KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/420
- Karar No
- 2024/812
- Karar tarihi
- 7 Kasım 2024
Karar Metni
1.848 kelime·9 dk okuma·7 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/420
KARAR NO : 2024/812
DAVA
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 14/06/2022
KARAR TARİHİ : 07/11/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili Davacı Şirket ile Davalı Borçlu Şirket arasındaki ticari ilişki nedeniyle satılan mallar için fatura düzenlenmiş, bu faturalara istinaden tutulan C/H kaydına göre Bakiye Borcun ödenmemesi üzerine, --- İcra Müdürlüğünün ---- Esas sayılı dosyasıyla İcra Takibi başlattıklarını, başlatılan
İcra Takibinin 188.029,06 TL Asıl Alacak ve 114.181,95 TL Faiz olmak üzere Toplam 302.211,01 TL
olduğunu, davalı borçlu şirketin borca karşı yapmış olduğu haksız ve mesnetsiz itirazı nedeniyle işbu
takibin durmuş olduğunu, borçlu tarafından C/H Borcuna karşılık verilen çeklerin ödenmemesi nedeniyle ve aralarındaki Barter Sözleşmesi gereği temerrüt gerçekleşmiş olup, faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ettiklerini, taraflar arasında dava şartı olan Arabuluculuk görüşmelerinden de sonuç alınamamış olduğunu,davalı Borçlu Şirketin imzalayarak müvekkiline gönderdiği “Barter Anlaşması” ile kabul etmiş, ancak
protokolde belirtilen şartları da yerine getirmemiş olduğunu iddia ederek,
davalı şirketçe takibe yapılan Vaki İtirazın İptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine en az %20 İcra İnkâr Tazminatı Mahkûmiyetine hükmedilmesini, Yargılama Giderleri ve Vekâlet Ücretlerinin Davalı
üzerine bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı taraf, eldeki davaya herhangi bir cevap vermemiş, HMK 128 madde hükmü uyarınca davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkar etmiş sayılmıştır.
İNCELEME ve GEREKÇE:
Dava hukuki niteliği itibariyle, ---- İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67 maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.
İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.
İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.
b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.
c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez.
İtirazın iptali istemine konu, ----. İcra Müdürlüğünün ---- Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından itiraz dilekçesinde borca itiraz edildiği ve takibin durduğu anlaşılmıştır.Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporu ile davacı Şirketin Usul ve Yasaya Uygun tutulmuş olduğu tespit olunan Ticari Defterlerindeki Kayıtları
ve Müstenidatları üzerinde yapılan incelemeler çerçevesinde, yukarıda yapmış bulunduğumuz açıklamalar sonucunda, 6100 sayılı HMK’ nın 266/c. 2 hükmü uyarınca bilcümle hukuki takdir, tavsif, İcra Tazminatı Talepleri ve Taleple Bağlılığın takdiri Mahkemeye ait olmak üzere,
Davacı Şirketin 188.029,06 TL asıl alacak ve 114.181,95 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam
302.211,01 TL alacak talebi üzerinden harçlandırmak suretiyle, İtirazın İptali istemli olarak Davalı
Şirket aleyhine ikame etmiş olduğu işbu itirazın iptali Davasında;
Yukarıda yer verdiğimiz tespit ve değerlendirmelerimiz muvacehesinde, Davacı Şirketin Davalı Şirketten 188.029,06 TL asıl alacağı bulunduğu,davacı Şirketin İşlemiş Faiz Talebine ilişkin değerlendirme ve takdirin Sayın Mahkemeye ait olabileceği sonuç ve kanaati bildirilmiştir.
Mahkememizce aldırılan bilirkişi ek raporu ile borçlar mevzuatına yönelik inceleme neticesinde:
davacı tarafından davalı aleyhine 13/12/2021 tarihinde ---- İcra Md.----.
sayılı dosya ile icra takibinin başlatıldığı; “borcun sebebi”nin “cari hesap esktresi” olarak
gösterildiği, 188.029,06TL. asıl alacak ile 114.181,95TL. işlemiş faiz olmak üzere
toplamda 302.211,01TL.nin ödenmesinin talep edildiği,
Taraflar arasında adi yazılı şekilde 23.05.2017 tarihinde “Barter İşlem Protokolü
(Anlaşması)” başlıklı sözleşmenin kurulduğu; davalının davacıya söz konusu bağımsız
bölümü 380.000TL. bedelli barter işlemi karşılığında vermeyi kabul ettiği; ekteki sipariş
listesindeki tutar olan 714.971,44TL.nin 380.000TL.lik kısmının işbu bağımsız bölümün
devredileceği; 500.000TL.lik kısmı için ise 2017 yılı 10.ay, 11.ay, 12.ay, 2018 yılı 1.ay,
2.ay, 3.ay için eşit tutarda çekler verileceği; çeklerden dolayı 175.028,56TL. KDV dahil
kısmın cari hesap alacağı olarak kaydedileceğinin kararlaştırıldığı,
Kök raporda yer alan mali inceleme neticesinde toplam işlemiş faizin (42.361,10 +
41.078,91 + 13.329,36=) 96.769,37TL. olduğu hesaplanmış olup davacı vekili tarafından
12.12.2023 tarihinde sunulan dilekçede bu hesaplamanın hatalı olduğunun, zira ödenmeyen
faturalara istinaden ayrı ayrı faiz hesaplanamayacağının, icra takibinde 01.06.2018
tarihinden itibaren faizin talep edildiğinin ileri sürüldüğü,
Ancak -----İcra Müdürlüğü’nün -----. sayılı dosya ile başlatılan
icra takibinde işlemiş faiz talep edilmiş ise de faizin işletilmeye başlandığı günün icra
takibinde yazmadığı, Sözleşmede de borcun vadesinin kararlaştırılmadığı;
Bununla birlikte davacı tarafından TBK m. 117/I (“Muaccel bir borcun borçlusu,
alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer.”) hükmüne göre davalıya gönderilmiş bir temerrüt
ihtarına da dosya kapsamında rastlanmadığı;
Hal böyle olmakla kök raporda yer alan mali inceleme neticesinde yapılan faiz hesabının,
söz konusu çeklerin ödenme gününe göre ayrı ayrı yapılmasının yerinde olduğu kanaatine
varıldığı; takdirin elbette Mahkemeye ait olduğu,
Mali inceleme neticesinde: “alacak-borç ilişkisinin tespiti” hususunda: Davacı Şirketin
188.029,06 TL asıl alacak ve 114.181,95 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam
302.211,01 TL alacak talebi üzerinden harçlandırmak suretiyle itirazın iptali istemli
olarak davalı şirket aleyhine ikame etmiş olduğu işbu itirazın iptali davasında yukarıda yer
verdiğimiz tespit ve değerlendirmelerimiz muvacehesinde, davacı şirketin davalı şirketten
188.029,06TL asıl alacağının bulunduğu, toplam işlemiş ticari temerrüt faizinin
(42.361,10 + 41.078,91 + 13.329,36=) 96.769,37 TL olabileceği, davacı şirketin işlemiş faiz
talebine ilişkin takdirin Mahkemeye ait olduğu sonuç ve kanaati bildirilmiştir.
Taraflar arasında adi yazılı şekilde 23.05.2017 tarihinde “Barter İşlem Protokolü
(Anlaşması)” başlıklı sözleşmenin kurulduğu; davalının davacıya söz konusu bağımsız
bölümü 380.000TL. bedelli barter işlemi karşılığında vermeyi kabul ettiği; ekteki sipariş
listesindeki tutar olan 714.971,44TL.nin 380.000TL.lik kısmının işbu bağımsız bölümün
devredileceği; 500.000TL.lik kısmı için ise 2017 yılı 10.ay, 11.ay, 12.ay, 2018 yılı 1.ay,
2.ay, 3.ay için eşit tutarda çekler verileceği; çeklerden dolayı 175.028,56TL. KDV dahil
kısmın cari hesap alacağı olarak kaydedileceğinin kararlaştırıldığı,
anlaşılmıştır. HMK 222/3. Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy.
Kanun-23.madde)yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde).
Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmü düzenlenmiştir.Somut olayda davalı tarafın, talimat mahkemesinde usulüne uygun tebligata rağmen ticari defterlerini incelenmek üzere sunmadığı,
davacı tarafın ticari defterlerini incelenmek üzere sunduğu Davacı Şirketin usul ve yasaya uygun tutulmuş delil niteliğine haiz ticari defterlerinde satış faturalarına istinaden ciro edilen ileri vadeli çeklerin vadelerinde karşılıksız kalmaları ve çeklerin kambiyo niteliği vasfına haiz olmamaları sonucu oluşan 188.029,06 TL borç kaydının bulunduğu aksini ticari defterlerini ve/veya hukuki nitelikli ödeme belgelerini ibraz etmeyerek kanıtlayamayan davalı şirket karşısında, 7251 Sayılı Kanun’la Değişik HMK.’ nın 222 Maddesi gereği yasal niteliğe ve delil olabilme gücüne haiz ticari defterlerini ibraz eden davacı şirketin,
usul ve yasaya uygun tutulmuş sahipleri lehine delil olabilme niteliğine haiz ticari defter ve kayıtları ile tüm dosya kapsamı, davacı şirketin davalı şirketten vadelerinde karşılıksız kalan çeklerden kaynaklanan 188.029,06 TL asıl alacağı bulunduğu, davacı şirketin davalı şirketten 188.029,06 TL açık hesap alacağına istinaden, davanın dayandığı
takipte reeskont avans faizi tatbik edilmek suretiyle, 114.181,95 TL işlemiş faiz talebinde bulunduğu ve talebini harçlandırmak suretiyle huzurdaki davaya konu etmiş olduğu, dosya kapsamı incelendiğinde, taraflar arasında akdedilen Barter Sözleşmesinde temerrüt halini düzenleyen bir hüküm ve/veya hukuki nitelikli bir ihtar bulunmamakla birlikte, alacağın dayanağı olduğu tespit edilen, ancak vadelerinde
ödenmeyerek karşılıksız kaldığı tespit olunan çeklerin vadeleri esas alınmak suretiyle yapılan faiz hesaplamasında 96.769,37 TL işlemiş faiz talep edebilecegi anlaşılmakla davacı tarafın defterlerine göre davalıdan alacaklı olduğu,
davalı tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi durumunda davacı yanın ticari defterlerinin lehine delil olacağı değerlendirilerek usul ve yasaya uygun bilirkişi raporu da hükme esas alınarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır.
Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir.
Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur.
Takip talebi ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde alacağın likit olduğu anlaşılmakla kabulüne karar verilen alacak miktarının %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜ M
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KISMEN KABULÜ İLE,
1-Davalının ----İcra Müdürlüğünün ---- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının kısmen iptali ile, takibin 188.029,06 TL asıl alacak ve 96.769,37 TL işlemiş faiz üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin talebin işlemiş faiz talebinin reddine,
2-Kabulüne karar verilen takibe konu alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Alınması gerekli karar ve ilam harcı olan 19.454,58 TL'nin dava açılırken davacı tarafça peşin olarak yatırılan 3.649,95 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 15.804,63 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL başvurma harcı, 3.649,95 TL peşin harç olmak üzere toplam 3.730,65 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 5.500,00 TL bilirkişi ücreti, 360,50 TL posta gideri olmak üzere toplam 5.860,50 TL yargılama giderinin davada haklı çıktığı %94,24 oranında olmak üzere 5.522,93 TL sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen kısım için karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT' ye göre belirlenen 45.567,75 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
8-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen kısım için karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT' ye göre belirlenen 17.412,58 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
9-Suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin haklılık oranı gözetilerek 1.470,14 TL sinin davalıdan, 89,86 TL sinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
10-Kararın kesinleşmesi halinde kullanılmayan gider avansının ilgili tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.
İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/420, K. 2024/812, 7 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama