KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/383
- Karar No
- 2025/505
- Karar tarihi
- 26 Mayıs 2025
Karar Metni
970 kelime·5 dk okuma·7 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2025/383 Esas
KARAR NO : 2025/505
DAVA
İtirazın İptali
DAVA TARİHİ : 02/05/2025
KARAR TARİHİ : 26/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA: Davacı vekilince verilen dava dilekçesinde özetle; dava dışı -----------Ş.
Elektrik perakende satış hizmeti sunmakta olduğu ve müvekkil şirket ---------- ise kendi coğrafi bölgesinde elektrik şebekesinin kurulması ve işletilmesi ve bu minvalde elektrik dağıtım hizmeti sağlamakla yükümlü olduğunu, davalı----------- numaralı tesisatına kayden elektrik enerjisi kullanmakta olduğunu, müvekkil şirket kayıtlarında yapılan incelemede davalının dava dışı ilgili elektrik perakende satış firması ile karşılıklı herhangi bir perakende satış sözleşmesi imzalamaksızın enerji kullanımı yaptığının tespit edildiği ve kullanım yerinin elektrik enerjisinin kesildiğini,
6.227,58 TL ve 8.909,81 TL tutarındaki faturaların tahsili maksadıyla müvekkil şirket davalı aleyhine-----------İcra Müdürlüğü'nün ----------- esas ile ------------İcra Müdürlüğü'nün ------------ esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlattığını, borçlu tarafından tarafından borca itiraz edilerek takibin durdurulduğu,
borçlunun itirazının haksız ve mesnetsiz olduğunu, bu nedenle davanın kabulü ile ----------İcra Müdürlüğü'nün ---------- esas ve ---------İcra Müdürlüğü'nün----------- esas sayılı dosyasına yapılan haksız ve kötüniyetli itirazın iptaline, takibin kaldığı yerden devamına, takibe itirazın haksız ve kötüniyetli olması sebebiyle İİK. 67/2 maddesi uyarınca hükmolunan bedelin %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, hukuki niteliği itibariyle; davacının fatura alacağının tahsiline ilişkin başlatılan icra takibine yapılan itirazın İİK m.67 hükmü kapsamında iptali davasıdır.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar olup, TTK'nın 4/1. maddesinde sayılmışlardır. Ayrıca, Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1.bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalar olup, iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi ve iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir.
6102 sayılı TTK, 6762 sayılı TTK'dan farklı olarak mutlak ticari davalar (kanundan dolayı ticari dava sayılanlar) haricindeki ticari davaları "ticari iş" kriterine göre değil de "ticari işletme" kriterine göre belirlemiştir. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır.
Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez.
TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. TTK 11. maddesinde ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletme şeklinde tanımlanmıştır.
TTK’nın 15. maddesinde esnaf, ister gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." şeklinde tanımlanmıştır.Mülga 6762 sayılı yasanın 1463. maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 18.06.2007 tarihinde kararlaştırılıp, 21.07.2007 tarih ve ---------- sayılı ----------- yayımlanan, ----------- sayılı Bakanlar Kurulu Kararında esnaf - tacir ayırımının nasıl yapılacağı belirlenmiş,
6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 sayılı TTK'nın 11/2 madde ve fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtilmiş olduğundan Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekmektedir.
Bir kimsenin vergi mükellefi olması, TTK yönünden de tacir kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez. İtirazın iptali davaları İcra ve İflas Kanununda düzenlenmiş olup, TTK 4.maddesinde düzenlenmiş mutlak ticari davalardan değildir.
Celp edilen vergi dairesi yazısında davalının işletme esasına göre defter tuttuğunun bildirildiği görülmüştür. Dolayısıyla davacının tacir veya tacir gibi sayılanlardan olmadığı açıktır. Somut uyuşmazlığın tüm tarafları tacir olmadığından ve uyuşmazlık TTK'da düzenlenen veya TTK'da sayılan hususlara ilişkin olmadığından ticari dava niteliğinde değildir.
Bu nedenlerle somut uyuşmazlığın genel hükümler uyarınca HMK 2.maddesi gereği Asliye Hukuk mahkemesinde görülmesi gerekmektedir. 6335 Sayılı Yasanın 2. Maddesi ile 6102 Sayılı TTK'nun 5. Maddesinin 3 ve 4 nolu fıkraları değiştirilerek Ticaret Mahkemeleri ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki iş bölümü ilişkisi görev ilişkisine dönüştürülmüştür.
Görev hususu HMK'nun 114/1-c maddesi uyarına dava şartlarından olup yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınacağından davanın göreve ilişkin dava şartı noksanlığından reddine, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu yönünde karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/383, K. 2025/505, 26 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama