KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/572
- Karar No
- 2024/806
- Karar tarihi
- 7 Kasım 2024
Karar Metni
2.057 kelime·10 dk okuma·8 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/572
KARAR NO : 2024/806
DAVA
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 24/08/2023
KARAR TARİHİ : 07/11/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA
Davacı vekili 24.08.2023 harç tarihli dava dilekçesinde özetle: Müvekkili şirketin sanayi tipi tutkal ticareti ile iştigal etmekte olup, 08.12.2021 gün ve
----- sayılı fatura ile 38.537,41 TL’lik “----” tipi 525 kg
tutkalı davalı şirkete sattığını ve davalının ----adresindeki imalathane/işyerine teslim ettiğini, davalının işbu fatura bedelini ödememesi üzerine,
müvekkilinin 17.10.2022 tarihinde ----- İcra Müdürlüğü’nün ---- sayılı dosyası zımnında
icra takibi başlattığını, davalının yetkiye itiraz etmesi üzerine icra takibinin ----.İcra
Müdürlüğü’nün ----- sayılı dosyasına kaydedildiğini, davalının haksız itirazı üzerine takibin
durduğunu belirtmiş olup, davanın kabulüne, davalının icra takibine itirazının iptali ile takibin
devamına, davalı hakkında alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama masraf ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekilinin 20.09.2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Her ne
kadar davacının, müvekkili şirket adına kesilmiş olan 08.12.2021 tarihli e-faturanın delil gösterilerek müvekkili şirketin kendisine borcu olduğunu iddia etmekte ise de davacının söz konusu fatura deliline dayanabilmesi için, faturada yazılı malı davalıya teslim ettiğini, bu teslimin borç doğurucu sözleşmesel hukuki bir ilişki sonucu olduğunu, faturanın bu ilişki sonucu düzenlenmiş olduğunu ve fatura bedellerinin de kendisine ödenmemiş olduğunu kanıtlaması gerektiğini,
ancak mevcut duruma bakıldığında davacı tarafın alacağına delil olarak sunmuş olduğu 08.12.2021 tarih ve ----- no.lu fatura üzerinde müvekkili şirketin fatura konusu bahsi geçen malları teslim aldığına ilişkin imzasının bulunmadığını, kaldı ki davacının, söz konusu fatura hakkında yine aynı tarihli bir e-irsaliye düzenlediğini ve işbu evrakı da dosyaya sunduğunu, ancak e-irsaliyenin fatura konusu malların nakliye şirketine teslimi ile düzenlendiğini, henüz teslimi yapılmamış bir mal
üzerinden fatura kesilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkili şirketin teslim
alınması beklenen fatura konusu ürünleri hiçbir zaman teslim almadığını,
----- Vergi Dairesinden 23.01.2022 onay tarihi ile dosyaya sunulan ve davacı şirketin yıl içerisinde
yapmış olduğu satışları gösterir Form Bs raporu incelendiğinde, davacı şirketin, müvekkili şirket
hakkında 1 belge sayısı bildirerek 1 beyannamede bulunduğunu, 14.930,00 TL olarak bildirilen söz konusu e-beyannamenin, davacı şirkete ait cari hesap ekstresinde görülen 03.04.2021 tarihli 17.617,44 TL tutarındaki faturayı karşıladığını, 2021 yılı için geçerli %18 KDV oranı düşülerek müvekkiline kesilen faturanın beyan edildiğini, görüldüğü üzere davacı şirket ile işbu uyuşmazlık öncesi çeşitli alım satımların gerçekleştirildiğini ve bu satışların beyan edilerek şirketin Form Bs raporuna işlendiğini,
ancak dava konusu icra takibine dayanak faturanın davacı şirketin satış beyannameleri arasında dahi
görülmediğini, bu hususun müvekkili şirketin borçlu konumda olmadığını kanıtlar nitelikte olduğunu, Davacının müvekkili şirketten alacağı olduğu iddialarının asılsız olduğunu, ispat yükü davacıda olduğu
halde dosyaya alacağı kanıtlar hiçbir yazılı delil sunulamadığını belirtmiş olup, davanın esastan
reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklının takip konusu alacağın %20’sinden az
olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin
davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE:
Dava hukuki niteliği itibariyle, -----İcra
Müdürlüğü’nün ----- Esas sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67 maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.
İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.
b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.
c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez.
İtirazın iptali istemine konu, -----İcra
Müdürlüğü’nün ----- Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından itiraz dilekçesinde borca itiraz edildiği ve takibin durduğu anlaşılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporu ile davacı şirketin 2021-2022 ve
2023 yıllarına ilişkin ticari defterlerinin GİB onaylı beratlarının süresinde alındığı, TTK ve
VUK hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu,
raporun 4.a.2 bölümünde açıklandığı üzere davalı şirket tarafından inceleme günü defter
ve belge ibrazında bulunulmadığından usul ve hesap incelemesinin yapılamadığı,
davacı Alacağı Yönünden: Raporumuzun Genel Değerlendirme bölümünde detaylı bir
şekilde açıklandığı üzere, takip konusu alacağı oluşturan faturanın davacı şirket defterlerinde
kayıtlı olduğu, davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen e-faturaya, davalı şirket
tarafından süresinde itiraz/iade işleminin uygulanmadığı tespit edilmiş olup, tüm bu hususlar
doğrultusunda fatura içeriği malların davalı şirkete teslim edildiğine ilişkin karinenin oluşacağı,
hukuki değerlendirme Mahkemeye ait olmak üzere, malın tesliminin kabul edilmesi
halinde, davalı şirketin fatura bedelini ödediğini ispat etmesi gerektiği, bu hususta davalı şirket tarafından ödeme yapıldığına ilişkin somut herhangi bir belge sunulmadığı hususları topluca değerlendirildiğinde, davacının 17.10.2022 icra takip tarihi itibariyle 38.537,41 TL alacağını talep edebileceği, her ne kadar davalı taraf faturanın Bs analiz formunda gözükmediği, malın teslim edlmediği iddiasında bulunsa da, Temmuz 2021 tarihinden itibaren e-faturalar için Ba/Bs beyannamesi verilmeyip GİB intranet sistemindeki havuzda kendiliğinden var olan bilgilerin raporlandığı,
aynı faturanın Ba da gözükürken Bs’de gözükmemesinin sebebinin ancak teknik olabileceği,davacının fatura keşide etmediği anlamında olmadığı,ayrıca, davacının kendi defterlerinin usulüne uygun tutularak HMK 222/2 şartlarını taşıdığı,takip konusu alacağını oluşturan faturaların kendi defterlerinde kayıtlı olduğu ve takipte talep edilen tutar kadar alacaklı gözüktüğü, Mahkemenin HMK m.220/3 kapsamında vermiş
olduğu kesin süreye rağmen davalı şirketin defter ve belge ibraz ibrazından kaçınması ile HMK
m.222/3 ile defterlerin kesin delil olma şartlarını değiştiren “…veya diğer tarafın ticari
defterlerini ibraz etmemesi…” madde hükmü şartının davacı lehine değerlendirilip
değerlendirilmeyeceğinin Mahkemenin takdirinde olduğu,tacir olan taraflar arasında düzenlenmiş sözleşme ya da haricen başkaca somut belgede
ödeme vadesi bulunmadığı ve davacının davalıyı temerrüde düşürdüğüne ilişkin tebliğ şerhine
havi ihtarname ya da eş eğer belge bulunmadığından, takip öncesinde davacı alacağının
muaccel olmadığından davacının takip öncesi faiz talebinin yerinde olmadığı, Ancak Mahkeme’nin kısmen ya da tamamen Davacı/Alacaklının lehine hüküm kurması halinde;
tarafların tacir olması, işin ticari iş olması, temerrüt faiz oranının önceden kararlaştırılmamış
olması münasebetiyle, takip sonrasında hükmolunacak davacı alacağı için 3095 s.k m.2/2
kapsamında avans faiz talebinde bulunabileceği,mahkemenin bilirkişi görüşü aksine, davacının takip öncesindeki faiz talebinin yerinde
olduğuna karar vermek istemesi halinde, davacı şirketin takip öncesindeki 4.607,86 TL tutarlı
talebinin yerinde olduğu sonuç ve kanaati bildirilmiştir.Somut olayda davalı tarafın, usulüne uygun tebligata rağmen ticari defterlerini incelenmek üzere sunmadığı, davacı tarafın ticari defterlerini incelenmek üzere sunduğu ve davacı tarafın defterlerine göre davalıdan 38.537,41 TL alacaklı olduğu, HMK 222/3.
Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde)yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.
Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde).
Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmünün düzenlediği, hüküm doğrultusunda davalı tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi durumunda davacı yanın ticari defterlerinin lehine delil olacağı değerlendirilmiştir.Davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen e-faturaya, davalı şirket tarafından süresinde itiraz veya iade işleminin uygulanmadığı tespit edilmiş olup, tüm bu hususlar doğrultusunda fatura içeriği malların davalı şirkete teslim edildiğine ilişkin karinenin oluşacağı, davalı şirketin fatura bedelini ödediğini ispat etmesi gerektiği,
bu hususta davalı şirket tarafından ödeme yapıldığına ilişkin somut herhangi bir belge sunulmadığı hususları topluca değerlendirildiğinde, davacının 17.10.2022 icra takip tarihi itibariyle 38.537,41 TL alacağını talep edebileceği, her ne kadar davalı taraf faturanın Bs analiz formunda gözükmediği, malın teslim edilmediği iddiasında bulunsa da, Temmuz 2021 tarihinden itibaren e-faturalar için Ba/Bs beyannamesi
verilmeyip GİB intranet sistemindeki havuzda kendiliğinden var olan bilgilerin raporlandığı,
aynı faturanın Ba da gözükürken Bs’de gözükmemesinin sebebinin ancak teknik olabileceği, davacının fatura keşide etmediği anlamında olmadığı, buna göre davalının malları teslim aldığı,teslim aldığı malların da bedelini ödemekle yükümlü olduğunun kabulü gerekeceği bilirkişi raporuyla davalı tarafından yapılan ödemeler sonucu kalan takibe konu asıl alacak üzerinden takibin devamına karar vermek gerekmiştir.Dosya kapsamında davalıyı temerrüde düşürücü bir ihtar bulunmamaktadır.
Takip öncesi temerrüt faizi talep edilebilmesi için davalının TBK. 117 (eski TBK.
101) maddesi uyarınca temerrüt ihtarnamesi ile temerrüde düşürülmesi ya da borcun ödeneceği günün tarafların anlaşmasıyla kesin olarak belirlenmesi (TBK. m. 117/2) şarttır.İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir.
İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir.
Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur.
Takip talebi ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde alacağın likit olduğu anlaşılmakla kabulüne karar verilen asıl alacak miktarının %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.Kötüniyet tazminatı, takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir.
Anılan yasa hükmüne göre, alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi, açıkça, takibin kötüniyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Öğretiye ve Yargıtay uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötüniyetli kabul edilir.
Açıklanan bu yasal durum ve ilke çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde davalı, davacının icra takibinde kötüniyetli olduğunu yasal delillerle kanıtlayamamış olup, dosya içeriğinde de kötüniyetin varlığını açıkça ortaya koyacak bir yöne rastlanmamıştır.
HÜKÜ M
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KISMEN KABULÜ ile;
Davalının ----İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın 38.537,41 TL asıl alacak üzerinden iptaline takibin asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avana faizi işletilmesine, işlemiş faiz talebinin reddine
2-Alacak likit ve itiraz haksız olduğundan asıl alacağın %20' si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacı tarafa verilmesine,
3-Kötüniyet tazminatı talebinin reddine,
4-Alınması gerekli karar ve ilam harcı olan 2.632,49 TL'nin dava açılırken davacı tarafça peşin olarak yatırılan 736,82 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 1.895,67 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
5-Davacı tarafından yatırılan 269,85 TL başvurma harcı, 736,82 TL peşin harç olmak üzere toplam 1.006,67 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 4.000,00 TL bilirkişi ücreti, 151,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 4.151,00 TL yargılama giderinin davada haklı çıktığı %89,32 oranında olmak üzere 3.707,67 TL sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen kısım için karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT' ye göre belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
9-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen kısım için karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT' ye göre belirlenen 4.607,86 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
10-Suçüstü ödeneğinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin haklılık oranı gözetilerek 2.786,78 TL sinin davalıdan, 333,22 TL sinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
11-Kararın kesinleşmesi halinde kullanılmayan gider avansının ilgili tarafa iadesine,
Dair davalı vekilinin yüzüne karşı, davacının yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.
İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/572, K. 2024/806, 7 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama