KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2019/124
- Karar No
- 2023/865
- Karar tarihi
- 6 Aralık 2023
Karar Metni
2.679 kelime·13 dk okuma·8 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/124
KARAR NO : 2023/865
DAVA
İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 13/09/2019
KARAR TARİHİ : 06/12/2023
Tarafları yukarıda belirtilen davanın Mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı banka ile dava dışı müflis ----- arasında Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, davalının bu sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, söz konusu sözleşme gereğince kullanılan kredinin ödenmemesi üzerine muaccel hale gelen borcun ödenmesi için ----- Noterliği'nin 07/08/2018 tarihli ve ----- yevmiye numaralı hesap kat ihtarnamesi keşide edilerek borçlulara tebliğ edildiği halde süresinde borcun ödenmemesi üzerine -----İcra Müdürlüğü'nün ------ Esas sayılı dosyası üzerinden genel haciz yoluyla takip başlatıldığı,
itiraz üzerine zorunlu arabuluculuğa başvurulduğu ve----Arabuluculuk Bürosu'nun -----arabuluculuk dosya numarası üzerinden -----Tic. arabuluculuk numarası ile sürecin karşı tarafın davete uymaması nedeniyle anlaşamama son tutanağı düzenlendiği; itirazların haksız olduğu ileri sürülerek itirazın iptaline, takibin devamına ve %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.Davacı vekili duruşmada da dilekçesini tekrar etmiştir.
Davalı vekili tarafından ibraz edilen ve duruşmada tekrar edilen cevap dilekçesinde dava dışı borçlu ile davacı banka arasında imzalanan 28/11/2014 tarihli genel kredi sözleşmesi bilgilendirme formunda ve eklerindeki imzanın davalıya ait olmadığı ileri sürülerek imza itirazında bulunularak borçlu şirketin söz konusu kredi kadar davacı bankaya teminat çekleri verdiği ve çeklerin tahsil edildiği ve tahsil edilmekte olduğu için ve ayrıca asıl borçlu şirketin takipte gösterilmemesi nedeniyle takibe itiraz edilmiş olduğu da açıklanarak asıl borçlunun ve kefillerinin saptanmasının talep edildiği belirtilmek suretiyle ve mükerrer takipler olduğu da
ileri sürülerek -----İcra Müdürlüğü'nün ----Esas,----- Esas sayılı icra dosyalarının celbi talep edilmek suretiyle ve ayrıca husumet itirazında da bulunularak davacı banka ile dava dışı borçlu şirket arasında kesinleşmiş alacak-borç ilişkisinin bulunup bulunmadığı ve miktarının ne olduğu hususunun araştırılması ve dürüstlük dışı hakkın kötüye kullanılması sayılan eylemler olduğu ileri sürülerek bu nedenle davanın reddiyle %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesi istenmiştir.
İbraz edilen Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağına göre----Arabuluculuk Bürosu, Büro dosya numarası ----ve arabuluculuk numarası -----Tic. numaralı yapılan başvurunun taraflarla ilgili olduğu, davalının davete mazeretsiz olarak uymadığı ve görüşme yapılamadığından 12/06/2019 tarihli son tutanak düzenlendiği, arabuluculuğa başvuruya ilişkin dava şartının yerine getirilmiş olduğu belirlenmiştir.
Celp edilip incelenen icra dosyasına göre takip talebinde belirtilen kredilere bağlı olarak ve tahsilde tekerrür olmamak şartıyla sonuçta toplam 3.767.574,27 TL asıl alacak, 249.760,04 TL işlemiş faiz, 726,89 TL masraf ve 12.477,77 TL BSMV olmak üzere toplam 4.030.538,97 TL üzerinden 27/08/2018 tarihinde takibe konulduğu, takibin genel kredi sözleşmelerine, müteselsil kefalet, ihtarname ve hesap özetine dayalı olduğu, davalının takip borçlusu olduğu, davalı-takip borçlusu adına süresinde yapılan itirazla takibin durmuş olduğu belirlenmiştir.
Dava dilekçesinde değerin belli olmaması nedeniyle Üye Hakim uhdesinde tensip yapılıp işlem tarihinde geçerli yazılı usule göre dilekçe teatisi tamamlandıktan sonra 22/12/2020 tarihli duruşmada ön inceleme duruşması yapılarak engel bir dava şartı olmadığı hususu aydınlandıktan sonra ihtilaf noktaları tespit edilerek tahkikata geçilmek suretiyle imza itirazı ön sorun kabul edilerek buna yönelik ara kararlar oluşturulup mükerrer takip itirazına konu icra dosyalarının celbine de karar verilmiş ise de davalı vekili tarafından ibraz edilen 27/01/2021 tarihli dilekçe ile imza itirazından vazgeçilerek imzanın kabul edildiği ifade edilmiş olduğundan 05/10/2021 tarihli duruşmada imzanın ikrar edildiği tespit edilmek suretiyle hesap yönünden bilirkişi incelemesine geçilerek rapor temin edilmiştir.
Temin edilen raporla birlikte tevzi formunda dava değerinin 260.000 TL olarak gösterilmiş olmasının uyumsuzluğu fark edilerek 08/02/2022 tarihli duruşmada HMK. Madde 331 düzenlemesi doğrultusunda davacı vekiline bu konuda dava dilekçesini açıklamak üzere süre tanınmış olup, davacı vekili tarafından ibraz edilen 14/02/2022 tarihli dilekçe ile dava değerinin 1.277.211,89 TL olduğu ifade edilmiş ve davalı vekili de bu dilekçeye karşı ibraz ettiği 04/03/2022 tarihli dilekçe ile bu şekilde dava değerinin açıklanmasına itiraz edilmiştir.
Söz konusu dava değerine bağlı olarak 10/05/2022 tarihli duruşmada dosyanın heyete tevdiine karar verilmiş olup, 17/05/2022 tarihli "heyete tevdi nedeniyle ek tensip tutanağı" başlıklı tutanakla-----nolu ara kararda belirtilen gerekçelere bağlı olarak aynı bilirkişiden ek rapor temini yoluna gidilmiştir.
Bilirkişi tarafından düzenlenen 16/06/2022 tarihli 2. Ek raporda takipten sonra yapılan ödemeler de dikkate alınarak dava tarihi itibari ile bankanın alacağının 942.275,42 TL asıl alacak, 286.844,34 TL işlemiş faiz ve 14.342,22 TL BSMV olmak üzere toplam 1.243.461,98 TL olduğu ve ayrıca 726,89 TL ihtarname masrafı olduğu hesaplanmış ise de ileri sürülen itirazlar, 14/09/2022 tarihli duruşmada taraf vekillerinin zapta geçen beyanları ve özellikle söz konusu duruşmada davalı vekilinin zapta geçen itirazları,
temin edilen ek rapora rağmen 17/05/2022 tarihli heyete tevdi nedeniyle ek tensip tutanağında yer alan ---- nolu ara kararda belirtilen hususların aydınlatılamamış olması, taleple bağlılığın denetlenememesi ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek daha önce grev alan dışında başka bir bilirkişiden rapor alınması yoluna gidilmesi gerektiği belirlenerek bu doğrultuda gerekli ara kararlar oluşturularak 2. bilirkişiden temin edilen rapor ve buna yöneltilen itirazlar ile ödeme-mahsup-taleple bağlılık hususlarında denetimi mümkün kılacak şekilde ve itirazları da aydınlatır nitelikte ek rapor alınması yoluna gidilmiş olup,
2. bilirkişi olan----- tarafından düzenlenen 06/04/2023 tarihli raporun da yeterli olmaması üzerine 03/05/2023 tarihli duruşmada tutanağa geçen şekilde bilirkişiye sözlü açıklamalar da yapılmak suretiyle görev tanımının vicahen anlaşılması da sağlandıktan sonra ek rapor temini yoluna gidilmiş olup,
21/06/2023 tarihli 2. ek raporda icra takibinden sonra yapılan ödemeler düşüldükten sonra nihai olarak ve 07/12/2018 tarihi itibari ile davacı bankanın davalıdan alacağının 804.665,17 TL olduğu hesaplanarak dayanakları ayrıntılı olarak söz konusu ek rapor ve atıf yapılan önceki ek rapor ve kök raporda açıklanmış ise de ileri sürülen itirazların mahiyeti gözetilerek 06/09/2023 tarihli duruşmada alınan ara kararlar doğrultusunda temin edilen ve gerekli-yeterli kısımları;
...
3) DAVALI VEKİLİNİN KÖK RAPORA YÖNELİK BEYAN VE İTİRAZLARI
Davalı Vekili tarafından Sayın Mahkemenize Ek Rapor ile ilgili olarak sunulan 05.07.2023 tarihli
dilekçesinde özetle;
1 -----İcra Müdürlüğü’nün ----- Esas sayılı dosyanın ilamsız
takipteki ödeme emrinin tarihinin 17.09.2018 tarihi olduğu
2.Ödeme emri ile takibe geçilen tutarın 4.030.538,97 TL olduğu,.
3. 17.09.2018 tarihinde açılan takip sonrası iki ay 10 gün içinde gerek Bankaya teslim edilmiş olan
çeklerin tahsili, gerekse Bankaca satılan 4 adet taşınmazın bedeli ile borçların ödendiğini,
4. Davacının faiz alacağı olduğunu iddia etmesi halinde davanın bakiye faiz alacağı davası
şeklinde açılması gerektiğini, itirazın iptali davası olmaması gerektiğini,
5. Bilirkişilerin hesapladıkları tutarların farklı olduğu, 6 adet Bilirkişi raporu ile karar verilmesinin mümkün olmadığı dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini
belirtmiştir.
4) DAVALI VEKİLİNİN EK RAPORA YÖNELİK BEYAN VE İTİRAZLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ
1.----- Esas sayılı icra dosyasında icra takip tarihi 28.08.2018 olarak görünmekte olup,
huzurdaki davaya konu olan hesaplamalarımızda bu tarih dikkate alınmıştır. Davanın açılış tarihi
ise 13.09.2019’ dur. Hesaplamalarda takip tarihi olarak ödeme emrinin tarihinin dikkate alınması
gerekiyorsa bu konuda Sn. Mahkemenin bir karar vermesi gerekir.
2. Davacı Banka tarafından 07.08.2018 tarihli noter ihtarnamesi ile Davalıdan talep edilen toplam tutar 3.918.931,87 TL ‘ dir. 3. İcra takip tarihi olan 28.08.2018 tarihi itibariyle Davacı Bankanın Davalıdan talep ettiği tutar ise 4.030.538,97’dir. Bilirkişiliğimizin hesapladığı tutar ise 3.985.058,30 TL’ dir.
4. 21.06.2023 tarihli ikinci ek raporda Sn. Mahkemenin talebi doğrultusunda “ kabul edilebilir tutar “ çalışmasına yer verilmiş, bunun sonucunda 28.08.2018 tarihi itibariyle Banka alacağı 3.952.017,25 TL olarak hesaplanmıştır. 5. Dava dışı müflis firma tarafından Davacı Bankaya kredilerin teminatı olarak verilmiş olan çeklerden 20.08.2018 – 01.11.2018 tarih aralığında toplam 2.008.927,75 TL tahsilat sağlanmıştır.
6. Ayrıca 3 adet ipotekli taşınmazın satışının gerçekleşmesi ile 07.12.2018 tarihinde Davacı Banka
hesabına 1.425.750,00 TL aktarılmıştır.
7. Davalı Vekili ise 05.07.2023 tarihli dilekçesinde 4 adet taşınmaz satışından bahsetmektedir.
Davalı Vekilinin 4. taşınmaz satışının bilgi ve belgesini dava dosyasına sunması gerekir.
8. İcra takip tarihi olan 28.08.2018 itibariyle Banka alacağı 3.952.017,25 TL iken, takip tarihinden
sonra dava tarihinden önce sağlanan toplam tahsilat tutarı ise 3.434.677,75 TL’ dir.
(1.425.750,00 TL + 2.008.927,75 TL). Davalı Vekilinin 06.09.2023 tarihli duruşmada gündeme
getirmiş olduğu 5.500.000,00 TL’lik ödeme bilgisinin kayıt ve belgesini Sn. Mahkemenize sunması gerekir.
9. Kaba hesapla; 28.08.2018 tarihi itibariyle Banka alacağı olan 3.952.017,25 TL’ye 07.12.2018
tarihli ipotekli taşınmaz satışına kadar olan 99 günlük süre için yıllık % 39 temerrüt faizi uygulandığında 423.853,85 TL faiz getirisi çıkmaktadır.
10. Toplam Banka alacağı olan 4.375.871,10 TL ‘ den (3.952.017,25 TL + 423.853,85 TL)
sonradan sağlanan tahsilat tutarı olan 3.434.677,75 TL düşüldüğünde 941.193,35 TL Banka
alacağı ortaya çıkmaktadır. Tahsil edilen çek bedellerinin tahsilat tarihi itibariyle Banka alacağından düşülmesi ile daha hassas bir hesaplama yapılmış olup, hesaplamaya 21.06.2023
tarihli Ek – 2 Raporu’nun 4. Sayfasında yer verilmiştir. Buna göre Davacı Bankanın Davalıdan
alacağı 28.08.2018 tarihi itibariyle 804.665,17 TL olarak belirlenmiştir. 21.06.2023 tarihli Ek –
Raporda kanaatimi değiştirecek bir husus bulunmamaktadır.
...
şeklinde olup yukarıya aynen aktarılan 14/10/2023 tarihli 3. ek raporda gerekli açıklamalar yapılmak suretiyle söz konusu 21/06/2023 tarihli 2. ek rapor ve kök rapor teyit edilmiştir.
Raporların ve ek raporların daha çok mahsup ve taleple bağlılık denetiminin sağlanmasını mümkün kılmaya dönük olarak alınması ihtiyacı, raporların ve ek raporların mahiyetleri, itirazların mahiyeti birlikte değerlendirildiğinde 2. bilirkişi -----tarafından düzenlenen söz konusu 14/10/2023 tarihli 3. ek rapor ve atıf yapılan 2. ek rapor ile kök rapor doğrultusunda davanın aydınlandığı sonucuna varılmış olup, açıklanan rapor ve ek rapor ihtiyacı da gözetildiğinde 1. Ve 2. bilirkişi raporları yönünden 3. bilirkişi görevlendirmesi ile giderilmesi gereken bir çelişki söz konusu olmadığından ve nihayetinde mahkemenin denetimini mümkün kılan şekilde davayı aydınlatır söz konusu ek rapor temin edildiğinden 3. Ek rapora karşı ileri sürülen itirazlar yerinde görülmeyerek tahkikat bitirilmiştir.
İlgili yasal düzenlemeler:
İlgili yasal düzenlemeler:
''6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu:
...TİCARİ DEFTERLERİN İBRAZI VE DELİL OLMASI
Madde 222 - (1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi*1* yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. (Ek cümle: 22.07.2020 - 7251 S.K./23. md) Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu:
A İTİRAZIN İPTALİ
Madde 67 - (Değişik madde: 18/02/1965 - 538/37 md.) (Değişik fıkra: 17/07/2003 - 4949 S.K./15. md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (Değişik fıkra: 09/11/1988 - 3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.
İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.
(Mülga fıkra: 17/07/2003 - 4949 S.K./103. md.)
Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.(Ek fıkra:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunun madde 18/A düzenlemesinde yargılama gideri yönünden yer alan ilgili fıkralar:
Dava şartı olarak arabuluculuk
Madde 18/A- (Ek:6/12/2018-7155/23 md.)
(1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır.
...
(11) Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur. Ayrıca bu taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmez. Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır.
(12) Tarafların arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaları hâlinde, arabuluculuk ücreti, Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesinin eki Arabuluculuk Ücret Tarifesinin İkinci Kısmına göre aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde karşılanır. Bu durumda ücret, Tarifenin Birinci Kısmında belirlenen iki saatlik ücret tutarından az olamaz.
(13) Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde, iki saatlik ücret tutarı Tarifenin Birinci Kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir. İki saatten fazla süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâlinde ise iki saati aşan kısma ilişkin ücret aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde uyuşmazlığın konusu dikkate alınarak Tarifenin Birinci Kısmına göre karşılanır. Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır.
(14) Bu madde uyarınca arabuluculuk bürosu tarafından yapılması gereken zaruri giderler; arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde anlaşma uyarınca taraflarca ödenmek, anlaşmaya varılamaması hâlinde ise ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır....''
şeklinde olup yukarıya aynen aktarılmıştır.
Sonuç olarak celp edilip incelenen icra dosyaları, kredi ve kefalete ilişkin sözleşmeler ve limitleri, kat ihtarı, buna ilişkin ihtarnamenin içeriği ve tebliğ tarihi; dosya kapsamına uygun, denetime ve hükme esas alınmasına elverişli olup Mahkememizce de dosya kapsamına uygun ve yeterli görülen söz konusu bilirkişi ----- tarafından düzenlenmiş olan 3. ek rapor ile atıf yapılan ve gerekli kısımları yukarıya aynen alınan 21/06/2023 tarihli 2. ek rapor ve kök rapor;
cevap dilekçesinde imza itirazında bulunulmuş olmasına rağmen 05/10/2021 tarihli duruşmada da tutanağa geçirilen 12/01/2021 tarih ve 27/01/2021 havaleli dilekçe ile imza itirazından vazgeçilerek imzanın kabul edilmiş olması, yukarıya aktarılan ilgili yasal düzenlemeler, davacı tarafın 3. ek rapora itirazının olmaması, davalı vekilinin itirazlarının yerinde görülmemesi ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davanın söz konusu 3. ek rapor ve atıf yapılan 21/06/2023 tarihli 2. ek rapor doğrultusunda kısmen sübuta erdiği kanaatine varılmıştır.
Söz konusu ek rapordaki veriler ve takip talebi gözetildiğinde:
Takip tarihinden sonra ve dava tarihinden önce yapılan ödemelere bağlı olarak davacı bankanın 804.665,17 TL alacağının kaldığı ve bu miktarın asıl alacağa tekabül ettiği; bu miktarı aşan takip miktarı yönünden dava şartına bağlı olarak davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği ve buna göre söz konusu 804.665,17 TL yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Tarafların icra inkar-kötü niyet tazminatı adı altında talep ettikleri icra tazminatı yönünden yukarıya aynen alınan İcra ve İflas Kanunu’nun 67.maddesinin 2. Fıkrası hükmü, davanın niteliği, çok sayıda sözleşmeye dayalı ileri sürülen çok sayıda talep yönünden hesaplama ve denetleme zorluğu birlikte değerlendirildiğinde iki taraf yönünden de icra tazminat şartlarının somut olayda gerçekleşmediği sonuç ve kanaatine varıldığından iki taraf yönünden de icra tazminat talebi reddedilmiştir.
Harç yönünden kabule konu toplam dava değeri olan 804.665,17 TL matrah üzerinden işlem yapılmış ve avukatlık ücreti hesabı yönünden de harca esas alınan bu bedel gözetilmiştir.
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2019/124, K. 2023/865, 6 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama