KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/426
- Karar No
- 2024/813
- Karar tarihi
- 5 Aralık 2024
Karar Metni
3.164 kelime·16 dk okuma·10 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/426
KARAR NO : 2024/813
DAVA
Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 13/06/2022
KARAR TARİHİ : 05/12/2024
Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydedilip incelendi
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dilekçesinde özetle.
Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında 15/02/2021 tarihinde bir yıl süreli ---- İşyeri Sözleşmesi imzalandığı, ancak davalı tarafından imzalanıp gönderileceği belirtilen sözleşme nüshasının davacıya gönderilmediği, davacının sözleşme kurulduğu andan itibaren sözleşme hükümlerine uyduğu, ancak davacı tarafından yapılan hizmetler için düzenlenen fatura bedellerinin davalı tarafından ödenmediği, davacının davalıdan bakiye ödeme beklediği ancak bu zaman kadar ödeme yapılmadığı,
nihayetinde 10/01/2022 tarihinde gönderilen ihtarnameyle taraflar arasındaki sözleşmenin bir sonraki yıl yenilenmeyeceğinin bildirildiği ileri sürülerek davanın kabulü ile şimdilik 1.000,00-TL’nin arabuluculuk başvuru tarihi olan 30/09/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili süresinde sunulmayan cevap dilekçesinde özetle;davacının davalıya kestiği faturaların yalnızca işçilik bedeline ilişkin olduğu, kendileri tarafından düzenlenen ikame faturaların nedeninin davacı tarafından sözleşmeye aykırı davranılması olduğu, zira araçların tamiri için belirlenen sürelerin davacı tarafından aşıldığı, araçların geç teslim edilmesinden doğan zararların davacıya yansıtıldığı belirtilerek davanın reddine karar verilmesi istenilmiştir.
DELİLLER
--- Üye sözleşmesi, Vergi Dairelerinden gelen ba/bs formları, ticari defter ve belge incelemeleri, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı.06/12/2022 tarihli ara karar ile dosyanın bir mali müşavir bilirkişisine tevdi edilerek bilirkişi raporu alınması yönünde ara karar kurulmuş ---- Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılmış ve 31/01/2023 tarihli bilirkişi raporu mahkememize teslim edilmiştir.Bilirkişi raporunda özetle.
Davanın, davacı ile davalı arasında 15/02/2021 tarihinde bir yıl süreli ---- İşyeri Sözleşmesi imzalandığı, ancak davalı tarafından imzalanıp gönderileceği belirtilen sözleşme nüshasının davacıya gönderilmediği, davacının sözleşme kurulduğu andan itibaren sözleşme hükümlerine uyduğu, ancak davacı tarafından yapılan hizmetler için düzenlenen fatura bedellerinin davalı tarafından ödenmediği, davacının davalıdan bakiye ödeme beklediği ancak bu zaman kadar ödeme yapılmadığı,
nihayetinde 10/01/2022 tarihinde gönderilen ihtarnameyle taraflar arasındaki sözleşmenin bir sonraki yıl yenilenmeyeceğinin bildirildiği ileri sürülerek davanın kabulü ile şimdilik 1.000,00-TL’nin arabuluculuk başvuru tarihi olan 30/09/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesi istemiyle açıldığı, Sayın Mahkemece verilen yerinde inceleme yetkisi kapsamında davacı İnternational ----- yetkilileriyle iletişime geçilerek, taraflar arasındaki ticari ilişkinin gerçekleştiği 2021 yılına ait defter ve belgelerin incelendiği,
Davacı şirkete ati ticari defterlerin açılış ve kapanış onaylarının süresinde ve usulüne uygun olarak yaptırıldığı, defterlerin muhasebe ilke ve esaslarına uygun olarak tutulduğu, birbiriyle çelişmediği, bu yönüyle sahibi lehine delil teşkil ettiği, Davacı şirket ticari defter kayıtlarına göre.
Davacı ----tarafından davalı ------ adına düzenlenen faturalar bedellerinin toplamının 191.011,50-TL olduğu, Buna karşın ----- tarafından düzenlenen karşı faturalar ve yapılan ödemeler toplamının 135.635,75-TL olduğu, Davacının tanzim ettiği satış ve alış faturalarını BS ve BA formu ile vergi dairesine bildirdiği, Böylece davacı ---- davalı ----- 55.375,75-TL alacaklı olduğu şeklinde tespitte bulunduğu görülmüştür.
30/05/2023 tarihli ara karar ile dosyanın bir mali müşavir bilirkişisine tevdi edilerek bilirkişi raporu alınması yönünde ara karar kurulmuş ve 06/04/2023 tarihli bilirkişi raporu mahkememize teslim edilmiştir.
Bilirkişi raporunda özetle. Davalı ----- incelenen ticari defterleri ve dayandığı belgeler ile yardımcı defterlerinin birbirini tamamlaması, teyid etmesi ve usulune uygun tutulmuş olması nedeniyle TTK. md. 85 ve HMK 222. madde gereğince sahibi lehine delil niteliğinde bulunduğu. Davalı ----- incelenen kayıtlarına göre, davalı ----- 01.11.2021 tarihinde 21.652,68 TL, 20.04.2022 tarihinden itibaren de davacı ----- 3.932,49 TL borçlu olduğu.
Sayın Mahkemenizin davacıya ait 2021 yılı ticari defterlerinin incelenmek suretiyle tanzim edilen 08.03.2022 tarihli Bilirkişi Raporunda Bilirkişi tarafından özetle. Davacı şirkete ait ticari defterlerin sahibi lehine delil teşkil ettiği, davacı şirket ticari defter kayıtlarına göre.
Davacı ---- tarafından davalı -----. adına düzenlenen faturalar bedellerinin toplamının 191.011,50 TL olduğu, buna karşın ----- tarafından düzenlenen karşı faturalar ve yapılan ödemeler toplamının 135.635,75 TL olduğu, davacının tanzim ettiği satış ve alış faturalarını BS ve BA formu ile vergi dairesine bildirdiği, davacı----- davalı ----- 55.375,75 TL alacaklı olduğu. Sonuç ve kanaatine varıldığı.
Tarafların kayıtları arasındaki 33.723,07 TL farkın: Davacı kayıtlarında mevcut, davalı kayıtlarında bulunmayan toplamı 11.331,54 TL, - Davalı kayıtlarında mevcut, davacı kayıtlarında bulunmayan toplamı 22.391,29 TL, Kayıtlar arasındaki toplamı 0,24 TL kuruş farklarından kaynaklandığı;.
Davacının 2021 yılında davalıya satımına(Bs) ve davalının davacıdan alımına(Ba) ait beyanlarında mutabık olmadıkları davalı beyanının davacı beyanından 30 adet belge ile KDV hariç 21.667 TL az olduğu tespite edilmiştir.
03/10/2023 tarihli ara karar ile dosyanın bir mali müşavir bilirkişisine tevdi edilerek bilirkişi raporu alınması yönünde ara karar kurulmuş ve 05/10/2023 tarihli bilirkişi raporu mahkememize teslim edilmiştir.
Bilirkişi raporunda özetle;Her iki taraf ticari defterlerinin dosyada sunulu bilirkişi raporlarında incelendiği, gerek talimat gerekse esas sayılı bilirkişi raporlarında her iki taraf ticari defterlerinin delil niteliğine haiz olduğu hususlarının belirtildiği, Davalının araçların tamir bakımı için müvekkil tarafından belirlenen sürenin davacı tarafından aşılması nedeniyle aracı teslim almayı bekleyen üçüncü şahısların mağdur olduklarını, aşılan süre kadar zararın müvekkile yansıtıldığını ve bu tutarların da davacıya yansıtıldığını savunduğu,
bu husus gözetilerek davalının davacı adına düzenlediği iade-yansıtma faturalarına ilişkin dayanak belgelerin dosya içeriğinde tespit edilemediği, Tarafların Form BA/BS beyannamelerinde yer alan tutar ve fatura adetleri konusunda mutabık olmadıkları, bu nedenle dosya kapsamı ile -----’dan muhabere yoluyla gelen belgeler incelenerek salt 8 günlük fatura itiraz süresi gözetilerek uyuşmazlıkla ilgili değerlendirmenin gerçekleştirildiği,
Davalının 8 günlük süreyi aşar şekilde düzenlediği iade faturaları toplamı olan 12.755,86 TL, davacının süresinde itiraz ettiği davalının düzenlediği iade faturaları toplamı olan 21.276,98TL ile davacının satış faturası olarak düzenlediği ancak davalı kayıtlarında bulunmayan ve itiraz edilmeyen 10.794,64 TL tutarlı satış faturalarının davacının alacağı olarak değerlendirildiği, böylelikle davacının davalıdan olan alacak toplamının 44.827,48 TL olduğu ancak.
Davacının itiraz etmediği davalının düzenlediği iade faturaları toplamı olan 13.216,00 TL toplam tutarlı fatura bedellerinin davacının davalıya olan borcu kapsamında değerlendirildiği, Hal böyle olunca davacının davalı -----’dan olan 44.827,48 TL tutarlı alacak bakiyesinden, davacının davalıya olan 13.216,00 TL tutarlı borcundan mahsup edilmesi neticesinde davacının davalı ----’dan olan net alacak bakiyesinin 31.611,48 TL olması gerektiği sonucuna gidildiği,
Davacı vekili dava dilekçesinde 30.09.2021 arabuluculuk başvuru tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ettiği, talebe bağlı kalınarak avans faizi oranları dikkate alınarak davalıdan istenebilir faiz tutarının 3.635,98 TL olarak hesaplandığı şeklinde tespitte bulunduğu görülmüştür.Bilirkişi Ek raporunda özetle.
Davalı kayıtlarında bulunan ve davacı kayıtlarında olmayan toplam tutarı 47.608,08 TL olan davalı tarafından davacıya kesilen e-Arşiv faturaların, fatura tarihlerinde e-Arşiv Uygulaması kapsamında elektronik ortamda usulune uygun olarak davacı yana tebliğ edildiği, davacı yan kayıtlarında ve dosyada söz konusu bu faturalara davacı yan tarafından itiraz edildiğine dair herhangi belge ve kayıt bulunmadığı.
Davalı kayıtlarında bulunan ve davacı kayıtlarında olmayan toplam tutarı 47.608,08 TL olan e-Arşiv faturalar içerisinde yer alan, davalı firma tarafından ---- ve ---- firmalarına fatura kesilmesi gerektiği belirtilerek davacı yana iade faturası olarak kesilen toplam tutarı 11.329,76 TL olan e-Arşiv faturaların kanuni iade süresi içerisinde kesilmediği, takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu şeklinde tespitte bulunduğu görülmüştür.
Bilirkişi 2. Ek raporunda özetle. Davacı vekilinin itiraz dilekçesinde belirttiği “....faturaların mesnetsiz ve haksız düzenlenmesi nedeniyle yasal süresi içerisinde ek raporda yazılı tüm faturaların davalıya iade edildiğini, davacı kayıtlarına alınmayan ve davalıya iade edilen faturaların iadeleri ile ilgili ayrı bir dosya hazırlandığını ve ----- muhabere yolu ile Sayın Mahkemenize diğer defter ve kayıtlar yanında sunulduğunu,
raporda yazılı tüm faturalar davalıya süresi içerisinde iade edildiğini iade belgelerinin dava dosyasına ayrı bir dosya içerisinde sunulduğunu...” ----- 04.07.2022 tarihinde muhabere yolu ile Sayın Mahkemenize sunulan 4 klasör içinde yer alan davacının davalıya düzenlediği tüm faturalar tek tek incelenmiş ancak yukarıdaki tabloda yer alan davalının davacıya kestiği faturalara karşılık davacı tarafından iade edildiğine dair herhangi bir belgenin görümediği.
Davalı kayıtlarında bulunan ve davacı kayıtlarında olmayan davalı tarafından davacıya kesilen toplam tutarı 47.608,08 TL olan e-Arşiv faturalar içerisinde yer alan, davalı firma tarafından davacı yana iade faturası olarak kesilen aşağıdaki tabloda listenen toplam tutarı 23.008,56 TL olan e-Arşiv faturaların kanuni iade süresi içerisinde kesilmediği, takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu şeklinde tespitte bulunulduğu görülmüştür.04/09/2024 tarihli ara kararla davacı vekilinin ek rapora karşı itirazları karşılayan ve mahkememizce tespit edilen uyuşmazlık ve dosya kapsamına göre iddia, savunma ve toplanan deliller nazar alınarak,
mahkememizce tespit edilen uyuşmazlık konularında ve uyuşmazlığın çözümüne yönelik ve ek raporlardaki çelişkileri gideren denetime elverişli rapor düzenlenmesi amacıyla dosya ve eklerinin mali müşavir bilirkişi ----tevdi edilmesine karar verildiği, bilirkişi tarafından hazırlanan raporda özetle. Davalının araçların tamir bakımı için müvekkil tarafından belirlenen sürenin davacı tarafından
aşılması nedeniyle aracı teslim almayı bekleyen üçüncü şahısların mağdur olduklarını, aşılan süre
kadar zararın müvekkile yansıtıldığını ve bu tutarların da davacıya yansıtıldığını savunduğu, bu
husus gözetilerek davalının davacı adına düzenlediği iade-yansıtma faturalarına ilişkin dayanak
belgelerin dosya içeriğinde tespit edilemediği,
tarafların Form BA/BS beyannamelerinde yer alan tutar ve fatura adetleri konusunda mutabık
olmadıkları, bu nedenle dosya kapsamı ile ---- muhabere yoluyla gelen belgeler
incelenerek salt 8 günlük fatura itiraz süresi gözetilerek uyuşmazlıkla ilgili değerlendirmenin
gerçekleştirildiği,
Davalının 8 günlük süreyi aşar şekilde düzenlediği iade faturaları toplamı olan 12.755,86 TL,
davacının süresinde itiraz ettiği davalının düzenlediği iade faturaları toplamı olan 21.276,98 TL ile
davacının satış faturası olarak düzenlediği ancak davalı kayıtlarında bulunmayan ve itiraz
edilmeyen 10.794,64 TL tutarlı satış faturalarının davacının alacağı olarak değerlendirildiği,
böylelikle davacının davalıdan olan alacak toplamının 44.827,48 TL olduğu ancak; Davacının itiraz
etmediği davalının düzenlediği iade faturaları toplamı olan 13.216,00 TL toplam tutarlı fatura
bedellerinin davacının davalıya olan borcu kapsamında değerlendirildiği,
Hal böyle olunca davacının davalı -----’dan olan 44.827,48 TL tutarlı alacak bakiyesinden,
davacının davalıya olan 13.216,00 TL tutarlı borcundan mahsup edilmesi neticesinde davacının davalı ----- olan net alacak bakiyesinin 31.611,48 TL olması gerektiği
sonucuna gidildiğinin bildirildiği görülmüştür.
DAVANIN HUKUKİ NİTELİĞİ ve GEREKÇE:
Dava, açık hesaba dayalı alacak istemine ilişkindir.Davacı yanca sözleşme yükümlülüklerinin yerine getirildiği, hizmetler karşılığı düzenlenen fatura ve hizmet bedellerini ödenmediği, davalı tarafından haksız ikame faturaların düzenlendiği, gönderilen faturaların iade edildiği, ödenmeyen fatura bedellerinin talep edildiği, davalı yanca kesilen faturaların dayanağının sadece işçilik bedeli olduğu, davacının sözleşmeye aykırı davranışları nedeniyle ikame faturaların düzenlendiği savunmuştur.Somut olayda uyuşmazlığın davacının davalıdan bakiye alacağının bulunup bulunmadığı, varsa miktarının tespiti noktalarında toplanmaktadır.
Davacı yan ödenmeyen fatura bedeli olduğu iddiasında bulunmuş ve ticari defter ve belgelere dayanılmıştır.Ticari defterlerin sahibi lehine olması için HMK m. 222/2’de öngörülen şartlar; defterlerin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olması, defterlerin açılış ve kapanış onaylarının yaptırılmış olması ve ticari defterlerin birbirini doğrulamış olması gerekmektedir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 6. maddesi uyarınca kural olarak, aksi kanunca belirlenmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur. Bu hüküm, kaynak İsviçre Medeni Kanunu’ndaki şekli gibi, “bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran taraf, o vakıayı ispat etmelidir” şeklinde anlaşılmalıdır.
Davacı taraf ,bedeli ödenmeyen faturalara dayalı alacak talebinde bulunmaktadır. Buna göre öncelikli incelenmesi gerek husus faturanın ispat gücüdür. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddesi şu şekildedir: ''Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır''.
TTK'nın 21/2.(6762 sayılı TTK'nın 23/2.) maddesi ile faturanın tacirler arasında ifaya yönelik ispat aracı olduğu, süresinde itiraz edilmemekle münderecatından sayılan hususlar yönünden düzenleyen lehine, adına fatura düzenlenen aleyhine bir karine getirilmiştir. Bu karine faturanın ispat gücünü ortaya koymaktadır.
Fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulma safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir.Yargıtay -----Hukuk---- Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere " YİBBGK'nın 27.06.2003 tarih ve ----- sayılı ilamında açıklandığı üzere.
Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (Dava tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK md. 23/2). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır.
Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 23. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır.
Buna göre; fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. TTK'nın 23. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir.
İkinci fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura münderecatının doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. Bu belge, belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 23/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz.
Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkanı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir.
Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan yasanın 23. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın münderecatından söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK.m.230).
Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı taktirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır.
Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur.
Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. (----) Faturanın karşı tarafa usulüne uygun tebliğ edildiğini kanıtlama yükümlülüğü faturayı gönderen tarafta olup, faturayı gönderenin bu hususu kanıtlaması halinde, bu kez, TTK'nın 23/2. maddesinde yazılı 8 günlük yasal süre içerisinde faturaya itiraz ve iade ettiğini kanıtlama yükümlülüğü ise, karşı tarafa aittir.
TTK'nın 23/2. maddesi uyarınca tebliğe rağmen faturayı süresinde itiraz ve iade etmeyerek, ticari defterlerine borç kaydeden tacir, fatura münderecatını aynen kabul etmiş ve faturayı gönderen taraf, faturaya dayalı bu alacağının varlığını HMK'nın 222. maddesi (TTK'nın 84. ve 85. maddeleri) uyarınca ispatlamış olur.
Buna göre; taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi kabul edildiği görülmekle, sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olacaktır.
Nitekim Y----.HD'nin 19.02.2018 gün -----. sayılı ilamında "...Dava, TBK 470 ve devamı maddelerde düzenlenen ve konusu kilit parke taşı imali ve teslimi işi olan eser sözleşmesine dayalı olarak bakiye iş bedelinin ödenmediği iddiasıyla yapılan takibe itiraz nedeniyle İİK 67. maddeye göre açılmış itirazın iptâli davasıdır.
Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (TTK 21/2). Süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleşen futuradaki alacakla ilgili olarak, süre geçtikten sonra iade edilmesi veya ticari defterlere kaydedildikten sonra iade faturası düzenlenmesi, borçtan kurtulmayı sağlayan ve alacağı tartışmalı hale getiren geçerli bir araç değildir.
İtiraz yüresi geçtikten sonra, faturaların doğrudan iade edilmesi veya iade faturası kesilmesi alacağın varlığını ortadan kaldıran bir sonuç doğurmayacaktır. Faturaya itiraz edilmemesi sözleşme ilişkisini ka nıtlamaz ise de, sözleşme ilişkisinin kanıtlanması halinde, bu sözleşme gereğince düzenlenmiş olan ve süresinde itiraz edilmeyen faturadaki miktar kesinleşir.
Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kuralla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; davacı taraf faturaların davalı tarafa tebliği edildiğini ve iade edilmediğini bildirmiş ve tebliğ belgeleri sunmuştur. Davalı tarafın beyanları ise faturaların tebliğ edildiğini ortaya koymakta ancak teslim edilmeyen malların faturalarının iade edilmediğini savunmaktadır.
Kanunda aksine özel bir düzenleme olmadıkça; taraflardan her birinin, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olması (TMK 6), diğer bir ifadeyle, iddia edilen vakaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafın ispat yükü altında olması (HMK190) nedeniyle, tebliğ edildiği anlaşılan faturalara itiraz edildiği veya süresi içinde iade edildiği olgusundan lehine hak çıkaracak taraf olarak ispat yükü altında olan davalı bunu kanıtlayamamış ve fatura içerikleri kesinleşmiştir.
Bu nedenle davanın kabulü gerekirken kismen kabul kararı verilmesi doğru olmadığının ” belirtmiştir.( Aynı yöndeki içtihat için Bkz.
Yargıtay ---- HD. ---- Sayılı ---- Esas ----- Karar sayılı ilamları ) Davacı yanın ticari defter ve belgelerinin incelenmesi için ----- Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazıldığı, talimat yoluyla alınan bilirkişi raporunda davacı tarafın ticari defterlerin açılış ve kapanış onaylarının usulüne uygun olarak yapıldığı, tarafların birbirine çok sayıda fatura düzenlediği, davalı tarafça ödemeler yapıldığı, davacı defterlerine göre davalıdan 55.375,75 TL alacaklı göründüğünün bildirildiği,
Davalı yanın ticari defter ve belgelerinin incelenmesine yönelik ara karar kurulduğu, davalı tarafın ticari defter ve belgelerinin incelenmesi için bilirkişi ---- görevlendirildiği, bilirkişi kök ve ek raporlarında ticari defterlerin açılış ve kapanış onaylarının usulüne uygun olarak yapıldığı, davalının ticari defterleri ve
dayandığı belgeler ile yardımcı defterlerinin birbirini tamamlaması, teyid etmesi ve usulune
uygun tutulmuş olduğunun bildirildiği, taraf kayıtları arasındaki farklılıkların açıklandığı, tarafların mal veya hizmet satışı yaptığı bağlı bulundukları vergi dairelerine beyan ettikleri BA-BS formların birbiri ile örtüşmediği, davalını dava tarih itibariyle kayıtlarına göre davacıya 3.932,49 TL borçlu olduğunun bildirildiği, kök ve ek raporlarda davacının alacağı olup olmadığı yönünden ticari defterlerin denkleştirilmesi işlemlerinin yapılmadığından hükme esas almaya elverişli olmadığı kanaatine varılmıştır.
Davacı vekilinin ek rapora karşı itirazları karşılayan ve ek raporlardaki çelişkileri gideren denetime elverişli rapor düzenlenmesi amacıyla dosyanın yeni bir mali müşavir bilirkişiye tevdi edilmesine karar verildiği, taraflar arasında açık hesap ilişkisinin bulunduğu, her iki tarafın ticari defter ve belgelerinin TTK. md. 85 ve HMK 222. madde gereğince sahibi lehine delil niteliğinde bulunduğu, taraf defterlerinde alacak durumunun uyumlu olmadığı,
ba-bs formlarında mutabık olmadıkları, yukarıda emsal gösterilen kararlar ışığında uyuşmazlığın çözümü yoluna gidilmesi gerektiği, 05/10/2024 tarihli bilirkişi raporunda taraf defterleri arasındaki farkın hangi faturalardan kaynaklandığının açıklandığı, sadeleştirme/ denkleştirme işlemiyle davacının davalıdan 31.61,48 TL alacaklı olduğunun bildirildiği, bilirkişi raporunda yapılan hesaplamalar yukarıda açıklanan emsal kararlara uygun olduğu, raporun denetime elverişli olduğu,
sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olacağı, nitekim itiraz yüresi geçtikten sonra, faturaların doğrudan iade edilmesi veya iade faturası kesilmesi alacağın varlığını ortadan kaldıran bir sonuç doğurmayacağı, ispat külfetinin aksinin dosya kapsamında ispatlanamadığı, sonuç ve kanaatine varılarak, bilirkişi raporunda hesaplana miktar bakımından davacının alacaklı olduğu,
davacı vekili tarafından sunulan ıslah dilekçesi göz önüne alınarak davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.
HÜKÜ M
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile, 1.000,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren, bakiye 30.611,48 TL alacağın ıslah tarihi olan 25.10.2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
2-Harçlar yasası uyarınca alınması gereken 2.159,38 TL harçtan, peşin yatırılan 80,70 TL harçtan, 525,00 TL ıslah harcın düşümü ile geri kalan 1.553,68 TL harcın davalıdan alınarak hazineye İRAD KAYDINA,
3-Davacı tarafından yapılan 80,70 TL peşin harç, 80,70 TL başvuru harcı, 525,00 TL ıslah harcı, 4.400,00 TL bilirkişi ücreti ve 450,50 TL posta gideri olmak üzere toplam 5.536,90 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
5-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
6Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,
7-1.320,00 TL Arabulucu ücretinin davalıdan tahsiliyle hazineye İRAD KAYDINA,
Dair; Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair tarafların yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/426, K. 2024/813, 5 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama