KÜNYE
T.C. İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 22 Ocak 2025
- Esas no
- 2024/161 Esas
- Karar no
- 2025/48 Karar
- Dava
- İtirazın İptali
- Dava tarihi
- 08/03/2023
Karar Metni
1.619 kelime·8 dk okuma·3 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Müvekkili şirket ile dava dışı ...San. Tic. Ltd. Şti. arasında Genel Nakdi Gayri Nakdi Kredi Sözleşmesi imzalandığını, davalıların müşterek borçlu ve kefil olarak sözleşmeyi imzaladıklarını, borçların ödenmemesi üzerine davalılara ... Noterliğinin 13/10/2020 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi gönderildiğini, ihtara rağmen borçların ödenmediğini, borçların tahsili için ....
İcra dairesinin ... esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalılarca borca, yetkiye faize tüm ferilerine itiraz edildiğinden takibin durduğunu, davalılar tarafından haksız ve kötüniyetli olarak icra dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden devamına, davalılar aleyhine %20den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle.
Öncelikle takip çıkışı tutarının 1.537.959,10 TL olduğunu ve davacı tarafça eksik harç yatırıldığını, icra takibinin yetkisiz icra dairesinde başlatıldığını, bu nedenle yetki itirazında bulunduklarını, diğer taraftan davalıların kefil sıfatı ile GKS'yi imzaladıklarını, TBK'nın 584. maddesi gereğince kefil olduğu sırada evli olan kişinin yapmış olduğu kefalet sözleşmesinin geçerliliğinin kural olarak eşin yazılı rızasına bağlı olduğunu, davanın öncelikle yetkisiz icrada açılmış olduğundan Büyükçekmece İcra Dairelerinin görevli ve yetkili olduğunun tespitine mahkeme aksi kanaatte olur ise davanın esastan reddine,
davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
DELİLLER, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, kredi alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkememizin 15/11/2023 tarihli ve ... sayılı sayılı kararında belirtilen "İddia ve savunma noktasında taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü ve alacağın varlığının ispatı için bilirkişi incelemesinin elzem olması, anılan düzenlemeler karşısında davacı vekilinin usulüne uygun ihtaratla verilen kesin süreye rağmen delil ikamesi için gerekli avansı yatırmaması sebebiyle bu delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılması ve dosya kapsamındaki delillerden davacının itirazın iptali isteminin yerinde olup olmadığının anlaşılamaması nedeniyle..." şeklindeki gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karara davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi tarafından 01/03/2024 tarih 2024/190 esas ve 2024/357 karar sayılı ilamı ile "...delil avansı kapsamında mahkemece davacı tarafa bilirkişi ücreti yatırması için kesin süre verilmişse de; dava açılırken davacı tarafça 1.000-TL gider avansı yatırıldığı, ara karar tarihi itibariyle avanstan üç tebligat gideri harcandığı, ara karar tarihi itibariyle dosyada mevcut olduğu anlaşılan gider avansı miktarı belirtilerek,
bu tutarın mahsubu sonucu yatırılması gereken bakiye tutar yönünden davacı vekiline kesin süre verilmesi gerekirken, hiç gider avansı yokmuş gibi işlem yapılması usule aykırıdır. Bu nedenle mahkemece verilen kesin süre geçersiz olup, buna bağlı olarak davanın reddine karar verilmesi de yerinde değildir.
Açıklanan nedenlerle; uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek delillerin toplanıp değerlendirilmediği anlaşılmakla, istinaf başvurusunun kabulüne,kararın kaldırılmasına, davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye iadesine,..." şeklindeki gerekçeyle Mahkememiz hükmünün kaldırılmasına karar verilmiştir.
.... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası incelendiğinde, davacı alacaklı tarafından davalılardan toplam 500.000,00 TL alacağın tahsili talebinde bulunulduğu, ödeme emrinin davalı borçlulara tebliğ edildiği, davalı borçlular tarafından süresi içerisinde 21/12/2021 tarihli dilekçe ile ödeme emrine, yetkiye itiraz edildiği ve takibin davalı borçlu yönünden durduğu, borca itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğine ilişkin bilgi ve belge bulunmamakla birlikte itiraz ve dava tarihlerine nazaran davanın da hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Davalılarca İcra Müdürlüğünün yetkisine itirazda bulunulmuşsa da, dava dışı ...San. Tic. Ltd. Şti.'nin asıl borçlu, davalıların da müteselsil kefil sıfatıyla imzalayıp taraf olduğu Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmesinin 13.4 maddesinde İstanbul İcra Müdürlükleri ve Mahkemelerinin yetkisine yönelik yetki şartı bulunması, HMK'nın 17. ve devamı maddeleri ile TTK'nın 7. maddesi uyarınca yetki şartının taraflar açısından geçerli olması nedeniyle davalıların yetkiye yönelik itirazları yerinde görülmemiştir.
BAM kararı doğrultusunda gerekli incelemeler yapılmış, toplanan tüm deliller kapsamına göre ve taraflar arasındaki sözleşme hükmüne nazaran davacı banka ticari defter ve dayanak kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına, var ise takip tarihi itibariyle banka alacağının faiz oranı, faiz başlangıç tarihi ve diğer feri alacaklarla birlikte saptanması bakımından bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir.
Bankacı bilirkişi tarafından sunulan 25/04/2024 tarihli raporda özetle. Davacı banka ile dava dışı kredi borçlusu ...San. Tic.
Ltd.Şti. arasında Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiği, işbu sözleşmeyi davalı kefillerin de müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış oldukları, anılan kredi sözleşmesine istinaden kullandırılan kredilerin ödenmemesi nedeniyle davacı bankanın davalılar aleyhine takip hakkının bulunduğu kanaati edinildiği, kefalet limiti ve davalı kefillerin sorumluluğunun davalı kefillerin sözleşmede gösterilen kefalet limitlerinin 1.300.000,00 TL (...) ile 1.500.000,00 TL (...) olduğu,
temerrüt tarihi itibariyle hesaplanan nakdi kredi asıl borç tutarı 1.257.766,97 TL'nın kefalet limitinden daha düşük seviyede olması nedeniyle, davalı kefillerin hem kendi temerrüdü ve bunun hukuki sonuçlarından dolayı, kefalet limitiyle sınırlı olarak borcun tamamından müteselsilen sorumlu sayılabileceklerini, davacı bankanın takip tarihi itibariyle alacağının (4 kredi açısından genel toplam olarak) 1.396.139,91 TL olduğu,
takip tarihi itibariyle asıl alacak kalemleri üzerinden temerrüt faiz oranları ve bunun üzerinden %5 gider vergisi ile birlikte tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla istenebileceği davacının ise 500.000,00 TL alacak talep etmiş olduğu şeklinde görüşlerini bildirmiştir.
Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, mahkememizin 16/10/2024 tarihli celsesinin 1 no.lu ara kararı ile "gayrinakdi alacak talebi yönünden ek rapor tanzimi bakımından dosyanın günsüz olarak bilirkişilere tevdiine..." karar verilmiş, bilirkişi tarafından sunulan 19/11/2024 tarihli ek raporun sonuç kısmında özetle;
sözleşmenin kefalet bölümündeki diğer hususların genel hatlarıyla hapis, rehin, takas ve mahsup hakkını düzenlediğini dolayısıyla gayrinakdi çek taahhüt bedeli kredisinin davalı kefilden depo edilmesini düzenleyen açık bir sözleşme hükmüne rastlanmadığı ve davalı kefillerin gayrinakdi çek taahhüt edeli kredisinin depo edilmesinden sözleşmesel olarak sorumlu olmadıklarını,
taleple bağlılık ilkesi göz önüne alınarak 24.030,00 TL gayrinakdi çek taahhüt bedeli alacağının belirlendiğini ancak davalı kefillerin sözleşmesel olarak emsal yargıtay içtihatları da nazara alındığında gayrinakdi çek taahhüt bedelinin depo edilmesinden sorumlu tutulamayacaklarının söylenebileceğini, nakdi kredilerle ilgili olarak hesap ve değerlendirmelerin kök raporda ayrıntılı olarak yapılmış olduğu şeklinde görüş bildirmiştir.
Bilirkişi raporunun dosya kapsamına, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine ve yasal mevzuata uygun, teknik ve ayrıntılı olarak hazırlanmış olması nedeniyle rapor Mahkememizce de benimsenmiş ve hüküm kurmaya elverişli kabul edilmiştir.
Yapılan yargılama neticesinde tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilmiştir. Buna göre; davacı banka ile dava dışı ...San. Tic. Ltd.
Şti. arasında 02/12/2019 tarihli 2.800.000,00 TL miktarlı genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davalılardan ...'un 1.300.000,00 TL, Sefa'nın ise 1.500.000,00 TL miktarla müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmeye aynı tarihte taraf olduğu, takibe dayanak kredi sözleşmesi incelendiğinde kefalet türü, kefalet limiti ve kefalet tarihinin belirtildiği, davalıların kullanılan krediye müteselsil kefil olduğunun kendi el yazısı ile yazılmış olduğu,
davalılardan ...'un sözleşmenin imzalandığı tarihte Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtlarında şirket ortağı olduğu ve şirketi münferiden temsil ve ilzama yetkili olduğu görüldüğünden davalı ...'un eş muvafakatnamesine gerek olmadığı, davalı kefillerin yönetici/yetkili konumda oldukları anlaşıldığından kefaletlerin TBK'nın 583. ve 584. maddelerindeki yasal şartları taşıdığı ve geçerli olduğu, sözleşme imza tarihine göre kefalet sürelerinin henüz dolmadığı,
genel kredi sözleşmesi kapsamında davacı banka tarafından dava dışı şirket adına taksitli kredi, kredili mevduat hesabı, çek taahhüt tazmin bedeli kredisi ve kredi kartı tahsis edilip kullandırıldığı, kredi borçlarının ödenmemesi üzerine kredi hesaplarının 12/10/2021 tarihinde kat edilip, dava dışı şirkete ve davalılara Kartal 3. Noterliğinden ihtarname keşide edildiği, alacağın ihtarnamenin tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde ödenmesinin talep edilmesine rağmen, davalılara ilgili ihtarnamenin tebliğ edilmeyerek iade edildiği anlaşılmakla davalı kefillerinin takip tarihi ile temerrüde düştükleri anlaşılmıştır.
Temerrüt tarihi ile akdi ve temerrüt faiz oranları dosya kapsamına ve sözleşme hükümlerine göre doğru bir şekilde tespit edilmek suretiyle hazırlanan ve Mahkememizce de hükme elverişli kabul edilen bilirkişi raporunda davacı bankanın takip tarihi itibariyle taleple bağlılık kuralı gereğince davalılardan toplam 500.000,00 TL alacaklı olduğu hesaplanmış olup tespit edilen davacı banka alacağına istinaden banka kayıtlarına alınanlar dışında başkaca ödeme yapıldığı iddia ve ispat olunamadığından,
davacı bankanın itirazın iptali talebinin kısmen kabulü ile itirazın iptaline yönelik fazlaya dair davacı isteminin ve davalı yanın aksi yöndeki savunmalarının yerinde olmadığı öte yandan hüküm altına alınan alacağın likit ve bu yöne ilişkin itirazın haksız olması karşısında icra inkar tazminatı istem koşullarının da oluştuğu sonucuna varılarak davanın davanın kabulüne öte yandan taraflar arasında imzalanan sözleşmede kullandırılan gayri nakdi kredilerden kefillerin sorumlu olacağına yönelik bir hüküm bulunmadığından gayri nakdi çek taahhüt bedelinin depo edilmesinden davalıların sorumlu tutulamayacakları anlaşıldığından davacının bu yöndeki
talebi ile davacının takip başlatmakta herhangi bir kötü niyeti olmadığı yargılama sonucu ortaya konulduğundan davalıların kötü niyet tazminatı istemlerinin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip ... Hakim ...
İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/161, K. 2025/48, 22 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama