KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2020/971
- Karar No
- 2024/518
- Karar tarihi
- 19 Temmuz 2024
Karar Metni
11.360 kelime·57 dk okuma·45 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/971
KARAR NO : 2024/518
DAVA : Tazminat
DAVA TARİHİ : 30/12/2020
KARAR TARİHİ : 19/07/2024
Tarafları yukarıda belirtilen davanın Mahkememizce yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Davacılar vekili tarafından ibraz edilen tedbir talepli dava dilekçesinin gerekli-yeterli kısımları: ''...
KONUSU
-6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 107 uyarınca davanın açılma tarihinde tarafımızca talep edilen maddi tazminat alacağının miktarının veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenmesi müvekkillerimden beklenemeyeceğinden, davanın ileriki aşamalarında dava değerlerinden biri olan bu maddi tazminatın bilirkişi marifetiyle belirlenmesinin akabinde tamamlanmak üzere; davacılardan ----- (eş) lehine şimdilik 1.000,00 TL, -----(kızı) lehine şimdilik 1.000,00 TL, -----(kızı) lehine şimdilik 1.000,00 TL, ----- (Anne) lehine şimdilik 1.000,00 TL Maddi Tazminat ile,
-Yine müvekkillerimden murisin eşi olan ----- için 200.000 TL Manevi Tazminat ile Muris ------ çocukları olan diğer müvekkillerim -----ve -- --- lehine de 100.000’er TL, anne ----- lehine 50.000.-TL, abla ----- lehine 25.000.-TL, abla ---- Lehine 25.000.-TL manevi tazminat olmak üzere;
toplamda 504.000.- TL alacağımızın, kaza tarihi olan 24.07.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte (davalı konumundaki ------ sorumluluğunun maddi tazminat ile sınırlı olması kaydıyla) DAVALILARDAN MÜŞTEREKEN VE MÜTESELSİLEN TAHSİLİNE,
-Ve son olarak talep edilen alacağımızın teminat altına alınması ve muvaazalı devirlerin önlenebilmesi amacıyla davaya konu kazada kusurlu olan ----- plaka sayılı araç ile varsa davalılar adlarına kayıtlı taşınmaz ve araçlar üzerine İHTİYADİ TEDBİR KONULMASINA KARAR VERİLMESİ talebimizi içeren BELİRSİZ ALACAK DAVASIDIR.
HARCA TABİ DEĞER : 504.000.-TL
AÇIKLAMALAR
1.24.07.2018 tarihinde, ----- istikametinde, davalılardan ---- sevk ve idaresindeki ----- plakalı aracın kaçırdığı sapağa aniden dönüş yapması ve bu esnada taralı alanda müteveffa ------ sevk ve idaresindeki ----plakalı motosiklete çarpması sonucu --- vefat etmiştir (EK-1: ÖLÜMLÜ/YARALANMALI TRAFİK KAZASI TESPİT TUTANAĞI) .
Davacılardan ---- desteğin eşi, --- ve --- kızları, --- annesi, ---- ve ----- ise ablalarıdır.
2.24 Temmuz 2018 Salı günü sabah saatlerinde işten çıkan davalı ----, üç şeritli ---- yolunun ----- yönünde orta şeridinde seyir halinde iken, zamanında şerit değiştirmediği için gideceği ---- sapağını kaçırmış ve şerit değiştirme yasağının başladığı noktada SON ANDA ve KONTROLSÜZ bir şekilde, ANİDEN SAĞA MANEVRA YAPARAK, DEVAMLI YOL ÇİZGİSİNİN OLDUĞU ALANA yani TARALI ALANA girmiş ve bu alanda kendi yolunda giden Müteveffa -----ölümüne neden olmuştur.
3.Davaya konu ölümlü trafik kazası neticesinde, murisin ölümüne neden olan sürücü ---- kusur durumunun tayini amacıyla alınan 22.07.2019 tarihli Adli Tıp Kurumu Raporu sonucunda; Sürücü ---- asli kusurlu; görevli sürücü sıfatındaki davacıların murisi olan ----- tali kusurlu olduğuna karar verilmiştir. (EK-2: 22.07.2019 TARİH ve ----- Sayılı ADLİ TIP KURUMU RAPORU)
4.Kazaya sebebiyet veren aracın sürücüsü , ---- Asliye Ceza Mahkemesinde ------ sayı ile yargılanmış olup suçunun sabit bulunması üzerine mahkemenin ------ sayılı kararı ile Taksirle bir kişinin ölümüne neden olmak suçundan dolayı TCK’nın 85/1 maddesi gereğince 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir ( EK-3: ----Asliye Ceza Mahkemesinin 17/10/2019 tarih .---- Sayılı ilamı).
5.Müteveffa ----- 11/11/1972 doğumlu olup kaza tarihinde 46 Yaşındadır.
Müvekkillerimin kaza tarihindeki yaşı ve müteveffa ile olan akrabalık durumu aşağıdaki tabloda gösterilmiştir (EK-4: AİLE NÜFUS KAYIT ÖRNEĞİ ).
Doğum tarihi
Yaşı (Kaza Tarihindeki)
---- (11/11/1972) 'ın …
-----
7.10.1977
41
Eşi
----
17.7.2004
14
Kızı
-- -
21.1.2012
6
Kızı
------
10.7.1943
75
Annesi
------
29.6.1967
51
Ablası
------
19.01.1969
49
Ablası
6.MÜVEKKİLLERİMDEN ---- (eşi), --- (kızı), ----- (kızı) ve ----- (annesi) İÇİN ŞİMDİLİK 1.000’er TL (BELİRSİZ ALACAK DAVASI OLARAK) MADDİ TAZMİNAT TALEBİMİZ BULUNMAKTADIR.
7.Müvekkillerimin murisi ----- kaza tarihinde bir şirkette sigortalı olarak çalışmakta, ayrıca kendisine ait lojistik firması ile taşımacılık işi yapmakta ve yine çok sayıda ek iş yaparak ciddi bir gelir elde etmekteydi. Nitekim ----- kendi kazancıyla banka kredisi de kullanmak suretiyle çok sayıda menkul, gayrımenkul edinmiş, birikim yapmış, vefatı ile birlikte mirasçıları olarak eşi ve kızlarına ciddi bir miktarda nakit para bırakmış, sağlığında ailesi ile konforlu bir yaşam sürmüştür.
7.1. Muris ----- 20.03.2006 tarihinden vefat ettiği 24.07.2018 tarihine kadar,-----unvanlı şirkette Lojistik ve İhracat Departmanında “İdari İşler Yöneticisi” olarak (EK -5: Şirket yazısı) net 4.500.-TL ücretle çalışmaktaydı. Aylık ücret dışında yol ücreti, geçiş ücretleri, cep telefonu masrafları da çalıştığı şirket tarafından karşılanmaktaydı. Resmi kayıtlarda ücreti asgari ücret gözükmekle birlikte tanık anlatımları ile sabit olacağı üzere ----- aylık ücreti net 4.500.-TL ydi.
7.2. Ayrıca kendi adına kurmuş olduğu ----- ünvanlı firması bulunmaktaydı.
7.3. Çok sayıda yan iş de yapan muris ciddi bir gelir elde etmekteydi. Zira vefatı ile birlikte ciddi tutarda bir malvarlığı, nakit para bırakmıştır. (Banka kayıtları-Tanık Beyanları-Vergi --- Gazetesi)
8.Davacılardan murisin eşi olan ---- kaza tarihinde henüz 41 yaşında ev hanımı iken müteveffanın kızlarından -----, kaza tarihinde liseye başlayacak olup ----- ise ilkokula başlamamıştı. Yine Davacılardan ----- ise murisin annesidir. Müteveffaya 1.derece yakınlıkları tartışmasız bir gerçek olan adı geçen müvekkillerin tamamı hayatlarını idame ettirebilmeleri aşağıda da izah edeceğimiz üzere ancak müteveffanın maddi desteği ile mümkün olabilmiştir.
9.Kaza sonrası davalı sigorta şirketine tarafımızca müracaat edilmiş olup iş bu müracaatımız sonucu davalı sigorta şirketi müvekkillerden ----- ----, --- ve --- toplam 197.398,86.-TL ödeme yapmıştır. Ancak, davalı sigorta şirketi tarafından yapılan hesaplama hatalı ve eksik olduğu gibi, Müvekkillerin kazadan doğan zararlarının bununla sınırlı olmadığı, aksine daha fazla olduğu yadsınamaz bir gerçek olduğundan maddi tazminat talebimiz yönünden arabuluculuk aşaması tamamlanmak suretiyle sigorta şirketi de davaya dahil edilmiştir.
10.24.07.2018 tarihinde işine giderken meydana gelen trafik kazası sonucu hayatını genç yaşta kaybeden muris ----, müvekkillerimden ---, --- ve ----derlerini karşılayan; yine gıda, elektrik, su vb. ödemelerini yapan, çocuklarının eğitim giderlerini karşılayan bir konumda iken 46 yaşında hayata gözlerini yummuş ve dolayısıyla müvekkillerimden ------ ise ev hanımı olduğundan tüm bu masraf ve giderler ile savunmasız bir şekilde karşı karşıya kalmıştır.
Yine davacılardan desteğin annesi ----- vefat ile birlikte destekten yoksun kalmıştır. Zira müvekkil anne genç yaşta eşini kaybetmesi ile birlikte müteveffa ---- sırf kendi evinin babası olmakla kalmamış müvekkil annesinin de tüm ihtiyaçlarını karşılayarak ona kol kanat gererek hayatını kolaylaştırmak adına elinden geleni yapmıştır.
Öyle ki ----- hem kendisi hem eşi ----- yakasında çalışmalarına rağmen ----- ailesinin ---- yakasında oturması sebebiyle evlendikten sonra aynı mahallede oturmaya başlamışlar hatta babasının vefatıyla anne ve ablasına destek olmak, aile reisliğini üstlenmek amacıyla aynı sokağa taşınmışlardır. Müvekkil anne(-----) oğlunun kaybı ile hayatla tek başına mücadele etmek mecburiyetinde kalmıştır.
Dolayısıyla müvekkillerimden ---, ----, ----- ve ----- ani ve beklenmedik vefatı ile iş bu maddi destekten de yoksun kalmışlardır.
11.Türk Borçlar Kanunu Madde 53’de ölüm başlığı altında ölüm halinde uğranılan zararlar; cenaze giderleri, ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar şeklinde bir bir sayılarak; ölüm halinde uğranılan zarar kalemleri açıklanmıştır. Müvekkillerim de davaya konu iş bu trafik kazası neticesinde murisin hayatını kaybetmesi sonucu cenaze giderlerini karşılamaya çalışarak çeşitli masraflar yapmış ve yine murisin desteği ile hayatını idame ettiren müvekkillerimden , ---- ve annesi ---- murisin ölümü ile bu destekten yoksun kalmışlardır.
12.Ancak önemle ifade etmek isteriz ki.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 107 “Belirsiz Alacak ve Tespit Davası” başlığı altında aynen “Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.” Şeklinde düzenlenerek davanın açılma tarihinde alacak miktarının veya değerinin belirlenmesinin mümkün olmaması halinde asgari bir miktar belirtilmek şartı ile belirsiz alacak davasının açılabileceğini açıkça hükme bağlamıştır.
Davaya konu iş bu trafik kazası neticesinde ise; en büyük destekçisini kaybetmenin üzüntüsünü yaşayan müvekkiller bu üzüntünün yanında gerek hastane masrafları olsun gerekse cenaze ve defin masrafları olsun -murisin ölümü neticesinde vukuu bulan tüm masrafları - karşılamaya çalışmakla beraber vefat olayını atlatabilmek için tedavi görmüş ve görmekte olup, ölenin desteğinden de yoksun kalmıştır.
Ancak müvekkillerin ölüm ile birlikte ne kadar destekten yoksun kaldığının hesabının yapılması, uğranılan zararlarının hesaplanması şu aşamada mümkün olmadığından şimdilik ----- için 1.000 er TL maddi tazminatın davalılardan alınarak müvekkillere verilmesi gerektiği kanaatindeyiz. Ancak; iş bu davanın ilerleyen aşamalarında davaya konu maddi tazminatın tam ve kesin değerinin bilirkişi marifeti ile belirlenmesinin akabinde bu miktar arttırılacaktır.
13.YİNE MÜVEKKİLLERİMDEN (eş)---- LEHİNE 200,000 TL; (çocuk)---- LEHİNE 100.000 TL, (çocuk) ---- LEHİNE 100.00 TL, (anne) ---- LEHİNE 50.000 TL, (abla) ---- LEHİNE 25.000 TL VE YİNE (abla) ------ LEHİNE DE 25.000 TL MANEVİ TAZMİNAT TALEBİMİZ BULUNMAKTADIR. Şöyle ki.
Türk Borçlar Kanunu Madde 56 “Manevi Tazminat” başlığı altında aynen “Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir.
Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” Şeklinde içerdiği hüküm ile davaya konu somut olayda müvekkillerim lehine manevi tazminat talep edebileceğimizi açıkça ortaya koymaktadır.
14.Müvekkillerimden ----, müteveffanın annesi, ----- ise ablasıdır ve hiç evlenmemiştir. Diğer davacı ----- müteveffanın küçük ablası olup evli olmasına rağmen müteveffa ---- ile her zaman yakın ilişkileri olmuştur. Müteveffa -----, babasını 23.06.2005 Tarihinde kaybetmiş olup ailenin TEK ERKEK EVLADIDIR.
Erken yaşta babasını kaybeden ve ailenin tek erkek çocuğu olan, ailesine son derece düşkün ----, babasının vefatı ile birlikte ailenin reisi, babası konumuna geçmiş, güçlü, becerikli, sorumluluk sahibi bir evlat olarak ailenin tüm ihtiyaçlarını karşılamış, annesi ve ablaları ile daha fazla ilgilenmeye başlamıştır. -----, evlendiği 09/06/2000 tarihinden vefat ettiği tarihe kadar istisnasız her Cuma günü akşamı annesine akşam yemeğine gidecek kadar annesi ve ablaları ile sıkı bir ilişki içerisinde olmuş, maddi ve manevi tüm ihtiyaçlarını karşılamıştır.Aradaki yaş farkı, ailenin en küçüğü ve tek erkek olması nedeniyle ablaları ---- ve ------,
özellikle yaş farkının daha fazla olması nedeniyle ---- tarafından büyütülen destek, evli olan ablası ---- ile aynı işyerinde çalışmış, evin tek erkeği olarak evli de olsa ablası ----- ile sürekli sıkı ilişkiler içerisinde olmuş, ablasının kızına abilik yapmış, yeğeninin her türlü sorunu ile yakından ilgilenmiştir.
Ne acıdır ki; destek ------ 46 yaşında beklenmedik ve ani vefatı ile en büyük destekçilerini kaybeden müvekkillerim, derin bir üzüntü içinde kalan hayatlarına devam etmeye çalışmaktadır, bunun için psikolojik destek de almaktadırlar. Lise zamanında, 17 yaşından bu yana destek ile birlikte olan ve 23 yaşında destek ile evlenen Müvekkilim -----, eşinin ani şekilde genç yaşta vefatı üzerine katlanılması mümkün olmayan bir acı yaşamış ve yaşamaktadır.
Evinin geçimini sağlamak dışında, eşi, çocukları, annesi, ablaları ve etrafındaki tüm insanlar ile ilgili olan, herkesin yardımına koşan, her akşam işten döndüğünde eşi ile sohbetler eden, çocuklarının ödevleri, antrenmanları ile ilgilen, fatura, sigorta vs. tüm ödemeleri yapıp takip eden, son derece ilgili, özverili, sevgi dolu bir baba, eş, evlat ve kardeş olan ---- vefatı ile ----- derinden sarsılmış, 17 yaşından bu yana birlikte olduğu hayat arkadaşının ölümü katlanılması güç bir acı yaratmıştır.
Arkadaşları ile tatil planları yaparken eşinin ölüm haberini alması ile ---- hayatı bir anda alt üst olmuştur.
Bir eş, baba, evlat ve erkek kardeş olarak müvekkillerimin tüm hayatları boyunca yol göstereni, yardıma koşanı, çekip çevireni destek ----- iken, onun ani ölümü ile büyük sarsıntı yaşayan aile bireyleri, kalan ömürlerini de murisi özleyerek geçirmektedirler. Zira bir hayat arkadaşı için eşini, kızları için babalarını, bir anne için evladını, bir abla için kardeşini genç yaşta, beklenmedik bir şekilde kaybetmenin acısının tarifi mümkün değildir.
15.Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi her ne kadar mahkemenizin takdirine bırakılmış ise de; hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerekmektedir. Mahkemenizin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, müteveffa ve geride kalanların yaşları, olayın ağırlığı ve olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması gerekir.
16.Dolayısıyla bu derece büyük bir acı ve kaybedişin değerinin maddi olarak ölçülemeyeceği yadsınamaz bir gerçek iken, müvekkillerimin acısının bir nebze de olsa giderilebilmesi adına müvekkillerimden ---- lehine 200.000 TL, ---- lehine 100.000 TL, ---- lehine 100.000.-TL, ---- lehine 50.000.-TL, ------ lehine 25.000 TL, ----- lehine 25.000.-TL manevi tazminat talebimiz bulunmaktadır.
17.Son olarak değinmekte fayda gördüğümüz husus ise; davalılar adlarına kayıtlı araç ve gayrimenkuller üzerine ihtiyati tedbir konulması gerektiğidir. Zira iş bu dava sonucunda bir hüküm tesis edilene kadar talep edilen alacağımızın teminat altına alınması ve bu süreç içerisinde muvaazalı devirlerin önlenebilmesi için davaya konu kazada kusurlu olan ----- plaka sayılı araç başta olmak üzere varsa davalı ----- adına kayıtlı taşınmaz ve araçlar üzerinde ihtiyati tedbir kararının verilmesini talep etmekteyiz.
18.Kısaca ve özetle; yalnızca ek gelir elde edebilme arzusu ve düşüncesi ile emekliliğinden sonra dahi işçi olarak çalışan müvekkillerin murisinin ani ve beklenmedik ölümü ile tüm hayatları alt üst olan müvekkillerim adına tarafımızca iş bu davayı açmak mecburiyeti hasıl olmuştur.
19.Dolayısıyla, davalılardan sigorta şirketi, kazayı yapan ---- plaka sayılı aracın zorunlu mali mesuliyet sigortasını yapan sigorta şirketi sıfatı ile yalnızca davacıların uğramış olduğu maddi zararlardan diğer davalı ----- ile müştereken ve müteselsilen sorumlu iken; davalılardan ------ davacıların uğradığı manevi zararlardan da sorumludurlar.
.......
SONUÇ VE İSTEM
Yukarıda arz ve izaha çalıştığımız ve mahkemenizin de resen dikkate alacağı hususlar ile birlikte;
1- Müvekkillerimden eş ----- lehine şimdilik 1.000 TL, çocuk ----- lehine şimdilik 1.000.-TL, çocuk ----- lehine şimdilik 1.000.-TL, anne ---- lehine şimdilik 1.000.-TL Maddi Tazminat;( HMK’nın 107.maddesi gereğince bilirkişi marifetiyle alacak miktarının tam belirlenmesi ile birlikte müddeabih artırılacaktır)
2- Yine Müvekkillerimden eş ---- lehine 200.000.- TL, çocuk ---- lehine 100.000-TL, çocuk ---- lehine 100.000.-TL, anne ----- lehine 50.000.-TL, abla ----- lehine 25.000-TL, abla ----- lehine 25.000.-TL Manevi Tazminat;
Olmak üzere şimdilik toplam 504.000.- TL alacağımızın iş bu davaya konu kaza tarihi olan 24.07.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte (yukarıda açıklamaya çalıştığımız üzere davalılardan sigorta şirketinin sorumluluğunun maddi tazminat ile sınırlı olması kaydı ile) DAVALILARDAN MÜŞTEREKEN VE MÜTESELSİLEN TAHSİLİNE;
3- Talep edilen alacağımızın teminat altına alınması ve muvazaalı devirlerin önlenebilmesi amacı ile kazada kusurlu olan ----- plaka sayılı araç ile varsa davalılardan ----- adına kayıtlı taşınmaz ve araçlar üzerine İHTİYADİ TEDBİR KONULMASINA karar verilmesine;
...''şeklinde olup yukarıya aynen aktarılmıştır.
Gerekli kısımları yukarıya aynen aktarılan tedbir talepli dilekçe ile sonuçta belirsiz alacak olarak eş ------ için 1.000,00 TL, çocuk ---- için 1.000,00 TL, çocuk ---- için 1.000,00 TL ve anne ------ için 1.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan 24/07/2018 kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen; manevi tazminat olarak ise eş ----- için 200.000,00 TL, çocuk ---- için 100.000,00 TL, çocuk ---- için 100.000,00 TL, anne ---- için 50.000,00 TL, abla---- için 25.000,00 TL ve abla ---- için 25.000,00 TL manevi tazminatın davalı----- 24/07/2018 kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.
Tedbir talebi hakkında tensiben oluşturulan 07/01/2021 tarihli ara kararda belirtilen gerekçelere bağlı olarak tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
Davalı sigorta şirketi vekili tarafından gönderilen cevap dilekçesinin gerekli-yeterli kısımları:
"...
KONU
Dava dilekçesine karşı cevap dilekçemizin sunulması h.k.
AÇIKLAMALAR
Yukarıda esas numarasını belirtmiş olduğumuz mahkemeniz dosyası ile açılan maddi tazminat davasına ilişkin dava dilekçesi ile tensip zaptı 25.01.2021 tarihinde müvekkil şirkete tebliğ edilmiştir. 08.02.2021 tarihli cevap verme süresinin uzatılması istemli dilekçemiz Sayın Mahkemenize sunulmuş olup tarafımıza verilen ek süre içerisinde cevap dilekçemizi sunuyoruz. Bu nedenle huzurdaki davaya karşı tarafımıza verilen süre içerisinde cevaplarımızı sunuyoruz.
A) USULE İLİŞKİN CEVAPLARIMIZ
İlk itirazlarımızı içerir YASAL CEVAP SÜRESİ içinde sunulan 08.02.2021 tarihli DİLEKÇEMİZİ tekrar ediyoruz. 08.02.2021 tarihli dilekçemizde de belirttiğimiz üzere dava HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRE geçtikten sonra açılmıştır. KTK 111/2. Maddesi açık hükmü gereğince hak düşürücü süre geçtikten sonra dava açıldığından huzurdaki DAVANIN HAK DÜŞÜRÜCÜ sürenin geçmiş olması nedeni ile USULDEN REDDİNE karar verilmelidir.
B) ESASA İLİŞKİN CEVAPLARIMIZ
1- POLİÇE BAKIMINDAN BEYANLARIMIZ:
Müvekkil sigorta şirketi nezdinde, ---- adına kayıtlı ---- plakalı araç için düzenlenen 23.05.2018-23.05.2019 tarihlerini kapsayan ----- nolu ZMM Sigorta poliçesi bulunmaktadır. İş bu poliçe gereği Zorunlu Trafik Sigortası teminat limiti kaza tarihi itibariyle "Sakatlanma ve Ölüm Teminatı" olarak kişi başı 360.000 TL’dir. ( Ek-1 - ---- numaralı ZMM Poliçe sureti)
2- ESASA İLİŞKİN BEYANLARIMIZ :
a) Kusur ve Zarar yönünden beyanlarımız:
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 85. maddesi işletenin ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin hukuki sorumluluğunu şu şekilde düzenlemiştir:
“Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.”
Müvekkil sigorta şirketi; işletenin ilgili kanun gereğince sorumlu olduğu hallerde sigortalının kusuru oranında ve teminat limiti dahilinde sorumlu olacaktır. Dava konusu kaza, sürücü diğer davalı ---- sevk ve idaresindeki, sürücünün maliki olduğu ---- plakalı aracın davacılar murisi müteveffa ---- sevk ve idaresindeki ----- plakalı motosiklet ile çarpışması sonucu meydana gelmiştir.
04.07.2018 tarihli Kaza Tespit Tutanağı'na göre kazanın "...Her iki araç sürücüsünün KTK 56/1-a maddesi gereğince Kusurlu olduğu...." tespit edilmiştir.
Kaza Tespit Tutanağı'na göre müteveffa ve diğer davalı ----- EŞİT DERECEDE kusurlu bulunmuştur. Kaza tespit tutanağındaki KUSUR tespitinin yargılama sırasında alınacak KUSUR raporu ile tespiti gerekmektedir.
Bu nedenle huzurdaki davada BİLİRKİŞİ İNCELEMESİ yapılarak dava konusu kazadaki KUSUR durumunun UZMAN BİLİRKİŞİ HEYETİ (ADLİ TIP KURUMU TRAFİK İHTİSAS DAİRESİ) tarafından yüzdesel olarak belirlenmesi gerekmektedir.
Kaza sonrasında ----- Asliye Ceza Mah.----- Sayılı dosyasında davacılar murisinin taksirle ölümüne sebep olma nedeni ile diğer davalı ---- aleyhine dava ikame edilmiştir. Ceza dosyasının incelenmek üzere istenilmesine karar verilmesini talep ediyoruz. Ceza dosyasında KUSUR RAPORU alındı ise bir suretinin tarafımıza tebliğini talep ederiz.
Kusur durumunun tespiti Sayın Mahkeme tarafından yapılmalıdır. Bu nedenle Müvekkil sigorta şirketi , işletenin ilgili kanun gereğince sorumlu oldugu hallerde, zorunlu mali sorumluluk sigortasında belirtilen teminat limiti dahilinde ve sigortalının kusuru oranında sorumlu olacaktır. Sigortalısının KUSURSUZ olması halinde ise DAVANIN REDDİNE karar verilmesi gerekmektedir.
b) Zarar ve Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Yönünden Beyanlarımız :
1) Destekten yoksun kalma tazminatı bakımından ise davacıların ölen kişi ile ilişkileri, yaşları ve ölüm olayı dolayısı ile destekten yoksun kalıp kalmadıkları, destekten yoksun kalmışsa bu zararının miktarı uzman bilirkişiye arı ayrı hesap ettirildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir. BAŞVURU SAHİPLERİNİN, MÜTEVEFFANIN KENDİLERİNE DESTEK OLDUĞUNU İSPAT ETMESİ GEREKİR.
Borçlar Kanunu 53. maddesine göre; ölüm ile desteğini yitiren kimsenin giderim isteyebilmesi için desteğin bakım gücüne sahip ve kendisinin de bakım ihtiyacının bulunması, eylemli ve düzenli olarak yardımın yapılması ya da ölüm meydana gelmemiş olsaydı, yaşamın ve olayların normal akışı içinde gelecekte bakma ilişkisinin kurulması gerekir. Bakım gücü ve ihtiyacının davacı tarafından ispatı gerekmektedir. Aksi halde destekten yoksun kalma tazminatından bahsedilemez.
2) Ayrıca destekten yoksun kalma tazminatı talebinin, zenginleşme aracı olarak kullanılamayacağı Yargıtay kararları ile kabul edilmiştir. Bu nedenle müteveffanın ölümünün mirasçının yaşam koşullarında maddi anlamda değişiklik yaratıp yaratmadığı hususunun tetkik edilmesi ve davacıların bu durumu kanıtlaması gerekmektedir. Destekten yoksun kalma tazminatı, bir ceza olmayıp ölenin yardımından yoksun kalan kişilerin muhtaç duruma düşmesini önlemek ve yaşamını desteğin ölümünden önceki düzeyde tutulması amacına yönelik bir tazminattır.
Kabul anlamına gelmemek kaydı ile, bir an için aksi düşünüldüğünde ise gerçek zararın belirlenebilmesi için konusunda uzman kişiler tarafından bilirkişi incelemesi yapılması gerekmektedir.
Yine kesinlikle davayı kabul anlamına gelmemek üzere, bir an için aksi düşünüldüğünde ise; bilindiği üzere kaza sonucu üçüncü kişinin ölümü veya yaralanması gerçekleştiği takdirde, sigortacı sigorta poliçesinde belirtilen azami limitlerle ve sigortalının kusuru oranında destekten yoksun kalanlara tazminat ile yükümlüdür.
Ancak tazminatın ödenebilmesi için davacıların ölen veya yaralanan kişi ile ilişkileri, davacıların yaşları ve ölüm olayı dolayısıyla destekten yoksun kalıp kalmadıkları, destekten yoksun kalmışlarsa bu zararlarının uzman bilirkişilerce ayrı ayrı hesap ettirildikten sonra sonuca göre karar verilmesi gerekmektedir.
(Yarg.26.11.1990 gün ve ---- Esas ve ---- Karar) Sonuç olarak sakatlanma ve ölümlerde geçerli olan teminatın her halükarda verilecek bir teminat olmayıp yukarıda belirtilen belirlemelerin sonucunda verilecek bir tazminattır.
Sağlıklı ve gerçekçi bir tazminat hesaplaması yapılabilmesi için de “destekten yoksun kalma tazminatı” na ilişkin talebin değerlendirilmesi amacıyla aktüer sıfatına sahip, aktüer siciline kayıtlı bir bilirkişinin görevlendirilmesini talep etmekteyiz.
KAZA TARİHİ İTİBARİYLE UYGULANMASI GEREKEN GENEL ŞART YÜRÜRLÜKTEKİ TRAFİK SİGORTASI GENEL ŞARTLARI OLUP buna göre, hesaplamalarda ölüm tablosu olarak TRH 2010 tablosu dikkate alınmalıdır. Tablonun belirli periyodlarla güncellenmesi halinde tazminat tutarı, kaza tarihi itibariyle güncel versiyona göre hesaplanmalıdır. Hesaplamalarda iskonto oranı (teknik faiz), % 1,8 olarak dikkate alınır. İskonto oranı teknik faiz, gerekli görülen hallerde Hazine Müsteşarlığı tarafından güncellenecektir. Bu husus Yargıtay ----. Hukuk Dairesi üyesi Sayın ----- sunumlarında ve konferanslarda açıkça dile getirilmektedir. Poliçe tanzim tarihinin 01.06.2015 sonrası olduğu poliçeler kapsamında meydana gelen kazalarda TRH-2010 ölüm tablosu esas alınarak hesaplama yapılması gerektiği mevzuat gereğidir.
Sayın Mahkemece dava konusu olay nedeni ile zarar hesabına karar verildiğinde bu hesaplamaların, AKTÜERLER SİCİLİNE KAYITLI AKTÜER SIFATINI HAİZ BİLİRKİŞİ tarafından ve TRH 2010 TABLOSU ve Genel Şartlar Ek 3‘de yer alan diğer esaslar DİKKATE ALINARAK yapılmasını talep ederiz.
3) DAVACILAR DESTEĞİ MÜTEVEFFA ---- KAZA SIRASINDA KASK TAKMAMAKTADIR. BU NEDENLE HESAPLANACAK TAZMİNATTAN MÜTERAİK KUSUR İNDİRİMİ YAPILMALIDIR:
Kaza tespit tutanağında motosiklet sürücüsü ---- kask taktığına ilişkin bir tespit bulunmamaktadır.
Bu nedenle öncelikle müteveffanın kaza sırasında KASK takıp takmadığının tespiti için -----. Asliye Ceza Mah. ----- Sayılı dosyasının detaylı olarak incelenmesi gerekmektedir. Müteveffanın KASK TAKMADIĞININ tespiti halinde müteveffanın koruyucu önlem almaması nedeni ile davacıların tazminat talepleri bakımından MÜTERAFİK KUSUR indirimi yapılmalıdır.SÜRÜCÜLERİN VE YOLCULARIN KORUYUCU TERTİBAT KULLANMA MECBURİYETİ
"Madde 150 - (Değişik madde: 18/05/2007 - ---- Yön/27.mad )
Sürücü ve yolcular için, nicelik ve nitelikleri bu Yönetmeliğin ekinde yer alan 1 sayılı cetvelde ve Karayolları Trafik Kanununa göre çıkarılan diğer yönetmeliklerde gösterilen koruyucu tertibatlardan;
Motorsiklet sürücülerin ve yolcuların, araçların sürülmesi sırasında koruyucu tertibat kullanmaları mecburidir. Sürücü ve yolcular için, nicelik ve nitelikleri bu Yönetmeliğin ekinde yer alan (1) sayılı cetvelde ve Karayolları Trafik Kanununa göre çıkarılan diğer yönetmeliklerde gösterilen koruyucu tertibatlardan;
a) Üç tekerlekli yük motosikletleri hariç, elektrikli bisiklet, motorlu bisiklet ve motosikletlerde sürücülerin koruma baĢlığı ve koruma gözlüğü, yolcuların ise koruma başlığı,…kullanılması zorunludur...." denilmektedir. Ancak, Trafik Kanununun belirttiği temel kurallara, yasaklara, kısıtlamalara veya talimatlarına rağmen,
Sürücünün veya yayaların kural dışı hareketleri veya taşıtların teknik arızaları, bir başka sürücüyü tehlikeye düşürme hallerinde sürücü, doğması muhtemel bir kazayı önlemek, can ve mal güvenliğini korumak amacı ile trafik zaruretleri, Karayolları Trafik Kanununun öngördüğü temel kurallardan birini ihlal etmeyi mecbur kılmış ve bu davranış bütün tedbirlere rağmen bir kazaya sebebiyet vermiş ise bu araç sürücüsü asli kusurlu sayılamaz.
Bu doğrultuda davacılar desteği müteveffa-----motosiklete kasksız bindiğinin TESPİTİ halinde, SAVCILIK SORUŞTURMA dosyasında bulunan ÖLÜ MUAYENE RAPORUNUN incelenerek ÖLÜM SEBEBİNİN Kafa Travması olması halinde davacılar desteği müteveffa ---- --- kendi menfaatini korumak için gerekli özen ve çabayı göstermediğinden müterafik kusurlu olduğunun KABULÜ gerekir. Davacıların Destekten Yoksun Kalma nedeni ile Tazminat alacağının var olup olmadığı yönünde yapılacak aktüerya hesaplamasında Yerleşik Yargıtay Kararlarına göre MÜTERAFİK KUSUR İNDİRİMİ yapılmalıdır.
4) DAVAYI ve KUSUR DURUMUNU KABUL ANLAMINA GELMEMEK KAYDI İLE ;
MÜVEKKİL ŞİRKET TARAFINDAN YAPILAN ÖDEME NEDENİ İLE BEYANLARIMIZ
Davaya konu trafik kazası nedeni ile müvekkil şirketce davacıların başvurusu sonrasında ----- nolu hasar dosyası açılmıştır. Davacı tarafça, eksik belgelerin ibrazı sonrasında hasar dosyasında alınan AKTÜER DR. ----(Hazine Sicil No : ---- alınan 09.08.2018 tarihli aktüerya raporu ile TRH2010 Yaşam Tablosuna göre Davacı anne ---- 9.318,44 TL, davacı EŞ ---- ise 68.516,57 TL, davacı ÇOCUK ----- ise 9.861,17 TL ve davacı ÇOCUK ------ ise 21.206,42 TL, destek tazminatı olacağı belirlenmiştir. (Ek-3- 09.08.2018 tarihli Aktüerya raporu)
Aktüerya Raporuna göre tespit edilen toplam 108.902,60 TL destekten yoksun kalma tazminatı davacı ----- banka hesabına 17.08.2018 tarihinde ödenmiştir. Davacılar tarafından müvekkil şirket 24.07.2018 tarihli kaza ile ilgili olarak düzenlenen 17.08.2018 tarihli "İBRANAME ve FERAGATNAME" başlıklı yazı ile ibranamede belirtilen TAZMİNAT BEDELİNİ TAHSİL ETMEKLE BAŞKACA BİR HAK VE ALACAKLARI KALMADIĞI BELİRTİLEREK müvekkil şirketi TAM VE MUTLAK SURETLE İBRA ETMİŞLERDİR. (EK-4 - 17.08.2018 tarihli İBRANAME ve FERAGATNAME evrakları)
Yine davacı tarafça müvekkil şirkete sunulan ----- Asliye Ceza Mah. ----sayılı dosyasında alınan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nin 22.07.2019 tarihli KUSUR RAPORU sonrasında AKTÜER DR. ---- (Hazine Sicil No :------ alınan 07.11.2019 tarihli aktüerya raporu ile TRH2010 Yaşam Tablosuna göre Davacı anne ----- 8.125,88 TL, davacı EŞ -----ise 55.533,20 TL, davacı ÇOCUK ---- ise 7.784,47 TL ve davacı ÇOCUK ----- ise 17.052,71 TL, destek tazminatı olacağı belirlenmiştir.
07.11.2019 tarihli Aktüerya Raporuna göre tespit edilen toplam 88.496,26 TL destekten yoksun kalma tazminatı davacı ---- banka hesabına 08.01.2020 tarihinde ödenmiştir. Davacılar tarafından müvekkil şirket 24.07.2018 tarihli kaza ile ilgili olarak düzenlenen 03.01.2020 tarihli fark hesabı için düzenlenen "İBRANAME ve FERAGATNAME" başlıklı yazı ile ibranamede belirtilen TAZMİNAT BEDELİNİ TAHSİL ETMEKLE BAŞKACA BİR HAK VE ALACAKLARI KALMADIĞI BELİRTİLEREK müvekkil şirketi TAM VE MUTLAK SURETLE İBRA ETMİŞLERDİR. (EK-5 - 03.01.2020 tarihli İBRANAME ve FERAGATNAME evrakları) Müvekkil şirket tarafından ------ numaralı hasar dosyasında davacılara Toplam 197.398,86 TL TAZMİNAT ÖDEMESİ yapılmıştır. Dava dilekçesi ile de müvekkil şirket tarafından yapılan ödemeler davacı tarafın da KABULÜNDEDİR.
Müvekkil şirket yasa ve poliçe gereği, ibraname ve feragatname karşılığında sorumluluğunu yerine getirmiş olup başkaca yükümlülüğü kalmamıştır. Zarar gören davacıya uğradığı gerçek zarar miktarını ödeyen müvekkil şirketin sorumluluğu sona ermiştir. Davacının gerçek zarar miktarını aşan taleplerinin reddi gerekmektedir. Müvekkil şirketçe ödenen tazminatın yetersiz olduğundan bahisle ibranamenin iptali mümkün değildir zira ödeme, aktüer hesabı sonucu tespit edilen tutar üzerinden davacıların kabul ve talebi neticesinde yapılmıştır.
5) DAVA KONUSU OLAYDA DAVACILARIN TAZMİNAT TALEPLERİ BAKIMINDAN HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRELER GEÇMİŞTİR.
İBRANAME TARİHİNDEN İTİBAREN KARAYOLLARI TRAFİK KANUNU MADDE 111/2. FIKRA HÜKMÜNDE BELİRLENEN 2 YILLIK HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRE İÇERİSİNDE DAVA AÇILMAMASI HALİNDE HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRE DOLMUŞ OLMAKTADIR.
- DAVACILAR TARAFINDAN İMZALANAN
İBARANAME TARİHİ : 17.08.2018
-HUZURDAKİ DAVANIN AÇILDIĞI TARİH : 30.12.2020
Davacıların tarafımıza vermiş olduğu ibranameden sonra 2 yıl geçmiş olup bu bakımdan davacıların dava açmak hakkı hak düşürücü süre olan 2 yıl geçmekle düşmüştür. Bu bakımdan mahkemece yapılması gereken hak düşürücü sürenin geçmesi sebebi ile davacının davasının ÖN İNCELEME DURUŞMASINDA usulden reddine karar verilmesi olmalıdır.
Zamanaşımı veya hak düşürücü süreye dayanan savunmanın öncelikle incelenmesi gerekir .(HUMK 77-221, 6100 sayılı HMK 30-143/2).
Benzer uyuşmazlıklarda Yüksek Yargıtay Kararlarında; “….dava öncesi yapılan ödeme neticesi düzenlenen ibraname ile başvuru sahibinin haklarından vazgeçtikleri, başkaca bir alacakları bulunmadığı biçimde değerlendirme yapılması Karayolları Trafik Kanunu’nun 111/1. Maddesine aykırı ise de, aynı yasanın 111. Maddesinin 2. Fıkrasında belirlenen hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle davanın reddi gerektiği” hususu benimsenmiştir (Y----. H.D. 09.05.2002 gün ve ----- sayılı kararı ------ sayılı ilamı).
YARGITAY ----Hukuk Dairesi Esas: ----- Karar: ----- sayılı kararında;
"...Somut olayda; olay nedeniyle davalı tarafından davacıya poliçe hükümleri gereğince ödeme yapılmış ve taraflar arasında 23.6.2008 tarihli ibraname imzalanmıştır. Eldeki davanın 12.10.2010 tarihinde açılmış olmasına göre, ilgili maddede öngörülen 2 yıllık hak düşürücü sürenin geçirildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece davacı yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, hüküm kurulması doğru görülmemiştir. ..."
Yargıtay ----. Hukuk Dairesi’nin ---- Esas ve ---- Karar sayılı kararında;
“ 2918 Sayılı KTK’nun 111. Maddesinde Bu kanunla öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir. Tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar 2 yıl içinde iptal edilebilir” biçiminde düzenleme getirilmiştir.
Şu durumda yerel mahkemede olayın meydana geldiği tarih, ibranamenin düzenlendiği tarih ve davanın açılış tarihleri arasında geçen süreler ile birlikte ödenen tazminat miktarı gözetilerek yukarıda açıklanan yasa maddesi kapsamında söz konusu ibranamenin geçerliliğinin tartışılması ve bu surette ibranamenin düzenlendiği tarihten itibaren iki yıllık hak düşürücü süre içerisinde dava açılmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabul kararı verilmesi doğru görülmemiş ve kararın BOZULMASI gerekmiştir.” Hükmüne yer vermiştir.
Yine bilindiği üzere, Hak düşürücü süre, hak arama özgürlüğünün belirlenen süre ile sınırlandırıldığı ve bu sürelerin kamu düzenini ilgilendirmeleri nedeniyle davanın hangi aşamasında olursa olsun dava engellerinden olması nedeniyle ilk önce incelenmesi gerektiği, olayda hak düşürücü süre varsa davanın dinlenemeyeceği ve işin esasının incelenemeyeceği hususu tartışmasızdır (----- sayılı kararı).
Somut olayda, KTK 111/2. Maddesi açık hükmü gereğince hak düşürücü süre geçtikten sonra dava açıldığından huzurdaki DAVANIN HAK DÜŞÜRÜCÜ sürenin geçmiş olması nedeni ile USULDEN REDDİNE karar verilmelidir.
Sayın Mahkeme tarafından HAK DÜŞÜRÜCÜ süre itirazımızın KABUL GÖRMEMESİ halinde ise;
Yargılama sırasında alınacak AKTÜERYA RAPORU'nda ÖNCELİKLE ÖDEME TARİHLERİ olan 17.08.2018 ve 08.01.2020 tarihleri itibari ile davacıların DESTEK TAZMİNATININ hesaplanmasını talep ediyoruz. Bu hesaplama yapıldığında davacıların müvekkil şirket tarafından ödeme yapılan tarihler olan 17.08.2018 ve 08.01.2020 tarihleri itibari ile gerçek zararlarının TAMAMININ KARŞILANDIĞI tespit edilecek olup MADDİ TAZMİNAT TALEPLERİ yönünden huzurdaki DAVANIN REDDİNE karar verilmesi gerekmektedir.
Davacıların başvurusu sonrasında mevzuat çerçevesinde sorumluluğunu yerine getiren ve İBRANAME gereğince davacılara ödeme yapan müvekkil şirket DAVANIN AÇILMASINA NEDEN OLMAMIŞTIR. Bu nedenle müvekkil şirket aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilemez.
6) DAVACI DESTEĞİ MÜTEVEFFANIN KAZANCINA İLİŞKİN SGK KAYITLARI TESPİT EDİLMELİDİR.
Dava dilekçesinde, müteveffanın geliri bakımından aylık 4.500 TL maaşı olduğu beyan edilmiştir. Müteveffanın gerliri yönünden SGK kayıtlarının celbi gerekmektedir. Müteveffanın SGK kaydı var ise , tazminat hesabı yapılırken bu tutar dikkate alınmalı , eğer SGK kaydı yok ise , asgari ücret dikkate alınarak tazminat hesabı yapılmalıdır. Bunun aksi biçimde , davacıların geliri tanık ve sair belgeler ile ispat edilemez. Bu hususta dinlenecek tanık deliline muvafakatimiz yoktur.
YARGITAY ----HUKUK DAİRESİ'NİN -----. sayılı 23.10.2019 tarihli kararında ; ( EK-1 ) "....Çalışma gücü kaybı zararının hesabında yaralanan veya malul olanın gelirinin belirlenmesi tazminatın doğru tespitinde önemli bir yer tutmaktadır. Zarar görenin kaza tarihi itibariyle mesleği ve geliri tespit edilmelidir. Kişinin herhangi bir işi yoksa, zarar görenin geliri asgari ücret kabul edilerek, raporun hazırlandığı tarihteki net asgari ücret üzerinden hesaplama yapılacaktır.
Eğer gelirin asgari ücret üzerinde olduğu, bir başka anlatımla herhangi bir işyerinde çalıştığı ya da bir meslek icra ettiği ve asgari ücret üzerinde bir gelir elde edildiği iddia ediliyorsa bunun ispat edilmesi gerekir. Ancak mahkeme bedensel zararların tazmini davalarında zarar görenin zararını resen belirlemek durumundadır.
Bu nedenle mahkeme, zarar gören asgari ücret üzerinde bir gelir elde ettiğini iddia etmiş ise SGK'dan trafik kazasının olduğu tarihteki zarar görenin ücret ve tüm gelirlerini gösterir ücretlerini getirtmelidir..." denilmektedir.
Öncelikle davacının kaza tarihi olan 24.07.2018 tarihinden geriye dönük SON 3 AYLIK SGK HİZMET DÖKÜMÜ'nün ilgili SGK MÜDÜRLÜĞÜ'nden celbi ile belirlenecek gelir üzerinden hesaplama yapılmasına karar verilmesini talep ediyoruz.
Sayın Mahkeme tarafından RESMİ MAAŞ BORDROSUNDA belirtilen ÜCRETE göre yapılacak hesaplamadır. Yerleşik Yargıtay kararlarına göre; Ücret araştırması ancak ve ancak RESMİ olarak ÜCRETİN belirlenememesi ( Maaş Bordrosu, Vergi Levhası v.s.) halinde yapılabilinir ve İş bu davada müteveffanın AYLIK GELİRİ MAAŞ BORDROSU ile tespit edilebilir durumdadır.
Davacı tarafın, müteveffanın gelirinin RESMİ MAAŞ BORDROSUNDAN daha fazla olduğu yönündeki iddiasının KABULÜ mümkün değildir.
7) DAVACILARIN SGK’DAN RÜCUYA TABİ AYLIK ALIP ALMADIĞI TESPİT EDİLMELİDİR. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü ‘ne yazı yazılarak kurumca davacılara peşin sermaye değerli, rücuya tabi aylık bağlanıp bağlanmadığının sorulması ve bağlanmış ise aylığın ilk başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin bildirilmesinin istenmesi gerekmektedir. SGK tarafından rücuya tabi aylık bağlanmış ise bu tutarın tazminattan dan indirilmesi gerekecektir.
8) DAVACININ FAİZ TALEBİ HUKUKİ DAYANAKTAN YOKSUNDUR.
Faiz talebinin ön koşulu, davacının muaccel hale gelen bir alacağa sahip olması ve bu alacak nedeniyle davalı şirketi BK.’nun 117. maddesi ve devamı uyarınca temerrüde düşürmesidir. Bu nedenle kaza tarihinden itibaren faiz talebi hukuki dayanaktan yoksundur.
“SİGORTA ŞİRKETİ YÖNÜNDEN FAİZ BAŞLANGICI (TEMERRÜT TARİHİNİN) HİÇBİR DURAKSAMAYA SEBEBİYET VERMEYECEK AÇIKLIKTA BELİRLENMESİ GEREKMEKTEDİR. ……GEREKLİ BELGELER İBRAZ EDİLMEKSİZİN BAŞVURUDA BULUNULMUŞ YADA HİÇ BAŞVURULMAMIŞSA, SİGORTA ŞİRKETİNİN TEMERRÜDÜNDEN SÖZ EDİLEMEZ.’’ (Y----.HD. 25.06.2001, ----)
KTK.99/1 hükmü gereğince: Sigortacı, zarar görenin tazminat ödemeyi gerektiren belgeleri kendisine vermesinden itibaren 8 iş günü içerisinde ödeme yapmadığı takdirde temerrüde düşmüş olacaktır. Ve zarar görenin faiz talep hakkı ancak temerrüt tarihinden itibaren doğacaktır. Müvekkil şirkete yapılan başvuru sonrasında müvekkil şirket tarafından yukarıda belirtilen aktüerya raporları ile belirlenen tutarlar davacılara ödendiğinden müvekkil şirketin temerrüde düştüğünden söz edilemez. Yukarıda açıkladığımız üzere, davalı müvekkil şirket aleyhine açılan davanın REDDİNİ isteme zorunluluğumuz doğmuştur. Davalı şirket davanın açılmasına sebebiyet vermediğinden yargılama masrafları ve vekâlet ücretinden sorumlu değildir.
..........
SONUÇ VE İSTEM
Yukarıda açıklanan nedenlerle; Öncelikle İLK İTİRAZIMIZIN KABULÜ ile Karayolları Trafik Kanunu 111. Madde çerçevesinde Hak düşürücü sürenin geçmesi sebebi ile davacıların davasının ÖN İNCELEME DURUŞMASINDA usulden ayrı ayrı REDDİNE, sigorta genel şartları çerçevesinde; müvekkil şirket aleyhine açılan davanın REDDİNE, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına KARAR VERİLMESİNİ saygı ile vekaleten talep ederim.22.02.2021 ..." şeklinde olup yukarıya aynen aktarılmıştır. Davalı ----- vekili tarafından gönderilen cevap dilekçesinin gerekli-yeterli kısımları: "...
KONU
Davaya cevaplarımızın sunulmasıdır
AÇIKLAMALAR
Müvekkilim ----- 24.07.2018 tarihinde karıştığı trafik kazasında ---- hayatını kaybetmiştir. Olayla ilgili ----- Asliye Ceza Mahkemesinde (---- Esas, ----- Karar) yapılan yargılama sonucu müvekkil hakkında 27.300,00 TL adli para cezasına hükmedilmiş, sonrasında müteveffanın yakınları tarafından müvekkile maddi/manevi tazminat talepli huzurdaki dava yöneltilmiştir. Ancak dava haksızdır ve hakkaniyet bağlamında adaletin tecellisi için müvekkil yönünden reddi gerekmektedir. Şöyle ki;
- Müvekkil ile davacıların yakını mütevaffa ----- karıştığı trafik kazasında, kazanın meydana gelmesinde müvekkilin kusuru bulunmamaktadır. Kaza, müteveffanın yüksek hızla emniyet şeridininde araç kullanmasından kaynaklanmıştır. Yapılan ceza yargılamasında temin edilen bilirkişi raporunda müteveffaya iş bu sebeplerden kusur atfı yapılırken, müvekkile gerekli dikkat ve özeni göstermemek gibi subjektif, kastının ne olduğu belli olmayan bir yorumla kusur atfı gerçekleştirilmiş neticede karar da söz konusu rapor üzerine inşaa edilmiş ve müvekkil de hiçbir kusurunun olmadığı bir kazadan sorumlu tutulmuştur.
Tüm dosyanın incelenerek müvekkil aleyhinde kazaya sebebiyet verdiğine dair tek bir delilin olmadığının tespiti için ---- Asliye Ceza Mahkemesinden dosyanın celbini talep ediyoruz.
- Davacılar, destekten yoksun kalma tazminatını sonradan belirlemek üzere şimdilik 500.000 TL'lik manevi tazminat talebinde bulunmuşlardır. Kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkile bir zarar tazmini yükletilmesi halinde dahi söz konusu talep Yargıtay'ın yerleşik içtihatları da göz önüne alındığında müvekkil yönünden fahiş bir meblağdır.
Reklam sektöründe ışık şefi olarak çalışan müvekkilin düzenli bir geliri olmadığı gibi bakmakla yükümlü olduğu bir eşi vardır ve kirada oturmaktadır. Kira bedeli 2450 TL'dir. Müvekkil, kimi zaman setlerde çalışan eşinin de desteğiyle hayatını idame ettirmeye çalışan dar gelirli bir vatandaştır. Hiçbir kusuru olmadan karıştığı elim trafik kazası neticesinde maddi ve manevi olarak yıpranmış, yargılama neticesinde ödemek zorunda kaldığı bedelleri borç alarak ödediği kefaret bedeliyle karşılayabilmiştir.
Yaşanan kaza sonrasında da hayatını kaybeden ----- için derin bir elem içerisinde kalan müvekkil, müteveffanın ailesine defalarca ulaşmış (müteveffanın kayın pederine) maddi-manevi her zaman yanlarında olduğunu bildirmiş ve üzüntüsünü dile getirmiştir.
Dar gelirli bir vatandaş olarak kıt kanaat geçinmeye çalışan müvekkilden, kusuru olmadan karıştığı ölümlü trafik kazası sebebiyle zarar tazmini olarak talep edilen tutarlar hakkaniyete ve yerleşik Yargıtay içtihatlarına uygun değildir.
SONUÇ VE İSTEM
Yukarıda izah edilen gerekçelerle haksız açılan iş bu davanın müvekkil ---- yönünden REDDİNE, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılara yükletilmesine karar verilmesini vekaleten saygılarımızla arz ve talep ederiz...."
şeklinde olup yukarıya aynen aktarılmıştır.
İbraz edilen Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağına göre ---- Arabuluculuk Bürosu, Büro dosya numarası ---- ve arabuluculuk numarası ----- numaralı yapılan başvurunun taraflarla ilgili olduğu, tarafların görüşmeye katıldığı ve fakat anlaşma sağlanamadığından 27/11/2020 tarihli son tutanak düzenlendiği, arabuluculuğa başvuruya ilişkin dava şartının yerine getirilmiş olduğu belirlenmiştir.
Dosya kapsamına göre davadan önce sigortaya da başvurulmuş olduğu ve hatta 108.902,60 TL bedelli ve 17/08/2018 tarihli ibraname ile 88.496,26 TL bedelli ve 03/01/2020 tarihli ibraname düzenlenmiş olduğu belirlenmiştir.
Yargılama sırasında vefat eden davacılardan --- ve ---- yönünden taraf teşkili ve temsil gerekleri gözetilerek bu doğrultuda ara karar oluşturulup gereği temin edilmiş olup, sonuçta mirasçılar yukarıda karar başlığında belirtilen şekilde olup, bütün davacılar yönünden taraf teşkili sağlanmıştır.Usulü itirazların da karara bağlandığı ön inceleme duruşmasının buraya aynen alınması uygun görülen içeriği:
"...
Dosya incelendi.
GGD
Tarafların arasındaki uyuşmazlığın ----- plakalı araç ile ---- plakalı motosiklet arasında 24/07/2018 tarihinde meydana gelen ve---- vefatı ile sonuçlanan trafik kazasına bağlı olarak davacılardan ---, ---, ---- ve ----- yönünden ve her iki davalıya karşı olarak destekten yoksun kalmaya bağlı olarak talep edilen maddi tazminat ile bütün davacılar yönünden de davalı ------ karşı talep edilen manevi tazminat şartlarının olayda gerçekleşip gerçekleşmediği, her bir davalı yönünden talep edilen tazminatın niteliğine de bağlı olarak sorumluluğun olup olmadığı, varsa kusur paylaşımının ne şekilde olduğu,
sigorta şirketinin poliçe kapsamındaki sorumluluğu ile dayanılan 03/01/2020 ve 17/08/2018 tarihli ibranamelerde belirtilen miktarların poliçeden kaynaklanan sorumluluğu karşılayıp karşılamadığı; manevi tazminat şartlarının gerçekleşmesi durumunda her bir davacı yönünden miktarının ne olması gerektiği hususlarının aydınlatılmasının yönelik olduğuna, (HMK-140/3),Oy birliği ile karar verildi. Tefhimle açık duruşmaya devam olundu.
Dosya kapsamına nazaran davalı sigorta şirketinin hak düşürücü süre itirazının karara bağlanması gerektiği anlaşılmakla: Davacı vekilinden soruldu: bu konudaki yazılı beyanlarımızı tekrarla itirazın reddine karar verilmesini istiyoruz dedi. Dosya incelendi:
GGD
24/07/2018 olay tarihli, 30/12/2020 dava tarihi, mahkumiyete ilişkin karar, uzamış ceza zaman aşımı süresinin etkisi ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davanın süresinde açıldığı anlaşıldığından yerinde görülmeyen hak düşürücü süre itirazının reddine, oy birliği ile karar verildi. tefhimle açık yargılamaya devam olundu. Yukarıdaki ara karara da bağlı olarak incelenmesi gereken başka bir hak düşürücü süre ve zaman aşımı itirazının bulunmadığı ve bu yönlerden bir engel olmadığı anlaşıldı. Dosya incelendi:
GGD
Ön inceleme aşamasında yapılacak başka işlem kalmadığından tahkikat aşamasına geçilmesine ve tahkikatın bu tutanak esas alınmak suretiyle yürütülmesine,( HMK 140/3,143-293 )
Oy birliği ile karar verildi. Tefhimle açık duruşmaya devam olundu.
Davacılar vekiline soruldu: önceki beyanlarımızı tekrar ederiz, bize göre tekrar kusur incelemesine gerek yoktur zira ceza mahkemesinde davalı sürücünün asli kusurlu olduğu belirlenmiştir o nedenle doğrudan hesap bilirkişisinden rapor alınmasını istiyoruz ancak öncelikle tanıklarımız dinlensin ve 26/01/2021 tarihli dilekçemizde belirttiğimiz delillerin toplanmasını istiyoruz dedi.
Davalı ---- vekilinden soruldu: Sigorta şirketi aktüer hesabı yaparak ödeme yapmıştır, poliçe limiti kapsamında ödeme yapılmıştır, davanın reddine karar verilmesini istiyoruz, dedi.
..."
şeklinde olup yukarıya aynen aktarılmıştır.
Gerekli kısımları yukarıya aynen aktarılan ön inceleme duruşmasında engel bir dava şartı eksikliği bulunmadığı da belirlenip, ihtilaf noktaları tespit edildikten sonra yukarıya aynen aktarılan ara kararda belirtilen gerekçelerle hak düşürücü süre itirazı da reddedilerek tahkikata geçilmiştir.
Gerekli yeterli UYAP içeriği celbedilen ----- Asliye Ceza Mahkemesinin 15/09/2020 tarihinde gerçekleşen 17/10/2019 tarihli ve ----- Esas, ----- Karar sayılı karara göre 24/07/2018 tarihinde meydana gelen söz konusu olay nedeniyle sanık ---- asli kusurlu ve müteveffa ----tali kusurlu görülerek -----mahkumiyetine karar verildiği ve kararın kesinleşmiş olduğu belirlenmiştir.Trafik kaydına göre --- plakalı aracın olay tarihini de kapsar şekilde---- adına kayıtlı olduğu belirlenmiştir.
DELİLLER
Trafik kazası tespit tutanağı, mirasçılık belgeleri , nüfus kayıt örnekleri, trafik tescil kayıtları, tanık beyanları, ekonomik ve sosyal durum araştırmaları, sgk kayıtları, zorunlu ve ihtiyari sigorta poliçeleri, hasar dosyası, ibranameler ve ödeme belge ve dekontları, mahkumiyet kararı, bilirkişi kusur ve hesap raporları, dosyadaki diğer tüm bilgi ve belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ, VAKIALAR, DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI:
Dava, Trafik kazası sonucunda murisin/desteğin ölümü nedeniyle 6098 Sayılı TBK'nin 53/3 maddesi gereğince destekten yoksun kalan çocuk, eş ve anne tarafından açılmış maddi ve bu davacılar yanında kardeşler tarafından açılan manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Somut olaya geçmeden önce dava konusu olayın hukuki temeli ve uyuşmazlığın çözümüne etki edecek yasal düzenlemelere ve uygulamaya kısaca değinmekte yarar vardır.
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunun 49.maddesinde, "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür", yine aynı kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" denilmektedir. Bilindiği üzere Haksız fiil ise öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Haksız fiilin unsurları ise eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak gösterilmektedir.
Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğmalı, zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ile zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır.
Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır.
Davacı zararı haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır.6098 sayılı TBK'nin 61 ve 62. maddelerinde düzenlenen müteselsil sorumluluk esaslarına göre ise; birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.
Müteselsil sorumlulukta, kural olarak borçlulardan her biri 6098 sayılı TBK'nin 162 ve 163. maddelerine göre, borcun tamamından sorumludur. 6098 sayılı TBK'nin 167 maddesi uyarınca, sorumluların iç ilişkide kusur oranına göre, birbirlerine rücu hakları da mevcuttur. 6098 sayılı TBK'nin 168 maddesi uyarınca ise diğerlerine rücu hakkına sahip olan borçlulardan her biri tediye ettiği miktar kadar alacaklının haklarına halef olmaktadır.
Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ise, motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin, zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir sorumluluk sigortası türüdür.
Bu sebepledir ki, sigorta şirketinin sorumluluğu, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunması halinde sözkonusu olup poliçe limitiyle sınırlıdır. Zira, kanunun emredici hükmü gereği yaptırılan zorunlu trafik sigortalarında sigortacı, işletene düşen hukuki sorumluluğu teminat altına aldığına göre, ancak işletenin sorumlu olduğu oranda zarardan sorumlu olacaktır.
İşletene hukuken yükletilemeyen zarardan, onun sorumluluğunu teminat altına alan sigortacının sorumlu tutulması da mümkün değildir. Zira sigorta şirketinin sorumluluğu 2918 Sayılı KTK'nin 86/1 maddesi gereğince işletenin eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusuru oranında poliçe limitiyle sınırlıdır.
Kaza tarihinde yürürlükte olan Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir.
Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında,bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu;
böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir-----2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir.
Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim,durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir.
Burada kanun koyucu zarar görenin kusuru nispetinde indirim yapılabileceğini öngörmüş ve indirimi zorunlu tutmayarak hâkimin taktirine bırakmıştır. Destekten yoksun kalma tazminatı ise. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 53/3 maddesinde düzenlenmiş olup, “Ölüm halinde ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıpların tazmini gerekmektedir”.
Bu maddeye göre, haksız fiilin doğrudan doğruya muhatabı olmayan, ancak bu haksız fiil nedeniyle ortaya çıkan ölüm olayından zarar gören ya da ileride zarar görmesi güçlü olasılık içinde bulunan kimselere tazminat hakkı tanınmıştır.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 22/06/2018 tarih ve -----sayılı kararında, ana ve/veya babanın çocuğunun haksız fiil ve/veya akde aykırılık sonucu ölmesi nedeniyle açtığı destekten yoksun kalma tazminatı davalarında, destek ilişkisinin varlığının ispatı için Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığından gelir bağlanması şartının aranmayacağı, destekten yoksun kalma tazminatı davalarında çocukların ana ve/veya babaya destek olduklarının karine olarak kabulünün gerektiği kabul edilmiştir.
İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesine göre; ''Destekten yoksun kalma tazminatının doğumu için destek ile tazminat talebinde bulunan kişi arasında bir destek ilişkisi bulunmalıdır. Burada bahsedilen destek ilişkisi hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar. Destek ilişkisinin varlığında destek olunanın ihtiyaçlarının sürekli ve düzenli olarak karşılanması yer almaktadır.
Burada ifade edilmek istenen süreklilik ve düzenlilik hali yardımın belirlenen zamanlarda ve belirli miktarlarda yapılması değil, eğer destek ölmeseydi yardımların devam edeceğine dair bir beklentinin bulunmasıdır. Eğer yardım devamlı destek saiki ile değil de, tek seferlik, geçici, düzensiz ya da gelişigüzel zamanlarda yapılıyor ve ileride yardımın devam edeceğine dair bir beklenti yaratmıyorsa, bu durumda desteğin sürekli ve düzenli olduğundan bahsetmek mümkün olmayacaktır".
Türk Borçlar Kanunu'nun ilgili hükümlerinden anlaşıldığı üzere; destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan yardımdır.
Bu tazminatın amacı, ölüm olayı olmasaydı ölenin yardımda bulunduğu kimselere yardımda bulunmaya devam edeceğinin düşünülmesi ve ölüm olayının bu süreci kesmesi sonucu destekten yararlanan kimselerin uğradıkları zararın peşin ve toptan şekilde tazmin edilmesi, bu kimselerin ölüm olayından önceki durumlarına kavuşturulmasıdır. Eş deyişle amaç; destekten yoksun kalanların, desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır.
Burada önemle üzerinde durulması gereken husus, ölenin destek gücünün, eş ve çocuğun destek ihtiyacı ile beklenilen destek şeklinin ve miktarının yaşam deneylerine uygun olması gereğidir.Yukarıda gösterilen yasal düzenlemeler ve yapılan açıklamalar ışığında somut olaya gelince.
24/07/2018 tarihinde davalı ------ sevk ve idaresindeki ---- plaka sayılı aracın --- yolunu takiben ---- istikametinden ---- yönüne seyir halinde iken sağa manevra yaptığı sırada aynı istikamette seyir halinde olan ve olay mahallindeki banketi kullanan müteveffa sürücü --- sevk ve idaresindeki ----- plakalı motosikletin ön kısımlarının çarpışması şeklinde yaşanan ölümlü trafik kazası meydana geldiği ve kazada davacıların murisi ---- vefat ettiği tartışmasızdır.
Dosyada bulunan mirasçılık belgelerine ve nüfus kayıtlarına göre davacılardan ----eş, --- ve -- kızları, ---- annesi ve diğer davacılar ---- ile ----- müteveffanın ablaları oldukları belirlenmiştir. Davacılardan eş, çocuklar ve anne yönünden yukarıda açıklanan ilke ve kurallara göre mirasçı ile birlikte şartların varlığı halinde destekten yoksun kalma tazminatı talep etmeleri mümkündür.
Mahkememizce dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler, müteveffanın kişisel durumu, aile birliği ve ailenin bütünlüğü gereği, ülkemizin ekonomik ve sosyal koşulları de gözetildiğinde bu davacıların ölen baba/eş/oğul desteğinden mahrum kaldıkları kabul edilmiştir. Dosyada mevcut kaza tespit tutanağı ve poliçeye göre kazaya sebebiyet veren ---- plaka sayılı aracın kaza tarihi olan 24/07/2018 gününü kapsar şekilde davalı sigorta şirketine ZMMS poliçesi bulunduğu tespit edilmiştir.
Buna göre davalı sigorta şirketinin 2918 sayılı KTK'nin 91/1,85/1,85/son ve Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesine göre aracın sürücüsünün ve eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi poliçe limitiyle sınırlı olarak müteselsilen sorumlu tutulabileceği kabul edilmiştir.
Mahkememizce uyuşmazlığın çözümü için kendisini vekille temsil ettiren taraf vekillerince gösterilen tüm deliller toplanmış ve ilgili yerlerden getirtilmesi gerek bilgi ve belgeler celp dilmiştir.Mahkumiyet kararında asli-tali kusur esası söz konusu olduğundan kusur yönünden bilirkişi incelemesi yoluna gidilmiş olup, bilirkişi tarafından düzenlenen 04/07/2022 tarihli raporda davalı-sürücü asli ve %70 oranında;
müteveffa ise tali ve %30 oranında kusurlu görülmüş olup, itirazlar üzerine ATK ihtisas kurulundan rapor temini yoluna gidilmiş olup, ATK trafik ihtisas dairesinin 17/10/2022 tarihli raporunda davalı-sürücü %70 ve müteveffa %30 oranında kusurlu olduğu kanaati açıklanmıştır.Temin edilen raporlar ve mahkumiyete esas kusur oranları örtüştüğünden ATK raporuna karşı ileri sürülen itirazlar yerinde görülmeyerek hesap yönünden bilirkişi incelemesi yoluna gidilmiştir.Hesap yönünden temin edilen rapor ve ek raporların içeriği, ileri sürülen itirazlar ve dosya kapsamı gözetilerek başka bir bilirkişiden rapor temini yoluna gidilmiş olup,
bilirkişi ---- tarafından düzenlenen 05/04/2024 tarihli raporun gerekli-yeterli kısımları:
"...
KONU
Davacıların maddi zarar hesabı hakkında. 24.07.2018 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu vefat eden ---- geride kalan hak sahiplerinin destekten yoksun kalma sebebiyle uğradıkları maddi zararlarının hesaplanması için Sayın Mahkemece bilirkişi olarak seçilmem nedeniyle dava dosyası tarafıma tevdi olunmuştur.
I)KUSUR DURUMU
ATK tarafından düzenlenen 17.10.2022 tarihli kusur raporu ile kazanın meydana gelmesinde; a) Davalı sigorta şirketi tarafından sigortalanmış bulunan ---- plakalı aracın davalı sürücüsü ----- %70 oranında kusurlu olduğu, b) Davacılar desteği---- plakalı araç sürücüsü) %30 oranında kusurlu olduğu belirlenmiştir. Bu durumda; İşbu raporda davalıların %70 kusur oranındaki sorumluluk durumuna göre hesaplama yapılarak takdire sunulacaktır.
II)MÜTEVEFFANIN YAŞI VE BAKİYE ÖMRÜ
a) 11.11.1972 doğumlu olan müteveffa ----, 24.07.2018 vefat tarihinde (45)yıl, (8)ay, (13)günlük olup, (46)yaşında kabul edilerek TRH 2010 yaşam tablosuna göre bakiye ömrü (29) yıl ve muhtemelen (75) yaşına kadar yaşayacaktır. b) Yargıtay'ın bu konudaki yerleşmiş içtihatlarına göre kural olarak aktif çalışabilme yaşı sonu (60) olarak kabul edilmekte olup, müteveffanın aktif çalışma hayatının (60) yaşına kadar süreceğinin kabulü bakiye ömründe zarar gördüğü aktif hayat süresi (60-46)= 14 yıl ve pasif devresi (75-60)= 15 yıldır.
III)HAK SAHİPLERİ VE DESTEK SÜRELERİ
Davacı anne ----- ödeme tarihinde hayatta olduğundan ödeme tarihindeki verilere zarar hesabı yapılırken 03.03.2021 tarihinde vefat ettiği dikkate alınmayacaktır. Günümüze kadar bilinen verilere göre ise anne ----- vefat ettiği tarihe kadar destek zararı hesaplanacaktır. Kız çocuklardan ---- yüksek öğrenim görmesi nedeniyle destek süresi 25 yaş kabul edilecektir. Aynı şekilde diğer kız çocuğundan kardeşi gibi yüksek görenim görme ihtimali yüksek olduğundan onun içinde destek süresi 25 yaş kabul edilecektir. Buna göre;
Davacı eş bakımından müteveffanın bakiye ömür süresi ile sınırlı olarak, kızı çocuklar bakımından 25 yaşına kadar, anne bakımında bakiye ömür süresi ile sınırlı olarak müteveffanın desteğinden yoksun kaldıkları süreler aşağıdadır.
Hak sahibi Doğum tarihi Vefat T.Yaşı Destek Süreleri
Eşi ----- 07.10.1977 41 (bakiye ömrü 38 yıl) 14+15 = 29 yıl
Kızı --- 21.01.2012 7 (25 yaşına kadar) 14+ 4 = 18 yıl
Kızı ---- 17.07.2004 14 (25 yaşına kadar) 11 yıl
Anne ---- 10.07.1943 75 ( bakiye ömrü 8 yıl) 8 yıl
IV)PAYLAR
Yargıtay ------Hukuk Dairesinin bu konudaki son kararlarına göre müteveffanın gelirinin tamamı aşağıdaki oranlarda hak sahipleri arasında paylaştırılacaktır. Hak sahipleri İlk 8 yıl Müt 3 yıl Müt 7 yıl Son 11 yıl Müteveffa 2/7 2/6 2/5 1/2 Eş ---- 2/7 2/6 2/5 1/2 Kızı ---- 1/7 1/6 1/5 Kızı ---- 1/7 1/6 Anne ---- 1/7
V)KAZANÇ DURUMU İLE BİLİNEN DÖNEM KAZANÇ TESPİTİ
a)Ücret bordrosuna göre müteveffanı kaza tarihindeki aylık net geliri 1.674,96 TL olup, bu tutar kaza tarihinde yürürlükte olan net asgari ücretin (1.674,96 /1.603,12)= 1,044 katıdır.
Dosyada mevcut belgelere göre müteveffanın aynı zamanda vergi mükellefi olarak ticari işletmesinin bulunduğu gözükmektedir.
Dosyada mevcut diğer hesap raporunda müteveffanın ticari işletmesinin 2018 yılı için elde ettiği kazancıda bordro ücretine ilave edilerek hesaplama yapılmıştır. Ticari işletmeler kar veya zara edebilirler. Ölüm ile birlikte ticari işletme geride kalan hak sahiplerine intikal edeceğinden, hak sahipleri tarafından bu işletmenin ye bizzat yada çalışan istihdam edilerek devam etmesi mümkündür. Ya da işletmenin ticari değerine göre bir başkasına devri ve satılması da söz konusu olabilecektir. Faal olan ve ticari geliri bulunan işletmelerin ticari değeri mutlaka olacaktır. Bu durumda da miras olarak intikal eden ticari işletmeden dolayı davacıların bir zararı söz konusu olmayacaktır.
Bu konudaki Yargıtay kararlarına göre içerisinde ticari faaliyet karı bulunan işletme gelirinin destek zararı hesabında dikkate alınması mümkün gözükmemektedir. Bir an için aksi bir durumda müteveffanın sadece ticari işletmesinin bulunması ve bu işletmenin zarar etmesi halinde geride kalanlar için destek zararı hesaplanmaması gibi bir durum ortaya çıkacaktır.Kazalının bordrolu olarak bir işte çalışmaması ve sadece ticari işletmesinin bulunması halinde bu konudaki Yargıtay kararlarına göre müteveffanın işini yaparken bedensel katkısının parasal değerinin esas alınması gerekmektedir.
Somut olayda müteveffanın ücretli olarak ---- adlı işyerinde 30 tam gün üzerinden çalıştığı gözükmektedir. Bir kişinin aynı zaman diliminde iki iş için tam zamanlı olarak efor sarf etmesi mümkün gözükmemektedir. Bu durumda da zorunlu olarak sadece bordrolu çalıştığı işyerinden el ettiği kazanca göre belirlendiği gibi net asgari ücretlerin 1,044 katına göre müteveffanın kazançları belirlenecektir.
VI)ÖDEME TARİHİNDEKİ VERİLERE GÖRE HESAPLAMA
Davalı sigorta şirketi tarafından davacılara 17.08.2018 ve 03.01.2020 tarihli ibranameler kapsamında iki ayrı ödeme yapılmıştır.
Sigorta şirketi ikinci ödemeyi yaparken ilk ödemenin yetersiz olduğunu kabul ederek 03.01.2020 tarihinde bakiye ödeme yapmıştır. Bu durumda;İlk ödemenin sigorta şirketince de yetersiz olduğunun kabul edilmesi karşısında ikinci ödemenin yapıldığı 2020 yılındaki verilere göre davacıların destek tazminatı belirlenecek ve belirlenen destek tazminatlarının ödeme ile karşılanıp karşılanmadığı denetlenecek ve ödeme ile destek zararlarının karşılanmaması halinde ise ayrıca günümüze kadar bilinen verilere göre yeniden hesaplama yapılarak ödemelerin güncel tutarları tenzil edilerek davacıların bakiye zararı belirlenecektir. Buna göre yapılan hesaplama aşağıdaki gibidir;
a)2020 ödeme tarihine kadar bilinen asgari ücretler dikkate alınarak;
Net kazanç tutarı
8.703,02 TL 25.317,84 TL + 16.503,51 TL 50.524,37 TL
Müteveffanın 24.07.2018-24.07.2020 tarihleri arası 2 yıllık bilinen dönemdeki net kazançları toplamı aşağıdaki gibidir;
Tarihler Brüt Asgari ücret Net Asgari ücret katı Süre
24.07.2018 01.01.2019 2.029,50 TL 1.603,12 TL X 1,044 X 5,2 AY
01.01.2019 01.01.2020 2.558,40 TL 2.020,90 TL X 1,044 X 12 AY
01.01.2020 24.07.2020 2.943,00 TL 2.324,70 TL X 1,044 X 6,8 AY Kazalının (2) yıllık bilinen dönem net kazanç toplamı 24 AY
b)Bilinmeyen dönem kazanç tespiti
Müteveffanın işlemiş ve bilinen aktif devredeki net kazançları yukarıdaki esaslara göre belirlenmiş olup, herhangi bir artış ve iskontoya tabi tutulmaksızın aynen esas alınacaktır. Ancak;
İşleyecek ve bilinmeyen bakiye aktif ve pasif devre sonuna kadar geçecek süre içinde Yargıtay'ın bu konudaki yerleşmiş içtihatlarında belirtilen hususlar nazara alınarak her yıl için ayrı ayrı %10 artış ve %10 iskontolama esasına göre hesaplama yapılacaktır. Bu duruma göre,
Müteveffanın işleyecek aktif devre başındaki bir yıllık geliri ise;
(2.324,70 x 1,044 katı)= 2.426,99 x 12 Ay = 29.123,88 TL. olup, anılan tutar işleyecek aktif devre maddi zarar hesabına esas alınacaktır.
Pasif dönem zarar hesabına ise ödeme tarihi itibariyle bilinen agi hariç yıllık asgari ücretin net tutarı olan (2.103,98 x 12 ay)=25.247,76 TL esas alınacaktır.
..........
VI)ÖDEME İLE ÖDEME TARİHİNDEKİ VERİLERE GÖRE BELİRLENEN ZARARIN KARŞILAŞTIRILMASI:
a)Davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödemeler aşağıdaki gibidir;
¸
b)Ödeme yapılan hak sahiplerinin ödeme tarihindeki verilere göre maddi zararı ile yapılan ödemenin karşılaştırılması aşağıdaki gibidir;
¸
c)Yukarıda belirlendiği üzere davalı sigorta şirketi tarafından davacılara ödenen tutarların ödeme tarihindeki verilere göre belirlenen destek zararlarını karşılamaması nedeniyle günümüze kadar bilinen verilere göre zarar hesabı yapılarak ödemelerin güncel tutarları davacıların zararından tenzil edilecektir.
VIII)GÜNÜMÜZE KADAR BİLİNEN VERİLERE GÖRE HESAPLAMA
A)BİLİNEN DÖNEM KAZANÇ TESPİTİ
Müteveffanın 24.07.2018-24.07.2024 tarihleri arası 6 yıllık bilinen dönemdeki net kazançları toplamı aşağıdaki gibidir; ..........
B)BİLİNMEYEN DÖNEM KAZANÇ TESPİTİ
Müteveffanın işlemiş ve bilinen devredeki net kazançları yukarıdaki esaslara göre belirlenmiş olup, herhangi bir artış ve iskontoya tabi tutulmaksızın aynen esas alınacaktır. Ancak;
a) İşleyecek ve bilinmeyen bakiye devre sonuna kadar geçecek süre içinde Yargıtay'ın bu konudaki yerleşmiş içtihatlarında belirtilen hususlar nazara alınarak her yıl için ayrı ayrı %10 artış ve %10 iskontolama esasına göre hesaplama yapılacaktır. Bu duruma göre,
b) Müteveffanın işleyecek aktif devre başındaki bir yıllık net geliri;
(17.002,12 x 1,044 katı)= 17.750,21 x 12 Ay = 213.002,52 TL. olup, anılan tutar işleyecek aktif devre maddi zarar hesabına esas alınacaktır. Diğer yandan;
c) Pasif dönem zarar hesabına ise bu konudaki son Yargıtay kararlarına göre; günümüz itibariyle bilinen net asgari ücretin yıllık tutarı olan (17.002,12x12=) 204.025,44 TL. esas alınacaktır. Buna göre;
d) Peşin Değer
..........
C)ÖDEMENİN GÜNCELLENMESİ
Bu konudaki Yargıtay kararları dikkate alınarak ödeme tarihinden rapor tarihine kadar geçen sürede işlemiş faiz tutarının ilavesi ile ödemelerin güncel tutarı aşağıdaki gibidir. ¸
NOT
Davalı vekili tarafından ödemenin faiz oranı üzerinden güncellenmesinin adil olmadığı yönünde itirazda bulunulmuştur. Ödeme tarihinden günümüze kadar geçen dönemde maddi zararın artmasına neden olan etken asgari ücret artışlarıdır. İlk ödeme tarihinden günümüze kadar asgari ücretler yaklaşık 9 kat, ikinci ödemeden günümüze kadar ise yaklaşık 6 kat artmıştır. Buna karşılık yasal faiz oranları yıllık %9 olarak sabit kalmıştır.
Hesaplamada günümüze kadar bilinen asgari ücret artışlarının dikkate alınması nedeniyle aynı ilkenin ödemenin güncellenmesinde uygulanması ve ödemenin ödeme tarihindeki asgari ücret ile kıyaslanması ve günümüze kadar bilinen asgari ücretin aynı şekilde katı alınarak ödeme nedeniyle indirim yapılması şeklinde olmasıdır.
Ancak Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ----- ve 14.03.2012 tarihli kararında özetle; ödemenin, ödeme tarihinden rapor tarihine kadar işlemiş yasal faizi ile güncellenerek güncel tutarın hesaplanan tazminattan indirileceği yönünde olduğundan zorunlu olarak ödeme Yargıtay kararına uygun olarak güncellenmiştir.
D)GÜNÜMÜZE KADAR BİLİNEN VERİLERE GÖRE MADDİ ZARAR HESABI 1)Davacı Eş ---- maddi zararı
Davacı eş olay tarihinde 41 yaşında olup 18 yaşından küçük 2 çocuk sahibidir. Davacının olay tarihindeki yaşı ve çocuk sayısı dikkate alındığında AYİM tablosuna göre yeniden evlenme şansı bulunmadığından nihai takdir Sayın Mahkemeye ait olmak üzere eş bakımından hesaplanan maddi zarar toplamından yeniden evlenme şansı nedeniyle indirim yapılmayacaktır. Buna göre;
..........
f) Hak sahibi Eş ----- bakiye destek zararı 1.355.149,26 TL
2)Davacı Kızı ---- bakiye maddi zararı 6 yıllık işlemiş ıskontosuz aktif devre maddi zararı
..........
f) Hak sahibi Kızı ---- bakiye destek zararı 319.029,39 TL
3)Davacı Kızı ---- bakiye maddi zararı
..........
e) Hak sahibi Kızı ---- bakiye destek zararı 144.978,01 TL .......... 4)Müteveffa Anne ----- bakiye maddi zararı .......... c) Hak sahibi Anne ---- bakiye destek zararı KALMAMIŞTIR
NOT
Dosyada mevcut 02.02.2024 tarihli hesap raporunda müteveffanın kazançları belirlenirken sahibi olduğu işletmenin ticari geliri de bordro ile aldığı ücrete ilave edilmiştir. Anılan raporda destek paylarının da neye göre belirlendiği anlaşılamamıştır. İşbu raporda ise bu konudaki Yargıtay kararlarına uygun olarak destek zararı hesabına sadece müteveffanın bordrolu olarak çalıştığı işyeri tarafından ödenen ücretler dikkate alınmış ve destek payları da Yargıtay kararlarına uygun olarak belirlenmiştir. Her iki rapor arasındaki farklılık bu hususlardan kaynaklı olup, buna ilişkin takdir ve değerlendirme Sayın Mahkemeye aittir.
IX-DAVALI SİGORTA ŞİRKETİNİN SORUMLULUK KAPSAMI VE TEMERRÜT TARİHİ
a)24.07.2018 kaza tarihinde yürürlükte olan tarifeye göre davalının zorunlu trafik sigorta poliçesine istinaden sorumluluk üst limiti 360.000,00 TL.dır.
Davalı tarafından yapılan ödemelerin tenzili sonucu davalı sigorta şirketinin zorunlu trafik sigorta poliçesine istinaden bakiye sorumluk limiti (360.000,00-197.398,86)= 162.601,14 TL olarak devam etmektedir.Hak sahiplerinin bakiye zarar toplamı sigorta şirketinin zorunlu trafik sigorta poliçesine istinaden sorumlu olduğu bakiye limiti aştığından bakiye sorumluluk limitinin her bir hak sahibini payına isabet eden tutarı aşağıdaki gibidir;
¸
b) Karayolları Trafik Kanunun 99.maddesinde; "...Sigortacılar, hak sahibinin kaza veya zarara ilişkin tespit tutanağını veya bilirkişi raporunu, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar " demektedir.
Dava dosyasında davalı sigorta şirketine yapılan başvurunun tebliği tarihi bulunmadığından sigorta şirketinin ilk ödemeyi yaptığı 17.08.2018 tarihinden önce temerrüde düştüğü belirlenememiştir.
Araç sürücüsü bakımından ise herhangi bir ihtar ve ihbara gerek kalmaksızın temerrüt 24.07.2018 olay tarihinde gerçekleşmiş olacaktır.
c) Dava dilekçesinde yasal faiz talep edilmiştir.
d) Davalı tarafından 17.08.2018 tarihinde yapılan ilk ödemenin yetersiz olduğu kabul edilerek ikinci ödeme 03.01.2020 tarihinde yapılmıştır. Bu durumda da en son ibranamenin düzenlenme tarihi ile dava tarihi arasında 2 yıllık süre geçmemiş gözükmektedir.
SONUÇ
Delillerin ve hukuki durumların takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere; 24.07.2018 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davalıların %70 kusur oranındaki sorumluluk durumuna göre müteveffa ----- geride kalan hak sahiplerinin;
A)ÖDEME TARİHİNDEKİ VERİLERE GÖRE
a)Ödeme tarihindeki verilere göre davacıların destek zararı ile ödemelerin karşılaştırmasının aşağıdaki gibi olduğu;¸ b)Davalı tarafından yapılan ödemelerin davacıların ödeme tarihindeki verilere göre belirlenen destek zararını karşılamadığı,
B)GÜNÜMÜZE KADAR BİLİNEN VERİLERE GÖRE
Sayın Mahkemece ödeme ile borcun sona ermediği ve ödemenin kısmi ifayı içeren makbuz olarak kabul edilmesi halinde ise; günümüze kadar bilinen verilere göre belirlenen maddi zarar tutarından ödemelerin güncel tutarının tenzili sonucu;
a) Davacı Eş ----- destekten yoksun kalma nedeniyle maddi zararının = 1.355.149,26 TL,
b) Davacı Kızı ----- destekten yoksun kalma nedeniyle bakiye maddi zararının = 319.029,39 TL.
c) Davacı Kızı ---- destekten yoksun kalma nedeniyle bakiye maddi zararının = 144.978,01 TL. olduğu,
d) Davacı/Müteveffa Anne ----- destekten yoksun kalma nedeniyle bakiye maddi zararının = ödeme ile karşılandığı,
e) Dosyada mevcut 02.02.2024 tarihli hesap raporunda müteveffanın kazançları belirlenirken sahibi olduğu işletmenin ticari geliri de bordro ile aldığı ücrete ilave edilerek bulunan ücret üzerinden destek zararı hesaplandığı, destek paylarının neye göre belirlendiğinin anlaşılamadığı, işbu bu raporda ise bu konudaki Yargıtay kararlarına uygun olarak destek zararı hesabına sadece müteveffanın bordrolu olarak çalıştığı işyeri tarafından ödenen ücretlerin dikkate alınmış olması ve destek paylarının bu konudaki Yargıtay kararlarına göre belirlenmesi nedeniyle iki rapor arasında farklılık meydana geldiği,
f) Davacıların bakiye destek zararları toplamı, davalı sigorta şirketinin zorunlu trafik sigorta poliçesine istinaden sorumlu olduğu bakiye sorumluluk limiti(ödeme düşüldükten sonra) aştığından sigorta şirketinin sorumluluğunun 162.601,14 TL bakiye limit ile sınırlı olacağı, bakiye limitin her bir hak sahibini payına isabet eden tutarlarının aşağıdaki gibi olduğu;
¸
g) Sigorta şirketinin ilk ödemeyi yaptığı 17.08.2018 tarihinden önce temerrüde düştüğünün belirlenemediği, Araç sürücüsü bakımından temerrüdün 24.07.2018 olay tarihinde gerçekleşmiş olacağı, h) Zorunlu trafik sigorta poliçesinin manevi tazminatları kapsamaması nedeniyle Sayın Mahkemece takdir edilecek manevi tazminattan sigorta şirketi dışındaki araç sürücüsünün sorumlu olacağı,
ı)Dava dilekçesinde yasal faiz talep edildiği, sonuç ve kanaati ile tarafımdan tanzim olunan işbu raporu saygı ile arz ederim.05.04.2024 ..." şeklinde olup yukarıya aynen aktarılmıştır.
D
avacılar vekili tarafından ibraz edilen ve gerekli-yeterli kısımları: "...
KONUSU
Dava değerinin artırılması talebimizdir. Artırım Tutarı : 1.815.156,66-TL (destekten yoksun kalma)
AÇIKLAMALAR
Yukarıda esas numarası verilen dosyada belirsiz alacak davası olarak açtığımız maddi tazminat talebimizde müvekkillerden ---- için 1.000-TL, ---- için 1.000-TL, ---- için 1.000-TL ve ---- için 1.000-TL maddi tazminat talep etmiş idik.
Tahkikatın bu aşamasında bilirkişilerce müvekkillerin destekten yoksun kalma zararları tespit edilmiş olup, bakiye poliçe limitleri ile sınırlı olarak davalılardan --- talep edilebilir zarar miktarları ---- için 121.126,90-TL, - --- için 28.515,71-TL, ----için 12.958,53-TL olmak üzere toplam 162.601,14-TL olduğu tespit edilmiştir.
Toplam maddi zarar tutarı ise --- için 1.355.149,26.-TL, ----- için 319.029,39.-TL, ---- için 144.978,01.-TL olmak üzere toplam 1.819.156,66.-TL dir.İşbu raporlar doğrultusunda HMK'nun 107/2 maddesi gereği maddi tazminat talebimizi artırıyor ve daha önce harcı ödenmeyen toplam 1.815.156,66.-TL'nin harcını tamamlıyoruz.
Netice Ve Talep : Fazlaya ilişkin tüm hak ve alacaklarımız saklı kalmak üzere:
1----- için 1.000-TL istediğimiz dyk tazminat tutarını 1.354.149,26.-TL artırarak 1.355.149,26.-TL 'ye,
-----için 1.000-TL istediğimiz dyk tazminat tutarını 318.029,39.-TL artırarak 319.029,39.-TL'ye,
------ için 1.000-TL istediğimiz dyk tazminat tutarını 143.978,01.-TL artırarak 144.978,01.-TL 'ye olmak üzere
TOPLAM 1.819.156,66.-TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline,2-500.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ---- tahsiline,
..."
şeklinde olup yukarıya aynen aktarılan 06/05/2024 tarihli dilekçe ile söz konusu rapor doğrultusunda ve davacılar ---- ile ----yönünden maddi tazminata ilişkin belirsiz alacak davası kapsamında harcı da yatırılmak suretiyle talep arttırımı yapılmıştır. Talep artırım dilekçesi davalılar vekillerine tebliğ edilmiş olup, davalı sigorta vekili tarafından rapora itirazlar da tekrar edilerek ibraname tarihinden itibaren Karayolları Trafik Kanununun madde 111/2 düzenlemesi doğrultusunda 2 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği ileri sürülerek hak düşürücü süre itirazında da bulunulmak suretiyle davanın reddine karar verilmesi istenmiştir.
Temin edilen hesap raporu dosya kapsamına uygun, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğundan ve ileri sürülen itirazlar yerinde görülmediğinden tahkikat bitirilerek tutanaklara yansıyan şekilde sözlü yargılamaya geçilerek hazır olan vekillerin de beyanları alındıktan sonra yargılama aşağıdaki şekilde bitirilmiştir. Karayolları Trafik Kanununun Madde 111/2 düzenlemesi, bu konuda Mahkememizce de isabetli görülen hesap raporundaki değerlendirme, ilk ödemenin yetersiz olması nedeniyle ikinci ödemenin yapıldığı 03/01/2020 tarihi ile 30/12/2020 dava tarihi birlikte gözetildiğinde söz konusu düzenlemeye göre ileri sürülen itiraz yerinde görülmemiştir.
Maddi tazminat talepleri yönünden tüm dosya kapsamına göre yapılan irdeleme sonunda 05/04/2024 tarihli raporda belirtilen şekilde ve davacılar yönünden belirtilen miktarlara göre davanın sübuta erdiği ve fakat destekten yoksun kalan davacılardan anne --- zararı bütünüyle karşılanmış olması nedeniyle --- yönünden davanın reddine ve diğer davacılar ---, --- ve ----- yönünden davanın kabulüne olmak üzere her iki davalı yönünden ileri sürülen destekten yoksun kalmaya ilişkin maddi tazminat talebine yönelik talebi artırılan davanın aşağıdaki şekilde kısmen kabulüne ve davalı sigorta şirketinin raporda dökümü yapılan poliçe limitiyle sorumluluğu ile temerrüt tarihi ayrıca gözetilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Davacıların Manevi Tazminat davalarına gelince ; bilindiği üzere 6098 Sayılı TBK'nin 56/2 maddesinde "Ağır bedensel zarar veya ölüm halinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir." hükmüne yer verilmiştir.
4721 Sayılı TMKnin 4.maddesinde ise 'Kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hakim, hukuka ve hakkaniyete göre karar verir' düzenlemesi bulunmaktadır. 6098 sayılı TBK'nin 56. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır.
Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
22.6.1976 günlü ve --- sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de gözönünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır.
Zira, Türk Medeni Kanununun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hükmedeceği öngörülmüştür.
Bu açıklamalar ışığında tekrar somut olayımıza döndüğümüzde ; davacıların ölenin anne, çocukları ve ablaları olması; annenin evladını, çocuklarının babalarını ve ablaların kardeşlerini kaybetmesinin yarattığı ve yaratacağı manevi zararın ağırlığı, dava konusu trafik kazasında davalı gerçek kişinin ağır kusurlu olması, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, olay ve dava tarihindeki ekonomik ve sosyal şartlar, paranın satın alma gücü, manevi tazminatın bir sebepsiz zenginleşme aracı olmaması ilkesi nazarında zarar veren açısından da her halükarda caydırıcılık etkisine sahip olmasının gerekmesi,
belirlenen tazminatın davacılarda yaratacağı huzur ve tatmin duygusu ve benzer olaylara ilişkin güncel içtihat ve yargısal uygulamalar ve kararlar ışığında mahkememizin somut olaya ilişkin hukuki ve vicdani kanaati gözetilerek davacıların manevi tazminat taleplerinin haklı ve yerinde olduğu sonuç ve kanaatiyle;
davacı eş --- için 125.000 TL, davacı çocuklar ---- ve ---- her biri için ayrı ayrı 70.000 TL, davacı anne ---- için 40.000 TL ve davacı ablalardan her biri için ayrı ayrı 20.000 TL manevi tazminatın kusur oranlarına, hakkaniyete ve adalete uygun olacağı tespit ve tayin edilerek davalı ---- alınarak davacılara ayrı ayrı (yargılama sırasında vefat edenlerin mirasçılarına) verilmesine hükmedilmiştir.
6100 Sayılı HMK'nın 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden sorumluluk ise; maddi tazminat yönünden karşılanmış olması nedeniyle talep artırım konusu dahi olmayan davacının reddedilen talebinin değerine göre , toplam kabul edilen miktarlar ve işin niteliği gereği reddedilen tazminatlar yönünden davalılar lehine vekalet ücreti hesap edilmesi dışında; dürüstlük kuralı tamelinde yargılamaya matuf giderlerin dosya bütünü için yapılmış olması,
davadaki ihtiyari dava arkadaşlığı, manevi tazminatın takdire bağlı yönü ile manevi tazminat talepleri yönünden ayrıca yapılmış bir gider olmaması ve davaların yığılması gibi hukuki durumlar da nazara alındığında açıklanan vekalet ücreti hesabı dışında tüm yargılama giderlerinden HMK'nin 326/1,2,3,327/1 maddeleri gereğince davalılar müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmuştur.
Bu kapsamada Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de son tutanağa ve sarf kararına göre davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irad kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/971, K. 2024/518, 19 Temmuz 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama