KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/320
- Karar No
- 2024/769
- Karar tarihi
- 21 Kasım 2024
Karar Metni
1.551 kelime·8 dk okuma·8 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/320
KARAR NO : 2024/769
DAVA
İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 07/05/2024
KARAR TARİHİ : 21/11/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Müvekkili ----- ve davalı arasında servis taşımacılığı sözleşmesi yapıldığını, tarafların da birbiri ile ticari faaliyet içerisinde olduğunu, hizmet akdi çerçevesinde fatura alacağını alamayan müvekkilin fatura alacağınin mutlak ticari ilişkiden kaynaklandığını, müvekkilinin 2023 Ekim ayında yapılan anlaşma gereği düzenlenmiş güzergah belgesine uygun bir şekilde servis taşımacılığı faaliyetini eksiksiz ve özenli bir şekilde yaparak davalıya Ekim ayında gösterdiği faaliyetin ve emeğinin karşılığı 48.125,- TL'lik hak edişine karşılık 31.10.2023 tarihinde kestiği faturaya istinaden yapılan ödeme sonucu 37.224,29 TL ödenmemiş bedelin kaldığını,
bu faturaya davalı tarafından herhangi bir iade faturası veya sözlü ve yazılı itiraz yapılmadığını, davalıya Kasım ayında gösterdiği faaliyetin ve emeğinin karşılığı 18.843,- TL'lik hak edişine karşılık 30.11.2023 tarihinde kesilen faturaya istinaden yapılan ödeme sonucu 14.081,25 TL ödenmemiş bedel kaldığını, bu faturaya da davalı tarafından herhangi bir iade faturası veya sözlü ve yazılı itiraz yapılmadığını, müvekkilinin mağduriyet yaşadığını ----İcra Dairesinde ----. sayılı dosya ile 51.305,54 TL asıl alacak başlattığı icra takibine davalının itiraz ettiğini, itirazları kabul etmediklerini,
hizmet karşılığı düzenlenen faturaların davalı firma tarafından ödenmediğinin aşikar olduğunu sadece icra takibini durdurmak maksadıyla itiraz edildiğini, arabuuculuk sürecinde davalı tarafın uzlaşmadığını belirterek davanın kabulü ile davalı borçlunun ----- İcra Dairesi ----Esas sayılı takip dosyasına vaki itirazının iptaline ve takibin devamına, itirazında haksız olan davalı-borçlunun İİK'nın 67/2. maddesi gereğince takibe konu asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere hükmolunacak kötüniyet tazminatı davalı-alacaklı müvekkile ödemesine,
yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
RAPOR
Bilirkişi raporunda özetle. "Davalı -----tarafından Raporumuzun teslimine kadar bilirkişiye veya Sayın Mahkemenize bilirkişi incelemesi için defter ve belgelerinin sunulmadığı, bilirkişi incelemesi konusunda herhangi bir cevap verilmediği görülmüştür.
Kayıtlarını ibraz etmeyen tarafın defter ibrazından kaçınmış ve karşı tarafın delillerini kabul etmiş sayılacakları ve haklarında 28.07.2020 tarihli ---- Gazetede yayımlanan 7251 sayılı kanunun 23. Maddesi ile değişik 6100 sayılı HMK'nın 222. Maddesinin 3. Fıkrası uyarınca ticari defterlerin sunulmaması halinde sunan tarafın kayıtlarına delil olarak dayanılacağı hususundaki takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu kanaatine varılmıştır.
Davacı ---- Defter Beyan Sistemine dahil olduğu İşletme Hesabı Esasına göre defter tuttuğu.
Davacı ---- incelenen İşletme Defterinin, Geir İdaresi Başkanlığının Defter Beyan Sistemi üzerinden beyan süresi içerisinde yüklenerek beyan edildiği, İşletme Defterinin tek taraflı kayıt sistemine dayandığı, giderler ve gelirler defterin ayrı sayfalarına kaydedildiği, yapısı itibarıyla gerçek borç-alacak ilişkisinin tespitine imkân vermemesi nedeniyle davacının incelenen defter ve kayıtların TTK. md. 85 ve HMK 222. madde gereğince sahibi lehine delil niteliğinde bulunup bulunmadığı konusundaki takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu.
Davacının 2023 yılında davalıya 11 adet fatura kestiği, davalının da 28.02.2023 tarihinde davacıya fatura kestiği ile davacı vekilinin dava dilekçesinde beyan ettiği davalıya 31.10.2023 tarihinde kestiği 48.125,- TL'lik faturaya istinaden yapılan ödeme sonucu 37.224,29 TL bakiye kaldığı, 30.11.2023 tarihinde kestiği 18.843,- TL'lik faturaya istinaden yapılan ödeme sonucu 14.081,25 TL bakiye kaldığı, bu faturalara da davalı tarafından herhangi bir iade faturası veya sözlü ve yazılı itiraz yapılmadığı göz önüne alındığında davacının davalıdan 51.305,54 TL alacaklı olacağı takdirin Sayın Mahkemenine ait olduğu.
Dava dosyası içeriğinde dava konusu edilen faturaların davalı tarafından iade edildiğine dair herhangi bir belgenin görülmediği. Davalı ----kanuni defterleri ve kayıtlarının incelenemesi nedeniyle taraf kayıtları arasındaki farklar konusunda bir görüşün bildirilemeyeceği;" şeklide sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir.
DAVANIN HUKUKİ NİTELİĞİ ve GEREKÇE:
Dava, faturaya dayalı genel haciz yolu ile takipte ödeme emrine itirazın iptali ve takibin devamı istemine ilişkindir.
İtirazın iptali davası İcra İflas Kanunun 67. Maddesinde “Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı;
diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.” şeklinde düzenlenmiştir.
İcra dosyası fiziken celp edilmiş, borçlunun ödeme emrine süresi içerisinde itiraz ederek takibi durdurduğu tespit edilmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 6. maddesi uyarınca kural olarak, aksi kanunca belirlenmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur. Bu hüküm, kaynak İsviçre Medeni Kanunu’ndaki şekli gibi, “bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran taraf, o vakıayı ispat etmelidir” şeklinde anlaşılmalıdır.
Davacı taraf, bedeli ödenmeyen faturalara dayalı alacak talebinde bulunmaktadır. Buna göre öncelikli incelenmesi gerek husus faturanın ispat gücüdür. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddesi şu şekildedir: ''Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır''.
TTK'nın 21/2.(6762 sayılı TTK'nın 23/2.) maddesi ile faturanın tacirler arasında ifaya yönelik ispat aracı olduğu, süresinde itiraz edilmemekle münderecatından sayılan hususlar yönünden düzenleyen lehine, adına fatura düzenlenen aleyhine bir karine getirilmiştir. Bu karine faturanın ispat gücünü ortaya koymaktadır.
Fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulma safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir.
Davacının ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde davacı ticari defter ve kayıtlarından davalının faturadan kaynaklı (bakiye) 51.305,54 TL borçlu olduğunun tespit edilmiştir.
Mahkememizce 14/08/2024 günü yapılması istenilen defter incelemesine davalı yanın hazır olmadığı duruşma olan 1 nolu celsede karar verildiği, davalı yana duruşma zaptının tebliği ile inceleme gün ve saati ihtar edildiği, davalının ticari defterlerini dosyaya ibraz etmediği gibi dava dosyasına ticari defter ve kayıtlarının bulunduğu yer ile inceleme sırasında muhatap alınacak yetkili kişiyi bildirmediği,
6100 sayılı Hmk'nın 222/3. maddesinde, 28/07/2020 tarihli ----- gazetede yayımlanan 7251 sayılı kanunla ticari defterlerin sunulmamasına ilişkin 23. madde ile değişiklik yapılmış ve ticari defterlerin davalı tarafından sunulmaması halinde davacının ticari defter kayıtlarının lehine delil olacağı belirtildiği, davacı---- ait incelenen İşletme Defterlerinin, Geir İdaresi Başkanlığının Defter Beyan Sistemi üzerinden beyan süresi içerisinde yüklenerek beyan edildiği, Türk Ticaret Yasasının 23/2 maddesi hükmüne göre, sekiz gün içinde itiraz edilmeyen faturanın münderecatının kabul edilmiş olduğu,
bu haliyle dava dosyası içeriğinde dava konusu edilen faturaların davalı tarafından iade edildiğine dair herhangi bir belgenin davalı yanca mahkememize sunulmadığı, bu haliyle ticari defter ve kayıtlarını inceleme sunmayan davalı yanın aleyhine davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 51.305,54 TL alacaklı olduğu böylece bilirkişinin davacı tarafın ticari defterlerinin incelenmesi neticesinde takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 51.305,54 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği,
bu haliyle davacının davasını asıl alacak üzerinden ispat ettiği anlaşılmakla aşağıdaki şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.Alacağın likit olması konusunu Yargıtay Genel Kurulu -----Numaralı kararında; ''Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir.
Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir.
Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir.” şeklinde açıklamıştır. Bir alacağın likit olup olmadığı hususu değerlendirilirken her uyuşmazlık kendi koşullarında değerlendirilecek, alacağın miktarının belli ve sabit ya da borçlu tarafından bilinebilir olduğu durumlarda söz konusu alacağın likit olduğu kabul edilecektir.
Yargıtayın yerleşik kararlarına göre fatura alacakları likit niteliktedir. Yargıtay -----. Hukuk Dairesi’nin ------ Numaralı kararına göre.
“Uyuşmazlık, davacının davalıya faturayla sattığı mal bedelinden kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, borcun miktarı belirlenebilir (likit, hesap edilebilir) olduğundan, dava dilekçesinde icra inkar tazminatı isteyen davacı yararına İİK.nun 67/2 nci maddesi uyarınca tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile bu istemin reddi doğru görülmemiştir.” denilerek fatura alacağının likit niteliği belirtilmiştir.
Alacağın faturaya bağlı alacak olması nedeniyle kabul edilen asıl alacağın yüzde 20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/320, K. 2024/769, 21 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama