KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/719
- Karar No
- 2024/19
- Karar tarihi
- 11 Ocak 2024
Karar Metni
918 kelime·5 dk okuma·7 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/719
KARAR NO : 2024/19
DAVA
İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 17/10/2023
KARAR TARİHİ : 11/01/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili 17/10/2023 harç tarihli dava dilekçesinde özetle;
"Müvekkil şirket nezdinde ----- no.lu ---- ait----- plakalı otomobil sigortalanmıştır. 22.09.2020 tarihinde sürücü ---- sevk ve idaresindeki -----plakalı araç hareket halinde iken; kamyonetin arka kapağının açılması ile park halindeki müvekkil şirket nezdinde sigortalı ----- plakalı aracı kapı ile sürüklemiş ve park halindeki -----plakalı araca çarpmasına sebebiyet vermiştir. Kazaya ilişkin düzenlenen kaza tespit tutanağında davalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğu açıktır. Müvekkil şirkette sigortalı araçta konu kaza nedeniyle 8.915,72 TL hasar meydana geldiği tespit edilmiş ve söz konusuz hasar bedeli 23.11.2021 tarihinde sigortalıya ödenmiştir.
Davalıya ait -----plakalı aracın %100 kusurlu olduğunun açık olması karşısında sigortalıya ödenen hasar tutarın tahsili amacıyla davalı araç sahibine ve sürücüye hasar bedeli rücu edilmiştir.
Müvekkil sigorta şirketinin dava konusu hasardan kaynaklı alacağı, ödeme tarihi olan 23.11.2021 tarihinden itibaren yasal faizi ve fer'ilerinin ödenmesi amacıyla, davalılara karşı -----İcra Müdürlüğü-----Sayılı dosyası ile icra takibi yapılmış ancak borçlu davalılar tarafından takibe itiraz edilmiştir.
Davalı borçlu ----- tebligatın usulsüz yapıldığı iddiası ile -----İcra Hukuk Mahkemesi nezdinde----- Sayılı dosya ile dava ikame etmiştir. ---- İcra Hukuk Mahkemesi 24.05.2023 tarih ve -----Sayılı kararı ile davalı ---- ödeme emri tebliğini öğrenme tarihinin 05.10.2022 olduğu hususunda hüküm kurulmuştur.
TTK 5A kapsamında rücu davası olduğundan icra dosyasına istinaden müvekkil şirket adına 09.08.2023 tarihinde başvurulan ve ----- nolu dosya ile yürütülen arabuluculuk görüşmesi 23.08.2023 tarihinde anlaşmazlıkla sonuçlanmıştır. 22.09.2020 tarihinde meydana gelen kazaya ilişkin tutulan kaza tespit tutanağından da anlaşılacağı üzere kazanın ----plakalı aracın %100 kusuruyla meydana geldiği ortadadır.
Davalı borçluların icra takibine yapmış olduğu haksız ve mesnetsiz itirazın kaldırılarak icra takibinin devamına karar verilmesi gerekmektedir.
" denmiştir. Usulüne uygun tebliğe rağmen davalı tarafın dosyamıza herhangi bir cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava Genişletilmiş Kasko sigorta ödemesine dayanan rücuen tazminata dayanan davadır.
Dosya kapsamı incelendiğinde; uyuşmazlık, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 1472/1. maddesi uyarınca, sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenen tazminatın, kusurlu olan davalılardan rücuan tahsiline ilişkindir. TTK'nın 1472/1 maddesinde düzenlenen halefiyet, yasal, sınırlı ve cüz’î halefiyet niteliğindedir.
Bu maddeden doğan halefiyet hakkına istinaden açılan veya açılacak olan dava, esas itibariyle sigortalının, kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. TTK'nın 1472/1. maddesi uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nisbetinde sigortacıya intikal eder.
Bu şekilde sigortalısının haklarına halef olan sigorta şirketinin, ödediği tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçerek açtığı rücû davası, aslında bir tazminat davası olup, bu niteliği itibariyle aynı zamanda şahsî nitelikte bir eda davasıdır. Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için şahsî ve rücûu ödediği bedelle sınırlı olduğundan dolayı da cüz'î haleftir.
Sigortacının, sigortalıya ödediği tazminat oranında sigortalının yerine geçeceği ve onun kanunî halefi olacağı, ilke olarak 31.03.1954 gün ve -----. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtilmiştir.
17.01.1972 tarih ve -----. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da, sigortacının, zarara sebebiyet veren aleyhinde açtığı rücû davasının, kanundan doğan halefiyete dayandığı ve halef olanın, halefiyet yolu ile nasıl bir hak iktisap etmiş ise o hakka sahip olacağı vurgulanmış; velhasıl sigorta ettirenin ne hakkı varsa bunların, şartları gerçekleşince sigortacıya geçeceği; sigortacının, sigorta ettirenin bütün def’ilerini üçüncü şahsa karşı ileri sürebileceği açıktır.
Asliye Ticaret Mahkemeleri, Asliye Hukuk Mahkemesinin görevine giren ticari davaların çözümlendiği mahkemelerdir. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevine giren işler dışında kalan tüm uyuşmazlıklar Asliye Hukuk Mahkemesince çözümlenir. Hangi davaların ticari dava olduğu 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde sayılmıştır.6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. maddesi ve 5/2. maddesiyle özel yasalarda hangi davaların ticari dava olduğu açıkça yazılmıştır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanununda düzenlenen veya kendi özel kanunlarında mutlak ticari dava olduğu belirtilen ve bu sebeple ticari nitelikte olduğu kabul edilen davalardır. Nispi ticari davalar ise her iki taraf için ticari sayılan konulardan doğan davalardır. Nispi ticari davadan söz edebilmek için iki koşulun bir arada olması gerekir.
Birinci koşul her iki tarafın da tacir olması, ikinci koşul ise davaya konu uyuşmazlığın tarafların ticari işletmesi ile ilgili olmasıdır.
Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; her ne kadar davacı sigorta şirketinin sigortalısı ve selefi şirket olsa da davalı tarafların celbedilen vergi kayıtlarının incelenmesinde davalı ------ işletme usulüne göre defter tuttuğu ve sınırı aşmadığının bildirildiği görülmüş olup, davalının tacir olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı ve esnaf olarak kabulü gerektiği, yine davalı ------ müzekkere cevapları dikkate alındığında tacir sıfatına sahip olmadığı, uyuşmazlığın da haksız fiilden kaynaklandığı hususları göz önünde bulundurulduğunda dava konusu uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmakla mahkememizin görevsizliğine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.
Hüküm; Ayrıntısı ve yasal gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ NEDENİYLE USULDEN REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-HMK 20. Maddesi uyarınca kararın kesinleşme tarihinden, İstinaf yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren taraflardan birinin 2 hafta içerisinde mahkememize başvurması halinde dosyanın görevli ----- Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, aksi taktirde mahkememizce Resen davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARINA,
3-HMK 331/2. Maddesi uyarınca yargılama giderleri hakkında görevli mahkemece KARAR VERİLMESİNE,
4-Görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki (2) hafta içerisinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi için taraflardan biri tarafından başvuruda bulunulmadığı takdirde,mahkememizce dosyanın re'sen ele alınarak, 6100 Sayılı HMK'nın 20/1. maddesi gereğince davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verilmesine, harç, yargılama gideri, vekalet ücreti, gider avansı vd hususların talep halinde, 6100 Sayılı HMK'nın 331/2. ve 331/2. maddesi gereğince mahkememizce hüküm altına ALINMASINA,Dair; gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davacı vekili ile davalı ----- yüzüne karşı, diğer davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/719, K. 2024/19, 11 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama