KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/501
- Karar No
- 2025/822
- Karar tarihi
- 2 Ekim 2025
Karar Metni
1.606 kelime·8 dk okuma·8 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/501
KARAR NO : 2025/822
DAVA
İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 12/06/2025
KARAR TARİHİ : 02/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. "Tarafımızca davalı borçlu aleyhinde------. İcra Müdürlüğünün ------ Esas sayılı dosyasında teslim edilmeyen 166.768 adet çeşitli ------ ürünlerinden kaynaklı zarar bedeli alacağına istinaden ilamsız icra takibi başlatılmıştır. Davalı borçlu tarafından borcun tüm ferileriyle birlikte alacağın tamamına itiraz edilmesi üzerine icra takibi durmuştur.
Dava şartı arabuluculuğa da başvurulmuş olmasına rağmen taraflar arasında anlaşma sağlanamamıştır. Davalı borçlunun icra takibine yapmış olduğu itiraz haksız ve mesnetsiz olup, işbu itirazın iptali için Sayın Mahkemeniz huzurunda işbu davayı ikame etme zorunlu olmuştur. Müvekkil şirket ile davalı arasında "------adı altında bir ticari ilişki kurulmuştur.
Kurulan bu ilişkide, bir broşür üzerine 4 adet ------- markalı kahve paketlerinden yapıştırılıp, bu broşürler su damacanalarına takılıp, damacanın promosyonu olarak dağıtılmaktadır.
Müvekkil şirket, şüpheli ile yapılan ---- Kampanyası kapsamında, şüpheliye ----arada kahve paketlerinden 212.899 adet; ----- arada kahve paketlerinden 213.040 adet; ----- kahve paketlerinden 212.997 adet; -------- kahve paketlerinden 213.568 adet olmak üzere, toplam 852.504 adet ürün teslim etmiştir. Verilen malzemeler ve miktarları, ekte sunulu malzeme teslim tutanağı ile kayıt altına alınmıştır.
(Ek: Malzeme teslim tutanakları) Davalı tarafından işlerin aksatılması sebebiyle müvekkil şirket davalı ile bu konuda görüşmek istemiş ve kendisini şirkete davet etmiştir. Yapılan görüşmede işlerin neden geciktiğini ve elinde kalan malzeme miktarını sorguladıklarında, davalı yanın tutarsız cevapları üzerine müvekkil şirket şüphelenmeye başlamıştır.
Davalı yan ile yapılan görüşmede, müvekkil şirket şüpheliye teslim edilen malların kendilerine dönüş miktarlarını hesaplamış, hesaplama sonucunda davalıya teslim edilen ürün adedi ile işin bitmesinden sonra davalıdan teslim alınan ürün adedi arasında büyük miktarda fark tespit edilmiştir.
Buna göre, ----arada kahve paketlerinden 41.465 adet; ------- arada kahve paketlerinden 41.606 adet; ----- paketlerinden 41.563 adet; ----- paketlerinden 42.134 adet olmak üzere toplam 166.768 adet eksik ürün tespit edilmiştir.
Davalı yan ile yapılan görüşmede, davalıya ürünlerin eksikliğinin sebebi sorulduğunda davalının net bir cevap veremememesi, herhangi bir açıklama yapamaması sebebiyle müvekkil şirket, davalının ürünleri eksik teslim ettiğini belirtir bir tutanak hazırlamış ve işbu tutanak, davalı ile müvekkil şirket arasında imza altına alınmıştır.
(Ek: Davalının imzasının bulunduğu eksik ürünleri gösterir tutanak) Davalının, işbu tutanak ile ürünleri müvekkil şirkete eksik olarak getirmiş olduğunu kabul ettiği izahtan varestedir. Davalı yan hizmet amacı ile kendisine güvenilerek teslim edilen ürünleri, müvekkil şirkete eksik olarak teslim etmesinden dolayı, TCK 155.
Maddesinin 2. Fıkrasında düzenlenen hizmet nedeniyle güvenin kötüye kullanılması suçunu işlemiş olduğundan tarafımızca savcılığa suç duyurusunda bulunulmuştur. Davalı yan hakkında kamu davası açılmış,----- Asliye Ceza Mahkemesi------- Karar ve 17.11.2023 tarihli kararda hizmet nedeniyle güvenin kötüye kullanılması suçunu nedeniyle 10 ay hapis ve 80.TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Davalı tarafça karar istinaf edilmiş ----- Bölge Adliye Mahkemesi ---- Ceza Dairesi -------. Sayılı kararında istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olmak üzere karar verilmiştir. Davalının dava konusu takibe itiraz etmesi ve borcunun bulunmadığını ileri sürmesi tamamen kötüniyetlidir. Bununla birlikte borca itiraz eden davalı yan tarafından, borcun ödendiğine ilişkin herhangi bir dekont veyahut ödeme belgesi de icra dosyasına ibraz edilmemiştir.
Davalı tarafından takip konusu borç ödenmediği gibi müvekkilin haklı alacağını sürüncemede bırakmak maksadıyla takibe kötüniyetli ve haksız olarak itiraz edilmiştir. İşbu sebeplerle davalı borçlunun haksız itirazının iptali ile asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere davalı borçlu şirket aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekmektedir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözüme kavuşturulabilmesi için ----- Arabuluculuk Bürosunun ---- büro dosya numaralı,-------arabuluculuk numaralı dosyası kapsamında arabuluculuk yoluna başvurulmuş; ancak taraflar arasında anlaşma sağlanamamıştır.
(EK1: ---- Arabuluculuk Bürosunun ---- büro dosya numaralı, ------- arabuluculuk numaralı 25.01.2024 tarihli e-imzalı anlaşmama son tutanağı) İşbu sebeplerle itirazın iptali ile takibin devamının sağlanması amacıyla Sayın Mahkemeniz huzurundaki davanın ikame edilme zarureti hasıl olmuştur. Yukarıda izah edilen ve Mahkemenizce resen gözetilecek hususlar doğrultusunda;
Davalı borçlu tarafça ----- İcra Müdürlüğü ------ Esas sayılı dosyasına yapılan haksız, mesnetsiz ve kötüniyetli İTİRAZIN İPTALİNE ve TAKİBİN KALDIĞI YERDEN DEVAMINA, Davalı borçlu şirket aleyhine takip çıkış tutarının %20'sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa hükmedilmesine," şeklinde talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava hukuki niteliği itibariyle, hizmet sözleşmesine aykırılıktan kaynaklı alacağın tahsiline ilişkin itirazın iptali davasıdır.
HMK.'nun 115/1.maddesi uyarınca dava şartlarının bulunup bulunmadığı davanın her aşamasında resen araştırılır. HMK.nun 114/c maddesi uyarınca mahkemenin görevli olması dava şartı olarak düzenlenmiştir. 26.06.2012 tarihli 6335 sayılı Yasanın 2.maddesiyle değiştirilen TTK.5.maddesinin 3.fıkrası uyarınca, ticaret mahkemesi ile diğer mahkemeler arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır.Ticari davalar TTK.4.maddesinde sayılmıştır. Buna göre her iki tarafın tacir olması halinde davanın konusuna bakılmaksızın dava nispi ticari dava olarak mahkememizin görevi alanında olacaktır.
Uyuşmazlığın Türk Ticaret Kanununda düzenlenen bir hususa ilişkin olması veya davanın ticaret mahkemesinde görüleceğine dair açık bir yasal düzenlemenin bulunması halinde mutlak ticari dava söz konusu olup mahkememizin görev alanı içinde kalacaktır.
Benzer konuya ilişkin ------ Bölge Adliye Mahkemesi ------. Hukuk Dairesinin -----esas ve ------ karar sayılı ilamında;
"Davacı vekili, müvekkilinin tacir olduğunu ileri sürmektedir. TTK'nın 11. maddesinde ticari işletme, 12. maddesinde tacir ve 15. maddesinde esnaf tanımları yapılmış olup, davacının bu tanımlar kapsamında tacir olup olmadığının tespiti gerekmektedir.
Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir.Türk Ticaret Kanununun 3. maddesinde, "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." düzenlemesi getirilmiştir.
TTK'nın 14. maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır.5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup,
ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tâbi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir.
Ayrıca TTK’nın 1463. maddesinde de, önce 17. maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir.19.02.1986 tarih ve ------- sayılı ------- Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir.
Buna göre.
1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar,
2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.
Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinde “Birinci Sınıf Tüccarlar” sayılmış olup bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar. İkinci sınıf tacirler ise ticari işletme hesabına göre defter tutarlar.
Bir hukukî işlemin veya fiilin TTK'nın kapsamında kaldığının kabul edilmesi için kanunun amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlar ile bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukukî işlemin veya fiilin olması gerekir." şeklindeki gerekçelerinin ışığı altında davalı ------ Vergi Dairesinin yazısına göre davalının Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmadığının bildirildiği,
aynı konuya ilişkin tahkikat yürüten -- Asliye Ceza Mahkemesinin ------- Karar sayılı dosya tutanaklarından davalının mahkeme savunmasında; " Ben o dönemde -------şirketinde çalışıyordum. Müşteki firmayla yazılı bir sözleşme yapmadık. Ancak sözlü olarak birim fiyatı üzerinden broşür üzerine -- yapıştırma işi hususunda anlaştık. İşi benim evimdeki insanlar yapıyordu. Her seferinde 40.000 tane ürünü bırakıp tamamlanınca geri alıyorlardı.
Bana teslim edilen ürünleri ben kendi apartmanımda yaptırdım." şeklinde savunmada bulunmuştur. Sonuç olarak davalının ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandırdığı, kazancının tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olduğu anlaşılmakla bu haliyle davalının tacir kabul edilemeyeceği değerlendirmeleri ile uyuşmazlığın genel hükümler çerçevesinde Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.
Davanın faturaya dayalı olarak açılan alacak istemine ilişkin olduğu, davanın TTK 4. Maddesinde düzenlen mutlak ticari davalardan olmadığı, davalının tacir olmadığı, bu tür davalara bakmakla görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşıldığından mahkememizin görevsizliğine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/501, K. 2025/822, 2 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama