KÜNYE
T.C. İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 13 Kasım 2024
- Esas no
- 2023/550 Esas
- Karar no
- 2024/799 Karar
- Dava
- İtirazın İptali
- Dava tarihi
- 23/03/2018
Karar Metni
1.899 kelime·9 dk okuma·3 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında 17/11/2017, 28/11/2017 ve 30/11/2017 başlama tarihli 3 adet fason iş sözleşmesi akdedildiği, ticari ilişkinin bir süre devam ettiği, ancak davalı şirketin bakiye kalan 117.221,16 TL borcu ödemediği, davalı hakkında .... İcra müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasıyla icra takibi yaptığı, davalının itirazı üzerine takibin durduğu belirtilerek; davalının .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, %20 oranında icra inkar tazminatına, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Taraflar arasında yapılan 16/11/2017 ve 30/11/2017 tarihli 2 adet fason iş sözleşmesi düzenlendiği, fason iş sözleşmesi gereği boyanmak üzere müvekkili şirket tarafından davacıya malların gönderildiğini, müvekkili şirketin boyanan malları dava dışı ... şirketine göndermesi neticesinde yapılan boyamaların hatalı olduğundan müvekkili şirkete geri gönderildiğini, boyama hatası sebebiyle malların müvekkili şirketin elinde kaldığını ve zarara uğradığını, taraflar arasında tanzim edilen sözleşmenin 8. Maddesi gereğince doğan zarar neticesinde davacı şirkete 26/01/2018 tarihinde 112.769,47 TL bedelli faturanın düzenlendiği,
müvekkili şirketin zarara uğradığını savunmuş, davanın reddine, %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talep edilmiştir.
DELİLLER, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, İİK'nun 67 maddesi uyarınca açılmış "İtirazın İptali" davası olup, taraflar arasındaki uyuşmazlığın 6098 sayılı TBK'nın 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklandığı görülmüştür.
İstinaf Bozma kararı öncesinde mahkememizce "..uyuşmazlık konusu malların açık ayıplı olduğu saptanmış, mahkememizce boyanan malların- yapılan işin mesleki ve teknik kurallara göre yapılmaması ağır kusur olarak değerlendirilmiştir.
Hatırlatılan ve değinilen bu olgular mevcut delil durumuyla birlikte tartışıldığında; davalının yukarıda değinilen ağır kusurlu hareketi sebebiyle, TBK 219 ve 225/1 maddeleri gözetilerek tekstil- boyama işi ile iştigal olan davacının benzer işi yüklenen bir tacirin göstermesi gereken mesleki ve teknik kurallara göre yapması gereken olağan işi ortaya çıkartmamış olması karşısında davalı yanca ileri sürülen TTK 23/c maddesinin uygulanması,
kanun koyucunun TBK 225/1 de değindiği üzere ağır kusurundan ötürü sorumluluktan kurtulamayacağı, yapılan işteki ayıbın davacı tarafından yapılan boyama esnasında tespit edildiği de gözetilerek açıklanan yasalar ile değerlendirildiğinde davacının sebep olduğu zarardan sorumlu olması gerektiği kanısına varılmış, buna göre davalı tarafından takip kapsamında itiraza uğramayan miktar da gözetilerek, ayrıntılı ve denetime elverişli şekilde tanzim edilen ek rapor hüküm kurmaya elverişli kabul edilerek, tespit edilen zarar dahlinde itirazın kısmen iptaline karar verilmesi gerekmiştir.
Aynı zamanda tarafların tazminat talepleri bakımından yapılan değerlendirmede; icra inkar tazminatı, aleyhinde icra takibi yapılanın takibe haksız yere itirazda bulunarak alacaklının likit alacağına geç kavuşmasına sebep olan borçluya karşı tesis edilen bir yaptırımdır. İcra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurların bilinmesi mümkün nitelikte olması gerekir.
Bu itibarla davaya konu alacak miktarının tespiti yargılamaya muhtaç olması sebebiyle likit bir alacaktan bahsedilemeyeceğinden davacı yanın icra inkar tazminatı talebinin ve davacı- alacaklının takip yapmakta kötüniyeti ispat olunamadığından davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiş.." kanaatiyle davanın kabulüne dair verilen karar, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi incelemesi neticesinde Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi tarafından 20/06/2023 günlü ve 2022/287 Esas,
2023/601 Karar sayılı ilamıyla "....Bu bilgiler ışığında somut olayda ayıpların açık ayıp niteliğinde olduğu hususu dikkate alınarak davalı iş sahibince süresinde ayıp ihbarında bulunup bulunmadığı tanıklar dahil tarafların tüm delilleri toplanarak belirlenmesi, süresinde yapılmış bir ayıp ihbarının bulunmaması halinde ayıplı işlere yönelik taleplerin reddine, aksi halde ayıpların derecesi ve bedeli belirlenerek davacı alacağından mahsup edilmesi gerekir..." şeklindeki gerekçeyle bozulmuştur.
Mahkememizce bozma ilamı gerekçesi de değerlendirilmek suretiyle yapılan yargılamada tanıklar dinlenmiş, yeni bilirkişi heyetinden rapor alınmasına karar verilmiştir.
Taraflara tanıklarını bildirmesi için süre verilmiş ve beyanlarının alınmasına karar verilmiştir. Davalı tanığı ... 21/02/2024 tarihli duruşmada. Ben olay tarihinde ve halen davalı ... Tekstilin muhasebe bölümünde çalışmaktayım. ... ise.... adı altında firmamızın ürettiği tekstil ürünlerini parça boyamalarını yapar. Davacı ile 2017 yılında firmamız sözleşme yapmıştır. Sözleşmeye istinaden kendisine boyamak üzere ürünler gönderiyorduk.
Gönderdiğimiz ürünlerin bir kısmı hatalı gelmişti. Fakat ben hatalı ürünleri görmedim. Ben muhasebe bölümünde çalıştığım için diğer çalışma arkadaşlarım tarafından yani ürünlerin kontrolünü yapan ve şu an firmada çalışmayan kişiler bana ürünlerin hatalı olduğunu söylüyordu. Ardından biz, ...'dan boyanıp bize gelen ürünleri ... firmasına satıyorduk. ... firması yetkilileri ürünlerin kontrolünü ise firmamızda yapardı. Ayıplı olduğunu gördüğü ürünleriyse ayırırdı.
Bu ürünler yaklaşık olarak bizde 1 ay bekledi. Çünkü hatalı boyanan ürünlerin tamiri için bu arada ... ile firmamız yetkilileri görüştü. ... tamire yanaşmayınca bizde ürünlere ilişkin olarak reklamasyon faturası düzenledik. Fatura da davacı tarafından firmamıza iade edilmiştir. Firmamızın davacıya yazılı olarak ayıp ihbarında bulunduğuna dair herhangi bir bilgim yoktur.
Bildiğim sadece gelen ayıplı ürünlerin teslim alındıktan sonra ayıbın giderilmesine yönelik tamiri için ... ile görüşüldüğü idi. Ürünlerin ayıplı olduğu ürünler firmamıza geldikten sonra firmamız personeli ile ürünleri sattığımız ... personeli ürünlerin kontrolünü yapardı. Bir kısım ürünlerin ayıplı olduğu bu aşamada ortaya çıkmıştır. Ayıplı olmayan ürünler ise firmamızca teslim alınmıştır. Buna ilişkin ödemeler de yapılmıştır.
Yapılmayan ödemeler ise sadece ayıplı ürünlere yönelik ödemelerdir. Davacı ... ile yapılan görüşmeler sonucunda ürünlerin ayıbını gidermediğinden firmamız çalışmayı bırakmıştır." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Taraflarca sunulan dilekçe ve belgeler ile getirtilen kayıtlar incelenmiş, iddia, savunma ve toplanan tüm deliller kapsamına göre bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir.
Mahkememizce görevlendirilen Tekstil Mühendisi Bilirkişi ve SMMM Bilirkişiden oluşan bilirkişi heyeti 23/09/2024 tarihli raporunda özetle; Dava konusu ürünlerin davacı tarafından 20-21-22-23-24/11/2017 tarihlerinde teslim edildiği,
13-14-15-16-18-19-20-21-22/12/2017 tarihlerinde dava dışı ... tarafından kontrol edildiği, 26/01/2018 tarihinde davalı tarafından reklamasyon faturası kesildiği, sözlü bildirim iddiasında takdirin mahkemede olduğu, yazılı ayıp ihbarının 26.01.2018 olarak kabul edilebileceği, Sayın mahkemece ayıp ihbarının zamanında yapıldığı kanaati olursa, zararın maliyet değeri üzerinden; KDV hariç 55.958,00 TL %8 KDV dahil 60.434,64 TL olduğu, bu değerin de
maliyet değeri olarak zarar tarihi olan 24.11.2017 itibari ile kadri maruf olduğu, bu durumda davacı tarafın alacağı olan 112.769,43 TL ‘den bu zarar tenzil edildiğinde davacı tarafın davalı taraftan (112.769,43 – 60.434,64=52.334,79 TL) 52.334,79 TL alacaklı olduğu, davacı tarafın birikmiş faiz talebinin bulunmadığı, tespit edilen asıl alacağa 20.02.2018 takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilebileceği, ( alacaklının takip talebinde faiz oranlarındaki artıştan doğan
talep hakkını saklı tuttuğu,) sayın mahkeme ayıp ihbarının zamanında yapıldığın ve sözleşme 8. maddeye göre reklamasyon zarar hesabının satış fiyatı üzerinden yapılacağı hükmü esas alınarak hesaplama yapılması kanaatinde ise; dosyada satış fiyatının ne olduğuna dair evrak bulunmadığından bu yönde net bir hesaplama yapılamamış olduğu, ancak davalının reklamasyon faturasında belirttiği değerlerin, ürünlerin satış değeri olabileceği, piyasa şartlarında ... modeli için (parça boyalı) 40,50 TL/adet ve ... modeli için (parça boyalı) 37,75 TL/adet satış değeri olarak kadri maruf olduğu ve buna göre zararın.
KDV hariç 95.567,35 TL. %8 KDV dahil 103.212,74 TL. olduğu, bu durumda davacı tarafın alacağı olan 112.769,43 TL ‘den bu zarar tenzil edildiğinde davacı tarafın davalı taraftan (112.769,43 – 103.212,74 =9.556,69 TL) 9.556,69 TL alacaklı olduğu, tespit edilen asıl alacağa 20.02.2018 takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilebileceği şeklinde rapor bildirmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasında düzenlenen sözleşmeye konu işin fason tekstil ürünleri üretimine ve teslimine ilişkin olduğu, davacı şirketin fason olarak ürettiği ve davalıya teslim ettiği ürünlere ait bedelin davalı tarafından ödenmemesi üzerine davalı hakkında icra takibi başlattığı, akabinde davacının, davalı/borçlu şirketin itirazı üzerine,
itirazın iptaline yönelik işbu davayı açtığı, mahkememizce alınan teknik bilirkişi raporunda ürünlerdeki hataların parça boyamadan kaynaklandığı ve ürünlerin teslim alındığı anda yapılacak kontroller ile anlaşılabilecek, açık ayıp kapsamına giren hatalar olduğunun tespit edildiği, keza dinlenen tanığın da ürünlerin hatalı geldiğini beyan ettiği, 6098 sayılı TBK'nın 474. maddesinde "işsahibi, eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa, bunu uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmek zorundadır." , 477. maddesinde ise "Eserin açıkça veya örtülü olarak kabulünden sonra,
yüklenici her türlü sorumluluktan kurtulur; ancak, onun tarafından kasten gizlenen ve usulüne göre gözden geçirme sırasında fark edilemeyecek olan ayıplar için sorumluluğu devam eder." şeklinde hükümler bulunduğu, bu haliyle bilirkişi raporu ve dinlenen tanık beyanı dikkate alındığında fason iş sözleşmesi gereğince teslim edilen ürünlerin ayıplarının açık ayıp olduğunun anlaşıldığı, hukukumuzda ayıp ihbarının yazılı bir şekilde yapılacağına dair bir düzenleme bulunmadığı,
ayıp ihbarının süresi içerisinde yapıldığının Yargıtay HGK kararına göre her türlü delil ve tanık beyanı ile ispatlanabileceği, tanık olarak dinlenen Meltem'in "Gönderdiğimiz ürünlerin bir kısmı hatalı gelmişti.,,,,,,,,,,,hatalı boyanan ürünlerin tamiri için bu arada ... ile firmamız yetkilileri görüştü. ... tamire yanaşmayınca biz de ürünlere ilişkin olarak reklamasyon faturası düzenledik.....Firmamızın davacıya yazılı olarak ayıp ihbarında bulunduğuna dair herhangi bir bilgim yoktur.
Bildiğim sadece gelen ayıplı ürünlerin teslim alındıktan sonra ayıbın giderilmesine yönelik tamiri için ... ile görüşüldüğü idi....ürünler firmamıza geldikten sonra firmamız personeli ile ürünleri sattığımız ... personeli ürünlerin kontrolünü yapardı. Bir kısım ürünlerin ayıplı olduğu bu aşamada ortaya çıkmıştır. Ayıplı olmayan ürünler ise firmamızca teslim alınmıştır......
Davacı ... ile yapılan görüşmeler sonucunda ürünlerin ayıbını gidermediğinden firmamız çalışmayı bırakmıştır." şeklindeki beyanları teslim alınan ürünlerde tespit edilen ayıplar ile ilgili olarak davacıyla görüşülmesinde davacının ürünleri iade almaya yanaşmadığının anlaşıldığı, SMM bilirkişisi tarafından yapılan hesaplamalarda fason iş sözleşmesinin 8. Maddesinde reklamasyon zarar hesabının satış fiyatı üzerinden yapılacağı hükmü olduğu,
dosya kapsamındaki reklamasyon faturasında belirtilen değerlerin, ürünlerin satış değeri olabileceği, piyasa şartlarında ... modeli için (parça boyalı) 40,50 TL/adet ve ... modeli için (parça boyalı) 37,75 TL/adet satış değeri olarak kadri maruf olduğu ve buna göre zararın.
KDV hariç 95.567,35 TL. %8 KDV dahil 103.212,74 TL olduğu, bu durumda davacı tarafın alacağı olan 112.769,43 TL ‘den bu zarar tenzil edildiğinde davacı tarafın davalı taraftan 9.556,69 TL alacaklı olduğu, davalı tarafından söz konusu borcun ödendiği veya başka bir nedenle sona erdiğine ilişkin dosyaya herhangi bir delil sunulmadığı,
bu hususlar dikkate alınarak temin edilen bilirkişi raporu doğrultusunda, davalı şirket tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile hüküm altına alınan alacağın likit ve bu yöne ilişkin itirazın haksız olması karşısında davacının icra inkar tazminatı istem koşullarının oluştuğu kanaatine varılmakla davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip ... Hakim ...
İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/550, K. 2024/799, 13 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama