KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/18
- Karar No
- 2024/805
- Karar tarihi
- 12 Kasım 2024
Karar Metni
2.770 kelime·14 dk okuma·7 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2024/18 Esas
KARAR NO: 2024/805
DAVA
Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 01/06/2017
KARAR TARİHİ: 12/11/2024
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Müvekkillerinden ...'ın keşidecisi, diğer müvekkil şirketin ise son yetkili hamil olduğunu, --------- Bankası, --------- Caddesi ---------- Şubesine ait, ---------- nolu hesaba ait, ----------- çek nolu, 28/02/2017 tarih ve 10.000,00-TL bedelli çek yetkili hamil müvekkilin rızası hilafına elinden çıkmış olduğunu, çek hakkında ---------- Esas sayılı dosyası ile çekin zayii olması nedeni ile kıymetli evrakın iptal talepli olarak bir dava ikame edildiğini, çek hakkında ödemeden men kararı verildiğini, her iki müvekkil arasında organik bağ bulunduğunu, şahıs müvekkilin şirket müvekkil namına hatır çeki keşide ettiğini,
müvekkil şirketin yetkilisi ile diğer şahıs müvekkil kardeş olup, aralarında herhangi bir ticari ilişki mevcut olmamakla, müvekkil şirketin ticari hayatında kullanması amacı ile hatır çeki tanzim edilerek müvekkil şirket yetkilisine teslim edildiğini, müvekkil şirket yetkilisi diğer müvekkil tarafından namına tanzim edilen dava konusu çeki ticari ilişkilerinde kullanmak amacı ile cirolandığını fakat üzerinde taşıdığı sırada kaybetmiş olduğunu, çekin davalı şahıs tarafından bulunduğunu ve cirolanarak kullanıldığını, bu hususta davalı ... hakkında her türlü cezai işlem, dava ve tazminat haklarımızı saklı tuttuklarını,
müvekkilinin ne davalı şahıs ile ne de diğer davalı şirket ile hiçbir ticari ilişkisi bulunmamakta olduğunu, bahsi geçen çekten dolayı herhangi bir borcunun olmadığını, zira zaten çekin hatır çeki olarak tanzim edildiğini, bu nedenle davalı şirket tarafından kendisinde bulunduğu beyan edilen çekin müvekkil şirkete iadesi, sayın mahkeme aksi kanaatte ise, müvekkilin davalılara karşı herhangi bir borcunun bulunmadığın tespitinin gerektiğini, davalı şirket tarafından çekin ellerinde bulunduğunu bildirmiş olduğunu,
eldeki dava ile karşı çekin müvekkile iadesine yönelik olarak istirdat taleplerini iş bu talepleri yerinde görülmez ise her iki müvekkilin çekten kaynaklı borçlu olmadığının tespitine yönelik olarak menfi tespit taleplerinin bulunduğunu, müvekkil şirket dava konusu çek ile aynı zamanda bir başka çeki daha kaybetmiş olduğunu, kaybettiği diğer çek olan ----------- Bankası, ----------- Mahallesi/----------- Şubesine ait, ----------- nolu hesaba ait, ----------- nolu,
17.000,00-TL bedelli ve 31.03.2017 tarihli çek yine işbu dosyanın davalıları tarafından icra takibine konu edilmiş ve her iki müvekkil aleyhine --------- İcra Müdürlüğümün ----------- E.sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı alacaklı şirket tarafından davalı-borçlu ... ile ilgili olarak icra dosyasına yanlış bilgiler sunulmuş, çekin arkasında TC Kimlik numarası yazmasına rağmen bir başka şahsın TC Kimlik numarası bildirilmek sureti ile o kişi üzerinden işlemler devam ettirilmeye çalışılmış ve hali hazırda da yine davalı-borçlu ...'a ait olmayan TC Kimlik no üzerinden işlemlerin devam ettirildiğini,
bu konuda her türlü işlem ve şikayette bulunma haklarımızı saklı tuttuklarını, müvekkillerinin icra tehdidi karşısında diğer çek ile ilgili olarak menfi tespit davasında tedbir kararı almış ve gereğini yerine getirdiğini, dava konusu edilen çek ile ilgili bir icra takibi başlatılmamış ise de, çek davalı şirketin elinde bulunduğundan, müvekkillerin tedbir talebinde bulunma zarureti hasıl olduğunu, dava konusu edilen çek müvekkilin iradesi dışında elinden çıkmış olmakla, müvekkil şu anda kaybettiğini düşündüğü çek bedelini ödeme tehlikesi ile karşı karşıya kalmış durumda olduğunu,
borçlu olmadığı bir paranın müvekkilden tahsil edilmesi kötü niyetli bir yaklaşım olmakla, bu nedenle sayın mahkemenizden icra işlemlerinin durdurulmasına yönelik olarak tedbir kararı verilmesini talep etme zaruretimiz hasıl olduğunu, bu nedenle mahkemenizce teminatsız, sayın mahkme aksi kanaatte ise uygun görülecek bir teminat karşılığında icra takibinin durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle.
Müvekkili ... ve diğer davalı ... ---------- Şti. aleyhine "istirdat, istirdat talebi yerinde görülmez ise menfi tespit" talebiyle huzurda görülen dava ikame edildiğini, ancak işbu dava aşağıda açıklayacağımız nedenlerle haksız ve mesnetsiz olup reddi gerektiğini, müvekkilinin emekli milli istihbaratçı olduğunu, bu nedenle adres bilgisinin gizli tutulması ve kendisine yapılacak tebligatlara ilişkin ayrı bir adres tespit edilmesi gerekmekte olduğunu, mesleği dolayısıyla birçok düşmanı bulunmakta olup adresinin bilinmesi halinde düşmanlarının açık hedefi haline geleceğini,
müvekkilimizin tebliğatlara ilişkin mernis adresi "---------- Mah. ---------- Sk.
No:--------- İç Kapı No:--------- ----------" olduğunu, ancak dava dilekçesi müvekkilimizin mernis adresinin bulunamadığı gerekçesiyle 12 Temmuz 2018 tarihinde ----------- ilanen tebliğ edildiğini, müvekkilinin işbu davadan 01/11/2018 tarihinde tamamen tesadüf eseri e-devlet vasıtası ile haberdar olduğunu, dolayısıyla müvekkilimizin mernis adresi bulunmasına rağmen ilanen tebligat yapılmasının usulsüz olduğunu,
bu nedenle mahkemenizce müvekkile yapılan tebligatın usulsüz olması göz önüne alınarak tebliğ tarihinin e-devletinde öğrendiği tarih olan 01/11/2018 olarak değerlendirilmesini ve cevaplarımız ile delil listelerinin kabul edilmesini istediklerini, davacılar dava dilekçesinde ----------- Bankası'na ait 28/02/2017 tarihli ve 10000 TL bedelli çekin "hatır çeki" olarak düzenlendiğini, çekin keşidecisi ile lehtar şirket arasında organik bağ bulunduğunu, şirket yetkilisi tarafından kullanılmak üzere peşinen cirolandığını, ancak şirket yetkilisinin üzerinde taşıdığı sırada kaybettiğini,
akabinde ise çekin müvekkilimiz tarafından bulunup cirolanarak kullanıldığını iddia etmektedir. Ancak davacının işbu iddialarının tarafımızca kabulü hiçbir surette mümkün olmadığını, öncelikle huzurdaki davanın keşideci ... tarafından açılmasıın mümkün olmadığını, keşidecinin işbu davada taraf ehliyeti bulunmadığını, davanın keşideci yönünden usulden reddi gerektiğini, dava konusu çekin davacıların iddialarının aksine rızası hilafına elden çıkmamış (kaybolmamış);
davacı ... --------- Şti. tarafından müvekkilimize iş ilişkisi karşılığında ciro edilerek devir ve teslim edildiğini, akabinde ise müvekkilimiz işbu çeki ticari ilişki karşılığında diğer davalıya ciro edilerek devir ve teslim ettiğini, çek üzerindeki ciro silsilesi muntazam olup eksiklik bulunmadığını, ayrıca davacı ... --------- Şti. tarafından müvekkilimize yine iş ilişkisi karşılığında ----------- Bankası'na ait 31/03/2017 tarihli ve 17000 TL bedelli çek ciro edilerek devir ve teslim edildiğini, akabinde müvekkilimiz işbu çeki de yine ticari ilişki karşılığında diğer davalıya ciro edilerek devir ve teslim ettiğini,
hayatın olağan akışına göre davacı şirket tarafından ikinci bir çekin müvekkimize ciro edilmesi dahi dava konusu çekin kaybolmadığını ve taraflar arasındaki iş ilişkisi gereği davacı şirket tarafından müvekkilimize cirolandığını ortaya koyduğunu, ancak her iki çek de ibraz süreleri içerisinde son hamiller tarafından muhatap bankaya ibraz edilmesine rağmen;
ödeme yasağı nedeniyle çekler üzerinde herhangi bir işlem yapılamadığını, bunun üzerine diğer davalı müvekkillerine başvurmuş olduklarını, müvekkillerinin aralarındaki ticari ilişki ve dostluğa binaen dava konusu ---------- Bankası, --------- Cad. ---------- Şubesine ait ----------- nolu ve 28/02/2017 tarihli çek bedelininin diğer davalıya ödendiğini, bu nedenle ilgili çekin halen müvekkillerinde bulunmakta olduğunu, işbu çeke ilişkin her türlü yasal haklarını saklı tuttuklarını, dava konusu çekin kaybolduğunu ve müvekkilimiz tarafından bulunarak kullanıldığını iddia eden davacıların müvekkileri aleyhine şikayette dahi bulunmadıklarını,
oysa hayatın olağan akışına göre; çekini kaybeden ve müvekkilimiz tarafından bulunarak cirolandığını iddia eden davacıların müvekkilimiz aleyhine derhal suç duyurusunda bulunarak işbu ceza dosyasını huzurdaki davaya delil olarak sunmaları gerektiğini, başlı başına bu husus dahi davacıların davaya konu çeki ödememek için müvekkilimiz aleyhine asılsız iddia ve ithamlarla bulunduklarını, huzurdaki dava "istirdat, istirdat talebi yerinde görülmez ise menfi tespit" talebiyle terditli olarak açıldığını, ancak istirdat ve menfi tespit talepleri birbiriyle çelişmekte olup işbu taleplerin terditli olarak açılması mümkün olmadığını,
bu husus dahi davacının çeki kaybetmediği, borcu ödemekten nasıl kurtulurum maksadı ile hareket ettiğini gösterdiğini, huzurdaki davanın reddi ile davacılar aleyhine asıl alacağın %20 sinden az olmamak kaydı ile kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve avukat ücretinin davacılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... --------- Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle.
Keşidecisi ... ve lehtarı ---------- Şti. olarak düzenlenen dava konusu ---------- Bankası, ---------- Caddesi --------- Şubesine ait, ----------- nolu hesaba ait, ----------- çek nolu, 28/02/2017 tarih ve 10.000,00-TL bedelli çek için lehtar şirket tarafından kayıp ve zayi edilerek rızası hilafın elinden çıktığı ileri sürülerek çek iptali davası açıldığını, çekin muhatap bankaya ibrazı üzerine konulan ödeme yasağı nedeniyle çekin tahsilinin mümkün olmadığını, öncelikle belirtmek gerekir ki;
davada müvekkil şirkete husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, dava konusu çeki ciranta ...'dan ciro ile devir ve teslim ala müvekkil şirketin yine ticari ilişki karşılığında --------- Şirketine şirket tarafından belirtilen şirkete ödenerek geri alındığını, daha sonra çek bedelinin ...'ın tahsil ederek çeki geri verdiğini, çekin müvekkil şirket elinde olmadığını, bu nedenle husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, çekin istirdatı mümkün olmadığı takdirde menfi tespit istemi ile çaılan davanın kendi içinde çelişkili olduğunu, çek kaybedilerek zayi mi edilmiştir yoksa bedelsiz mi kalmıştır belli olmadığını,
esasen çekin kaybedilmediği dolaylı olarak davacı tarafından kabul edilmekte olduğunu, ancak tüm bu çelişkili ve hayatın olağan akışına aykırı durumlara rağmen mahkemece tedbir talebinin kabul edilmesinin mümkün olmadığını, davacı iddialarının meşru ve haklı hamil müvekkile karşı ileri sürülmesinin mümkün olmadığını, çekteki ciro silsilesinin muntazam olduğunu, eksiklik bulunmadığını, kötüniyetin ve ağır kusurunun davacı tarafından ispatlanması gerektiğini,
dava menfi tespit davası ise istirdat olarak görülmesi istirdat davası ise menfi tespit davası olarak görülmesi kabul edilemez esasen iyiniyetli 3.şahıs olan müvekkil şirketin istirdat ya da menfi tespit davasının muhatabı olmadığını, haksız ve hukuka aykırı davanın müvekkil şirket bakımından husumet ve esastan reddine, haksız ve kötüniyetli davcıların %20'den az olmamak üzere icra tazminatı ödenmesine, fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin de davacılara yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.---------- sayılı kararında;
"...Dosyanın incelenmesinde, dava konusu çekin ---------- Bankası, ---------- Şubesine ait ----------- no'lu, 28.02.2017 tarihli ve 10.000,00 TL bedelli çek olduğu, çekin keşidecisinin davacı ...---------, çekin, lehtar diğer davacı ...Ltd. Şti.emrine düzenlendiği, lehdarın cirosu ile davalı ...'a, ondan davalı ... ... Ltd.
Şti.'ne, ardından ----------Şti.'ne ve son olarak da ---------Ş'ye cirolandığı, -------- Bankasının yazısına göre çekin 01.03.2017 tarihinde ibraz edildiği, çekin iade edildiği ve ödeme yapılmadığı, söz konusu çekin iptali talebiyle ---------- Esas sayılı dosyası ile 16.01.2017 tarihinde çek iptali davası açıldığı, mahkemece çekin ibraz edilmesi ve istirdat davası açılması sebebiyle karar verilesine yer olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır. TTK'nın 792.maddesine göre.
"Çek herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790.maddesine göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çek geri vermekle hükümlüdür." aynı Kanunun 790.maddesinde ise "Cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve bir birine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılır.
Çizilmiş cirolar yazılmamış hükmündedir. Bir beyaz ciroyu diğer bir beyaz ciro izlerse, bu son ciroyu imzalayan kişi çeki beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılır" düzenlemesi bulunmaktadır.
Madde metninden de anlaşıldığı üzere çek istirdadı davası, çekin rızası hilafına elinden çıktığını iddia eden meşru hamili tarafından, yeni hamile karşı açılabilecek bir dava olup bu davada davacı meşru hamil olduğunu ispatladıktan sonra, yeni hamilin/ davalının çeki kötüniyetle iktisap ettiğini veya iktisapta ağır kusurlu olduğunu kanıtlaması gerekir. Somut olayda, dava konusu çekin keşidecisi davacı ... ile lehtarı davacı ... ... Ltd.
Şti., eldeki davada, çekin istirdadını, olmadığı takdirde davalılara borçlu olmadığının tespitini istemiş, davalı şirket vekili cevap dilekçesinde, müvekkili şirketin çek bedelini ödeyerek geri aldığını, daha sonra davalı ...'dan bedelini tahsil ederek çeki bu davalıya verdiğini belirttiği, yine davalı ... vekilince sunulan cevap dilekçesinde, çekin müvekkilinin elinde olduğunun belirtildiği görülmektedir.
Ancak mahkemece davacıların aktif dava ehliyetleri bulunup bulunmadığı, yine davalı şirketin pasif husumet ehliyeti bulunup bulunmadığı konusunda herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmadığı, çekin hamilinin kim olduğunun tespiti noktasında da herhangi bir araştırma ve tespit yapılmadığı, eksik incelemeyle karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda mahkemece, öncelikle, dava konusu çekin hamilinin tespit edilip tarafların, taraf sıfatı (husumet) da gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi için ilk derece mahkemesi kararının kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir..." şeklinde karar verildiği görülmüştür.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava hukuki niteliği itibari ile istirdat davası ve bu talep kabul olmadığı halde terditli olarak menfi tespit davasıdır. Mahkememizin -------- esas---------- karar sayılı kararının ----------- sayılı ilamı ile kaldırılması üzerinde dosya işbu esasa kaydedilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Dava konusu çekin --------- Bankası, --------- Şubesine ait ---------- no'lu, 28.02.2017 tarihli ve 10.000,00 TL bedelli çek olduğu, çekin keşidecisinin davacı ...----------, çekin, lehtar diğer davacı ...Ltd. Şti.emrine düzenlendiği, lehdarın cirosu ile davalı ...'a, ondan davalı ... ... Ltd.
Şti.'ne, ardından ----------Şti.'ne ve son olarak da -----------Ş'ye cirolandığı, ----------- Bankasının yazısına göre çekin 01.03.2017 tarihinde ibraz edildiği, çekin iade edildiği ve ödeme yapılmadığı, söz konusu çekin iptali talebiyle ----------- Esas sayılı dosyası ile 16.01.2017 tarihinde çek iptali davası açıldığı,
mahkemece çekin ibraz edilmesi ve istirdat davası açılması sebebiyle karar verilesine yer olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır.Mahkememizce 12.01.2024 tarihli kaldırma tensip zaptının 2 numaralı ara kararı ile çekin aslının sunulması için davalı ...'a kesin süre verilmiş, verilen kesin süre içerisinde çek aslının davalı ... tarafından dosyaya sunulmuş ve mahkememize kasasına alınmıştır.
Bu sebeple davaya konu çekin davalı ...'a döndüğü ve hamil olduğu hususunda mahkememizce tereddüt bulunmamaktadır.Terditli olarak açılan işbu davada birincil talep olan çek istirdatı davası yönünden yapılan değerlendirmede. TTK'nın 792.maddesine göre.
"Çek herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790.maddesine göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çek geri vermekle hükümlüdür." aynı Kanunun 790.maddesinde ise "Cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve bir birine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılır.
Çizilmiş cirolar yazılmamış hükmündedir. Bir beyaz ciroyu diğer bir beyaz ciro izlerse, bu son ciroyu imzalayan kişi çeki beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılır" düzenlemesi bulunmaktadır.
Madde metninden de anlaşıldığı üzere çek istirdadı davası, çekin rızası hilafına elinden çıktığını iddia eden meşru hamili tarafından, yeni hamile karşı açılabilecek bir dava olup bu davada davacı meşru hamil olduğunu ispatladıktan sonra, yeni hamilin/ davalının çeki kötüniyetle iktisap ettiğini veya iktisapta ağır kusurlu olduğunu kanıtlaması gerekir.Somut olayda ise çekin rızası hilafına elinden çıktığını iddia edenin davacı ...Ltd.
Olduğu, yalnızca mezkur şirketin çek istirdatı davası açabileceği, diğer davacı ...'ın ise çekin keşidecisi olduğu, bu sebeple çek istirdatı yönünden davacı ... yönünden davanın aktif husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmiştir.Yine çek istirdatı yönünden davacı ...Ltd. tarafından çeki elinde bulunduran hamile karşı davanın açılabileceği, hamilin ise davalı ... olduğu,
diğer davalı ... --------- Şti'nin pasif husumetinin bulunmadığı anlaşıldığından mezkur davalı yönünden davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmiştir.Sonuç olarak çek istirdatı davasının davacı ...Ltd. tarafından davalı ...'a karşı açılabileceği anlaşılmıştır.
6102 sayılı T.T.K.'nun 792. maddesine göre; "çek herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790. maddesine göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çek geri vermekle hükümlüdür." denmektedir.
Kural olarak çek bir ödeme aracı olup çekin davacıların rızaları hilafına ellerinden çıktığını kanıtlamaları gerekmektedir. Bu aşamada ispat yükü davacılarda olup yazılı delille ispat etmeleri gerekmektedir. Davalının elinde unsurları tam ve ciro silsilesi bozuk olmayan çek mevcuttur.
Somut olayda ise dosya kapsamında davacı ...Ltd. tarafından çekin rızası hilafına elinden çıktığı ve davalı ...'ın kötü niyetli şekilde çeki iktisap ettiği hususlarında herhangi bir delil bulunmadığından ispatlanamayan çek istirdatı davasının reddine karar verilmiştir.Terditli olarak açılan işbu davada ikincil talep olan menfi tespit davası yönünden yapılan değerlendirmede;Davacı ...'ın çekin keşidecisi olduğu ve davalı ...'ın lehdar olmadığı, çekin lehdar ---------- Şti. tarafından davalı ...'a ciro edildiği, diğer davalı ... --------Şti'ye davalı ... tarafından ciro edildiği, sonrasında ise çekin ...'a döndüğü,
bu sebeple davacı ...'ın davayı açmakta aktif husumeti, davalı ... ---------- Şti'nin ise pasif husumeti bulunmadığı anlaşıldığından davacı ... tarafından açılan davanın aktif husumet yokluğu sebebiyle reddine, davalı ... ---------- Şti. yönünden açılan davanın pasit husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmiştir.Çek istirdatı yönünden davanın reddine karar verilmesi üzerine davacı ... ---------- Şti tarafından davalı ...'a açılmış menfi tespit davası yönünden değerlendirme yapılması gerekmektedir.
Menfi tespit davalarında ispat yükü kural olarak davalı alacaklıdadır. Ancak davalının alacağı senede dayanıyorsa ispat yükü yer değiştirerek senetten dolayı borçlu olmadığını iddia eden davacı tarafa düşer. Kambiyo senetleri sebepten mücerret olduğundan borçlu olunmadığının ispat yükümlülüğü davacı borçluya aittir. Karine olarak bir kambiyo senedinin mevcut bir borcun ifası veya itfası amacıyla verildiği kabul edilir. Kambiyo senetleri birer ödeme aracıdır.
Borçlu, senedin başka bir amaçla verildiği yönündeki iddiasını yazılı delil ile ispatlamalıdır. Bu konuda tanık dinletilmesi de mümkün değildir.
Somut olayda davacı ---------- Şti ile davalı ... arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığı hususunda değerlendirme yapılması için çekin tanzim tarihinin 2017 yılı olduğu dikkate alınarak davacı ...nin 2017 yılına ilişkin ticari defterlerinin incelenmesi amacıyla dosyanın bilirkişiye tevdii yönünde ara karar kurulmuş ise de ticari defterler hazır edilmediği gibi bilirkişi ücreti yatırılmamıştır.
Verilen kesin süre içerisinde bilirkişi ücreti yatırılmadığından davacı ...nin bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçtiği kabul edilmiştir. Yukarıdaki açıklamalar dikkate alındığından ispat yükü üzerinde olan davacı ...nin davasını ispatlayamadığı anlaşıldığından ispatlanamayan davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/18, K. 2024/805, 12 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama