KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2019/681
- Karar No
- 2025/146
- Karar tarihi
- 6 Şubat 2025
Karar Metni
3.942 kelime·20 dk okuma·9 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/681
KARAR NO : 2025/146
DAVA
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 13/11/2019
KARAR TARİHİ : 06/02/2025
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ----. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ /
DAVA/TALEP
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Davacı şirket tarafından, davalı aleyhine-----. İcra Müdürlüğü’nün -----. sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, ilgili dosyadan davalı şirkete ödeme emri tebliğ edildiğini, davalı şirket tebliğ almış olduğu işbu ödeme emrine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini ve icra takibi davalı tarafların itirazı ile durduğunu, davacı şirketin ----.
İcra Müdürlüğü’nün ----- sayılı dosyası ile başlatmış olduğu icra takibine devam edebilmesi amacıyla huzurdaki itirazın iptali davasının açılması zarureti hasıl olduğunu, davalı taraflarca yapılmış olan itiraz haksız ve kötü niyetli olduğunu, davalılar akdetmiş oldukları sözleşmedeki imzalara itiraz ettiklerini, ancak bu itirazlar açıkça kötüniyet teşkil ettiğini, taraflar arasında münakid sözleşmelerde davalı şirket yetkilisi davalı şirket kaşesinin altına imza attığını,
işbu imza yine dava dilekçesi ekinde sunmuş olduğu imza sirkülerinde görüleceği üzere davalı şirket müdür ve ortağı imza yetkilisi ve aynı zamanda davalı kefil ----- ait olduğunu, davalı/borçlular iş bu mesnetsiz iddialar ile davacı şirketin alacağına kavuşmasına engel olmaya ve davacı şirketi mağdur etmeye çalıştığını, imzanın kime ait olduğu ancak yargılama safhasında ve imza&yazı incelemesi ile ortaya çıkabileceğini, ancak Mahkemece davacının alacağına etki edecek herhangi bir karar vermeden önce, davacının dolandırıcılık kastıyla hareket edip etmediğinin de araştırılması gerekli olduğunu,
her ne kadar huzurdaki dava bir hukuk yargılaması olsa davacının saikinin ne olduğu, Mahkemenin takdirini etkileyeceğini, davalı kefil ---- 25.11.2015 tarihli müşterek borçlu ve müteselsil kefalet sözleşmeleri ile de işbu sözleşmelerden kaynaklanan her türlü borcuna müteselsil kefil olmuş geçerlilik şartlarını taşıyan iş bu kefalet sözleşmesini ıslak şekilde imzaladığını, borçluların icra takibine konu olan imzaya itirazında ekte sunulan davalı şirketi temsile yetkili ve davalı kefile ait ---- Noteri, ----- no'lu imza sirküleri suretini mahkemenin takdirine sunduklarını, davacı şirket,
dağıtımını yaptığı ve ileride dağıtımını yapabileceği gazlı ve/veya gazsız ürünler ile kullanım amaçları bakımından eş ürünlerin şirketten düzenli ve sürekli satın alınması ve halihazırda işletmiş olduğu satış noktasından müşterilere yeniden satışının gerçekleştirilmesi maksadıyla davalı şirket ile (Miktarlı-Gazsız (Su ve Enerji İçeceği Hariç)) Bayilik Bölgesi Direkt Satış Noktası Sözleşmesi, (Miktarlı-Gazlı) Bayilik Bölgesi Direkt Satış Sözleşmesi, (Miktarlı-Su) Bayilik Bölgesi Direkt Satış Noktası Sözleşmesi,
(Miktarlı-Enerji İçeceği) Bayilik Bölgesi Direkt Satış Noktası Sözleşmesi akdettiğini, davalı --- ise davalı/borçlu Şirket ----- ile davacı şirket arasında akdedilen mevcut sözleşmelerden kaynaklanan her türlü cari hesap, cezai şart, kefalet, maddi ve manevi tazminat ve benzeri borçlarına karşı müteselsil kefil olduğunu, davalılar, davacı şirketin dağıtımını yaptığı ve ileride dağıtımını yapabileceği tüm sözleşmelerde geçen ve kullanım amaçları bakımından eş ürünleri şirketten satın almak sureti ile,
işlettiği satış noktasında müşterilerine yeniden satacağı, bu ürünlerin tanıtımına ilişkin reklam ve sair malzemeyi satış noktasında bulunduracağı ve bu ürünlerin tanıtımını yapacağı yönünde taahhütte bulunduğunu, davacı tarafından davalıların sözleşme hükümlerine süresi boyunca uyacağı, sözleşmenin devamlılığı inancıyla,
davalı şirkete (Miktarlı-Gazsız(Su ve Enerji İçeceği Hariç) Bayilik Bölgesi Direkt Satış Noktası Sözleşmesi dahilinde davalı sözleşmenin başlangıç tarihi ile bitim tarihi arasında geçecek süre zarfında davacı şirkete iade etmemek koşulu ile davalı 1.500(binbeşyüz) kasa/koli miktarında ürünü müşterilerine satma yükümlülüğünü üstlendiğini, bunun karşılığında davacı şirket tarafından pazarlama faaliyetlerine katılım sağlamak amacıyla davalı tarafından düzenlenen fatura mukabilinde KDV Dahil 10.000-TL pazarlama faaliyetlerine katılım bedeli ödendiğini, ancak, sözleşmenin yürürlülük süresi geçmiş olmasına rağmen davalı,
yukarıda bahsi geçen hedefini gerçekleştiremediğini, Bayilik Bölgesi Direkt Satış Noktası Sözleşmesi ile davalı sözleşmenin başlangıç tarihi ile bitim tarihi arasında geçecek olan süre zarfında davacı şirkete iade etmemek şartıyla davalı 20.000 kasa/koli miktarında ürünü müşterilerine satmayı yüklenmiş olup bunun karşılığında davacı şirket tarafından her türlü pazarlama faaliyetine katkıda bulunmak amacı ile muhataba bir defaya mahsus olmak üzere KDV Dahil 26.006,12-TL ödeme yapıldığını, sözleşmenin yürürlülük süresi bitmiş olmasına rağmen muhatap yukarıda bahsi geçen hedefini gerçekleştiremediğini,
yine davalı ile davacı şirket arasında münakid (Miktarlı-Enerji İçeceği)Bayilik Bölgesi Direkt Satış Noktası Sözleşmesi uyarınca davalı sözleşmenin başlangıç tarihi ile bitim tarihi arasubda sözleşme süresince 1000 kasa/koli miktarında ürünü müşterilere satma yükümlülüğünü üstlendiğini, bunun karşılığında aynı şekilde davalının bu hedefini gerçekleştirmesi gerçekleştiremediği takdirde kıstelyevm usulü hesap edilerek iade edilmek şartıyla ve her türlü pazarlama faaliyetine katkıda bulunmak amacıyla bir defaya mahsus olmak üzere KDV Dahil 17.000,26-TL ödeme yapıldığını,
ancak davalı sözleşmenin yürürlülük süresi bitmiş olmasına rağmen hedefini gerçekleştiremediğini, davalı ile davacı şirket arasında (Miktarlı-Gazlı) Bayilik Bölgesi Direkt Satış Noktası Sözleşmesi hükümleri çerçevesince davacı şirketten 6.000 kasa/koli miktarında ürün satın alımını taahhüt etmiş olup davacı şirket tarafından davalıya KDV hariç 107.700,00-TL, KDV Dahil 127.086,00-TL ödeme yapıldığını, ancak, davalı düzenli ve sürekli ürün alımını durdurmuş olup sözleşmeye aykırı davrandığını, davalının,
taraflar arasındaki münakid Bayilik Bölgesi Direkt Satış Noktası Sözleşmeleri ve eklerine aykırı davrandığı tespit edildiğinden davacı şirketçe kendisine ödenen Miktarlı-Gazsız(Su ve Enerji İçeceği Hariç) Bayilik Bölgesi Direkt Satış Noktası Sözleşmesi uyarınca kendisine yapılan ödemenin kıstelyevm usulü hesap edilen 9.187,13-TL'lik kısmının, (Miktarlı-Su) Bayilik Bölgesi Direkt Satış Sözleşmesi uyarınca kendisine yapılan ödemenin kıstelyevm usulü hesap edilen 25.718,02-TL lik kısmının ,
(Miktarlı-Enerji İçeceği) Bayilik Bölgesi Direkt Satış Noktası sözleşmesi uyarınca kendisine yapılan ödemenin kıstelyevm usulü hesap edilen 16.915,26-TL lik kısmının ve (Miktarlı-Gazlı) Bayilik Bölgesi Direkt Satış Noktası Sözleşmesi uyarınca 124.459,56-TL'lik kısmının, toplamda 176.279,97-TL tutarında pazarlama faaliyetlerine katılım bedelinin tahsili amacıyla davacı şirket tarafından davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davacı şirket alacağını davacı şirketin ihbar ve ihtarına rağmen ödemediği ve icra takibini durdurma amacı güderek ödeme emrine kötü niyetli olarak itiraz ettiği aşikar olduğunu, bu halde,
davalıların tarafların sözleşme yükümlülüklerine aykırı davranması nedeniyle kendisine ödenen bu meblağın davacı şirkete iade edilmesi gerektiğini, arz ve izah edilen sebepler muvacehesinde; haklı davanın kabulü ile davalı-borçlunun ---.
İcra Müdürlüğü’nün ----- sayılı dosyasına vaki itirazının iptali ile takibin devamına, davalı tarafça haksız ve kötü niyetle yapılmış olan itiraza karşılık davalı aleyhine hükmolunan meblağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraflar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı Vekili Tam Islaha Konu Dava Dilekçesinde Özetle; ----. İcra Müdürlüğü'nün -----. sayılı dosyası üzerinden tarafımızca başlatılan takibe itiraz edilmesi neticesinde itirazın iptali davasında ıslah etme zorunluluğu hasıl olduğunu, bu sebeple davanın alacak davası olarak ıslah ettikleri bildirdiklerini, evvelki beyanları ile defaatle belirtildiği gibi, davalı şirket davalı şirket ile.
25.11.2015 tarihli Miktarlı - Gazsız Su ve Enerji İçeceği Hariç Bayilik Bölgesi Direkt Satış Sözleşmesi ,14.12.2015 tarihli Miktarlı - Su Bayilik Bölgesi Direkt Satış Noktası Sözleşmesi, 25.11.2015 tarihli Miktarlı Enerji İçeceği Bayilik Bölgesi Direkt Satış Noktası Sözleşmesi, 25.11.2015 tarihli Miktarlı - Gazlı Bayilik Bölgesi Direkt Satış Noktası Sözleşmesi akdettiğini ve bu sözleşmelere ilişkin olarak da diğer davalı gerçek kişi ile de kefalet sözleşmesi imzaladığını, davacı şirket, davalı şirket ile aralarında akdedildiğine inandığı sözleşme kapsamında.
Miktarlı- Gazsız sözleşmesi için düzenlenen 15.12.2015 tarihli ---- nolu fatura karşılığında KDV dahil 10.000,00-TL, Miktarlı- Su sözleşmesi için düzenlenen 15.12.2015 tarihli ----- nolu fatura karşılığında KDV dahil 26.006,12-TL, Miktarlı- Enerji sözleşmesi için düzenlenen 15.12.2015 tarihli 010575 nolu fatura karşılığında KDV dahil 17.000,26-TL Miktarlı- Gazlı sözleşmesi için düzenlenen 15.12.2015 tarihli ----- nolu fatura karşılığında KDV dahil 127.086,00-TL olmak üzere toplamda 180.086,88-TL ödeme yapmış olup, ödemeye ilişkin dekontu Mahkemeye sunulduğunu, davacı şirket,
dosya kapsamında daha önce belirtildiği gibi bu sözleşmeler ile kendisine taahhüt edilen miktarda ürün satışı yapılacağına olan inançla davalı şirkete bahsi geçen bedelleri ödediğini, ancak, yapmış oldukları takip ile birlikte konudan haberdar olunduğunu anladıkları şekilde davalıların uyuşmazlık konusu sözleşmeleri imzalamadığı, imzalarının taklit edilmek suretiyle dava dışı 3. bir şahıs tarafından kendi namlarına işlem yapıldığı ortaya çıktığını, konuya ilişkin olarak taraflarınca edinilen bu bilgi ile, davalılardan ----- hakkında 14.01.2020 tarihinde suç duyurusunda bulunmuş olduğu,
dava dışı ----- isimli şahıs hakkında 13.09.2022 tarihinde düzenlenen iddianame ile açılan kamu davasına tarafımızca da 27.04.2023 tarihli celsede müdahil olunduğunu, ---- Asliye Ceza Mahkemesi tarafından yapılan yargılama neticesinde dava dışı ---- hakkında 04.07.2023 tarihinde üzerine atılı dolandırıcılık suçundan TCK'nın 157/1 maddesi uyarınca 3 yıl hapis cezası ile ve 3000 tam gün adli para cezası (75.000TL) ile,
üzerine atılı özel belgede sahtecilik suçundan TCK'nın 207/1 maddesi uyarınca 1 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiğini, karar süresi içerisinde istinaf edilmeyerek kesinleştiğini, davacı şirket ile davalılar arasında akdedildiği iddia edilen sözleşmelerin bu şahıs tarafından imza taklidi suretiyle imzalanmış olduğu anlaşılmakla, uyuşmazlık konusu sözleşmelerin de hukuken varlığından söz etmenin mümkün olmayacağını, bahse konu sözleşmelerin yok hükmünde olduğunun kabulü gerektiğini, dolayısıyla,
davacı şirketin davalılar ile arasında herhangi bir ticari ilişki ya da sözleşme kapsamında ilişkisi bulunmadığı da anlaşıldığını, ceza dosyası kapsamında verilen hüküm ile aslen davacı şirket, sebepsiz olarak davalı şirkete para göndermiş olduğunu dolayısıyla davalı şirketin sebepsiz zenginleştiğini öğrendiğini, huzurdaki davayı ıslah etme sebepleri de tam olarak davalı şirketin, TBK madde 77 kapsamında sebepsiz zenginleşmiş olması ve dolayısıyla zenginleşmeyi geri vermekle yükümlü olması olduğunu, bununla birlikte, taraflarınca ikame edilen itirazın iptali davasına ilişkin olarak; taraflar arasında bir sözleşme akdedildiği,
akdedilen sözleşme uyarınca pazarlama faaliyetlerine katılım bedeli ödendiği ve bu sözleşme gereğince yükümlülüklerin yerine getirilmemesi nedeniyle yapılan kıstelyevm usulü hesap olan 176.279,97-TL talep edilerek 3.010,43-TL peşin harç yatırıldığını, işbu ıslah edilen davanın ise sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca davacı şirketçe davalı şirkete gönderilen 180.086,88-TL bedel talep edilmekte olup, söz konusu bedelli dava ikame edildiğinde 3.075,44-TL harç hesaplandığını, hal böyle olunca,
bakiye 65,01-TL harç ile yeni dava ile talep edilen bedel ile eski dava ile talep edilen bedel farkı (180.086,88TL-176.279,97TL=3.806,91TL) üzerinden hesaplanan harç miktarı olan 427,60-TL ıslah harcı da dilekçe sunulması ile birlikte mahkeme veznesine yatırıldığını, Mahkemece re'sen dikkate alınacak sebepler ile, haklı davanın kabulü ile 180.086,88-TL bedelli alacağın davalılardan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle;Davacı taraf ile davalılar arasında herhangi bir ticari ilişki söz konusu olmadığını, bu sebeple davacı ile davalı şirket arasında yapıldığı iddia edilen sözleşmedeki imza şirket yetkilisine ait olmadığını, davalılar ile davacı firma hiçbir şekilde sözleşme imzalamadığını, Mahkeme tarafından yapılacak incelemeye göre davalılar tarafından imzalanmış bir sözleşme olmadığı rahatlıkla tespit edileceğini, çıplak gözle Mahkeme tarafından yapılacak inceleme ile dahi imzaların imza sirkülerindeki imzalara benzemediği de görülebileceğini, bu sebeple davacı şirket tarafından,
davalı şirketle yaptığı iddia ettiği sözleşmeyi davalı şirket yetkilisiyle yapmış olduğu ispat etmesi gerektiğini, davalıların şirket kaşesi kullanılarak yapılan bu sözleşme ile ilgili olarak davacı şirket ile ilgili ----- Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikayette bulunulduğunu, davalılar tarafından imzalanmamış bir sözleşmeden kaynaklanan borca istinaden yapılan icra takibine davalıların itirazı haklı olup, takibinde haksız ve kötüniyetli olduğu aşikar olan davacının mesnetsiz davasının reddi ile % 20 kötüniyet tazminatı istemek zorunluluğu hasıl olduğunu, açıklanan nedenlerle,
davalılar hakkında açılmış bulunan işbu itirazın iptali davasının reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı davacı hakkında takip konusu alacağın % 20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
Davalılar Vekili Tam Islahlı Davaya Cevap Dilekçesinde Özetle.
Öncelikle davalı ----- işbu dosya kapsamında husumet yokluğu bulunduğunu, davacı tarafından itirazın iptali davası kapsamında davalının imzasının bulunduğu ifade edilen sözleşmelere dayalı olarak davalı dosya kapsamında davalı sıfatıyla yer almışsa da söz konusu sözleşmelerde yer alan imzaların müvekkile ait olmadığının kesinleşmesi ve davacı tarafınca dosyaya sunulan banka dekontunca da sabit olduğu üzere gönderildiği ifade edilen paranın----- Hesabına gönderilmiş olması hasebiyle müvekkil ---- iş bu ıslah edilen dosya kapsamında aktif husumeti bulunmadığını,
davacı basiretli bir tacir gibi davranmayarak ----- Asliye Ceza Mahkemesi ---- Esas --- Karar sayılı verilen karar ile kesinleştiği üzere, ---- olmadığı aşikar olan kişi ile sözleşme yapma yoluna gidildiğini, yapılan sözleşme ile imza atan kişinin ne kimlik bilgileri araştırılmış ne imzaya yetkili temsilci olup olmadığı sorgulanmış ne de gerekli imza sirküleri ve belgeleri alınmış adeta davalı olmadan davalı adına sözleşme akdedildiğini, bunun yanında geçerli bir sözleşme bulunmasa da davalı iş yerinde uzunca bir süre faaliyet gösteren davacı iş bu hukuka aykırı faaliyetine ilişkin davalıya ödemede bulunmadığını,
davalının alt kiracısı olan dava dışı ---- kira bedeli olarak ----. tarafından gönderileceğini ifade ettiğini, daha sonrasında davacı tarafından davalı şirket hesabına herhangi bir açıklama içermeyen para geldiğini, basiretli tacirlikten uzak davacı davalı gibi ---- ile sözleşme akdettiğini, davacı tarafından davalının alt kiracı olan ---- ödenmesi gereken bedel Alacağın temlik edilmesi ile davalıya ödendiğini, dava dışı ---- tarafından davalıya ödenmesi gereken kira bedeli davacıdan alacağı ücretten ödemiş olduğu bu sebeple dava dışı --- alacağını davalı şirkete devretmiş olduğu izahtan vareste olduğunu,
davacı şirket ile ---- arasında yapılan sözleşme kapsamında ----- yerine getirmeyi taahhüt ettiği hususları yerine getirmemesi hasebiyle talep de bulunan davacı davayı yerine imza ve sözleşmenin tarafı olan ---- talep etmesi gerektiğini, davacı dava dışı ----- ile sözleşme akdettiğini, davacı sözleşme akdetmiş olduğu kişinin davalılar olmadığı bilerek iş bu sözleşmeyi akdettiğini, aksi düşünce ise basiretli bir tacirden beklenemeyeceğini, arz ve izah edilen ve mahkemece resen dikkate alınacak sebeplere binaen;
haksız ve mesnetsiz davanın reddine, davacının ıslah talebinin reddine, davacının ıslah dilekçesi ileri sürmüş olduğu taleplerinin zamanaşımına uğramış olması hasebiyle zamanaşımı itirazlarımızın kabulüne, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER
Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı----- İcra Dairesinin -----Esas Sayılı Dosyası, Ticaret Sicil kayıtları, Nüfus kayıtları,----. İcra Dairesi'ne Ait ---- Sayılı İcra Dosyası Aslı, ----. Asliye Ceza Mahkemesi'ne Ait -----sayılı Dosyası UYAP Kayıtları Bayilik Bölgesi Direk Satış Noktası Sözleşmeleri, İmza Örnekleri, ATK Raporu, Dosyadaki Diğer Bilgi Ve Belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ VE VAKIALARA GÖRE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI :
Dava; öncesinde 2004 sayılı İİK'nin 67.maddesi gereğince açılmış itirazın iptali, takibin devamı ve tazminat istemine ilişkindir. Sonra tam ıslaha konu dava ise sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle resen incelemeye tabi dava şartı zorunlu arabuluculuk başta olmak üzere HMK'nin 114.maddesinde sayılan genel ve özel dava şartları, taraf sıfatı, harç ve hak düşürücü süre gibi hususlar incelenmek ve değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş ve uyuşmazlık belirlenmiştir.
Akabinde daha önce arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığı anlaşılmakla bu kez, esasları, süreci ve hukuki sonuçları açıklanarak taraflar sulh olmaya davet ve teşvik edilmelerine karşın, duruşmada taraf vekillerinin sulh yoluyla çözüme gitmek istemediklerine yönelik beyanları üzerine tahkikata geçilerek deliller toplanıp incelenmiş, değerlendirilmiş, tahkikat işlemlerine devam edilmiştir.
Ne var ki davacı tarafından 04/04/2024 tarihli 10.celsede davanın sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak davası olarak tam olarak ıslah edildiği beyanı üzerine gerekli usulü işlemler tamamlanmış ve yargılamaya bu minvalde devam edilerek mevcut deliller incelenmek suretiyle tahkikat bitirilmiş ve son celse duruşmada hazır bulunan taraf vekillerinin tahkikata ve esasa ilişkin son sözleri de dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.Burada tam ıslaha konu dava üzerinde durulacak ve gerektiğinde önceki davayla olayların bağlantısı kurulmaya çalışılacaktır.
Dolayısıyla somut olaya geçmeden önce tam ıslaha konu davanın hukuki temeli ve uyuşmazlığın çözümüne etki edecek yasal düzenlemelere kısaca değinilecek
Öncelikle önceki davaya esas ----.İcra Dairesinin ----- Esas sayılı dosyası fiziki olarak getirtilerek incelenmiştir. Yapılan incelemede icra dosyasının davanın tarafları ve konusu ile uyumlu olduğu görülmüştür. Dosyaya mübrez Arabuluculuk tutanağına göre de hukuk uyuşmazlıklarında dava şartı zorunlu arabuluculuk sürecinin yerine getirildiği ve anlaşma sağlanamaması üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde; "(Değişik fıkra: 17/07/2003-4949 S.K./15. md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.
(Değişik fıkra: 09/11/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.
İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga fıkra:17/07/2003-4949 S.K./103.md.)Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.
(Ek fıkra:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Sebepsiz zenginleşme ise; haklı bir neden olmaksızın bir kimsenin malvarlığının başka bir kimsenin malvarlığı aleyhine çoğalmasıdır.
Sebepsiz zenginleşme davası, haksız olarak başkasının mal varlığından veya emeğinden zenginleşen kimsenin, bu zenginleşmeyi geri vermesi amacını taşır. Bu şekilde, hukuki değerler arasında bozulmuş olan denge yeniden tesis edilmiş olur. Sebepsiz zenginleşme 6098 sayılı TBK'nin 77-82. maddeleri arasında düzenlenmiştir.
TBK'nin 77/I maddesinde “Haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlü olacağı” ifade edilmiştir. Zenginleşen kimsenin malvarlığının, herhangi bir mal edinmeden de artış göstermesi ve malvarlığının azalması gerekirken haklı bir sebebe dayanmadan azalmayıp mevcut durumunu muhafaza ettirmesi de madde hükmünde ifade edildiği üzere sebepsiz zenginleşme sayılmaktadır.
Davanın sebebi sebepsiz zenginleşme olmakla kural olarak, muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur. Temerrüt ya bir ihtar ile ya da dava açılması suretiyle gerçekleşir. İade talebinde bulunulmadan temerrüt faizi işlemez. (BK.m.101/1, TBK.m.117/1) Sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre, borçludan faiz talep edilebilmesi için zenginleşenin bir ihtar ile ya da aleyhine bir takip ya da dava açılmak suretiyle temerrüde düşürülmesi gerekir.
Borçlunun temerrüdü, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmişse bu sürenin bitiminden itibaren oluşur. İade talebinde bulunulmadan temerrüt faizi işlememektedir. Sebepsiz zenginleşmede ise sebepsiz zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak, sebepsiz zenginleşmenin iyi niyetli olduğu hallerde temerrüt için bildirim şarttır.
(TBK.m.117/2)Yapılan açıklamalar, anılan yasal düzenlemeler, toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda somut olaya bakıldığında öncelikle davacı şirket tarafından davalılar aleyhinde ----.İcra Dairesinin---- Esas sayılı dosyasından 25/11/2015 başlanğıç- 25/11/2017 bitiş tarihli gazsız içecek Bayilik Bölgesi Direk Satış Noktası Sözleşmesi, 14/12/2015 başlanğıç- 13/12/2016 bitiş tarihli su Bayilik Bölgesi Direk Satış Noktası Sözleşmesi,
25/11/2015 başlanğıç- 25/11/2017 bitiş tarihli Enerji içeceği Bayilik Bölgesi Direk Satış Noktası Sözleşmeleri ve işbu sözleşmelere aykırılık nedeniyle gönderilen ----Noterliğinin 27/03/2018 tarihli ihtarnamesi ----- yevmiyeli dayanak yapılarak icra takibi başlatıldığı ,icra takibe yapılan itirazlar üzerine icra takibinin durdurulduğu ve bir senelik yasal hak düşürücü süre içinde İİK'nin 67/1 maddesi gereğince itirazın iptali davası açıldığı ortadadır.
Yukarıda sözü geçen sözleşmelere bakıldığında sözleşmenin üç taraftan oluştuğu, davacının ürün tedarik edecek şirket, davalı şirketin işletmeci ,diğer davalının müteselsil kefil ve dava dışı ----unvanlı şirketin bölge bayi konumunda oldukları anlaşılmaktadır. Davalı taraf işbu sözleşmelerdeki imzaya itiraz etmiş olup mahkememizce uzun süre imza incelemesi işlemleri ile uğraşılmıştır.
Netice itibariyle ---- ATK Fizik İhtisas Dairesinin 24/07/2023 tarihli raporunda imzaların aynı zamanda davalı şirket temsilcisi de olan--- eli ürünü olmadığı bildirilmiştir. Diğer temsilci ---- yönünden bir tespitte bulunulamamıştır.
Ne var ki bu sırada dosyaya sunulan ve kesinleşen ----Asliye Ceza Mahkemesinin ---- esas ---- esas sayılı kararı ile özel belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından ---- cezalandırılmasına karar verildiği ve kararın kesinleştiği tespit edilmiştir. Bu dosyada davacı şirketin ve davalı ---- katılan sıfatı taşıdıkları ve kararda maddi vakıa olarak sözleşmelerdeki imzanın sanık tarafından atıldığının tespit ve tayin edildiği görülmüştür.
Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşımaktadır. Bu doğrultuda maddi vakıanın tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlayıcı olup ceza mahkemesince bir maddi vakıanın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir.
Şu halde ortada davanın tarafları arasında düzenlenmiş geçerli bir sözleşme/sözleşmeler bulunmadığı tartışmasızdır. Buradan hareketle tekrar olaylara dönüldüğünde, davacı şirket tarafından işbu geçersiz sözleşmeler gereğince davalı şirket hesabına farklı miktarlarda toplamda 180.086,88 TL para gönderildiği dosya kapsamınca sabit olup bu durum esasen tarafların da kabulündedir.
Burada yeri gelmişken, tarafların beyanları ve işin niteliği gereği sözleşme sürecinde davacının; sonraki süreçte de hesabına birden fazla para gelmesine rağmen buna sessiz kalarak davalı şirketin / temsilcisinin ağır şekilde basiretsiz ve umarsız davrandıkları giibi; bir bütün olarak uyuşmazlığın ortaya çıkmasına neden olan taraf davranışlarının ticari hayatın akış, düzen ve geleneklerine de uygun olmadığını ifade etmek gerekir.
Ancak yukarıda da açıklandığı üzere 6098 Sayılı TBK'nin 77/1.fıkrası gereğince; haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür. 2.fıkraya göre ise; bu yükümlülük, özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sona ermiş bir sebebe dayanması durumunda doğmuş olur.
Sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak talep edilebilmesi için borçlunun mal varlığında, bir başkasının aleyhine bir zenginleşme meydana gelmeli, zenginleşme ve zenginleştirici olay arasında illiyet bağı bulunmalı ve zenginleşme haklı bir sebebe dayanmamalıdır. Sebepsiz zenginleşme; geçerli olmayan ve tahakkuk etmemiş yahut varlığı sona ermiş bir nedene ya da borçlu olunmayan şeyin hataen verilmesine dayalı olarak gerçekleşebilir.
Sebepsiz zenginleşme bunlardan hangisi yoluyla gerçekleşmiş olursa olsun, sebepsiz zenginleşen, aleyhine zenginleştiği tarafa karşı geri verme borcu altındadır, Buna göre davalı şirket aldıklarını geri vermekle yüküm olduğu açıktır.
Davalı --- ise sadece davalı şirketin temsilcisi konumunda olup sahte sözleşmelerdeki kefaleti de geçersiz olduğu gibi, davalı şirketin tüzel kişi tacir sıfatı karşısında aldığını geri vermekle yükümlü olan sadece parayı banka hesabına alan davalı şirkettir.
Bu anlamda davalı gerçek kişi ---- davada davalı taraf sıfatı bulunmadığından sorumlu tutulması mümkün görülmemiştir Binaenaleyh; yukarıda ayrıntılı olarak yasal nedenleri ve ilkeleri gösterildiği üzere davacının yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde TMK'nin 6 ile HMK'nin 190. maddeleri esaslarına davalı ----aleyhinde açtığı tam ıslaha konu ispatlanan davasının kabulü ile.
180.086,88 TL'nin işbu davalıdan alınarak davacıya verilmesine; davacının davalı ---- aleyhinde açtığı tam ıslaha konu davada; ---- davalı taraf sıfatı ( pasif husumet) bulunmadığından, davanın bu davalı yönünden husumet yokluğundan esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden sorumluluk, davanın tarafı şirketler yönünden aynı yasanın 326/1 maddesi gereğince belirlenmiştir.
Yapılan yargılama giderleri genelde ortak olduğundan ve davalı gerçek kişi aynı zamanda şirketin hissedarı ve temsilcisi olduğundan dürüstlük kuralı gereği pasif husumet nedeniyle gerçek kişi yönünden dava reddedildiğinden işbu davalı yönünden tam ısla konu davada işbu davalının davalı olarak gösterilmesi de gözetilerek yalnızca vekalet ücreti hesap ve takdir edilmiş; diğer yargılama giderlerinin tamamından davalı şirket sorumlu tutulmuştur.
Ayrıca 6100 Sayılı HMK'nin 180 (1) maddesi gereğince dava tam ıslah edilmesine ve aynı yasanın 178/1 maddesi gereğince yasal zorunluluk gereği teminat alınmasına rağmen, somut olayda işin niteliği, olayların gerçekleşme biçimi, arabuluculuk ve ilk dava süreci,
basiretli tacir kavramı ve dürüstlük kuralı çerçevesinde hakkaniyet ilkesi ve aynı paranın esasına ilişkin verilen işbu hüküm gözetilerek davalıların icra takibi ve buna bağlı olarak itirazın iptali davasının açılmasında ve sürdürülmesinde açık etkileri ve sebepsiz zenginleşmeye ve ceza dosyasındaki duruma rağmen direngen davranışları bulunduğundan tam ıslahlı davaya kadar bunlarca yapılan giderler ve varsa zararları davalılar üzerinde bırakılmış; ancak teminatın akıbeti hükmün kesinleşmesi sürecine bağlı kılınmıştır.
Öte yandan yargılama gideri kapsamında Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. Maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de davalı şirketten alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2019/681, K. 2025/146, 6 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama