KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/189
- Karar No
- 2023/937
- Karar tarihi
- 23 Kasım 2023
Karar Metni
5.103 kelime·26 dk okuma·10 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/189
KARAR NO : 2023/937
DAVA
Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
DAVA TARİHİ : 16/03/2022
KARAR TARİHİ : 22/11/2023
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin daha önceden davalı şirketin ortağı olan ---- 17.11.2021 tarihli ---- yayımlanan tam bölünme kararı sonucunda davalı şirketin paylarını devraldığı, davacı ve selefi ---- davalı şirkette pay sahibi olduğu andan itibaren karar süreçlerine katılma ve şirketin mevcut durumu ile ilgili bilgi sahibi olma konularında davalı şirketin engelleyici tavrı ile karşı karşıya kaldığı, davalı şirket yönetiminin aldığı oy çoğunluğu ile şirketi pervasızca maceradan maceraya sürüklediği,
bu tavrın son perdesine 16.12.2021 tarihli olağan genel kurul toplantısında tanık olduklarını, ilk andan itibaren taraflarına yönelik baskıcı bir tavır sergilendiği, olumsuz oy kullanılan 2-3-4-5-6-7-9-10 gündem maddelerine şerh düşmelerine engel olunmaya çalışıldığı, toplantı boyunca oldukça sert ve hakarete varan üsluplar sebebiyle temsilcilerinin polis ekiplerini arayarak meydana gelecek hukuksuzluklara önlem alma gayreti içine girdiğini, polisin geleceğini bilen toplantı yetkilileri tutanaklardan temsilcilerine bir kopya vermek bir yana, muhalefet şerhlerini bile kontrol etmesine müsaade etmediği,
gerçeğe aykırı şekilde tutulan toplantı tutanağı yok hükmünde olduğu, şirket yönetim kurulunca hazırlanan faaliyet raporu şirketlerin yıllık faaliyet raporunun asgari içeriğinin belirlenmesi hakkında yönetmeliğe aykırı olduğunu, faaliyet raporun risk analizi yer almadığı,
bu husus şerh düşüldüğünü, meydana gelen şirket zararının kaynaklarının anlaşılmasının ardından kötü yönetim ve hukuka aykırı fiiller nedeniyle şirket zararına neden olan yönetim kurulu hakkında tazminat talep etme hakları saklı tuttuklarını, gündemin 7. maddesinde yönetim kurulu başkan ve üyelerine TTK 395 ve 396 maddelerinde yazılı iş ve işlemleri yapabilmeleri hususunda yetki verilmesi görüşmelerinde söz almalarına dahi izin verilmediği, polis marifetiyle ele geçirilen ısrarlara rağmen verilmeyen toplantı tutanağı toplantı sonrasında bakanlık temsilcisi tarafından imzalanmadığı,
422/1 maddesi emredici nitelikte olduğunu, bu sebeple toplantı yok hükmünde olduğunu; bu karara dayanılarak şirketin malvarlıklarının da satışı dahil olmak üzere birçok işlem yapılma risk olarak ortada durduğu, açıklanan nedenlerle davalı şirket genel kurulu tarafından alınan 16.12.2021 tarihli kararların öncelikle yokluğunun sayın mahkemenizin aksi kanaatte olması durumunda ise butlanla malul olduğunun tespitini,
hukuken sakat olan 16.12.2021 tarihli kararların özellikle TTK422/1 maddesine aykırılık nedeniyle icrasının tedbiren durdurulmasını yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
TTK'nın 416 ve 422 maddeleriyle ilgili yönetmelik uyarınca toplantı tutanağı toplantı başkanı tarafından imzalandığı, bunun için ayrıca yetki verilmesine gerek olmadığı, davacı taraf emredici mevzuat hükümlerine aykırı taleplerle daha toplantının başında ihtilaf oluşturarak düzen içinde yapılmasını engellemeye çalıştığını, olumsuz oy kullandığı gündem maddelerine cep telefonuna gelen mesaj ve mailleri okumak suretiyle sözlü olarak şerh düşmesinin toplantı düzenini bozduğu, bu nedenle muhalefet şerhlerini yazılı olarak vermesi gerektiği bildirildiğinde sunmadığını, muhalefet şerhi flash bellek yoluyla toplantı tutanağına eklendiği,
faaliyet raporu ve bağımsız denetim raporu toplantıdan en az 15 gün önce hissedarların incelemesi için şirket merkezinde hazır edildiği, bu durum toplantıya çağrıda belirtildiği ve ----gazetesinde ilan edildiğini; davacı taraf toplantıya geldiğinde zaten faaliyet raporu ile bağımsız denetim raporundan haberdar olduğu,
davacının iddia ettiği şekilde kanuna aykırı bir durum söz konusu olmadığını, bu nedenle ki kuruluş tarihinden itibaren her biri kendi ticari faaliyetini sürdüren çok ortaklı bir yapıya sahip davalı şirketin yönetim kurullarından görev almış yönetim kurulu üyesi gerçek kişiler ve yönetim kurulu üyesi tüzel kişi temsilcileri kendi bağımsız ticari faaliyetlerine devam ettiğini ve tamamına TTK 395 ve 396 madde izinleri verildiğini;
anonim şirketlerin genel kurul toplantılarının usul ve esasları ile bu toplantılarda bulunacak bakanlık temsilcileri hakkında yönetmeliğin 32. maddesinde yer alan düzenleme uyarınca 16.12.2021 tarihli olağan genel kurul toplantısında bakanlık temsilcisinin bulunması zorunlu olmadığı, açıklanan nedenlerle haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, davalı şirketin 16.12.2021 tarihinde icra edilen 2020 yılına ait olağan genel kurul toplantısında alınan kararların yok hükmünde sayılmasına, butlanına ilişkindir.
Çoğun içinde az da vardır kuralı gereği İptal talebi de bu taleplerin daha azına ilişkin olduğundan iptal yönünden de ayrıca değerlendirme yapılmıştır.Mahkememizce taraf delilleri toplanmış, davalı şirketin ticaret sicil kayıtları ile ana sözleşmesi celp edilmiş, genel kurulda yaşanan olaylara dair aynı zamanda tanık sıfatı bulunan davacı vekili tanık sıfatı ile dinlenmiş alanında uzman bilirkişilerden rapor alınmıştır.Davacı vekili dava dilekçesinde genel kurul toplantısında hükümet komiseri olduğunu, yaşanan olumsuzluklara şahit olduğunu ileri sürmüş davalı vekili ise genel kurul toplantısında hükümet komiseri olmadığını,
bu beyanın gerçeği yansıtmadığını ileri sürmüştür. Anonim şirketlerin genel kurul toplantılarının usul ve esasları ile bu taplantılarda bakanlık temsilcisi bulundurulmasına dair yönetmeliğin 32. Maddesinde hangi toplantılara bakanlık temsilcisi katılmasının zaruri olduğu düzenlenmiştir. Davacı tanığı ve aynı zamanda vekili duruşma sırasında 26.10.2022 tarihli duruşmada toplantıda bakanlık temsilcisi olmadığını bu beyanın dava dilekçesine sehven yazıldığını belirtmiştir.
Davacı vekilinin dava dilekçesindeki bu iddiasının kendi avukatı ve tanığının beyanı ile yerinde olmadığı sabit olup bu iddiaya itibar edilmemiştir.
Bilirkişi heyeti kök raporunda "....Rapor içeriğinde yapılan açıklamalar muvacehesinde, dosyaya mübrez belge, bilgi, dava dosyası, davalı yana ait ticari defter ve belgeler ile sınırlı olarak yapılan tespit, inceleme ve değerlendirmeler neticesinde;
a) Dava konusunun, davalı şirket tarafından 16.12.2021 tarihinde gerçekleştirilen 2020 yılına ait olağan genel kurul toplantısında alınan kararların davacı yan tarafından dile getirilen sebeplerle kanun ve şirketin ana sözleşmesi ile iyi niyet kurallarına aykırı olduğu iddiası ile buna bağlı olarak alınan kararların iptali talebinden ibaret olduğu,
b) Davalının 2020 yılı ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu,
c) Davalı şirketin 2020 yılına ilişkin bilançosu ve gelir tablosunun incelendiğinde, davalı şirketin 2020 yılı dönem sonunda -28.356.652,19 TL tutarında zarar durumunda olduğu, önceki yıla nazaran şirketin finansal giderlerinde artış olduğu, şirketin olağan dışı önceki yıla istinaden gelir ve karlarında gözle görülür düşüş yaşandığı, bu düşüşün 2020 yılında meydana gelen salgın ve ekonomik kriz kaynaklı olabileceği, şirketin önceki yıla nazaran 2020 yılında kambiyo karları yüksek oranda artış gösterdiği, şirketin sermayesinin özkaynaklar içinde korunduğu, görüldüğü,
d) Dava konusu somut olayda uyuşmazlığın, davalı şirket tarafından 16.12.2021 tarihinde gerçekleştirilen 2020 yılına ait olağan genel kurul toplantısında alınan kararların davacı yan tarafından dile getirilen sebeplerle kanun ve şirketin ana sözleşmesi ile iyi niyet kurallarına aykırı olduğu iddiası ile buna bağlı olarak alınan kararların iptali, noktasında toplandığı, davacı yan vekilinin muhalefet şerhi kapsamında mali yönden şirket kayıtları üzerinde yapılan incelemelerde, şirketin 2020 yılına ait kayıtlarında Ortaklara Borçlar hesabında 74.661.601,68 TL borçlu olduğu,
bu tutarın ödenip ödenmeyeceği ortak bir karara bağlı olup buna ilişkin davalı şirketin almış olduğu bir kararın mevcut olmadığı, davacı yanın söz konusu şerh kapsamında bu borcun ödenmesi noktasında bir öneri sunulduğu, yine davacı yanın 2020 yılı Genel Kurul Toplantı tutanağında, finansal tabloların gerçeği yansıtmadığı ifade edildiği, davalı şirketin 2020 yılına ait bilançosu, maliyeye bildirilen kurumlar vergisi beyannamesiyle ve ticari defter kayıtlarıyla uyumlu olduğu, davalı şirket kayıtlarında herhangi bir usulsüzlük görülmediği, şirket kayıtlarının usulüne uygun tutulduğu,
davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarında davacı yanın iddia ettiği gibi herhangi bir aksi durum görülmediği, şirketin 2020 yılına ait yıllık faaliyet raporu incelendiğinde, herhangi bir risk analizi yapılmadığı görülmüş olup bu hususta Takdir Mahkemenize ait olacağı kanaati edinildiği,
e) Netice itibariyle, davacı yanın, davalı şirketin 2020 yılı Olağan Genel Kurulu Toplantısına ilişkin muhalefet şerhleri yönünden şirket kayıtları nezdinde mali yönden incelemeler yapılmıştır.
f) Davacı iddiaları ve TTK'nın emredici hükümleri dikkate alınarak yapılan değerlendirme sonucunda dava konusu genel kurulda alınan kararların geçersizliği şartlarının oluşmadığı sonuç ve kanaatine varılmaktadır..." belirtilmiştir.
Davacı yanın rapora itirazları üzerine bilirkişi heyetinden ek rapor alınmış bilirkişi heyeti 06.07.2023 tarihli ek raporda özetle; ".... Davacı taraf kök rapora “Dava dilekçemizde de belirttiğimiz üzere gündemin 7. Maddesine tarafımızca olumsuz oy kullanılmış olmasına rağmen tutanağın gerçeğe aykırı şekilde tanzim edilmesi, dava konusu genel kurula ilişkin belki de en ağır ve dikkat çeken hukuka aykırılık olmasına ve anılan kararın açıkça yok hükmünde olmasına rağmen bu hususlara ve iddiamıza bilirkişi raporunda hiçbir şekilde değinilmemiş, bu vakıa düpedüz yok sayılmıştır. Dolayısıyla böylesi ciddi bir eksiklik içeren raporun hükme esas alınması da mümkün değildir.” şeklinde itiraz etmektedir.
Dava konusu genel kurul gündemi ve alınan kararlar aşağıdaki gibidir:
Madde 03 — Gündemin üçüncü maddesi gereğince, toplantı başkanının talebi üzerine şirketin 2020 yılına ait yönetim kurulu faaliyet raporu, yönetim kurulu üyesi ... tarafından ortaklara okundu, müzakere edildi ve söz alan ---- vekili faaliyet raporu şirketlerin yıllık faaliyet raporunun asgari içeriğinin belirlenmesi hakkında yönetmeliğe aykırı olduğunu, risk analizi yapılmamış olduğunu beyan ile ekli muhalefet şerhini verip olumsuz oy kullanmasına karşılık katılan diğer hissedarlar kabul oyu kullandığından 2020 yılı yönetim kurulu faaliyet raporu onaylanarak oy çokluğu ile kabul edildi.
Madde 04 — Gündemin dördüncü maddesi gereğince, toplantı başkanının talebi üzerine şirketin 2020 yılına ait Finansal tabloları, Yönetim kurulu ütesi ... tarafından ortaklara okundu ve müzakere edildi. Söz alan olmadığı için oylamaya geçildi, yapılan oylama sonunda şirketin 2020 yılına ait Finansal tabloları ----- vekili finansal tabloların gerçeği yansıtmadığını düşüncesindeyiz muhalefet şerhimiz ektedir beyanında bulundu, diğer katılımcı hissedarların olumlu oyu ile finansal tablolar oy çokluğu ile onaylanarak kabul edildi.
Madde 05— Gündemin beşinci maddesi gereğince Toplantı Başkanı, yönetim kurulu üyelerinin, şirketin 2020 yılı faaliyet ve hesaplarından dolayı ayrı ayrı ibra edilmelerini genel kurul onayına sundu. Yönetim kurulu üyelerinin her biri kendi ibralarında sahip oldukları paylardan doğan oy haklarını kullanmadılar. Yapılan oylama sonucunda, şirketin 2020 yılında görev yapan yönetim kurulu üyeleri, --- vekili ekli muhalefet şerhi verip olumsuz oy kullanmasına karşılık diğer katılımcı hissedarlar olumlu oy kullandığından yönetim kurulu üyeleri oy çokluğu ile ibra edildiler.
Madde 06 — Gündemin altıncı maddesi gereğince, şirketin 2020 yılına ait bilançosunda kar bulunmadığından TTK, Kurumlar Vergisi Kanunu ve ana sözleşme hükümlerine göre şirketin zararların gelecek karlardan mahsup edilmesine ----- vekilinin olumsuz oy kullanmasına karşılık diğer katılımcı hissedarlar olumlu oy kullandığından oy çokluğu ile ibra edildiler.
Madde 07 — Gündemin yedinci maddesi gereğince, Yönetim kurulu üyelerine, TTK'nun 395/1 ve 396. Maddelerinde yazılı muameleleri yapabilmesi hususunda izin verilmesine toplantıya katılanların oybirliği ile karar verildi.
Madde 09 — Gündemin dokuzuncu maddesi gereğince, şirketimiz iştiraki---- Ana sözleşme değişikliğini düzenleyen 21. Maddedeki 9675 toplantı ve karar nisabının değiştirilerek 6102 sayılı TTK hükümlerinin uygulanması teklifi müzakere edildi. Yapılan oylamada ----- olumsuz oy kullanmasına karşılık diğer katılımcılar olumlu oy kullandığından----- 17.12.2021 tarihli genel kuruluna şirketimizi vekaleten ---- katılmasına, gündemindeki Ana Sözleşme 21. Maddedeki 9675 toplantı ve karar nisabının değiştirilerek 6102 sayılı TTK hükümlerinin uygulanması teklifinin kabul edilmesi yönünde oy kullanmasına; ----- vekilinin olumsuz oy kullanmasına karşılık diğer katılımcı hissedarlar olumlu oy kullandığından oy çokluğu ile karar verildi.
Madde 10 — Gündemin onuncu maddesi gereğince, şirketimizin finansal durumu, kredi borçları, kefalet yükümlülüğü katılımcı hissedarlara izah edildi, şirketin geleceği hakkında genel değerlendirme yapıldı. Hissedarlarımızın öneri ve teklifleri müzakere edildi; ----- 11 ada 165 parselde kayıtlı İş Merkezi'mizin satışına 25.12.2020 tarihli genel kurulda karar verildiği tespit edildi.
Şirketimizin----- ile akdettiği Finansal Yeniden Yapılandırma Taahhüt ve Koşullarına uygun olması halinde ve SPK Lisanslı Gayrimenkul değerlendirme şirketine değer tespiti yaptırılması sonrasında piyasa koşullarına uygun yöntemle satışı yapılması, satış bedelinden öncelikle ipotek borcunu ödemesi,
daha sonra ortakların şirketten alacaklarını ödemesi ve diğer yükümlülükleri ifa etmesi konusunda yönetim kuruluna yetki verilmesine -----vekilinin olumsuz oy kullanmasına karşılık diğer katılımcı hissedarlar olumlu oy kullandığından oy çokluğu ile karar verildi, ayrıca iştirakimiz ----- hisselerimizin şirketimiz hissedarlarına hisseleri oranında paylaştırılmasına, iş bu işlemin vergi hukuku ve sair mevzuat kapsamında en uygun yöntem ve koşulunun belirlenmesi, paylaştırma işleminin uygulanması için yönetim kuruluna yetki verilmesine; ------.
Vekilinin olumsuz oy,---- vekilinin çekimser oy kullanmasına karşılık diğer katılımcı hissedarlar olumlu oy kullandığından oy çokluğu ile karar verildi...” şeklindedir.
Gündemin 3. Maddesinde faaliyet raporu oy çokluğu ile onaylanmış, 4. Maddede finansal tablolar onaylanmıştır. Mali inceleme sonucunda söz konusu kayıtların gerçeğe aykırılığı hususunda bir tespit yapılamamıştır. 5. Madde de oy çokluğu ibra kararı alınmıştır. Bu kararın nisap bakımından veya mali kayıtların gerçeğe aykırı olması sonucu hukuka aykırı alındığı iddiası ispatlanamamıştır. 6. Maddede aynı durum söz konusudur. 9. Maddede nisap değişikliği düzenlemesinin gerekli nisap sağlanarak oy çokluğu ile alındığı, 10. Maddede yeterli nisap ile alınan bir karar söz konusudur.
TANIK BEYANI
Kök raporda da yer verildiği üzere 26.10.2022 tarihli celsede dinlenen davacı tanıklarından ... beyanında; “...ben davalı şirketin 16.12.2021 tarihli genel kurul toplantısına davacı ... temsilen iştirak ettim. Toplantı sırasında hiçbir şekilde bizim ve benim toplantı tutanağını görmeme izin verilmedi, tutanak yazmanı Av.... ----idi. Toplantı esnasında gündemin 7 nolu maddesine ben olumsuz oy kullandım.
Ancak söylediğim gibi toplantı tutanağı gösterilmediği için o anda göremedim. Daha sonra olay yerine polis ekiplerini çağırdım.---- bey polis ekipleri geldikten sonra toplantı tutanağını bana gösterdi. Yaptığım incelemede 7 numaralı maddenin oy birliği ile geçtiğini gördüm. Aynı zamanda ben genel kurul toplantısına giderken bir ön hazırlık yapmış idim. Genel kurul toplantısında maddeler görüşülürken muhalefet şerhi yazdırmak istedim ancak buna da izin verilmedi.
Bir sayfadan ibaret toplantıdan önce hazırlamış olduğum ön hazırlığımı sadece ibraz edebildim. Ancak bizim toplantıda alınan kararlara muhalefet nedenlerimiz bunlarla sınırlı değildi. Söylediğim gibi izin verilmediği ve zapta geçirilmediği için muhalefet nedenlerimizi de zapta yazdıramadık. Toplantıda bakanlık temsilcisi yoktu, bu sehven yazılmış olabilir.
Genel kurul toplantısında bize imza yeri de açılmadı, aynı zamanda 1 sayfadan ibaret muhalefet şerhini de imzalamama izin verilmedi. Usb içerisinden muhalefet şerhini toplantıyı düzenleyenler benden alarak toplantı tutanağına eklediler, benim orada imzam da yoktur...” şeklinde ifade etmiştir.
Gündemin 7. maddesi gereğince, Yönetim kurulu üyelerine, TTK'nun 395/1 ve 396. Maddelerinde yazılı muameleleri yapabilmesi hususunda izin verilmesi karara bağlanmıştır. Davacı tarafın oy oranı dikkate alındığında, tanık beyanı doğrultusunda oy birliği ile karar alınmasa da oy çokluğu ile karar alınabilecek niteliktedir. Bu sebeple tanık beyanına itibar edilmesi halinde gerek 7. Madde kapsamında alınan karara gerek genel olarak genel kurul toplantısının sıhhatine etki edecek bir husus tespit edilememiştir.
4) SONUÇ
Rapor içeriğinde yapılan açıklamalar muvacehesinde, dosyaya mübrez belge, bilgi, takip dosyası ile sınırlı olarak yapılan tespit, inceleme ve değerlendirmeler neticesinde;
a) Dava konusunun, davalı şirket tarafından 16.12.2021 tarihinde gerçekleştirilen 2020 yılına ait olağan genel kurul toplantısında alınan kararların davacı yan tarafından dile getirilen sebeplerle kanun ve şirketin ana sözleşmesi ile iyi niyet kurallarına aykırı olduğu iddiası ile buna bağlı olarak alınan kararların iptali talebinden ibaret olduğu,
b) Davalının 2020 yılı ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu,
c) Davalı şirketin 2020 yılına ilişkin bilançosu ve gelir tablosunun incelendiğinde, davalı şirketin 2020 yılı dönem sonunda -28.356.652,19 TL tutarında zarar durumunda olduğu, önceki yıla nazaran şirketin finansal giderlerinde artış oldu; şirketin olağan dışı önceki yıla istinaden gelir ve karlarında gözle görülür düşüş yaşandığı, bu düşüşün 2020 yılında meydana gelen salgın ve ekonomik kriz kaynaklı olabileceği, şirketin önceki yıla nazaran 2020 yılında kambiyo karları yüksek oranda artış gösterdiği, şirketin sermayesinin özkaynaklar içinde korunduğu, görüldüğü,
d) Dava konusu somut olayda uyuşmazlığın, davalı şirket tarafından 16.12.2021 tarihinde gerçekleştirilen 2020 yılına ait olağan genel kurul toplantısında alınan kararların davacı yan tarafından dile getirilen sebeplerle kanun ve şirketin ana sözleşmesi ile iyi niyet kurallarına aykırı olduğu iddiası ile buna bağlı olarak alınan kararların iptali, noktasında toplandığı, davacı yan vekilinin muhalefet şerhi kapsamında mali yönden şirket kayıtları üzerinde yapılan incelemelerde, şirketin 2020 yılına ait kayıtlarında Ortaklara Borçlar hesabında 74.661.601,68 TL borçlu olduğu,
bu tutarın ödenip ödenmeyeceği ortak bir karara bağlı olup buna ilişkin davalı şirketin almış olduğu bir kararın mevcut olmadığı, davacı yanın söz konusu şerh kapsamında bu borcun ödenmesi noktasında bir öneri sunulduğu, yine davacı yanın 2020 yılı Genel Kurul Toplantı tutanağında, finansal tabloların gerçeği yansıtmadığı ifade edildiği, davalı şirketin 2020 yılına ait bilançosu, maliyeye bildirilen kurumlar vergisi beyannamesiyle ve ticari defter kayıtlarıyla uyumlu olduğu, davalı şirket kayıtlarında herhangi bir usulsüzlük görülmediği, şirket kayıtlarının usulüne uygun tutulduğu,
davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarında davacı yanın iddia ettiği gibi herhangi bir aksi durum görülmediği, şirketin 2020 yılına ait yıllık faaliyet raporu incelendiğinde, herhangi bir risk analizi yapılmadığı görülmüş olup bu hususta Takdir Mahkemenize ait olacağı kanaati edinildiği,Netice itibariyle, kök raporda davacı yanın,
davalı şirketin 2020 yılı Olağan Genel Kurulu Toplantısına ilişkin muhalefet şerhleri yönünden şirket kayıtları nezdinde mali yönden incelemeler yapılmış olup kök rapordaki mali yönden yapılan tespitler açısından kanaati değiştirir bir husus görülmemiş olup davacı yanın itirazları bakımından hukuki yönden incelemelerimize aşağıda yer verildiği,
Yapılan genel değerlendirme sonucunda da alınan kararların geçersizliğini gerektirecek bir hususun tespit edilemediği, Sonuç ve kanaatine varılmaktadır..." belirtmiştir.
Hukukî işlem, bir veya birden çok kişinin hukuk düzeninin öngördüğü sınırlar içinde gerektiğinde diğer unsurlarla birlikte hukukî sonuçlar doğurmaya yönelik irade açıklamasından oluşan hukukî bir olgudur. İrade açıklamasının yönelmiş olduğu hukukî sonuç, bir hakkın veya hukukî ilişkinin kurulmasından, değiştirilmesinden, devredilmesinden veya ortadan kaldırılmasından ibaret olabilir.
Bir hukukî işlemin meydana gelmesi, hüküm ve sonuçlarını doğurabilmesi, birden çok kişinin irade beyanına bağlı ise bu hukukî işlemlere iki veya çok taraflı hukukî işlem denir. Çok taraflı hukukî işlemler, sözleşme ve karar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Karar, aynı gruba dâhil kişilerin ortak bir iş veya amaca ilişkin olarak başkana yöneltilmiş irade beyanıdır. Dolayısıyla hukukî işlemlerin hükümsüzlük hâlleri “karar” için de geçerlidir.
Dolayısıyla karar şeklindeki bir hukukî işlemin hükümsüz olması, onun yöneldiği hukukî sonucu gerçekleştirme gücünün olmadığı anlamına gelmektedir. Sermaye şirketlerinde genel kurul kararlarının doğrudan veya dolaylı etkilerini gösterebilmeleri her şeyden önce hukuk kurallarına aykırı bulunmamalarına, hukuken mevcut ve geçerli olmalarına bağlıdır.
Kararların mevcudiyet ve geçerlilik şartları, kanun koyucu tarafından şirketin, azınlığın, şirket alacaklılarının ve müstakbel pay sahiplerinin hak ve çıkarları ile kamu düzeninin diğer gerekleri göz önünde bulundurulmak suretiyle çeşitli kanun hükümleriyle tespit edilmiştir. Meydana gelişi veya içeriği bakımından bu hükümlere ve bunların ışığında düzenlenmiş olan şirket esas sözleşmesine aykırı bulunan kararlar hukuken hükümsüz olurlar.
Genel kurul kararlarında bu hükümsüzlük, ihlâl edilen hukuk kuralının niteliğine göre iptal edilebilirlik, butlan veya yokluk olarak karşımıza çıkmaktadır.
Genel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden iptal edilebilirlik anonim şirketlere yönelik olarak somut olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 381. (6102 sayılı TTK’nın 445.) maddesinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. 6762 sayılı TTK’nın 536. (6102 sayılı TTK’nın 622.) maddesi yollamasıyla anonim şirket genel kurul kararlarının iptali hakkındaki hükümlerin limited şirket için de uygulanması gerekecektir. 6762 sayılı TTK’nın 381.
(6102 sayılı TTK’nın 445.) maddesi gereğince kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açılabilecektir. İptal davasına konu bir genel kurul kararı, şekil veya içeriği bakımından sakat olsa bile iptaline dair hüküm kesinleşinceye kadar geçerli bir karar olarak kabul edilir.
Süresinde ve usulüne uygun olarak açılan bir iptal davasında verilen iptal kararı kesinleşirse, bu karar geçmişe etkili olarak hüküm doğurur. Kararın alınmasından itibaren üç ay içinde dava açılmazsa veya açılan dava reddedilirse söz konusu aykırılık ve bu nedenle kararın iptal edilebilirliği artık ileri sürülemez. Genel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden butlan, 6762 sayılı TTK’da ayrıca düzenlenmemiştir.
Ancak 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 20. maddesinde düzenlenen butlan yaptırımı, genel kurul karalarının butlanı hakkında da uygulanmaktadır. Bu itibarla emredici hukuk kurallarına, ahlaka aykırı veya imkânsız olan genel kurul kararları da batıl sayılmaktadır. Öte yandan 6102 TTK’nın 447. maddesi ile genel kurul kararlarının butlanı açıkça düzenlenmiştir.
Buna göre genel kurulun, özellikle; pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran; pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran; anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararları batıldır.
6102 sayılı TTK’nın 447. maddesinde genel bir düzenleme yapılmamış, sadece örnek niteliğinde butlan sebepleri sayılmakla yetinilmiştir. Dolayısıyla 6102 sayılı TTK’nın 447. maddesinde sayılmayan durumlarda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 27. maddesi uygulanacak; emredici hukuk kurallarına, ahlaka, kamu düzenine ve kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan genel kurul kararları da batıl sayılacaktır.
Batıl bir hukukî işlem, unsurları itibariyle şeklen ve fiilen mevcut olmakla birlikte, konusu ve içeriği bakımından amaçlanan hukukî hüküm ve sonuçları daha başlangıçtan itibaren kesin olarak hükümsüzdür. Bu kesin hükümsüzlük kural olarak düzeltilemez nitelikte olup hukukî yararı bulunan herkes tarafından bir süre ile sınırlı olmaksızın ileri sürülebilir. Mahkemeye sunulmuş olan olaylardan anlaşılmak koşuluyla hâkim tarafından res’en göz önünde tutulur.
Genel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden olan yokluk, ne 6762 sayılı TTK’da ne de 6102 sayılı TTK’da düzenlenmemiştir.Yokluk yaptırımının kanunlarda düzenlenmemiş olması, yokluk yaptırımının hukukî işlem niteliğinde olan genel kurul kararları hakkında uygulanamayacağı anlamına gelmemektedir. Bir hukukî işlem, meydana gelişi bakımından emredici hukuk kurallarına aykırı ise o işlem yok hükmündedir.
Meydana gelişe ilişkin olan emredici hukuk kuralları, hukukî işlemin unsurlarını oluşturan, onun mevcudiyet şartlarını belirleyen kurucu-şekli nitelikteki hükümlerdir. İçeriğe ilişkin emredici hukuk kurallarına aykırılık hâlinde butlan söz konusu olup hukukî işlem şeklen mevcut olmakla birlikte konusu ve içeriği bakımından amaçlanan hüküm ve sonuçları, daha başlangıçtan itibaren hiç kimseye karşı meydana gelmez.
Kurucu-şekli nitelikteki emredici hukuk kurallara aykırılık hâlinde ise yokluk söz konusu olup kurucu unsurların veya kanuni şeklin eksikliği sebebiyle hukukî işlem şeklen meydana gelememektedir. Dolayısıyla butlanda hukukî işlemin meydana gelmesi için gerekli olan içerik unsurları vardır; fakat hukuk düzeni bu içerik bakımından amaçlanan sonuçların meydana gelmesini kesinlikle reddetmektedir.
Yoklukta ise hukukî işlem için gerekli olan içerik şekli bakımdan dahi meydana gelmiş değildir (-----). Görüldüğü üzere yokluk ve butlan arasında, sebepleri yönünden bir farklılık olmakla birlikte ayrıca bu iki kavrama bağlanan hukukî sonuçlar da, sınırlı da olsa, farklıdır. Bu farklardan birisi hukukî tahvil müessesesidir.
Hukuken yok olan bir işleme hiçbir sonuç bağlanması mümkün değilken şeklen mevcut ancak batıl olan hukukî işleme hukukî tahvil yoluyla bir hukukî sonuç bağlanması mümkündür. Yokluk ile butlan arasındaki en önemli fark ise TMK’nin 2. maddesi gereğince hakkın kötüye kullanılması yasağı bağlamında ortaya çıkar.
Butlan durumunda şekli anlamda bir genel kurul kararı mevcut olduğundan bu kararı ve butlan sebeplerini bilen bir kişinin aradan uzun bir süre geçtikten sonra dava veya itiraz yoluyla genel kurul kararının butlanına dayanması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olabilir.
Hâkim butlanın ileri sürülmesinin dürüstlük kuralına aykırı veya hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup olmadığını her olayda re’sen ve ahval ve şartların heyeti umumiyesini göz önünde tutarak serbestçe takdir edecektir (-----). Oysa yokluk durumunda, ortada şekli bakımdan dahi bir genel kurul kararı bulunmadığından bunun yokluğunun tespit edilmesinin istenmesi hiçbir şekilde hakkın kötüye kullanılması kapsamında değerlendirilemeyecektir (-----).
Yokluğun bir hukukî işlemin kurucu unsurlarındaki eksikliği ifade etmesinden hareketle genel kurul kararlarının yokluğunun tespitine karar verilmesi için öncelikle kurucu unsurlarının neler olduğunun belirlenmesi gerekir. Genel kurul kararlarının kurucu unsurları “genel kurul” ve “karar”dır.
Dolayısıyla bir genel kurul, kanunun öngördüğü kurucu-şekli emredici hükümlerine aykırı bir şekilde toplanmış veya kanunun öngördüğü kurucu-şekli emredici hükümlerine aykırı bir şekilde karar almışsa, alınan bu karar yoklukla maluldür.
Örneğin usulüne uygun çağrı yapılmadan toplanan genel kurullarda alınan kararlar, toplantı ve karar nisaplarına riayet edilmeksizin alınan kararlar, Bakanlık temsilcisinin bulunması gerektiği hâllerde temsilci olmaksızın gerçekleştirilen toplantılarda alınan kararlar, hakkında hiç oylama yapılmadığı hâlde yapılmış gibi gösterilen kararlar kurucu-şekli unsurları eksik olduğundan yoklukla malul kararlardır.
Davacının hükümsüz olduğunu iddia ettiği genel kurul toplantısına dair toplantı tutanağı incelenmiş genel kurulda 1 numaralı maddenin oy birliği ile alındığı, 2 numaralı kararda genel kurul toplantı tutanaklarının imzası hususunda toplantı başkanına yetki verilmesinin oylandığı, davacının muhalefeti ile kararın oy çokluğu ile alındığı, yukarıdaki iki maddenin esasen icrai mahiyette kararlar da olmadığı, oy çokluğu ile alınacak kararlar olduğu,bu iki madde açısından hukuka aykırı bir durum tespit edilmediği, 3 nolu maddede şirketin 2020 yılına ait faaliyet raporunun müzakeresi ve oylamasının yapıldığı,
davacının risk analizi yapılmamış olması nedenini belirtmek sureti ile bu maddeye muhalif kaldığı, gündemin 4. Maddesinde 2020 yılına ait finansal tabloların oylandığı, davacının finansal tabloların gerçeği yansıtmadığı düşüncesinde olduğunu belirtmek sureti ile bu maddeye muhalif kaldığı, maddenin oy çokluğu ile karara bağlandığı, gündemin 5. Maddesinde şirket yöneticilerinin 2020 yılı faaliyetlerinden dolayı ibraları hususunun görüşüldüğü, davacının olumsuz oy kullandığı, kararın oy çokluğu ile alındığı, gündemin 6. Maddesinin de oy çokluğu ile karara bağlandığı, gündemin 7. Maddesinde yönetim kurulu üyelerine TTK'nın 395 ve 396.
Maddelerindeki yetkilerin verildiği, kararın oy birliği ile alındığına dair toplantı tutanağında kayıt bulunduğu, davacının bu maddeye olumsuz oy verdiğini ancak buna rağmen oy birliği olarak kayda alındığını iddia ettiği, gündemin 8 ve 9. Maddelerinin oy çokluğu ile karara bağlandığı, gündemin 10 numaralı kararı ile şirket adına kayıtlı taşınmazın satışına 25.12.2020 tarihli genel kurulda karar verildiği belirtilerek gerekli işlerin yapılması hususunda yönetim kuruluna yetki verilmesi hususunun oylandığı davacının muhalefet şerhi ile oy çokluğu ile karar alındığı görülmüştür.
Davacının muhalefet şerhi incelendiğinde 9. Madde yönünden iştirak şirketine dair bir kısım beyanlarda bulunduğu, konuya ilişkin derinlikli bir açıklama yapılmadığını belirttiği ancak TTK'nın 437.
Maddesi uyarınca genel kurulda bu hususta bilgi alma ve inceleme hakkı kullanmak istediğine dair beyanda bulunmadığı, bu hususta genel kurulda talebini iletip bilgi verilmemesi durumunda bilgi alma ve inceleme hakkı davası açması imkanı varken buna dair bir dava ikame etmediği,alınan kararın mahiyeti nazara alındığında oy çokluğu ile karara bağlanabilecek bir husus olduğu, nitekim alınan denetime uygun bilirkişi heyeti raporlarında da bu madde yönü ile bir usulsüzlük tespit edilmediği, davacı itirazının yerinde olmadığı,
gündemin 10. Maddesine dair davacı muhalefeti incelenmiş aynı zamanda buna dair dava dilekçesindeki iddiası da birlikte incelenmiş, genel kurulda alınan bu kararın 25.12.2020 tarihli genel kurulda alınan karara bağlı olduğu, davacının hükümsüzlüğünü istediği genel kurulda değil öncesinde alınan genel kurulda söz konusu hususta karar alındığı, davacı itirazının bu nedenle yerinde olmadığı, davacının gündemin 3,4 ve 5. Maddelerinde alınan kararlara dair toplu muhalefette bulunduğu, muhalefet gerekçelerinin ortaklar cari hesabında yer alan ve bir süredir ödenmeyen ortaklara borcun ödenmesi,
taşınmazın satışı halinde bankaya olan borcun ödenmesi ve ortaklara borcun ödenmesi ve ortaklardan olan alacakların tahsili cihetine gidilmesine ilişkin olduğu görülmüştür. Bilirkişi heyeti kök raporunun 14. Sayfasında davacının bu maddelere dair muhalefet şerhinin yerinde olmadığı gerekçesi ile izah edilmiş olup davacının bu maddelere muhalefeti esasen yapılması gerekenlere dair bir öneri mahiyetindedir.
Şirketin ortaklara borçlar hesabında şirketin ortaklara borçlu olduğunun tespit edilmiş olup ancak bu tutarın ödenip ödenmemesine dair alınmış bir genel kurul kararı bulunmamaktadır. Ortada bu hususta genel kurul kararı dahası gündemde madde de yoktur. Davacının bu önerisine dair genel kurulda karar alınmamış olması alınan kararların hükümsüzlüğünü gerektirmemektedir. 6102 sayılı TTK'nın 437.
Maddesi uyarınca " Finansal tablolar, konsolide finansal tablolar, yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu, denetleme raporları ve yönetim kurulunun kâr dağıtım önerisi, genel kurulun toplantısından en az onbeş gün önce, şirketin merkez ve şubelerinde, pay sahiplerinin incelemesine hazır bulundurulur.." hükmüne haiz olup davalı yanca da cevap dilekçesinde bu belgelerin genel kurulda 15 gün önce hazır bulundurulmasına rağmen davacının herhangi bir inceleme yapmadan soyut iddialar ileri sürdüğü ileri sürülmüştür.
Davacının dava dilekçesinde genel kurulda alınan 3,4 ve 5 nolu maddelere dair iddiaları incelendiğinde dava dilekçesinin 3. Sayfasında finansal tabloların içerik olarak hukuka aykırı düzenlendiğinin bilirkişi tarafından tespit edilebileceğini ileri sürdüğü, finansal tablolarda ne gibi usulsüzlük veya gerçeğe aykırı bir durum olduğuna dair somut bir iddiası olmadığı, faaliyet raporu ve finansal tabloların gerekli niteliklere haiz olmadığından yönetim kurulu üyelerinin ibrasının da hukuka aykırı olacağını ileri sürdüğü bu gerekçelerle alınan kararlara muhalif olduklarını belirttiği görülmüştür.
Davacının muhalefet şerhinde genel kurulda alınan 3,4 ve 5 nolu maddeler yönü ile geçerli bir muhalefet şerhi olmayıp bu maddelere muhalefeti daha çok genel kurulda alınmasını istediği karara ilişkin öneri vasfındadır.
Ancak davacının genel kuruldaki madde oylamalarındaki muhalefeti incelenmiş 3. Madde "yönünden faaliyet raporunun yönetmeliğe aykırı olduğu,Risk analizi yapılmamış olduğu" 4. Madde yönünden "finansal tabloların gerçeği yansıtmadığı düşüncesi " 'ne ilişkin olduğu, 5. Madde yönünden ise ibra oylamasında neden muhalif kalındığına dair bir neden ileri sürülmediği görülmüştür.
Davacı genel kuruldan önce şirketin yukarıda belirtilen belgelerini inceleme hakkına sahip olup davacı yanca genel kurulda ve iş bu davada somut bir iddia ileri sürülmemiştir.Şirketlerin faaliyet döneminde yüzlerce hatta binlerce ticari iş ve işlemi olabilir.Bu hususta dava açan ilgili ortağın iddiasını somutlaştırarak delilleri ile birlikte ileri sürmesi gerekir.
Örneğin şirketin, ----- şirketi ile olan satışlarının gerçeği yansıtmadığı, naylon fatura, muvazaalı satış yapıldığı, fatura bedellerinin gerçek bedelin çok üzerinde gösterilerek şirketin zarara uğratıldığı, yöneticilerin ilişkili oldukları şirketlerle gerçek bedelin üzerinde mal veya hizmet alımı yapıldığı vs. Gibi somut iddialar ileri sürülmesi gerekir. Davacının ne genel kurulda ne de dava dilekçesinde bu yönde somut bir iddiada bulunmadığı görülmüştür.
İddia eden iddiasını ispatla yükümlüdür. Mahkemenin görevi delil arayıp bulmak değil ileri sürülen iddianın gerçeği yansıtıp yansıtmadığı hususunda delillere göre karar vermektedir. ----- BAM-----HD------Sayılı ilamında "....İptali istenilen genel kurulda şirkete ait faaliyet raporları ile mali tabloların genel kurul öncesinde davacıya verilmeyerek toplantı sırasında verildiği iddia edilmiştir.
Ancak, dosya kapsamından davacının iddiasını doğrulayacak bir delil bulunmamaktadır. Mahkemece yapılan bilirkişi incelemesinde, genel kurulda görüşülen finansal tablolar ve faaliyet raporlarının şirketin defter ve belgelerine uygun olduğu belirlenmiştir.
Diğer yandan, davacı yan soyut olarak şirketin içinin fiktif işlemlerle boşaltılarak azınlık pay sahiplerinin zarara uğratıldığını iddia etmiş ise de bu iddiasını somutlaştırarak hangi işlemlerle şirket ve ortaklarının zarara uğratıldığını açıklamamış ve buna ilişkin kanıt sunmamıştır.
Bilirkişice şirketin ticari defter ve belgeleri incelenerek rapor düzenlenmiş olup, incelenen kayıtlar dışında hangi belgelerin incelenmesi gerektiği somut olarak itiraz ve istinafta belirtilmediğinden davacı vekilinin mali tablolar ile faaliyet raporlarına yönelik istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemiştir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur.
Davacı, davanın dayanağı olan maddi vakıaları somutlaştırmadığı gibi iptal istemine ilişkin kanıt sunmamıştır..." belirtmiştir. Yukarıdaki istinaf kararına konu olayda davacı somut bir iddia ileri sürmüş ancak iddiasını ispata yarar delil sunmaması nedeni ile bu talebi yerinde görülmemiştir. Somut olayımızda ise davacının şirket ticari defter ve belgelerinin, finansal tabloların, bilançoların gerçeğe aykırı olarak düzenlendiğine dair somut bir iddiası da yoktur.
Davacının neticece somut bir iddia ileri sürmediği, alınan raporlarda da davalı şirketin 2020 yılına ait bilançosu, maliyeye bildirilen kurumlar vergisi beyannamesiyle ve ticari defter kayıtlarıyla uyumlu olduğu, davalı şirket kayıtlarında herhangi bir usulsüzlük görülmediği, şirket kayıtlarının usulüne uygun tutulduğu, davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarında davacı yanın iddia ettiği gibi herhangi bir aksi durum görülmediği tespit edilmiştir.
7. Madde yönünden davacının oylamada olumsuz oy kullandığı tanık beyanı ile ispat edilmiştir. Nitekim davacı vekili aynı zamanda tanık olup beyanlarının samimi olduğu kanaatine varılmış bu oylamada davacının olumsuz oy kullandığı sonucuna varılmıştır.
Ancak genel kurul toplantı tutanağı bir bütün olarak incelendiğinde davacının diğer maddelerdeki olumsuz oyu ve kısa muhalefet gerekçesinin toplantı tutanağına derç edildiği, 7. Madde yönünden ise bu şekilde kayıtlarda gerçeğe aykırı kayıt yapıldığı tespit edilmiş ise de durumun sehven olmuş olabileceği, tüm maddelere davacının olumsuz oyunu toplantı tutanağına derç eden ve kısa muhalefetini zapta yazan toplantı başkanının sadece bu madde yönünden oy birliği ibaresini yazmasının bir anlamı olmadığı, kaldı ki maddede oylanan hususun mutlaka oy birliği ile karar alınmasını gerektiren bir durum da olmadığı,
oy çokluğu ile karar alınabileceği, davacının şirketteki pay oranı nazara alındığında bu madde bakımından olumsuz oyu nazara alınsa dahi etki kuralı nazara alındığında iptal şartlarının oluşmadığı, oy çokluğu ile de karar alınabilecek olması nedeni ile bu madde bakımından da davacı itirazlarının yerinde olmadığı, oy çokluğu yazılacak yerde oy birliği yazılmasının başlı başına alınan kararın butlanına karar verilmesi sonucu doğurmayacağı sonucuna varılmıştır.
Yukarıda butlan, yokluk hallerine örnekler verilmiş bu hususta emsal yüksek mahkeme kararlarından alıntı yapılmıştır. Davacının hükümsüzlüğünü talep ettiği genel kurul toplantısına dair alınan kararlarda butlan ve yokluk hallerinin bulunmadığı anlaşılmıştır.
Alınan kararlarda, oylama nisapları nazara alındığında iptal şartları oluşmuş bir kararın da olmadığı görülmüştür.Tüm dosya kapsamı ve yukarıda yapılan tüm açıklamalar kapsamında davanın reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmış buna dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/189, K. 2023/937, 23 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama