KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/145
- Karar No
- 2024/826
- Karar tarihi
- 12 Kasım 2024
Karar Metni
2.308 kelime·12 dk okuma·9 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/145
KARAR NO : 2024/826
DAVA
Sözleşmenin İptali
DAVA TARİHİ : 01/03/2023
KARAR TARİHİ : 12/11/2024
Mahkememizde görülmekte olan Sözleşmenin İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Müvekkili ---- ait ---- plakalı aracın 31.07.2022 tarihinde karıştığı kaza nedeniyle uğradığı hasar ve değer kaybı bedelinin tahsili amacıyla kendisinden vekaletname alındığını ve aracında oluşan hasar ile değer kaybının tespiti için bağımsız eksperden rapor alınarak kazaya sebebiyet veren aracın ZMMS kapsamında sigorta işlemini gerçekleştiren ------ ihtarname gönderilerek tespit edilen bedellerin ödenmesi talep edildiğini, haricen aldıkları bilgiye göre, taleplerine istinaden tanzim etmiş oldukları ihtarnameleri tebliğ alan ve müvekkili temsil ettiklerinden haberdar olan sigorta şirketi tarafından,
mesleki etik kuralları hiçe sayılarak doğrudan müvekkili ile iletişime geçilmiş, tabiri caizse pazarlık yapılarak gerçek hasar ve değer kaybı bedelinin çok altında bir bedelle anlaşma yoluna gidildiğini, bağımsız eksper ----- tarafından yapılan inceleme ile müvekkiline ait araçta 24.127,08-TL hasar ve 20.000-TL değer kaybı olmak üzere toplamda 44.127,08-TL maddi zarar olduğu tespit edilmişse de tarafların arabuluculuk görüşmeleri neticesinde hasar ve değer kaybı tazminatı olarak toplamda 10.000-TL tazminat bedeli üzerine anlaşma sağladıkları öğrenildiğini,
akabinde sigorta şirketi ile iletişime geçilip vekaletnameye istinaden arabuluculuk tutanak suretleri talep edilse de olumlu dönüş alınamadığını, arabuluculuk anlaşma belgesi, arabuluculuk - faaliyetinin anlaşmayla sonuçlanması halinde uyuşmazlığın tarafları ile arabulucu tarafından imzalanan ve varılan anlaşmanın yazıya döküldüğü sözleşme olduğunu, bu belgenin maddi hukuku ilgilendiren, Borçlar Hukuku sözleşmesi niteliğine sahip olması sebebiyle sözleşmeler için aranan tüm geçerlilik şartlarına tabi olacağı açık olduğunu,
buradan hareketle uyuşmazlık taraflarının iradelerinde bozukluk ya da aşırı yararlanma halinin bulunması tutanağın iptal edilebilirliğini gündeme getireceğini, somut durumda edimler arası açık oransızlık bulunduğu ve bu oransızlıktan taraflardan birinin menfaat sağladığı aşikar olduğunu, müvekkilinin karıştığı kaza sebebiyle aracında meydana gelen hasar ve değer kaybı bedeli bağımsız eksper tarafından tespit edilerek ortaya konmuş ve bu rapora göre toplam 44.127,08-TL tazminat bedeli alacağı olan müvekkilin arabuluculuk yolu ile 10.000-TL alarak tüm haklarından feragat etmiş olması hayatın olağan akışına aykırı olduğunu,
arabuluculuk süreci dahilinde 6098 sayılı Borçlar Kanunu çerçevesinde sözleşmenin içeriği itibariyle "aşırı yararlanma" durumu söz konusu olduğundan ----- numaralı arabuluculuk anlaşma belgesi ile son tutanağın iptaline karar verilmesini talep ettiklerini beyan ile, ---- numaralı arabuluculuk anlaşma belgesi ile arabuluculuk son tutanağının iptalini, her türlü başvuru, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Uyuşmazlık konusu 31.07.2022 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeni ile mağdur araçta meydana gelen hasar onarım bedeli ve değer kaybı tazminatlarının ödenmesi hususunda imzalanan Arabuluculuk Anlaşma Tutanağı'nın iptali talebi olduğunu, ilgili kazaya karışan --- plakalı aracın Müvekkili -----. tarafından 15.12.2021/2022 tarihlerini kapsayan ----- numaralı Karayolları Mali Sorumluluk Sigortası ile sigortalanmış olup, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun iş bu sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında poliçe limitleri ile sınırlı olduğunu, davanın reddi gerektiğini, dava şartı olan arabuluculuk başvurusu yapılmadığını,
ancak başvuran vekilinin Arabuluculuk başvurusu yaptıysa dahi buna ilişkin evrakları dosyaya ibraz etmemiş olduğundan dava şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği tespit edilemediğini, ilgili evrakların ibraz edilmemesi halinde davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı vekilinin iddialarını ispatlayamadığını, dava dilekçesinde mağdur araçta 44.127,08-TL'lk maddi zarar gelmesine karşın ilgili anlaşmanın 10.000,00-TL üzerinden yapılmasının TBK m. 28 uyarınca “aşırı yararlanma" niteliğinde olduğu iddia edildiğini,
iddiaya konu edilen Ekspertiz Raporu incelendiğinde aracın hasar fotoğrafları ve durumuna kıyasla asıl bu tutarın fahiş olduğunun görüldüğünü, davacı tarafın hazırlatmış olduğu ekspertiz raporunun, başvuran vekiline bağlı bağımsız bir eksper tarafından düzenlenmiş olduğundan ve aracın onarımı yapılmış olmasına rağmen taraflarına fatura ibrazı yapılmamış olduğundan bu raporun çıkar amaçlı olduğunun sabit olduğunu, arabuluculuk tutanağının iptali istemiyle açılan davalarda Yargıtay'ın somut delil olup olmadığı hususuna göre değerlendirme yaptığını beyan ile,
arabuluculuk başvurusu yapılmadan dava açıldığından ve taraflarına usulüne uygun başvuru yapılmadığından davanın usulden reddini, dava konusu arabuluculuk tutanağının kesin hüküm niteliğinde olduğunun kabulü ile davanın reddini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin dava aleyhe sonuçlansa dahi dava açılmasına sebebiyet vermemiş olmamaları nedeniyle karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava hukuki niteliği itibariyle, irade fesadı sebebiyle arabuluculuk tutanağının iptali istemine ilişkindir.Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Bilirkişi tarafından verilen raporda özetle; " Dosya kapsamındaki ve UYAP ortamındaki tüm bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde;
mevcut dosya kapsamındaki verilere göre tarafımca kusur durumu ve ---- plaka sayılı ---- şase nolu ----marka tip, ----- model araçta davaya konu kaza nedeniyle hasar tutarı-değer kaybı oluşup oluşmadığı hususunda mevcut verilere göre rapor tanzim edilememiş olup. Dava konusu aracın dava konusu 31/07/2022 tarihli hasarına ait.
Kaza Tespit Tutanağı, (Taraflardan) Renkli hasar fotoğrafları-onarım sürecine ait fotoğraflar onarım faturası, (Taraflardan) İle, 31/07/2022 tarihinden ÖNCESİNE ait SBM-TRAMER'den (--- plaka sayılı aracın ----- şase no belirtilerek) hasar kayıtları (Ekspertiz raporları, Kaza tespit Tutanakları ve Olay Yeri-Hasar Fotoğrafları, ve buradan gelecek belgelere göre ilgili Sigorta Şirketlerinden ayrıntılı hasar dosyalarının teminine ihtiyaç duyulmuş olup,
(İlk olarak SBM'den gelen hasar kayıtlarını içeren bilgi-belgelere göre ilgili Sigorta Şirketlerinden) Temin edilmesi halinde sorulan hususlar doğrultusunda sağlıklı bir inceleme yapılarak sonuç bildirir rapor tanzim edilebilecektir. " şeklinde rapor sunulmuştur.Bilirkişi tarafından veriler ek raporda özetle; " Kusur yönünden.
Davalı tarafa sigortalı araç sürücüsü (---- plaka sayılı araç sürücüsü) dava dışı ----- %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, dava konusu (---- plaka sayılı ----markaltip, ----- model) araç sürücüsü dava dışı----- kusursuz olduğu, Olay Yeri Fotoğraflarındaki araçların konumları, hasar durumları ve “DUR” trafik işaret levhasının konumu da dikkate alındığında, söz konusu kazaya ait Kolluk Görevlileri tarafından hazırlanan ----- Kaza Sıra Nolu Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağının kısmında tespit edilen sürücülerin kusur durumunun isabetli olduğu (Trafik Kazası Tespit Tutanağında;
---- plaka sayılı araç sürücüsü ----- 2918 sayılı KTK'nın 57/1-a maddesini ihlal ettiği, diğer sürücü ---- kural ihlalinin bulunmadığı görüş ve kanaati belirtilmiştir.) Hasar yönünden.
31/07/2022 tarihinde meydana gelen olaya ait trafik kazası tespit tutanağındaki tespitler, olay yeri hasar fotoğrafları ile ----- plakalı araçta meydana gelen maddi hasarın uyumlu olduğu, Söz konusu --- plaka sayılı ----markaltip, ------model aracın hasarının Eş Değer Parça kullanılarak 10.000,00 TL bedelle onarılarak davacıya teslim edilmiş olduğunun anlaşıldığı,
(Bu tutara ait “10.000,00 TL” göndereni davalı ----alıcısı davacı ----- olan 07/10/2022 tarihli dekont örneği bulunduğu,) hasarın orijinal parça kullanılarak işin ehli rce fen ve sanat kurallarına göre onarılması durumunda toplam hasar tutarının KDV dahil 18.880,48 TL olabileceği davalı tarafa sigortalı araç sürücüsünün (----) %100 kusur oranına isabet eden tutarın kaza tarihi itibariyle.
K18.880,48 TL Hasar Tutarı) x %100 kusur oranı) - 18.880,48 TL olabileceği, (Davalı Sigorta Şirketi hitaplı-Sigorta Eksperi tarafından hazırlanmış Oto Mecburi Mali Mesuliyet Ekspertiz Raporunda; fotoğraflardan tespit edilen araçtaki hasarlı parça-malzeme kalemleri fiyatlarında eşdeğer parça kullanıldığı görülmüş olup, tarafımca hasar fotoğrafları da dikkate alınarak yapılan değerlendirmede toplam hasar tutarı 18.880,48 TL hesaplanmış olup, söz konusu ekspertiz raporundaki parça-malzeme kalemlerinde eşdeğer parça kullanılarak toplam hasar tutarı hesaplandığı,
araçtaki hasarın şekli-niteliği de dikkate alındığında eşdeğer parça kullanılarak hesaplanan tutara bu nedenle uyulmadığı, davacı tarafça sunulmuş 05/08/2022 tarihli ---- Hesaplama Programı ile hazırlanmış Ekspertiz Raporunda; talep edilen bazı yedek parçaların, dosya kapsamındaki fotoğraflarda hasarlı olduğu anlaşılamayan ve değişimine/değişim sürecine ait fotoğraf ve tedarik faturası bulunmayadığından bu rapordaki toplam hasar tutarına uyulmamıştır.
Aracın tipi/yaşı (---- model), km değeri (191797), hasar geçmişi, kullanılmışlık durumu ve hasarın boyutu dikkate alınarak değerlendirilmiştir.) dosya kapsamında----antetli, göndereni davalı sigorta---- Şirketi, alıcısı dava konusu aracın maliki ------ olan, “HASAR-----” açıklamalı, 07/10/2022 işlem tarih ve 10.000,00 TL tutarlı dekont örneği bulunduğu, Sayın Mahkeme tarafından yapılan ödemenin kabulü halinde kalan bakiyenin (18.880,48 - 10.000,00 =) 8.880,48 TL olduğu, Değer Kaybı Yönünden: (Değer Kaybı Hesaplamasında.
Dava konusu ----- plaka sayılı aracın modeli, yaşı, km'si, kullanılmışlık durumu, aracın hasar geçmişinin incelenmesinde dava konusu kazadan öncesine ait sisteme kayıtlı kaza kaydının bulunduğu hususu, parça-malzeme-işçilik kalemlerinin şekli-niteliği, 31/07/2022 tarihli kazaya ait hasar kaydı, fotoğraflarındaki hasarın şekli ve niteliği dikkate alınarak Yargıtay Kararları doğrultusunda değerlendirilmiştir.
(Yargıtay ----- Hukuk Dairesi'nin 14/06/2017 tarih ve ----sayılı kararı) KTK.m.90'da yer alan “trafik sigortası kapsamında ödenen değer kaybı tazminatı, destekten yoksun kalma tazminatı ve sürekli sakatlık tazminatların ilişkin hesaplamada dikkate alınacak kriterler ile maddenin uygulanmasına ilişkin SEDDK'ya düzenleme yapma yetkisi verilen hüküm” Anayasa Mahkemesi tarafından İPTAL edildiği de dikkate alınarak değer kaybı yönünden.
Serbest Piyasa Koşullarına göre değerlendirmede.
Dava konusu --- plaka sayılı ----marka tip, ----- model araçta oluşan değer kaybı için davaya konu edilen ve davalı tarafın tazmin etmesi istenilen toplam değer kaybı tutarının Yargıtay Kararları doğrultusunda (Aracın serbest piyasa koşullarında dava konusu kazadan önceki 2. el piyasa rayiç değeri ile dava konusu kazadan sonraki onarılmış haldeki 2. el piyasa rayiç değeri arasındaki fark) kaza tarihi itibariyle “ayrıntıları yukarıda açıklanan nedenlerle”; serbest piyasa koşullarında 9.000,00 TL olabileceği değerlendirilmiş olup, sürücünün kusuruna isabet eden tutar dikkate alındığında.
(9.000,00 TL Değer Kaybı Tutarı x %100 Kusur oranı) 9.000,00 TL olabileceği, " şeklinde rapor sunulmuştur.
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18. Maddesinin 5. fıkrasındaki yeni düzenlemeye göre, “Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz.” 7036 sayılı Kanunla eklenen bu düzenleme, Kanun’un gerekçesine göre, “dava açma yasağı” olarak nitelendirilmektedir.
Kanun’da dava açma yasağının hukukî niteliği, bu yasağa rağmen dava açılması durumunda bunun sonucunun ne olacağı ve dava açma yasağının istisnalarının olup olmadığı düzenlenmemiştir. Anlaşma belgesinin ilâm niteliğinde belge sayılacağı hükmünden (HUAK m. 18) hareketle artık anlaşılan hususlarda tarafların dava açma ihtiyacının ortadan kalktığı söylenebilir.
Bu sebeple dava açma yasağı, dava şartlarından olan hukukî yarar bulunması (HMK m. 114/1, h) şartının özel bir görünümüdür, daha açık bir ifadeyle özel bir dava şartıdır.
Ara buluculuk faaliyeti sonucunda anlaşmaya varılan konularda dava açma yasağı, kanımızca, hukukî yararın bulunmasına ilişkin genel dava şartının özel bir görünümü niteliğinde, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nda düzenlenen özel bir dava şartı olduğundan, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşılan konularda dava açılması durumunda, dava şartı yokluğundan davanın usûlden reddi gerekir (HMK m. 115/2).
Anlaşma belgesinde yer alan anlaşılan hususlarda dava açılmasının mümkün olduğu hâller mevcuttur. Örneğin, irade fesadı hâlleri (Bunlardan ilki anlaşma belgesine karşı ileri sürülebilecek irade fesadı hâlleridir, bu durumda anlaşmaya varılan hususlarla ilgili olarak bu sözleşmenin iptali Türk Borçlar Kanunu (m. 30 vd., m. 39) hükümleri çerçevesinde talep edilerek dava açılabilir.
Elbette anlaşma belgesinin ehliyetsizlik, emredici hukuk kurallarına, kamu düzenine, ahlaka, kişilik haklarına ve şekle aykırılık gibi sebeplerle mutlak butlanla sakatlanması da düşünülebilir. Böyle bir durumda butlanın tespiti mahkemeden istenebilir. Bu anlamda, Türk Borçlar Kanunu’nun 27. maddesindeki kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmelerin kesin hükümsüzlüğüne dayanılabilir.
Aşırı yararlanmanın koşulları varsa bu konuda da mahkemede dava açılabilir TBK m. 28), anlaşma belgesinin sahte olması, anlaşmanın geçersizliği, anlaşma hükümlerinin yorumlanmasına ihtiyaç bulunması, icra edilebilir bir anlaşma bulunmaması gibi durumlarda dava açılması ve bu hususların mahkemece incelenip karara bağlanması mümkündür. (Arabuluculuk Faaliyeti Sonucunda Anlaşılan Hususlarda Dava Açma Yasağı Ve Sonuçları- Doç.
Dr. -----)Davayı ayrıca mahkeme tarafından bir hüküm verilmesine ihtiyaç kalmadan doğrudan doğruya sona erdirme ve cebrî icra yoluyla yerine getirilme niteliklerine sahip bulunan mahkeme içi sulh sözleşmelerinin bile, irade bozukluğu (TBK m. 30-39) ve bilhâssa gabin iddiasıyla iptalinin (TBK m. 28) sağlanması hukuken mümkündür (HMK m.315, II).
Özünde mahkeme dışı sulh sözleşmesi konumunda bulunan arabuluculuk süreci sonunda varılan anlaşma, ilâm niteliğinde belge kimliği kazanmış olsa bile, yine irade bozukluğu ve gabin iddialarına dayanılarak iptal yoluyla hükümsüz kılınabilecektir.
Çünkü kanun koyucu, mahkeme içi sulhlarda bile, sulha göre mahkemeden hüküm vermesi taraflarca ayrıca istenmemişse, irade bozukluğu ve gabin iddialarına dayanılarak, sözü edilen sulh türünün iptal edilebilirliği yolunu, davayı doğrudan doğruya sona erdirme niteliğini tanımış olsa dahi, açık tutmuştur.
Dolayısıyla, sadece cebrî icra yoluyla yerine getirilebilme açısından, belirli koşulların gerçekleşmesi kaydıyla ilâmlarla eşdeğer bir konumda bulunan ve özünde mahkeme dışı sulh sözleşmesi niteliği taşıyan, arabuluculuk süreci sonunda düzenlenen anlaşma belgesinin, irade bozukluğu ve gabin iddialarına dayanarak iptallerinin mümkün olmadığı, hiçbir biçimde ileri sürülemez.
Yine, sözü edilen anlaşma belgesinin sahteliğinin, dava yoluyla gündeme getirilmesi ve iptalinin sağlanması da mümkündür.
(Dava Şartı Arabuluculuk Üzerine Bazı Düşünceler -----)6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 28. (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 21.) maddesinde aşırı yararlanma (gabin) düzenlenmiş olup, maddenin 1. fıkrasında "bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa, bu oransızlık, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirildiği takdirde, zarar gören,
durumun özelliğine göre ya sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir" denilmek suretiyle, gabinin unsurları ile sonuçları hüküm altına alınmış; maddenin 2. fıkrasında ise, "zarar gören bu hakkını, düşüncesizlik veya deneyimsizliğini öğrendiği;
zor durumda kalmada ise, bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş yıl içinde kullanabilir" denilmek suretiyle, gabin iddiasında bulunan tarafın, bu hukuksal nedene dayanan hakkını kullanabileceği hak düşürücü süreler hüküm altına alınmıştır.Gabinin varlığından söz edebilmek için, objektif ve subjektif unsurlarının somut olayda bulunması gerekmektedir.
Gabinin subjektif unsuru, gabine uğradığını iddia eden tarafın zor durumda olmasından, düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden diğer tarafın yararlanmış olmasıdır. Objektif unsuru ise taraf edimleri arasında aşırı bir oransızlık bulunmasıdır.Somut uyuşmazlıkta davacı vekili davalı ile davacı asil arasında 22/09/2022 tarihli ihtiyari arabuluculuk tutanağının irade fesadı hallerinden aşırı yararlanma (gabi) hükümlerine göre iptalini talep etmektedir.
Eldeki dava 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır. Uyuşmazlık gabinin şartlarının kümülatif şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında toplanmaktadır. Edimler arasında davacı vekilinin iddia ettiği şekilde aşırı oransızlık bulunup bulunmadığının tespiti için bilirkişiden rapor alınmıştır.
Bilirkişi raporunda davacının aracında 31/07/2022 tarihli kaza sebebiyle 18.880,48 TL hasar, 9.000 TL'de değer kaybı olmak üzere toplam 27.880,48 TL zarar meydana geldiği tespit edilmiştir. Davalı ile davacı sigorta şirketi hasar ve değer kaybı için toplam 10.000 TL için anlaşmış ve davalı tarafından ödeme yapılmıştır.
Aşırı yararlanma için aranan edimler arasında aşırı oransızlık şartının 27.880,48 TL zarar için 10.000 TL'de tarafların anlaşması karşısında eldeki davada gerçekleştiğini söylemek mümkün değildir. Hal böyle olunca davacının aşırı yararlanma şartlarını ispat edememesi sebebiyle davanın reddi yolunda aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/145, K. 2024/826, 12 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama