KÜNYE
T.C.
- Mercii
- İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/145
- Karar No
- 2024/393
- Karar tarihi
- 23 Mayıs 2024
Karar Metni
3.199 kelime·16 dk okuma·8 bölüm
İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/145
KARAR NO : 2024/393
DAVA
Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 03/03/2022
KARAR TARİHİ : 23/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan işbu Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davanın yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde;
----E-Ticaret Yazılım Sözleşmesi”ni imzaladıklarını, taraflar arasında yapılan yazışmaların,
---- Firmasının satış temsilcisi olan -----resmi domain adresi olan
----e-mailleriyle yapıldığını ve sözleşmede yer almayan hususlarda mail üzerinden mutabakata varıldığını, davalının karşılıklı mutabakata varılan hususlarda anlaşmaya aykırı davranışlarına binaen sözleşmeyi tek taraflı,
iyiniyetten uzan haksız feshiyle davacının zarara uğradığını, arabuluculuk kurumuna müracaat etmelerine rağmen bundan bir sonuç alınamadığını, işbu davanın açılması zorunluluğunun ortaya çıktığını, yazılım sözleşmesinde belirtildiği üzere davacının sözleşmenin karşılıklı olarak
imzalandığı tarihten itibaren 1 yıl süre ile ---- yazılımını kullanma hakkını elde ettiğini,süre sonunda davacının yenileme bedelini ödeyerek hizmet almaya devam edeceğinin kararlaştırıldığını, ilk yenileme bedelinin karşılıklı mutabık kalınarak belirleneceği hususunun sözleşmede belirtildiğini, 21.08.2020 tarihinde ---- tarafından mutabık kalınan hususların e-mail yoluyla bildirildiğini, e-mailde de belirtildiği üzere taraflarca ilk yıl yenileme ücretinin 6.500TL+KDV olarak mutabık kalındığını, davacının mutabık kalınan hususlar dahilinde bir yıl boyunca davalıdan hizmet aldığını ve bir yıl sonunda sözleşmeyi yenilemek
için davalıya başvurduğunu, davalının, üzerinde mutabık kalınmış hususlara uygun davranmayarak sözleşme yenileme bedelini fahiş miktarda artırdığını, davalı ile ilk yıl yenileme ücreti 6.500TL + KDV olarak belirlenmesine rağmen davalı firmanın 23.09.2021 tarihinde -----mailinden yenileme bedelinin 10.000 TL+ KDV olacağını belirttiğini,yapılan görüşmelere rağmen davalının taahhüt ettiği bedelden fahiş miktarda artış yaparak sözleşmeye aykırı davrandığını, yasal yollara başvurulacağı konusunda 27.09.2021 tarihinde
bildirimde bulunmalarına rağmen sonuç alamadıklarını, davalı şirketçe, davacı müvekkilinin sözleşmeye aykırı olan 10.000+ KDV ödemesini yapmayı kabul etmemesinden dolayı müvekkili şirketin tekstil ürünlerinin satışını gerçekleştirdiği pazar yerleri olan ---- sitelerinden kampanya döneminde davacı müvekkilinin
sitelerini kapatarak Pazar yerlerinin entegrasyonunu kesip müvekkilini mağdur ettiğini ve zarara uğrattığını, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından ----marka numarası ile 24.08.2020 tarihinden itibaren ---- on yıl süreyle 27.11.2021 tarihinde tescil edildiğini, buna rağmen davalı tarafça müvekkili şirketin kullanmış olduğu ------sitesinin müvekkilinin bilgisi olmadan ----- adlı siteye kullandırdığını,
---web sitesinin arama motoruna yazıldığında otomatik olarak
----- yönlendirildiğini ve ---- alan adı ----- olarak göründüğünü, internet alan adlarının büyük bir reklam ve pazar gücüne sahip olduğunu, davalı
tarafça haksız rekabete yol açılarak müvekkilinin ticari itibarının zedelendiğini, davacının zarara uğratıldığını ve üçüncü kişi adına davacının internet alan adının kullandırılarak haksız kazanç sağlanmasına neden olunduğunu, davalı tarafça haksız ve kötüniyetli fesih nedeniyle davacının muhtelif alanlarda zarara uğradığını ve bu zararının milyonlarca lirayı bulduğunu,
davacının uğradığı ve davalının sebep olduğu menfi, müspet ve munzam zararların tazmini için mahkemeye başvurma zorunluluğunun hasıl olduğunu, açıklanan nedenlerle sözleşmenin davalı yanca haksız ve iyiniyetten uzak feshinde, haksız rekabet, alan adının (domain) haksız
kullandırılması ve sözleşmeye aykırılık nedeniyle; fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak, haksız fesih ve haksız rekabet hükümlerine aykırılık nedeniyle oluşan, davalının sebep olduğu menfi, müspet ve munzam zararların tazmini için şimdilik 150.000 TL’nin avans faizi ile birlikte davalı
yandan tahsiline, dava masrafları ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Taraf teşkilinin usulüne uygun sağlandığı görüldü.
Davalı cevap dilekçesinde özetle;
Davacının iddiasının aksine, internet
platformunda markayı belirleyen alan adının münhasıran davacıya ait olduğunu, ilgili alan adının üçüncü bir kişi tarafından kullanılmasının mümkün bulunmadığını, alan adı sahibinin,dilediği zaman yayınlama adresini değiştirerek farklı bir hizmet sağlayıcısından alan adı servis
hizmetini alabileceği gibi her sene başka bir yazılımcı ile anlaşarak farklı firmalardan hizmet alabileceğini, bu kapsamda ilgili alan adının kullanımı hususunda müvekkili şirketçe verilen hizmetin, sözleşme yenilenmemesi sebebiyle haklı bir biçimde durdurulmasının, davacının ilgili
alan adı hizmetini üçüncü bir firmadan alma hakkını engellemeyeceğini, buna rağmen davacı tarafından bedel ödenmemesi sebebiyle durdurulan hizmetin müvekkilce verilmesi mecburiymiş gibi bir algı yaratmaya çalışıldığının anlaşıldığını, davacının asıl gayesinin hizmet
almaktan ziyade tazminat elde ederek sebepsiz zenginleşmek olduğunu, davacı tarafın yazışarak teklif aldığını iddia ettiği ---- isimli kişinin, müvekkili şirkette yalnızca çalışan sıfatıyla istihdam edildiğini, şirket adına temsil ve imzaya yetkili kişi sıfatını haiz olmadığını, bu kapsamda teklifin davalı tarafa müvekkili şirket çalışanı tarafından verildiğinden hukuken değerinin bulunmadığını, müvekkili şirketi temsil ve ilzama yetkili tek kişinin----- olduğunu ve kabul etmemekle birlikte, davaya konu teklif yapılmış ise dahi
yapan kişinin yetkisiz temsilci sıfatı ile hareket ettiğinin görüleceğini, kaldı ki davacının iddia ettiği 6.500TL.lik teklifin, ilk yıl için anlaşılan bedelin dahi altında olduğunu, güncel enflasyon,ÜFE verileri, döviz kuru gibi etkenler göz önüne alındığında, müvekkili şirket yetkilisi tarafından böyle bir teklifte bulunulamayacağının açık olduğunu, davacı tarafın da bu durumu bildiğini
ancak “ya tutarsa” saiki ile hareket ettiğini, davacının kötüniyetli olduğunu ve taleplerinin hukuk düzenince korunmasını beklemenin abesle iştigal olduğunu, davacının zarar kalemi olarak talep ettiği tutarların da fahiş ve mesnetsiz olduğunu, sözleşme yenilenmemesi nedeniyle iddia ettiği zarar kalemleri arasında illiyet bağının bulunmadığını ve bu tutarda bir
zarara uğraması olasılığının da olmadığını, davacının iddia ettiği zararlarını dilekçesinin hiçbir aşamasında somutlaştırmadığını, hangi eylemin hangi zararı oluşturduğunu açıklamadığını,davacının hem menfi hem de müspet zararının birlikte tahsilini talep etmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacının alan adının ---- firmasına kullandırıldığına dair iddianın
tamamıyla gerçek dışı olduğunu, davacı tarafın domaininin hiçbir şekilde üçüncü bir şirkete kullandırılmadığı gibi davacı şirket sitesinin arama motorunda aranması sonucunda da ----- adresinin çıkmadığını, iki şirketin birbirinden farklı alan adlarına sahip olduğunu ve birbirlerinin alan adlarını kullanmalarının mümkün bulunmadığını, davacının sahibi olduğu alan adının, istediği altyapı hizmet sağlayıcısı ile çalışarak kullanmak konusunda
tek yetkili olup alan adının başkasına kullandırılmasının söz konusu olamayacağını, bu kapsamda davacının buna ilişkin iddialarının tamamen gerçek dışı olduğunu ve haksız zenginleşme taleplerine dayanak arama çabasından ibaret bulunduğunu, açıklanannedenlerle; haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın reddi ile yargılama giderleri ve yasal vekalet ücretinin davacı yana tahmiline karar verilmesini, savunmuş ve talep etmiştir. Tarafların uhdesinde olan tüm delilleri ibraz ettikleri, getirtilmesi gereken delilleri ilgili yerlerden getirtilerek dosya içine alınmıştır.Dosya tüm delillerin ibrazından sonra konusunda uzman teknik bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, teknik bilirkişi heyetin ayrıntılı raporu sonuç kısmında; "
1- Mali inceleme neticesinde:
a. İşletmelerde kar ya da zararın, gelirlerindeki bir azalma, ya da giderlerindeki bir
artıştan sonra aktiflerinde (varlık ve alacaklarında) doğan bir artışı/ya da azalmayı ifade ettiği, taraflar arasında dava konusu sözleşmenin düzenleme tarihinin 26.08.2020, süresinin ise bir yıl olduğu, dolayısıyla, taraflar arasındaki sözleşmenin yenilenmesinin 26.08.2021 tarihinde yapılmasının gerektiği, ancak dava dilekçesinde belirtilen gerekçe ile yapılmaması nedeniyle, davacı yanın 26.08.2021 tarihinden sonra yukarıda belirtildiği şekilde zarara uğradığını iddia ettiği, bu durumda, davacının,
26.08.2020-26.08.2021 dönemindeki faaliyet sonuçları (bu döneme ait kar/zarar tablosu ile 26.08.2021 tarihli ya da Ağustos 2021 ay sonu bilançosu kapsamına göre) ile, 26.08.2021-03.03.2022 (dava tarihi) dönemi arasındaki faaliyet sonuçlarına (bu döneme ait kar/zarar tablosu ile 03.03.2022 tarihli bilançosu ya da Şubat 2022 ay sonu bilançosuna) ihtiyaç bulunduğu, ayrıca mukayese açısından ve teknik olarak önceki faaliyet sonuçlarının analizine yönelik olarak 2019 yıl sonu kar/zarar tablosu ile 31.12.2019 bilançosuna da ihtiyaç bulunduğu, bu bilgilerin
eksiksiz olarak davacı şirket tarafından hazırlanmadan mali yapısındaki değişikliklerin ve dolayısıyla zarar analizlerinin yapılmasının teknik olarak mümkün bulunmadığı,hal böyleyken, davacının yukarıda belirtildiği şekilde zarar iddiasının somut bir dayanağının da olmadığı, açıklanan nedenlerle Sayın Mahkemece Sözleşmenin feshinin hukuki sonucuna göre davacının haklı olduğunun kabulü halinde davacının uğradığı zararın, davacı tarafından zararın somutlaştırılmasından sonra yukarıda belirtildiği şekilde davacının yasal defter kayıtlarına göre düzenlenecek kar/zarar ve bilanço kayıtları dikkate alınmak suretiyle değerlendirilmesinin gerektiği,
b. Davacı, haksız fesih ve haksız rekabet hükümlerine aykırılık nedeniyle davalının sebep olduğu menfi, müspet ve munzam zararların tazmini gerektiğini iddia etmiş olup dava dilekçesinde sayılan sözleşmeye aykırılıkların oluştuğunun dosya kapsamından anlaşılamadığı, sıralanan iş ve eylemlerin her birinden davacının ne tutarda ve nasıl zarara uğradığının somutlaştırılmadığı,
2- Teknik inceleme neticesinde:
a. Davaya konu web sitesine ---- ulaşılamadığı,
b. Yapılan incelemeler neticesinde ----- sitesinin bahsi geçen
----- yönlendirilmesine ilişkin bir delile rastlanmadığı,
c. E-ticaret web sitesi için yapılan --, --- ve ---- için harcanan reklam
bütçeleri, web sitesi ve entegre pazar yerleri için hazırlanan ürünlerin satılmamış olması ve sezonun geçmesinden dolayı oluşan değer kaybından bahsedilmekle birlikte --- ve----reklam bilgilerine erişilmesinin mümkün olmadığı; ---- hesabı
incelendiğinde de son paylaşımının 30 Kasım 2021 tarihinde yapıldığının tespit edildiği,
d. Davacı, sözleşmeye aykırı olan 10.000+KDV ödemesini yapmayı kabul etmemesinden dolayı tekstil ürünlerinin satışını gerçekleştirdiği pazar yerleri olan -----sitelerinden kampanya döneminde davacının
sitelerini kapatarak pazar yerlerinin entegrasyonunu kesip davacının zarara uğrattığını iddia etmiş ise de dosya kapsamında bu yönde bir delile rastlanmadığı,---- siteleri bağımsız alışveriş siteleri olup web siteleriyle
entegrasyon anlamında bi bağlantıları bulunmamaktadır. -----sitelerine ürünler tek tek veya exceller halinde yüklenmektedir. Web
sitesine bağlantı yapılmamakta olup web sitesiyle teknik anlamda ilişkisi
bulunmamaktadır. Web sitesinin kapatılması teknik anlamda ----
sitelerini etkilememektedir.
e. Davacı, haksız rekabetin varlığı yönünde iddiada bulunmuş olmakla birlikte dosya kapsamında bu yönde bir delile rastlanmadığı, dolayısıyla bu yönde bir zararın ortaya çıkıp çıkmadığı hususunun da değerlendirilemediği,
3- Borçlar mevzuatına yönelik inceleme neticesinde:
a. Taraflar arasında 26.08.2020 tarihinde adi yazılı şekilde “-- E-Ticaret
Yazılım Sözleşmesi”nin imzalandığı; sözleşmenin “Kullanım Süresi” başlıklı
hükmünde davacının, sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren bir yıl süre ile
yazılımı kullanacağı; sürenin sonunda ise yenileme bedelini ödeyerek hizmet almaya devam edebileceği; sözleşmenin “Yenileme Seçeneği” başlıklı 4.2 maddesinde ise davacının sözleşmeyi 12 aylık yenileme seçeneğine sahip olduğu; sebepsiz yere yenileme talebinin geri çevrilmeyeceği; ancak yeni bir sözleşme yapmayı gerekli kılacak şekilde sözleşmede değişiklikler olabileceği; ilk yenileme bedelinin karşılıklı mutabık kalınarak belirleneceği hususunun kararlaştırıldığı,
b. Davacının taraflar arasında yapılan yazışmaların, ---- Firmasının satış temsilcisi olan ----- resmi domain adresi olan ---- ile
------ e-mailleriyle yapıldığını ve sözleşmede yer almayan
hususlarda mail üzerinden mutabakata varıldığını iddia ettiği; davalının ise bu kişinin davalının temsilcisi olmadığı savunmasında bulunduğu görülmekte olup dosya kapsamında, taraflar arasında sözleşme kurulmasına ilişkin olarak TBK m. 40 hükmünce ---- “yetkili temsilci” sıfatını haiz olduğunu gösteren delile
rastlanmadığı; ancak ----- davalının yetkili temsilci olup olmadığı ve
yaptığı hukuki işlemlerin davalıyı bağlayıp bağlamayacağını takdirin, TMK m. 4
hükmünce elbette Sayın Mahkeme’ye ait olduğu,
c. Davacının sözleşmenin yürürlük süresi sonunda davacının yenileme bedelini
ödeyerek hizmet almaya devam edeceğinin kararlaştırıldığını, ancak ilk yıl yenileme ücreti 6.500TL+KDV olarak belirlenmesine rağmen davalının 23.09.2021 tarihinde ---- mailinden yenileme bedelinin 10.000TL+KDV olacağını
belirttiğini, davalının taahhüt ettiği bedelden fahiş miktarda artış yaparak sözleşmeye aykırı davrandığını iddia ettiği görülmekte olup taraflar arasında 26.08.2020 tarihinde adi yazılı şekilde düzenlenerek imzalanmış “---E-Ticaret Yazılım Sözleşmesi”nin “Sözleşmenin Süresi” kenar başlıklı hükümde sözleşmenin,imzalandığı tarihten itibaren bir yıl süreyle geçerli olduğu; “paket+tasarım bedelinin” KDV dahil 14.000TL. olduğu; davacı müşterinin satın aldığı paketin yıllık bedelini ödeyeceği.
“Kullanım Süresi” başlıklı hükmünde davacının, sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren bir yıl süre ile yazılımı kullanacağı; sürenin sonunda ise yenileme bedelini ödeyerek hizmet almaya devam edebileceği hususunun kararlaştırıldığı;sözleşmedeki irade beyanları değerlendirildiğinde karşılıklı borç yükleyen sözleşme
niteliğindeki “----- Ticaret E-Ticaret Yazılım Sözleşmesi” uyarınca (ivazlı niteliğiyle) bedelin ödenmesi halinde davacı müşterinin yıllık olarak yazılımın kullanım hakkına sahip olacağının anlaşıldığı; sözleşmenin imzalanmasından sonra bir yıl süreyle sözleşmenin geçerli olacağı anlaşılmakta olup davalı tarafça her yeni yıl için sözleşmenin mutlaka yenileneceği yönünde bir taahhüde rastlanmadığı; kaldı ki sözleşmede “paket+tasarım bedelinin” KDV dahil 14.000TL. olduğu kararlaştırılmasına rağmen sonraki yıllarda sözleşme bedelinin ne olacağı hususunun, TBK m. 1 hükmünce “karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanları” ile kararlaştırılmadığı;
sözleşme özgürlüğü çerçevesinde sözleşmenin yeniden, yeni koşullarla akdedilmesi, yeni yıl için sözleşme bedelinin taraflarca kararlaştırılması yönündeki irade serbestisi, taraflara ait olup dosya içeriğinden sözleşmenin süresinden sonra yenileneceği, yenilendiği, yenilenmek zorunda olduğu hususlarında anlaşıldığını gösteren bir delile de rastlanmadığı; hal böyle olmakla:
- Dosyaya sunulan e-posta yazışmaları incelendiğinde davalı şirketin finans müdürü olduğu anlaşılan ----- tarafından 23.09.2021 tarihinde gönderilen e-
postada yenileme bedelinin 10.000 TL+ KDV olacağının belirtildiği görülmekle eğer Sayın Mahkemece e-postayı davacıya gönderen ---- davalı
şirketin TBK m. 40 hükmünce yetkili temsilcisi olduğu kanaatine varılır ise bu halde davalının öneride (icapta) bulunduğu kanaatine varılsa bile davacı tarafından bu önerinin “kabul” edilmediğinin ve sözleşmenin yeni dönem için akdedilmesi yönünde TBK m. 1 hükmü uyarınca “karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanları”nın bulunmadığının; sözleşmenin yeni dönem için yeniden
kurulmadığının anlaşıldığı,
- Sözleşmenin "Yenileme Seçeneği” başlıklı 4.2 maddesinde ise davacının
sözleşmeyi 12 aylık yenileme seçeneğine sahip olduğu; sebepsiz yere yenileme
talebinin geri çevrilmeyeceği; ancak yeni bir sözleşme yapmayı gerekli kılacak
şekilde sözleşmede değişiklikler olabileceği; ilk yenileme bedelinin karşılıklı mutabık kalınarak belirleneceği kararlaştırılmış olup sözleşme hükümleri ve sözleşme özgürlüğü ilkesi kapsamında davalının, sözleşmede kararlaştırılan KDV dahil 14.000TL. bedelle, sonraki yıllarda da sözleşmeyi yenilemeyi üstlendiği veya sözleşmeyi her koşulda yenilemek zorunda olduğu yönünde bir sözleşme hükmüne rastlanmadığı; sözleşmede açık bir şekilde “yeni bir sözleşme yapmayı gerekli kılacak şekilde sözleşmede değişikliklerin olabileceği;
ilk yenileme bedelinin karşılıklı mutabık kalınarak belirleneceği” kararlaştırıldığından bu hususların TBK m. 1 hükmünce “karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanları” ile belirleneceği, davalının sözleşmeyi yeniden akdetmesi yolunda bir taahhütte bulunmadığı; dolayısıyla da bu açıdan davalının sözleşmeye aykırı davranmadığı ve bundan dolayı da davacının
zararına sebebiyet verilemeyeceği; davalı, bir yıl süreli olarak yapılan sözleşmenin devamı için, yeni yıla özgü olarak, taraflar arasında TBK m. 1 hükmüne göre anlaşmaya varılamaması nedeniyle sözleşmenin yeni yıl için kurulmadığını ve davacıya verilen hizmetin sonlandırıldığını beyan etmiş olup bu beyan, bozucu yenilik doğuran hakkın kullanılmasına ilişkin sözleşmenin feshi anlamında olmadığı; yürürlük süresinin taraflarca bir yıl olarak kararlaştırılmış olup sözleşmenin, yürürlük süresinin sona ermesiyle sözleşmenin de sona erdiği;
yürürlük süresinin bitiminden sonraki yıllar bakımından sözleşmenin yeniden (yeni bedel ve koşullar üzerinde anlaşılarak) akdedilmesi hususunda sözleşme özgürlüğünce ve TBK m. 1 hükmünce “karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanları” ile anlaşmanın sağlanamadığı; dosya incelendiğinde taraflarca sözleşmenin bir yıllık yürürlük süresinden bitiminden sonra yeni dönemler için tekrar bir sözleşme kurulmadığı; açıklanan sebeplerden ötürü de
yürürlük süresi bir yıl olarak belirlenen sözleşmenin yeniden akdedilmemesinin
“fesih/sözleşmenin ileriye etkili sonlandırılması” anlamına gelmediği kanaatine
varılabileceği; bu noktada mali inceleme neticesinde de dava dilekçesinde sayılan sözleşmeye aykırılıkların oluştuğunun dosya kapsamından anlaşılamadığı, sıralanan iş ve eylemlerin her birinden davacının ne tutarda ve nasıl zarara uğradığının somutlaştırılmadığı kanaatine varıldığı; takdirin, elbette münhasıran Sayın Mahkeme’ye ait olduğu,
d. Davacı, haksız fesih ve haksız rekabet hükümlerine aykırılık nedeniyle davalının sebep olduğu menfi, müspet ve munzam zararların tazmini için şimdilik 150.000TL’nin avans faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş olup eğer Sayın Mahkemece, aksi yönde,sözleşmenin davalı tarafça haklı neden olmaksızın feshedildiği kabul edilir ise bu halde:
- Teknik inceleme neticesinde de haksız rekabetin ve zararın doğduğunun tespit
edilemediği kanaatine varıldığı;
- Dosya kapsamı incelendiğinde davalının, TTK m. 18(3) hükmüne uygun olarak
sözleşmeyi feshettiğini gösteren bir delile rastlanmadığı;
- Ayrı iki zarar türü olmasına rağmen hem müspet (olumlu) hem de menfi (olumsuz) zararın bir arada istenip istenemeyeceği, HMK m. 194(1) hükmünce dayanılan vakıaların somutlaştırılıp somutlaştırılmadığı hususunu takdirin, elbette münhasıran Sayın Mahkeme’ye ait olduğu, - Mali inceleme neticesinde davacı tarafından sayılan sözleşmeye aykırılıkların ve tazmini istenen zararların ne miktarda, nasıl, ne biçimde oluştuğunu gösteren delile rastlanmadığı, bu hususun somutlaştırılmadığı (HMK m. 194(1)) kanaatine varıldığı;
4- Tarafların iddia, savunma ve delillerinin hukuki nitelemesinin, Bilirkişilik Kanunu ve Yönetmeliğine istinaden Muhterem Mahkeme’ye ait olduğu,
" görüşünü bildirir rapor tanzim edilmiştir.
Bilirkişi raporunun taraflara tebliğ edildiği görüldü.
Rapora itirazlar neticesinde dosyanın farklı bir heyete tevdi edilerek uyuşmazlık hususlarında rapor düzenletildiği görüldü.
Bilirkişi heyeti 20/12/2023 tarihli b.kişi heyeti raporu sonuç kısmında:
" Yukarıda yapmış olduğumuz inceleme ve tespitlerimize istinaden, hukuki durumun değerlendirilmesi ve nihai takdir Sayın Mahkeme'ye ait olmak üzere;
Davacının taleplerine ilişkin değerlendirmemiz aşağıdaki gibidir,
Alınan hizmete ilişkin taraflar arasında herhangi bir uyuşmazlık olmadığından,
tarafımızca 14.000,00 TL’lik tutara ilişkin davacının zarar talebinin uygun olmadığı değerlendirilmiştir.Raporumuzda açıkladığımız nedenlerle davacının 100.000,00 TL’lik zarar talebine yönelik somut bir değerlendirme yapabilmek mümkün değildir.Raporumuzda açıkladığımız nedenlerle davacının 16.213,67 TL’lik zarar talebine yönelik somut bir değerlendirme yapabilmek mümkün değildir.Raporumuzda açıkladığımız nedenlerle davacının söz konusu talebine yönelik olarak somut bir değerlendirme yapabilmek mümkün değildir.
Raporumuzda açıkladığımız nedenlerle davacının 69.372,72 TL’lik zarar talebine yönelik somut bir değerlendirme yapabilmek mümkün değildir.
Raporumuzda açıkladığımız nedenlerle davacının 600.000,00 TL’lik zarar talebine yönelik somut bir değerlendirme yapabilmek mümkün değildir.
Raporumuzda açıkladığımız nedenlerle davacının 16.000,00 TL’lik zarar talebine yönelik somut bir değerlendirme yapabilmek mümkün değildir.
Davacı ----” alan adının davalı tarafından kapatıldığını iddia
etmektedir, ancak alan adını alan şirketin dışında 3. Şahıslar alan adını kapatamazlar. Ama davalı kendi sunucuları üzerinden yayın hizmetini kesebilir. Bu durumda bu hizmeti veren başka bir sunucu bulunmazsa bu alan adına ulaşılamaz. Şu anda ----- adresi ulaşım dışıdır, dolayısı ile arama herhangi başka bir adrese yönlendirilmemiştir.
" görüşünü bildirir rapor tanzim edilmiştir.
Raporun taraflara tebliğ edildiği itirazlar neticesinde bilirkişi ek raporu aldırıldığı bilirkişi heyeti ek raporu sonuç kısmında : " Yukarıda yapmış olduğumuz inceleme ve tespitlerimize istinaden, hukuki durumun
değerlendirilmesi ve nihai takdir Sayın Mahkeme'ye ait olmak üzere;
Davacının itirazlarına ilişkin olarak gerekli değerlendirmelere raporumuzda ele alınmış olup, kök raporumuzda yer alan değerlendirmelerimizi aynen tekrarladığımızı belirtmek isteriz.
" görüşünü bildirir rapor tanzim edilmiştir.
DELİLLER
*Bilirkişi kök ve ek raporları, *Tüm dosya kapsamı,
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) istemine ilişkindir. Davaya konu uyuşmazlığın tespiti; Taraflar arasında 26.08.2020 tarihinde '' ---- Ticaret E-Yazılım Sözleşmesi'' imzalandığı, davalının sözleşmeyi haksız fesih edip etmediği, haksız fesih var ise davacının talep ettiği zarar kalemlerinden davalının sorumlu olup olmadığı, davalı tarafından davacı aleyhine haksız rekabet eyleminin bulunup bulunmadığı ve bu mevcut ise davacının bundan dolayı olan zararının ne olduğu, davacının haksız fesih nedeni ile zararı oluştu ise zarar miktarının ne olduğu uyuşmazlık konularıdır.
Taraflar arasında 26.08.2020 tarihinde adi yazılı şekilde ''----- Ticaret E-Ticaret Yazılım Sözleşmesi'nin imzalandığı; sözleşmenin ''Kullanım Süresi'' başlıklı hükmünde davacının , sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren bir yıl süre ile yazılımı kullanacağı; sürenin sonunda ise yenileme bedelini ödeyerek hizmet almaya devam edebileceği; sözleşmenin ''Yenileme Seçeneği'' başlıklı 4.2 maddesinde ise davacının sözleşmeyi 12 aylık yenileme seçeneğine sahip olduğu; sebepsiz yere yenileme talebinin geri çevrilmeyeceği; ancak yeni bir sözleşme yapmayı gerekli kılacak şekilde sözleşmede değişiklikler olabileceği;
ilk yenileme bedelinin karşılıklı mutabık kalınarak belirleneceği hususunun kararlaştırıldığı, davacının, sözleşmenin yürürlük süresi sonunda davacının yenileme bedelini ödeyerek hizmet almaya devam edeceğinin kararlaştırıldığını, ancak ilk yıl yenileme ücreti 6500 TL+KDV olarak belirlenmesine rağmen davalının 23.09.2021 tarihinde ----- mailinden yenileme bedelinin 10.000 TL +KDV olacağını belirttiği,
davalının taahhüt ettiği bedelden fahiş miktarda artış yaparak sözleşmeye aykırı davrandığını iddia ettiği görülmekte olup taraflar arasında 26,08,2020 tarihinde adi yazılı şekilde düzenlenerek imzalanmış sözleşmenin süresi kenar başlıklı hükümde sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren bir yıl geçerli olduğu; ''paket+tasarım bedelinin'' KDV dahil 14.000 TL olduğu, davacı müşterinin satın aldığı paketin yıllık bedelini ödeyeceği; '' Kullanım Süresi'' başlıklı hükmünde davacının, sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren bir yıl süre ile yazılım kullanacağı;
sürenin sonunda ise yenileme bedelini ödeyerek hizmet almaya devam edebileceği hususunun kararlaştırıldığı; sözleşme özgürlüğü çerçevesinde sözleşmenin yeniden , yeni koşullarla akdedilmesi, yeni yıl için sözleşme bedelinin taraflarca kararlaştırılması yönündeki irade serbestisi, taraflara ait olup dosya içeriğinden sözleşmenin süresinden sonra yenileneceği, yenilendiği, yenilenmek zorunda olduğu hususlarında anlaşıldığını gösteren bir delile de rastlanmadığı, davalının sözleşmeyi yeniden akdetmesi yolunda bir taahhütte bulunmadığı,
dolayısı ile bu açıdan davalının sözleşmeye aykırı davranmadığı ve bundan dolayı da davacının zararına sebebiyet verilemeyeceği, davalı bir yıl süreli olarak yapılan sözleşmenin devamı için , yeni yıla özgü olarak, taraflar arasında TBK M1.
Göre anlaşmaya varılamaması nedeniyle sözleşmenin yeni yıl için kurulmadığını ve davacıya verilen hizmetin sonlandırıldığını beyan etmiş olup bu beyan bozucu yenilik doğuran hakkın kullanılmasına ilişkin sözleşmenin feshi anlamında olmadığı; yürürlük süresinin taraflarca bir yıl olarak kararlaştırılmış olup sözleşmenin , yürürlük süresinin sona ermesiyle sözleşmenin de sona erdiği ; yürürlük süresinin bitiminden sonraki yıllar bakımından sözleşmenin yeniden akdedilmesi hususunda sözleşme özgürlüğünce ve TBK m1.
Hükmünce ''karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanları'' ile anlaşmanın sağlanamadığı, dosya incelendiğinde taraflarca sözleşmenin bir yıllık yürürlük süresinin bitiminden sonra yeni dönemler için tekrar bir sözleşme kurulmadığı, dava dilekçesinde sayılan sözleşmeye aykırılıkların oluştuğuna dair dosyada somutlaştırılmadığı ve somut delil bulunmadığı anlaşılmakla ispat edilemeyen davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/145, K. 2024/393, 23 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama