KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/431
- Karar No
- 2024/827
- Karar tarihi
- 12 Kasım 2024
Karar Metni
1.316 kelime·7 dk okuma·9 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/431
KARAR NO : 2024/827
DAVA
Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 25/06/2024
KARAR TARİHİ : 12/11/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Müvekkil ile davalı arasında ----.
Noterliği ---- yevmiye numaralı 01/08/2023 tarihli düzenleme şeklindeki araç satış sözleşmesi imzalandığını, araç satış sözleşmesi neticesinde ---- plaka nolu ----- model araç müvekkiline 716.000.00TL(yediyüzonaltıbintürklirası) karşılığında satıldığını, ----- güvencesiyle alınmış olup sitede araçla ilgili verilen bilgiler neticesinde sözleşmeye konu olan tutarın ödendiğini, ----- tarafından yapılan incelemeler ve tespitlere riayet edilerek aracın satın alındığını, araçta bulunan kusurlardan gözle görülemeyecek düzeyde olanlar için eksper raporuna bakıldığını, davalı tarafından oto eksper yapıldığı ve bu raporların müvekkile sunulduğunu,
müvekkilinin alınan bu rapor doğrultusunda aracı satın aldığını, ---- tarafından tarafımıza sunulan oto ekspertiz raporunda tespit edilmeyen ve hatasız denilen sağ ön şasede, müvekkil tarafından yapılan eksper sonucu kesme işlemi yapıldığının tespit edildiği, tespit edilen ayıpla ilgili davalıya başvuruda bulunulmuşsa da herhangi bir dönüş sağlanmadığını, yapılan tespitler sonucu tespit edilen kusur aracın değerinde ciddi düşüşe sebep olduğunu, bu gizli ayıp müvekkillerini ciddi maddi ve manevi zarara soktuğunu beyanla; fazlaya ilişkin her türlü hakları da saklı kalmak kaydıyla.
Davanın kabulüne davalı tarafından müvekkiline gizli ayıplı aracın satıldığının tespitini, gizli ayıplı aracın müvekkiline değerinden çok daha fazla bedelle satılmış olması sebebi ile Mahkemece uyarınca bilirkişi incelemesi neticesinde yapılacak hesaplama doğrultusunda sonradan ıslah edilmek üzere şimdili 500 TL olmak üzere, bilirkişi tarafından aracın asıl değerinin tespit edilmesi neticesinde aracın satış bedelinden indirim yapılıp ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tarafımıza ödenmesine,
gizli ayıplı aracın müvekkile satılması sonucu oluşan ticari zararın şimdilik 50 TL'sinin ödeme tarihinden itibaren işletilecek ticari faizi ile birlikte tarafımıza ödenmesine, Yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Öncelikle davacı tarafın huzurdaki davayı müvekkili şirkete karşı açma hak ve yetkisinin bulunmadığını, Aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddini talep ettiklerini, müvekkili şirketin 01.08.2023 tarihinde aracı ---- sattığını, ----- aracı, daha sonra dava dilekçelerinde sunmuş olduğu ruhsattan görüleceği üzere 10.11.2023 tarihinde davacı şirkete sattığını, dolayısıyla davacı ile müvekkil şirketin herhangi bir ticari ilişkisinin de bulunmadığını, bu nedenle davanın aktif husumet nedeniyle reddi gerektiğini, davanın ihbar edilmesi gerektiğini,
Dava konusu aracın dava dışı üçüncü kişi olan ----- tarafından müvekkil şirkete 27.07.2023 tarihinde satıldığını, aracın müvekkili şirkete satılmadan önce hem araç hakkında bir ekspertiz raporu tanzim edildiği, hem de aracın Tramer sorgusunun yapıldığı, 27.07.2023 tarihinde yapılan Tramer sorgusu uyarınca;
aracın 16.05.2022 tarihinde bir kazaya karıştığı ve araçta 17.954,92 TL hasarın oluştuğu öğrenildiğini, Ayrıca satın alınmadan önce alınan ekspertiz raporundaki hususların doğru olduğuna ve araçta raporda belirtilenler dışında başkaca kusurun bulunmadığına ilişkin taahhütname dava dışı satıcı ----- tarafından verildiğini, daha sonra araç hiç kullanılmadan, alınan ekspertiz raporu, Tramer sorgusu ve diğer tüm bilgiler kendisinin bilgisine sunularak ----- 01.08.2023 tarihinde satıldığını, İşbu davanın müvekkili aleyhine sonuçlanması ihtimalinde müvekkilinden talep edilecek bedeller, dava dışı satıcı ----- rücu edileceğini beyanla.
Öncelikle aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine, davanın reddine, Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava hukuki niteliği itibariyle, ayıplı mal satışı yapıldığı iddiası ile oluşan zararın tazminine yönelik olarak açılan Tazminat davasıdır. Bilindiği üzere taraf koşulu; 6100 sayılı HMK’nın 114/1-d maddesi gereğince dava şartı olup kamu düzeni ile ilgisi sebebiyle yargılamanın her aşamasında resen göz önüne alınması zorunludur.(HMK 115/1).
Davada taraf sıfatı (husumet) dava konusu yapılan, maddi hukuktan doğan (subjektif) hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı (husumet) dava konusu subjektif hakka ilişkindir.
Başka bir ifadeyle sıfat, dava dilekçesinde davacı ve davalı olarak gösterilenlerin, maddi hukuk açısından, gerçekte bu niteliği taşıyıp taşımadığıyla ilişkilidir ve esas hakkında verilecek olan kararın içeriğinin belirlenmesi bakımından önem taşır. Yoksa, sıfatın hakim açısından tarafın hak sahipliğine yönelik olarak karar verilinceye kadar, yargılamanın yürütülmesi bakımından, herhangi bir önemi yoktur.
Davayı takip yetkisi ise yargılamanın kim tarafından yürütüleceği sorusunun cevabını teşkil eder. Dolayısıyla, davayı takip yetkisi tümüyle usuli bir kavramdır. O nedenle, hukukumuzda taraflara ilişkin dava şartları arasında düzenlenmiştir. Buna karşılık, sıfat ise, dava dilekçesinde taraf olarak gösterilenlerin, maddi hukuk bakımından gerçekte hak sahibi ve yükümlü konumda bulunup bulunmadığıyla ilişkili olduğu için esasa ilişkindir; yani, bir maddi hukuk sorunudur.
O nedenle, hüküm anında mevcut olmalıdır; bir başka ifadeyle, sıfat, bizatihi hükümde somutlaşır; zira, tarafların haklılık durumu hüküm ile belli olur. Sonuç olarak, davanın yürütülmesi ve karara ulaşılmasındaki süreç, davayı takip yetkisini; bu sürecin bitiminde elde edilen maddi hukuka yönelik sonuç ise sıfatı ifade eder.
Öte yandan, davayı takip yetkisi, usuli bir soruna ilişkin bulunduğu için dava şartıdır; eksikliği, davanın usulden reddi sonucunu doğurur; buna karşılık, sıfat ise subjektif hakkın özüne ilişkin olduğu için, bir maddi hukuk sorunu teşkil eder ve maddi hukuk anlamında bir itiraza vücut verir.
Eksikliği anında verilecek karar, usulden red değil; davanın sıfat (husumet) yokluğu nedeni ile red kararı olup, esasa ilişkin bulunduğundan o davada taraf olarak gösterilen kişiler açısından, maddi anlamda kesin hüküm gücüne sahip olacaktır ( -----.).
Uygulamada sıfat için ''husumet'' terimi kullanılmaktadır. Fakat, husumet (özellikle husumet ehliyeti) teriminin, taraf ehliyeti ve dava ehliyeti (ve hatta dava takip yetkisi) terimleri için de kulanıldığı görülmektedir. Böylece, bugün uygulamada kullanılan ''husumet'' teriminin belirli bir anlamı yoktur. Bu terim ile neyin kastedildiğini anlayabilmek için her olayın ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir.
Bu nedenle, husumet terimi yerine, daha açık olan taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve taraf sıfatı terimlerinin kullanılması doğru olur. Yukarıda da belirtildiği gibi, sıfat, dava konusu yapılan ve maddi hukuktan doğan hak ile taraflar arasındaki ilişkidir. Dava dilekçesinde davacı ve davalı olarak gösterilen kişiler şeklen o davanın taraflarıdır.
Ancak mahkemenin bu taraflar arasında dava konusu hakkın esası bakımından bir karar verebilmesi için, bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatına sahip olmaları gerekir.
Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, bu kişilerden birinin o davada gerçekten davacı veya davalı olmak sıfatı yoksa, dava konusu hakkın esasına ilişkin bir karar verilemez ve dava sıfat yokluğundan (husumetten), esastan reddedilir.
Taraf sıfatının (davacı bakımından aktif husumet ehliyetinin; davalı bakımından, pasif husumet ehliyetinin) yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için (def'i değil) bir itirazdır. Diğer bütün itiraz hallerinde olduğu gibi sıfat yokluğu da ancak dava dosyasından anlaşılabildiği ölçüde hakim tarafından kendiliğinden (re'sen) gözetilir. Sıfat yokluğu, bir davada dava şartlarından sonra, yani tahkikat aşamasında incelenir.
Sıfat yokluğunun, mümkünse diğer itirazlardan önce incelenmesi gerekir. Çünkü, taraflardan birinin taraf sıfatı yoksa, diğer itiraz ve def'ilerin incelenmesine gerek kalmaz (HMK md. 143). (-----).
Nitekim yukarıda açıklanan ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 27.11.2013 tarih, -----sayılı kararı ile 25/11/2015 tarih -----.sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olayda; davacı taraf davalı ile aralarında ---- Noterliği ----- yevmiye numaralı 01/08/2023 tarihli düzenleme şeklindeki araç satış sözleşmesi düzenlendiğini, sözleşme ile davalıdan ---- plakalı aracın devralandığını, araçta gizli ayıp bulunduğunu, gizli ayıp sebebiyle semenden indirim talep ettiğini beyan etmiştir. Dosya kapsamındaki araç satış sözleşmesinin örneği incelendiğinde satışın davalı ile dava dışı ----- arasında 01/08/2023 tarihinde gerçekleştiği, davacı şirketin satışa taraf olmadığı, davacının yaklaşık 3 ay sonra aracı dava dışı ----- devraldığı anlaşıldığından 01/08/2023 tarihli satış sözleşmesinin tarafı olduğu iddiası ile eldeki davayı açmakta davacının ehliyeti bulunmadığından aktif husumet yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/431, K. 2024/827, 12 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama