KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2017/920
- Karar No
- 2024/836
- Karar tarihi
- 19 Kasım 2024
Karar Metni
1.080 kelime·5 dk okuma·7 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2017/920 Esas
KARAR NO: 2024/836
DAVA
Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 15/08/2017
KARAR TARİHİ: 19/11/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle.
Müvekkil ----------, hamilelik sürecinin takibi amacı ile ---------- Hastanesi'ne başvurmuş ve müvekkilin hamilelik sürecinde takiplerini aynı hastaneye bağlı olarak çalışan Doktor ... yaptığını, tüm kontrollerine düzenli olarak gitmiş, üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini, kontrollerde doktor ... her şeyin iyi gittiğini, sağlıklı bir bebeğin dünyaya geleceğini bilgisini davacılara verdiğini, davacı ... fiziksel olarak minyon tipli olduğunu, doğumdan önceki son kontrolde küçük -------- 3.900 kg geldiğini, davacı ...'in normal doğum yapamayacak olması ortada olduğunu, ancak doktor ---------- hastalarına sezaryen değil,
normal doğum önerdiğini söyleyerek davacıya da normal doğumu tavsiye ettiğini, davacı da doktora olan güveni sebebi ile normal doğumu beklediğini, doktor ---------- davacıya ------------pelvik muayenesi yapmadığını, bebeğin kilosu ile doğum yolunun darlığını - genişliğini kıyaslayarak normal doğum mümkün alabilir mi diye değerlendirmediğini, davacının doğumunu doktor -----------yaptırması hususunda doktor ile davacılar anlaştığını, davacılar adalarda yaşadığı için ani bir doğum başlangıcı olması ihtimaline binaen doğumdan önceki haftalarda müvekkil ---------- ablasında kaldıklarını, 01.07.2011 tarihinde ---------- suyu gelmiş,
aile hemen doktor ...'u aradığını, doktor ise tatilde olduğunu, gelemeyeceğini, açıkça başlarının çarelerine bakmalarını söylediğini, davacılar hemen taksiye binmiş en yakın hastane olan ---------- Hastanesi'ne gittiklerini, davacı acile alınmış ve hemen NST'ye bağlandığını, küçük ----------- kalbi durduğu söylenmiş ve acil ameliyata alındığını, küçüğe doğumdan sonra 25 dakika kalp masajı yapılmış ve hayata döndüğünü, oksijensiz kaldığını, 1,5 ay küvezde kalmış, 12 günlükken diyalize bağladıklarını, küçük --------- şuan %100 ağır engelli olduğunu, doktor ..., özen ve tedbir yükümlülüğüne aykırı davranmış,
son kontrolde 3.900 kg gelen bebeğin doğumunun zor olabileceğini değerlendirmemiş, müvekkile pelvik muayenesi yapmamış, sezaryen önermemiş, aileyi normal doğuma yönlendirdiğini, ayrıca müvekkilin doğumunun yakın olduğunu bildiği halde tatile gitmiş, davacıları bu hususta uyarmamış, başka bir doktora yönlendirmediğini, doktorun özen tedbir yükümlülüğüne dayalı olarak kusurunun olduğunu, tabibin mesleki faaliyeti nedeniyle verdiği zararlara buğlı olarak müvekkil ... için 75.000,00 TL, ... için 75.000,00 TL, ... için 75.000,00TL. olmak üzere toplamda 225.000,00 TL. manevi tazminalın,
fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000,00 TI.. maddi tazminatın fiilin gerçekleşmesinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte davalı yandan tahsiline, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep ettiklerini beyan etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Sigortalının tazminat talebinden haberdar olma tarihi ve ihbar tarihi dikkate alınarak talebin teminatta olup olmadığı değerlendirilmesi gerektiğini, davalı hekim ve hastanenin hukuki sorumluluğunun tespiti açısından söz konusu müdahalede bir komplikasyon mu yoksa malpraktis mi mevzu bahis olduğunun tespit edilmesi gerektiğini, dava konusu olayda, müvekkil sigortalısı hekimin kusurlu olduğu iddialarının kabulünün mümkün olmadığını, zira hekimin sorumluluğunun doğabilmesi için, gerçekleştirilen teşhis ve tedavi yöntemlerinde tıbbi standartın uygulanmamış olması gerektiğini, tıbbi standartın uygulandığı yerde,
hekimin müdahalesi tıp biliminin gereklerine de uygun ise hekimin/hastanenin kusur veya sorumluluğundan söz edilemeyeceğini, tüm bu tıbbi bilgiler ve literatür ışığında, davacının takibi ve doğum kararı ile ilgili olarak sigortalı hekimin hiçbir kusuru bulunmadığını, tıbben yapılması gereken işlemler eksiksiz yapıldığını, her şeyden önce sigortalı doktor doğuma katılmadığını, yüzlerce hasta takip eden doktorun 24 saat çalışması hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, doktorun uyuduğu saatler, tatilde olduğu vakitler gibi mesaide olmadığı zorunlu zamanlar olacağını,
Dr. ... tarafından yapıldığı iddia edilen takipler neticesinde davacı ...'ın doktorun tedbir ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışı neticesinde doğum sırasında oksijensiz kalarak ağır engelli olduğu iddiası ile davacı yan tarafından müvekkil şirkete maddi tazminat talebi ile husumet yöneltildiğini, öte yandan davacı yanın tazminat talepleri dayanaksız ve fahiş olduğunu, öncelikle belirtmek gerekir ki davacı yanın iddialarının aksine, olayda malpraktis söz konusu olmadığını, üstelik, maddi tazminat hakkının doğabilmesi için, hukuka aykırı eylem, bu eylem sonucu ortaya çıkmış zarar,
illiyet bağı ve kusur unsurlarının bir arada bulunması gerektiğini, halbuki dava konusu olayda davalı hekimin herhangi bir kusuru bulunmadığı gibi iddia edilen zarar ve gerçekleştirilen tedavi arasında illiyet bağı da bulunmadığını, üstelik ilgili mevzuat ve tıbbi standarda uygun olarak gerçekleştirilmiş bulunan teşhis ve tedavi işlemleri, “hukuka aykırı eylem” niteliğini de taşımadığından davanın reddini talep etmişlerdir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Eldeki dava, davalının sigortalısının tıbbi hata yapmış olduğu iddiasıyla davacılardan ...'ın malul kalması sebebiyle maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.Davacılardan ... ve ..., diğer davacı ...'ın anne ve babasıdır. İhbar olunan ... ise davacı ...'ın ...'a hamile iken doğum takibini yapan doktordur.
Davalı ... ise ihbar olunan doktor ...'un tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçesi ile sigortacısıdır.Dava dilekçesi incelendiğinde davacılar tarafından davacı ...'ın tıbbi hata ile normal yolla doğum yapılmak suretiyle dünyaya geldiğini, normal doğum sebebiyle oksijensiz kaldığını ve bu nedenle %100 malul kaldığını iddia etmiş,
davalı ... ve ihbar olunan tarafından ise söz konusu olayda tıbbi bir hata olmadığı savunulmuştur.Her ne kadar dava konusu olay 01.07.2011 günü meydana gelmiş ve bu dönemde dava dışı sigortalı ...'un tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluluk sigortacısı dava dışı ---------Ş. olup bir an için davalının işbu davada pasif husumetinin bulunmadığı düşünülebilir ise de Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın A.1. maddesine göre mezkur sigortanın sözleşme tarihinden on yıl önceki mesleki faaliyetler sebebiyle meydana gelen zararı da teminat kapsamına aldığı,
davalı ... şirketinin göndermiş olduğu poliçe incelendiğinde poliçe başlangıç tarihinin 28.08.2020 tarihi olduğu, dava konusu olayın işbu tarihten on yıllık süre içerisinde 01.07.2011 tarihinde gerçekleştiği hususları hep birlikte değerlendirildiğinde davalının işbu yargılamada pasif husumetinin anlaşıldığından yargılamaya devam olunarak davanın esasına girilmiştir.Mahkememizce davacı ...'ın doğumuna ve doğum sonrasında yapılan tedavilere ilişkin tüm bilgi ve belgeler dosya arasına getirtilmiş ve dosya tıbbi hata bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla --------- Kurulu'na tevdii edilmiştir.
Mezkur kurul tarafından düzenlenen 29.09.2021 tarihli raporda ihbar olunan doktor ...'un doğum tarihinde izinli olması halinde yapılan doğumda tıbbi bir hatasının bulunmadığı belirtilmiştir.
Rapor doğrultusunda ihbar olunan ...'un çalışanı olduğu dava dışı ----------- Hastanesi'ne belirtilen tarihte ihbar olunanın izinli olup olmadığı hususunun tespiti amacıyla müzekkere yazılmış, 28.03.2022 tarihli cevabi yazı ile 30.06.2011-03.07.2011 tarihinde yıllık izin kullandığı anlaşılmıştır.
Davaya konu doğumun ise 01.07.2011 tarihinde olduğu dikkate alındığında ihbar olunan doktorun doğum tarihinde izinli olduğu, mezkur ATK raporu uyarına tıbbi hatanın bulunmadığı, tıbbi hata olmadığı sebebiyle davalının sorumluluğunun bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir.
İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2017/920, K. 2024/836, 19 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama