KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/56
- Karar No
- 2024/704
- Karar tarihi
- 3 Ekim 2024
Karar Metni
1.197 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/56
KARAR NO : 2024/704
DAVA
İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 23/01/2024
KARAR TARİHİ : 03/10/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 06/08/2023 tarihinde --- plakalı park halindeki araca müvekkili şirket nezdinde sigortalı buluna---- plakalı aracın çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, meydana gelen kazada sigortalı araç sürücüsü olay yerini terk ettiğini, meydana gelen zarar miktarı ve kusur durumunun ekspertiz raporu ile tespit edildiğini, zararın tahsili amacıyla --- İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı dosyası üzerinden takibe geçildiğini, davalı borçlunun itirazı üzerine takibin durduğunu bildirdiğinden bahisle icra dosyasına yapılan itirazın iptali ile ihtiyati haciz kararı verilerek takibin aynen devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; eldeki davanın süresinde açılmadığını, müvekkili şirket aracı tarafından herhangi bir araca zarar verilmediğini, dava dilekçesi ekinde kazanın gerçekleştiğini ispat edecek herhangi bir delilin bulunmadığını, icra takibine dayandırılmayan delillerin işbu davada ileri sürülmesinin hukuken mümkün olmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE:
Dava hukuki niteliği itibariyle, ---- İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad.
67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır.
İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.
b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.
c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir.
Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez.
İtirazın iptali istemine konu, ----İcra Müdürlüğünün ----- sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu vekili tarafından borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği, huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporu ile
---- plakalı araç sürücüsünün meydana gelen kazada asli ve % 100 kusurlu olduğu,
----- plakalı araç sürücüsünün davaya konu kazaya karışmasında alabileceği bir tedbir
olamayacağı, bu nedenle kusursuz olduğu,araç hasar bedelinin 6.035 TL olduğu,
sigorta yönünden değerlendirme: hukuki takdir ve değerlendirme mahkemeye ait olmak
üzere davalı sigortalıya ait aracın trafik kazasında %100 kusurlu olduğunun mahkeme
tarafından kabulü halinde; dava konusu hasarda sigortalı araç sürücüsünün kaza akabinde olay yerini terk etmesi, sürücünün tespit edilememesi, KZMMS Genel Şartlarında belirtilen yükümlülüklerini yerine getirmemesi, sürücünün olay yerini terk ettiğinin tutanak ile tespit edildiği ve sigortalı araç sürücüsünün tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gittiğine dair ve/veya can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu hallerin varlığına dair ispata yönelik tutanak/belgenin dava dosyasında bulunmaması nedeniyle davacı sigorta
şirketinin, davalı sigortalısına rücu hakkı olduğu sonuç ve kanaati bildirilmiştir.
01.06.2015 tarihinden önce düzenlenen zorunlu trafik sigorta poliçelerine ilişkin olarak meydana gelen trafik kazalarında o dönem yürürlükte bulunan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4 maddesinde sigortacının işletene rücu nedenleri arasında sigortalı aracın sürücüsünün kaza sonrası olay yerinden ayrılması sayılmamıştır.
Dolayısıyla 01.06.2015 tarihinden önce düzenlenen zorunlu trafik sigorta poliçelerine dayalı olarak zarar gören hak sahiplerine ödemede bulunan sigorta şirketi salt olay yerini terk nedenine dayalı olarak kendi akidine rücu edemeyecektir.
Ancak 01.06.2015 tarihinden sonra düzenlenen zorunlu trafik sigorta poliçeleri nedeniyle bedensel hasarlı trafik kazası sonucu zarar gören hak sahiplerine ödemede bulunan zorunlu trafik sigortacısı, kendi akidi olan sigortalısına karşı Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4 maddesine göre olay yerini terk nedeniyle rücu davası açabilecektir.
Zira bedensel hasarlı trafik kazalarında 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Genel Şartların B.4 maddesinde ifade edilen haller ile benzer zorunlu haller dışında olay yerini terkin, içe rücu sebebi olduğu kabul edilmiştir. Olay yerini terk ile içe rücu sebebi gerçekleşmiş olup olay yerini Genel Şartların B.4. maddesinde sayılan haller ile benzer zorunlu nedenlerden biri nedeniyle terk ettiğini, dolayısıyla rücu sebebinin oluşmadığını ispat yükü ise sigortalıdadır.
Sigortalı kaza yerini ancak Genel Şartların B.4. maddesinde sayılan zorunlu nedenlerden biri nedeniyle terk ettiğini ispatlar ise rücu durumundan kurtulacaktır. Yargıtay -----.
HD.'nin Bölge Adliye Mahkemeleri kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi istemine dair----- Sayılı ilamında da bu husus belirtilmiştir.Somut olayda---- plakalı araç sürücüsünün meydana gelen kazada asli ve % 100 kusurlu olduğu,----- plakalı araç sürücüsünün davaya konu kazaya karışmasında alabileceği bir tedbir olamayacağı, bu nedenle kusursuz olduğu,araç hasar bedelinin 6.035 TL olduğu, bu durumun bilirkişi raporu ile de sabit olduğu, kaza tespit tutanağında sigortalı araç sürücüsünün olay yerini terk ettiğinin belirtildiği, davalının Genel Şartlar B.4.
Maddesindeki zorunlu nedenlerden dolayı olay yerini terk ettiğini ispat edemediği, davacı sigortanın sigortalısına rücu şartları oluştuğundan davanın kabulüne karar verilmiştir.
Her ne kadar davalı taraf aracının kazaya karıştığı ve olay yerini terk ettiği olgularını kabul etmemekte ise de sahteliği ispatlanmamış kaza tespit tutanağına göre davalıya ait aracın trafik kazasına karıştığı ve olay yerini terk ettiği, davalının aracının kazaya karışıp olay yerini terk ettiğinin belirlendiği görüldüğünden davalının savunmalarına itibar edilmemiştir.
Somut olayda tazmini gereken alacak miktarı bilirkişi raporuyla belirlendiğinden bu halde likit alacaktan sözetmek mümkün olmadığından dava konusu alacağın yargılamayı gerektirmesi nedeni ile icra inkar tazminatının reddine, davacının kötüniyetli olduğu ispat edilemediğinden kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜ M
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KABULÜ İLE
1-Davalının ----- İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin devamına,
2-Alacak likit olmayıp yargılamayı gerektirdiğinden şartları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine,
3-Kötüniyet tazminatı talebinin reddine,
4-Harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
5-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL başvurma harcı, 427,60 TL peşin harç olmak üzere toplam 855,20 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 7.000,00 TL bilirkişi ücreti, 54,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 7.054,00 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
7-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT' ye göre belirlenen 6.100,48 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
9-Suçüstü ödeneğinden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
10-Kararın kesinleşmesi halinde kullanılmayan gider avansının ilgili tarafa iadesine,
Dair davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı miktar itibari ile kesin olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.
İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/56, K. 2024/704, 3 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama