KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/643
- Karar No
- 2025/1038
- Karar tarihi
- 23 Aralık 2025
Karar Metni
1.531 kelime·8 dk okuma·7 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2024/643 Esas
KARAR NO: 2025/1038
DAVA
İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ: 25/01/2023
KARAR TARİHİ: 23/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili tarafından mahkememize ibraz olunan ----tarihli dava dilekçesi ile özetle; --- tarihinde müvekkili firma acentasına ait ---- plakalı araç ile davalı ---- ait ve diğer davalı ---- sevk ve idaresinde olan ------ plakalı aracın çarpışması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, müvekkilinin aracında meydana gelen maddi hasar ve ticaretten mahrum kalmadan dolayı oluşan zararın tazmini için ------- esas sayılı takip dosyasısı ile borçlu aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalı/ borçlu tarafın borca itiraz ettiğini, bu nedenle borçlunun itirazının iptaline,
yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı -------- vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davayı kabul etmediklerini, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, ispata yarar hiç bir delil olmadığını, tek taraflı düzenlenen ekspertiz raporu ile davalıdan haksız para alınmaya çalışıldığını belirterek haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddine karar verilmesini yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı---------vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davayı kabul etmediklerini , usul ve esas yönünden itirazda bulunduklarını, davanın yetkili mahkemede açılmadığını, yetki itirazında bulunduklarını belirterek haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava hukuki niteliği itibariyle, meydana gelen trafik kazası nedeni ile oluşan hasarın tahsiline yönelik olarak,------ sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67 maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.---- karar sayılı görevsizlik kararı ile dava dosyası mahkememize tevzi edilmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi tarafından verilen raporda özetle. "Kusur yönünden.
Davalı sürücü (---- plaka sayılı araç sürücüsü) -- %100 (Yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, dava konusu araç sürücüsü (---- plaka sayılı ------ OKUL SERVİSİ) ------ kazanın oluşumunda kusursuz olduğu, söz konusu kazaya ait ------- Kaza İhbar Nolu Tramer kaydında kazaya karışan araç sürücülerinin 83 - mutabakat - ihbarı alan şirketin %100 KUSUR kabulu (son durum) sonuçlanan kusur durumu değerlendirmesinde, dava konusu --------plaka sayılı araç s in kusursuz (%0) olduğu,
---------- plaka sayılı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğunun tespit edildiği anlaşılmış olup, tramer kusur durumunun tarafımca tespit edilen kusur durumu ile uyumlu olduğu, Kazanç Kaybı Yönünden.
(Serbest Piyasa Koşullarına Göre-Teknik Yönden): 11/11/2021 tarihinde meydana gelen kaza sonucu, hasar alan araca ait dosya kapsamındaki hasar fotoğraflarındaki hasarın şekli niteliği dikkate alındığında, --------- plakalı araçta meydana gelen maddi hasarın durumunun kazanın oluş şekline alınan darbelere uygun olduğu, dava konusu araçta meydana gelen hasarın onarımı için gereken makul sürenin 2 gün olabileceği, davacı tarafın hasar-onarım süresince aracı kullanamamaktan doğan net zararı kaza tarihi itibariyle 2 gün x 400,00 TL/gün = 800,00 TL hesaplanmış olup, sürücünün kusur oranı da dikkate alındığında.
(800,00 TL Kazanç Kaybı Tutarı x %100 Kusur oranı) 800,00 TL olabileceği," şeklinde rapor sunulmuştur. Bilirkişi tarafından verilen ek raporda özetle. "Kök rapordaki görüşlerin aynen geçerli olduğu; " şeklinde rapor sunulmuştur.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nda kural olarak araç işleteninin sorumluluğu tehlike sorumluluğu olarak kabul edilmiştir.Anılan Kanunun 85/I.maddesine göre;“Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.”
Bu fıkradan çıkan sonuç şudur ki; motorlu araç işleten, motorlu aracın işletilmesinden doğan zarardan kusuru olmasa bile sorumludur.
Buradaki sorumluluk kusura dayanmayan ağırlaştırılmış objektif sorumluluktur (tehlike sorumluluğu).Bu sorumluluktan kurtuluş beyyinesi ise aynı Kanunun 86/I.maddesinde şöyle belirlenmiştir.“İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur.”Yine aynı Kanunun 85/son fıkrasında, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi,
aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” denilmiştir. Bu fıkrada eylemlerinden sorumlu olduğu kişiler, “araç sürücüsü” ve de “aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişiler” ortaya çıkmış bulunmaktadır. Şu var ki, “araç sürücüsü” ve “aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin”, “işletenin eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin” kapsamında yer aldığı su götürmez.
İşte araç işleteninin sorumluluktan kurtulması için, eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, yasanın deyimi ile kusurları bulunmadığını da kanıtlaması gerekecektir.Eldeki davada; kaza yapan ----- plakalı aracın maliki davaLI ----kabis kayıtları incelendiğinde aracın ---- tarihleri arasında uzun süreli kira sözleşmesi ile dava dışı --- kiraladığı görülmektedir.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesinde “Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir.
Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır” denilmektedir.2918 sayılı KTK'nın 3. maddesinde işleten sıfatının belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçüden yararlanılmıştır. Şekli ölçüye göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir.
Maddi ölçüye göre ise, trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir.
İşletenin belirlenmesinde doktrin ve Yargıtay'ın kabul ettiği görüş maddi ölçüdür.Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devredilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla) artık üzerindeki fiili hakimiyetin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda,
o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir.Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, işleten sıfatının belirlenmesinde araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması ve fiili hakimiyetin uzun süreli olması gerekmektedir.
Ancak bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını halele uğratacak bir sonuç yaratmaması şarttır.Açıklamalardan sonra somut olaya gelince; davalı ----- yani araç malikinin, aracını uzun süreli kiralama sözleşmesi ile dava dışı ------ kiraladığı, kira sözleşmesi -----sistemine bildirdiği, kira sözleşmesinin 3.kişileri bağlayıcı mahiyette olduğu, uzun süreli sayılması gereken kira sözleşmesi gereğince de davalı kayıt malikinin işleten sıfatının bulunmadığı, işleten sıfatının dava dışı ------ ait olduğu anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca davalı----- yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.Somut olayda dava konusu kazanın meydana gelmesinde davacının kusurunun bulunmadığı, davalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğu,
davacının aracının tamirinin 2 gün süreceği, bu sebeple de davacının 800 TL araç mahrumiyet zararının doğduğu anlaşılmakla yukarıda yapılan açıklamalar da dikkate alındığında davacının doğrudan ve dolaylı zararlarından araç işleteni ve araç sürücüsünün müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu kanaati ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır.
Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir.
Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur.
Alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirdiğinden, mahkemece koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/643, K. 2025/1038, 23 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama