KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/501
- Karar No
- 2025/922
- Karar tarihi
- 5 Kasım 2025
Karar Metni
1.793 kelime·9 dk okuma·9 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/501
KARAR NO : 2025/922
DAVA
Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
DAVA TARİHİ : 08/07/2022
KARAR TARİHİ : 05/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflarının kurucu kooperatif başkanı ve kooperatif üyesi sıfatı ile iptali talep edilen genel kurul toplantısına usulüne uygun bir şekilde çağrılmadığını ve toplantıya katılmasının mümkün olmadığını, 2-06-09-2021 tarihli genel kurul toplantısında alınan satış kararı ve bu kararın yönetim kuruluna yetki verilerek uygulanmasının hukuka uygun olmadığını,
bir önceki genel kurul da taraflarının katılım gösterdiğini fakat genel kurul toplantı tutanağına açık bir şekilde taşınmazın satışına ilişkin ihtirazi kayıt düşüldüğünü 24-07-2019 tarihli genel kurulda ----- Noterliği vasıtası ile muhatap kooperatife gönderilen ihtarname ile kurucu ortakların arsa alımına ilişkin bir bedel ödemediği satış halinde paylaşım şekli nin sicil kayıtlarına göre yapılamayacağının İhtar edildiğini,
ayrıca kooperatif ortakları arasında ortaklıktan ayrılan ---- ortaklık payı------- ve ... tarafından eşit olarak paylaşıldığına ilişkin 22-12-2017 tarihli paylaşım sözleşmesinin ortaklar tarafınfan düzenlenip imzaladığını, bu durumda kooperatif temsil şeklinin 22-12-2017 tarihinde ortaklar tarafından tespitinin yapıldığı halde bu protokolun yok sayılarak iptalini talep ettikleri 06-09-2021 tarihli genel kurul toplantısının taraflarınca gizli ve saklı olarak bu paylaşımdan bahis dahi edilmeden yapıldığını,
ayrıca kooperatif ortakları arasında ortaklıktan ayrılan ---- ortaklık payının ------ ve ... tarafından eşit olarak paylaşıldığına ilişkin 22-12-2017 tarihli paylaşım sözleşmesinin ortaklar tarafından düzenlenip imzalandığını, bu durumda kooperatif temsil şeklinin 22-12-2017 tarihinde ortaklar tarafından tespiti yapıldığı halde bu protokolunun yok sayılarak iptalini talep ettiklerini 06-09-2021 tarihli genel kurul toplantısının taraflarından gizli ve saklı olarak bu paylaşımdan bahis dahi edilmeden yapıldığını,
bu toplantıdan gayrimenkul satış kararı alınabilmesi için ortaklı bir yapıda 0/075 oy ile satış karart alınmasının kooperatifler yasası gereği zorunlu olduğunu, toplantıya katılan ve hak sahibi olduğunu idda eden kişinin bu iddasının meri olmadığını, toplantıya üye olarak katılındığını, müvekkili adına payının devir edildiği bahsediten------ hissesi ile birlikte üç ortağın toplantıya katılım sağlamadığının sabit olduğunu, ayrıca taraflarına ortaklık payı 'haricen devri yapılan sahıs ------ ölü olduğunu,. bu ortaklık payının kooperatif resmi kayıttarında hisse payının devir ve temlikine ilişkin herhangi bir kayıt ve işlemde olmadığını,
kurucu üyelerden ---- 2013 yılında ------ noterliğinden gönderdiği belüğ le ortaklıktan ayrıldığını, bu durumda yapılan toplantıda ölü şahıs adına evrak düzenleyip oy kullanıldığını, bu hususda suçlu olduğunu, her durumda 7 üyenin ikisinin karşı çıkması halinde satış kararı alınmasının mümkün olmadığını, davaya konu taşınmazın davalıların satış bedellerinin on katı oranında daha yüksek bedelli olduğunu, taraflarını mağdur etmek amacı ile muvazaalı olarak alıcı ile de anlaştıklarını ve sembolik bir bedel ile satış yapıldığını, kooperatiflerin kamu yararına çalıştığını ve bu nedenle de denetim ve faaliyetinin kamu faaliyetlerine tabi olduğunu,
bu nedenle bu tür taşınmazların satışı hususunda yasa ile faaliyet gösteren gayrimenkul kıymet değerlendirme şirketleri vasıtası ile kıymet takdiri yapılması gerekirken, hayali bir rakam oluşturularak satış yapıldığını, davalılar tarafından basit bir satış ilanı dahi yapılmadan taraflarının yokluğundan ve çağrılmadıkları genel kurul toplantısında usulsüz karar alındığını, satış yapıldığını, taşınmazın kayıtlı olduğu ------ ilçesinde tapu iptal ve tescil davasının açıldığını, bu davaya taraflarınca müdahil olunduğunu,
tüm bu sebeplerden dolayı kooperatif adına kayıtlı iken sahtecilikle satışı yapılan ---- ili ---- ilçesi ---- mah ----- mevkii 167 ada,147 parsel de kayıtlı taşınmazın tapu kaydına ihtiyadi tedbir kararı verilmesini bu hususta ilgili tapuya müzekkere yazılmasını taleplerinin uygun görülmediği takdirde davalı şehri konulmasını, taşınmazın satış tarihindeki, dava tarihindeki satış bedelinin esas alınarak reel değeri üzerinden ortaklık paylarının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere,10 .000,00 TL ödenmesini, dosyaya ibraz edilen temlik protokolü ile ortakların tümünün imzası bulunan sözleşme gereğinde------ ait payın 9450 bedeli,
şimdilik 5.000,00 TL ödenmesini yargılama masrafları ve avukatlık ücretinin haksız davalılara temlik edilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kooperatif Genel Kurul Kararının İptali Davası Dava açma süresinin toplantıyı takip eden günden başlamak üzere bir ay olduğunu, kooperatif Kanunu madde 3 de de bu durumun belirtildiğini, kanunda bu konuya ilişkin hak düşürücü sürenin düzenlendiğini, davacının 06.09.2021 tarihli genel kurul kararına karşı 08.07.2022 tarihinde bu davayı açtığını ancak kooperatif kanunu madde 3 uyarınca bu davanın en geç 06.10.2021 tarihinde açılmış olmasının gerektiğini davacının tam 10 ay sonra dava açtığını, hakkının özünün son bulduğunu, hem hakkın dava edilebilirliği hem hakkın kendisinin yok olduğunu,
gerek kanun maddesi gerek yargıtay kararları uyarınca davanın esasa girilmeden usulden reddedilmesinin gerekmekte olduğunu, davacının bedel yönünden muvazaaya ilişkin iddiasının soyut olduğunu, müvekkilinin Kooperatif halihazırda tasfiye halinde oldupunu üzerinde kayıtlı bulunan ---- İli, ----- İlçesi,------Mevkii 167 Ada 147 parselde kain taşınmazın satışının uzun bir süredir tüm hissedarların ortak talebi olduğunu, bu taşınmazın tasfiye halindeki kooperatif üzerinde bulunan son taşınmaz olduğunu, tarafların isteği doğrultusunda tasfiye öncesi satılmasının gerektiğini,
bu doğrultuda 06.09.2021 tarihli genel kurulda satış için yönetim kuruluna yetki verildiğini, genel kurul kararında taşınmazın rayiç bedelinden satılmasına karar verildiğini ,herhangi bir alt sınır konmadığını, bunun nedeninin de daha önce belirlenen tutarlar ile taşınmazın satışının gerçekleşmemiş olması olduğunu, verilen yetkiye istinaden yönetim kurulu tarafından piyasa araştırmasının yapıldığını ve ekspertiz raporunun alındığını, bu raporda taşınmazın birinci derecede doğal sit alanı olduğunun ayrıca ------- Özel Çevre Koruma Alanı içinde kaldığının, yapılaşmaya uygun olmadığının belirtidiğini,
yerin çevresindeki villaların da kaçak olduğunun açıkça yer aldığını, yine bu raporda taşınmazın değerinin 2.215.000,00-TL olduğunun açıkça yer aldığını, yapılan piyasa araştırması ve alınan rapora göre satış miktarı konusunda bir aralık belirlendiğini davaya konu taşınmazın 30.09.2021 tarihinde Davalı ------- satıldığını, söz konusu taşınmazın birinci derecede doğal sit alanı olduğunu yapılaşmaya ve parselasyona müsait olmadığını, bu durumun taşınmazın değerini büyük ölçüde etkilemekte olduğunu, satışını zorlaştırmakta olduğunu, kooperatifin 2018 yılı genel kurul toplantısında satışı için 1.500.000,00-TL alt limitin belirlendiğini,
2019'da yapılan genel kurulda ise 5.000.000,00-TL'den az olmamak üzere satışına karar verildiğini, ancak aradan iki yıl geçmesine rağmen bedelin yüksek olması nedeniyle hiçbir şekilde satış işleminin gerçekleşemediğini, davacının dava dilekçesinde müvekkili kooperatifle alıcının muvazaalı olarak anlaştığını ve sembolik bir bedelle satış yapıldığını, hayali bir rakam oluşturularak satış yapıldığını taşınmazın iddia ettiğini, ancak davacının iddiasının açıklanan nedenlerle gerçeği yansıtmamakta olduğunu ve on kat oranında daha yüksek satış bedeliyle satılabileceği beyanının gerçeği yansıtmadığını,
taşınmazın rayiç bedelinin açıklandığı üzere piyasa araştırması ve SPK raporuyla belirlenmiş olduğunu, taşınmaz 2.400.000,00-TL bedelle davalı ------- satıldığını, tüm hissedarlara payları oranında satış bedelinin dağıtıldığını, ölü şahıs adına evrak düzenlenip oy kullanıldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, toplantı tutanağına bakıldığı takdirde ------ tarafından oy kullanılmadığının görüldüğü,
adı dahi geçmediğini, davacının bütün iddialarının birbiriyle çelişmekte olduğunu,tüm bu nedenlerden dolayı davanın usulden reddini, davanın usulden reddinin mümkün olmaması halinde esastan reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava davacının davalı kooperatifin üyesi olup olmadığı, 06.09.2021 tarihinde icra edilen genel kurul toplantısında alınan kararların iptali şartlarının mevcut olup olmadığı, 1163 sayılı kanunun 53. Maddesi uyarınca davanın dinlenmesi imkanının olup olmadığı, genel kurulda alınan kararlarda resen dikkate alınması gereken yokluk veya butlan halleri olup olmadığı, genel kurulda alınan kararlarda toplantı ve karar nisaplarına uyulup uyulmadığı,
davacının kooperatif adına tescilli olduğu anlaşılan taşınmazın satışı dolayısı ile davalı kooperatiften pay talep edip edemeyeceği, ------ ait payın %50 bedelini davalıdan talep edip edemeyeceğine ilişkindir.Davalı kooperatifin sicilden terkin olmuş olması nedeni ile bu davaya özgü olarak ihyası hususunda davacıya süre verilmiş, davalı kooperatifin ihyasına dair ilam gereği taraf teşkili sağlanarak yargılamaya devam olunmuştur.Mahkememizce taraf delilleri toplanmış kooperatif defter ve kayıtları incelenmiş alanında uzman kooperatif hukuku uzmanı mali müşavir ile ticaret hukuku bilirkişiden rapor alınarak sonuca gidilmiştir.
Dava konusu genel kurul davetiyesinin kooperatifin kayıtlı 8 ortağına iadeli taahhütlü olarak tebliğe çıkartıldığı ortaklardan 5 tanesinin asaleten 2 tanesinin vekaleten toplantıya katıldığı, katılım sağlamayan tek ortağın davacı olduğu görülmüştür. Toplantı tutanağının 10. Maddesi ile kooperatif adına kayıtlı taşınmazın tapu rayiç bedelinin altında olmamak kaydı ile satışının yapılması hususunda yönetim kuruluna yetki verilmesine karar verildiği görülmüştür.
Dava dosyasındaki 25.09.2021 tarihli ----- imzalı Ekspertiz Raporu'nda, ---- ili ------ilçesi ----- Mahallesi ------ Mevki, P22-B-23-D pafta 167 ada 147 parselde bulunan 13846.96 metrekare taşınmazın imara kapalı SİT alanı olması nedeniyle alıcısının az ve satışının güç olduğu ifade edilerek 2.215.513,60 TL bedel takdir edildiği ve 30.09.2021 tarihinde ------ ekspertiz raporundaki bedelin üzerinde 2.400.000,00 TL. satıldığı görülmektedir.
Davacı ...'nın 11.12.2021 tarihli imzalı İbranamesinde 06.09.2021 tarihli genel kurul kararına göre arsanın ------ 2.400.000,00 TL satılmasına bağlı 225.000,00 TL payını aldığını, satış işlemine hiçbir itirazı olmadığını, kooperatiften bir alacağı kalmadığını satış işlemini mutlak ibra ettiğini beyan ettiği görülmektedir.söz konusu ibranamenin dava konusu genel kurul tarihinden sonrasına ait olduğu görülmektedir.
Özetle, dava konusu taşınmazın genel kurul kararlarına ve gayrimenkul değerleme uzmanı raporundaki bedelin üzerinde satıldığının anlaşıldığı, dolayısıyla davalı kooperatif yönetim kurulunun kooperatifi mali zarara sokacak bir kanun, ana sözleşme ve iyi niyet kurallarına aykırı bir şekilde gerçekleştirdiğine ilişkin açık, tereddütsüz ve somut bir tespite ulaşılamamıştır.
Her ne kadar davacı yanca söz konusu ibranameye karşı verilen 05.02.2025 tarihli beyanda söz konusu ibranamenin satış kararı verilen genel kurul için değil bir önceki genel kurul için verildiği iddia edilmiş ise de bahsi geçen ibraname incelendiğinde açıkça dava konusu genel kurulda alınan karar gereği yönetim kuruluna verilen yetkiye atıf yapıldığı, taşınmazın ada parsel ve değerinin keza davacı hissesine düşecek bedelin de yazıldığı, davacı iddialarının yersiz olduğu görülmektedir.
Öte yandan bir an için genel kurulda alınan rayiç bedelin altında olmamak kaydı ile satış kararına aykırı davranıldığını, davacının iddialarında haklı olduğunu düşünürsek davacının bu durumda bahsi geçen yönetimde olan kişilere karşı TTK'nın 553 vd. Maddeleri hükümleri gereği yöneticinin sorumluluğu kaynaklı tazminat davası açması gerekmektedir.
Huzurdaki genel kurul kararı hükümsüzlüğü davasında kooperarif tüzel kişiliğinden davacının bir talepte bulunması zaten mümkün değildir. Davacı genel kurul kararının iptali dışında, arsanın onda bir fiyata satıldığını iddia ederek reel değeri üzerinden ortaklık payının ve temlik protokolü ile devraldığı ------ % 50 payına düşen paranın ve arsanın alımında satıcıya ödediği 600.000 TL'nin ödenmesini de talep etmiştir.
Ancak, davalı kooperatif------ üyeliğinin/parasının paylaşılmasına dair 22.12.2017 tarihli sözleşmenin tarafı olmadığından, kooperatifin buna yönelik bir borcu üstlendiğinden söz edilemez.
Mali inceleme kısmında açıklandığı üzere, kooperatife arsa alımında davacının şahsi hesabından 600.000 TL ödeme yaptığını ispata elverişli bilgi ve belge yoktur.Netice itibarı ile Davacının parasal taleplerinden, taşınmaz satışı rayiç değerinden yapıldığından taşınmazın reel değeri üzerinden ortaklık payı talebinin yerinde olmadığı,------ payının %50'sinin paylaşılmasına dair sözleşmenin davalı kooperatif tarafı olmadığından,
arsanın alınmasında şahsi hesabından ödeme yaptığı ispat edilemediğinden kooperatiften buna yönelik talebinin yerinde olmadığı kanaatine varılmış denetime uygun 29.09.2025 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/501, K. 2025/922, 5 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama