KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/170
- Karar No
- 2024/363
- Karar tarihi
- 27 Mayıs 2024
Karar Metni
893 kelime·4 dk okuma·9 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/170
KARAR NO : 2024/363
DAVA
Menfi Tespit (Kira)
DAVA TARİHİ : 11/03/2022
KARAR TARİHİ : 27/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kira) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilleri adına davalı tarafından başlatılan ----İcra Müdürlüğünün ----- Esas dosyası dosyasının teminatsız olarak durdurulmasına, müvekkili şirket adına davalıya sözleşme yapmak için imzalan ve sözlşeme öncesi teslim edilen ve sözleşme yapılmaması nedeniyle iadesi istenen çekler için (-----İcra Müdürlüğünün ---- Esas dosyası dosyasına konu ve ödenen ) borçlu olmadığının tespitine, davalı tarafça borçlu olmadığı halde tahsil edilen bedellerin istirdadına, davalı tarafın kötü niyetli olması nedeniyle %20 den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama masrafı ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Haksız ve mesnetsiz davanın reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, ön sözleşmeden (kira sözleşmesi yapma vaadi) kaynaklı verilen çeklere ilişkin menfi tespit ve istirdat talebine ilişkindir.---BAM ---HD ---- Esas ----- Karar sayılı ilamı. "Öncelikle taraflar arasındaki yapılan protokolü açıklamak gerekmektedir.
Davacı ----. ile tapu maliki davalılar arasında, ---- Merkez ---- Mahallesi 1283 ada-----ve --- nolu parsellerin çizilen krokide gösterilen kısımlarının kiralanacağı, kiralama koşulları başlıklı bendin a fıkrasında kira bedelinin, b fıkrasında kiranın başlangıç tarihinin iş yerinin tesliminden 3 ay sonra olduğunun, protokolün kira ödeme koşulları başlıklı bendinde ise; protokolün imzası ile birlikte nakit olarak ödenecek 138.000.-TL ve 72.000.-TL'nin kira başlangıcındaki 6 aylık kira olarak sayılacağı, protokolün 01/07/2011 tarihinde imzalanacak kira sözleşmesi hükmünde olduğu belirlenmiştir.
Yapılan bu protokol ön sözleşme hükmündedir.
Dava, ön sözleşmeden ( kira sözleşmesi yapma vaadi ) kaynaklı ödenen kira alacağının iadesi, birleşen dava ise yine ön sözleşmede belirlenen edimlerin yerine getirildiği halde devam eden süreçte ödenmeyen kiraların ve uğranılan zararın ödenmesi istemine yöneliktir.TBK. m. 29/1'e göre, bir sözleşmenin ileride yapılmasına dair sözleşme geçerlidir. Türk Borçlar Kanunu, sözü geçen maddede "ön sözleşme" veya "sözleşme yapma vaadini" düzenlemektedir.
Taraflardan her ikisinin birbirlerine ya da taraflardan yalnız birinin diğerine karşı ileride üçüncü bir şahısla bir borç sözleşmesi yapmayı taahhüt etmesine, "ön sözleşme" veya " sözleşme yapma vaadi" denir. Ön sözleşme, niteliği itibariyle bir borç sözleşmesidir. Ön sözleşmeyle ileride yapılması vadedilen borç sözleşmesine ise, "asıl sözleşme" denir.
Kanunlarda öngörülen istisnalar dışında, ön sözleşmenin geçerliliği, ileride kurulacak sözleşmenin geçerliliğine bağlıdır.( TBK m. 29/2 )
Somut olayda davanın tarafları ilerde yapacakları kira sözleşmesine yönelik olarak protokol adı altında bir ön sözleşme yapmışlardır. Bu ön sözleşme ilerde yapılacak kira sözleşmesi gibi geçerli olup, bu bağlamda ön sözleşme ile ilgili davalar kira hukukuna göre çözümlenecektir. Dava tarihinde yürürlükte olan HMK.
4/1-a maddesi gereğince dava değerine bakılmaksızın davaya bakma görevi Sulh Hukuk Mahkemesi'ne aittir." şeklindedir.6100 Sayılı HMK'nun “Sulh hukuk mahkemelerinin görevi” başlığı altındaki 4. Maddesi de; “(1) Sulh hukuk mahkemeleri, dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın;
a) Kiralanan taşınmazların, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaları, b) Taşınır ve taşınmaz mal veya hakkın paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin davaları, c) Taşınır ve taşınmaz mallarda, sadece zilyetliğin korunmasına yönelik olan davaları, ç) Bu Kanun ile diğer kanunların, sulh hukuk mahkemesi veya sulh hukuk hakimini görevlendirdiği davaları, görürler.”şeklindedir.
Görev kamu düzenine ilişkin olup re'sen dikkate alınmalıdır.
Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde.
Davacı ve davalı şirket yetkilisinin ----- isimli alışveriş merkezinde yer kiralama konusunda görüştükleri, aralarında ön bir anlaşma sağlandığı, bu anlaşmaya istinaden dava konusu çeklerin davalı tarafa yer kiralama anlaşması kapsamında teslim edildiği ancak COVİD 19 hastalığı sebebiyle ve Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle AVM lerin kapatılması sonucunda asıl anlaşmanın sağlanamadığı, çeklerin teslim edilmesi gerekirken teslim edilmediği iddialarına dayalı olarak menfi tespit ve istirdat talebinde bulunulduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın akdedilecek asıl kira sözleşmesi için yapılan ön kira anlaşmasından kaynaklandığı,
bu haliyle yukarıda yer verilen yasa hükmüne ve ilgili BAM kararına göre kira ilişkisine dayalı uyuşmazlıklarda sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğu anlaşılmakla davanın görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/170, K. 2024/363, 27 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama