KÜNYE
T.C. İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 5 Mart 2024
- Esas no
- 2022/411 Esas
- Karar no
- 2024/224
- Dava
- 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan (İtirazın İptali
- Dava tarihi
- 08/06/2022
Karar Metni
1.618 kelime·8 dk okuma·3 bölüm
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan (İtirazın İptali) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda dosya incelendi.
DAVA /
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Borçlu tarafından yapılan itiraz sonucunda 09/03/2022 tarihinde .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında başlatılan ilamsız takibin durdurulduğunu, dilekçede borca itiraz edildiğini, müvekkili şirket ile ... Ltd. Şti.
Arasında imzalanan finansal kiralama sözleşmesini davalı borçlunun müteselsil kefil olarak imzaladığını, söz konusu sözleşme ile 1 adet kamyon ve iki adet platform kiralanarak teslim edildiğini, taraflar arasında imzalanan Finansal Kiralama Sözleşmesi'nin 3/a maddesi 2. Fıkrası "Kiracı sözleşmenin hazırlanmasından önceki veya sonraki herhangi bir dönemde, KİRALANAN'ın KİRACI'ya testim edilmiş olması şartı ile bağlı olmaksızın hangi sebep, şekil, gerekçe ile olursa olsun ödenmesi gereken ve malın aynına bağlı olsun yada olmasın her türlü ve kategoride vergi, harç, taşıt veya iş makinaları için trafik cezaları, taşıt pulları,
Gayrimenkul Vergisi ve Motorlu Araçlar Vergisi, Katma Değer Vergisi, ile bunlara ek vergiler Kiracı tarafından ödenecektir.
Ancak kiralayanın tamamen kendi tercihine bağlı olarak söz konusu ödemeleri yapmak ve bu ödemeler için KİRACI'ya rücu etmek hakkına sahip olduğunu KİRACI kabul eder, " hükmüne amir olduğunu, davalı taraf ile imzalanan Finansal Kiralama Sözleşmesi'ne konu araç ile ilgili halen ödenmemiş Motorlu Taşıtlar Vergisi doğmakta ve bu borçlar müvekkili şirket tarafından ödenmekte olduğunu, bu nedenle, söz konusu borçların ZAMANAŞIMI'na uğradığı iddiasının kabulü mümkün olmadığını, yine, davaya konu Finansal Kiralama Sözleşmesi,
18.11.2005 tarihinde imzalanmış olduğunu, işbu sözleşme ile ilgili olarak 818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun hükümleri uygulanacağını, söz konusu sözleşmeyi Kefil olarak imzalamış olan Davalı hakkında 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 598/3 maddesi uygulanamayacağından Davalı tarafın Kefaleti ile ilgili on yıllık zamanaşımı süresinden söz edilemeyeceğini, borçlunun haksız olan itirazının iptaline ve takibin devamına, %20 den az olmamak üzere icra inkâr tazminatı tazminatı ile mahkeme masraflarının davalıdan tahsiline karar verilmesini, yargılama, gideri ve ücret-i vekâletin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA /
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Davacı tarafından müvekkili aleyhine açılan ve Mahkememiz nezdinde görülmekte olan dava usul ve esas yönünden hukuka aykırılık teşkil etmekte olduğunu, gerek asıl borç ve ferileri gerekse kefalet zamanaşımı sebebiyle geçersiz olduğunu, kefalet sözleşmesi feri bir sözleşmedir, sözleşmenin geçerliliği, geçerli bir asıl borcun varlığını gerektireceğini ve doğuş, sona erme bakımından asıl borcun varlığına bağlı olduğunu, kefalet sözleşmesi feriliğin sonucu olarak asıl sözleşmeden etkilenir, asıl borcun sona ermesi,
azalması kefilin sorumluluğunu etkileyeceğini, taraflar arasındaki sözleşmenin geçerliliği ve davacının sözleşmeden kaynaklanan edimlerini gereği gibi ifa edip etmediği araştırılması gerektiğini, sözleşmenin ve asıl borcun genel işlem koşulları ve sair sebeplerle geçersiz olması halinde kefile başvurulması mümkün olmadığını, kefillik geçerli olsa dahi zamanaşımı itirazının bulunmakta olduğunu, zamanaşımı nedeniyle de kefillik ortadan kalktığını, Mahkememiz yetkisine itiraz ettiklerini, kefalet sözleşmesi geçerli şartları haiz olmadığını, kefilin,
müteselsil kefil sıfatıyla yükümlülük altına girdiğini kendi el yazısı ile belirtmesi gerekmekte olduğunu, sözleşmede bu şekilde bir ifade yer almadığından kefalet geçersiz olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte kefalet sözleşmesi geçerli olsa dahi hak düşürücü süre sebebiyle alacak ortadan kalktığını, dolayısıyla mevcut olmayan bir borç için ihtiyati haciz kararı verilmesi yasaya ve hukuka aykırı olduğunu, kefalet sözleşmesinin geçerliliği 10 yıl ile sınırlı olduğunu, karşı tarafın sunduğu sözleşme tarihi 2005 olup hak düşürücü sürenin dolduğu aşikar olduğunu,
bu sebeple olmayan hakka istinaden karar verilen ihtiyati haczin kaldırılması gerekmekte olduğunu, dava dilekçesinin HMK 119.
Maddede belirtilen unsurları taşımadığından ve bu eksiklikler tamamlanabilir nitelikte olmadığından ötürü davanın usulden reddine, Mahkememiz tarafından usulden ret kararı verilmemesi halinde de, davacıya dava dilekçesindeki eksiklikleri tamamlaması için bir haftalık kesin süre verilmesi ve bu süre içinde eksikliğin tamamlanmaması hâlinde davanın açılmamış sayılması yönünde hüküm kurulmasına,
davanın usule ilişkin itirazlar ışığında usulden reddine, davanın tümden reddine takibin iptaline, karşı tarafın sunduğu ve sunmuş olacağı delillere karşı delil sunma hakkımız saklı kalmak kaydıyla sunmuş oldukları delillerin kabulüne, kanuna ve uygulamaya aykırı olarak talep edilen faiz türü ve faiz başlangıç taleplerinin reddine, hukuka aykırı olarak talep edilen icra inkar tazminatı talebinin reddine, haksız ve hukuka aykırı başlatılan davaya esas takip miktarının %20’den az olmamak üzere davacı taraf aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine,
yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE /
Dava; 18.11.2005 tarihli Finansal Kiralama Sözleşmesinden doğan alacağın tahsili amacıyla davacı şirket tarafından davalıya karşı .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyası ile başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dava dosyası, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/06/2022 tarihli ... sayılı gönderme kararı üzerine mahkememize tevzi edilmiştir.
Taraflarca bildirilen deliller toplanmış, dava konusu icra dosyası uyap kayıtları celp edilmiş, bilirkişi incelemesi yapılmıştır.
Dava konusu .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası icra takip dosyasının incelenmesinde; Davacı alacaklı tarafından davalı borçluya karşı 85.028,547 TL asıl ve toplam alacak üzerinden 09/02/2022 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya tebliği için çıkartılan tebligatın 16/02/2022 tarihinde iade geldiği, davalı borçlunun 08/03/2022 tarihinde takibe itirazı üzerine icra takibinin durdurulduğu anlaşılmıştır.
Davacı vekilince, .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasına vaki itirazın iptali hususunda 18/03/2022 tarihinde arabuluculuğa başvurulduğu, tarafların anlaşamaması üzerine 06/04/2022 tarihli son oturum tutanağının imzalandığı, arabuluculuk sürecinin 20 gün sürdüğü anlaşılmıştır.
Davacı vekili tarafından 08/06/2022 tarihinde sunulan dava dilekçesi ile, dava konu icra takibine davalı borçlunun yaptığı itirazların haksız olduğu belirtilerek işbu itirazın iptali davası açılmıştır.
Davalı vekilince, davaya cevap dilekçesi sunulmuş, mahkemenin yetkisine itiraz, hak düşürücü süre ve zaman aşımına itiraz edildiği belirtilerek davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
Öncelikli olarak dava şartları, ilk itirazlar ve süreler yönünden değerlendirme yapmak gerekmiştir.
İİK'nın 67/1 maddesi uyarınca itirazın iptali davası, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğinden itibaren 1 yıl içinde açılacaktır. Dosya kapsamında yapılan değerlendirmede, itiraz tarihi, dava tarihi ve ve arabuluculukta geçen 20 günlük süre dikkate alındığında davanın 1 yıllık yasal sürede açıldığı anlaşılmıştır.
Davalı vekilince Mahkememiz yetkisine itirazında bulunulmuş ise de, taraflar arasındaki sözleşmenin 45. Maddesinde yetki şartının düzenlendiği ve İstanbul Mahkeme ve İcra Dairelerinin yetkili kılındığı, HMK'nın 17. ve 18. maddeleri uyarınca yetki şartının geçerli olduğu ve TTK'nın teselsül karinesini düzenleyen 7. Maddesi uyarınca yetki şartının davalı borçlu kefili de bağlayacağı anlaşılmakla yerinde görülmeyen yetki ilk itirazının reddine karar verilmiştir.
Davalı taraf, takibin 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra başlatıldığını ileri sürmüştür. Dosya kapsamına alınan takip dayanağı Finansal Kiralama Sözleşmesinin incelenmesinden, sözleşmenin ... A.Ş ile dava dışı ... Tic. Ltd. Şti. Arasında 18.11.2005 tarihinde imzalandığı, davalı ...'ın ise aynı tarihte sözleşmeyi müşterek müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı anlaşılmaktadır. ...
A.Ş'nin, ... tarafından tüm aktif ve pasifiyle birlikte devralınmak suretiyle birleştiği, 04.04.2007 tarihinde ticaret sicilden terkin olduğu anlaşılmıştır. Kefalet sözleşmesi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda 581-603 maddeleri arasında düzenlenmiştir. Bu sözleşme TBK'nın 581. maddesinde “Kefalet sözleşmesi, kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşmedir.” şeklinde tanımlanmıştır.
Yani kefalet sözleşmesi, teminat alacaklısına borçlunun malvarlığı yanında teminat verenin kişisel malvarlığına başvurmaya yönelik bir alacak hakkı tanıyan kişisel teminatlardan biridir. Bu sözleşmede taraflar, asıl borç ilişkisinden doğan borcun alacaklısı ile kefil arasında meydana gelir. Yani asıl borçlu bu sözleşmenin tarafı değildir. 6098 sayılı TBK'nın Kefalet Sözleşmesi ana başlıklı 598. maddesinin 3. fıkrası.
"Bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar." şeklinde düzenlenmiştir. İlgili hüküm emredici nitelikte bir hükümdür. Yani kefilin sorumluluk süresi sözleşme ile on yıldan daha fazla olarak belirlenememekle birlikte; böyle bir sözleşme, kesin hükümsüz olmayacaktır. Bu tarz sözleşmelerde sadece on seneyi aşan kısım hükümsüz kalacaktır.
Bu hükmün uygulama alanı incelendiğinde, ilgili hüküm; hükmün lafzından da anlaşılacağı üzere, sadece gerçek kişi kefil hakkında uygulama alanı bulacaktır. Ayrıca belirlenen azami sürenin dolmasıyla birlikte kefilin sorumluluğunun ortadan kalkması, bütün kefalet türleri bakımından söz konusu olur. On yıllık azami geçerlilik süresinin işlemeye başladığı an ise; kefalet sözleşmesinin meydana geldiği andır.
Yani sözleşmenin hükümlerini doğurmaya başladığı an bu on yıllık süre de işlemeye başlar. Bu durum 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Hakkında Kanun’un “hak düşürücü sürenin TBK’da ilk defa öngörülmüş olmasını” düzenleyen maddelerinden hangisinin uygulanacağı sorunsalı açısından önem taşımaktadır.
İlgili yürürlük kanunu ise her iki durumda ya doğrudan yürürlük kanunun 5. maddesinin uygulanması yoluyla ya da 6. maddesi gereği kıyasen 5. maddesinin uygulanması yoluyla aynı sonucu işaret etmektedir. Fakat her halükarda bu süre kanunda düzenlendiği şekliyle on yıllık azami sürenin dolmasıyla birlikte kendiliğinden ortadan kalkacak bir hak olması sebebiyle bir zamanaşımı süresi değildir ve dolayısıyla bu sürenin kesilmesi ya da durması söz konusu olmayacaktır.
Bu hüküm çerçevesinde inceleme yapıldığında, borca dayanak finansal kiralama sözleşmesinin 18.11.2005 tarihinde yapılmış olması, davacı kefilin sözleşmeyi aynı tarihte imzalamış olması, dava konusu .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının ise 09/02/2022 tarihinde başlatılmış olması dikkate alındığında icra takibinin 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde ikame edilmemiş olduğu anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, davacı tarafça açılan davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Tüm bu nedenlerle aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM / Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı Tarafça Açılan Davanın Hak Düşürücü Süre Yönünden REDDİNE,
2)Davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE,
3-Alınması gerekli 427,60-TL harcın davacı tarafından peşin olarak yatırılan 1.026,94-TL harçtan mahsubu ile fazladan alınan 599,34-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa İADESİNE,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
5-Davalı tarafından masraf yapılmadığından bu hususta hüküm kurulmasına YER OLMADIĞINA,
6-Davalı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi AAÜT gereğince belirlenen 17.900,00-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560,00-TL arabuluculuk giderinin, davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
8-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından sarfedilmeyen kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE,
9-Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 67/1. maddesi gereğince taraflardan birinin talebi üzerine kararın tebliğe ÇIKARTILMASINA,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde, mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere her hangi bir Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 05/03/2024
Katip ... · e-imzalıdır Hakim ... · e-imzalıdır
İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/411, K. 2024/224, 5 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama