KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/932
- Karar No
- 2025/403
- Karar tarihi
- 30 Nisan 2025
Karar Metni
1.794 kelime·9 dk okuma·8 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2024/932 Esas
KARAR NO : 2025/403
DAVA
Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 27/01/2017
KARAR TARİHİ : 30/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ----------- (küçük), diğer müvekkilleri ----------- (anne) ile ------------ (baba) müşterek çocuğu olduğunu, müvekkili -------------- gebelik takibinin dava dilekçesi ekinde sundukları 12/10/2013,06/1272013, 03/01/2014, 29/01/2014, 06/02/2014 ve 21/02/2014 tarihli kayıtlardan anlaşılacağı üzere en az 6 farklı tarihte ------------ Hastanesi'nde Kadın Doğum Uzmanı olan ------------- tarafından yapıldığını, davalı ------------Ş.,
--------- Uzmanlık Tescil Nolu Kadın Doğum Uzmanı ---------- ------------ Poliçe No.lu Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesini tanzim ederek tarifede belirlenen toplam 800.000 TL/'lik teminat timiti dahilinde maddi, manevi zarardan doğan sorumluluğu üstlendiğini, ------------ yapılan 27/01/2017 tarihli sorgulamada anılan poliçenin davalı sigorta şirketi tarafından tanzim edildiğinin anlaşıldığını, davalı ------------Ş.'nin sorumluluğu, TTK'nun 1485/1 hükmünün TTK 1458 hükmüne atfi nedeniyle geriye dönük 10 yıllık süreyi de kapsadığını, zamanaşımı süresinin ise TTK 1482 nedeniyle de 10 yıl olduğunu,
müvekkili ------------- hamileliği boyunca davalının sigortalısı doktor tarafından takip edildiğini, ne var ki, anılan doktorun genel olarak tıbbi kötü uygulaması sonucu, Down sendromunun hamilelikte teşhis edilemediğini ve küçük ------------- Down sendromlu olarak doğduğunu, doktor ile hasta arasındaki ilişkinin vekalet akdi olarak kabul edildiğini, BK'nda herhangi bir şekil şartı öngörülmediğinden doktorun gebelik takibine ilişkin herhangi bir eylem veya işlemi ile vekalet akdinin kurulmuş olduğunu, hastane kayıtları ile doktor ile hasta arasında bir vekalet akdinin kurulduğunun tartışmasız olup,
artık doktorun bilgilendirme dahil tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğine dair ispat yükünün davalıya ait olduğunu, sigortalı doktorun müvekkili -----------gebelikte olabilecek hastalıklar, yaptığı (yapacağı) tarama testleri, Down sendromunun ne olduğu,
down sendromu ve benzeri hastalıkların teşhis ve tespitiyle ilgili seçenekler konusunda bilgilendirmediğini, aydınlatılmış rızasını (onam) almadığını, ileri testleri önermediğini, konsültasyon istemediğini, CVS/ Amniosentez yapmadığı gibi bilgilendirme de yapmayarak aslında birkaç basit test ile saptanabilecek down sendromunu gebelikte saptayamayarak sakat bir çocuğun doğumuna neden olduğunu, vekalet sözleşmesi kapsamında doktor, hastanın müterafik kusuru bulunmadıkça, en hafif kusurundan dolayı bile gerçekleşen zararın tamamından sorumlu olacağını, Down Sendromunun,
hayat boyu devam eden bir iş göremezlik hali olup öncelikle müvekkili ------------ bu işgöremezlik hali nedeniyle maddi zarara uğradığını ve dahi bizzat bu acıyı yaşam boyu çekecek olması nedeniyle de manevi zarara uğradığının izahtan vareste olduğunu, BK 56/2 hükmü Borçlar Kanunu'na yeni giren bir hüküm olup bu kapsamda artık bedensel zarara düçar olan kimsenin yakınlarına da manevi tazminat ödeneceği (önceden Yargıtay kararlarıyla şimdi ise) yasal olarak öngörüldüğünü,
bu kapsamda müvekkilleri anne ----------- ve baba ------------ hayat boyu çocuklarını down sendromlu olarak görerek acı çekmeye devam edeceğini beyan ederek müvekkili küçük---------- için: 15.000 TL işgöremezlik (bakıcı ücreti dahil maddi) tazminatı, 20.000 TL manevi tazminat, müvekkili anne ------------ için 10.000 TL manevi tazminat, müvekkili baba ----------- için 10.000 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 55.000 TL tazminatın dava tarihinden itibaren avans faizi, mahkeme masrafları ve avukatlık ücretiyle davalıdan müteselsilen tahsiline karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Davacının tedavisinde yer alan hastane ve hekimleri gözönünde bulundurmadan doğrudan müvekkili sigorta şirketine husumet yöneltmek suretiyle, somut olaya ilişkin etkin savunma yapılmasını imkansız hale getirmek istediklerini, tıbbi sürecin hiçbir aşamasında yer almayan müvekkili şirketten, tedaviyi ve müdahaleleri gerçekleştiren hekimin-hastanenin yerine geçerek savunma yapmasını beklemenin hayatın olağan akışına aykırı ve kötü niyetli bir yaklaşım olacağını, bu doğrultuda sözkonusu dava ve uyuşmazlık tıbbi uygulamaları gerçekleştiren ----------- ilgilendirdiğinden bu davanın kendisine ihbar edilmesini,
Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre alacağın muaccel olma tarihinden itibaren 2 yıllık zamanaşımı süresinin öngörüldüğünü, olayda tıbbi kötü uygulama ile down sendromlu olarak doğuma sebep olunduğunun öğrenildiği tarih davacı küçük ----------- doğum tarihi olan 11/06/2014 tarihi olup 2 yılık süre içerisinde talepte bulunulmadığından,
dava açılmadığından bahsi geçen taleplerin zaman aşımına uğradığını, davanın açılmasından önce sigortalıya söz konusu olayın ihbar edilip edilmediğinin, herhangi bir ihtamame gönderilip gönderilmediğinin tespit edilmesi gerektiğini, sigortalıya ihbar tarihinde geçerli bulunan Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısının sorumlu bulunduğunu, bu durumun tespiti halinde şirketleri aleyhine açılan davanın husumetten reddi gerektiğini, sigortalı hekim tarafından doğum öncesinde yapılan muayenelerde tıbbi uygulama hatası ya da özensizlik bulunmadığını,
yeterli ve gerekli belgelerin eklenmesi sureti ile şirketlerine müracaat tarihinden öncesinde şirketlerinin temerrütünün söz konusu olmadığını, sigortacı yönünden sigorta bedelini ödeme yükümlülüğünün belgelerin ibrazından itibaren (8) işgünü içinde, böyle bir başvuru olmadığı takdirde dava tarihinde muaccel hale geldiğinden bu tarihlerden öncesi için faiz sorumluluklarının bulunmadığını, meydana gelen sonucun ortaya çıkması ile sigortalı hekimin fiilleri arasında nedensellik bağı kurulamadığını beyan ederek davanın zamanaşımı nedeniyle reddine,
dava konusu olay ile sigortalı doktor müdahaleleri arasında illiyet bağı bulunamadığından davanın husumet nedeniyle reddine, dava konusu olayda tıbbi kötü uygulama hatası olmadığından davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesine dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkememizin 22/06/2022 tarih --------- Esas----------- Karar sayılı kararı ile "..MADDİ TAZMİNAT Yönünden. Davanın ıslah edilmiş haliyle kabulü ile davacı ---------- için 760.000 TL. Maddi tazminatın dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak küçüğe velayeten davacılara verilmesine, MANEVİ TAZMİNAT Yönünden. Davanın kabulü ile davacı ------------ için 20.000 TL. Manevi tazminatın anne ------------ için 10.000 TL.
Manevi tazminatın, baba ----------- için 10.000 TL. Manevi tazminatın dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine," karar verildiği, davalı vekili tarafından kararın istinaf edildiği ve ------------ sayılı ilamı ile davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine kararının verildiği, yine davalı vekilince bu kez de istinaf ilamının temyiz edildiği, ------------sayılı ilamı ile "..Davacı çocuk ----------- yönünden.
Anayasa'nın Temel hak ve hürriyetlerin niteliği başlıklı 12 nci maddesi, "Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir...", Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı başlıklı 17 nci maddesi, "Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir..." düzenlemelerini içermektedir.
Öte yandan 31.12.2008 tarihli, 5825 sayılı Kanun ile onaylanması uygun bulunan Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme'nin Giriş bölümünde (h) bendinde, İşbu Sözleşmeye Taraf Olan Devletlerin, "...Bir kişinin engelli olduğu için ayrımcılığa maruz kalmasının her bireyin doğuştan sahip olduğu insanlık onuru ve değerinin de ihlal edilmesi anlamına geldiğini de kabul ederek,..." aşağıdaki hükümler üzerinde anlaşmaya vardıkları belirtilmiş olup Yaşama Hakkı başlıklı 10 uncu maddesinde,
Taraf Devletlerin her insanın yaşama hakkına sahip olduğunu yeniden onaylayarak engellilerin bu haktan etkin ve diğer bireylerle eşit koşullar altında yararlanmalarını sağlayacak gerekli tüm tedbirleri alacağı, Kişisel Bütünlüğün Korunması başlıklı 17 nci maddesinde, engelli her kişinin, beden ve ruh bütünlüğüne diğer bireylerle eşit bir şekilde saygı duyulması hakkına sahip olduğu düzenlenmiştir.
Anılan hükümler hep birlikte değerlendirildiğinde, somut uyuşmazlıkta down sendromlu doğan davacı çocuk bakımından açılan davada, “Hekim, zamanında aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmiş olsaydı ölümcül şekilde rahimden tahliye edilecektim, sağ olarak dünyaya gelmemle, hekimin ihmali arasında illiyet bağı bulunuyor" şeklinde tevil edilebilecek bir dava ile geriye dönük ötenazi isteminden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talebinde hukuki yarar bulunmamakta, istem özünde davacı çocuğun kişilik haklarını ihlal etmektedir.
Maddi ya da manevi, neticede parasal bir değere tekabül eden bir menfaat, kişilik haklarını ihlal eder şekilde talep ve dava konusu edilemez. Sosyal devlet ilkesi çerçevesinde engelli bireylere tanınan tüm haklardan davacı çocuk ----------- de yararlanacağı şüphesizdir.
Açıklanan bu hususlar doğrultusunda davacı çocuk hakkında kurulan hükmün bozulması gerekmiştir." şeklinde karar verilerek dosya mahkememize gönderilmiş ve yukarıda yazılı esas numarasına kaydı yapılmıştır.Bozma kararına istinaden tensip zaptı düzenlenerek duruşma günü verilmiş ve taraflara tebliğ edilmiştir.Dava; davacı ------------ hamileliği döneminde davalı sigorta şirketinin sigorta örtüsü altında bulunan ----------- tarafından takibinin sağlandığı, ancak doktorun hamilelik döneminde down sendromunu teşhis edememesi ve bu konuda anne ve babayı bilgilendirmemesi nedeniyle küçüğün down sendromlu olarak dünyaya geldiği,
bu nedenle hekim hatasına dayalı olarak küçüğün iş göremezlik ve bakıcı tazminatı ile davacı anne baba yönünden manevi tazminat istemine ilişkin olup, Uyuşmazlığın; davacı anne ------------- hamileliği döneminde doktor olarak takibini yapan---------- hekim hastasının bulunup bulunmadığı, aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilip getirilmediği, olayın sigorta teminat şartlarında kalıp kalmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmaktadır.
Tüm dosya kapsamı ile birlikte yapılan değerlendirmede.
Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesine dayalı olarak açılan maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkin iş bu davada davacı annenin hamilelik sürecinde takiplerini yapan Doktorun mesleğinin gerektirdiği tedbir ve özeni göstermediğini, aydınlatma yükümlülüğüne aykırı davrandığını ve buna bağlı olarak davacı küçüğün down sendromlu olduğunu iddia ettiği, ancak bozma ilamı içeriğinde ayrıntılı olarak belirtildiği üzere somut uyuşmazlıkta down sendromlu doğan davacı çocuk bakımından açılan davada, “doktor, aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirseydi, belki benim yaşam hakkım elimden alınacaktı,
oysa şimdi alınmadı" şeklinde yorumlanabilecek bir sebebe dayalı maddi ve manevi tazminat isteminde hukuki yarar bulunmadığı, istemin özünde davacı çocuğun kişilik haklarını ihlal ettiği, Maddi ya da manevi, neticede parasal bir değere tekabül eden bir menfaat, kişilik haklarını ihlal eder şekilde talep ve dava konusu edilemeyeceği anlaşıldığından davacı küçüğün bu yöndeki taleplerinin dava konusu yapılamayacağı anlaşıldığından açtığı davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak diğer davacılar anne baba yönünden ise dava konusu olayda davacı taraf dava dışı hekimin kusurlu davranışı sebebiyle anne karnındaki bebekte var olan down sendromunun tespit edilmediğini, riskli gebeliği sonlandırma hakkının elinden alındığını ileri sürmekle birlikte hekim, test sonucunda elde edilen verileri, kesin tanı için başvurulabilecek yöntemleri, bu yöntemlerin risklerini açıklanan mevzuat hükümleri gereğince ve usulünce anneye açıklamalı ve onu aydınlatmalıdır.Aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirildiğinin ispat yükü ise hekimdedir.
Dosyaya sunulan deliller kapsamında davalı sigortanın sigortalısı olan dava dışı hekimin aydınlatma yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirdiği ispatlanamamıştır. Bu nedenle davacı tarafın manevi zararının davalı tarafça giderilmesi gerektiği değerlendirilerek davacı anne babanın manevi tazminat davasının kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/932, K. 2025/403, 30 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama