İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İlk Derece Mahkeme Kararları
  3. /İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi

İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/38 K.2024/880

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas2021/38Karar2024/880Tarih11 Aralık 2024Okuma82 dk · 16.307 kelime

KÜNYE

Mercii
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2021/38
Karar No
2024/880
Karar tarihi
11 Aralık 2024
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

16.307 kelime·82 dk okuma·33 bölüm

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2021/38

KARAR NO : 2024/880

DAVA

Kooperatif Üyeliğinin Tespiti

DAVA TARİHİ : 19/01/2021

KARAR TARİHİ : 11/12/2024

Tarafları yukarıda belirtilen davanın Mahkememizce yapılan açık yargılaması sonunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili tarafından ibraz edilen ihtiyati tedbir talepli ve gerekli-yeterli kısımları: "...

KONU

Müvekkilimizin kardeşi müteveffa---- adına kayıtlı ----numaralı parseller”de kurulu olan ve -----davalılar (1, 2 ve 3 numaralı davalılar) adına olan kaydının iptali ile taşınmazın 1/3 (üçte bir) hissesinin müvekkilimize ait olduğunun tespiti ve müvekkilimizin bu hisse için üyelik kaydının yapılması; bu talebimizin kabul edilmemesi halinde bahse konu taşınmazın kıymet takdiri yapılıp güncel değeri belirlenerek bu değerin 1/3’inin dava tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte davalılardan tahsili ile müvekkilimize ödenmesi talebimizi havi dava dilekçemizin arzından ibarettir. Harca Esas Değer : 190.000,00.-TL

AÇIKLAMALAR

Müvekkilimiz ..., merhum kardeşi --- (aynı zamanda 1 numaralı davalının eşi ve diğer davalıların babası) ve diğer kardeşi ----- numaralı parsellerde kurulu olan ve ----- kooperatifteki hissesini) 05.03.2013 tarihinde birlikte satın almışlardır. Ancak kooperatif kayıtlarına hissedar olarak---- adı işlenmiştir.

Müvekkilimiz, taşınmazın bedeli olan 330.000,00.-USD’yi 05.03.2013 tarihinde ----- şubesinden çekmiş ve 05.03.2013 tarihinde bu parayı taşınmazı devreden----- şubesindeki banka hesabına yatırılmıştır. Ayrıca müvekkilimizce 2.000,00.-USD de TL’ye çevrilerek noter masrafları olarak noterliğe yatırılmıştır.

Durum bu şekilde olduğu halde kardeşlerin ortak kararıyla kooperatif hissesi müvekkilimizin kardeşi merhum ---- (1 numaralı davalının eşi ve diğer davalıların babası) adına geçirilmiş, kooperatif üyelik kaydı da ---- adına yapılmıştır.

05.03.2013 tarihli ---- ve merhum ----- tarafından imzalanan Kooperatif Hisse Devir Sözleşmesi’nde devredilen ---- no.lu parselin satış bedeli 570.000,00.-TL olarak gösterilmiştir. Bu bedel de o günkü döviz kuru ile (USD/TL) zaten müvekkilimiz tarafından taşınmazı devreden ---- hesabına yatırılan 330.000,00.-USD’ye tekabül etmektedir.

İşbu davaya konu----- adresinde yer alan konutun aidatları, abonelik bedelleri, inşaat yapım bedelleri, imar barışı ödemeleri dahi müvekkilimiz ... tarafından yapılmış, evin boya-badana, mobilya ve beyaz eşya da olmak üzere her türlü gideri müvekkilimiz tarafından karşılanmıştır. Delillerimiz arasında yer alan tahsilat makbuzları, ödeme dekontları, müvekkilimiz tarafından imzalanan sözleşmeler, müvekkilimiz adına kesilen faturalar incelendiğinde müvekkilimizin davaya konu taşınmazda hissedar olduğu ve bu hususun davalı kooperatifçe zımnen kabul edildiği açık biçimde görülecektir. Gerçekten de müvekkilimizin söz konusu taşınmazda hissedar olmasa idi bu masrafları ve ödemeleri yapmayacağı her türlü izahtan varestedir.

Müvekkilimizin kardeşi ---- 30.08.2020 tarihinde vefat etmiş ve bu hisse vefatın ardından merhum ---- eşi 1 numaralı davalı ... ve çocuklarına (2 ve 3 numaralı davalılar) miras yoluyla intikal etmiştir. Davalılar, kötü niyetli şekilde müvekkilimiz ... ve diğer kardeşleri ----’ın bu taşınmazın diğer malikleri olduğunu kabul etmeksizin, taşınmazın kooperatif üyelik kaydını kendi adlarına yaptırmışlardır.

Müvekkilimiz ve merhum kardeşi ---- ile diğer kardeşi ---- söz konusu bu taşınmazı annelerinin ikamet etmesini düşünerek satın almışlar ve nitekim müvekkilimiz tarafından da taşınmazın inşaat ve yapım işleri tamamlanarak, annelerinin oturması için gerekli tüm eşyalar satın alınmış ve eve yerleştirilmiştir.

Ancak davalılar (1,2 ve 3 numaralı davalılar), son derece kötü niyetli şekilde taşınmaza ilişkin her türlü masrafı yapan ve aidatlarını dahi ödeyen müvekkilimizin de aralarında bulunduğu maliklerin taşınmazda tasarrufta bulunmasına hiçbir şekilde müsaade etmedikleri gibi yaşlı annelerini dahi evden atmaya çalışmaktadırlar.

Gerçekten de davalılar, müvekkilimiz ve kardeşleri tarafından verilen ortak karar ile Mayıs 2020’den itibaren bu evde oturmakta olan anneleri ---- aleyhine ---- Kaymakamlığı’na haksız işgal iddiasıyla şikayette bulunmuşlar ve alınan hukuka aykırı karar ile müvekkilimizin annesi ---- evden zorla çıkarmaya (adeta sokağa atmaya) çalışmışlardır. Bu konuda ---- tarafından ---- Kaymakamlığı kararının iptali istemi ile dava açılmış olup, dava --- İdare Mahkemesi’nin ----. sayılı dosyası nezdinde görülmektedir.

Davalıların şikayeti neticesinde ---- Kaymakamlığınca yapılan soruşturmada diğer kardeşlerden -----, "Biz bu mülkü 3 kardeş ortak olarak aldık. 3 kardeşin ortak kararı sonrası mülkün ikiz villalardan birine annem ---- ve ben oturmaya karar verdik ve oturmaktayız. Bununla ilgili mülkün harcamalarını beraber yaptık bedelsiz oturmamıza karar verildi." beyanında bulunmuştur. Bu beyan dahi davalıların kendilerinin (müteveffa ----) tek malik olduğu iddiasının ve kooperatif kayıtlarında kendileri adına yapılan tescilin hukuka aykırı olduğunu ortaya koymaktadır.

8. İhtiyati Tedbir Talebimiz

Davalılar tarafından “------adresinde bulunan taşınmazın dava devamınca 3. kişilere devredilebileceği ve bunun da müvekkilimizde telafisi imkansız zararlar doğuracağı izahtan varestedir.

Bu nedenle Sayın Mahkemenizce HMK 391 ve 392/1 maddeleri gereğince tensip kararı ile birlikte, söz konusu taşınmaza/kooperatif hissesine ilişkin olarak yargılama müddetince 3. Kişilere devrinin önlenmesi bakımından TEMİNATSIZ OLARAK İHTİYATİ TEDBİR konulmasına karar verilmesini talep ederiz.

9. Tüm bu nedenlerle,----- adresinde bulunan taşınmaza ait kooperatif hissesinin davalılar (1,2 ve 3 numaralı davalılar) adına olan üyelik kaydının iptali ile bahse konu taşınmazın 1/3’lük hissesinin müvekkilimiz ...'a ait olduğunun tespitine ve müvekkilimizin bu hisse için kooperatif üyelik kaydının yapılmasına karar verilmesine;

kooperatif hissedarı olma talebimizin kabul edilmemesi halinde, fazlayı talep ve dava etmek hakkımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 190.000.-TL’nin (bahse konu taşınmazın kıymet takdiri yapılıp güncel değeri belirlenerek bu değerin 1/3’ine göre talebimiz ıslah edilecektir.) dava tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte bir, iki ve üç numaralı davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkilimize ödenmesine bu şekilde ortaya çıkan zararımızın karşılanmasına buna ilişkin talebimizin belirsiz alacak davası olarak nitelendirilmesine karar verilmesini bilvekale arz ve talep ederiz.

..........

NETİCE VE TALEP

Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle;

Davalılar tarafından “-----” adresinde bulunan taşınmazın kooperatif hissesinin dava devamınca 3. kişilere devredilebileceği ve bunun da müvekkilimizde telafisi imkansız zararlar doğuracağı açıkça ortada olduğundan HMK 391 ve 392/1 maddeleri gereğince tensip kararı ile birlikte, söz konusu taşınmaza yargılama müddetince 3. Kişilere devrinin önlenmesi bakımından TEMİNATSIZ OLARAK İHTİYATİ TEDBİR KONULMASINA, gereği için davalı kooperatife müzekkere yazılmasına,

2) ----- adresinde bulunan taşınmaza ait kooperatif hissesinin davalılar (1, 2 ve 3 numaralı davalılar) adına olan mevcut üyelik kaydının İPTALİNE,

3) Bahse konu taşınmazın 1/3 (üçte bir) hissesinin müvekkilimiz ...’a ait olduğunun TESPİTİNE ve bahse konu kooperatif hissesi için müvekkilimizin kooperatif üyelik kaydının yapılmasına,

4) Kooperatif hissedarı olma talebimizin kabul edilmemesi halinde, fazlayı talep ve dava etmek hakkımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 190.000.-TL’nin (bahse konu taşınmazın kıymet takdiri yapılıp güncel değeri belirlenerek bu değerin 1/3’ine göre talebimiz ıslah edilecektir.) dava tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte 1, 2 ve 3 (bir, iki ve üç) numaralı davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkilimize ödenmesine bu şekilde ortaya çıkan zararımızın karşılanmasına, buna ilişkin talebimizin belirsiz alacak davası olarak nitelendirilmesine,

..."

şeklinde olup yukarıya aynen aktarılan dava dilekçesinde ileri sürülen sebeplere bağlı olarak dava konusu taşınmazın tapu kaydına 3. kişilere devrinin önlenmesi için teminatsız olarak ihtiyati tedbir konulmasına; dava konusu taşınmaza ait kooperatif hissesinin davalı gerçek şahıslar adına olan üyelik kaydının iptaline ve 1/3 hissenin davacıya ait olduğunun tespiti ile söz konusu hisse için davacının kooperatife üyelik kaydının yapılmasına,

bu talebin kabul edilmemesi halinde fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak kaydı ile taşınmazın değeri belirlendikten sonra 1/3 payına göre talep ıslah edilmek üzere şimdilik 190.000 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalı gerçek şahıslardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.

Davacı vekili duruşmada da dilekçesini tekrar etmiştir. Davalı kooperatif vekili tarafından ibraz edilen ve duruşmada da tekrar edilen cevap dilekçesinin gerekli-yeterli kısımları: "...

KONUSU

Usul ve Yasaya Aykırı İkame Edilen Davaya Karşı Cevaplarımızdan İbarettir.

İZAHI

Yukarıda esas numarasını bildirmiş olduğumuz davada özetle; "Davalılardan ----Kooperatifinde bulunan hisselerinin iptali ile, davaya konu kooperatif hissesinin 1/3'ünün davacı lehine tespit ve kaydı, aksi halde hisse bedeli olan 190.000TL'nin ---- tahsili ve davalılardan ---- kooperatif hisseleri üzerine ihtiyaten tedbir konulması" talep edilmiştir. Söz konusu davada müvekkilin davalı sıfatı bulunmamaktadır. Bu husus usul ve yasaya aykırı olup, kooperatif müvekkil yönünden davanın ve tedbir talebinin reddi hukuki bir zaruriyettir. Zira;

A. USULE İLİŞKİN İTİRAZLARIMIZ

1. SAYIN MAHKEMENİZCE VERİLEN 24.02.2021 TARİHLİ İHTİYATİ TEDBİRİN KABULÜ YÖNÜNDEKİ KARARDAN DÖNÜLMESİ GEREKMEKTEDİR. Zira; KURULAN TEBDİR KARARI DAVALILAR DIŞINDAKİ 89'DAN FAZLA KOOPERATİF ÜYESİNİ DE BAĞLAYICI NİTELİKTEDİR.

Öncelikle şunu ifade etmek isteriz ki; müvekkil/kooperatif henüz ferdileşmesi tamamlanmış ve her üyesine müstakil tapu çıkarılmış vaziyette değildir. İhtiyati tedbire konu tapudaki tek malik ----- Kooperatifidir. Bu nedenle uygulanan ihtiyati tedbir kararı 89'dan fazla üyesi bulunan kooperatifin bütün üyelerini etkileyecek cinsten kurulmuş olup; talebi ve amacı aşacak cinsten kurulmuştur. Bununla beraber; tedbir için belirlenen teminatta üyelerin ve kooperatifin uğrayabileceği zararların yakından dahi geçmemektedir.

İş bu davanın konusu; davacının, davalılar; ---- kooperatif hisseleri üzerindeki hak iddiasına ilişkindir. Davacı tarafın İhtiyati Tedbir Talebi de ---- hisselerinin devredilmemesi için kooperatife müzekkere yazılmasından ibarettir. Ancak verilen ihtiyati tedbir kararında ve buna ilişkin ----- Tapu Müdürlüğüne yazılan 01.02.2021 tarihli müzekkerede müvekkil/kooperatifin de adının zikredilmesi, davacının talebini aşacak cinsten tedbir konulmasına sebebiyet vermiştir. Zira; ----- müstakil tapusu olmayıp, tek tapu müvekkile aittir. Bu nedenle Sayın Mahkemenin vermiş olduğu ihtiyati tedbir kararı; taleple bağlılık ilkesine ve ihtiyati tedbir kurumunun amacına aykırıdır.

Tüm bunların yanı sıra; günümüz itibariyle kooperatif üyelerinin her birinin payına düşen gayrimenkulün yaklaşık değeri 3.000.000TL'dir. Eğer davacı tüm kooperatif hissedarlarını etkileyecek cinsten tedbir kararı uygulatmak istiyorsa 89*3.000.000TL'nin %15'i oranında teminat yatırmalardır.

Kaldı ki; Sayın Mahkemenizin 24.02.2021 tarihli ara kararı müvekkil/kooperatife, davacı tarafça tebliğ edilmiş ve kararınız doğrultusunda, davalılar; --- hisseleri üzerine tedbir şerhiniz işlenmiş ve davacının ihtiyati tedbire ilişkin talebi, kooperatif kayıtlarına girerek hasıl olmuştur. Bu nedenle de Tapu Müdürlüğüne yazılan müzekkerenin fekki gerekmektedir.(Ek1: İhtiyati Tedbirin Kooperatifçe Uygulandığını Gösterir Karar)

2. MÜVEKKİL/KOOPERATİFİN İŞ BU DAVADA TARAF EHLİYETİ BULUNMAMAKTA OLUP, DAVANIN MÜVEKKİL YÖNÜNDEN USULEN REDDİ HUKUKİ BİR ZARURİYETTİR.

Davalıların miras bırakanı ----- vefatı üzerine, yasal mirasçıları kooperatife başvurarak; müteveffanın hisselerinin yasal mirasçılarına intikal ettirilmesini talep etmişlerdir.(Ek2: Başvuru Dilekçesi ve Koop. Hisse İntikal Kararı)

Kooperatifler Kanunun 14/2 maddesi ve Kooperatifimiz Anasözleşmesinin 16. Maddesi uyarınca yasal yükümlülükler dahilinde intikal işlemi gerçekleştirilmiştir. Müvekkil/kooperatifin davacı, müteveffa ve davalılar arasındaki alışverişi bilmesi mümkün değildir.(Ek3: Koop. Anasözleşmesi)

Bunların yanı sıra; kadastrosu yapılmış ve müstakil tapusu olan gayrimenkullere karşı, açılan tapu iptal tescil davalarında tapu müdürlükleri taraf olarak gösterilemiyorsa, benzer nitelikte olan iş bu davada da müvekkil kooperatifin taraf olarak gösterilmesi mümkün değildir.

B. ESASA İLİŞKİN İTİRAZLARIMIZ

3. DAVACI TARAFÇA İLERİ SÜRÜLEN; ...'IN DAVAYA KONU TAŞINMAZDA HİSSEDAR OLDUĞUNUN KOOPERATİFÇE ZIMNEN KABUL EDİLDİĞİ YÖNÜNDEKİ BEYANLARINDA HUKUKİ İSABET YOKTUR.

Davacı bu iddiasını; taşınmazın imar barışı ödemelerini yaptığı, boya badana gibi tadilat işlemlerini yaptırdığı, abonelik bedellerini ödediği, aidatları ödediği gibi olgulara dayandırmıştır. Ancak yine dava dilekçelerinde de belirtildiği üzere; kooperatif devir sözleşmesinde kendi adları değil müteveffa ---- adı yer almaktadır. Belirtmiş oldukları tadilat, imar barışı, boya badana, abonelik gibi giderler müvekkile ödenmediği gibi bu ödemelerin tümü; akdi halef olan ---- adına gerçekleştirilmiştir. Bu nedenle; müvekkilin zımnen veyahut açık bir ikrarı bulunmamaktadır.

Bunun yanı sıra; 30 Yılı aşkın süredir faaliyette olan kooperatifimize, davacı tarafça hak sahipliğine ilişkin bir dilekçe veyahut talep ileri sürülmemiştir. Kaldı ki böyle bir iddia ileri sürülse dahi; tarafların uzlaşması veya mahkeme ilamı olmaksızın, kooperatifin, müteveffanın hissesini 3. Şahıslara intikal ettirmesi yasal sınırlar dahilinde mümkün olmayacaktır. Hal böyle iken davacı tarafça ileri sürülen; "zımni ikrar" iddiasının tarafımızdan kabulü mümkün değildir.

..........

NETİCE-İ TALEP

Yukarıda arz ve izah olunan nedenlere binaen; davanın müvekkil yönünden reddi ile birlkte tüm masraflar ve ücreti vekaletin davacı üzerine bırakılması yönünde karar ittihazını saygılarımla bilvekale talep ederim.

..."şeklinde ve yukarıya aynen aktarılmış olup, davalı kooperatifin taraf ehliyetinin bulunmadığı, ileri sürüldüğü şekilde davacının davaya konu taşınmazda hissedar olduğunun davalı kooperatifçe zımnen kabul edildiği yönündeki beyanların doğru olmadığı, 30 yılı aşkın süredir faaliyette olan kooperatife davacı tarafça hak sahipliğine ilişkin bir dilekçe veyahut talep ileri sürülmediği savunularak davanın reddine karar verilmesi istenmiştir. Davalı gerçek şahısların vekili tarafından ibraz edilen ve duruşmada da tekrar edilen cevap dilekçesinin gerekli-yeterli kısımları:

"...

KONU

13.02.2021 Tebellüğ Tarihli Dava Dilekçesine Yasal Süresi İçindeki Cevabımız

CEVAPLARIMIZ

Sayın Mahkemenizin yukarıda numarası yazılı dosyası ile görülmekte olan davaya ilişkin tensip zaptı ve dava dilekçesi davalı asillere bizzat tebellüğ olunmakla, yasal süresi içerisinde dava dilekçesine karşı yazılı beyanlarımızı sunuyoruz. Dava dilekçesinde iddia edilen hususlar tamamen gerçek dışı olup, işbu davanın ve dava kapsamında ileri sürülen ihtiyati tedbir talebinin reddi gerekmektedir. Şöyle ki;

Davalı müvekkillere yönelik talep ticari dava niteliğinde olmayan bir alacak iddiasına dayanmakla birlikte, dava görev yönünden yetkili olmadığı halde asliye ticaret mahkemesinde açılmıştır.

TTK ve HMK kapsamında öngörülen dava şartları sağlanmamıştır. Bu çerçevede;

Davacı davanın bir ticari dava olduğunu ve dolayısıyla davalılara yönelik talebin ticari bir alacak talebi olduğunu iddia ettiği halde, TTK kapsamında zorunlu dava şartı olan arabuluculuğa başvurmamıştır.

Davacı, ileri sürdüğü alacak talebinin dava dilekçesi kapsamında belirlenebilir olan tutarına yönelik harcı yatırmamıştır.

Davacının alacak talebi belirlenebilir olduğu halde, ilgili mevzuata aykırı olarak dava konusunun belirsiz alacak talebi olduğu ileri sürülmüştür.Bir taşınmaza değil kooperatif hissesine ve alacak talebine ilişkin olan işbu davaya ilişkin zamanaşımı süresi dolmuştur.

Davacının iddiaları asılsız ve hukuki dayanaktan yoksun olup işbu davanın esas yönünden de reddi gerekmektedir. Nitekim;

Davacı tarafımıza tebliğ edilen dava dilekçesinde iddialarına dayanak olarak hiçbir delil sunmamıştır. İşbu cevap dilekçesini Sayın Mahkemeye ibraz ettiğimiz tarih itibarıyla davalı müvekkillere tebliğ edilmiş hiçbir delil yoktur. Dava dilekçesine dayanak teşkil ettiği ileri sürülen ve dilekçede yalnızca genel-geçer ifadelerle bahsi geçen belgelerin hiçbirine dava dilekçesi ekinde yer verilmemiş yahut celp için gerekli bilgileri sağlanarak celbi talep edilmemiştir.

HMK m.318 ve 319 gereği davanın açılmasıyla davacının iddiasını genişletme yasağı başlamış olduğundan ve davacı elindeki tüm delilleri dava dilekçesi ekinde sunmakla yahut bunların celbi için gerekli bilgileri dava dilekçesinde vermekle yükümlü olduğundan, dava dilekçesinin Sayın Mahkemeye ibraz edildiği 19.01.2021 tarihinden sonra sunulan hiçbir bilgi yahut delilin dosyaya kabul edilmemesi gerekmektedir.

Aksi bir yorum mezkûr kanun maddelerine aykırı olduğu gibi, savunma hakkımızın da kısıtlanması sonucunu doğuracaktır.İşbu cevap dilekçesinin ekinde sunduğumuz belgelerde görüleceği üzere, dava konusu kooperatif hissesi davalı müvekkillerin babaları ve eşi olan müteveffa ---- ait ve onun adına kayıtlı iken (Ek-1: önceki kooperatif kayıtları), 30.08.2020 tarihinde ---- vefat etmesi üzerine tek yasal mirasçıları olarak müvekkillerim tarafından iktisap edilmiştir (Ek-2: veraset ilamı).

Bu çerçevede müvekkil ...’ın 15.10.2020 tarihinde -----. yönetimine sunduğu dilekçesi üzerine söz konusu hisse, 25.11.2020 tarihinde mirasçıları temsilen müvekkil ... adına tescil edilmiştir (Ek-3: mevcut kooperatif kayıtları ve ...’ın tescil talebi dilekçesi).

Kooperatif hissesi müteveffa ---- tarafından 2013 yılında, müvekkilim ... ile evlilik birliği içerisinde ve merhumun tek başına işbu hissenin maliki olması iradesiyle satın alınmıştır. Bu hissenin merhum dışında herhangi bir şahıs ile birlikte satın alması söz konusu değildir. Aksi yönde hiçbir delil bulunmamaktadır.

Dava dilekçesinde davacı, kooperatif hisse devir sözleşmesine göre de hissenin tek alıcısının müteveffa -- olduğunu ikrar etmiştir.

Nitekim devir sözleşmesinde ----, “kooperatifteki 46 no.lu parseldeki hak ve hissenin tamamını aktif ve pasifi ile birlikte 570.000 TL bedeli mukabilinde devir aldım”, “devir bedelini nakten ve tamamen ödedim” ve “tasarruf hakkının tamamen tarafıma ait olduğunu, bu üyelik hakkını kendi adıma kayıt ve tescilini yaptıracağımı kabul beyan ve ikrar ederim” ifadeleriyle ilgili hisseyi tek başına malik olacak şekilde ve bu amaçla satın aldığını açıkça belirtmiştir.

Dava konusu hissenin bulunduğu ----Kooperatifinde, dava konusu hissenin haricinde, davacının ve (davacının ağabeyi olan) müteveffa ---- dışındaki tüm kardeşlerinin her birinin ve hatta diğer bazı akrabalarının da ayrı ayrı en az bir adet kooperatif hissesi bulunmaktadır. Dolayısıyla müteveffa ----, davacının ve diğer kardeşlerinin gerçek iradelerinin bu Kooperatifte ortak olarak değil ayrı ayrı kendi adlarına hisse edinmek olduğu apaçık ortadadır.

Davacı iddialarını ispat edememiş olmakla ve müvekkillerim tarafından hiçbir iddiayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacı tarafından geçmişte dava konusu kooperatif hissesi için yapılmış olabilecek herhangi bir ödeme, ancak ve ancak hisse sahibi müteveffa --- talimatıyla ve onun adına yapılmış olabilir. Aksi yönde hiçbir delil bulunmamaktadır.

Hatta davacının dosyaya sonradan sunduğu --- Noterliğinin 21.09.2017 tarih ve ---- yevmiye sayılı vekaletnamesi de bu hususu teyit etmektedir.

Davacının hangi ilişkiye dayanarak iddia ettiği bu ödemeleri yaptığı anlaşılmamakla birlikte, başkası adına ve hesabına birtakım ödemeler yapan her kişinin ödeme konusu mal varlığı üzerinde mülkiyet yahut alacak hakkı kazandığının da varsayılamayacağı, böyle bir varsayımın herhangi bir kanuna veya hayatın olağan akışına uygun olmayacağı açıktır.

Dolayısıyla altta yatan alacak-borç ilişkisi ispatlanmadan salt bazı ödemeler yapıldığı ileri sürülerek bir hak iddiasında bulunulması söz konusu olamaz.

Yine davacı iddialarını ispat edememiş olmakla ve müvekkillerim tarafından hiçbir iddiayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, Kooperatif hissesinin devralındığı 05.03.2013 tarihinde merhum ---- adına tescil edilmesine davacının yahut hak iddiasına dahil ettiği dava dışı----’ın hiçbir itirazının olmadığı, davacının bizatihi kendi dava dilekçesinde açıkça ifade edilmiştir. Dolayısıyla davacı, dava konusu hissenin 1/3’üne sahip olduğunu iddia ettiği ----’ın bu hisseyi kendi adına tesciline hiçbir itirazı olmadığını belirttiği halde, huzurdaki davada işbu hissedeki tescilin iptal edilerek bütünüyle kendisi adına tescil edilmesini talep etmesi kendi iddialarıyla dahi örtüşmemekte ve her halükârda bu talebin hiçbir hukuki dayanağı da bulunmamaktadır.

Huzurdaki dava gerçek ve hukuken korunabilir herhangi bir hak iddiasına dayanmamakta, yalnızca mezkûr kooperatif hissesinin yasal mirasçılar tarafından tasarrufunu engellemek amacıyla araç olarak kullanılmaya çalışılmaktadır. Şöyle ki;

Davacı (%17,5 oranında hisseyle),---- (ve de 2017 yılına kadar kız kardeşleri ----) ile birlikte--- unvanlı şirketin ortağı ve finans işlerinden sorumlu çalışanıdır. Müteveffa ----- vefatına kadar şirketin 32,5 oranında hissedarı ve baş müdürü iken, ----- yine %32,5 oranında hissedarı ve de şirketin diğer müdürü idi. ---- eşi davalı müvekkil ... doktor olarak görev yapmakta iken, davacının ve dava dışı ---- ve eşlerinin bu şirket dışında herhangi bir geliri bulunmamaktadır. Şirketin geri kalan %17,5 oranında hissesi ise ---- aittir.

Dava dilekçesinde gerçekler çarpıtılmaya çalışılmakla birlikte, müvekkilim ... ile 8 ve 15 yaşlarındaki çocukları ... ve ...; merhum ----’ın tek yasal mirasçılarıdır. Ancak davacı ile merhumun diğer kardeşleri ve annesi, merhumun vefat ettiği 30.08.2020 tarihinden bu yana müvekkillerimin miras haklarını gasp etmek amacıyla çeşitli eylemler içerisine girmiştir. Bu amaçla iki yetim çocuk ve annelerinden ibaret olan yasal mirasçılar finansal güçlüğe düşürülmüş, haklarında asılsız şikâyet ve başvurularda bulunularak miras haklarından vazgeçirilmeye çalışılmıştır.

O kadar ki işbu kooperatif hissesine karşılık gelen ---- numaralı parsel Temmuz 2020’de, müteveffa ---- hastanede yaşam mücadelesi verdiği sırada, davacının dava dışı annesi (----) ve dava dışı diğer ağabeyi (----) tarafından işgal edilmiştir.

Davalı müvekkiller, merhumun vefatını müteakip şifahen ve noter kanalıyla ihtarname göndererek işgalin sonlandırılmasını yahut kira ve masraflar ödenerek kiracı sıfatıyla bu parselin kullanımına devam edilmesini talep etmiştir (Ek-4: 28.10.2020 tarihli ihtarname).İşgalin devamı üzerine davalı müvekkiller, Ekim 2020’de 3091 sayılı Kanun kapsamında fuzuli işgalin sonlandırılması için hukuki bir süreç başlatmıştır.

Müvekkillerin ----- Kaymakamlığına yaptığı başvuru ve lehine verilen karar ışığında ilgili parsel, 20.01.2021 tarihinde Kaymakamlık tarafından tahliye edilerek müvekkillere teslim edilmiştir (Ek-5: 11.11.2020 tarih ve ----- sayılı Kaymakamlık kararının infazına ilişkin tutanaklar).Bu süreçte davacı ve işgalciler, müvekkillerimin yasal mirasçı olarak sahip oldukları kooperatif hissesinde tasarruf etmelerini önlemek üzere, ---- İdare Mahkemesinin ----- sayılı dosyası kapsamında Kaymakamlık kararına karşı yürütmeyi durdurma talebi dahil her yola başvurmuştur.

Öyle ki bu süreçte sundukları beyanlarda, ve ayrıca huzurdaki davaya ilişkin dava dilekçesinde, aslında son derece varlıklı bir insan olan, çok sayıda gayrimenkulü ve gelirleri bulunan ve ---- asıl ikamet adresi kendi mülkiyetindeki başka bir konut olan -----, depo olarak kullanmak suretiyle işgal ettiği ve aylardır uğramadığı dava konusu parselden çıkarılarak müvekkillerim tarafından sokağa atılmaya çalışıldığı dahi ileri sürülmüştür.

Taleplerinin ve gerçek dışı iddialarının idare mahkemesince 23.12.2020 tarihinde reddedilmesi (Ek-6: 7. İdare Mahkemesinin YD ret kararı) ve Kaymakamlığın fuzuli işgalin sonlandırılmasına yönelik kararını infaz edeceğini işgalcilere tebliğ etmesi üzerine, bu kez davacı tarafından infazın yapılacağı 20.01.2021 tarihinden bir gün önce saat 18.37’de alelacele ve asılsız iddia ve isnatlara dayalı huzurdaki dava açılmış, bu dava ile infaz günü sabahı Kaymakamlığa gidilerek hiçbir hukuki gerekçe bulunmadığı halde infaz tekrar durdurulmaya çalışılmış, ancak muvaffak olunamamıştır.

Öyle ki davacı, alelacele açtığı işbu mesnetsiz davaya ilişkin dava şartlarını sağlamamış, kanuni harçları yatırmamış, iddialarına dayanak olarak herhangi bir delil dahi sunmamıştır. Davacı tarafından mezkûr kooperatif hissesinin satın alınması sürecinin her bir detayına vakıf olunduğunun ileri sürüldüğü de dikkate alındığında, gerçek ve samimi bir hak iddiası mevcut olsa idi işbu davanın açılması için kooperatif hissesinin müteveffa---- tarafından devralınarak kendi adına tescilinin üzerinden 8 yıl, merhumun vefatı üzerinden ise yaklaşık 5 ay geçmesinin beklenmeyeceği izahtan varestedir.

Bu sebepledir ki ----- Bölge İdare Mahkemesi de, İdare Mahkemesince verilen yürütmenin durdurulması talebinin reddi kararına karşı işgalcilerin itirazını----- sayılı kararıyla reddetmiştir.

Dava dilekçesi ve tensip tutanağının davalı müvekkiller tarafından tebellüğ edildiği tarih itibarıyla davacı tarafından iddialarına dayanak olarak hiçbir delil sunulmamış, herhangi bir belgenin celbi talep edilmemiştir. İşbu cevap dilekçemizin sunulduğu tarihiitibarıyla davalı müvekkillere tebliğ edilmiş herhangi bir delil de bulunmamaktadır. Davanın basit yargılama usulüne göre yürütülmesi sebebiyle ve HMK m.318 ve 319 gereği, davacı tarafından herhangi bir delil sunulması artık mümkün değildir. Ancak davacı tarafından dava dilekçesinden sonraki bir tarihte sunulan ve sunulması muhtemel herhangi bir delilin Sayın Mahkemenizce dosyaya kabulü halinde, belirtilen tüm bu delillere yönelik ilave beyan ve delil sunma hakkımız saklıdır.

Davalı müvekkillere tebliğ edilen herhangi bir belge ve sair delil bulunmamakla birlikte, davalılara vekaleten dava dosyasını incelediğimiz sırada davacı vekilince 22.02.2021 tarihinde dosyaya ibraz edildiği anlaşılan birtakım belgelere tesadüf edilmiştir. Dava dilekçesinin ekinde yer almayan ve dosyaya sonradan sunulan bu belgelerin tamamının mezkûr kanun hükümleri uyarınca reddi gerekmektedir.

Davacı tarafından HMK’ya aykırı olarak sunulmuş olan bu belgeler dosyaya kabul edilse dahi, sözü edilen belgeler hiçbir suretle davacının mezkûr hissenin kendisi adına tescil edilmesi yahut alacak talebine ilişkin iddialarını ispat etmemektedir. Aksine, belirtilen belgelerin büyük çoğunluğu mezkûr hissenin müteveffa ---- tarafından tek başına malik olmak niyetiyle ve yalnızca ----- tarafından devralındığını açıkça ortaya koymaktadır.

Dahası, davacı tarafından bu kooperatif hissesine ilişkin ödemeler yapıldığı iddiasıyla dosyaya sonradan sunulan bu belgelerin önemli bir bölümü dava konusu hissenin karşılık geldiği parsele ait değildir yahut ne amaçla yapıldığı bu belgelerden anlaşılamamaktadır. Geri kalan belgeler ile ise davacının, ağabeyi ---- ile diğer kardeşleri dava dışı ---- ve ---- bu Kooperatifteki hisseleri için yapılan ödemelere aracılık ettiği iddia edilmektedir.

Bu makbuzlarda belirli yerlerde davacının adının geçiyor olması, ilgili ödemenin muris ----- tarafından bizzat kendi adı ve hesabına gerçekleştirilmiş olduğu gerçeğinin aksini ispat etmemektedir.

Ayrıca 46 numaralı parsel bakımından davacı lehine bir hakkın mevcut olduğu iddiasına delalet ettiği ileri sürülen bu belgelerin içeriğinde diğer kardeşlerin hisselerinin de bahsi geçtiği halde, her nendense davacı yalnızca merhum ağabeyi ---’ın 46 numaralı hissesine ilişkin bir hakkının doğduğunu, ağabeyinin ölümünden sonra aniden iddia etmeyi tercih etmiştir.

Diğer kardeşlerinin hissesine karşı ise herhangi bir müşterek mülkiyet yahut alacak hakkının varlığını ileri sürmediği gibi, merhum ağabeyi ---- aynı mantıkla aidatı ödenen hisselerden kaynaklı bir alacağı olduğundan da bahsetmemiştir. Aidat dekontlarına dayanarak alacak iddiasında bulunulmasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu göstermesi bakımından bu örneğin yeterli olduğu açıktır.

Tek başına bu tespit dahi, davacının iddialarının ve huzurdaki davanın yalnızca davalı mirasçıların haklarını gasp amaçlı ve kötü niyetli bir çabanın ürünü olduğunu somut olarak ortaya koymaktadır. Zira aidat ve katılım bedeli ödemeye ilişkin olduğu ileri sürülen bu belgelerin dava konusu 46 numaralı hissenin yanında davacıya ait 19 ve dava dışı kardeşleri ----’a ait 36 ve 44 ile ----’ya ait 69 numaralı hisseleri de içerdiği açıkça görülmektedir.

Tekrar etmekteyiz ki aidat ve katılım bedeli ödemelerine ilişkin olduğu ileri sürülen bu belgeler davacının alacak talebine yönelik bir hususla ilgili değildir. Bilakis sırf bu belgeler dahi “davacının 1/3 alacaklıyım” iddiasının reddi için yeterlidir.

Nitekim hayatın olağan akışına göre bir kimseden davacının iddia ettiği kadar yüksek meblağda bir alacağı bulunan bir kişinin, 8 yıl boyunca bu alacağını talep etmediği gibi, söz konusu Kooperatif hissesi için harcamalar yapmaya, diğer bir ifadeyle borç vermeye devam etmesi de mantık dışıdır.

Öyle ki davacının iddiasına göre davacı yalnızca 1/3’ünde hak sahibi olduğu bir hisse için hisse bedelinin tamamını ödediği halde, ne ---’dan ne de dava dışı ----’dan hisse bedelinin geri kalan 2/3’ünü talep etmiştir. Üstelik dava konusu 46 numaralı parsel de (hukuka aykırı şekilde olmakla birlikte) yalnızca----tarafından kullanılmış, davacının kendisi bu parseli hiç kullanmamıştır.

Ancak davacının iddialarına göre her nedense davacı, hisse bedeline ilişkin alacağını dahi almamışken ve hiçbir suretle kullanmadığı bu hisse için 8 yıl boyunca harcamalar yapmaya devam etmiştir. Böyle bir iddianın hayatın olağan akışına uygun olmadığı izahtan varestedir.

Teminatsız ihtiyati tedbir talebi de hukuki dayanaktan yoksundur. Nitekim davacının iddiaları farazi olduğu ve hiçbir somut delille ispatlanamadığından, HMK m.390/3 gereği tedbir talebi için zorunlu kılınan “davanın esası yönünden haklılığının yaklaşık olarak ispat edilmesi” şartı somut olayda sağlanmamıştır.

Aynı şekilde talebin resmi belgeye yahut başkaca kesin bir delile dayanmaması ve böyle bir talebi haklı gösterebilecek herhangi bir durum yahut koşul da olmaması sebebiyle, ihtiyati tedbirin talep edilmesi ve dahi teminatsız olarak talep edilmesi HMK m. 390 ve 392 uyarınca hukuka aykırıdır.

Bu sebeple Sayın Mahkemenin cevap dilekçemizin ve bu husustaki savunmalarımızın alınmasını dahi beklemeden 24.02.2021 tarihinde verdiği ihtiyati tedbir kararı hukuki dayanaktan yoksun olup bu karara itirazımız ayrıca ibraz edilecektir.İşbu dilekçemizde yer verilen açıklamalar ve ekte sunulan belgeler ışığında huzurdaki davanın reddedilerek yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini,

aksi halde dava dilekçesinde talep olunan 110.000 ABD Doları ile davacının ileri sürdüğü masraf ve imalat bedelleri toplamı üzerinden harç tutarının belirlenmesini ve eksik harcın davacı tarafından ikmaline karar verilmesini, hukuki dayanaktan yoksun ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını, bu talebin reddedilmemesi durumunda ise davacının iddiasına göre hissenin satış bedeli olan 330.000 Amerikan Doları ve davacı tarafından yapıldığı iddia edilen masraf tutarı kadar teminat alınmasını,

davacı tarafından HMK’ya aykırı olarak 19.01.2021 tarihinden sonra sunulan tüm belgelerin reddedilmesini saygılarımızla arz ve talep ederiz.Yukarıda özetlenen beyan ve açıklamalarımızın detayları aşağıda Sayın Mahkemenize arz edilmiştir.

GÖREV YÖNÜNDEN İTİRAZLARIMIZ

Davacının gerek alacak talebine yönelik yasal harcı ödemekten kaçınma gerekse davayı görev yönünden yanlış mahkemede açma çabasının neticesi olarak, müvekkillerim ..., ... ve ... ile----- Kooperatifi, huzurdaki davada birlikte davalılar olarak gösterilmiştir.Müvekkillerim ve davalı Kooperatif arasında bir hakkın birlikte kullanılması ya da işbu davada verilecek hükmün tüm davalılara uygulanması gibi bir durum HMK m. 59 kapsamında söz konusu olmadığından, aralarında mecburi bir dava arkadaşlığı söz konusu olamaz.

Dolayısıyla, HMK m. 60 anlamında davalı müvekkillerimin bir sorumluluğu da olamayacağı açıktır. Huzurdaki dava davalı ----kayıtlarındaki kooperatif ortaklığından davalı müvekkillerimin silinip davacının kaydedilmesi talebine dayanmasına rağmen, dava konusu dava dilekçesinde ve tensip tutanağında dava konusu sadece “kooperatif üyeliğinin tespiti” olarak belirtilmiştir.

Davacının “davalıları kooperatif kayıtlarından silin, yerine beni kaydedin” şeklindeki hukuki dayanaktan yoksun talebinin yerine getirilmesi mer’i mevzuata göre mümkün olmadığı gibi, söz konusu talebin gerçek kişiler olan müvekkillerime karşı ileri sürülmesi ve bu yönde bir hüküm tesis edilmesi imkânı da bulunmamaktadır.

Bu çerçevede davalı müvekkiller bakımından huzurdaki dava yanlış mahkemeye açılmıştır. Zira asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gereken ve asılsız iddialara dayalı işbu davada, davalı müvekkillere yöneltilen talep bir para alacağıdır. Üstelik davacının müvekkillerime yöneltmiş olduğu talep ticari bir dava niteliğinde olmayıp, asliye ticaret mahkemesinin görev alanında da değildir. Sayın Mahkemece resen dikkate alınması gereken bu hususu öncelikle vurgulamakta yarar görmekteyiz.

Dava dilekçesinde davalı müvekkillere karşı, müvekkillerin miras hakkına dayalı iktisap ettikleri kooperatif hissesine ilişkin açılan huzurdaki dava ile, mezkûr hissenin 8 yıl önceki satın alma bedeli üzerinden 1/3 oranında bir alacak iddiasında bulunulduğu dahi açıkça ifade edilmemekte, böylelikle haksız şekilde açılan huzurdaki davanın müvekkiller yönünden konusu yanıltıcı şekilde gösterilmektedir. İşbu dava; ne davacının ne de müvekkil davalıların ticari işletmeleriyle ilgilidir.Ayrıca davalı müvekkillere yönelik alacak iddiası 1163 Sayılı Kooperatifler Kanununa da dayanmamaktadır. O halde ortada TTK m.4 anlamında bir ticari uyuşmazlık ve ticari dava bulunmamaktadır.

DAVA ŞARTI YÖNÜNDEN İTİRAZLARIMIZ

Görev yönünden itirazımız kabul edilmeyip huzurdaki davanın ticari dava olduğu yönünde Sayın Mahkemede bir kanaat oluştuğu takdirde, HMK m. 115 anlamında dava şartı bulunmadığının resen gözetilmesini talep etmekteyiz.Şöyle ki; huzurdaki davada müvekkillerime yöneltilen iddialar; davalı müvekkillerin murisi olan---- unvanlı davalı kooperatifteki hissesini 05.03.2013 tarihinde satın alırken satış bedelini satıcının hesabına şahsen yatırmadığı,

söz konusu bedelin karşılığı olduğu ileri sürülen 330.000 Amerikan Dolarının davacı tarafından ---- Bankasındaki (dava dilekçesinden kime ait olduğu ve hangi yetkiye dayanılarak davacı tarafından işlem yapıldığı anlaşılamayan, dava dilekçesi ekinde herhangi bir dekont yahut başkaca belge de sunulmayan) bir hesaptan çekilerek satıcının ---- Bankasındaki hesabına yatırıldığı, bu işlem sebebiyle davacının satış bedelinin 1/3 oranına tekabül eden 110.000 Amerikan Doları tutarında bir alacağı olduğu iddiasından ibarettir.

Davacı taraf yine dava dilekçesinde sunmadığı, nev’i ve muhteviyatı anlaşılamayan birtakım gider, ödeme, fatura ve sözleşmelerden kaynaklı masrafları da iddiasına dahil ederek, belirsiz olduğunu iddia ettiği bir alacak talebi için dava açtığını ifade etmektedir.

Davacı bir taraftan davalı müvekkillere yönelttiği 1/3 oranındaki alacak talebini serdederken, diğer taraftan davalı kooperatife karşı davalı müvekkillerin ortaklığının iptal edilerek tüm hisse üzerinde kendisinin hissedar olarak kaydedilmesini talep etmiştir. Davacının iddia ve taleplerinin kendi içinde çelişkili olmasının yanında, davacı davalılara yönelttiği iddia ve taleplerini de kooperatif üyeliğini tespitten ibaretmiş gibi göstermektedir.

Oysa ki davacı diğer davalı kooperatife karşı hisse kayıtlarındaki değişiklik talebi kabul olunmadığı takdirde, “fazlayı talep ve dava etmek hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik 190.000,00 TL’nin (bahse konu taşınmazın kıymet takdiri yapılıp güncel değeri belirlenerek bu değerin 1/3’ine göre talebin ıslah edileceğini belirterek) dava tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte davalı müvekkillerden müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesini, bu şekilde ortaya çıkan zararının karşılanmasını, buna ilişkin talebinin “belirsiz alacak davası olarak nitelendirilmesini” Sayın Mahkemeden talep etmektedir.

O halde davalı müvekkillerden bir para alacağı talep eden davacının, işbu davayı ticaret mahkemesinde açmak suretiyle ticari bir dava olduğunu iddia ettiği de dikkate alınarak, öncelikle TTK m. 5/A kapsamında zorunlu dava şartı olarak arabuluculuğa başvurup başvurmadığının HMK m. 115 kapsamında resen araştırılması gerekmektedir.

EKSİK HARÇ YÖNÜNDEN İTİRAZLARIMIZ

Bilindiği üzere dava açılırken harcın eksik alınmış olması halinde, mahkemece davaya devam olunabilmesi için harcın Harçlar Kanununun 30 ve 33. maddeleri uyarınca tamamlanması yoluna gidilmesi ve davacıya eksik harcı yatırması için süre verilmesi gerekmektedir. Şayet verilen süreye rağmen eksik harç ikmal edilmez ise dosya işlemden kaldırılmakta ve HMK`nın 150. maddesi uyarınca süresinde harç tamamlanarak dava yenilenmez ise davanın açılmamış sayılmasına karar verilmektedir. Öncelikle davalı müvekkillere bir alacak talebi yöneltildiği halde, dava yalnızca kooperatif üyeliğinin tespitine ilişkinmiş gibi gösterilerek 59,30 TL tutarında harç ödenmiştir.

İkinci olarak, hiçbir suretle davacının müvekkillerime yönelik alacak iddialarının kabulü anlamına gelmemekle birlikte, dava dilekçesinde harca esas değer olarak 190.000,00 TL tutarında fiktif bir tutar belirtilmiş olup, davacının işbu davada başlangıçta düşük harç ödemeyi hedefleyerek haksız davasını yürütme çabası içerisinde olduğu açıkça görülmektedir. Her halükârda bu fiktif tutara dayanılarak dahi gerekli harç ödenmemiştir.

Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında hüküm altına alındığı üzere (Örn., bkz.----. sayılı kararı), alacağın miktarının tespit edilebilir olduğu hallerde davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır. Somut olayda davacı; kooperatif hissesinin bedeli olarak 330.000 ABD doları ödendiğine, bu hisse üzerinde 1/3 oranında hak sahibi olunduğuna ve bu hisseye ilişkin birtakım ödemeler yapıldığına dair beyanda bulunmuştur.

O halde davacının iddia ettiği alacak tutarı belirlenebilir durumdadır. Dolayısıyla, dava dilekçesinde harca esas olarak gösterilen tutar her halükârda davacının iddia ettiği alacak tutarının altındadır.

Bu çerçevede davacının iddiaları kapsamında harca esas teşkil edecek ilk tutar, davacının ödediğini iddia ettiği 330.000,00 ABD Doları olup davacının 1/3 oranındaki talebi dikkate alınarak en azından 110.000,00 ABD Dolarının dava tarihindeki Türk Lirası karşılığıdır. Diğer kısım ise davacının kendisinin bizzat yaptığını iddia ettiği harcamalara ilişkin fatura/sözleşme bedellerinin toplamıdır.

Bu itibarla alacak iddiası bellidir ve dava dilekçesi kapsamında belirlenebilir niteliktedir.

Tüm bu hususlara karşın sadece 59,30 TL harç yatırılmış olması ve eksik harçla davaya devam edilmesi, mezkûr mevzuat ve içtihat hükümlerine aykırıdır.Üçüncü olarak davacı, bir taraftan hissenin devralındığı üçüncü kişiye Amerikan Doları nev’inde bir ödeme yaptığı iddiasına dayanarak alacak talebinde bulunmakta, bir taraftan da bu döviz tutarını sözleşme tarihindeki kurdan Türk Lirasına çevirerek, işbu dava nedeniyle ödenmesi gereken harç ve yargılama masraflarını düşük tutmaya çalışmaktadır.

Söz konusu dürüstlüğe aykırı yaklaşımın ilgili kanunlar kapsamında korunmayacağı ve iddia edilen alacak döviz olduğuna göre, harca ilişkin hesaplamanın da bu döviz tutarının dava tarihindeki Türk Lirası karşılığına göre yapılması gerektiği açıktır.

Yukarıda detaylı olarak açıklandığı üzere huzurdaki dava, müvekkillerin yasal mirasçı olarak iktisap ettikleri kooperatif hissesinde tasarruf etmeleri engellenmek amacıyla ve yalnızca ---- Kaymakamlığının bu hissenin karşılık geldiği parseldeki fuzuli işgali sonlandırma kararını infaz etmesini önlemek için alelacele açılmış suni bir davadır.

Davacının iddia ettiği alacak tutarına orantılı bir harç ödemekten kaçınma çabası da bu hususun somut bir göstergesidir.Bu sebeple dava değeri düşük gösterildiğinden ve talep edilen alacak tutarı belirlenebilir olduğundan, eksik harcın ikmali için davacı tarafa kesin süre verilmesini, harcın verilen kesin sürede ikmal edilmemesi durumunda ise dava şartının gerçekleştirilmemiş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesini saygılarımızla arz ve talep ediyoruz.

Ayrıca 5235 sayılı yasanın 5. maddesi gereği dava değerinin 500.000 TL’den fazla olması nedeniyle huzurdaki yargılamanın heyet olarak görülmesi zaruridir.

BELİRSİZ ALACAK DAVASI AÇILMASINA YÖNELİK İTİRAZLARIMIZ

Yukarıda belirtildiği üzere davanın müvekkiller yönünden bir alacak davası olduğu açıkça belirtilmediği gibi, davacının iddia ettiği alacak tutarı belirlenebilir olduğu halde talebin belirsiz bir alacak olduğu da ileri sürülmektedir. Yukarıdaki açıklamalarımız ışığında, sırf bu nedenle dahi davanın reddedilmesi gerekmektedir.

ZAMANAŞIMINA YÖNELİK İTİRAZLARIMIZ

Huzurdaki davada müvekkillerimin miras yoluyla iktisap ettiği ve müvekkillerim adına kayıtlı olan kooperatif hissesinin davacı adına tescil edilmesi, aksi durumda 1/3 oranında bir alacağa hükmedilmesi talep edilmektedir. Dolayısıyla dava konusu bir taşınmaz değil, kooperatif hissesi ve alacak talebidir.

Nitekim dava konusunun tapuya kayıtlı bir taşınmaz olmadığı ve kooperatif hissesinden ibaret olduğu, davacı tarafından da vurgulanmıştır.Dava dilekçesinde davacı, merhum ---- dava konusu kooperatif hissesini 05.03.2013 yılında devraldığını, söz konusu devir ve devamında ---- adına yapılan tescil işlemlerinin de bu tarihlerde gerçekleştiğini ve bu işlemlerden belirtilen tarihlerde haberdar olduğunu ikrar etmektedir.

Dolayısıyla işbu dava, söz konusu devir ve tescil işlemlerinin gerçekleşmesinden ve davacı tarafından öğrenilmesinden itibaren yaklaşık 8 yıl sonra açılmıştır.

Dava dilekçesinde yer alan iddia ve vakıaları ispat yükü davacıya ait olmakla ve hiçbiri müvekkillerimce kabul edilmemekle birlikte, söz konusu taleplere ilişkin zamanaşımı süresi de dolmuştur. Bu sebeple işbu davanın reddini saygılarımızla arz ve talep ediyoruz.

BASİT YARGILAMA USULÜ KAPSAMINDAKİ İTİRAZLARIMIZ

Tensip tutanağında da belirtildiği üzere huzurdaki dava, HMK’nın 316-322. maddeleri kapsamında basit yargılama usulüne göre görülmesi gereken davalardandır. Dolayısıyla bu yargılama usulünde cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi imkânı bulunmamaktadır.Yine mezkûr mevzuat hükümlerine göre davacı bakımından iddianın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağı dava açılmasıyla başlamaktadır.

Bu çerçevede davacı dava dilekçesinde tüm delillerini açıkça ve hangi vakıanın delili olduğunu da belirterek bildirmek; elinde bulunan delillerini dava dilekçesine eklemek ve başka yerlerden getirilecek belge ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayan bilgilere dava dilekçesinde yer vermek zorundadır.Huzurdaki davada davacı, dava dilekçesi ekinde hiçbir belge sunmamış, celbi mümkün olabilecek herhangi bir belge hakkında da bunların bulunabilmesi için gereken bilgilere dava dilekçesinde yer vermemiştir.

Dolayısıyla davacının işbu tarih itibarıyla herhangi bir delil sunması mümkün değildir.01.02.2021 tarihli Tensip Tutanağının 11. Maddesinde HMK’nın 139. maddesine atıfla “davetiyenin tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içinde tarafların dilekçelerinde gösterdikleri, ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilebilmesi amacıyla gereken açıklamayı yapmaları, bu hususların verilen süre içinde yerine getirilmemesi halinde o delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacaklarına karar verileceğinin ihtarına,

(ihtaratın tensip zaptının tebliği ile yapılmış sayılmasına)” hükmüne yer verilmiştir. Ancak yazılı yargılama usulüne ilişkin olan 139. maddeye dayanılarak verilen bu ek süre, huzurdaki davanın tabi olduğu basit yargılama usulünü düzenleyen 318. ve 319. maddelerine aykırıdır.

Nitekim HMK m.318 basit yargılama usulü bakımından delillerin ikamesi için özel hüküm öngörmekte, “tarafların [dava ve cevap] dilekçeleri ile birlikte, tüm delillerini açıkça ve hangi vakıanın delili olduğunu da belirterek bildirmek; ellerinde bulunan delillerini dilekçelerine eklemek ve başka yerlerden getirilecek belge ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayan bilgilere dilekçelerinde yer vermek zorunda” olduklarını açıkça belirtmektedir.

Dolayısıyla basit yargılamada davacının dava dilekçesini mahkemeye ibraz ettikten sonraki bir aşamada dosyaya delil sunması yahut dilekçesinde celp için gerekli bilgileri ve celp talebini sunmadığı delillerin sonradan celbini talep etmesi mümkün değildir. Bu sebepledir ki HMK m.319, davacı bakımından iddianın genişletilmesi yasağının davanın açılmasıyla, diğer bir ifadeyle dava dilekçesinin mahkemeye ibrazı ile başladığı hükmünü amirdir.

Basit yargılama usulünde delillerin ikamesi ve iddianın genişletilmesi yasağına ilişkin özel hüküm öngören mezkûr kanun maddelerinin varlığına rağmen, yazılı yargılama usulüne ilişkin hükümlere atıfla davacıya delil sunması için ek süre verilmesi, açıkça HMK’ya aykırılık teşkil etmektedir.Dahası davacı tarafından dava dilekçesinin ekinde yer almayıp sonradan sunulan belgelerin dosyaya kabulü, davalı müvekkillerin Anayasa’nın 36. maddesi ile savunma hakkını da ihlal edecektir.

Nitekim davalı müvekkiller bakımından savunmanın genişletilmesi yasağı HMK m.319 uyarınca işbu cevap dilekçesinin Sayın Mahkemeye ibrazı ile başlayacağından, müvekkillere cevap dilekçesi sunulmadan önce, dava dilekçesi ve tensip zaptı ile birlikte tebliğ edilmemiş olan ve dolayısıyla davalıya savunma için yeterli süre tanınmamış olan belgelere dayanılarak hüküm tesis edilmesi, davalı müvekkillerin Anayasa ve HMK’da öngörülen haklarının açıkça ihlali anlamına gelecektir.

Bu çerçevede dava dilekçesinin Sayın Mahkemeye arz edildiği 19.01.2021 tarihinden sonra gerçekleşen ve dolayısıyla basit yargılama usulüne aykırılık teşkil edecek olan davacı işlemlerinin hiçbirine, dosyaya 22.02.2021 tarihinde sunulduğu anlaşılan belgeler dahil olmak üzere, muvafakatimiz bulunmamaktadır.

Davacının iddiasını genişletmesi anlamına gelecek olan herhangi bir delil arzı durumunda bu delillerin reddini talep ediyoruz.Her halükârda davacı tarafından işbu davada 19.01.2021 tarihinden sonra sunulan ve sunulması muhtemel her türlü ilave beyan veya delilin Sayın Mahkemenizce dosyaya kabulü durumda, işbu ilave husus ve delillere yönelik savunma hakkımızı saklı tuttuğumuzu da dikkatinize arz ederiz.Ayrıca basit yargılama usulünde dilekçe teatisinin cevap dilekçesi ile tamamlanacağı dikkate alınarak,

halihazırda oldukça geç bir tarih olarak (14.06.2021) belirlenen ön inceleme duruşması tarihinin öne alınmasını saygılarımızla arz ve talep ederiz.Son olarak, her ne kadar Tensip Tutanağında TTK 4/2. maddesi gereği dava değerinin 500.000,00 TL'den az olması nedeniyle işbu davanın basit yargılama usulüne tabi olacağı belirtilmiş ise de, Sayın Mahkemenin görev itirazımızı kabul etmeyerek bu davayı ticari bir dava olarak değerlendirmesi durumunda yargılama usulünü belirleyen hüküm Kooperatifler Kanununun 99. maddesi olacaktır.

Dolayısıyla işbu davanın ticari bir dava olarak kabulü halinde, dava değerine bağlı olmaksızın, basit yargılama usulüne göre yürütülmesi gerekecektir. Bu hususu da Sayın Mahkemenin dikkatine arz ederiz.

ESASA İLİŞKİN BEYANLARIMIZ

Yukarıda izah edildiği üzere huzurdaki dava, hukuken geçerli hiçbir dayanağı olmayan, yalnızca müvekkillerimin 3091 sayılı Kanun kapsamında yürüttükleri hukuki süreci durdurabilmek amacıyla son çare olarak başvurulmuş, bu itibarla da esasında dava hakkının kötüye kullanılmasından ibaret olan haksız bir çabanın ürünüdür.Öyle ki dava dilekçesinde yalnızca farazi ve kurmaca birtakım vakıalar ileri sürülmekte, dilekçedeki iddialar kendi içine dahi çelişki arz etmekte, söz konusu gerçek dışı ve çelişkili iddialara dayanak olarak yalnızca genel-geçer ifadelerle bazı belgelerin bahsi geçmektedir.

Ancak dava dilekçesi ekinde hiçbir belge veya başkaca delil yoktur. Dava dilekçesinden ne nev’i ne de muhteviyatı anlaşılabilen söz konusu delillerin hiçbiri davacı tarafından dava dilekçesinde Sayın Mahkemeye sunulmamış, bunların herhangi biri için gerekli bilgiler sağlanarak celbi dahi talep edilmemiştir.

Öncelikle davacı, kardeşler arası ortak bir karar ile dava konusu kooperatif hissesinin davacı, (müvekkillerimin murisi ve davacının ağabeyi olan) ---- ve diğer ağabeyi ---- tarafından birlikte satın alındığını iddia etmektedir. Davacı bu iddiadan hareketle vefatına kadar ---- adına kayıtlı olan kooperatif hissesinin, vefatı müteakip davalılar tarafından “kötü niyetli şekilde” ve “davacı ile ----bu hissenin diğer malikleri olduğunu kabul etmeksizin” kendi adlarına kaydettirdiklerini ileri sürmektedir.

---- tarafından 2013 yılında devralınarak ---- adına tescil edilmiş olan kooperatif hissesi ve ortaklığı, ---- hayatta olduğu sürece herhangi bir ihtilafa konu olmadığına göre, müteveffa ---- ölümünü müteakip bu hissenin yasal mirasçılarına resen intikali de yasal bir zorunluluktur. Müvekkillerimin davalı Kooperatiften talep ettiği ve davalı Kooperatifin de gerçekleştirdiği işlem bundan başka bir şey değildir.

Dolayısıyla davacının iddialarının ilgili mevzuata ve hayatın olağan akışına aykırı olduğu izahtan varestedir.Her halükârda davacı, söz konusu kooperatif hissesinin adı geçen kardeşler tarafından birlikte satın alınmış olduğuna yönelik hiçbir delil de sunmamıştır.

Aksine, müvekkilim ... ile 2002 yılından itibaren vefat ettiği tarihe kadar evli olan müteveffa ---, söz konusu kooperatif hissesini 2013 yılında, dolayısıyla evlilik birliği içerisinde, tek başına malik olma iradesiyle ve tek başına satın almıştır. Bu sebepledir ki davacının dava dilekçesinde bizzat kendisinin belirtmiş olduğu üzere, kooperatif hisse devir sözleşmesi satıcı ---- arasında imzalanmıştır.

İşbu sözleşmede ----, “kooperatifteki 46 no.lu parseldeki hak ve hissenin tamamını aktif ve pasifi ile birlikte 570.000 TL bedeli mukabilinde devir aldım”, “devir bedelini nakten ve tamamen ödedim” ve “tasarruf hakkının tamamen tarafıma ait olduğunu, bu üyelik hakkını kendi adıma kayıt ve tescilini yaptıracağımı kabul beyan ve ikrar ederim” ifadeleriyle ilgili hisseyi tek başına malik olacak şekilde ve bu amaçla satın aldığını açıkça belirtmiştir.

Dolayısıyla hissenin tek alıcısı--- olmuştur. ---- Noterliğinde 05/03/2013 tarih ve ---- yevmiye sayı ile onaylanmış olan Kooperatif Hisse Devir Sözleşmesinin noterlikten celbini talep ediyoruz. Yine aynı sebeple ----, dilekçemiz ekinde sunulan belgelerde görüldüğü üzere,----Kooperatifi kayıtlarına ilgili kooperatif hissesinin tek başına maliki olarak kaydedilmiştir.

Buna karşın, merhumun kardeşi olan davacı ..., bu hisseye yönelik yaptığını ileri sürdüğü bazı farazi ödemeler ile kooperatif hissesi üzerinde müştereken malik olduğunu veya alternatif olarak alacak hakkı bulunduğunu iddia etmeye çalışmaktadır.

Her şeyden önce dava dilekçesinde gerçekten ilgili hissenin satıcısının hesabına bu şahıs tarafından hisse bedeli olarak bir ödeme yapıldığını yahut hisseye karşılık gelen parselde yer alan iki adet konut için davacı tarafından herhangi bir ödeme yahut harcama yapıldığını gösteren hiçbir belge sunulmamıştır.

Davacının sözde alacak hakkının doğduğunu belirtiği 05.03.2013 tarihinde, hissenin satıcısına yapılan ödemelerde ve ilgili parseldeki yapım ve eşya alımı işlemlerinde kendisinin aracılık ettiğini ima etmek dışında (bu makbuzlarda belirli yerlerde davacının adının geçiyor olması, ilgili ödemenin muris ---- tarafından bizzat kendi adı ve hesabına gerçekleştirilmiş olduğu gerçeğinin aksini ispat etmemektedir) dava dilekçesinde başka bir iddia ve delile rastlanılmamıştır.

Bundan kaynaklı 1/3 oranındaki alacak iddiasının dayanağı da anlaşılamamaktadır.

Kaldı ki davacı tarafından hiçbir suretle ispat edilememiş olan bu tür ödemeler yapılmış olsaydı dahi, hisse devir sözleşmesine yalnızca ---- alıcı olarak taraf olduğu ve hissenin kendisi adına tescil edildiği dikkate alındığında, bahse konu ödemelerin, ancak merhum ---- adına ve hesabına ve merhumun talimatıyla, uyuşmazlık konusu kooperatif hissesinin merhumun kendisi adına satın alınması ve bu hisse için kendisi adına harcamalarda bulunulası amacıyla yapılmış olabileceği açıktır.

Aksi yönde herhangi bir belge yahut başkaca delil yoktur. Zira ilgili kooperatif hissesi, merhum ---- adına satıcıya yapılan bir ödeme neticesinde merhum ----- adına tescil edilmiştir. Bu husus Kooperatif Hisse Devir Sözleşmesinde ---- tarafından açıkça ifade edilmiştir.

Ayrıca ilgili kooperatif hissesinin 2013 yılında ---- adına tescil edildiği davacı tarafından aynı tarihte bilinmesine karşın, tescile karşı yahut alacak iddialarına yönelik bugüne kadar hiçbir itirazda veya talepte bulunulmamış, herhangi bir yasal yola başvurulmamıştır.

Öyle ki müteveffa ---- vefatını müteakip, henüz ilgili kooperatif hissesi mirasçılar adına tescil edilmeden önceki tarihler de dahil olmak üzere, bu hisseye ilişkin her türlü aidat borcu, imar katkısı, elektrik borcu gibi borç bildirimleri Kooperatif yönetimi tarafından yalnızca müvekkilim ...’a yapılmış ve bu borçlar hissenin tek maliki olan merhum----mirasçılarından talep edilmiştir (Ek-7: Kooperatifin vefat sonrası borç bildirimleri).

---’ın ilgili kooperatifte davacı ve/veya ----- ile ortak hisse almak gibi bir iradesinin yahut ilgili şahıslar arasında böyle bir kararlaştırmanın mevcut olmadığı, davalı Kooperatifte adı geçen şahısların her birinin ayrı ayrı, farklı tarihlerde edindikleri ve kendi adlarına tescil ettirdikleri hisseleri olduğu dikkate alındığında da apaçık ortaya çıkmaktadır.

Nitekim aynı Kooperatifte merhum ---- adına tescil edilmiş, dava konusu hisse dahil iki adet kooperatif hissesi (20 ve 46 no.lu parseller) bulunmaktayken, davacı ...’ın kendisi adına tescilli bir adet kooperatif hissesi (19 no.lu parsel) ve dava konusu hisseye ortak olduğu ileri sürülen diğer kardeşleri ----kendisi adına tescilli iki ayrı kooperatif hissesi (36 ve 44 no.lu parseller) bulunmaktadır.

Aynı şekilde adı geçen şahısların kız kardeşleri ----- aynı Kooperatifte kendisi adına kayıtlı bir adet kooperatif hissesi (69 no.lu parsel) bulunmaktadır. Benzer şekilde davacının kuzeninin ve kayın hısımlarının da (davacının eşinin amcasının ve kuzeninin) bu Kooperatifte hisseler edindikleri bilinmektedir.

Dolayısıyla aile bireylerinin gerçek iradesinin, her bir aile ferdi tarafından münferiden bu Kooperatiften hisse satın alınması ve bu hisselerin her şahsın kendisi adına ayrı ayrı tescil edilmesi olduğu görülmektedir. Adı geçen şahısların söz konusu kooperatifteki hisselerini gösteren Kooperatif kayıtlarının celbini talep ederiz.

Benzer şekilde, dava konusu hisse üzerinde 1/3 oranında hak sahibi olduğu iddia edilen davacının ve ---- ilgili Kooperatif dışında da kendileri ve eşleri adlarına edindikleri şahsi mal varlıkları bulunmaktadır.

Dolayısıyla vefatına kadar yaklaşık 30 yıl boyunca ----kurucu ortağı ve baş müdürü olarak çalışmış olan merhum ----- ve bahsi geçen iki kardeşinin ayrı ayrı kendi gelirlerinden şahsi mal varlıkları edindikleri, dava konusu Kooperatif hissesinin de bu kapsamda ve bütünüyle merhum ----- şahsi mal varlığına dahil olduğu açıktır.

Bu hususu tespit için davacı ..., dava dışı olup mezkûr hissede hak sahibi olduğu ileri sürülen ---- (TCKN: -----) ve bu kişilerin eşleri adına kayıtlı tüm gayrimenkullerin ve diğer mal varlıklarının kayıtlarının celbini talep ederiz. Bu malvarlıkları ile ilgili kayıtlar incelendiğinde görülecektir ki, davacı ve diğer kardeşlerinin her birinin zaten kişisel malvarlıkları mevcuttur.

Öyle ki, yukarıda bahsi geçen şirkette %17,5 hissesine sahip olan muhasebe ve finans işlerinden sorumlu davacı ..., şirket dışında hiçbir geliri de bulunmadığı halde, aynı şirkette her biri ayrı ayrı %32,5 hisseye sahip olan ve aynı zamanda şirketin müdürleri olan kardeşleri -----şahsi mal varlıklarından çok daha fazla mal varlığı edinmiştir.

Davacı hiçbir suretle iddialarını ispat edememiş olmakla birlikte, söz konusu iddialar aynı zamanda kendi içinde çelişkilidir. Nitekim davacı bir taraftan dava konusu kooperatif hissesinde 1/3 oranında hakkı bulunduğunu ve hissenin 1/3’ünün de müteveffa---’a ait olduğunu ileri sürerken, bir taraftan da halihazırda -----’ın mirasçıları adına tescil edilmiş olan hissenin bütünüyle davacı adına tescilini talep etmektedir.

Huzurdaki dava açılmadan önce de Kooperatif yöneticilerini yönlendirmek suretiyle dava konusu hissenin sahiplenilmesine yönelik bir teşebbüsleri olmuştur. Dilekçemizde bu hususu da ayrıca açıklamaktayız. Benzer şekilde talep edilen alacak tutarına ilişkin beyanlar da çelişkilidir.

Zira hisse devrinin gerçekleştiği tarih olarak belirtilen 05.03.2013 tarihindeki ----- döviz kurlarına bakıldığında, belirtilen tarihte 330.000 ABD dolarının Türk Lirası karşılığı (1 dolar =1,7936TL) 591.888 Türk Lirası’dır. Oysaki dava dilekçesinde bu döviz tutarının davacı tarafından 570.000 Türk Lirası tutarındaki satış bedelinin karşılığı olarak ödendiği ileri sürülmektedir.

Dava dilekçesinde davacı ve müteveffa ----- ikamet etmesini düşünerek dava konusu kooperatif hissesini satın aldıkları, ---- Mayıs 2020’den bu yana ilgili parselde oturmakta olduğu, ancak davalıların yaşlı anneleri ----evden atmaya çalıştıkları” iddiası da bütünüyle gerçek dışıdır ve adı geçen şahısların Kaymakamlık tahkikatı sırasında sundukları beyanlarla ve tanıklarının ifadeleriyle çelişmektedir.

Öncelikle Kaymakamlığın yürüttüğü tahkikat sırasında Kooperatif yönetiminin verdiği ifadeye göre, ---- ve ----, 46 numaralı parseldeki iki konutu Temmuz 2020 sonunda kullanmaya başlamışlardır (Ek– 8: Kooperatif yöneticisi ----ifadesi). Belirtilen tarihte ilgili kooperatif hissesinin sahibi olan merhum -----, hastanede ağır bir kanser tedavisi görmekte ve yaşam mücadelesi vermekteydi.

Kooperatif yetkilisinin ifadesinden anlaşıldığı üzere, Kooperatif hissesinin davalı müvekkillerin murisi ---- tarafından şahsen satın alınıp Kooperatif kayıtlarına tescil edilmesinden 7,5 yıl sonra, müteveffa ---- hastaneye yatırıldığı dönemde dava dışı ----’ın (ve --- ’ın) işgali gerçekleşmiştir. Her halükârda mezkûr hissenin ---- tarafından devralındığı 2013 tarihinde ----- 20 yıldan fazla süredir ikamet ettiği ve mülkiyeti kendisine ait olan evde oturmaktaydı.

Dolayısıyla kooperatif hissesinin 2013 yılında dava dışı işgalci ----’ın oturması için alındığı iddiası asılsızdır, mantık dışıdır.

Ayrıca Kaymakamlık yetkilileri tarafından 06.11.2020, 23.11.2020 ve 20.01.2021 tarihlerinde dava konusu parsele yapılan ziyaretlerin hiçbirinde ----’ın ilgili parselde bulunduğu görülmemiştir. Aksine -----’ın aylardır bahse konu 46 numaralı parsele uğramadığı anlaşılmıştır. Nitekim 06.11.2020 tarihinde ----, Kaymakamlık yetkililerine annesinin ---’de oturmakta olduğunu, dava konusu parseli ise depo olarak kullandığını ifade etmiştir. Kaymakamlığın soruşturma dosyası incelendiği takdirde bu hususlar net olarak görülecektir. ----- Kaymakamlığının ---- sayılı dosyasının ve fuzuli işgale ilişkin 11.11.2020 tarih ve ----- sayılı kararının celbini talep ediyoruz.

Belirtilen hususa ek olarak, yukarıda belirtildiği üzere ---, halihazırda merhum ----’ın kardeşleri --- ve ---- ile birlikte ---- unvanlı şirketin de ortağıdır. Kira ve ortaklık gelirlerine ilaveten, ---- adı geçen şirketin kurucusu olan merhum eşi ----- 2008 yılında vefatı sonrasında aylık da almaya başlamıştır.

Müvekkillerimin adı geçen şahısla olan aile ilişkisi dolayısıyla ---- lüks içinde yaşayan, çeşitli gayrimenkulleri ve başkaca mal varlıkları olan, oldukça varlıklı bir şahıs olduğu da bilinmektedir. Öyle ki----, pandemi sebebiyle seyahat kısıtlamalarının yürürlüğe konulduğu tarihe kadar, herhangi bir aile bireyinin refakati yahut desteği olmaksızın ---- ülkeleri başta olmak üzere çeşitli noktalara yurtiçi ve yurtdışı seyahatler yapmış olan bir şahıstır.

Böylesine varlıklı ve kendisine ait başkaca pek çok taşınmazı ve geliri bulunan bir şahsın, ikamet dahi etmediği ve eski eşyaları için depo olarak kullandığı bir konutta oturmak zorunda olan muhtaç ve yaşlı bir kadın olduğu ve bu konuttan atılmaya çalışıldığı iddialarının gerçek olamayacağı izahtan varestedir.

Bu hususu--- ----) isimli şahıs adına kayıtlı tüm gayrimenkullerin ve diğer mal varlıklarını gösteren kayıtların celbini talep ediyoruz.Netice olarak dava dilekçesinde iddia edildiği üzere dava konusu kooperatif hissesinin müteveffa ---- tarafından davacı ve dava dışı ----- ile birlikte satın alınıp alınmadığı, davacı tarafından ileri sürülen ödeme ve harcamaların gerçekten yapılıp yapılmadığı, yapıldı ise bunların hangi amaçla, hangi yetkiyle ve hangi kaynaktan yapıldığı davacı tarafından ortaya konulmadan, söz konusu iddialara hukuki sonuç bağlanamayacağı ve tarafımızca da savunma yapılamayacağı aşikardır.

Nitekim davacının soyut ve çelişkili ifadelerden ibaret olan, hiçbir belgeye dayanmayan iddialarının aydınlatılabilmesi için somut delil sunulması şart iken, Sayın Mahkemece öncelikle davacıdan delil talep edilmeksizin dava dilekçesinin mevcut haliyle kabul edilerek davalılara tebliğ edilmesi ve duruşma günü tayin edilmesi, HMK m. 318-319 ile birlikte HMK’nın 31. maddesi kapsamındaki davayı aydınlatma ödevine de aykırıdır.

DOSYAYA HMK’YA AYKIRI OLARAK SONRADAN SUNULAN BELGELERE İLİŞKİN BEYANLARIMIZ

Yukarıda detaylı olarak açıklandığı üzere, davacının dava dilekçesinde hiçbir somut delil yahut celp talebi bulunmamaktadır. Buna karşın, HMK m. 318-319’a aykırı olarak davacının dava dilekçesinde yer vermediği birtakım belgeleri Sayın Mahkemeye sunduğu, bu belgelerin dava dilekçesi tensip tutanağı ile birlikte davalılara tebliğ edildikten sonraki bir tarihte (22/2/2021 olduğu anlaşılmaktadır) sunulduğu ve dolayısıyla davalılara tebliğ edilmediği, davalılara vekaleten dosyayı incelediğimiz sırada tesadüfen fark edilmiştir. İşbu belgelerin hukuka aykırı olarak dosyaya arz edilmiş olması sebebiyle reddedilmesi gerektiği izahtan varestedir.

Öte yandan, hiçbir suretle davalı müvekkiller tarafından herhangi bir vakıanın ikrarı anlamına gelmemekle birlikte, davalılara usulüne uygun olarak ve yasal süresi içerisinde tebliğ edilmeyen ve böylelikle savunma yapmaları için davalılara yeterli süre tanınmayan bu belgelerin her halükârda davacının iddialarını ispata elverişli olmadığı ilk bakışta dahi görülmektedir. Şöyle ki;

Davacının sunduğu---- bankasına ilişkin dekontların, hisse bedelinin davacı tarafından bu bankanın ---- şubesine yatırılıp ---- şubesinden çekildiğini gösterdiği ileri sürülmektedir. Yapılan işlemlerinin amacının, kime ait hesaplarla hangi yetkiye dayanarak yapıldığının ve ilgili meblağın davacıya kim tarafından verildiğinin veya kime ait hesaptan çekildiğinin hiçbir şekilde anlaşılamadığı bu belgelerin, davacının iddialarını ispat edemeyeceği ortadadır.

Nitekim bu belgelerde, davacının kendisine kim tarafından ne amaçla verildiği dahi belli olmayan 300.000 ABD Doları tutarındaki bir meblağı ----’deki bir banka hesabına yatırıp birkaç saat sonra ----’nden 330.000 ABD Doları çektiği dışında hiçbir bilgi bulunmamaktadır.

Bu nedenle---- Bankası'na müzekkere yazılarak davacı ..., dava dışı----, davalı müvekkiller murisi---- ile baş müdürü olduğu dava dışı -----Şirketi’nin 2012 ve 2013 yıllarına ait hesap hareketlerinin celbini talep ederiz.

Ayrıca davalı müvekkiller murisi ---- baş müdürü olduğu dava dışı ---- Şirketine davacı ...’ın ortak olduğu 2008 yılından dava konusu kooperatif hissesinin satın alındığı 2013 yılına kadar bu yıllar da dâhil olmak üzere dava dışı ---- Şirketine ait tüm ticari defter ve kayıtlarının celbini talep etmekteyiz.

Kooperatif Hisse Devir Sözleşmesinde hisse bedelinin 570.000 TL olarak belirtildiği ve yukarıda açıklandığı üzere davacının hisse bedeli olarak ödediğini ileri sürdüğü tutarın hem döviz olduğu hem de bu döviz tutarının TL karşılığının sözleşmedeki bedel ile örtüşmediği, ayrıca ---- yazılı ve noter onaylı olan bu sözleşmede “devir bedelini nakten ve tamamen ödedim” beyanında bulunduğu dikkate alındığında, davacının sunduğu bu belgelerin iddialarını hiçbir suretle ispatlayamadığı ortadadır.

Dolayısıyla yapılan ödemenin bu devir işlemiyle ilgili olduğunun iddia edilmesi karşısında, davacının bu ödemedeki rolünün ne olduğunu ortaya koymadığı, ---- adı ve hesabına ödemeye aracılık mı ettiği ya da -----’a borcunu mu ödediği, söz konusu paranın kaynağının ne olduğu ve niçin bu ödemeden 1/3 alacak hakkının doğduğu hususlarında dayandığı vakıaları ve delillerini ortaya koymadığı ve dolayısıyla da davacının bu belgelere dayanarak herhangi bir mülkiyet yahut alacak hakkı doğmayacağı ortadadır.

Davacı tarafından sunulan ---- Bankası dekontunda “----- imar barışı ödemesi” ibaresi geçmekle birlikte, bu ödemenin dava konusu 46 numaralı hisseye ait olup olmadığı anlaşılamamaktadır. Nitekim davalı----- ait iki adet (20 ve 46 no.lu parseller olmak üzere) hisse bulunmaktadır. Dolayısıyla bu ödemenin dava konusu 46 no.lu hisse ile ilgisi ispatlanamadığından reddi gerekmektedir. Her halükârda bu ödemenin bir alacak-borç ilişkisi yarattığına ilişkin de herhangi bir belge veya başkaca delil sunulmamıştır.

Kooperatif Hisse Devir Sözleşmesi, yukarıda açıklandığı üzere, hissenin müteveffa ---- dava konusu hissenin tamamını, devir bedelini kendisi nakten ve tamamen ödemek suretiyle yalnızca kendisinin devraldığını ve bu hissedeki tasarruf hakkının tamamen kendisine ait olduğunu, bu sebeple hisseyi de kendi adına tescil ettireceğini belirten beyanlarını içermektedir. Dolayısıyla bu belge davacının iddiasını desteklememekte, aksine iddialarının gerçek dışı olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Nitekim devir ve tescil işlemini tüm detaylarıyla işlemlerin gerçekleştirildiği tarihte bildiğini iddia eden davacının, söz konusu devir ve tescil işlemlerine yaklaşık 8 yıldır hiçbir itirazda bulunmamış olması da bu hususa delalet etmektedir.

Davacının sunduğu ----Noterliğinin 21/09/2017 tarih ve ---- yevmiye sayılı vekaletnamesinde, ---- sahibi bulunduğu veya bulunacağı taşınmazlarla ilgili elektrik doğalgaz, su, internet gibi abonelikleri ---- adına yapmak üzere davacıyı vekil tayin ettiği görülmektedir. İşbu vekaletname dahi, ancak ...’ın bütünüyle merhuma ait olan bazı taşınmazlar için ve merhum adına ve hesabına olmak üzere belirli işlemlerde yetkilendirildiğini gösterebilir.

Bu durum ise yukarıda izah ettiğimiz hususları desteklemektedir. Bir malın maliki adına işlem yapılmasının tek başına o malda işlem yapan kişi lehine mülkiyet yahut alacak hakkı doğurması söz konusu olamayacağına göre, bu belge ile de davacının iddialarının ispatlanamadığı ve hatta tam tersine davalı müvekkillerin savunmalarının desteklendiği izahtan varestedir.

Davalı Kooperatifin 10/02/2020 tarihli yazısı, dava konusu kooperatif hissesinin ve dolayısıyla 46 numaralı parselin mütevef----ait olduğunu göstermektedir. Zaten bizim beyanlarımız da bu yöndedir.

Kooperatif tarafından düzenlendiği ileri sürülen birtakım tahsilat makbuzlarına dayanılarak, davacı ... tarafından dava konusu 46 numaralı Kooperatif hissesine ilişkin aidat ve yatırım bedeli ödemeleri yapıldığı ileri sürülmektedir. Ancak davacının sunduğu işbu belgeler incelendiğinde, belgelerin birkaç tanesi hariç hemen hemen hepsinde ödemelerin 19, 20, 36, 44, 46 ve 69 numaralı parsellere ilişkin olduğu belirtildikten sonra, ödemeyi yapan kişilerin davacı ...

(19 no.lu parselin sahibi), --- (20 ve 46 no.lu parsellerin sahibi), ----- (3-6 ve 44 no.lu parsellerin sahibi) ve ---- (69 no.lu parselin sahibi) olduğu belirtilmektedir.

Dolayısıyla adı geçen şahısların ayrı ayrı kendi hisseleri için bizzat kendileri tarafından aidat ve yatırım bedelleri ödendiği görülmektedir.Ödemeyi yapan kişinin ... olarak belirtildiği Kooperatif makbuzlarının ise bazılarında belgenin hangi parsele ilişkin olduğu hiç belirtilmemişken, diğerlerinde ise davacının yaptığı ileri sürülen ödemelerin yukarıda sayılan 6 parselin tamamı için yapıldığı belirtilmektedir.

Dolayısıyla, hiçbir suretle herhangi bir vakıanın kabulü anlamına gelmemekle birlikte, davacı (kaynağının kim tarafından sağlandığı ve hangi yetkiye dayanarak yapıldığı işbu belgelerden anlaşılamayan) söz konusu ödemeleri yaptığını iddia etse dahi, bu belgelerle davacının ilgili Kooperatif hisselerinin ayrı ayrı maliki olan kardeşlerinin aidat ve yatırım bedeli ödemelerine aracılık etmiş olabileceğini iddia etmesi dışında herhangi bir hususa işaret etmemektedir (her halükarda bu makbuzlarda belirli yerlerde davacının adının geçiyor olması,

ilgili ödemenin muris ----- tarafından bizzat kendi adı ve hesabına gerçekleştirilmiş olduğu gerçeğinin aksini ispat etmemektedir). Nitekim yapılan bu ödemelerin asıl kaynağının ne olduğu ve kim tarafından bu tutarların karşılandığı da anlaşılamamaktadır. Hiçbir delil vasfı taşımayan, üzerinde yazılı isimlerin hangi tarihte eklendiği de anlaşılamayan ve sadece çek ödemesinden bahsedilen bu kayıtların davacının alacak iddiasıyla bir ilgisi de bulunmamaktadır.

Ayrıca davacı bu belgeleri 46 numaralı hisseye ilişkin hak iddialarına dayanak olarak sunarken, aynı belgelerde kendisinin ve diğer kardeşleri dava dışı---- ve ---- ait hisseler de yer almasına rağmen, her nedense bu kişilerin mamelekinin de 1/3 alacak iddiası kapsamında olup olmadığı ve merhum ---- da bu mantıkla bir hakkının bulunup bulunmadığı noktasında herhangi bir açıklama yapmamaktadır.

Davacının 1/3 alacak hakkının kapsamı nedir, bu iddialarla nereye varmak istemektedir, hukuki dayanağı nedir, dayandığı vakıalar nelerdir dilekçe ve eklerinden anlaşılamamaktadır. Zira bu tür bir hak iddiasının hukuki dayanağı yoktur.

Aksi durumda herhangi bir mal için başkası adına ve hesabına ödeme yapan her kişinin ödeme konusu mal varlığı üzerinde mülkiyet yahut alacak hakkı kazandığını varsaymak gerekecektir ki, böyle bir varsayımın herhangi bir kanuna veya hayatın olağan akışına uygun olmayacağı açıktır.Davacının sunduğu belgeler arasında bazı hizmet sözleşmeleri de yer almakla birlikte, söz konusu sözleşmelere dayanarak davacı tarafından herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığı anlaşılamamaktadır.

Her halükârda gerek davacının bizzat sunduğu vekaletname gerekse aidat/yatırım bedeli ödemesi iddialarına yönelik yukarıda arz edilen açıklamalar ışığında, davacının dava konusu hisse ile ilgili yapmış olabileceği her türlü sözleşme ve ödemenin ----- adına ve hesabına yapıldığı açık olup, bunların davacı ile ----- arasında herhangi bir alacak-borç ilişkisi yarattığına ilişkin hiçbir belge bulunmamaktadır.

Son olarak davacının ---- markalı ürünlere ilişkin sunduğu faturaların tamamında ürünlerin sevk adresi davacının kendi ikamet adresi (mezkûr Kooperatifteki 19 numaralı parsel) olarak görünmektedir. Benzer şekilde “-----” isimli firmaya ilişkin faturalarda da proje adresi ---- olarak belirtilmiştir. Yine --- ve ---- isimli şahıslara yapılan bazı ödemelerin dekontu sunulmakla birlikte, bu şahısların kim olduğu, ne sebeple kendilerine ödeme yapıldığı, ödemenin kaynağı ve bu hususların dava tarafları arasında niçin alacak-borç ilişkisi yarattığı anlaşılamamaktadır. Bu çerçevede bu belgelerin dava konusu 46 no.lu hisse ile herhangi bir ilgisi bulunmamaktadır.

Dolayısıyla HMK’ya aykırı olarak dosyaya ibraz edilmesi hasebiyle delil olarak kullanılamayacak olan söz konusu belgeler, her halükârda davacının iddialarını ispata elverişli ve de yeterli değildir.

Aksine bu belgeler dava konusu Kooperatif hissesinin müteveffa ---- tarafından tek başına malik olmak niyetiyle ve yalnızca ---- tarafından devralındığını ve davacının bu hisseye ilişkin hukuken ileri sürülebilecek herhangi bir alacak hakkı bulunmadığını açıkça ortaya koymaktadır.Son olarak, dava dilekçesinde isimleri belirtilmemekle birlikte, dosyaya yukarıdaki belgelerle birlikte sonradan bir tanık listesi de ibraz edilmiştir.

Buna göre davacı, ---- isimli kişilerin tanık olarak dinlenmesini talep etmektedir.Öncelikle bu şahısların isminin dava dilekçesinde geçmiyor olması sebebiyle, yasal süresi içerisinde sunulmamış olan bu tanık listesinin HMK 318 ve 319. maddeler uyarınca reddi gerekmektedir. --- ve ---, davalı Kooperatifin yönetiminde görev yapan kişilerdir. ----- Kooperatif müdürü olup---- ise muhasebe sorumlusudur.

Ancak tanık listesi süresi içerisinde sunulmuş olsaydı dahi, davacıyla ve davacının hak iddiasında adı geçen diğer kardeşi ---- ile yakınlığıyla bilinen bu şahısların huzurdaki davada tanık olarak dinlenmesi mümkün değildir. Şöyle ki----Kaymakamlığı tarafından dava konusu hisseye ait parselin işgaline yönelik yürütülen tahkikat sırasında, işgalcilerden (dava dışı) ---- tanık olarak dinletmiştir.

Adı geçen şahıs Kaymakamlık yetkililerine verdiği ifadede; ---- ile ----’ın 46 numaralı parseldeki iki konutta Temmuz 2020 sonlarında oturmaya başladıklarını, ancak hangi şartlarda oturmaya başladıklarını bilmediğini belirtmiştir (bkz. Ek-8:---- Kaymakamlığa verdiği ifade). Dolayısıyla bu şahsın, dava konusu hissenin mülkiyetinin davacının iddia ettiği şekilde müşterek olup olmadığına yahut alacak iddiasına ilişkin hiçbir malumatı olmadığı ortadadır.

Bu çerçevede Kooperatif yönetiminin, davacının iddia ettiği gibi, davacının ve dava dışı ----’ın bu hissede hak sahibi olduğunu zımnen kabul ettiği iddiasının gerçek dışı olduğu da ortadadır.

----- isimli şahsın ise mevcut uyuşmazlıkla ilgili vereceği beyanın doğru ve tarafsız olacağı şüphelidir. Nitekim merhum ---- vefatından sonra 03.09.2020 tarihinde davalı müvekkil ..., ----’ye merhum eşinin mezkûr Kooperatifte (davalı müvekkillerin ikamet adresi olan 20 numaralı parsel dahil olmak üzere) iki adet hissesi olduğunu belirterek kendisine buna ilişkin kooperatif kaydını göndermesini istemiştir.

Ancak ----, kasıtlı olarak ve davacı ile --- ’ın çıkarına olacak şekilde müvekkilimi yanıltmaya çalışmıştır.

Öyle ki ----, müvekkilime verdiği cevapta ilk olarak 20 numaralı parselle birlikte (aslında ---- ait olan ve halihazırda natamam durumda olan) 44 numaralı parselin hisselerinin ----- ait olduğuna ilişkin bir belge düzenleyip müvekkilim ...’a göndermiştir (Halbuki aynı yöneticilerin 10.02.2020 tarihli belge ile gerçek durumu yansıtır şekilde 46 numaralı hissenin-----ait olduğuna dair bir kaydı düzenlemiş olduklarına dikkat çekeriz).

Ancak birkaç gün sonra Kooperatife 46 numaralı parselde yer alan konutlara ilişkin ödenmemiş elektrik borcu için elektrik idaresi yetkililerinin gelmesi ve Kooperatifin güvenlik görevlilerinin bu durumu müvekkilim ...’a bildirmesi, yine bu kapsamda elektrik idaresi yetkililerinin 46 numaralı parsele ilişkin elektrik aboneliğinin merhum ---adına olduğunu müvekkilime iletmesi üzerine, müvekkil ... durumdan şüphelenerek Kooperatif müdürü ---- ile iletişime geçmiştir.

Müvekkilim bu görüşmede -----’nin daha önce kendisine gönderdiği belgenin yanlış olduğunu öğrendiğini, bu şekilde kasıtlı olarak müvekkilime yanlış bir parsel numarası bildirilmesi ve gerçekte eşine ait olan asıl hisseyi gizleyerek merhum ---- adına gerçekle örtüşmeyen bir belge düzenlemeleri halinde ---- ve Kooperatif yönetiminin hukuken sorumluluğunun doğacağını belirtmiştir.

Bunun üzerine---- bu kez doğru hisse numaralarını (20 ve 46) içeren aynı tarihli belgeyi düzenleyip müvekkilime göndermiştir (Ek-9: ---- ve ... arasındaki ----- yazışmaları). Dolayısıyla bu şahsın davacının çıkarına hareket ederek davalı müvekkillerimi zarara uğratmaya çalıştığı, bu sebeple tarafsız olmadığı ortadadır.

Dolayısıyla davacının tanık listesinde yer alan ----- ve ----- isimli şahısların uyuşmazlık konusunda bilgi sahibi olmadıklarını daha önceki ifadelerinde belirtmiş olmaları ve davacı lehine ve davalılar aleyhine hareket etmek suretiyle davalı müvekkillerimi zarara uğratmaya çalıştıkları açıktır.

Zira müvekkilime 03.09.2020 tarihinde gönderilen yanlış belgenin sehven değil kasıtlı olarak ve müvekkilimi yanıltmak amacıyla düzenlendiği, davacının dosyaya arz ettiği ve Kooperatif tarafından verildiği anlaşılan 10.02.2020 tarihli belgede 46 numaralı parselin ---- ait olduğunun belirtilmiş olmasından da somut olarak anlaşılmaktadır.

Bu hususlar dikkate alınarak, bu kişilerin tanık olarak dinlenmelerine itiraz ediyoruz.Yukarıda arz ve izah edilen nedenler ile ekte sunulan belgeler ışığında, huzurdaki davanın usulden ve/veya esastan reddini, ayrıca müddeabihin davacı talebi doğrultusunda 110.000 ABD doları ve masraf ve imalat bedeli olarak yaptığını iddia ettiği tüm sözleşme ve fatura bedelleri toplamı üzerinden belirlenerek eksik harcın ikmalini ve yargılama giderleri ile davanın reddedilmesi neticesinde davalı müvekkiller lehine vekalet ücretinin bu rakama göre belirlenmesini saygılarımızla arz ve talep ederiz.

TEDBİR TALEBİNE YÖNELİK İTİRAZLARIMIZ

Davacı tarafın kooperatif hissesinin devri ile ilgili tedbir talebi de hukuki dayanaktan yoksundur.

Davacı HMK m.390/3 kapsamında davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat edemediği gibi, HMK m. 392’de öngörülen teminatsız tedbir koşulları da somut olayda mevcut değildir.Öncelikle esasa ilişkin beyanlarda arz edildiği üzere, huzurdaki dava gerçek ve hukuken geçerliliği olan herhangi bir hak iddiasına dayanmamakta, yalnızca mezkûr kooperatif hissesinin müvekkillerim tarafından tasarrufunu engellemek amacıyla araç olarak kullanılmaktadır.

Davacının talepleri asılsız iddialara dayanmakta olup davacı söz konusu kooperatif hissesinin kendisi adına tescilini haklı kılacak yahut buna ilişkin 1/3 oranındaki alacak talebini ortaya koyabilecek herhangi bir somut delil sunmamıştır.Kooperatif hissesinin devrine yönelik tedbir talebinin hukuki dayanağı olmadığı gibi, tedbir kararı verilmesi durumunda, müvekkillerin halihazırda davacı ve ailesinin hukuka aykırı eylemleri sebebiyle uğradıkları maddi zararlar ve finansal güçlük daha da artacaktır.

Nitekim esasa ilişkin beyanlarımızda belirtildiği üzere, kooperatif hissesine karşılık gelen 46 numaralı parsel, 20.01.2021 tarihine kadar davacının annesi ---- ve ağabeyi ---- tarafından hukuka aykırı olarak işgal edilmekteydi. İdari yargı nezdindeki haksız çabaları neticesiz kalan davacı ve işgalciler, şimdi de huzurdaki dava ile müvekkillerimin yasal miras hakkı olan kooperatif hissesine erişmelerini ve bundan tasarruf etmelerini önlemeye çalışmaktadır.

Öyle ki davacı ile işgalciler, önce merhum ----’ın hastanede tedavi gördüğü dönemde Temmuz 2020 tarihinde ilgili parsel üzerindeki 2 konuta yerleşmiş, hem haksız kullanımlarıyla bu konutlara ilişkin aidat, su, doğalgaz, elektrik ve sair masraflar yaratmış ve bu masrafları karşılamamış (ancak ilgili idareler tarafından kesinti yapılmak için gelindiğinde bu işlemleri durdurmak için son anda bazı ödemeler yapılmış) ve böylelikle müvekkillerimi devamlı suretle Kooperatif yönetimi ve elektrik idaresi gibi mercilerden borç talebi ile karşı karşıya bırakmış,

hem de merhumun vefatından sonra müvekkillerimin maddi sıkıntıya düşmeleri üzerine işgalcilerden hisseye konu parseli kira, aidat ve diğer giderlerini ödeyerek kiracı sıfatıyla kullanmaları yahut ilgili konutları boşaltmaları taleplerini reddetmiş, sonrasında müvekkillerimin 3091 sayılı Kanun kapsamındaki haklarını kullanmaları üzerine ---- Kaymakamlığının 11.11.2020 tarihinde fuzuli işgalin sonlandırılmasına karar vermesi üzerine ---- İdare Mahkemesi’ne iptal ve yürütmeyi durdurma talebinde bulunmuş,

nihayet Mahkemenin 23.12.2020 tarih ve ---- sayılı kararıyla yürütmenin durdurulması talebini reddetmesi ve Kaymakamlığın fuzuli işgalin sonlandırılması kararını 20.01.2021 tarihinde infaz edeceğini işgalcilere bildirmesi üzerine ise alelacele huzurdaki davayı açmıştır.

Bu kapsamda davacı davanın konusunu ve davaya esas tutarı eksik göstererek son derece düşük bir harç ödemeye çabalamış, ihtiyati tedbir talebi için gerekli teminat ve harçları dahi yatırmamıştır.Bu sebepledir ki kooperatif hissesinin merhum ----- tarafından devri ve tescili üzerinden 8 yıla yakın bir süre ve merhumun vefatından sonra yaklaşık 5 ay geçmesine rağmen açılmamış olan bu dava, ancak ---- Kaymakamlığı tarafından fuzuli işgalin sonlandırılması kararının infaz edileceğinin bildirilmesi üzerine ve infaz tarihinden bir gün önce, saat 18:37’de açılmıştır.

O kadar ki davacı vekili, infaz gününün sabahında Kaymakamlığa gitmiş ve işbu davayı gerekçe göstererek infazı durdurmaya çalışmış, ancak hukuken geçerli hiçbir sebep bulunmaması sebebiyle bu çabası da sonuçsuz kalmıştır.Kaymakamlık ve idari yargı nezdindeki haksız girişimleriyle netice alamayan davacı ve işgalciler, bu kez de depo olarak kullanmak amacıyla ilgili parseldeki konutlara yerleştirdikleri eşyaları teslim almayı reddederek müvekkillerimin kooperatif hissesinden tasarruf etmelerini önlemeye çalışmaktadır.

Söz konusu eşyaların Kaymakamlık tarafından satışa çıkartılarak ilgili parselin boşaltılması süreci halen devam etmektedir. Bu husus da somut olarak göstermektedir ki, davacı vekilinin 03.02.2021 ve 12.02.2021 tarihinde sunduğu dilekçelerde belirtilen, davalı müvekkiller tarafından 46 numaralı parselin “devretmek için alıcılara gösterilmekte olduğu ve bu parselin kısa süre içerisinde başka bir kişiye devredilmesi riski bulunduğu” iddiası bütünüyle gerçek dışıdır.

Zira davacının adına hak iddiasında bulunduğu işgalci --- ile diğer işgalci -----, Kaymakamlığın, İdare Mahkemesinin ve Bölge İdare Mahkemesinin kararlarına rağmen 46 numaralı parseldeki iki konuta hukuka aykırı olarak yerleştirdikleri eşyaları almayı reddetmiş ve Kaymakamlık bu eşyaları korumak üzere ilgili konutların verandasına koymak ve yediemin olarak davalılar vekili sıfatıyla tarafıma teslim etmek zorunda kalmıştır (Ek-10: İşgalcilerin eşyalarının konutu tasarruf edilemez hale getirdiğini gösteren fotoğraflar.

Ayrıca bkz. Ek:5’teki infaz tutanakları). Davalıların mevcut haliyle bu parseli herhangi bir alıcıya göstermeleri mümkün değildir.

Dolayısıyla davacının böyle bir duyum almış olması söz konusu olamaz, bu ifade bütünüyle yalan beyandır.Belirtilen hususlara rağmen, salt davacının yalan beyanlarına ve hiçbir suretle iddialarını ispata elverişli olmayan, üstelik HMK’ya aykırı olarak sunulmuş olan belgelerine dayanılarak, ve de davalı müvekkillerimin savunması alınmaksızın verilen 24.02.2021 tarihli ihtiyati tedbir kararı hukuki dayanaktan yoksundur.

Bu hususta müvekkillerimin uğradığı zararlara ilişkin tazminat hakkımız saklı olup tedbir kararına karşı itirazımız ayrıca Sayın Mahkemeye ibraz edilecektir.

Tüm bu vakıalar, huzurdaki davanın gerçek bir hak talebine dayanmayan, yalnızca müvekkillerimin ilgili kooperatif hissesinden tasarruf etmelerini önleme amacı taşıyan ve bu suretle dava açma hakkının kötüye kullanımından ibaret bir girişim olduğunu somut olarak ortaya koymaktadır.

Dolayısıyla davacı HMK m.390/3’te ihtiyati tedbir için öngörülen ispat koşulunu sağlamamıştır.Son olarak teminatsız tedbir, HMK m. 392’ye göre ancak “talep, resmî belgeye, başkaca kesin bir delile dayanıyor yahut durum ve koşullar gerektiriyorsa” mümkün olabilecektir.

Davacı dava dilekçesinde hiçbir delil sunmadığından ve teminatsız tedbiri haklı gösterecek başkaca herhangi bir gerekçe de bulunmadığından, teminat gösterilmeksizin ileri sürülen tedbir talebinin bu gerekçeyle de reddi gerekmektedir.

Bu çerçevede Sayın Mahkemenin cevap dilekçemiz dahi beklenmeden ve davacının HMK'ya aykırı olarak sunduğu ve de davalı müvekkillere tebliğ edilmemiş birtakım belgelere dayanarak 24.02.2021 tarihinde verdiği tedbir kararı hukuki dayanaktan yoksundur. Bu karara karşı itirazımız ayrıca Sayın Mahkemeye arz edilecektir.

Tedbir talebinin reddi talebimiz kabul edilmediği takdirde, yukarıda izah edildiği üzere davacılara yöneltilen alacak talebi ve dolayısıyla davacı haksız çıktığında davalı müvekkillerin uğrayacakları muhtemel zararlar belirlenebilir olduğundan, ihtiyati tedbir talebinin teminat tutarının HMK m.392/1 hükmü uyarınca tespiti gerekmektedir. Bu çerçevede davacı iddiasına göre hissenin satış bedeli olan 330.000 Amerikan Doları ve davacı tarafından yapıldığı iddia edilen masraf tutarı kadar teminat alınmasını saygılarımızla arz ve talep ediyoruz. ..........

NETİCE VE TALEP

Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle;İşbu davanın usulden, zamanaşımından ve/veya esastan davalı müvekkiller lehine reddedilmesine, hukuki dayanaktan yoksun ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına yahut bu talep kabul edilmez ise davacı iddiasına göre hissenin satış bedeli olan 330.000 Amerikan Doları ve davacı tarafından yapıldığı iddia edilen masraf tutarı kadar teminat alınmasına,

müddeabihin davacı talebi doğrultusunda 110.000 ABD doları ve dilekçe ekinde masraf ve imalat bedeli olarak yaptığını iddia ettiği tüm sözleşme ve fatura bedelleri toplamı üzerinden belirlenerek eksik harcın ikmaline, davanın heyet olarak görülmesine ve yargılama giderleri ile davanın reddedilmesi neticesinde davalı müvekkiller lehine vekalet ücretinin bu rakama göre belirlenerek davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini, davacı tarafından dava dilekçesinde yer almadığı halde dosyaya sonradan ibraz edilen tüm delillerin ve tanık listesinin reddedilmesini,

ön inceleme duruşması tarihinin öne alınmasını bilvekale saygılarımızla arz ve talep ederiz.

..."

şeklinde ve yukarıya aynen aktarılmış olup, görev ve zorunlu arabuluculuğa yönelik dava şartları eksikliği ileri sürülerek zaman aşımı itirazında bulunulmak suretiyle iddiaların asılsız olduğu savunularak tedbir talebinin ve davanın reddine karar verilmesi istenmiştir.Ön inceleme duruşmasında dava şartlarına yönelik itirazlar yerinde görülmeyerek davanın Kooperatifler Kanunundan kaynaklanması ve üyeliğin tespitine yönelik olması nedeniyle dava şartlarının mevcut olduğu belirlenip ihtilaf noktaları tespit edildikten sonra yerinde görülmeyen zaman aşımı itirazının da reddine karar verilerek harç ikmaline yönelik ara karar oluşturulmuş ve

delillerin toplanmasına, tanıkların dinlenmesine yönelik ara kararlar oluşturulmuştur. Söz konusu 14/06/2021 tarihli duruşmada alınan ----- nolu ara karar doğrultusunda 28/06/2021 tarihli sayman mutemedi alındısı ile eksik 3.185,42 TL peşin harç ikmal edilmiştir.Tedbir talebi yönünden 24/02/2021 tarihinde oluşturulan ara karar ile söz konusu ara kararda belirtilen gerekçelere bağlı olarak:

"Davacının ihtiyati tedbir verilmesi talebinin takdiren %15 teminat ile kabulü ile, 190.000,00 TL üzerinden %15 nakdi teminat veya kati süresiz banka teminat mektubunun mahkeme veznesine yatırıldığı takdirde ve ---- numaralı ---- adresindeki taşınmazın davalılar adına kayıtlı olması halinde 3.kişilere devri engeller mahiyette yalnızca davalılar hissesine ihtiyati tedbir konulmasına, teminat şartı yerine getirildiği takdirde ilgili tapu müdürlüğüne müzekkere yazılmasına," şeklinde ihtiyati tedbir kararı verilmiş olup, itiraz üzerine 14/06/2021 tarihli duruşmada taraf vekillerinin bu konudaki:

Davalı gerçek kişiler vekilinin 26/02/2021 tarihli dilekçesinde özetle.

Davacı tarafın kooperatif hissesinin devri ile ilgili tedbir talebi de hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacı HMK m.390/3 kapsamında davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat edemediği gibi, HMK m. 392’de öngörülen teminatsız tedbir koşulları da somut olayda mevcut olmadığını, davacı söz konusu kooperatif hissesinin kendisi adına tescilini haklı kılacak yahut buna ilişkin 1/3 oranındaki alacak talebini ortaya koyabilecek herhangi bir somut delil sunmadığını, Kooperatif hissesinin devrine yönelik tedbir talebinin hukuki dayanağı olmadığı gibi, tedbir kararı verilmesi durumunda,

müvekkillerin halihazırda davacı ve ailesinin hukuka aykırı eylemleri sebebiyle uğradıkları maddi zararlar ve finansal güçlük daha da arttıracağına, tedbirin hukuka aykırı olduğuna ve kaldırılmasına yönelik,

Davalı gerçek kişiler vekilinin 03/05/2021 tarihli dilekçesinde özetle; davacının talebi, esasında mevcut olmayan "davalı müvekkillere ait taşınmaz" üzerine tedbir konulması talebi olduğunu, davacı tarafından davalı müvekkillerin Kooperatif hissesi üzerinde açıkça ve anlaşılabilir şekilde bir tedbir talep edilmediğinden,

Sayın Mahkemenin davacının talebinin kapsamını aşarak bir ihtiyati tedbire hükmetmesi beklenemediğini, her halükarda davacının böyle bir talebi olsaydı dahi, tedbir talebinin HMK'da öngörülen yaklaşık ispat koşulu sağlanamadığını, ayrıca davacı yalan beyanla Kooperatif hissesinin devredileceği duyumundan bahsetmişse de, hala davacı ve ailesi tarafından fuzuli işgal altında olan parselin ----- Kaymakamlığı tarafından tahliye işlemi tamamıyla bitirilemediği ve işgalciler eşyalarını teslim almayı reddettiği için, mevcut haliyle ilgili parselin satış için alıcılara gösterilmesi söz konusu olmadığını, hal böyleyken,

hiçbir delile dayanmayan söz konusu iddialara dayanılarak verilecek olası bir tedbir kararının iki küçük yetim müvekkil için telafisi imkansız zararlar doğuracağına şüphe olmadığını ivedilikle hukuki dayanaktan yoksun ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına yönelik,

Davalı gerçek kişiler vekili 14/06/2021 tarihli duruşmada zaptındaki beyanında özetle.

24/02/2021 tarihli ara kararın davacının da taleplerini aşacak şekilde verildiğini, bu tedbir kararına ilişkin dosyada tek bir delil bulunmadığını, tedbirin eksik teminat üzerinden tesis edildiğini tedbir kararında kooperatife ait taşınmaza tedbir konulduğunu ancak tedbir uygulanırken sadece davalıların hissesine tedbir konulduğunu bu kararın hukuka aykırı olduğuna yönelik,Davalı kooperatif vekili 26/04/2021 tarihli dilekçesinde özetle;

müvekkil/kooperatif henüz ferdileşmesi tamamlanmış ve her üyesine müstakil tapu çıkarılmış vaziyette olmadığını, İhtiyati tedbire konu tapudaki tek malik----Kooperatifi olduğunu, bu nedenle uygulanan ihtiyati tedbir kararı 89'dan fazla üyesi bulunan kooperatifin bütün üyelerini etkileyecek cinsten kurulmuş olup; talebi ve amacı aşacak cinsten kurulduğunu, bununla beraber; tedbir için belirlenen teminatta üyelerin ve kooperatifin uğrayabileceği zararların yakından dahi geçmediğini, İş bu davanın konusu; davacının, davalılar;

----- kooperatif hisseleri üzerindeki hak iddiasına ilişkin olduğunu, davacı tarafın İhtiyati Tedbir Talebi de ----- hisselerinin devredilmemesi için kooperatife müzekkere yazılmasından ibaret olduğunu, ancak verilen ihtiyati tedbir kararında ve buna ilişkin ----- Tapu Müdürlüğüne yazılan 01.02.2021 tarihli müzekkerede müvekkil/kooperatifin de adının zikredilmesi, davacının talebini aşacak cinsten tedbir konulmasına sebebiyet verdiğini, zira; ----- müstakil tapusu olmayıp, tek tapu müvekkile ait olduğunu, bu nedenle Sayın Mahkemenin vermiş olduğu ihtiyati tedbir kararı;

taleple bağlılık ilkesine ve ihtiyati tedbir kurumunun amacına aykırı olduğunu, Tüm bunların yanı sıra; günümüz itibariyle kooperatif üyelerinin her birinin payına düşen gayrimenkulün yaklaşık değeri 3.000.000TL olduğunu, eğer davacı tüm kooperatif hissedarlarını etkileyecek cinsten tedbir kararı uygulatmak istiyorsa 89*3.000.000TL'nin %15'i oranında teminat yatırmaları gerektiğini, kaldı ki.

Sayın Mahkemenizin 24.02.2021 tarihli ara kararı müvekkil/kooperatife, davacı tarafça tebliğ edilmiş ve kararınız doğrultusunda, davalılar; ---- hisseleri üzerine tedbir şerhiniz işlenmiş ve davacının ihtiyati tedbire ilişkin talebi, kooperatif kayıtlarına girerek hasıl olduğunu, bu nedenle de Tapu Müdürlüğüne yazılan müzekkerenin fekki gerektiğine yönelik,

Davalı kooperatif vekili 26/05/2021 tarihli dilekçesinde özetle.

Davacı vekili vermiş olduğu beyan dilekçesinde her ne kadar; "verilen ihtiyati tedbirin tüm kooperatif üyelerini bağlamadığı" ifade etmiş ise de bu husus gerçeklerle bağdaşmadığını, cevap dilekçelerinde de ayrıntılı olarak izah ettikleri üzere müvekkil kooperatifin ferdileşmesi tamamlanmamış olup, her bir üyenin müstakil tapusu bulunmadığını, ihtiyati tedbir kararında belirtilen parseller kooperatife ait arsanın tamamını ihtiva etmekte olup, bu tedbir kararı kooperatifin yapacağı kredi başvuruları ve ferdileşme gibi süreçleri de olumsuz etkilediğini, kaldı ki bizzat davacı vekilince de talep edilen ihtiyati tedbir talebi de;

yalnızca diğer davalıların hisselerinin devredilmemesi için kooperatife müzekkere yazılmasından ibaret olup talebi ve amacı aşacak cinsten kurulan tedbir kararından dönülmesi hukuki bir zaruriyet olduğunu, cevap dilekçesinde de belirttikleri üzere.

Sayın Mahkemece kooperatife tebliğ edilen ihtiyati tedbir kararına uyulmuş ve diğer davalıların hisselerinin üzerine Sayın Mahkemenin tedbir şerhi işlendiğinin, dolayısı ile davacının talebi ve amacı hasıl olduğunu, ancak buna rağmen vermiş oldukları beyan dilekçesinde taraflarını diğer davalılar ile birlik içinde imiş gibi gösterme çabalarına ve kendi taleplerini aşan cinsten kurulan hukuka aykırı ihtiyati tedbirin devamını talep etmelerine anlam vermemiz mümkün olmadığını, İhtiyati tedbir hususunda Sayın Mahkeme aksi kanaatte ise.

Tapu Müdürlüğüne yazılan müzekkere ile tüm kooperatif üyelerinin hisselerinin etkileneceği hususu izahtan vareste olduğunu, buna rağmen bu yöndeki tedbirin devamı arzusunda olan davacının gerçek teminat bedelini dosyaya depo etmesi kanunun gereği olduğunu, şöyle ki.

Kooperatifin bulunduğu bölgede bugün itibariye taşınmaz fiyatları çok fazla yükselmiş olup 28.500TL olarak belirlenen teminat ile bugün o bölgeden -tabiri caiz ise- kümes dahi almak mümkün olmadığının, bugün itibariyle kooperatifte bulunan ve her biri 5 dönüm araziye sahip üzerinde 3 katlı villa ve müştemilat bulunan gayrimenkullerin her birinin ortalama fiyatı 3.000.000TL'dir.

Tüm kooperatif üyelerini kapsayacak cinsten tedbirin devamı arzusundaki davacının depo etmesi gereken gerçek teminat bedeli de en az (89*3.000.000 %15) = 40.050.000TL olacaktır.

Kaldı ki ferdileşme sürecini sonunda söz konusu gayrimenkuller bu bedellerin de çok daha üstünde değere sahip olacak olup ferdileşme sürecini de olumsuz etkileyen bu tedbir kararı için verilecek 40.050.000TL teminat dahi uğranılacak zararları telafi edemeyeceğini, bu nedenlerle öncelikle Tapu Müdürlüğüne gönderilen ihtiyati tedbir kararınından dönülerek fekki için gerekli müzekkerelerin yazılmasına yönelik,

Davalı Kooperatif vekili 14/06/2021 tarihli duruşmada zaptındaki beyanında özetle; Menkul mal olarak kabul edilen kooperatif hissesine tedbir konularak tapuya yazı yazılması tamamen hukuka aykırı olduğunu davaya konu tedbirin usulsüz ve hukuka aykırı olduğunu bu hususu cevap ve beyan dilekçelerinde belirttiklerini yüce mahkemenin bu karardan dönmesini, taraflar arasındaki alışverişi davalı olarak bilmelerinin mümkün olmadığını bu nedenle tedbirin kaldırılmasına yönelik,Davacı vekili 14/06/2021 tarihli duruşmada zaptındaki beyanında özetle; Tedbir kararının yerinde olduğunu, tedbir kararına itirazın reddine karar verilmesine yönelik,

beyanları da irdelenmek suretiyle itiraz hakkında 18/06/2021 tarihinde itirazların reddine yönelik olarak:

1-Mahkememiz tarafından verilen 24/02/2021 tarihli tedbir kararına davalılar tarafından yapılan itirazın REDDİNE, "--- İli --- İlçesi --- Mahallesi ---- numaralı" parseller ile -----adresindeki taşınmazın davalılar adına kayıtlı olması halinde 3.kişilere devri engeller mahiyette yalnızca davalılar hissesine ihtiyati tedbir konulmasına" ilişkin kararın aynen infazına, tedbir kararının davalı kooperatifçe yerine getirilmesine, bu konuda davalı kooperatife müzekkere yazılmasına,

2-Mahkememiz tarafından verilen 24/02/2021 tarihli tedbir kararının Tapu Müdürlüğü tarafından yerine getirilmesine yönelik müzekkerenin fekkine, bu konuda Tapu Müdürlüğüne müzekkere yazılmasına,

şeklinde ara karar oluşturulmuş olup, bu ara karara karşı İstinaf yoluna başvurulması üzerine ---- BAM --- Hukuk Dairesinin 10/11/2021 tarih ve ----- Karar sayılı kararı ile 1/3 oranında hisseye ilişkin tedbir kararı verilmesi gerekirken tam hisse üzerinden tedbir kararı verilmesinin hatalı olduğu belirtilerek ve:

"...

Açıklanan nedenlerle; ihtiyati tedbir koşulları oluştuğundan davacının tedbir talebinin kabulü ile ----- adresinde bulunan 5 Pafta 250, 251 ve 224 numaralı parsellerde kurulu olan ve davalı kooperatif tarafından yapılan özel parselasyon neticesinde ----- tahsis edilip vefatı neticesinde mirasçıları davalılar ..., ... ve ...'a intikal eden 71/46 iç parselde bulunan ve kooperatif ortaklık pay defterinde ----- ortaklık numarası ile kayıtlı hissenin 1/3 payı üzerine 3.kişilere devrinin önlenmesi yönünde %15 teminat karşılığında ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde verilen karar hatalı olduğundan,

davalı gerçek kişiler vekili Av. ...'ın istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nun 353/1.b.2 bendi uyarınca kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

HÜKÜM

Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-İhtiyati tedbire itiraz eden davalı gerçek kişiler vekili Av. ...'ın istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nun 353/1.b.2 bendi uyarınca KABULÜ ile ----Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ----sayılı 24/02/2021 tarihli kararının KALDIRILMASINA ve YENİDEN KARAR VERİLMESİNE, 2-6100 sayılı HMK'nun 389. vd maddeleri gereğince koşulları oluştuğundan, İHTİYATİ TEDBİR TALEBİNİN KABULÜNE,

a-6100 sayılı HMK'nın 392/1 maddesi gereğince 190.000,00 TL'nin (hisse devir sözleşmesine konu bedel olan 570.000,00 TL olup talep konusu 1/3'ü 190.000,00 TL olduğundan) % 15'i oranında hesap edilen 28.500,00 TL teminat tutarı, davacı tarafça 26/02/2021 tarihinde ---- Mahkemeler Veznesi'ne ( ----Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ----.

Sayılı dosyasına) nakit olarak yatırıldığından,----- adresinde bulunan 5 Pafta 250, 251 ve 224 numaralı parsellerde kurulu olan ve davalı kooperatif tarafından yapılan özel parselasyon neticesinde --- -- tahsis edilip vefatı neticesinde mirasçıları davalılar ..., ... ve ...'a intikal eden 71/46 iç parselde bulunan ve kooperatif ortaklık pay defterinde ------- ortaklık numarası ile kayıtlı hissenin 1/3 payı üzerine 3.kişilere devrinin önlenmesi yönünde İHTİYATİ TEDBİR KONULMASINA,

b-Kararın ilk derece mahkemesince tefhim/tebliğine ve 6100 sayılı HMK'nun 393/1. maddesi uyarınca, kararın tefhim veya tebliğinden itibaren bir hafta içinde kararın uygulanması talep edilmediği takdirde, tedbirin kendiliğinden kalkacağının ihtarına (ihtarın kararın tefhim/tebliği ile yapılmasına),

c-Süresinde talep halinde kararın ilgili icra dairesince infazının sağlanmasına yönelik işlemlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,..."

şeklinde olup yukarıya aynen aktarılan ihtiyati tedbir kararı --- BAM ----. Hukuk Dairesince kesin olarak karara bağlanmıştır.

Söz konusu BAM kararı da gözetildiğinde ön inceleme duruşmasında dava şartı eksikliğinin bulunmadığının tespitinin de isabetli olduğu sonucuna varılmıştır.

Bildirilen tanıklar dinlenmiş olup:

"TANIK --- --- beyanında : Ben 24 yıldır-----Kooparatifinde personel olarak çalışmaktayım tarafları tanıyorum ..., ---- ve ----- dört kardeştirler aynı zamanda dördü de kooparatifin hissedarlarıdır. Bildiğim kadarıyla bunların babaları ---- bu kooparatiften 99 veya 2000 yıllarında hisse aldı. Ancak babaları bu hisseyi aldığı sene vefat etti. Çocukları da mezarını ----- Köyüne koydular burası çocuklar farklı bir anlam ifade etti.

Babalarının aldıkları hisse olan 19 nolu parsel ... adına yapılmıştır. Daha sonra ---- 20 nolu parseli aldı. 36 nolu parsel --- -- adına 69 nolu parsel ---- adına alınmıştır. 44 nolu parsel --- adına 46 nolu parsel de ------ adına alındı resmi olarak bu böyledir. Bu parsellerin neyle ve kimin parasıyla alındığını bilmiyorum ancak benim bildiğim bu kardeşler ---- ölene kadar birlikte beraberlerdiler bu parselleri de ortak paralarından aldılar.

Ama resmi olarak yukarıda bahsettiğim şekilde kayıt ettiler. Ancak ----- vefat ettikten sonra aralarında anlaşmazlık çıktı ve bu birliktelik dağıldı. 44 ve 46 nolu parseller ortak olarak alındı. Diğer 4 parsel de kardeşlerin adına yapıldı. 44 nolu parseli ortak olarak alıp ----adına 46 nolu parseli de ortak olarak alıp ---- adına kaydettiler.

Bildiğim kadarıyla bu iki ortak parseli yatırım amaçlı aldılar hatta bir dönem satılığa da çıkardılar bildiğim kadarıyla 46 nolu parseli satılığa çıkardılar ancak anlaşamadıkları için satamadılar. Bu 6 parselin ödemesi konusunda ... muhattabımız idi hatta 44 nolu parsel boş bir parseldir. Ancak 46 nolu parselde bir bina içerisinde çift daire bulunmaktadır. Buranın onarım ve bakımını ----- ile ... beraber üstlendiler ve takip ettiler.

Bir dönem bu 46 nolu parseli annelerinin kullanması konusunda da aralarında konuştuklarına şahit oldum. Anneleri 46 nolu binaya taşındıktan sonra ----- vefat etti. Sonrasında aralarında ayrılık başladı. Bildiklerim bundan ibarettir başka bir diyeceğim yoktur. Tanıklık ücret talebim yoktur.

---- Davacı vekilinin talebi üzerine Tanık ----- soruldu:46 nolu parselin masrafların kim tarafından karşılandığını bilmiyorum ancak işin başında ---- ile ... bulunmaktaydı. 46 nolu parselin ferdileşmesi yapılmamıştır. Ferdileşme yapılırken kooparatif payında ve devir sözleşmesinde ismi geçen dışında ortaklaşa alındığını gösteren bir yazı ile ve anlaşmayla ferdileşme yapılabilir. Bu şekilde her birine ayrı tapu çıkabilir. Dedi Beyanı okundu imzası alındı.

TANIK ----

Davalı gerçek kişiler vekilinin talebi üzerine Tanık ---- soruldu: Aidatlar biriktiği zaman ben ----- Beyi arardım o da gelir 6 parselle ilgili çek ile kendi ciro ederek ödemeyi yapardı. Bildiğim kadarıyla bu iki ortak parsel kardeşlerden ---- dışında diğer 3 kardeşindir diye biliyorum. Ben dava konusu 46 nolu parsele anneleri ve ----- hangi şartlarda oturduğunu bilmiyorum ben yukarıda konuşulanlardan bildiğim kadarıyla olan kısmı söyledim.

Yukarıda da söylediğim gibi alınan 6 parselden 4 ü her bir kardeşe diğer ikisi de yatırım amaçlı alındı.46 nolu parselin yukarıda da söylediğim gibi benim bildiğim kadarıyla ---- dışındaki kardeşler adına alındığını duyumlarından biliyorum. ---- Beyin ödemelerini şirket adına yaptığını hissediyordum. Hem 44 nolu parselde hem de 46 nolu parselde ----- herhangi bir müdahili olmadı.

Ben jandarmada bu iki parselin 4 kardeş adına alındığını söyleyip söylemediğimi hatırlamıyorum söylemişte olabilirim ancak benim burada söylediğim gibi bu iki parsel ---- dışında 3 kardeş adına alındığını duyumlarımdan biliyorum. Dedi Beyanı okundu imzası alındı. TANIK ----

Davacı vekilinin talebi üzerine Tanık---- soruldu: ----- Beyin verdiği çeklerde 6 kooparatif hissesinin aidat ödemelerine ilişkin kendi ciro ettiği çekleri veriyordu. Dedi Beyanı okundu imzası alındı.

TANIK ----

TANIK ---- -- beyanında : Ben ----- Kooparatifinin mali müşavirliğini yapmaktayım kuruluşundan beri yaklaşık 97 den beri bu işi yapmaktayım. Ben kardeşlerden sadece ...'ı tanırım onu da ödemelerle ilgili muhatap olması sebebiyle tanıyorum. ... kendi çeki ile veya gönderdiği havalelerle tüm parseller için yapmış oluğu ödemeleri bizde parsellerin borcuna mahsuben düşüyorduk Toplam 6 parsel için ödeme yapıyordu. Her bir kardeşe bir parsel verildiğini biliyorum diğer iki parselinde yatırım amaçlı alındığını ...ın söylemlerinden biliyorum bildiğim kadarıyla 44 ve 46 nolu parseller ...ın bana söylediğine göre yatırım amaçlı alındığını söylediği parsellerdir. Bildiklerim bundan ibarettir başka bir diyeceğim yoktur. Tanıklık ücret talebim yoktur. Dedi beyanı okundu imzası alındı.

TANIK ----

Davacı vekilinin talebi üzerine Tanık ------ soruldu: Yatırım amaçlı alınan parsellerin ne amaçla kullanıldığını veya kim tarafından kullanılacağını bilmiyorum. Ben sadece ödemeleri ...'dan alıyordum. Kooparatifin ferdileşmesi yapılmamıştır. Ferdileşme yapıldığında kooparatifin hisse devri sözleşmesinde ismi geçenlerin dışında veya yanındaki kişilerin de tapu almaları da mümkündür. Bunun için ferdileşme sırasında yazı ile başvurmaları gerekir diye biliyorum. Dedi beyanı okundu imzası alındı.

TANIK -----

Davalı vekilinin talebi üzerine Tanık ---- - soruldu: ---- vefatı üzerine 3 Eylül Tarihinde davalı ... hangi hisselerin sahibi olduğunu bana sordu bende mesajla cevap verdim 20 ve 44 nolu parsel olduğunu söyledim. Ancak daha sonra 7 Eylül tarihinde yanlış gönderdiğimi fark ederek bu sefer 44 ve 46 nolu parsellerin olduğunu mesaj yolu ile söyledim. Bu yanlışlıkla göndermem konusunda davacı ... ile bir görüşmem olmamıştır.

Ben aynı gün düzeltip ----- daha sonraki tarihte gönderdim. Bana herhangi bir düzeltme konusunda bir uyarı gelmedi. Varsayalım ki ... uyarmış olsun bende yapılan hatayı düzeltmiş oldum. 44 ve 46 numaralı parseli aceleyle yazmak sebebiyle karıştırmış olabilirim bu karıştırmam da ... bana herhangi bir görüşte bulunmadı kendisiyle bu konuda görüşmedim. Dedi beyanı okundu imzası alındı.

TANIK

..." şeklinde beyanlarda bulunmuşlardır. Tanıkların dinlenmesinden ve delillerin toplanmasından sonra 06/03/2023 tarihli duruşmada oluşturulan ara kararla keşfen bilirkişi incelemesi yoluna gidilmiş olup, 11/05/2023 tarihinde yapılan keşif üzerine bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 19/01/2024 tarihli raporun buraya aynen alınması gerekli ve yeterli görülen kısımları: "... 4.İNCELEME, DEĞERLENDİRME VE TESPİTLER: İNCELEME:

Dava konusu olay, davacının iddialarına göre ilgili kooperatifin iç parsel 71/46 hissesine konu taşınmaza ilişkin hisse alımı sırasında, bu alımın 3 kardeş adına yapıldığını diğer kardeşlerinde payı bulunduğunu, kooperatif kayıtlarına intikalin tek isim kaydetmek gerektiği gerekçesi ile Muris ---- adına yapıldığını, taşınmazın önceki sahibi ----- ödemeyi kendisinin yaptığını, ayrıca bu hisse ile ilgili bazı masrafları da kendisinin karşıladığını,

kardeşinin ölümü sonrası karısı ve çocukları adına tescilinin haksız olduğunu bu nedenle mevcut hissedarlık işleminin iptali gerektiğini ve 1/3 hissenin kendi adına tescilini istediği önceki bölümde de belirtilmişti.Dava konusu olayla ilgili olarak 11.03.2023 tarihinde mahallinde yapılan ilk keşifte, gayrimenkul değerleme uzmanı katılamamış, kooperatif yönetim binasının kapalı olduğu görülmüş, mali bilirkişi tarafından, taraflarla ilgili kooperatif kayıtlarının incelenebilmesi için sayın mahkemeniz kanalı ile kooperatiften belge talebinde bulunulmuş, kooperatifin gönderdiği,

ana sözleşme, yönetim kurulu kararları, pay defteri kayıtları ve dava dosyasında mevcut belgeler üzerinde inceleme yapılmıştır.

Bu dokümanlara göre; Tarafların davalı kooperatif nezdinde ortaklık yapıları: Gerek davalıların, gerek davacının ve diğer kardeşlerin davalı kooperatifteki hisse durumları aşağıdaki şekilde tespit edilmiştir.

— Merhum ---- dava konusu 71/46 nolu parseli ---- Noterliğinde düzenlenen 12.03.2013 tarih ---- yevmiye nolu hisse devir sözleşmesi ile ---- 570.000,- TL bedelle devraldığı, bu devir işleminin kooperatifin ---- nolu yönetim kurulu kararı ile ortaklık pay defterine kaydının yapıldığı, bilahare merhumun vefatı sonrası adı geçen parselin, -----Sulh Hukuk mahkemesi ------ 03.09.2020 tarihli Mirasçılık belgesi gereği işbu dosyada davalı konumundaki merhumun eşi ..., ve çocukları ... ile ... adına tescilinin yapıldığı ve pay defterine işlendiği izlenmektedir.

Yine davalı kooperatif bünyesinde dava dışı diğer bir taşınmaz olan ve % hisse ile pay defterinde kayıtlı 20 nolu parsel'in de--- tarafından 26.Eylül.2007 tarihinde ---- ve ---- isimli şahıslardan devralınmış olduğu, adı geçen mirasçılık belgesi ile davalılar adına devrinin yapılmış olduğu pay defteri kayıtlarından izlenmektedir.

Öte yandan davacının ve diğer aile üyelerinin de davalı kooperatifteki hisse durumlarının aşağıdaki detaylarda olduğu görülmektedir.

— Davacı ...'ın aynı kooperatifte 19 nolu parselin sahibi olduğu, bu taşınmazı 26.07.2007 de devraldığı ve ilgili 21.10.2007 tarih ve ---- sayılı yönetim kurulu kararı ile pay defterine işlenmiş olduğu,

— Dava dışı diğer kardeşlerden ---- ve 44 nolu parsellerin sahibi olduğu kendi adlarına pay defterinde tescillerinin olduğu, yine pay defteri kayıtlarından gördüğümüz üzere 69 nolu parselin 12.03.2010 tarihli yönetim kurulu kararı ile diğer kardeşi ----daha sonra da 29.10.2017 Yön. Kur. Kararı ile ----- devredilmiş olduğu izlenmektedir. Davalı kooperatif pay defteri üzerinde yaptığımız bu inceleme de kooperatifte hisse sahibi olan kardeşlerin her birisinin farklı parsellerde kendi adına kayıtlı üyeliklerinin bulunduğu izlenmektedir. Ayrıca Muris ---- devraldığı 20 nolu parselin önceki sahiplerinin pay defterindeki önceki hisse kaydında her iki paydaşında kayıtlı olduğu izlenmektedir.

Dava konusu hisse devri ile ilgili ödemeye ilişkin ayrıntılar;

Dava konusu 71/46 parsel'in 570.000,- TL 'na satın alındığına ve buna ilişkin ödemenin de davacı tarafından 330.000,- USD olarak yapıldığı anlaşılmaktadır.

Söz konusu ödemenin kanıtı olarak davacı ... tarafından dosyaya sunulan iki adet banka dekontunu incelediğimizde 05.03.2013 tarihinde davacının saat 10.22 de ----- şubesinde ki hesabına 300.000,- USD yatırdığını, aynı gün saat 13,46 da ise aynı bankanın-----şubesinden 330.000,- USD çekerek, dava konusu taşınmazın satın alınması için ----- Bankasındaki hesabına ödediği izlenmektedir.

Yine sayın mahkemenin talebi ile dosyaya sunulmuş olan ve ----- bank'ın 18.06.2021 tarih ----- sayılı yazısı ekinde bulunan ve gerek davacı ve kardeşlerinin gerekse ortağı oldukları şirketin banka hesap detaylarını incelediğimizde, dava konusu para trafiği ile ilgili olabilecek USD bazlı aşağıdaki hesapların bulunduğu izlenmektedir.

...'ın , ---- şubesinde hesap no ; ------ Merhum ---- , hesap no ; ---- Dava dışı kardeş --- hesap no ; ----

ve ortağı bulundukları --- Şirketi'nin ------ no'lu banka hesapları .Bu hesapların ve aralarındaki virmanların hisse devri ile ilgili ödemenin yapıldığı, 05.03.2013 tarihli detaylarını incelediğimizde, davacı ---- nolu hesabından --- ve ------ şahsi USD hesaplarına ayrı ayrı 150.000,- USD havale edildiği ve bu hesaplardan da davacıya 300.000,- USD nakit ödendiği izlenmektedir.

Ayrıca yine aynı şirket hesabından aynı tarihte davacının ------ nolu USD hesabına 40.000,- USD havale geçildiği görülmektedir. Aynı gün içinde gerçekleşen ve aile şirketi niteliğinde olduğu anlaşılan -----hesabından ortak, kardeşleri üzerinden dolaylı olarak davacıya yapılan toplam 340.000,- USD ödemenin , 330.000,- USD'sinin dava konusu 71/46 parselin alımında kullanıldığı izlenimi doğmaktadır.

Davacının davalıların hissesi yanında ailenin diğer pay sahibi üyeleri için de hepsinin adına yaptığı muhtelif gider ödemelerinin de bakiye 10.000,- USD gibi şirket üzerinden yapılan ödemelerden karşılanmış olabileceği değerlendirilmektedir.

Davalı, ----- arsa ve yapı kooperatifi'nin işlemlerine ilişkin tespitler ;

Gerek muris ----- konusu hisseyi devraldığı tarihte gerekse ölümü sonrası davalı mirasçılara adı geçen hissenin devri aşamasında kooperatifin gerçekleştirmiş olduğu işlemlerin detaylarını incelediğimizde gerek hisse devirlerine ilişkin işlemlerin , gerek 1163 sayılı kooperatifler yasasının ilgili hükümleri, gerekse Kooperatif ana sözleşmesi 16. Md. hükümlerine aykırı bir durumun tespit edilemediği görülmüş, yönetim kurulu kararlarının kooperatif pay defteri kayıtlarının uyum içinde olduğu izlenmiştir.

Bu tespitler ışığında yaptığımız değerlendirme de; ,davacı ... ve kardeşlerinin 2007 yılından itibaren muhtelif tarihlerde her biri için davalı kooperatifte ki muhtelif taşınmaz hisselerini üçüncü kişilerden devren satın aldıkları, bu işlemlerden birinin de dava konusu 71/46 iç parsel nolu taşınmaz hissesi olduğu anlaşılmaktadır.

Bu hissenin merhum ---- tarafıdan ----- isimli şahıstan ---- nolu -----. Noterliğinde düzenlenen ve taraflarca imzalanan sözleşme ile devralındığı dosyada mevcut sözleşmeden anlaşılmaktadır. Bu sözleşmeye göre 570.000,- TL olan devir bedelinin davacının iddiasına göre bu bedel karşılığı 330.000,- USD 'lık havalenin ---- Bankasında ki hesabına davacı tarafından yapıldığı ilgili banka kayıtlarından da anlaşılmaktadır. Zaten davacının iddiası da bu bedelin kendisi tarafından ödendiği, taşınmaz hissesinin üç kardeşin ortak sahipliğinde alındığı, kooperatife tek hisse kaydı zorunluluğu nedeni ile merhum adına kayıt yapıldığı, dolayısı ile 1/3 hissenin kendisine ait olduğu şeklindedir.

Dosya içeriğinde mevcut ve önceki bölümde detayları verilen, davacı ve kardeşlerine ait ----- hesap dökümlerini incelediğimizde ise, hisse bedelinin ödendiği 05.03.2013 tarihinde davacıya, ----- makine sanayi şirketi hesaplarından ortak hesapları kullanılarak 340.000,- USD ödenmiş olduğu izlenmektedir. Sıra dışı bir tesadüf olmadığı sürece bu ödemenin anılan hisse alımı için yapıldığını düşünebiliriz.

Şirketten davacının banka hesabına direkt olarak ödenen tutarın 40.000,- USD, geri kalanının her iki kardeşin hesabı üzerinden 150.000,- USD nakit şeklinde ödendiği izlenmektedir. Davacının iddialarına ilişkin ileri sürdüğü kanıtlardan en önemlisinin hisse devir bedelinin kendisi tarafından ödendiği noktasındadır.

Oysa görüldüğü üzere bu ödemenin kaynağının şirket üzerinden dolaylı olarak yapılan transferler le karşılandığı, bazı giderlerinde yine bu kaynaktan ödendiği anlaşılmaktadır.

Bu durumda parçalı para trafiği ile yapılan ödeme tutarının aidiyeti nedeni ile davacının 1/3 hisse talebinin haklılığını tek başına kanıtlar nitelikte olmadığını düşündürmektedir.Dosyada mevcut makbuzlardan, kooperatife ödenen tüm giderlerin diğer hisseler adına da davacı tarafından yapıldığını görmekteyiz.

Dava konusu parselin kooperatif kayıtlarında ki detaylarına baktığımızda ilgili hissenin gerek ---- gerek vefatı sonrasındaki mirasçılarına devir sürecinde yasal gerekliliklere aykırı bir durum tespit edilememiştir. Kooperatifin kayıtlarına göre davalı konumundaki mirasçılar hissenin sahibi olarak görülmektedir. Ayrıca dava dosyasında bu durumun aksini düşündürecek, yazılı bir mutabakat veya belgeye de rastlamamaktayız.

5- MAHALLİNDE GAYRIMENKUL DEĞERLEME UZMANINCA YAPILAN İNCELEMELER : Dava konusu taşınmaz, -----adresli davaya konu mülkün bulunduğu yere gidilerek, konu taşınmaz ile ilgili gerekli incelemelerde bulunulmuştur. Yerinde yapılan incelemede ana taşınmaz, 71 Nolu ----- Sitesi içerisinde, 46 Dış kapı numaralı, 5.000m2 alan üzerine kurulan 1 ve 2 nolu bodrum+Zemin+1. Kattan oluşan ve bitişik olan 2 adet ikiz tripleks villa ve müştemilat ile havuzdan oluşmaktadır. Villanın içi bakımlı tadilatlıdır. Konum olarak ---- ve avantajlı bir lokasyonda bulunmaktadır.

..........

DAVA KONUSU TAŞINMAZIN KONUMUNU GÖSTERİR UYDU GÖRÜNTÜSÜ

Taşınmaz ----- Sitesi içerisinde bulunan 46 nolu ikiz villa ve arsasından oluşmaktadır. Yakın çevresinde ---- mesafede bulunmaktadır. Davaya konu İkiz villalın zemin ve 1. Katların zeminleri laminant parke, bodrum kat ve diğer kalan kısımların zemini seramiktir. Tavanları kartonpiyer kaplama, duvarlar boyalı, dış kapılar çeliktir. 1 nolu tripleks nitelikli villanın Yapılan ölçümünde balkonlar dahil kullanım alanı yaklaşık net 270m2, brüt ise 285m2 alana sahip oduğu,Toplamda 2 adet bitişik ikiz villanın toplam yaklaşık net alanı 540m2, brüt ise 570m2 alana sahiptir. .......... 6-DEĞER TESPİTİ:

-----adresli yerde bulunan taşınmazın keşif tarihi itibarıyla değer tespitinde Emsal Karşılaştırma Yöntemi kullanılmıştır. Bu yaklaşım benzer mülklerin satışını veya ilgili piyasa verilerini dikkate alır ve karşılaştırmaya dayalı bir işlemle değer takdiri yapar. Genel olarak değerlemesi yapılan bir mülk, açık piyasada gerçekleştirilen benzer mülklerin verileriyle karşılaştırılır.

Yaklaşımın temelini; varsa konu taşınmazın öncesi satış değeri, yoksa benzer taşınmazların geçmişteki satış değerlerinin incelenmesi ve mümkün olduğunca birebir benzerlik gösteren taşınmaz satışlarının bulunması oluşturmaktadır. İkame etme esasına dayanır. Her tür taşınır ve taşınmazın değerlemesinde uygulanır. Bu bağlamda taşınmazlara benzer özellikli emsaller aşağıda incelenmiştir. Emsaller fikir verici mahiyettedir.

Emsal Araştırması 1: internet ortamında yapılan araştırmada 18/11/2023 tarih ve ---- Nolu ilanda, Davaya konu taşınmaz ile aynı site içerisinde 21-25 yaşlarında, 8+1odalı, 2 katlı, tripleks villa nitelikli, net.450m2, brüt.500m2 alanlı, ana niteliği arsa olan ve yapım aşamasında, natamam taşınmaz için pazarlıksız satış fiyatının 30.000.000,00TL olduğu görülmüştür. Talep edilen m2 birim bedel:60.000,00TL/m2'dir. Davaya konu taşınmazın konumu ile emsalin konumu ve natamam durumu dikkatte alınıp, değerlendirildiğinde taşınmaz, daha fazla avantaja sahip olup, üst değer segmentte kalmaktadır.

..........

Emsal Araştırması 2: internet ortamında yapılan araştırmada 30/11/2023 tarih ve ------- Nolu ilanda, Davaya konu taşınmaz ile aynı siteye bitişik 5.000m2 alanlı ARSA nitelikli taşınmaz için pazarlıksız satış fiyatının 27.000.000,00 TL olduğu görülmüştür. Talep edilen m2 birim bedel:5.400,00TL/m2'dir.

..........

Emsal Araştırması 3: internet ortamında yapılan araştırmada 12/11/2023 tarih ve ----- Nolu ilanda, Davaya konu taşınmaz ile aynı siteye yakın mesafede ve aynı mahalde bulunan 1.000m2 alanlı ARSA nitelikli taşınmaz için pazarlıksız satış fiyatının 5.300.000,00 TL olduğu görülmüştür. Talep edilen m2 birim bedel:5.300,00TL/m2'dir.

..........

Yapılan araştırmada ---- Sitesi içerisinde bulunan---- nolu villa nitelikli taşınmazın 2023 yılı içerisinde 1.150.000, USD (1 Aralık 2023:28,8553X1.150.000USD=33.183.595,00TL), ---- nolu villa nitelikli taşınmazın 2023 yıl içerisinde 1.250.000USD (1 Aralık 2023:28,8553X1.250.000USD=36.069.125,00TL) fiyatlara satıldığı bilgileri alınmıştır.

Davaya konu taşınmaz ile yukarıda bilgileri verilen 4 ve 42 nolu taşınmazlara göre konumu ve şerefiyesi daha avantajlıdır ve konu taşınmaz emsallere göre üst değer segmentede kalmaktadır.

Dava konusu taşınmazın ve civarın teşekkül tarzı, sosyo-ekonomik şartların oluşumu, taşınmazın geometrik ve topografik yapısı, zeminin jeolojik özelikleri, yüzölçümü, imar durumu, çevrede oluşmuş serbest piyasa alım-satım rayiç değerleri, arz-talep durumu, ana yapının konumu, bulunduğu Lokasyon, Manzara Olanakları, alt ve üstyapısı, kamu ve belediye hizmetlerinden yararlanma durumu, ulaşımı, merkezi yerlere mesafesi, rağbet derecesi, şerefiye farklarının oranları bilgi amaçlı incelenen emsal ilanlarda yerleşik uygulama = %5 gerçekleşme oranları/pazarlık payları, emlak alım satım komisyoncuları ile yapılan görüşmeler, pazarda alıcı ve satıcının tam kavuşabileceği fiyatlar, ekonomik göstergeler vb. taşınmazın değerine tesir eden tüm objektif unsurlar birlikte değerlendirilerek,

Davaya konu Tripleks Nitelikli bitişik nizam yaklaşık net 540m , brüt 570 m2 alanlı 2 adet ikiz villa, müştemilatı ve arsa payı ile birlikte tamamı için; 02.12.2023 yerinde inceleme tarihi itibari ile 35.000.000,00TL değerinde olabileceği hesap edilmiştir.

TCMB resmi internet sitesinde bulunan Konut Fiyat Endeksi (KFE) (2017=100)(Aylık) verileri kullanılarak ----- düzeyinde hesap yapıldığında;

Dava tarihi olan 19.01.2021 tarihi itibari ve düzeltme değeri ile 135,20/942,60 X 35.000.000.-TL « 5.020.000,00.-TL olarak hesap edilmiştir.

Sayın Mahkeme tarafından dava dilekçesinde geçen 05.03.2013 satış tarihi değeri talep edilmesi halinde: düzeltme değeri ile 48,80/942,60 X 35.000.000.-TL « 1.812.000,00.-TL olarak hesap edilmiştir.

Dava konusu taşınmaza Yi-ÜFE uygulaması yapıldığında dava konusu taşınmazın değeri gerçeğin uzağında seyretmekte olduğundan, ---- Konut Fiyat Endeksi uygulaması yapılmış, mevcut piyasa gözetilerek emsallerden faydalanılmıştır.

7- TOPLU DEĞERLENDİRME

Davacı taraf vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ...'ın, kardeşleri----- Kooperatifinden kooperatif hissesi satın aldıklarını, kooperatif kayıtlarına hissedar olarak sadece ---- adının yazıldığını, bedelin kendisi tarafından ödendiğini iddia ederek kooperatif payının 1/3'lük kısmında hak sahipliğinin tespitini talep etmektedir.

Bazı durumlarda kişiler, yapmak istedikleri hukukî işlemin tarafı olarak görünmek istemeyebilirler. Bu durumda kişi, bizzat yapmak istemediği bir işi bir başka kişinin arkasına gizlenerek o kişiye yaptırır ve sonra ikinci bir işlemle hukukî işlemin sonuçlarını elde etme yolunu seçebilir. Hukuk

..........

düzeni kural olarak muvazaa veya kanuna karşı hile teşkil etmedikçe, tarafların gizli kalma arzularına karışmaz. Gizlenen taraf bir başkasını öne sürmekte ve öne sürülen kişi, gizlenen tarafın iradesini kendi iradesiymiş gibi dış dünyaya yansıtmaktadır. Bu tür bir işlem muvazaa ve kanuna karşı hile teşkil etmediği sürece geçerli olup, hak kazanmak isteyen tarafın hakkı kazanan kişiye dolaylı temsil yetkisi verdiği, dolaylı temsilcinin de hakkı kazandıktan sonra temsil olunana hakkı devretmesi gerektiği belirtilmelidir.

Nitekim bu durum Yargıtay ve doktrin tarafından uzun zamandır 'nam-ı müstear1 olarak adlandırılagelmiştir. Somut olayda da davacı, kardeşleri ile birlikte kooperatif payı satın aldığını, ancak tek hak sahibi olarak davalıların mirasbırakanın göründüğünü, kendisinin de kooperatif payının 1/3'lük kısmına sahip olduğunu iddia etmektedir.

Yargıtay bir taşınmazın dolaylı temsilci ile edinilmesi işlemini 'inançlı vekâlet olarak nitelendirmektedir. Buna göre "...taşınmazın müvekkil adına gerçekleştirilecek tescilin temelini, müvekkil ile vekili arasındaki taşınmazın inançlı iadesine ilişkin özel bir sözleşme oluşturmaktadır.

Her ne kadar inançlı sözleşme taşınmaz mülkiyetinin geçirilmesi yükümlülüğünü doğurduğundan ötürü bunun resmî şekilde yapılması gerektiği ileri sürülebilirse de burada dolaylı temsil yetkisi veren iç ilişki söz konusu olduğundan dolayı bunun resmî vekâlet sözleşmesi ile düzenlenmesine gerek kalmaz... Vekâlet ilişkisinin bulunduğu bir durumda vekil, esasen müvekkili hesabına aldığı, bu niyet ile iktisap ettiği bir taşınmazı davacıya devretmeyi iktisaptan önce borçlanmıştır...

Vekâlet sözleşmesi, MK. 634'deki resmî şeklin kapsamına giren bir sözleşme olarak kabul edilemez... İnançlı işlem, üçüncü kişinin malvarlığı aracılığı ile de gerçekleşebileceğinden ötürü uyuşmazlık konusu olayda sadece dolaylı temsili içeren inançlı vekâlet hukuksal ilişki bulunmaktadır.

Zira dava dışı üçüncü kişiler (satıcılar), ister dolaylı temsilin bulunduğunu bilsin ister bilmesin, taşınmazı alan davalı (inançlı vekil), tapu sicilinde işlem yapılırken kendi adına ve davacı (müvekkili) hesabına hareket etmektedir ve önce mülkiyetin davalıya (inançlı vekile) geçmesi, sonra da onun bunu davacıya (müvekkile) devretmesi hususu gerçekten istenmektedir."

Görüldüğü üzere Yargıtay, temelinde dolaylı temsil yetkisi olan bu hukukî işlemi 'inançlı vekâlet olarak adlandırmaktadır. Dolaylı temsil yetkisi barındıran işlemde temsil olunan tarafın daha önce hiç sahip olmadığı bir taşınmaz/hak, dolaylı temsilci tarafından edinilmekte, dolaylı temsilci bu taşınmazı/hakkı temsil olunana devir borcu altına girmektedir.

Yargıtay'a bazı kararlarına göre konusu taşınmaz olan iade talebinin temelinde nam-ı müstear (dolaylı temsil yetkisi barındıran vekâlet sözleşmesi) varsa bu talep yazılı delille ispatlanmalıdır . Doktrinde ise dolaylı temsil de barındıran vekalet sözleşmesinde vekilin iade borcunun TBK. m. 508 uyarınca kanundan kaynaklandığı ve bu sözleşmenin varlığının her türlü delille ispatlanabileceği ileri sürülmektedir ----Taraflar arasındaki vekâlet sözleşmesi nedeniyle dolaylı temsilci temsil olunan adına bir hak edinmişse TBK. m. 508 uyarınca bu hakkın temsil olunana -kanundaki tabirle- 'vermekle' yükümlüdür. Dolayısıyla taraflar arasında geçerli bir vekâlet sözleşmesi varsa müvekkil hakkın kendisine devrini talep edebilecektir.

Bu ilgiler doğrultusunda davacı ve davalılar mirasbırakanı arasında dolaylı temsil ilişkisi olup olmadığının ve kooperatif payının 1/3'lük kısmının davacıya ait olup olmadığının nihai takdiri Sayın Mahkemededir.

8-SONUÇ VE KANAAT

Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle;

— Huzurdaki dava, davacı ... tarafından, davalılar ..., ..., ... ve ----aleyhinde, Kooperatif Üyeliğinin Tespiti için açılan bir davadır.

-----nolu taşınmazın 02.12.2023 yerinde inceleme tarihi itibari ile 35.000.000,00TL, 19.01.2021 Dava tarihi itibari ile değeri 5.020.000,00TL olarak hesap edilmiştir.

— Önceki bölümde yapılan açıklamalar çerçevesinde dava konusu hisse devrinin ödemesinin davacının da ortağı bulunduğu şirket kaynaklarından karşılandığını düşündürmektedir. Bu durumda dava konusu hisse devri ile ilgili yapılan ödemenin, paranın sağlanış biçiminin; takdiri ve hukuki değerlendirmesi sayın mahkemenize ait olmak üzere, davacının 1/3 hisse hakkını tek başına kanıtlar nitelikte görülemeyeceği hususundaki kanaatimizi arz ederiz.

— Davacı ve davalılar mirasbırakanı arasında dolaylı temsil ilişkisi bulunup bulunmadığının nihai takdiri Sayın Mahkemenindir.

Saygı ile arz olunur. 19.01.2024

..."

şeklinde olup yukarıya aynen aktarılmıştır.

Taraf vekilleri rapora itiraz dilekçeleri sunmuşlardır.

Davacı vekili tarafından ibraz edilen 17/04/2024 tarihli talep artırım dilekçesiyle raporda dava tarihi itibariyle belirlenen dava konusu taşınmazın 5.020.000 TL üzerinden ve davaya konu 1/3 paya tekabül eden 1.673.333,33 TL miktar esas alınarak talep bu 1.673.333,33 TL'ye çıkarılmıştır.

Talep artırım dilekçesiyle birlikte 17/04/2024 tarihli sayman mutemedi alındısı ile 26.467 TL tamamlama harcı da yatırılmıştır.

Söz konusu talep artırımına ve değere bağlı olarak 06/05/2024 tarihinde dosya heyete tevdi edilmiş olup, 14/05/2024 tarihinde düzenlenen "heyete tevdi nedeniyle ek tensip tutanağı" başlıklı tutanak doğrultusunda 14/05/2024 tarihinden itibaren yargılama heyet olarak yapılarak bitirilmiş olup, 25/09/2024 tarihli duruşmada oluşturulan ara kararlar ile gerekli tebligatlar ve yazışmalar yapılıp tamamlanarak itirazlar gözetilmek suretiyle ---- Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ----Esas sayılı dosyasına müzekkere yazılarak bu dosyanın UYAP içeriği de temin edilmiştir.

Davanın niteliği, temin edilen rapor, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilmek suretiyle itirazlar yerinde görülmeyerek 11/12/2024 tarihli son duruşmada taraf vekillerinin son beyanları da alındıktan sonra yargılama bitirilmiş olup, söz konusu 11/12/2024 tarihli duruşma tutanağının buraya aynen alınması gerekli ve yeterli görülen kısımları:

"...

Davacı vekilinden soruldu: önceki beyanlarımızı ve bilirkişi raporuna itirazlarımızı tekrar ediyoruz, raporda dava konusu taşınmazın bedelinin müvekkil tarafından ödendiği belirtilmiştir, buna rağmen ödenen paranın şirketten ödendiği ifade edilmiştir, bu konudaki yazılı beyanlarımızda belirttiğimiz gibi bilirkişi görev sınırlarını aşmıştır, ek rapor talebimiz vardır, aksi halde taleplerimiz doğrultusunda karar verilmesini istiyoruz, dedi.

Bir kısım davalılar vekilinden soruldu: önceki beyanlarımızı tekrar ediyoruz, söz konusu bilirkişi raporu 19/01/2024 tarihinde ve yaklaşık 1 yıl önce verilmiştir, davacı tarafta bu rapora uygun olarak bedel artırımı yapmıştır, davacı 1/3 oranında iddiasını 3 vakıaya dayandırmıştır, bilirkişiler buna uygun şekilde rapor vermişlerdir, 330.000 USD'nin ödenmesiyle ilgili olarak bankalara yazılan müzekkerelere verilen cevapta davacının 2 saat gibi kısa bir sürede 4'den fazla bankacılık işlemi yaptığı görülmüştür,

bilirkişiler de buna istinaden paranın kaynağını takip etmiş ve davacının sadece son banka dekontunu sunmak suretiyle hak iddiasında bulunmasına itibar edilmemesi gerektiği kanaatini raporda belirtmiştir, buna ilaveten bu kanaatini güçlendirmek için davacının dayandığı 2. Vakıa olan kooperatife aidat ödenmesi hususu da değerlendirilmiştir, davacının iddiasının aksine bu aidat ödemelerinin de dava dışı kardeşler dahil 4 kişi için 6 farklı hisseye yönelik tek seferde gerçekleştirildiğinden yola çıkarak yine davacının bu ödemelerden kaynaklı olarak da dava konusu hak iddiasında bulunamayacağını değerlendirmiştir,

gerek banka kayıtlarının gerek de kooperatif kayıtlarının incelenmesi teknik incelemeye matuf olup, bilirkişiler bu görevlerini yerine getirmişlerdir, davacı tarafın itirazları teknik incelemelere yönelik olmadığından 4 yıldır süren dosya tekemmül etmiştir, tahkikatın sonlandırılarak karar verilmesini istiyoruz, dedi.

Davacı vekili söz aldı: bu konudaki yazılı beyanımızı tekrarla rapora itiraz ettiğimiz halde harç ikmaline yönelik olarak talep arttırılmıştır, dedi.

Davalı kooperatif vekilinden soruldu: önceki beyanlarımızı tekrarla karar verilmesini istiyoruz, dedi.

Dosya incelendi. Davanın aydınlandığı, tahkikatı gerektirir bir husus kalmadığı anlaşılmakla tahkikatın bittiği bildirilerek son beyanlar soruldu.

Davacı vekili: talebimiz gibi karar verilsin dedi,

Bir kısım davalılar vekili: davanın reddine karar verilsin, dedi.

Davalı kooperatif vekili: davanın reddine karar verilsin, dedi.

Dosya incelendi. Yargılamanın bittiği bildirildi.

..."

şeklinde olup yukarıya aynen aktarılmıştır.

Dava "----" adresinde bulunan 5 pafta, 250, 251 ve 224 numaralı parsellerde kurulu olan ve davalı kooperatif tarafından yapılan özel parselasyon neticesinde---- tahsis edilip, vefatı neticesinde mirasçıları davalılar ..., ... ve ...'a intikal eden 71/46 iç parselde bulunan ve kooperatif ortaklık pay defterinde ----- ortaklık numarasıyla kayıtlı hissenin 1/3 payının davacıya ait olup olmadığına yöneliktir.

İbraz edilen ---- Sulh Hukuk Mahkemesinin 03/09/2020 tarih ve ----- Esas ve ---- Karar sayılı veraset belgesine göre --- 30/08/2020 tarihinde vefat ettiği ve geriye mirasçı olarak ..., ... ve ...'ı bıraktığı, bunlardan başka mirasçısının olmadığı belirlenmiştir.

---- Noterliğinin 05/03/2013 tarih ve --- yevmiye nolu "kooperatif hisse devir sözleşmesi"ne göre ---- tarafından davalı kooperatifteki 46 nolu parseldeki hak ve hisselerin tamamının 570.000 TL bedel karşılığında ----- devredildiği anlaşılmıştır.

Sonuç olarak ticaret sicil kayıtları, davalı kooperatife ilişkin ana sözleşme, tapu kayıtları, dosya kapsamına uygun olup, Mahkememizce de yeterli görülen bilirkişi heyeti raporu, bilirkişi heyetinin Mahkememizce de isabetli görülüp iştirak edilen kanaati, dava dışı ---- ünvanlı şirketin aile şirketi olmasına yönelik yapısı, davacı tarafça bildirilen ve davalı kooperatifin çalışanı ve mali müşaviri konumunda olan tanıkların beyanları, söz konusu tanık beyanlarına göre 44 ve 46 nolu parsellerin yatırım amaçlı alındığının belirtilmiş olması,

davacı ve kardeşleri arasındaki dosya kapsamına yansıyan kooperatif hisselerinin paylaşımı, davacı tarafından üyeliğe bağlı olarak zaman zaman kooperatife yapılan ödemelerin bütün hisseleri kapsar şekilde yapılmış olması, kooperatif kayıtları, kooperatif vekilinin savunmaları, dava konusu parsele ilişkin ödemelerin söz konusu dava dışı şirket kaynaklı olduğuna yönelik bilirkişi heyeti raporu, raporda bu sonuca varılmasına yönelik kanaatin gerekçeleri ile banka kayıtlarına ilişkin dayanaklar,

UYAP içeriği celbedilip incelenen ----- Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ---- Esas sayılı dava dışı söz konusu şirketin feshine ilişkin dava dosyası içeriğinde dava konusu hissenin ----- adına olduğuna ilişkin yazılı belgelerden farklı bir bilginin ve verinin olmaması ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde yukarıda davanın nitelemesinde özgülenen 71/46 iç parselde bulunan ve ---- ortaklık numarası ile kayıtlı hissenin davalı gerçek şahısların murisi olan---- ait olduğu ve vefatı üzerine davalı mirasçılarına intikal ettiği, davalılardan başka mirasçısının bulunmadığı, bunun aksinin davacı tarafça ispatlanamadığı;

söz konusu hissenin 1/3 payının davacıya ait olduğuna ilişkin iddianın sübuta ermediği sonuç ve kanaatine varıldığından davanın ilk talep ve terditli talep dahil olmak üzere bütünüyle reddine ilişkin olmak üzere aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

Son olarak belirtmek gerekir ki yukarıda ayrıntılı olarak belirtilen ve ---- BAM ----- Hukuk Dairesinin 10/11/2021 tarih ve ---- Esas, ---- Karar sayılı kararı ile verilen ihtiyati tedbir kararının akibeti HMK. Madde 397/2 düzenlemesine bırakılmıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:

Davanın ilk talep ve terditli talep dahil olmak üzere bütünüyle reddine,

Maktu karar harcının peşin harç- ikmal edilen harç- tamamlanan harç toplamlarından mahsubu ile artan 29.284 TL harcın kararın kesinleşmesine bağlı olarak ve istek halinde davacı tarafa iadesine,

Davacı tarafça yapılan harç ve giderin davacı üzerinde bırakılmasına,

Davalı kooperatif adına yapılmış bir gider olmadığından bu konuda başkaca bir hüküm kurulmasına yer olmadığına,

Davalı gerçek şahıslar adına İstinaf yoluna başvuru nedeniyle yapılan giderler de dahil olmak üzere bu davalılar adına yapılan toplam 54,50 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak bu davalılara müştereken verilmesine,

Davanın tespit niteliği ve terditli talebin tazminat niteliği gözetilerek davalılar vekilleri için tarifenin 13/4 düzenlemesi gereğince belirlenen 30.000 TL maktu avukatlık ücretinin davacıdan alınarak her bir vekilin temsil ettiği davalılara müştereken ödenmesine,

Artan avansın karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,İlişkin olmak üzere davacı vekilinin, bir kısım davalılar vekilinin huzuren yüzlerine karşı ve davalı kooperatif vekilinin e-Duruşma sistemi üzerinden yüzüne karşı aleni olarak yapılan yargılama sonunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/38, K. 2024/880, 11 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Esas No : 2021/38
  4. Karar No : 2024/880
  5. Dava
  6. Dava Tarihi : 19/01/2021
  7. Karar Tarihi : 11/12/2024
  8. Gereği Görüşülüp Düşünüldü
  9. Konu
  10. Açıklamalar
  11. Netice Ve Talep
  12. Konusu
  13. İzahı
  14. A. Usule İlişkin İtirazlarımız
  15. B. Esasa İlişkin İtirazlarımız
  16. Netice-i Talep
  17. Konu
  18. Cevaplarımız
  19. Görev Yönünden İtirazlarımız
  20. Dava Şartı Yönünden İtirazlarımız
  21. Eksik Harç Yönünden İtirazlarımız
  22. Belirsiz Alacak Davası Açılmasına Yönelik İtirazlarımız
  23. Zamanaşımına Yönelik İtirazlarımız
  24. Basit Yargılama Usulü Kapsamındaki İtirazlarımız
  25. Esasa İlişkin Beyanlarımız
  26. Dosyaya Hmk’ya Aykırı Olarak Sonradan Sunulan Belgelere İlişkin Beyanlarımız
  27. Tedbir Talebine Yönelik İtirazlarımız
  28. Netice Ve Talep
  29. Hüküm
  30. Tanık ----
  31. Tanık ----
  32. Tanık ----
  33. Tanık -----
  34. Tanık
  35. Dava Konusu Taşınmazın Konumunu Gösterir Uydu Görüntüsü
  36. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2021/38
Karar No
2024/880
Tarih
11 Aralık 2024

İlgili Kararlar

  • İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/39 K.2024/772
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi E.2021/41 K.2024/1671
  • Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/43 K.2024/929
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi E.2021/46 K.2024/1872
  • İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/47 K.2024/481
  • İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/50 K.2024/871

Tüm Arşiv

İlk Derece Mahkeme KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.