KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2020/747
- Karar No
- 2025/316
- Karar tarihi
- 28 Mart 2025
Karar Metni
5.765 kelime·29 dk okuma·15 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/747
KARAR NO : 2025/316
DAVA
Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 05/10/2020
ESAS NO : 2021/342
KARAR NO : 2021/827
DAVA
Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 26/05/2021
KARAR TARİHİ : 28/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan), Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Asıl dosyada davacı/davalı vekilinin dava dilekçesi ile "Davacı şirketin 2.el oto alım satımında rapor hazırladığını, Franchice verdiğini, sahibi olduğu ---- markası ile davalılar ile 25.03.2016 tarihinde bayilik sözleşmesi akdedildiğini, davalı ...’nin devlet memuru olduğu için işletmeyi eşi adına açıp işleri vekaleten yürüteceğini belirttiğini, ...’nin ... adına vermiş olduğu----- noterliği 13.06.2016 tarihli vekaletname ile 25.03.2016 tarihli---- bölgesi için bayilik sözleşmesi imzalandığını, davalılar arasında gizli ortaklık olduğunu, ---- bayisinin tüm işlerinin ... tarafından yönetildiğini,
Bayilik Sözleşmesini ... adına-----noterliği 13.06.2016 tarihli vekaletname ...nin imzaladığını, bayi tarafından davacı şirketten yapılan alışverişlerin davacı şirkete ödenen ciro primlerinin ... ----- ait kartlarla yapıldığını, davacı şirkete verilen senetlerin ... adına olduğunu senet ödemelerinin banka kanalı ile ...’nin yaptığını, bayilik sözleşmesinin davacı şirketçe haklı nedenle feshedildiğini, ----bayisinin gizli ortağı konumunda bulunan ...’nin ---- kayıtlarına göre,
davacı şirketin eski ortaklarından rekabet yasağı sözleşmesi bulunan ---- ve aynı söktörde faaliyet gösteren rakip konumda ---- isimli Ekspertiz firması ortaklarından ---- ile 01.04.2020 tarihinde ---- kurduğunun anlaşıldığını, davalılar ile akdedilen 25.03.2016 tarihli bayilik sözleşmesinin 9 Maddesinde, …bayinin ----prestij ve menfaatlerini sarsıcı hareketlerde bulunmasının fesih doğan zararları tazmin sebebi olduğunun belirtildiğini, davalılarca -----işletme hesaplarının değiştirildiğini, davalılarca bu durumun düzeltilmediğini,
21.05.2020 tarihli ihtar ile bayilik sözleşmesinin 15 md.gereği 50.000usd teminat mektubu talep edildiğini yerine getirilmemesi üzerine ---- yazılım sisteminin kapatıldığını, buna rağmen davalının ---- tabelası altında müşteri kabul etmeye devam ederek korsan rapor hazırladığını, tüm bunlar üzerine,
davalılara gönderilen --- Noterliği’nden 08.06.2020 tarihinde gönderilen ----- yevmiye numaralı ihtarname ile davalıların bayilik sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini, davacı markasına ait tabela reklam vesairenin kaldırılması ve sözleşmenin 11.Maddesinde belirtilen 100.000USD cezai şartın ödenmesinin talep edildiğini, davalılardan bayilik sözleşmesi gereği %9+ Kdv ciro primi almakta iken davalının haksız filleri sonucu bayilik sözleşmesinin haklı nedenle feshedilmek durumunda kaldığını, 08.06.2020 tarihinden itibaren ---- bayisinin kapatılması sebebiyle kar mahrumiyeti yaşamaya başladığını,
yeni bayilik verilene kadar bu mahrumiyetin devam edeceğini, bu sebeple 100.000USD cezai şartın zararı karşılamayacağını muhtemel zararlarında davalılardan tazmini gerektiğini, davalıların sözleşmeye aykırı davranması sebebiyle şimdilik her bir davalı için 500TL olmak üzere toplam 1.000TL maddi tazminatın fesih tarihi 08.06.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan alınarak davacı şirkete verilmesini talep etmiştir.
Birleşen dava dosyasında Davalı/davacı vekilinin dava dilekçesi ile; " fazlaya ilişkin sair her türlü talep ve dava hakkı mahfuz kalmak kaydıyla, bayilik sözleşmesinin müvekkilice tek taraflı ve haklı nedenle feshinden ötürü sözleşmenin normal süresi bakımından kalan aylara ilişkin olarak müvekkilinin uğramış olduğu zarar/kazanç kaybı/mahrum kaldığı kar, menfaat-bedel bağlamında tazminat,
kaporta - boya garantisi adı altında müvekkilinden yapılan kesintiler ile hukuki danışmanlık adı altında tahsil edilen tutarların davalı yandan tahsili talepli olarak bu aşamada alacağın net olarak tespiti mümkün olmadığından ve bilirkişi tetkikatı neticesinde alacak miktarı tespit edileceğinden bahisle şimdilik 1.000-TL alacağın fesih tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili amaçlı olarak HMK md.107 kapsamında ikame edilen belirsiz alacak davası olduğunu, davalı şirkete ait araç, taşınmaz ve banka hesapları üzerine ihtiyati tedbir şerhi konulmasına,
yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Asıl davada davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; " Davalılar arasında gizli veya açık ortaklık olmadığını, ...’nin memur olmadığını, sözleşmenin tarafının ... ile davac---- olduğunu, ...’nin eşine destek amacıyla hareket ettiğini, Sgk lı çalıştığını, Şirkete ödenen Ciro primlerinin bazen ... tarafından ödendiğini, ... gidemediği için senetleri ...’nin imzaladığını, bayilik sözleşmesinin davacıdan önce ... tarafından ---Noterliğinin 08.06.2020 tarih ve ----- Yev.Nolu ihtarnamesiyle tek taraflı haklı nedenlerle feshedildiğini, ...’nin sözleşmenin tarafı olmadığını, fesih 17. maddesindeki usule riayet edilmediğini,
feshin geçerli olmadığını, ---- Sisteminin 02.02.2020 tarihinde kapatıldığını, korsan rapor tanzim edilmediğini, davalının bayilik sözleşmesini haklı nedenle feshettikten sonra --- tabelasının indirdiğini, fesihten sonra ----- Tabelası altında iş ve işlem yapılmadığını, 25.03.2016 tarihli bayilik sözleşmesinin -----Noterliğinin 08.06.2020 tarih ve ----- Yev. Nolu ihtarnamesiyle davalı tarafından tek taraflı feshedildiğini, belirterek davanın reddini talep etmiştir.
" talep ettiği görülmüştür.
Birleşen davada Davacı/davalı vekilinin cevap dilekçesi ile. "Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil şirket ----- kurulma amacının ikinci el oto alım satımında araçlara rapor hazırlayarak alıcı ve satıcı arasındaki ticaretin güvenli bir şekilde yapılmasına katkı sağlamak olduğunu, kurulduğu günden bugüne kadar 250' nin üzerinde Franchise verdiğini, müvekkil şirketin alanında oldukça saygın, tanınmış, öncü bir şirket olduğunu,
müvekkil şirketin 1 Nisan 2019 tarihinde yürürlüğe giren 13 Şubat 2018 tarih ve ---- sayılı ----- Gazetede “İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik”in 14.Maddesine göre ikinci el araçlar için ekspertiz raporu alınmasının zaruri hale gelmesi ve toplumsal ihtiyaçlar nedeniyle ülke genelinde neredeyse her ilde ve ---- da neredeyse her ilçe de en az 3 adet Franchise vermek suretiyle kendisinden bağımsız tüzel kişiliğe sahip olan davacının da bir zamanlar dahil olduğu bayileri aracılığıyla ----- markası altında ticari faaliyetlerini yürüttüğünü, anılan markanın mülkiyet hakkının müvekkili şirkete ait olduğunu,
davacı ...'nin de müvekkil şirketin uygulamada “franchising/bayilik sözleşmesi” olarak bilinen türden 25/03/2016 tarihli sözleşmeyi akdettiğini, davacının eşi ...'nin, müvekkil şirkete yaptığı bayilik başvurusunda kendisinin çalışıyor olması nedeniyle kendi adına bir şirket kurup, ticari işler yürütemeyeceği, bu sebeple işletmeyi eşi adına açıp işleri vekaleten kendisinin yürüteceğini belirttiğini,
bu beyan üzerine ...'nin ... adına vermiş olduğu ---- Noterliğinin 13/06/2016 tarih ve ---- yevmiye numaralı vekaletnamesi ile geriye dönük 25/03/2016 başlangıç tarihli bayilik sözleşmesini ... adına ...'nin imzalayarak ----- bölgesi için bayilik anlaşması yapıldığını, bayilik sözleşmesinin davacı tarafça değil müvekkil şirket tarafından haklı nedenle feshedildiğini, davacı ve eşi arasında gizli ortaklık olmadığı iddialarının gerçek dışı olduğunu, müvekkil yönünden usule, yasaya, hukuka ve hakkaniyete aykırı bir şekilde açılan mesnetsiz davanın esastan reddine,
yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Asıl dava, taraflar arasında yapılan bayilik sözleşmesine ilişkin davalı tarafça sözleşmeye aykırı davranılıp davranılmadığı, davacı tarafın sözleşmeyi feshine haklı olup olmadığı, davalı tarafça yapılan haksız rekabetin bulunup bulunmadığına ilişkindir.
Birleşen dava, taraflar arasında akdedilen bayilik sözleşmesinde davacının ve davacının eşi ...' nin taraf olup olmadığı, sözleşmenin davacı tarafından feshinin haklı nedene dayanıp dayanmadığı, davacının kazanç kaybı ve yapıldığı iddia edilen kesintilerin iadesi talebinin haklı olup olmadığı, haklı ise davacının bu alacak kalemlerinden ne kadar alacak talep edebileceğine ilişkindir.
Davacı-karşı davalı tanığı ----- BEYANINDA: Ben davacı şirkette muhasebecilik yapmaktayım. Bu vesile ile davalı ...'yi tanımaktayım, ben ...'yi tanımıyorum. Ben ... ile hiç muhatap olmadım, devamlı ... ile muhatap oldum. Davalı ... ile davacı şirket arasındaki irtibatı ben sağlıyordum. İrtibattan kastım, mutabakatlar, faturaların ve ödemelerin kontrolünü sağlamak, alacağımızı istemek gibi işlemleri yapıyorduk. Faturayı ... adına kesiyorduk. Telefon konuşmalarını vs ... ile yapıyorduk, ben ... ile telefon dahil hiçbir irtibat kurmadım, ben davacı şirkette Kasım 2018 yılından beri çalışmaktayım, halen devam ediyorum, tanıklık ücreti talebim yoktur, demiştir.
Davalılar-karşı davacı tanığı ----- BEYANINDA: Ben ... ile ortaokulluk döneminden beri tanışırız. O dönem aynı sitede oturuyorduk, halen irtibat halindeyiz. ...'yi de onun eşi olması sebebiyle tanıyoruz. ---- ile davalı ... arasında bir bayilik anlaşması olmuştur. Orayı ben işletiyordum. En başından beri orayı ben işlettim.
Orası davalı ... adınadır. ... hamilelik dönemine kadar orada işin başındaydı, günlük bir kaç saat gelir bazen gelmezdi, ben zaten orayı işlettiğim için hiç gelmediği zamanlarda olurdu. Hamilelik döneminden sonra problem olduğu zaman ... ile irtibat kuruyorduk. Davalılar davacı tarafından işin bıraktırılmasına zorlandılar. Davacı şirket bize sistemini kapattı, sistemi kapatınca biz bu şekilde çalışmak zorunda kaldık.
9 ay boyunca bu şekilde çalıştık, daha doğrusu çalışamadık, tanıklık ücreti talebim yoktur, Davacı vekilinin talebi doğrultusunda soruldu: ... işletmeye geliyordu, gelmemesini gerektirir bir durum bulunmamaktadır.
Ben ...'nin adına sistem arayüzünden haberim vardır, çünkü işi oradan takip edebiliyorduk, firma herkese zaten bunu açmaktadır, sistem ara yüzünü personellere kendimizde açabiliyorduk, başlangıçta Otoraporun merkezi bize açıyordu daha sonrasında biz kendimizde açtık dedi.
Davalı vekilinin talebi doğrultusunda soruldu: Bu ... adına oluşturulan sistem ara yüzü davacı şirket tarafından oluşturuldu, davacı şirket her ay bizden sigorta ve avukatlık parası talep ettiler, bizde ödedik daha sonra sıkıntı burada başladı, demiştir.
Nitelikli Hesaplama Alanında Uzman bilirkişiler ve Mali Müşavir bilirkişi heyetinden alınan raporda özetle.
25/03/2016 Başlangıç tarihli Bayilik Sözleşmesi: TARAFLARI: Dava dosyasında bulunan 25.03.2016 başlangıç tarihli, bayilik sözleşmesinin incelenmesinde, taraflarının franchise verenin davacı ---- Franchisee ve/veya bayinin davalı ... olduğu, bayilik anlaşması olduğu, Satış yeri ve İş konusu ----- adresinde ---- markası altında ikinci el otomobil ekspertiz -----muayene yapacaktır.BAYİ….bunların dışında marka imajını zedeleyici yıpratıcı işkolu yapamaz.
Bu İş kolları birbirinden tamamen bağımsız olmalı…Bayi aynı işyerinde sözleşmeden doğan fesihten veya iş bırakmasından dolayı 10(on) yıl boyunca aynı yerde ve/veya aynı ünvanla ve aynı şahıs olarak Oto ekspertiz, Raporlama Oto muayene Oto Check Up, Servis işi yapamaz. SÜRE-BAYİLİK BEDELİ Madde 2, İş Bu sözleşme taraflarca imzalandığı tarihten itibaren geçerli olmak üzere 5(Beş) er yıl süreli olup, taraflarca mutabakat sağlandığı takdirde aynı şartlarla 5( beş)’ er yıl uzar.
MENFAATLERI KORUMA ÖZEN VE SADAKAT YÜKÜMLÜLÜĞÜ Madde 9, BAYİ, iş bu sözleşmenin devamı süresince ---- aralıksız olarak düzenli şekilde hizmet almayı, cirodan toplam %9 Dokuz reklam ve royalty payı vermeyi kabul eder.(Ekspertiz raporları liste fiyatları baz alınacaktır)….kaza pert sorgulma bedeli olarak araç başı 5 beş TL yi her ayın sonu a kadar ödemeyi kabul eder. …BAYİ nin OTO RAPOR prestij ve menfaatlerini sarsıcı hareketlerde bulunması fesih ve BAYİ nin doğan zararlarını tazmin sebebidir.
KAR MAHRUMİYETİ Madde 10, BAYİ nin işbu sözleşme mevzu edimlerini basiretli tacirden beklenen gayret ve özenle yerine getirmemesi neticesi,----- menşeli ürünlerin hizmetinin bayi eliyle icrasının gerekli düzeyin altında kalması halinde, BAYİ bu sebeple,
---- uğrayacağı kar mahrumiyetini tazmin etmekle yükümlüdür.Keza bu sözleşmenin BAYİ nin sözleşmeye aykırı davranışları sebebiyle ---- tarafından yada haksız surette BAYİ tarafından feshedilmesi halinde,BAYİ ---- bu yüzden doğabilecek tüm menfi ve müspet zararlarını ve bu arada sözleşme feshedilmemiş olsaydı ifa edileceği süre sonuna kadarki döneme ait olmak üzere ---- ileriye dönük kar mahrumiyetini derhal ödemekle yükümlüdür.
YASAK İŞLER VE BASILI EVRAKLAR Madde 11 BAYİ hiçbir şekil ve surette yasalara ve sair mevzuata aykırı hareket edemez. Diğer tüm maddelerde geçerli olmak üzere ceza bedeli 100.000 usd den az olmamak kaydıyla ---- uğrayacağı zarara göre artabilir. BAYİ ... İmza ...’nin ... adına vermiş olduğu ---- noterliği 13.06.2016 tarihli vekaletname.
İhtarname: ve/veya bayinin davalı ... ve ... olduğu, …25.03.2016 tarihli sözleşmede belirtilen şartların gerçekleşmesi nedeniyle şimdilik 100.000USD’nin 3 gün içinde ödenmesi, b. …yeni bayilik verilene kadar ..davacı şirketin uğrayacağı tüm kar mahrumiyetinin …ayrıca talep edileceği,…c..Ticari itibar zedelendiği ve ticari sırlara karşı sadakat yükümlülüğünün ihlal edilmesi sebebiyle ….25.03.2016 tarihli Bayilik Sözleşmesinin tarafınızdan yapılan usulsüz ve haksız işlemler sebebiyle haklı nedenle feshedildiği ihtarını içerdiği yer almaktadır. ---- Noterliği’nin 08.06.2020 tarihli,
----- yevmiye numaralı ihtarnamesinde Keşidecinin Franchisee ve/veya bayin davalı ... olduğu, Muhatabın franchise verenin davacı ---.olduğu, …yapılan haksız ve kanunsuz uygulamalardan ötürü, taraflar arasında akdedilen 25.03.2016 tarihli bayilik sözleşmesini feshetme zarureti hasıl olduğu…ihtarını içerdiği yer almaktadır.
İNCELEMELER VE DEĞERLENDİRMELER: Ticari Defter ve Kayıtların incelenmesi: Davalı Karşı davacı Ticari Defterleri Sayın Mahkemenin kararı gereği davalı tarafından şirket defterlerinin bulunduğu bildirilen ---- adresinde 10/01/2023 tarihli inceleme günü ibraz edilen 2017/2018 yıllarına ait ticari defterler üzerinde yapılan incelemede davacı şirket ticari defterlerine ilişkin bilgiler aşağıdaki gibi tespit edilmiştir.
Davacının incelemeye ibraz edilen bilanço esasına göre tutulan 2016-2017-2018-2019 Yılı İşletme defterine açılış onayı yaptırdığı 2020 ticari defterlerinden defteri kebir defterinin ise tutulmadığı tespit edilmiştir. Davalı ticari defterlerinin incelenmesinde, davalı ile 2016 yılında başlayan 2020 Yılına kadar devam bir ticari ilişkisi olduğu, incelenen ticari defter kayıtlarında, davalıya olan ilişkinin aşağıdaki gibi yer aldığı tespit edilmiştir.
Taraflar arasında bir borç alacak uyuşmazlığı olmadığı ,uyuşmazlık konusunun “taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin feshin haksız olup olmadığı, fesih dolayısıyla Maddi zarar talep edilip edilemeyeceği ile bu zararlardan ve cezai şart talebinden sorumlu olunup olunmadığı, noktasında toplandığı tespit edilmiştir.
Davacı-Karşı davalı Defterleri Sayın Mahkeme tarafından tarafların 2016/2020 yılları arası ticari defterlerini 05/12/2022 inceleme günü ve saatinde mahkeme kaleminde hazır bulundurması açıklamalı ve ihtarlı olarak “kendisine verilen sürede ticari defterlerini ibraz etmezse, mahkeme, duruma göre ticari defterlerinin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edilebileceği” şeklinde ihtara rağmen 05/12/2022 inceleme günü Ticari defterlerini ibraz edilmemiş veya yerinde inceleme talebinde bulunulmamıştır.
GENEL DEĞERLENDİRME
Sözleşmenin Feshi Bakımından Sürekli borç ilişkilerinin sona ermesi, bazı sebeplerin ortaya çıkmasıyla kendiliğinden gerçekleşir. Bir başka anlatımla, bu tür durumlarda borç ilişkisinin sona ermesi için herhangi bir hukuki işleme ihtiyaç duyulmamaktadır. Bazı sebeplerin gerçekleşmesi ise sürekli borç ilişkisini doğrudan sona erdirmeyip, sadece taraflardan birine veya her ikisine sözleşmeyi fesih hakkı doğurur.
Bu ayrıma geçmeden önce, belirli ve belirsiz süreli borç ilişkileri arasındaki farkı ortaya koymak gerekir; zira bir sürekli borç ilişkisinin belirli veya belirsiz süreli olması, sona erme biçimi açısından önem taşımaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’ndaki düzenlemelere göre, olağan fesih imkânı sadece belirsiz süreli borç ilişkilerinde mümkündür. Bir başka deyişle belirli süreli sözleşmeler olağan fesih yoluyla sona erdirilemez.
O halde bu durumda belirli ve belirsiz süreli sözleşmelerden ne anlaşılması gerektiği ortaya konmalıdır. Bir borç ilişkisinde taraflar ifa süresini çeşitli şekillerde belirleyebilirler.
Bu çerçevede sürekli borç ilişkileri, sona erme sürelerinin kesin olarak kararlaştırılmış olup olmamasına göre, “ne zamana kadar devam edeceği kesin olarak belirlenmiş sürekli sözleşmeler” ve “ne zamana kadar devam edeceği kesin olarak belirlenmemiş sürekli sözleşmeler” olarak ikiye ayrılmaktadır.
Bu ayrımı yaparken, yani sürekli borç ilişkilerini yasal olağan fesih düzenlemelerine tâbi olup olmamaları açısından değerlendirirken, olağan fesih düzenlemelerinin kural olarak tamamlayıcı nitelikte olduklarını göz önünde bulundurmak gerekir. Bu niteliği itibariyle olağan fesih hükümleri, ancak tamamlanmaya muhtaç (ne zamana kadar devam edeceği kesin olarak belirlenmemiş) sözleşmelerde uygulama alanı bulurlar.
Bu çerçevede, eğer taraflar sözleşmenin sona ermesini hiç veya başka bir sona erme sebebini bertaraf edecek tarzda düzenlememişlerse, “ne zamana kadar devam edeceği kesin olarak belirlenmemiş sözleşmeler”den bahsedilir. Bu açıklamalar çerçevesinde sürekli borç ilişkilerinin sona erme biçimlerini kendiliğinden yahut bir hukukî işleme dayalı olarak sona ermesi şeklinde incelemek mümkündür.
Nitekim sürekli borç ilişkileri, bazı sebeplerin gerçekleşmesi ile kendiliğinden sona erebileceği gibi, bazı durumlarda sona ermesi için bir hukuki işleme ihtiyaç duyarlar. Doğrudan (kendiliğinden) sona erme sebeplerinin ortaya çıkması, sözleşme taraflarının herhangi bir davranışına gerek olmaksızın sözleşme ilişkisini sona erdirirken; dolaylı sona erme sebeplerinin sözleşmeyi sona erdirebilmesi için, taraflardan birinin tek taraflı irade beyanına ihtiyaç vardır.
Fakat somut ihtilaf özelinde ifade edilecek olursa taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi taraflardan birinin iradesi (davacının fesih beyanı) ile sona erdiğinden bu noktadan itibaren yapacağımız açıklamalar sürekli borç ilişkilerinin bir hukukî işlemle sona ermesine ilişkin olacaktır. Bazı sebeplerin ortaya çıkması taraflardan biri açısından, tek taraflı irade beyanı (sözleşmenin feshi) ile sözleşmeyi sonlandırma imkanını doğurur.
Bundan başka, sürekli borç ilişkisi niteliğinde bir sözleşmenin, her sözleşmede olduğu gibi tarafların yapacakları anlaşma ile sona ermesi de mümkündür. Bu itibarla sürekli borç ilişkilerinde fesih imkânı, olağan ve olağanüstü fesih olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.
Maddi hukuka ilişkin bu açıklamaların ardından somut ihtilafa döndüğümüzde, davacı ile davalı ... arasında 25.03.2016 tarihli----- bölgesi için franchise sözleşmesi akdedilerek, davalı ...’ye anılan bölge için bayilik hakkı verildiğini görmekteyiz.
Taraflar arasında imzalanan bu sözleşme devam ederken, davalılardan ..., davacı şirketin eski ortaklarından ----- ve aynı sektörde faaliyet gösteren-----isimli Ekspertiz firması ortaklarından ---- ile 01.04.2020 tarihinde ---- kurmuştur ----.
Davalıların evli olmaları ve ...’nin ... adına vermiş olduğu ----Noterliği’nde düzenlenen 13.06.2016 tarihli vekaletname ile 25.03.2016 tarihli bayilik sözleşmesini imzalaması hususları bir arada değerlendirildiğinde, ...’nin ----- kurucu ortaklarından olmasının, 25.03.2016 tarihli sözleşmenin 9. maddesine aykırılık teşkil ettiğinden, davacının sözleşmeyi haklı sebeple sona erdirdiği kanaatine ulaşılmıştır.
Ancak hemen ifade edelim ve önemle vurgulayalım ki, nihai takdir ve kanaat bütünüyle ve münhasıran Muhterem Mahkemeye aittir. Ancak Sayın Mahkeme, ...’nin eylemlerinden ...’nin sorumlu tutulamayacağı kanaatinde ise, davacının sözleşmeyi haksız bir biçimde sona erdirdiği söylenebilir.
Şöyle ki hukukumuza hakim “borcun nispiliği ilkesince” sözleşmenin kural olarak sadece tarafları bağlaması dolayısıyla sözleşmenin tarafı olmayan davalı ...’nin-----kurucu ortaklarından olmasının sözleşme ihlali anlamına gelmeyebileceği; sözleşmeyi kurma hususunda yetkili temsilci sıfatını haiz davalı ...’nin diğer davalının eşi olması dikkate alındığında bunların, davacı şirketin prestijini, ticari sırlarını ve menfaatlerini mutlak olarak ihlal ettiği anlamına gelmeyebileceği (ancak davalıların evli olması durumunun, TMK m. 2/II hükmünce “hakkın kötüye kullanılması yasağı” kapsamında değerlendirilmesi gerekeceği);
bu takdirde eğer Sayın Mahkemece sözleşmenin ihlalinin bulunmadığı kabul edilir ise davacının sözleşmeyi sona erdirmesinde haklı olmadığı kanaatine varılabilir; takdir, Sayın Mahkeme’ye aittir. Kâr Kaybı ile Ceza Koşulunun (Cezai Şartın) Birlikte Talep Edilmesi Bakımından Sözleşmedeki tarafların gayesi, edimlerin usulüne uygun bir şekilde ifa edilmesidir.
Ne var ki, edinilen tecrübeler borcun ifa edilmediği ya da borca aykırı şekilde ifa edildiği durumlarla sıklıkla karşılaşıldığını göstermiştir. Anılan durumlar için kanun tarafından öngörülen müeyyidelerin her zaman etkili sonuçlar vermemesi ve alacaklının zararını ispat etmek zorunda olması, alacaklıyı başka önlemler almaya itmiştir. Hiç şüphe yok ki, cezai şart bu önlemler arasında ayrı bir ehemmiyete sahiptir.
Şayet alacaklı cezai şart kaydını borçluya kabul ettirebilirse, borçlunun borcuna aykırı davranması ihtimalinde, zararını -yoksa borca aykırılığı değil- ispat etmekten kurtulacak ve öncekine nazaran daha elverişli bir konumda bulunacağından, kendini daha emniyette hissedecektir. Bir diğer deyişle cezai şart, borçlunun ifaya zorlanabilmesi için kullanılan ve bu yolla alacağı teminat altına alan bir baskı aracıdır. Bu kapsamda taraflar çeşitli cezai şartlar kararlaştırabilir.
Dolayısıyla sözleşmenin gerekçesiz feshini engellemek amacıyla cezai şart kararlaştırmak suretiyle edimin ifası temin altına alınabilir. Nitekim TBK m. 179/1 “Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir” hükmünden de bu anlaşılmaktadır.
Bununla birlikte yine aynı maddenin üçüncü fıkrasında1 borçlunun kararlaştırılan cezayı ifa ederek sözleşmeyi fesih suretiyle sona erdirmeye yetkili olduğunu ispat hakkının saklı olduğu hükme bağlanmıştır. Başka bir deyişle borçlu ceza koşulunu ödemek suretiyle sözleşmeyi fesih hakkını haizdir.
Bu itibarla TBK m. 179/III hükmünde düzenlenen ifayı engelleyen ceza koşulu (Wandelpön = dönme cezası) ifayı kuvvetlendirmekten ziyade borçluya cezai koşulu ödemek suretiyle sözleşmeyi sona erdirme hakkı tanımaktadır. Kanaatimizce, somut ihtilafa konu cezai şartlar davacının uğrayacağı kar kaybına yönelik sözleşmeye dercedilmiş kayıtlardır. Başka bir anlatımla, cezai şart ve yoksun kalınan kâr yığılmaz; yarışır.
Dolayısıyla taraflar arasındaki sözleşme uyarınca hem kâr kaybının hem de cezai şartın talep edilebilmesine TBK m. 179/1 uyarınca olanak bulunmadığı düşünülmektedir. Bu husus Sözleşmenin 11. maddesindeki “Diğer tüm maddelerde geçerli olmak üzere ceza bedeli 100.000 usd den az olmamak kaydıyla ---’ uğrayacağı zarara göre artabilir.” ifadesinden de anlaşılabilmektedir.
Şu halde, davacının ceza koşulu (cezai şart) talep edebilmesinin koşullarının gerçekleştiği ve fakat cezai şartın yanı sıra kar kaybını talep edemeyeceği kanaatine varılmıştır. Ancak hemen belirtelim ki, nihai takdir ve kanaat bütünüyle Muhterem Mahkemeye aittir. Cezai Şartta İndirim Talep Edilip Edilemeyeceği Yönünden: Cezai şart, asıl borcun hiç ya da gereği gibi yerine getirilmemesi halinde borçlunun alacaklıya ödemekle yükümlü olduğu borç anlamına gelmektedir.
Cezai şartın ifaya zorlama ve teminat niteliği bulunmaktadır ve ticari hayat içerisinde cezai şartın üç işlevi bulunmaktadır. Birinci işlevi borçluyu ifaya zorlayarak borcun ifasını teminat altına almak, ikinci işlevi borcun yerine getirilmemesi sebebiyle doğacak zararı önceden belirlemek, üçüncü işlevi ise, borçlunun cezai şartı ödeyerek sözleşmeyi ifa etmekten kaçınma ve sözleşmeden kolayca dönmesini sağlamaktır.
Her ne kadar ceza koşulunun miktarını belirlemede taraflar özgürseler de, güçlünün ekonomik olarak zayıfa ağır bir ceza koşulu kabul ettirmesi mümkündür. Bu nedenle TBK m.182/2’de hakimin aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirme imkanı tanınmıştır. Cezai şartta indirim uygulanabilmesi için cezai şartın tüm unsurlarının bulunması ve alacaklının ve borçlunun çıkar durumlarının göz önünde bulundurulması gerekmektedir.
Ancak cezai şartta indirim yapılması somut olayın özelliklerine göre hâkim tarafından değerlendirilecektir. Ticari işlerde cezai şartın indirilmesi müessesesi kural olarak kabul edilmemiştir. Türk Ticaret Kanunu’nun 22.maddesine göre tacir sıfatını haiz borçlu, Türk Borçlar Kanunu’nun 121/2, 182/3 ve 525. maddelerinde yazılı hallerde, aşırı ücret veya ceza kararlaştırıldığı iddiasıyla ücret veya sözleşmedeki cezanın indirilmesini talep edemeyecektir.
Türk Ticaret Kanunu’nun 182/2.maddesi gereği her tacir basiretli bir tacir gibi hareket etmeli, basiretli bir tacir gibi gereken özen ve yükümlülüğü göstermelidir. Tacirden sözleşmeyi akdederken, cezai şartın miktarının fahiş olup olmadığını işin niteliği gereği öngörmesi beklenir. Öğretide ise genel olarak tacirin her işinde değil, ticari işletmesini ilgilendiren işleriyle ilgili olarak cezai şartın indirilmesini isteyemeyeceği kabul edilmektedir.
Örneğin tacirin ticari işletmesiyle ilgili olarak yapmış olduğu bir iş sözleşmesinde cezai şartın indirilmesini istemesi mümkün değilken, işçinin indirim talebinde bulunabileceği kabul edilmektedir. Ticari iş niteliğindeki bir borç ilişkisinde borçlu kişi tacir sıfatını haiz değil ise Türk Ticaret Kanunu’nun 22.maddesi uygulanmayacak ve cezai şartın indirilmesi talep edebilecektir.
Ticaret Kanununun 22. maddesinin uygulanabilmesi için öncelikle cezayı ödeyecek kişinin ticari işletmesi gereği borç yüklenen bir tacir olması ve bir sözleşme ile ceza koşulunun öngörülmüş olması gerekir. Buna karşılık tacir, cezai şartın ahlaka, adaba ve kanunun emredici hükümlerine aykırı olduğu iddiasında bulunarak geçersizliğini ileri sürebilir.
Bu durumda tacirin basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğünden hareketle müdahale edilmemesi hakkaniyete aykırılık oluşturacaktır. Kural olarak her ne kadar tacir sıfatını haiz kişinin, sözleşme ile belirlenen cezai şartın indirilmesini talep edemeyecek ise de, Yargıtay bu hususta aksi görüşleri de mevcuttur.
Yargıtay ---- Hukuk Dairesi’nin 05.12.2017 tarih, -----. sayılı kararında, cezai şartın borçlunun ekonomik olarak sarsılmasına, çöküntüye uğramasına sebep olacak ise, tacir de olsa indirim isteyebileceğinin kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Yargıtay’ın bu görüşünden yola çıkarak tacir de olsa, cezai şartın ekonomik anlamda tacirin mahvına sebep olabilecek derecede fahiş olması durumunda mahkeme tarafından indirim yapılabileceğini belirtmek gerekir.
Cezanın aşırı olup olmadığı ve hakkaniyet ölçülerini aşıp aşmadığını araştırılırken, özellikle, borca aykırı davranış nedeniyle alacaklının uğradığı zarar, borçlunun kusurunun derecesi, alacaklının ortak kusuru ve tarafların (özellikle borçlunun) ekonomik durumun dikkate alınmalıdır. Bu unsurlar dikkate alındığında, alacaklının uğradığı zarar ile kararlaştırılan ceza arasında hakkaniyet ölçüleri ile bağdaşmayan açık bir nispetsizlik varsa ceza indirilir.
Cezaî şartın aşırı olup olmadığı değerlendirilirken, cezaî şartın amacının alacaklının durumunu iyileştirmek olduğu göz önünde bulundurulmalıdır. Kararlaştırılan ceza indirilirken, herhâlde, alacaklının müspet zararını karşılamak için genel kurallara göre isteyebileceği tazminat miktarının üstünde kalınmalıdır. Aşırı olan cezaî şartın indirilmesi olanağı, zayıf durumda bulunan borçlunun sömürülmesini önlemeye yönelik kamu düzenine ilişkin bir kuraldır.
Bu nedenle, borçlunun "indirilme olanağından önceden feragati" geçersizdir ------ Tüm bu genel değerlendirmeler ve dosyaya sunulu bilgi ve belgeler ışığında, davalılar tarafından sözleşmesinin 9. maddesine aykırı eylemler sebebiyle 100.000,00-USD tutarında cezai şartın ekonomik anlamda davalının mahvına sebep olabilecek derecede fahiş olduğu ve bu nedenle TBK m.182/2 hükmünün somut olayda işletilebileceği kanaatine varılmıştır.
Önemle vurgulayalım ki, nihai takdir ve kanaat bütünüyle ve münhasıran Sayın Mahkemeye aittir.
SONUÇ: Sayın Mahkemece iddia ve savunma kapsamında varsa alacak ve borç kalemlerinin bakımından bilirkişi görevlendirilmesi yapılmış olup tüm dosya incelendiğinde takdir Sayın Mahkeme’ye ait olmak üzere Mali açıdan değerlendirme yapıldığında: Davacının incelemeye ibraz edilen bilanço esasına göre tutulan 2016-2017-2018-2019 Yılı İşletme defterine açılış onayı yaptırdığı 2020 ticari defterlerinden defteri kebir defterinin ise tutulmadığı.
Davalı ticari defterlerinin incelenmesinde, davalı ile 2016 yılında başlayan 2020 Yılına kadar devam bir ticari ilişkisi olduğu, Sayın Mahkeme tarafından tarafların 2016/2020 yılları arası ticari defterlerini 05/12/2022 inceleme günü ve saatinde mahkeme kaleminde hazır bulundurması açıklamalı ve ihtarlı olarak “kendisine verilen sürede ticari defterlerini ibraz etmezse, mahkeme, duruma göre ticari defterlerinin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edilebileceği” şeklinde ihtara rağmen 05/12/2022 inceleme günü Ticari defterlerini ibraz etmediği,
Dosya kapsamı incelendiğinde asıl dava yönünden kar mahrumiyeti hesaplamanın mümkün olmadığı; birleşen dava yönünden ise davacının uğramış olduğu zararın, mahrum kaldığı karın, menfaat-bedel bağlamında tazminatın, kaporta boya garantisi adı altında davacı şirketten yapılan kesintilerin ve hukuki danışmanlık adı altında tahsil edilen tutarların tespitinin yapılamadığı,
Borçlar mevzuat açısından değerlendirme yapıldığında: Davalılardan ...’nin diğer davalı (eşi) ...’ye -----Noterliği’nde 13.06.2016 tarihinde düzenlenmiş vekaletname ile) TBK m. 402 hükmü gereğince temsil yetkisi vermesiyle davalılardan ...’nin “yetkili temsilci” olarak 25.03.2016 tarihli bayilik sözleşmesini imzaladığı; sözleşmede bayi olarak davalılardan ...’nin yer aldığı, Dava dilekçesinde -----İşletme hesaplarının şifrelerinin davalılar tarafından sözleşmeye aykırı olarak değiştirildiği ve hesabın yönetiminin davalılarda olduğu;
davalılarca korsan rapor hazırlandığı iddia edilmiş olsa da dosya kapsamı incelendiğinde uzmanlık alanımız kapsamında bunun anlaşılamadığı.
25.03.2016 tarihli sözleşmenin 9. maddesindeki 2. paragrafta “bayinin (...’nin), davacı şirketin prestijini, ticari sır ve menfaatlerini korumakla yükümlü olduğu” düzenlenmiş olup sözleşmenin tarafı olmayan ve fakat davalı bayi ...’nin eşi olan davalı ...’nin, ---- kurucu ortaklarından olması ile davacı şirketin prestijini, ticari sırlarını ve menfaatlerini ihlal ederek sözleşmenin 9. maddesine aykırılık oluşturduğu ve davacının sözleşmeyi haklı sebeple sona erdirdiği kanaatine varıldığı.
Ancak hukukumuza hakim “borcun nispiliği ilkesince” sözleşmenin kural olarak sadece tarafları bağlaması dolayısıyla sözleşmenin tarafı olmayan davalı ...’nin -----nin kurucu ortaklarından olmasının sözleşme ihlali anlamına gelmeyebileceği; sözleşmeyi kurma hususunda yetkili temsilci sıfatını haiz davalı ...’nin diğer davalının eşi olması dikkate alındığında bunların, davacı şirketin prestijini, ticari sırlarını ve menfaatlerini mutlak olarak ihlal ettiği anlamına gelmeyebileceği (ancak davalıların evli olması durumunun, TMK m. 2/II hükmünce “hakkın kötüye kullanılması yasağı” kapsamında değerlendirilmesi gerekeceği);
bu takdirde eğer Sayın Mahkemece sözleşmenin ihlalinin bulunmadığı kabul edilir ise davacının sözleşmeyi sona erdirmesinde haklı olmadığı; takdirin TMK m. 4 hükmünce Sayın Mahkeme’ye ait olduğu, Davacının, sözleşmenin 11. maddesinde kararlaştırılan (TBK m. 179/I hükmünün kapsamındaki) ceza koşulunu (cezai şartı) talep edebilmesinin koşullarının gerçekleştiği ve fakat ceza koşulunun (cezai şartın) yanı sıra kar kaybını talep edemeyeceği; zira somut ihtilafa konu ceza koşullarının (cezai şartların) davacının uğrayacağı kar kaybına yönelik sözleşmeye dercedilmiş kayıtlar olduğu,
Dosyaya sunulu bilgi ve belgeler ışığında davalılar tarafından sözleşmesinin 9. maddesine aykırı eylemler sebebiyle 100.000USD tutarında ceza koşulunun (cezai şartın) ekonomik anlamda davalının mahvına sebep olabilecek derecede fahiş olduğu kanaatine varılabileceği; bu nedenle TBK m. 182/2 hükmünün somut olayda işletilebileceği bildirilmiştir.
Nitelikli Hesaplama Alanında Uzman bilirkişiler ve Mali Müşavir bilirkişi heyetinden alınan EK raporda özetle. Kanaat. Sayın Mahkemece 14.04.2023 tarihli celsede itirazların değerlendirilmesi için ek rapor alınmasına karar verilmiş olup tüm dosya incelendiğinde takdir Sayın Mahkeme’ye ait olmak üzere A.
Mali açıdan değerlendirme yapıldığında: Asıl dava davalısı, birleşen dava davacısı ...‘nin incelemeye ibraz edilen bilanço esasına göre tutulan 2016-2017-2018-2019 yılı işletme defterine açılış onayı yaptırdığı 2020 ticari defterlerinden defteri kebir defterinin ise tutulmadığı; taraflar arasında 2016 yılında başlayan 2020 yılına kadar devam bir ticari ilişkisi olduğu, taraflar arasında bir borç alacak uyuşmazlığı olmadığı,
Sayın Mahkeme tarafından tarafların 2016/2020 yılları arası ticari defterlerini 05/12/2022 inceleme günü ve saatinde mahkeme kaleminde hazır bulundurması açıklamalı ve ihtarlı olarak “kendisine verilen sürede ticari defterlerini ibraz etmezse, mahkeme, duruma göre ticari defterlerinin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edilebileceği” şeklinde ihtara rağmen Asıl dava davacısı , birleşen davalısı ----- 05/12/2022 inceleme günü Ticari defterlerini ibraz etmediği, Taraflar arasında bir borç alacak uyuşmazlığı olmadığı, uyuşmazlık konusunun “taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin feshin haksız olup olmadığı,
fesih dolayısıyla Maddi zarar talep edilip edilemeyeceği ile bu zararlardan ve cezai şart talebinden sorumlu olunup olunmadığı” noktasında toplandığı; asıl dava yönünden kar mahrumiyeti hesaplamanın mümkün olmadığı; birleşen dava yönünden ise davacının uğramış olduğu zararın, mahrum kaldığı karın, menfaat-bedel bağlamında tazminatın, kaporta boya garantisi adı altında davacı şirketten yapılan kesintilerin ve hukuki danışmanlık adı altında tahsil edilen tutarların tespitinin yapılamadığı, Borçlar mevzuat açısından değerlendirme yapıldığında: Davalılardan ...’nin diğer davalı (eşi) ...’ye -----.
Noterliği’nde 13.06.2016 tarihinde düzenlenmiş vekaletname ile) TBK m. 401 hükmü gereğince temsil yetkisi vermesiyle davalılardan ...’nin “yetkili temsilci” olarak 25.03.2016 tarihli bayilik sözleşmesini imzaladığı; sözleşmede bayi olarak davalılardan ...’nin yer aldığı, Dava dilekçesinde ---- İşletme hesaplarının şifrelerinin davalılar tarafından sözleşmeye aykırı olarak değiştirildiği ve hesabın yönetiminin davalılarda olduğu; davalılarca korsan rapor hazırlandığı iddia edilmiş olsa da dosya kapsamı incelendiğinde uzmanlık alanımız dışında kalan bu hususun bunun anlaşılamadığı.
III. Davacı tarafından ---- Noterliği’nden 08.06.2020 tarihinde gönderilen ----- yevmiye numaralı ihtarname ile davalıların bayilik sözleşmesinin feshedildiğini beyan ettiği; davalının ise 08.06.2020 tarihinde ----.Noterliği’nde düzenlenen ----- yevmiye numaralı ihtarname ile bayilik sözleşmesinin tek taraflı feshedildiğini beyan ettiği;
dosya kapsamı (ve ihtarname içerikleri) incelendiğinde eğer davacı tarafça sözleşmenin sonlandırıldığı kabul edilir ise 25.03.2016 tarihli sözleşmenin 9. maddesindeki 2. paragrafta “bayinin (...’nin), davacı şirketin prestijini, ticari sır ve menfaatlerini korumakla yükümlü olduğu” düzenlenmiş olup sözleşmenin tarafı olmayan ve fakat davalı bayi ...’nin eşi olan davalı ...’nin, ---- kurucu ortaklarından olması sebebiyle davacı şirketin prestijini, ticari sırlarını ve menfaatlerini ihlal ederek sözleşmenin 9. maddesine aykırılık oluşturduğu ve davacının sözleşmeyi haklı sebeple sona erdirdiği kanaatine varıldığı;
elbette takdirin, TMK m. 4 hükmünce Sayın Mahkeme’ye ait olduğu, b. Ancak (alternatifli değerlendirme olarak) hukukumuza hakim “borcun nispiliği ilkesince” sözleşmenin kural olarak sadece tarafları bağlaması dolayısıyla sözleşmenin tarafı olmayan davalı ...’nin -----kurucu ortaklarından olmasının sözleşme ihlali anlamına gelmeyebileceği;
sözleşmeyi kurma hususunda yetkili temsilci sıfatını haiz davalı ...’nin diğer davalının eşi olması dikkate alındığında bunların, davacı şirketin prestijini, ticari sırlarını ve menfaatlerini mutlak olarak ihlal ettiği anlamına gelmeyebileceği (ancak davalıların evli olması durumunun, TMK m. 2/II hükmünce “hakkın kötüye kullanılması yasağı” kapsamında değerlendirilmesi gerekeceği); bu takdirde eğer Sayın Mahkemece sözleşmenin ihlalinin bulunmadığı kabul edilir ise bu takdirde davacının sözleşmeyi sona erdirmesinde haklı olmadığı kanaatine varılabileceği; takdirin TMK m. 4 hükmünce Sayın Mahkeme’ye ait olduğu,
Hal böyle olmakla eğer Sayın Mahkemece davacının haklı nedenle sözleşmeyi sonlandırdığı kabul edilir ise bu takdirde davacının, sözleşmenin 11. maddesinde kararlaştırılan (TBK m. 179/I hükmünün kapsamındaki) ceza koşulunu (cezai şartı) talep edebileceği ve fakat ceza koşulunun (cezai şartın) yanı sıra kar kaybını talep edemeyeceği; zira somut ihtilafa konu ceza koşullarının (cezai şartların) davacının uğrayacağı kar kaybına yönelik sözleşmeye dercedilmiş kayıtlar olduğu,
Dosyaya sunulu bilgi ve belgeler ışığında davalılar tarafından sözleşmesinin 9. maddesine aykırı eylemler sebebiyle 100.000USD tutarında ceza koşulunun (cezai şartın) ekonomik anlamda davalının mahvına sebep olabilecek derecede fahiş olduğu kanaatine varılabileceği; bu nedenle TMK m. 4 hükmü gereğince TBK m. 182/2 hükmünün takdirinin Sayın Mahkeme’ye ait olduğu bildirilmiştir.
Nitelikli Hesaplama Alanında Uzman bilirkişiler, Mali Müşavir bilirkişi ve Bilişim alanında uzman bilirkişi heyetinden alınan raporda özetle. Asıl Dava Davacısı Ticari Defter ve Kayıtların incelenmesi: Asıl Davacısı /karşı davalı ----- tarafından incelemeye ibraz edilen bilanço esasına göre tutulan 2017-2018-2019 Yılı Ticari defterlerinin açılış ve kapanış onayı yaptırdığı, 2020 Yılı Gib Onaylı Beratlarının süresi içinde oluşturulduğu tespit edilmiştir.
Asıl Dava Davacısı Ticari Defter ve Kayıtları üzerindeki tespitler: Asıl Davacısı /karşı davalı ---- tarafından ibraz edilen davacı tarafından davalılara kesilen faturalarda belirtilen ''kaporta-boya garantisi - sigorta bedeli'' ve hukuki danışmanlık ücreti üzerinde yapılan incelemede davacı şirket tarafından davalılara kesilen faturalarda belirtilen ''kaporta-boya garantisi-sigorta bedeli'' ve hukuki danışmanlık ücreti hususuna ilişkin bilgiler Toplam : 31.661,09-TL olarak aşağıdaki gibi tespit edilmiştir.Asıl Dava Davacısı birleşen dava davalısı ticari defterlerinin incelenmesinde,
davalı ile 2016 yılında başlayan 2020 Yılına kadar devam bir ticari ilişkisi olduğu, incelenen ticari defter kayıtlarında, davalıya olan ilişkinin aşağıdaki gibi yer aldığı tespit edilmiştir.
Taraflar arasında bir borç alacak uyuşmazlığı olmadığı ,uyuşmazlık konusunun taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin feshin haksız olup olmadığı, fesih dolayısıyla Maddi zarar talep edilip edilemeyeceği ile bu zararlardan ve cezai şart talebinden sorumlu olunup olunmadığı, noktasında toplandığı tespit edilmiştir.
KANAAT.
Sayın Mahkemece 09/02/2024 tarihli celsede …davacı tarafından davalılara kesilen faturalarda belirtilen ''kaporta-boya garantisi - sigorta bedeli'' ve hukuki danışmanlık ücreti hususunda inceleme yapılarak rapor oluşturulması için ek rapor alınmasına karar verilmiş olup tüm dosya incelendiğinde takdir Sayın Mahkeme’ye ait olmak üzere Davacı/karşı davalı ----- tarafından incelemeye ibraz edilen bilanço esasına göre tutulan 2017-2018-2019 Yılı Ticari defterlerinin açılış ve kapanış onayı yaptırdığı,
2020 Yılı Gib Onaylı Beratlarının süresi içinde oluşturulduğu , Davacı/karşı davalı ---- tarafından ibraz edilen davacı şirket tarafından davalılara kesilen faturalarda belirtilen ''kaporta-boya garantisi-sigorta bedeli'' ve hukuki danışmanlık ücreti hususuna ilişkin bilgilerin Toplam : 31.661,09-TL olarak yer aldığının tespit edildiği bildirilmiştir.
Davacı vekili 25/12/2024 tarihli bedel artırım dilekçesi ile '' gerek istinaf aşamasında gerek ise temyiz aşamasında yeniden bedel arttırım talebinde bulunma hakkımızı da saklı tutarak, bilirkişi raporunun eksik olduğu ve taleplerimizin halen belirlenmediğini de yinelemek sureti ile dosyanın gelinen aşaması itibarı ile davamızın değerini yukarıda belirtilen bilirkişi raporunda yazıldığı şekli ile toplamda 31.661,09-TL.'ye arttırıyoruz'' şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davacı vekili 27/12/2024 tarihli ıslah dilekçesi ile ''Daha sonra dosyanın esasına ilişkin beyanlarımız sunacağımızı belirterek fazlaya ilişkin haklarımız ve dava açma hakkımız saklı kalmak kaydıyla açmış olduğumuz davada bu aşamada 1.000,00 TL olarak belirlediğimiz maddi tazminat talebimizi davalılardan müştereken ve müteselsilen alınmak üzere 150.000 TL'ye artırır eksik harcı ikmal ettiğimizi belirtiriz" şeklinde beyanda bulunmuştur.Mahkememizce dosyada bulunan bili ve belgeler incelenmiş olup;
Asıl davanın, taraflar arasında yapılan bayilik sözleşmesine ilişkin davalı tarafça sözleşmeye aykırı davranılıp davranılmadığı, davacı tarafın sözleşmeyi feshine haklı olup olmadığı, davalı tarafça yapılan haksız rekabetin bulunup bulunmadığına ilişkin olduğu, Birleşen davanın, taraflar arasında akdedilen bayilik sözleşmesinde davacının ve davacının eşi ...' nin taraf olup olmadığı, sözleşmenin davacı tarafından feshinin haklı nedene dayanıp dayanmadığı, davacının kazanç kaybı ve yapıldığı iddia edilen kesintilerin iadesi talebinin haklı olup olmadığı, haklı ise davacının bu alacak kalemlerinden ne kadar alacak talep edebileceğine ilişkin olduğu,
Dava dosyasında bulunan 25.03.2016 başlangıç tarihli, bayilik sözleşmesinin incelenmesinde, taraflarının franchise verenin davacı -----Franchisee ve/veya bayinin davalı ... olduğu,
Davacı ile davalı ... arasında 25.03.2016 tarihli Ümraniye Kadosan bölgesi için franchise sözleşmesi akdedilerek, davalı ...’ye anılan bölge için bayilik hakkı verildiği görülmektedir.
Taraflar arasında imzalanan bu sözleşme devam ederken, davalılardan ..., davacı şirketin eski ortaklarından ----ve aynı sektörde faaliyet gösteren ---- isimli Ekspertiz firması ortaklarından ---- ile 01.04.2020 tarihinde ---- kurmuştur ---- Davalıların evli olmaları ve ...’nin ... adına vermiş olduğu---- Noterliği’nde düzenlenen 13.06.2016 tarihli vekaletname ile 25.03.2016 tarihli bayilik sözleşmesini imzalaması hususları bir arada değerlendirildiğinde, ...’nin ----- kurucu ortaklarından olmasının, 25.03.2016 tarihli sözleşmenin 9. maddesine aykırılık teşkil ettiğinden, davacının sözleşmeyi haklı sebeple sona erdirdiği,
Davaya konu cezai şartlar davacının uğrayacağı kar kaybına yönelik sözleşmeye dercedilmiş kayıtlardır. Başka bir anlatımla, cezai şart ve yoksun kalınan kâr yığılmaz; yarışır. Dolayısıyla taraflar arasındaki sözleşme uyarınca hem kâr kaybının hem de cezai şartın talep edilebilmesine TBK m. 179/1 uyarınca olanak bulunmamaktadır.
Bu husus Sözleşmenin 11. maddesindeki “Diğer tüm maddelerde geçerli olmak üzere ceza bedeli 100.000 usd den az olmamak kaydıyla -----uğrayacağı zarara göre artabilir.” ifadesinden de anlaşılabilmektedir.
Şu halde, davacının ceza koşulu (cezai şart) talep edebilmesinin koşullarının gerçekleştiği ve fakat cezai şartın yanı sıra kar kaybını talep edemeyeceği, sözleşmenin davacı ve davalı ... arasında yapılması sebebiyle sözleşme gereğince davalı ...'den cezai şarta ilişkin talepte bulunulabileceği, diğer davalının sözleşmeden kaynaklı cezai şart sorumluluğunun bulunmayacağı,
Davalılar tarafından sözleşmesinin 9. maddesine aykırı eylemler sebebiyle 100.000,00-USD tutarında cezai şartın ekonomik anlamda davalının mahvına sebep olabilecek derecede fahiş olduğu ve bu nedenle TBK m.182/2 hükmünün somut olayda işletilmesi gerektiği, Mahkememizce 15.000,00-USD ödenmesinin davalının ekonomik anlamda davalının mahvına sebep olmayacak nitelikte olduğuna kanaat getirilmiş ve bu miktarda cezai şarta hükmedilmesinin yerinde olacağı, 08/06/2020 tarihli ihtarname ile sözleşmenin feshedildiği, bu tarihte USD efektif satış kurunun 6,7938-TL olduğu,
15.000x6,7938=101.907,00-TL davacının davalı ...'den cezai şart alacağı oluştuğu, fesih tarihinden itibaren faiz talep edilebileceği, dava dilekçesi ile yasal faiz talep edildiği, anlaşılmıştır.Açıklanan gerekçelerle, Asıl davanın davalı ----- yönünden reddi, davalı ... yönünden kısmen kabulü, birleşen davanın reddine ilişkin aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
ASIL DAVA YÖNÜNDEN
3-Karar tarihinde alınması gerekli 6.961,26-TL harcın davacı tarafça peşin olarak yatırılan 54,40-TL peşin harç ve 2.544,55 TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 4.362,31-TL harcın davalı ...'den tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Davalı ... tarafından yapılan 70,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalı ...'ye ödenmesine,
5-Davalı ... vekille temsil olunmakla karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 30.000,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı ...'ye ödenmesine,
6-Davalı ... vekille temsil olunmakla karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 30.000,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı ...'ye ödenmesine,
7-Davacı vekille temsil olunmakla karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 30.0000,00 TL vekâlet ücretinin davalı ...'den tahsili ile davacıya ödenmesine,
8-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi gereği Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenecek 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinden davanın kabul ve red oranına göre 896,78-TL'nin davalı ...'den, 432,622-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,
9-Davacı tarafından yapılan 6.595,00 TL yargılama gideri üzerinden davanın kabul oranına göre 4.480,51-TL'nin davalı ...'den tahsili ile davacıya ödenmesine, davacı tarafça yapılan yargılama giderinin bakiye kısmının davacı üzerinde bırakılmasına,
10-Kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesini müteakip HMK madde 333/1 uyarınca yatıran tarafa iadesine,
BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN
11-Birleşen dosya davacısı ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
12-Davalı vekille temsil olunmakla karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 30.000,00 TL vekâlet ücretinin davacı ...'den tahsili ile birleşen dosya davalısına ödenmesine,
13-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi gereği Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenecek 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinden birleşen dosya davacısı ...'den tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,
14-Karar tarihinde alınması gerekli 615,40-TL harçtan, davacı tarafça peşin olarak yatırılan 59,30 TL ve 545,00-TL ıslah harcının mahsubu ile, 11,10 TL harcın birleşen dosya davacısı ...'den tahsili ile hazineye gelir kaydına,
15-Kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesini müteakip HMK madde 333/1 uyarınca yatıran tarafa iadesine,air, davacı birleşen dosya davalı vekili (e-duruşma) ve davalı birleşen dosya davacı vekilinin (e-duruşma) yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ---- Bölge Adliye Mahkemesi’ne İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usûlen anlatıldı.
İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/747, K. 2025/316, 28 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama