KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/345
- Karar No
- 2024/648
- Karar tarihi
- 17 Ekim 2024
Karar Metni
928 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/345
KARAR NO : 2024/648
DAVA
Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 24/08/2023
KARAR TARİHİ : 17/10/2024
Mahkememize görevsizlik kararı üzerine tevzi edilen dava dosyası mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydedilip incelendi
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı taraf iddialarında özetle: müvekkili aleyhine ----İcra Müdürlüğü----sayılı dosya ile icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin muhtarlığa bırakıldığı, takipten geç haberdar olduğu nedeniyle itiraz süresini kaçırdığını, davalı alacaklı hasar bedeli 126.948,91-TL bedelden bakiye kalan 100.000,00-TL için rücuen tahsili talepli icra takibi başlatıldığını, usulsüz tebligat nedeniyle icra takibinin kesinleştiğini, müvekkilinin uzun süreli oto kiralama işi yaptığını,
dava konusu alacağın kaynağı olan 31.12.2022 tarihli trafik kazasına kusurlu olarak karışan ---- plakalı aracın 09.11.2022 - 01.03.2023 tarihleri arasında ---- isimli kişiye kiralandığını, aracın işletim hakkının kiracıya ait olduğunu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesine göre aracın işletilmesiyle ilgili doğan zarardan aracın işleteninin sorumlu olduğunun belirtildiğini beyan ederek; davanın kabulüne, davalı ile müvekkili arasında mevcut geçerli bir borç ilişkisinin bulunmadığının tespitine, yargılama sonuçlanıncaya kadar icra takibinin durdurulmasına,
davalının haksız icra takibi nedeniyle alacağın % 20 sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı tarafın savunmalarının özeti: müvekkili şirket nezdinde sigortalı ----plakalı araç ile ---- plakalı araç arasında 31.12.2022 tarihinde trafik kazası oluştuğunu, kaza sonucu müvekkili şirket sigortalısına 28.02.2023 tarihinde 123.871,47-TL 20.02.2023 tarihinde 354,00-TL 20.03.2023 tarihinde 2.723,44-TL olmak üzere toplam 126.948,91-TL tazminat ödediğini, karşı aracın İhtiyari mali mesuliyet Sigortası konumunda bulunan ----- 25.05.2023 tarihinde 26.948,91-TL tahsilat sağlandığını, müvekkilinin bakiye alacağını tahsili amacıyla icra takibi başlattığını,
davacının araç kiralamasında aracı işletenin herhangi bir kazada veya hasarda 10.000,00-TL tutarında sorumlu olduğunun Araç kiralama sözleşmesine yazılı olduğunu, dolayısıyla davacının, araç sahibi olması sebebiyle müvekkili şirkete karşı sorumlu olduğunu, davanın reddine, davacının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DAVANIN HUKUKİ NİTELİĞİ ve GEREKÇE:
Dava, kasko sigorta poliçesi gereğince sigortalısına ödemede bulunan davalı ... şirketinin 6100 sayılı TTK'nın 1472.maddesi kapsamında, sigortalısının haklarına halef olarak başlattığı icra takibinden kaynaklı davacının borçlu olmadığının tespite ilişkindir.Davalı ... şirketinin ---- adına ----- plakalı otomobili 02/03/2022 ile 02/03/2023 tarihleri arasında kasko poliçesi ile sigortaladığı,
sigortalısına ödeme yaptığı, yaptığı ödemeden kaynaklanan bakiye alacağının tahsili amacıyla icra takibi başlattığı, davacı ...'nın da işleten sıfatı bulunmadığından kaynaklı menfi tespit isteminde bulunduğu ve huzurdaki davayı açmış olduğu anlaşılmıştır.Dosya kapsamından 31/12/2023 tarihinde dava dışı sigortalı ---- adına kayıtlı ---- plaka sayılı aracın kaza tarihini kapsar biçimde davacı ... nezdinde kasko sigortalı olduğu,
---- plaka sayılı aracın ---- sevk ve idaresindeyken, davalının maliki olan ---- plakalı aracın tehlikeli şerit değiştirdiği esnada aracın sağ ön kısımlarıyla aynı istikamette seyreden ---- aracının sol arka ve yan kısımlarına çarpmasıyla ve devamında zincirleme şekilde çarpışmalı maddi hasarlı trafik kazası sonucunda hasarlandığı anlaşılmaktadır.6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun "Halefiyet" başlıklı 1472. maddesinde " (1) Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer.
Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir.
(2) Sigortalı, birinci fıkraya göre sigortacıya geçen haklarını ihlal edici şekilde davranırsa, sigortacıya karşı sorumlu olur.
Sigortacı zararı kısmen tazmin etmişse, sigortalı kalan kısımdan dolayı sorumlulara karşı sahip olduğu başvurma hakkını korur." hükmü bulunmaktadır.Anılan hükümden de anlaşılacağı üzere, sigortalının gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar sigortacıya intikal edeceğinden, sigortacı ancak sigortalısının zarar veren kişiden isteyebileceği kadar ve yaptığı ödemeyle sınırlı olarak rücu talebinde bulunabilir.
Sigortalının zararını talep hakkı bulunmadığı durumlarda, sigortacı da halefiyetle talepte bulunamaz. Dosya kapsamında uyuşmazlık, 6102 sayılı TTK'nın 1472. maddesi uyarınca sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenen tazminatın haksız fiile sebebiyet veren davacıdan rücuan tahsiline yönelik icra takibine ilişkin borçlu olmadığının tespiti isteminden kaynaklanmaktadır.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 22.3.1944 tarih ---- Esas - ----Karar ----- sayılı kararında bu husus "sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir.
Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmaktadır.
Buna göre; sigortacının halefiyete dayalı olarak açılan davada, davanın nitelendirmesi yapılırken, davalının sigortalısı ile zarara neden olduğu ileri sürülen davacı arasındaki hukuki ilişkiye bakılması gerekir.Somut olayda, davalı ... şirketinin anlamında tacir olmasına karşın sigortalısının gerçek kişi, sigortaladığı araç hususidir.
Davalı ... şirketinin yukarıda açıklanan halefiyet ilkesi uyarınca yerine geçtiği dava dışı sigortalısı arasındaki uyuşmazlık sigorta sözleşmesinden değil, haksız fiilden kaynaklanmaktadır. Somut uyuşmazlıkta takip başlatılan davacı araç malikinin işletme esasına göre defter tuttuğu ve esnaf sınırı aşmadığında tacir olmayıp, kazaya karışan davacı aracının da otomobil hususi kullanımı olup, ticari amaçlı olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu nedenle yukarıda açıklanan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davaya bakma görevi genel görevli mahkeme niteliğindeki asliye hukuk mahkemesine ait olduğu, HMK'nin 114'üncü maddesinin 1'inci fıkrasının "c" bendi ve aynı Kanunun 115'inci maddesinin 2'nci fıkrası uyarınca, davaya bakma görevinin asliye ticaret mahkemesine ait olmaması nedeniyle davanın usulden reddine ile mahkememizin karşı görevsizliğine karar verilerek aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜ M
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Mahkememizin görevsizliği nedeniyle USULDEN REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, görevli mahkemenin -----Asliye Hukuk MAHKEMESİ olarak belirlenmesine,
2-Mahkememizin kararı ile ----Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ----- Esas ve ---- Karar sayılı ilamı arasında karşılıklı görev uyuşmazlığı nedeniyle karar kesinleştiğinde dosyanın uyuşmazlığın giderilmesi ve yargı yerinin belirlenmesi için İstinaf ilgili Hukuk Dairesi Başkanlığına GÖNDERİLMESİNE,
3-Mahkememiz esasının bu şekilde kapatılmasına ,
4-Harç ve yargılama giderlerinin 6100 Sayılı Kanunun 331. maddesinin 2. fıkrasının 1. cümlesi uyarınca, görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Dair;gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair huzurda bulunan taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/345, K. 2024/648, 17 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama