İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İlk Derece Mahkeme Kararları
  3. /İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi

İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/195 K.2026/215

T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas2023/195Karar2026/215Tarih3 Mart 2026Okuma16 dk · 3.211 kelime

KÜNYE

Mercii
İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/195
Karar No
2026/215
Karar tarihi
3 Mart 2026
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.211 kelime·16 dk okuma·10 bölüm

T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/195

KARAR NO : 2026/215

DAVA

Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ : 17/03/2023

KARAR TARİHİ : 03/03/2026

Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydedilip incelendi

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA

Davacı vekili dilekçesinde özetle; davacı şirketin ---- Fabrikasındaki tesisat numarası --, Sözleşme hesap numaraLı ----- olan ve varsa bu fabrikaya bağlı diğer abonelikleri sabit PSH faturalama bedelinin hesaplamayı gerektirecek olması sebebiyle 2015 Nisan döneminden itibaren 2015 Aralık dönemi sonuna kadar davalı ile devam eden sözleşme süresi boyunca fazladan alınan PSH bedelinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi ve sonrasında HMK m.107 gereği belirsiz olan alacak tutarının bilirkişi incelemesi ile belirli hale gelmesinden sonra artırılmak üzere fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak şimdilik 2.000-TL’nin,

ödeme tarihlerinden itibaren 6183 sayılı Kanunun 51. maddesine göre işleyecek gecikme zammı ve gecikme zammının KDV'si ile birlikte yargılama masrafları ve vekâlet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini, arz ve talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin 01.04.2015-31.12.2015 dönemi arasında davalı şirketten elektrik tedarik etmediğini, davacı şirketin dava konusu ettiği dönemin tamamı bakımından üzerine düşen ispat külfetini yerine getiremediğini, faturaların şeffaf ve denetime açık olduğunu, basiretli bir tacir olarak davranması gereken davacının faturaları inceleyecek yetiye sahip olmadığını ileri süremeyeceğini, faturaların itiraz edilmeyerek kesinleştiğini, davacı şirketin basiretli tacir olarak davranma yükümlülüğüne aykırı eylemlerinin müterafik kusur olarak kabul edilmesi gerektiğini,

davanın dayanağını oluşturan ve Danıştay tarafından iptaline karar verilen 29.12.2010 tarihli ve ---- sayılı kurul kararının sadece 1 yıl yürürlükte kaldığını, iptal edilen kısmın sadece 01.01.2011 ve 01.04.2011 tarihi arasında düzenlenen bir tarife tablosuna kadar olan dönem olduğunu, davacının dava dilekçesinde iddia ettiği şekilde geniş bir zaman aralığı bulunmadığını, perakende satış hizmet bedeli bakımından hukuki dayanaklar, metodoloji hükmü ve tarifelerin onaylandığı kurul kararları olduğunu, söz konusu dayanakların geçerliliğini sürdürmekte olduğundan dava konusu bedellerin hukuka aykırılığından bahsedilemeyeceğini,

Danıştay'ın iptal kararının özel hukuk ilişkilerine geçmişe yönelik olarak uygulanmasının hukuki olarak mümkün olmadığını, müşterilerin perakende satış hizmeti bedeli ödememelerinin hukuka uygun olmadığını, Danıştay kararının sadece serbest tüketiciler açısından verildiğini, davacının serbest tüketici olmadığını savunarak davanın reddine talep etmiştir.

DELİLLER

Abonelik Sözleşmesi, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı.

Mahkememiz ara karar ile dosyanın 3 kişilik elektrik elektronik Mühendisi bilirkişisine tevdi edilerek bilirkişi raporu alınması yönünde ara karar kurulmuş ve 05.03.2024 tarihli bilirkişi raporu mahkememize teslim edilmiştir.

Bilirkişi raporunda özetle; Davacının Dava Konusu PSH Bedellerini Talep Edip Edemeyeceği; Davacı -----. serbest tüketici olmasına rağmen lisans sahibi bir tedarik şirketini seçip ikili anlaşma yapmadığından, Danıştay -----. Dairesinin 31.03.2015 tarih, -----sayılı İlamı’na göre yukarıda hesaplanan 5.007,68 TL tutarındaki PSH bedelinin iadesini talep edemeyeceği kanaatine varılmıştır. Nihai Hukuki Takdir Sayın Mahkemeye Ait Olmak Üzere; Nihai hukuki takdir Sayın Mahkemeye ait olduğundan; Sayın Mahkemenin, PSH bedellerinin davacıya iade edilmesine karar vermesi halinde, davacı şirketin, davalı şirketten talep edebileceği PSH bedeli 5.007,68 TL olarak hesaplandığı tespit edilmiştir.

Mahkememiz ara karar ile dosyanın elektrik elektronik Mühendisi bilirkişisi ----- tevdi edilerek bilirkişi raporu alınması yönünde ara karar kurulmuş ve 23.02.2025 tarihli bilirkişi raporu mahkememize teslim edilmiştir.

Bilirkişi ---- raporunda özetle;

a) Davacı Şirket Tarafından İadesi Talep Edilen PSH Bedellerinin Tutarları; Davalı -----tahsil ettiği PSH bedellerinin toplamı raporun yukarısında 5.007,68 TL olarak hesaplanmıştır. Sabit PSH sayaç okuma bedelleri ise, faturalarda ayrı olarak yer alarak tahsil edilmiş olduğundan, hesaplanan 5.007,68 TL PSH bedellerinin içerisinde sabit PSH sayaç okuma bedelleri yoktur. Bundan dolayı, sabit PSH sayaç okuma bedellerinin, hesaplanan 5.007,68 TL PSH bedelinden çıkartılması söz konusu olmadığı kanaatine varılmıştır.

b) Dava Konusu Olaya İlişkin Danıştay Kararları: Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu 24.08.2006 gün ve 875 sayılı kararı ile belirlenen perakende satış hizmet tarifesinin, kWh bazında uygulanacağına ilişkin kuralı Danıştay -----. Dairesinin 06.04.2011 günlü, -----sayılı kararıyla iptal edilmiştir.

Kararda, perakende satış hizmetinin, perakende satış lisansına sahip şirketler tarafından, elektrik enerjisi ve/veya kapasite satımı dışında, tüketicilere sayaç okuma, faturalama gibi hizmetlerden meydana geldiği; sayaç okuma ve faturalama hizmetlerine ilişkin maliyetlerin, abone grubuna ve tüketilen enerji miktarına göre değişiklik gösterecek maliyetler olmadığı ve bu nedenle abone başına sabit bir ücret olarak uygulanmasının gerektiği belirtilmiştir. Danıştay -----.

Dairesinin anılan kararı Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 24.05.2012 günlü---- sayılı kararıyla onanmıştır.

c) Dava Konusu PSH Bedellerinin Davacı Şirkete İade Edilip Edilemeyeceği Konusu: Davacı ----- serbest tüketici olmasına rağmen lisans sahibi bir tedarik şirketini seçip ikili anlaşma yapmamıştır. Danıştay ----- Dairesinin 31.03.2015 tarih, ----- sayılı İlamı, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun----sayılı ve 13.05.2019 tarihli kararı, Danıştay ---- Dairesinin 06.04.2011 günlü, ----- sayılı kararı, 14 Nisan 2009 tarih ve --- sayılı ----- yayımlanan Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliğindeki 9, 15, 16, 17 ve 23. maddelerindeki düzenlemelere göre yukarıda hesaplanan 5.007,68 TL tutarındaki PSH bedelini davalı şirketten iadesini talep edemeyeceği yönündeki kanaatimi Sayın Mahkemenin hukuki takdirlerine Saygıyla arz ederim.

Mahkememiz ara karar ile dosyanın elektrik elektronik Mühendisi bilirkişisi ----- tevdi edilerek bilirkişi raporu alınması yönünde ara karar kurulmuş ve 15.07.2025 tarihli bilirkişi raporu mahkememize teslim edilmiştir.

Bilirkişi ----- Ek raporunda özetle. Yargıtay İçtihatlarına Göre Davacının PSH Bedelini Talep Edip Edemeyeceği: Danıştay ilamlarına göre değerlendirilme yapılmaksızın, emsal nitelikteki Yargıtay ------. Hukuk Dairesi ------Karar sayılı içtihatlarına göre, dava konusu döneme ilişkin olarak davacı şirketin de dahil olduğu abone grubu için sonradan belirlenmiş olan maktu ücret hariç tutularak PSH bedellerinin KDV’li olarak davacı şirkete iade edilebilecektir.

Bundan dolayı, davacı----hesap numaralı ve bu fabrikaya bağlı diğer abonelikleri için Nisan’2015-Aralık’2015 arasındaki dönem için davalı tarafından tahsil edilen 5.007,68 TL PSH bedelleri davacı şirkete iade edilebilecektir, Buna göre Davalı --- davacı-----, tahsil ettiği PSH bedelleri toplamı 5.007,68 TL iade etmesi gerekmektedir. Şeklinde tespitte bulunduğu görülmüştür.

Mahkememiz ara karar ile dosyanın elektrik elektronik Mühendisi bilirkişisi ----- tevdi edilerek bilirkişi raporu alınması yönünde ara karar kurulmuş ve 10.11.2025 tarihli bilirkişi raporu mahkememize teslim edilmiştir.

Bilirkişi ---- Ek 2. raporunda özetle; Sayın Mahkemenin, Danıştay ---. Dairesinin 31.03.2015 tarih --- Esas ve ----- Karar sayılı İlamı’na göre değerlendirilme yapılmaksızın, emsal nitelikteki Yargıtay ---Hukuk Dairesi -- Esas, --- Karar, ---- Karar sayılı içtihatlarına göre, davacı şirketin dahil olduğu abone grubu için sonradan belirlenmiş olan maktu ücret hariç ödenen PSH bedelleri KDV ile birlikte davacı ----fabrikasındaki --- ve ----- hesap numaralı ve bu fabrikaya bağlı diğer abonelikleri için Nisan’2015-Aralık’2015 arasındaki dönem için davalı tarafından tahsil edilen tahsil edilen PSH bedelleri yukarıdaki tabloda hesaplanmıştır. Buna göre, davacı----- talep edebileceği PSH bedellerinin toplamı %18 oranındaki KDV dahil 4.944,79TL olarak hesaplanmıştır.

DAVANIN HUKUKİ NİTELİĞİ ve GEREKÇE: Dava, abonelik sözleşmeleri kapsamında düzenlenen faturalar nedeniyle fazla tahsil edilen PSH (perakende satış hizmet) bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Davalı yanca cevap dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağı ve zamanaşımı definde bulunduğu görülmüştür. Mahkememizce davanın belirsiz alacak davası olarak açılıp açılamayacağının belirlenmesi gerekmektedir.

01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 107. maddesiyle, mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda yer almayan yeni bir dava türü olarak belirsiz alacak ve tespit davası kabul edilmiştir.

6100 Sayılı Kanunun 107. maddesine göre, “(1)Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.(2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır.”

Davanın belirsiz alacak davası türünde açılabilmesi için, davanın açıldığı tarih itibariyle uyuşmazlığa konu alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak davacı tarafca belirlenememesi gereklidir.

Belirleyememe hali, davacının gerekli dikkat ve özeni göstermesine rağmen miktar veya değerin belirlenmesinin kendisinden gerçekten beklenilmemesi durumuna ya da objektif olarak imkansızlığa dayanmalıdır.6100 Sayılı Kanunun 107/2. maddesinde, sorunun çözümünde yol gösterici mahiyette kriterlere yer verilmiştir.

Anılan madde fıkrasında, karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacının, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabileceği hüküm altına alınmış, madde gerekçesinde de “karşı tarafın verdiği bilgiler ve sunduğu delillerle ya da delillerin incelenmesi ve tahkikat işlemleri sonucu (örneğin bilirkişi ya da keşif incelemesi sonucu)” belirlenebilme hali açıklanmıştır.

Davacının alacağının miktar veya değerini belirleyebilmesi için elinde bulunması gerekli bilgi ve belgelere sahip olmaması ve bu belgelere dava açma hazırlığı döneminde ulaşmasının da (gerçekten) mümkün olmaması ve dolayısıyla alacağın miktarının belirlenmesinin karşı tarafın elinde bulunan bilgi ve belgelerin sunulmasıyla mümkün hale geleceği durumlarda alacak belirsiz kabul edilmelidir.

Sırf taraflar arasında alacak miktarı bakımından uyuşmazlık bulunması, talep sonucunun belirlenmesinin davacıdan beklenemeyecek olması anlamına gelmez. Önemli olan objektif olarak talep sonucunun belirlenmesinin davacıdan beklenemeyecek olmasıdır.

Sadece alacak miktarında taraflar arasında uyuşmazlık bulunması ya da miktarın tartışmalı olmasının belirsiz alacak davası açılması için yeterli sayılması halinde, neredeyse tüm davaların belirsiz alacak davası olarak kabulü gerekir ki, bu da kanunun amacına aykırıdır. Çünkü, zaten uyuşmazlık bulunduğu için dava açılmakta ve uyuşmazlık mahkeme önüne gelmektedir. Önemli olan davacının talebini belirli kılacak imkana sahip olup olmadığıdır.

Burada, alacağın belirlenebilir olması ile ispat edilebilirliğinin de ayrıca değerlendirilmesi gerektiği unutulmamalıdır.Davacının talep ettiği alacağı belirlemesi objektif olarak mümkün, ancak belirleyebildiği alacağını ispat etmesi, kanunun öngördüğü şekilde (elindeki delillerle) mümkün değilse, burada da belirsiz alacak davası açılacağından söz edilemez. Çünkü, bir alacağın belirlenmesi ile onun ispatı ayrı şeylerdir.

Davacı, talep konusu yaptığı alacağını çok net şekilde belirleyebilir; ancak her zaman onu ispat edecek durumda olmayabilir. Aksinin kabulü, her ispat güçlüğü olan alacağı belirsiz alacağa dönüştürmek gibi hem kanunun amacına hem de genel ilkelere aykırı bir durumu ortaya çıkartabilir.

Alacağın miktarının belirlenebilmesinin, tahkikat aşamasında yapılacak delillerin incelenmesi, bilirkişi incelemesi veya keşif gibi sair işlemlerin yapılmasına bağlı olduğu durumlarda da belirsiz alacak davası açılabileceği kabul edilmelidir. Ne var ki, bir davada bilirkişi incelemesine gidilmesi belirsiz alacak davasının açılabilmesi için yeterli değildir. Bir davada bilirkişiye başvurulmasına rağmen davacı dava açarken alacak miktarını belirleyebiliyorsa, belirsiz alacak davası açılamaz.

Kategorik olarak, belirli bir tür davanın veya belirli kişilerin açtığı davaların baştan belirli veya belirsiz alacak davası olduğundan da söz edilemez.

Her bir davaya konu alacak bakımından, belirsiz alacak davasına ilişkin ölçütlerin somut olaya uygulanarak, belirleme yapılması gereklidir.Zaman zaman, 6100 Sayılı Kanun ile birlikte kabul edilen belirsiz alacak davası ile kısmi davaya ilişkin yeni düzenlemedeki sınırın tam olarak tespit edilemediği, birinin diğeri yerine kullanıldığı görülmektedir. Oysa bu iki davanın amacı ve niteliği ayrıdır.

Alacak, belirli veya belirlenebilir ise, belirsiz alacak davası açılamaz; ancak şartları varsa kısmi dava açılması mümkündür.Somut olayın özellikleri dikkate alınarak, yukarıda belirtilen açıklamalar ışığında, davanın belirsiz alacak davası olarak açılabilmesi için gerekli şartların bulunup bulunmadığının değerlendirilmesine gelince;

davacının davasını 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 107. maddesi uyarınca açıkça belirsiz alacak davası olarak açtığı, somut olayda davacının, -----Fabrikasındaki 2015 Nisan döneminden itibaren 2015 Aralık dönemi sonuna kadar Tesisat numarası ----, Sözleşme hesap numarası ----- olan abonelik ve varsa diğer abonelikler kapsamında düzenlenen faturalarla kendisinden fazladan alınan PSH (Perakende Satış Hizmet) bedelinin tespit edilerek hüküm altına alınmasını talep ettiği, buna göre öncelikle davacıya ait fabrikadaki abonelik kapsamında düzenlenen faturalarla davacıdan tahsil edilen toplam PSH bedelinin belirlenmesi,

bu bedelden davalının alabileceği sabit PSH bedellerinin toplamının düşümü ile fazla alınan PSH bedelinin tespitinin gerektiği, bu sonuca ise ancak davalının vereceği bilgi, konusunda uzman bilirkişiden alınacak rapor ve yapılacak tahkikat ile varılabileceği, bu durumda hesabın ve talep sonucunun belirlenmesinin objektif olarak davacıdan beklenemeyeceği, bu halde davacı tarafça davanın belirsiz alacak davası açılabileceği anlaşılmıştır.

Davalı yanın zamanaşımı defisinin incelenmesinde dava konusu uyuşmazlıkta 10 yılllık zamanaşımı uygulanması söz konusu olup, davacının talebinin 2015 yılına ilişkin olduğu, davanın açıldığı 17/03/2023 tarihi itibariyle zamanaşımının dolmadığı anlaşılmıştır.Mahkememizce çözülmesi gereken uyuşmazlığın davacı şirketin elektrik tüketim miktarlarına göre serbest tüketici kapsamında kalıp kalmadığı, serbest tüketici kapsamında ise davacının aboneliği nedeniyle haksız yere perakende satış hizmet bedelinin alınıp alınmadığı, davacının istirdat isteminin yerinde olup olmadığı,

iade edilmesi gereken PSH bedeli varsa miktarının belirlenmesi noktalarında toplanmaktadır.---- Bölge Adliye Mahkemesi ---- Hukuk Dairesi'nin---- Karar Sayılı İlamında "...Dava.

Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun (EPDK) ---- sayılı kararı ile 01/09/2006 ila 31/12/2010 tarihleri arasındaki geçiş döneminde Perakende Satış Hizmet (PSH) tarifesinin kWh bazında belirlenmesine ilişkin 20 Dağıtım Şirketi İçin Gelir Gereksinimi Hesaplaması ve Tarife Metodolo- jisinin, Geçiş Dönemi Tarife Uygulamaları başlıklı II. Bölümünün (B) bendinin Danıştay tarafından iptal edilmiş olması nedeniyle,

anılan dönemde davacı şirket tarafından davalı şirkete elektrik tüketim bedelleri ile birlikte ödenen PSH bedellerinin istirdadı istemine ilişkindir.Hukuka aykırı bulunan idari işlemler hakkında idari yargı yerlerince verilen iptal kararları, iptal edilen karara istinat eden, onunla doğrudan doğruya alakalı tasarruflara da etkilidir.

Bu suretle iptal hükmü, iptal edilen karara dayanan, onunla bağlı bir mahiyet arzeden sonuç işlemleri de ortadan kaldırmak suretiyle geçmişe yürümektedir. İptal kararlarının bu özelliği, dava konusu idari tasarruftan önceki hukuki durumun sağlanması gereğinden kaynaklanmaktadır.

Dosya kapsamına göre; davalı şirketin, EPDK'nın, Danıştay tarafından iptal edilen dü- zenleyici işlemi esas alarak 01/09/2006 ila 31/12/2010 tarihleri arasındaki geçiş döneminde tanzim ettiği faturalar ile elektrik abonesi olan davacı şirketten, tüketilen enerji miktarı (kWh) üzerinden PSH bedeli tahsil ettiği anlaşılmaktadır.

Her ne kadar davalı taraf '6719 sayılı kanun ile 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nda değişiklik yapıldığını, yapılan bu değişiklikle kanunun geriye uygulanacağını, PSH bedelinin EPDK tarifelerinde yer alarak tahsil edilebileceği'ni iddia etmiş ise de; Danıştay -----.Dairesi'nin iptal kararında "PSH bedelinin tüketicilerden tahsil edilemeyeceği" hususu değil "PSH yani sayaç okuma ve faturalama hizmetlerine ilişkin maliyetlerin abone grubuna ve tüketilen enerji bedeline göre değişiklik gösterecek maliyetler olmadığı, bu nedenle abone başına sabit bir ücret olarak uygulanması gerektiği"nin belirtildiği anlaşılmakla 6719 sayılı kanun ile 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nda yapılan değişikliğin Danıştay ---- HD'nin iptal kararına bir etkisi bulunmamaktadır.

Hal böyle olunca; Danıştay kararı ile geçmişe etkili olarak ortadan kalkan düzenleyici işlem nedeniyle davalı şirket tarafından geçiş döneminde tahsil edilen PSH bedellerinin davacı şirkete iade edilmesi gerektiği tartışmasızdır...." şeklinde açıklanmıştır.

---- Bölge Adliye Mahkemesi ---. Hukuk Dairesi'nin ---- Esas Ve ----Karar Sayılı İlamında "Dava,Perakende Satış Hizmet ve Sayaç Okuma bedelinden kaynaklanan alacak talebine ilişkindir.

Davada, davalı şirketin, iptal edilen düzenleyici işlemi esas alarak (tüketilen enerji miktarı-kWh üzerinden) tanzim ettiği faturalar ile elektrik abonesi olan davacı şirketten tahsil ettiği PSH bedelinin tahsili istenilmiştir.

Konuya ilişkin emsal karar ve Yargıtay onama kararına göre EPDK nın 875 sayılı kararının Danıştay ----Dairesince ----- sayılı kararı ile abone başına sabit ücret uygulaması yapılarak uygulanması gerektiği gerekçesi ile iptal edildiği,Danıştay Kararının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu Kararı gereğince serbest tüketicilerle sınırlı olarak uygulanması gerektiği,bu hususun Yargıtay ----.HD'nin 28/11/2013 tarihli -----.sayılı ilamında da belirtildiği,ilk derece mahkemesince alınan ve hükme dayanak bilirkişi raporunda, davacının serbest tüketici olduğunun belirlendiği,

düzenleyici işlemin iptaline ilişkin hüküm nedeniyle serbest tüketici olan davacının, dava konusu dönemde, perakende satış sözleşmesi ve bağlantı anlaşması gereği kullandığı elektrik nedeniyle yapılan faturalandırma ile tahakkuk ve tahsil edilen ve faturalarda kwh üzerinden belirlenen PSH bedeli ile abone başı hizmet karşılığı ödemesi gereken bedel arasındaki farkı fatura KDV'si ile birlikte isteyebileceği,bu açıdan dava konusu dönemde, 2007 dönem faturaları için 46.822,36-TL + KDV ( KDV dahil 55.230,74-TL) PSH bedeli tahsil edildiği, tahsilatın davalı tarafından yapılması nedeniyle husumet itirazının yerinde olmadığı,

bilirkişi raporunun taraf,mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli olduğu anlaşılmıştır....Hal böyle olunca mahkemece.

EPDK'nın düzenleyici işleminin Danıştay tarafından iptal edildiği, buna bağlı olarak geçmişe etkili olarak ortadan kalkan düzenleyici işlem nedeniyle davalı şirket tarafından fazladan tahsil edilen PSH bedellerinin davacı şirkete iade edilmesi gerektiği alınan bilirkişi raporu ile belirlenen tutarın davalıdan tahsiline karar verilmesi usul ve yasaya uygundur. " şeklinde açıklanmıştır.Davacının taraf olduğu benzer yargılamaya ilişkin Yargıtay --- Hukuk Dairesi tarafından verilen -----Esas ve----- Karar sayılı ilamında Bölge Adliye Mahkemesinin "Mahkemece hükme esas alınan, davacının fazladan ödediği PSH bedellerini,

bu bedeller üzerinden alınan KDV ile birlikte 934.749,66 TL olarak hesaplayan 28.12.2017 tarihli bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu, davalı şirketin EPDK'nın düzenleyici işlemini esas alarak 01.09.2006 ile 31.12.2010 tarihleri arasındaki geçiş döneminde tanzim ettiği faturalar ile elektrik abonesi olan davacı şirketten tüketilen enerji miktarı (kWh) üzerinden (nispi) PSH bedeli tahsil ettiği, EPDK'nın düzenleyici işleminin Danıştay tarafından iptal edildiği,

buna bağlı olarak geçmişe etkili olarak ortadan kalkan düzenleyici işlem nedeniyle davalı şirket tarafından 2006 Eylül-2010 Aralık döneminde fazladan tahsil edilen PSH bedellerinin davacı şirkete iade edilmesi gerektiği, davacı şirkete iade edilecek tutar belirlenirken hizmetin bir ücret karşılığı verilmesi gerektiği gözetilerek,

EPDK tarafından davacı şirketin de dahil olduğu abone grubu için sonradan belirlenmiş olan maktu ücretin mahsup edilmesi ve ayrıca fazladan ödendiği belirlenen PSH bedelleri ile bu bedeller üzerinden alınan KDV’nin toplamından oluşan alacağın tahsiline karar verilmesi gerektiği, 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nda 6719 sayılı Kanun ile yapılan değişikliklerin, EPDK'nın halen yürürlükte olan düzenleyici işlemleri hakkında uygulama alanı bulacağı, bu nedenle anılan kanun değişikliklerinin somut olay bakımından bir etkisi bulunmadığı,

davacının dava konusu bedellerin tahsil edildiği tarihlerde serbest tüketici olduğunun yargılama sırasında alınan bilirkişi raporu ile tespit edildiği, ilk derece yargılaması aşamasında ileri sürülmeyen zamanaşımı def'inin istinaf aşamasında dikkate alınamayacağı, ancak davacının KDV dahil olmak üzere 937.017,51 TL'nin davalıdan tahsilini talep ettiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının davalıdan talep edebileceği miktarın 934.740,66 TL olarak hesaplandığı,

davacının da anılan bilirkişi raporuna karşı sunduğu beyan dilekçesinde 934.740,66 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek faiziyle tahsilini talep ederek talep sonucunu daraltma yoluna gittiği, bu durumda davanın kısmen kabulü ile fazlaya ilişkin talebin reddi yönünde hüküm tesisi gerekirken davanın tam kabulü şeklinde hüküm tesisinin yerinde olmadığı, davalının dava tarihinden önce temerrüde düşürüldüğü iddia ve ispat edilemediğinden hükmedilen alacağa uygulanacak gecikme faizi için faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olarak belirlenmesinin de yerinde olduğu gerekçesiyle;

davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden davanın kısmen kabulü ile 934.740,66 TL fazla ödenen miktarın dava tarihinden itibaren 6183 sayılı Kanun'a göre işleyecek gecikme faizi ve işleyecek gecikme faizinin KDV'si ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesine" dair kararın taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine kararın onandığı görülmüştür.

Mahkememizce yapılan yargılamada bilirkişi raporları alınmış, bilirkişi raporlarında davacının serbest tüketici olduğu tespit edilmiştir.

Bilirkişi raporlarında davacının ikili anlaşma yapmadığından talep edemeyeceği bildirilmiş ise de yukarıdaki emsal kararlarda yapılan açıklamalar göz önüne alındığında davalının tanzim ettiği faturalar ile elektrik abonesi olan davacı şirketten tüketilen enerji miktarı (kWh) üzerinden (nispi) PSH bedeli tahsil ettiği, EPDK'nın düzenleyici işleminin Danıştay tarafından iptal edildiği,

buna bağlı olarak geçmişe etkili olarak ortadan kalkan düzenleyici işlem nedeniyle davalı şirket tarafından fazladan tahsil edilen PSH bedellerinin davacı şirkete iade edilmesi gerektiği, davacının serbest tüketici olarak fazla alınan PSH bedelini talep edebileceği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

Davacının PSH alacağının tespit edilirken dava konusu döneme ilişkin olarak hizmetin bir ücret karşılığı verilmesi gerektiği gözetilerek EPDK tarafından davacı şirketin de dahil olduğu abone grubu için sonradan belirlenmiş olan maktu ücretin mahsup edilmesi ile fazladan ödendiği belirlenen PSH bedelleri ile bu bedeller üzerinden alınan KDV’nin tespit edilmesi gözetilmesi gerekmektedir.

Bu açıklama nazarında alınan Elektrik Mühendisi ----- tarafından hazırlanan 10/11/2025 tarihli ek raporda 4.944,79 TL olarak davacının talep edebileceği miktar tespit edilmiştir. Davacı vekili tarafından ek raporda tespit edilen bedel üzerinden dava değerinin artırılmıştır.

Mahkememizce alınan 10/11/2025 tarihli ek raporu denetime elverişli olup, hükme esas alınarak davacının fazladan ödediği tespit edilen 4.944,79 TL PSH bedelleri talep edebileceği sonuç ve kanaatine varılarak, davacı davalıya dava öncesinde temerrüte düşürmediği, dava tarihi itibarıyla davalının temerrüde düştüğü ve 6183 sayılı yasa gereği gecikme zammı uygulamasının sözleşmede görüldüğü anlaşılmakla, davanını kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜ M

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davanın KABULÜ ile, 4.944,79 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek 6183 sayılı kanunun 51. Maddesine göre gecikme faizi ve gecikme faizinin KDV si ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,

2-Harçlar yasası uyarınca alınması gereken 732,00 TL harçtan, peşin yatırılan 179,90 TL harç ile 50,38 TL tamamlama harcının düşümü ile geri kalan 501,72 TL harcın davalıdan alınarak hazineye İRAD KAYDINA,

3-Davacı tarafından yapılan 179,90 TL peşin harc, 179,90 TL başvuru harcı, 50,38 TL tamamlama harcı 18.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 272,50 TL posta gideri olmak üzere toplam 18.682,68 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,

4-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca 4.944,79 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,

5-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,

6- 3.120,00 TL Arabulucu ücretinin davalıdan tahsiliyle hazineye İRAD KAYDINA,Dair;6100 Sayılı HMK'nın 341/2. Maddesi uyarınca kesin olarak verilen karar davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/195, K. 2026/215, 3 Mart 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Esas No : 2023/195
  4. Karar No : 2026/215
  5. Dava
  6. Dava Tarihi : 17/03/2023
  7. Karar Tarihi : 03/03/2026
  8. Gereği Düşünüldü
  9. Dava
  10. Cevap
  11. Deliller
  12. Hükü M

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/195
Karar No
2026/215
Tarih
3 Mart 2026

İlgili Kararlar

  • İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi E.2023/195 K.2026/67
  • Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi E.2023/198 K.2026/516
  • Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi E.2023/202 K.2026/354
  • Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/203 K.2026/180
  • Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/209 K.2026/253
  • Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi E.2023/212 K.2026/545

Tüm Arşiv

İlk Derece Mahkeme KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.