KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/361
- Karar No
- 2026/84
- Karar tarihi
- 3 Şubat 2026
Karar Metni
1.615 kelime·8 dk okuma·9 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2025/361 Esas
KARAR NO: 2026/84
DAVA
İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ: 25/04/2025
KARAR TARİHİ: 03/02/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin -----numaralı toplam ----- tutarındaki faturalardan kaynaklanan alacağının ödenmemesi üzerine icra davalı borçlu adına icra takibine geçtiğini, davalının borca, faize ve ferilerine itiraz ederek takibin durdurduğunu, arabuluculuk sürecinin ------- tarihinde anlaşamama ile sonuçlandığını, müvekkilinin alacağının likit nitelikte olduğunu ve davalının haksız itirazı ile icra takibinin durmasına neden olduğunu, bu nedenle davalı hakkında icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini beyanla; davanın kabulü ile itirazın iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine %20.den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı yan kendisine yapılan usulüne uygun tebliğe rağmen davacı yanın dava dilekçesine cevap vermemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava hukuki niteliği itibariyle,------- Esas sayılı dosyası icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.
İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır.
İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.
b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır.Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.
c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir.
Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez.
İtirazın iptali istemine konu, ---------Esas sayılı dosyası takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde buludğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; davalı borçlu vekili tarafından itiraz dilekçesinde borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği, huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişi tarafından alınan raporda ," Dava konusu, taraflar arasında bulunan ticari ilişki kapsamında davacı tarafından davalı adına taşımacılık hizmeti karşılığı düzenlenen ----tutarlı faturalardan kaynaklı oluşan toplam------ tutarındaki bakiye alacağının davalı yandan tahsili amacıyla yürüttüğü takibe yapılan itirazın iptali talebinden ibaret olduğu, davacı defterlerini, 6102 sayılı TTK.m.64/3, VUK.
M 182 uyarınca tutulması zorunlu olan 2023 yılı Yevmiye, Defter-i Kebir ve Envanter defterlerinin açılış tasdikinin ve ----yılı Yevmiye Defterinin kapanış tasdikinin süresinde yaptırılmış olduğu--- yılı ticari defterleri ile ilgili olarak, davacının --- yılında E-Defter uygulamasına geçmiş olduğu, E-Defter uygulamasında yalnız Envanter Defterinin noter tasdikine tabi olduğu, davacının ---- yılı Envanter defterinin açılış tasdikini yasal süresi içerisinde yaptırmış olduğu,
bu itibarla HMK 222 md. ve 6102 sayılı TTK 64/3 md. gereğince mevcut haliyle davacının ---- yılları ticari defterlerinin yasal süreler içinde ve usulüne uygun şekilde açılış ve kapanış onamalarının yapıldığı tespit edilmiş olup, sahibi lehine delil olma vasfı Mahkemenin takdirlerine bırakıldığı, davacının ticari defterleri incelendiğinde, davacı tarafından davalı adına düzenlenen ------ tutarlı takibe konu faturaların davacı muhasebe kayıtlarında işlendiği ve tüm işlemlerin ---- kodu altında kayda alındığı görülmüştür.
Bu işlemler neticesinde davacının söz konusu faturalardan kaynaklı takip tarihi ---- tutarında cari hesap bakiye alacaklı olduğu, davalı yan ----- mahkemeniz duruşma salonunda yapılan incelemeye katılmamış, ticari defter ve belge ibraz etmediği, ----- tarihinde yayınlanan 523 sıra nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğindeki değişiklikle ----tarihinden itibaren e-fatura ve e-arşiv fatura olarak düzenlenen belgelerin --- formlarındaki bildirim zorunlulukları kaldırıldığı bu sebeple------formlarında dava konusu faturaların yer almadığı,
dosya kapsamındaki inceleme neticesinde, davacı tarafından düzenlenmiş olan faturaların davacının yasal ticari defterlerine kaydedilmiş olduğu, söz konusu faturaların içerikleri incelendiğinde -------- ilişkin olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 21. maddesinin 2. Fıkrası uyarınca, bir mal veya hizmetin teslimine ilişkin olarak düzenlenmiş faturalara, faturanın tebliğinden itibaren sekiz gün içinde yazılı olarak itiraz edilmemesi hâlinde, fatura içeriğinin kesin delil niteliği kazanacağı hükme bağlandığı,
aynı şekilde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesi gereği, taraflar arasında usulüne uygun şekilde tutulmuş ticari defterlerin, davayı açan taraf lehine delil oluşturacağı hüküm altına alındığı, incelenen dosyada, davalı tarafa tebliğ edilen söz konusu faturaların hiçbirine, TTK m.21/2'de öngörülen yasal süre içerisinde yazılı bir itirazın yapılmadığı anlaşılmış olup, bu durum, faturaların içeriği ve bedelinin davalı tarafından zımni olarak kabul edildiği şeklinde yorumlandığı, ayrıca, fatura içeriğiyle ilgili herhangi bir iade faturası, ihtarname veya ödeme yönünden bir çekince beyanı da dosyada mevcut olmadığı,
sonuç olarak, davacı tarafından düzenlenen faturaların davalının bilgisi ve rızası dahilinde düzenlenmiş olduğu, bu faturalara yasal süresi içerisinde itiraz edilmemiş olması nedeniyle fatura içeriklerinin davalının bilgisi dahilinde olduğu, davacı yan ---- tarihli icra takibinde asıl alacağına ---- işlemiş faiz talep etmiş olup, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 10.maddesinde “Aksine sözleşme yoksa ticari bir borcun faizi, vadenin bitiminden ve belli bir vade yoksa ihtar gününden itibaren işlemeye başlar” hükmü bulunduğu,
bu hükümler gereğince, davacı alacaklının takip tarihi itibariyle işlemiş faiz talep edebilmesi için davalı borçluyu icra takibinden önce temerrüde düşürmüş olması gerektiği, davacının takip tarihinden önce davalıya bir------------ işlemiş faiz talebinin dayanağı bulunmadığından, takip tarihi itibariyle işlemiş faiz yönünden alacağının bulunmadığının kabulünün gerekeceği, Neticeten.
Rapor içeriğinde yapılan açıklamalar doğrultusunda, davacı tarafından davalı şirket adına düzenlenen ------- numaralı, ---- tutarlı takibe konu faturaların davacının icari defter ve kayıtlarına işlendiği, bu işlemler neticesinde davacının söz konusu faturalardan kaynaklı olarak takip tarihi --- itibariyle davalıdan ----- tutarında bakiye alacaklı olduğu, " şeklinde rapor sunulmuştur.Somut olayda davalı tarafın davayı takip etmediği, usulüne uygun tebligata rağmen ticari defterlerini incelenmek üzere sunmadığı, davacı tarafın ticari defterlerini incelenmek üzere sunduğu ve davacı tarafın defterlerine göre davalıdan alacaklı olduğu, HMK 222/3.
Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi ----yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.
Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. ----- Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmünün düzenlediği, hüküm doğrultusunda davalı tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi durumunda davacı yanın ticari defterlerinin lehine delil olacağı değerlendirilmiştir.Davacı tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan incelemeye göre davacının davalıdan ----alacaklı olduğu,
davalı tarafın ticari defterlerini usulüne uygun ihtarata rağmen sunmadığı, HMK 222/3 gereğince davacının ticari defterlerinin lehine delil olduğu anlaşıldığından usul ve yasaya uygun bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davalının takip öncesinde usulüne uygun olarak temerrüde düşürüldüğüne ilişkin dosya kapsamında delil bulunmadığından takip öncesi işlemiş faiz talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır.
Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir.
Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur.
Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir.
İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/361, K. 2026/84, 3 Şubat 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama