KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/943
- Karar No
- 2024/937
- Karar tarihi
- 17 Aralık 2024
Karar Metni
1.526 kelime·8 dk okuma·9 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/943
KARAR NO : 2024/937
DAVA
Alacak (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan Sebepsiz İktisab Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 11/12/2022
KARAR TARİHİ : 17/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan Sebepsiz İktisab Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Davacının restoran olan iş yeri için ---- yayınları sözleşmesine kefil olduğunu, 22.09.2021 tarihinde sözleşme imzaladığını, bono imzalamadığını, yayının Ekim 2021 tarihinde açılığını, iş yerinin 25.11.2021 tarihinde kira sözleşmesini fesih ederek kapandığını, bu tarihten sonra yayın akışının alınmadığını, ilk ayın ödemesinin peşin olarak 3.000-TL olarak ödendiğini, Davalının 22.10.2021 tarihli ödemenin yapılmaması üzerine yayını kestiğini, Davalı firmaya fesih bildiriminde bulunulduğunu, fesih bildirimine rağmen davalı firmanın feshin mümkün olmadığını bildirerek bir yıllık bedelin ödemesini istediğini,
davalının elinde bono olduğunu bildirdiğini, davacının ve sözleşme tarafının noter ihtarı ile fesih bildiriminde bulunarak bononun iadesini istediğini, davalının kabul etmeyerek icra takibi başlattığını, davacının icra dosya borcunu 25.04.2022 tarihinde ihtirazi kayıtla ödediğini, davalının sözleşmeye gizli bono ekleyerek davacının kefil sıfatıyla sözleşmeyi imzalarken aldatıldığını, davalının 1 yıllık ücreti haksız ve hukuka aykırı şekilde istediğini,
davacının haksız yere uğradığı zararın giderilmesine karar verilmesi gerektiğini beyan ile 27.360,00-TL' nin ödeme tarihi olan 25.04.2022 tarihinden itibaren ticari faizi ile davalıdan istirdadına ve munzam zararının da davalıdan her türlü tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA
Davalı yan kendisine yapılan usulüne uygun tebliğe rağmen davacı yanın dava dilekçesine cevap vermemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava hukuki niteliği itibariyle, İcra tehdidi altında ihtirazi kayıt ile ödenen paranın istirdatına yönelik olarak açılan alacak davasıdır.Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişi tarafından verilen raporda özetle; " Davacının ----. İcra Müdürlüğünün----Esas nolu dosyasına ödediği 27.360.TL nin istirdatı talebinin, mahkemenin abonelik sözleşmesinin 5. Maddesinin kesin hükümsüz olduğuna karar vermesi ve hizmetin 01 Ekim 2021 tarihinde başladığını kabul etmesi halinde; 25.476,90 -TL lık kısmının yerinde olacağı, Mahkemenin abonelik sözleşmesinin 5. Maddesinin kesin hükümsüz olduğuna karar vermesi ve hizmetin sözleşme tarihi olan 22.Eylül.2021 tarihinde başladığını kabul etmesi halinde; 24.757,57 -TL lık kısmının yerinde olacağı," şekline rapor sunulmuştur.
Davacı yan tanık deliline dayandığından gösterilen tanıklar dinlenmiştir.
12.03.2024 tarihli duruşmada Tanık ... beyanında"Aboneliğin alındığı restoranın müdürü olarak görev yapmakta idim, restoranın sahibi de --- -- idi davacı da bizim arkadaşımızdı, akşamları misafir olarak restorana gelirdi, bazende bize yardım ederdi, restoran sahibi yabancı olduğu için ---- aboneliğini davacı üzerine almıştı, biz ----- ile görüştük, sözleşmeleri getirin tekrar bir konuşalım dediğimizde biz konuştuk, anlaştık dediler, benim evde olduğu akşam saatlerinde davalı yetkilileri gelerek sözleşmeyi davacı ile imzalamışlar, ben sözleşmenin imzalandığı esnada yanlarında değildim, sözleşme senedin imzalanmasını görmedim,
davacı senet imzaladığını fark etmediğini, sadece sözleşme imzaladığını düşünmüş alt kısımda senede de imza attırılmış, biz ----- ile anlaşmak istedik ancak kendileri bizimle anlaşma yapmadılar, zaten bir ay kadar ancak aboneliği kullandık, pandemi ve kira yüksekliği sebebi ile işyerini kapatmak zorunda kaldık" şeklinde beyanda bulunmuştur.İİK’nun 72/1. maddesi “Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir” hükmünü içermektedir.
Aynı maddenin 7. fıkrasında ise “Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını isteyebilir” düzenlemesi mevcuttur.Borçlu, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise, ödemiş olduğu paranın kendisine geri verilmesi için istirdat davası açabilir (İİK m. 72/VII).
İstirdat davası, esasen sebepsiz zenginleşme iddiasına dayanan bir eda davası olup, bununla icra takibi sırasında sebepsiz olarak ödenmiş olduğu iddia edilen bir paranın geri verilmesi istenir. Yalnız, davanın şartı icra hukukuna dayanmaktadır: Borçlunun, borcu bulunmadığı bir parayı icra takibinin kesinleşmesi nedeniyle cebri icra tehdidi altında ödemek zorunda kalmış olması gerekir (----).
Öğretide genel işlem koşulları kavramı ile aynı anlama gelmek üzere formüler sözleşme, tip sözleşme, kitle sözleşme, çerçeve sözleşme, standart sözleşme, katılmalı sözleşme (iltihaki sözleşme)23 gibi terimler de kullanıl-maktadır.
Standart sözleşmeler ise, içeriğini tamamen veya kısmen genel işlem şartlarının oluşturduğu, bireysel sözleşmelerin karşıtı olarak karşılıklı görüşme ve pazarlık sonucu kurulmayan müteşebbisin mal ve hizmet üretimini tipleştirerek seri halde kitlelere sunduğu sözleşmelerdir. 1 Temmuz 2012’de yürürlüğe giren Türk Borçlar Kanunu ile “genel işlem koşulları” başlığı altında kanunun 20 vd. maddelerinde birtakım düzenlemeler getirilmiştir.
TBK m. 20’ de: “Genel işlem koşulları, bir sözleşme yapılırken düzenleyenin, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden, tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleri” olarak tanımlanmıştır. Aynı zamanda kanun koyucu birden fazla sözleşmede kullanılacak olan bu metinlerin tıpatıp aynı olmasını da aramamıştır; aksi halde genel işlem koşullarının denetiminin dolanılmasına yol açılmış olurdu. Bu yüzden bu metinlerin benzeşmesi yeterlidir.
Nitekim TBK m. 20/f. II: “Aynı amaçla düzenlenen sözleşmelerin metinlerinin özdeş olmaması, bu sözleşmelerin içerdiği hükümlerin, genel işlem koşulu sayılmasını engellemez.” diyerek bu hususu belirtmiştir. Sözleşmenin kuruluşu sırasında genel işlem koşullarına dayanan tarafın, diğer tarafa görüşme ve pazarlık konusu yapma imkanı vermemesi, bu şartların diğer tarafça görüşülmeksizin kabul edilerek sözleşmeye alınması, genel işlem koşullarının belirleyici unsurudur. TBK m. 20/f.
III. maddesinde: “Genel işlem koşulları içeren sözleşmeye veya ayrı bir sözleşmeye konulan bu koşulların her birinin tartışılarak kabul edildiğine ilişkin kayıtlar, tek başına, onları genel işlem koşulu olmaktan çıkarmaz.” hükmü getirilerek tek başına bu türden bir kaydın genel işlem koşulu niteliğini değiştirmeyeceği de belirtilmiştir.
TBK m 21'de;“Karşı tarafın menfaatine aykırı genel işlem koşullarının sözleşmenin kapsamına girmesi, sözleşmenin yapılması sırasında düzenleyenin karşı tarafa, bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi verip, bunların içeriğini öğrenme imkânı sağlamasına ve karşı tarafın da bu koşulları kabul etmesine bağlıdır. Aksi takdirde, genel işlem koşulları yazılmamış sayılır.
Sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı olan genel işlem koşulları da yazılmamış sayılır.” sözleşmenin niteliğine aykırı hükümlerin yazılmamış sayılacağı düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile; genel işlem koşulu içeren sözleşmelerde karşı tarafın, kullananın sunduğu genel işlem koşullarını içeren metni kabul ettiği, bir yoruma veya tartışmaya yer vermeyecek şekilde doğrudan doğruya beyanından anlaşılıyorsa açık irade beyanıyla yapılmış kabul edilebilir.
Eğer sözleşen, sözleşmenin imzalanmasından önce genel işlem koşullarını içeren belgeyi edinme ve içeriğini anlama imkanı bulmuşsa ya da sözleşme metninin arka yüzüne basılı şartları sözleşmeyi imzalamadan önce okuyup anlama fırsatı bulmuşsa, buna ilişkin beyanı alınrak sözleşmeyi imzalamış ise, genel işlem koşullarını kabul etmiş sayılabilir. Ancak sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı olan genel işlem koşulları yazılmamış sayılacaktır.
Ayrıca konu ile ilgili başka bir düzenleme de TMK 2 de yer almaktadır. Bilindiği üzere. TMK m. 2 uyarınca herkesin her türlü hakkını kullanırken dürüstlük kuralına uyma yükümlülüğü vardır. Sözleşmelerde bazı hükümler sözleşmeyi düzenleyenin lehine ve karşı tarafın dürüstlük kuralına ters düşecek kadar aleyhine ise geçersiz sayılacaktır. Öğretide genel nitelikte kanun olan TBK hükümlerinin ve TMK hükümlerinin tacirlere de uygulanabileceği yönünde bir tereddüt bulunmamaktadır.
Konuyla ilgili özel düzenleme kabul edilebilecek düzenlemeye ise 6102 sayılı TTK 55. Maddede yer verilmiştir. 6102 sayılı TTK m.55/I-f’de, dürüstlük kuralına aykırı genel işlem şartları, bir haksız rekabet hali olarak düzenlenmiştir.TTK m.55/I-f’deki düzenlemede kanun koyucu, TBK’da olduğu gibi genel işlem şartlarını ayrıntılı düzenlememiş; özellikle genel işlem şartlarına ilişkin bir tanım getirmemiştir.
Bu nedenle uygulanabilir olduğu ölçüde TBK’nın genel işlem şartlarına ilişkin hükümleri, genel işlem şartlarının haksız rekabet hali için de geçerli olmalıdır. TTK m. 55/I-f hükmü göz önünde tutulduğunda, artık tacirlerin genel işlem şartlarının denetimi talepleri, basiretli iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğüne aykırılık olarak da değerlendirilemeyecektir.
Somut sözleşme metni incelendiğinde, sözleşmenin standart sözleşme olarak hazırlandığı, davacı tarafın sözleşmenin 5. Maddesini müzakere ederek kabul ettiğine ilişkin bir beyanın sözleşmede yer almadığı, bu hususta ispata yarar davalı tarafça dosyaya delil sunulmadığı, ayrıca davacı tarafın sözleşmeyi feshetme hakkını ortadan kaldıracak böyle bir madenin sözleşmeye konulamayacağı, bu maddenin genel işlem şartı olarak kabul edilmesi gerektiği, takibe konu senetlerin sözleşmeye istinaden verildiği, sözleşmenin davacı tarafça feshedildiği ve sözleşmede erken fesih halinde her hangi bir ceza şartının mevcut olmadığı,
davacı tarafın kullanım süresine tekabül eden 3000 TL bedeli peşin olarak ödediği, kullanım harici fazla ödenen kısmın ise bilirkişi raporu ile belirlendiği anlaşıldığında, aksine bir delil bulunmadığından sözleşme tarihi itibariyle hizmetin başladığı kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (---- BAM ----- HD. ----- Sayılı ilamı da aynı doğrultudadır.)
İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/943, K. 2024/937, 17 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama