KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/84
- Karar No
- 2025/280
- Karar tarihi
- 17 Nisan 2025
Karar Metni
2.106 kelime·11 dk okuma·8 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/84
KARAR NO : 2025/280
DAVA
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 02/02/2023
KARAR TARİHİ : 17/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin makine imalatı sektöründe faaliyet gösterdiğini, davalı tarafın müvekkilinden bir takım
makineler satın aldığını, söz konusu makinaların davalıya teslim ve fatura edildiğini, müvekkilinin
davalı firma ile olan ticari ilişkileri neticesinde cari hesaptan kaynaklı olarak 729.342,99 TL alacaklı
olduğunu, bu alacağın tahsili için -----İcra Müdürlüğü’nün ----- esas sayılı
dosyası ile ilamsız icra takibi başlattığını, davalının haksız itirazı üzerine takibin durduğunu, yapılan
arabuluculuk görüşmelerinde davacının müvekkiline 360.000 TL alacaklı olduğunu kabul ettiğini,
ancak bakiye 369.342,99 TL asıl alacak ve ferileri yönünden anlaşmaya varılmadığını, bu sebeple
kısmi anlaşma tutanağı imzalandığını, davalının kötü niyetli olarak takibe itiraz ettiğini beyan ederek,
davanın kabulüne, icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin 369.342,99 TL asıl alacak üzerinde
devamına, aslı alacağın %20’sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine,
vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalının üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep
etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;
müvekkili ile davacı şirket arasında ticari bir ilişki bulunduğunu, mahkemeye sunulan evraklarda
görüleceği üzere davacı şirket sahibinin cari mutabakat zaptının aslını imzalamış olduğunun
saptanacağını, müvekkili şirket yöneticisinin 02.09.2022 tarihli 20.500 USD tutarında cari mutabakat
zaptını imzaladığını ve davacı şirket ile davalı şirket bu hususta anlaşmış olduklarının ortada olduğunu,
artık mutabakat ile mutabakat tutarı üzerinde bir alacağın olmadığının kabul edildiğini, aynı zamanda
davacının sunduğu belgelerde ve icra takibinin ekinde yer alan cari hesap dökümünde borcun TL
cinsinden gösterildiğini, fakat müvekkili şirketin ödemelerini TL/EURO/USD şeklinde yaptığını, bu
nedenle banka ile yapılan ödemelerin çoğunda USD karşılığının yazdığını, davacı şirketin kestiği
faturaların büyük bir kısmının USD olarak kesildiğini, kural olarak itirazın iptali davalarında
alacaklının, takipte dayanmadığı belgeler dışındaki başka belgelere dayanamayacağını, aynı zamanda
alacaklının söz konusu malların teslim edilmiş olduğunu yazılı bir belge ile kanıtlamak zorunda
olduğunu, davacının müvekkili şirketten alacağının bulunmadığını belirtmiş olup, davanın reddine,
haksız takip sebebi ile davacının %20’den az olmamak üzere kötüniyet tazminatı ödemesine karar
verilmesini ve yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE:
Dava hukuki niteliği itibariyle, -----. İcra Müdürlüğünün ------ Esas sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.
İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.
İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.
b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır.
Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.
c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir.
Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez.
İtirazın iptali istemine konu, ----İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporu ile davacı şirketin 2022 yılına ilişkin ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında yapıldığı, TTK ve VUK hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, davalı şirketin 2022-2023 yılına ilişkin ticari defterlerinin GİB onaylı beratlarının süresinde alındığı, TTK ve VUK hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu,
raporumuzun Genel Değerlendirme
bölümünde detaylı bir şekilde açıklandığı üzere, takip konusu açık hesap alacağını oluşturan
faturalar içeriği malların davalı şirkete teslimine ilişkin karinelerin oluştuğu, bu kez ispat yükünün davalı şirkete geçtiği, davalı şirketin fatura içeriği malları teslim
almadığını veya fatura bedellerini ödediğini ispat etmesi gerektiği, bu doğrultuda, icra takip
tarihinden sonra 360.000,00 TL tutarlı borcun kabulü ile yapılan ödemeden başkaca bir belge
sunulmamış olduğu hususları topluca değerlendirildiğinde, hukuki değerlendirme
Mahkemeye ait olmak üzere, davacı şirketin 369.342,99 TL (729.342,99-360.000,00) tutarlı
alacağını talep edebileceği, tacir olan taraflar arasında düzenlenmiş sözleşme ya da haricen başkaca somut belgede
ödeme vadesi bulunmadığı ve davacının davalıyı temerrüde düşürdüğüne ilişkin tebliğ şerhine
havi ihtarname ya da eş eğer belge bulunmadığından, takip öncesinde davacı alacağının
muaccel olmadığından nihai değerlendirme Sayın Mahkemeye ait olmak üzere davacının takip öncesi faiz talebi yerinde olmadığı, Ancak, Sayın Mahkeme’nin kısmen ya da tamamen
davacı lehine hüküm kurması halinde; tarafların tacir olması, işin ticari iş olması, temerrüt
faiz oranının önceden kararlaştırılmamış olması münasebetiyle, takip sonrasında
hükmolunacak davacı alacağı için 3095 s.k m.2/2 kapsamında avans faiz talebinin yerinde
olduğu,
icra inkâr tazminatı ve sair hususların yüce yargı makamının münhasır takdiri içinde kaldığı sonuç ve kanaati bildirilmiştir.
Mahkememizce aldırılan bilirkişi ek raporu ile tarafların ticari defterleri
bilirkişi kök raporunda incelendiği ve usulüne uygun tutulduğunun tespit edildiği,
Davalının Mali İtirazları Yönünden: Davalının itirazlarına ilişkin dosyaya sunulan belgelerin
incelenmesinde; mutabakat belgesi olarak dosyaya sunulan, sadece imza bulunan belgeye ilişkin hukuki
değerlendirmenin Mahkemeye ait olduğu, tarafımızca bilirkişi kök raporunda tarafların
ticari defterleri dikkate alınarak inceleme ve değerlendirme yapıldığından, bu hususta ilave
değerlendirme yapılmadığı,
davalı vekilinin kur farkı faturası yönünden yapmış olduğu itirazın incelenmesinde, Davalı
vekili tarafından dosyaya sunulan ödeme belgelerinden, tarafların incelenen 2022 yıllarındaki
ödemelerin her iki şirketin defterlerinde de kayıtlı olduğu ve işbu kur farkı faturasının
düzenleneceğine dair yazılı bir sözleşmenin bulunmaması nedeniyle, davalı tarafından
düzenlenen kur farkı faturasının dosya kapsamına göre ispata muhtaç olduğu, nihai ve hukuki
değerlendirmenin Mahkemeye ait olduğu,
Teknik Yönden İnceleme: Alıcının makinalardan beklentilerini karşılamadığı, makinaların problemli imal edildiği nedeniyle sonradan ortaya çıkan gizli ayıplı olduğu, imalatçı ------ ayıptan tam kusurlu ve sorumlu olduğu, ayrıca ayıplı bir ürünü davalı firmanın onarılması için geri gönderme gibi bir sorumluluğu
bulunmadığı, makinaları geri alıp ayıpsız hale getirmek imalatçı firmanın sorumluluğunda olup
nakliye esnasında oluşan hasarlardan da imalatçı firma ------sorumlu olacağı, söz konusu makinaları yerinden geri alıp ayıpsız olarak teslim etmesi
gerektiği, bu nedenlerle davaya konu iki makinanın bedelinin talep edilemeyeceği,Mahkemenin teknik bilirkişi görüşü yönünde hüküm tesis etmesi durumunda, davacı
şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen faturalar arasında yer alan 27.04.2021 tarihli
17.000,00 USD+KDV olmak üzere toplam 20.060,00 USD bedelli şaftlı otomatik kapama
makinesi faturası ile 09.03.2022 tarihli KDV dahil 42.303,00 USD bedelli fatura içerisinde yer
alan 11.505,00 USD (9.750,00 USD+KDV) değerindeki 3 top kapak kapama makinesi
faturasının davalıdan talep edilemeyeceğine karar verilmesi halinde, davacı defterlerinden işbu
fatura tutarlarının fatura tarihlerindeki TL karşılıklarının düşülmesi gerekeceği,
27.04.2021 tarihli faturanın TL karşılığının 20.060,00 USD X 7,37 TL = 147.842,20 TL, 09.03.2022 tarihli fatura içerisinde yer alan 3 top kapak kapama makine bedelinin TL
karşılığının 11.505,00 USD X 14,63 TL = 168.318,15 TL olduğu,
davacı şirketin defterlerinde alacaklı gözüktüğü 729.342,99 TL’lik tutardan toplam 316.160,35
TL’lik tutarın düşümü yapıldığında, davacı şirketin kendi defterlerinde 413.182,64 TL
(729.342,99-316.160,35) tutarında alacaklı gözükeceği, işbu tutardan arabuluculuk anlaşma belgesi doğrultusunda yapılan 360.000,00 TL tutarlı
ödemenin düşümü yapıldığında, davacı şirketin 53.182,64 TL (413.182,64-360.000,00) tutarlı
alacağını talep edebileceği sonuç ve kanaati bildirilmiştir.
Somut olayda taraflar defterleri üzerinde yapılan inceleme de, davacı şirketin 2022 yılına
ilişkin ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında yapıldığı, TTK ve VUK
hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, Davalı şirketin 2022-2023 yılına ilişkin ticari defterlerinin GİB onaylı beratlarının süresinde
alındığı, TTK ve VUK hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu,
takip konusu açık hesap alacağını oluşturan
faturalar içeriği malların davalı şirkete teslimine ilişkin dosyaya sunulan faturaların e-arşiv faturası
olduğu, faturaların davalı şirket defterlerinde kayıtlı olması nedeniyle, fatura içeriği malların davalı
şirkete teslim edildiği anlaşılmakla , bu kez aksinin ispat yükünün davalı şirkete geçtiği, davalı şirketin fatura içeriği malları teslim almadığını veya fatura bedellerini ödediğini ispat etmesi gerektiği, bu doğrultuda, icra takip
tarihinden sonra 360.000,00 TL tutarlı borcun kabulü ile yapılan ödemeden başkaca bir belge
sunulmamış olduğu hususları topluca değerlendirildiğinde, davacı şirketin 369.342,99 TL (729.342,99-360.000,00) alacaklı olduğunun anlaşıldığı, davalının ıslah dilekçesi sunduğu dava konusu makinaların ayıplı olduğunu iddia ettiği makinalar üzerinde inceleme yapılması için makinaların yerinin bildirilmesinin istenildiği davalı tarafından makinaların yerinin bildirilmemesi nedeniyle inceleme yapılamadığı dosya üzerinden yapılan teknik incelemede alıcının makinalardan beklentilerini karşılamadığı, makinaların
problemli imal edildiği nedeniyle sonradan ortaya çıkan gizli ayıplı olduğu, imalatçı ------- ayıptan tam kusurlu ve sorumlu olduğu, ayrıca ayıplı bir ürünü davalı firmanın onarılması için geri gönderme gibi bir sorumluluğu
bulunmadığı, makinaları geri alıp ayıpsız hale getirmek imalatçı firmanın sorumluluğunda olup
nakliye esnasında oluşan hasarlardan da imalatçı firma------sorumlu olacağı, söz konusu makinaları yerinden geri alıp ayıpsız olarak teslim etmesi
gerektiği, bu nedenlerle davaya konu iki makinanın bedelinin talep edilemeyeceği bildirildiği, makinalar üzerinde inceleme yapılamaması makinalar incelenerek alınan delil tespitinin bulunmaması , makinalar üzerinde yapılacak inceleme ile makinalarda üretimden kaynaklı bir ayıp olup olmadığı, ayıp olması halinde ayıbın makinaların tamamen kullanımına engel olup olmadığı, tamir edilerek kullanımının mümkün olup olmadığı, ayıplı kısmı çıkarıldıktan sonra kalan kısımının kullanılıp kullanılamayacağı hususlarına göre davacının sorumlu olacağı bedel belirlenemediği ayıp hususun da davalının iddiasını ispat edemediği, kur farkı faturası yönünden yapmış olduğu itirazın incelenmesinde, davalı
vekili tarafından dosyaya sunulan ödeme belgelerinden, tarafların incelenen 2022 yıllarındaki
ödemelerin her iki şirketin defterlerinde de kayıtlı olduğu ve işbu kur farkı faturasının
düzenleneceğine dair yazılı bir sözleşmenin bulunmaması nedeniyle, davalı tarafından
düzenlenen kur farkı faturasının dosya kapsamına göre ispat edilemediği anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir.
İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir.
Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur.
Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla kabulüne karar verilen asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir.
Kötüniyet tazminatı, takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Anılan yasa hükmüne göre, alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi, açıkça, takibin kötüniyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır.
Hemen belirtmek gerekir ki, alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Öğretiye ve Yargıtay uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötüniyetli kabul edilir.
Açıklanan bu yasal durum ve ilke çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde davalı, davacının icra takibinde kötüniyetli olduğunu yasal delillerle kanıtlayamamış olup, dosya içeriğinde de kötüniyetin varlığını açıkça ortaya koyacak bir yöne rastlanmamıştır.
HÜKÜ M
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KABULÜNE,
1-Davalının ----. İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının 369.342,99-TL asıl alacak üzerinden iptaline,
2-Alacak likit olmakla hüküm altına alınan asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Davalı vekilinin kötüniyet tazminatı talebinin reddine,
4-Alınması gerekli karar ve ilam harcı olan 25.229,82 TL'nin dava açılırken davacı tarafça peşin olarak yatırılan 2.533,28 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 22.696,54 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
5-Davacı tarafından yatırılan 179,90 TL başvurma harcı, 2.533,28 TL peşin harç olmak üzere toplam 2.713,18 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 13.000,00 TL bilirkişi ücreti, 98,25 TL posta gideri olmak üzere toplam 13.098,25 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
7-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT' ye göre belirlenen 59.094,88 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
9-Suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
10-Kararın kesinleşmesi halinde kullanılmayan gider avansının ilgili tarafa iadesine,Dair davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.
İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/84, K. 2025/280, 17 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama