anlaşılmakla, .... İcra Müdürlüğünün ...
Esas sayılı takip dosyasında davalının yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 8.014,88 TL asıl alacak, 432,53 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 8.447,41 TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip ... · e-imzalıdır Hakim ... · e-imzalıdır
İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/724, K. 2024/411, 3 Temmuz 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama