İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGEADLİYEMAHKEMESİ KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2022/172 K.2024/885

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

Esas2022/172Karar2024/885Tarih23 Mayıs 2024Okuma14 dk · 2.744 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
23 Mayıs 2024
Dosya no
2022/172 Esas
Karar no
2024/885 Karar
İncelenen kararın mahkemesi
İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Numarası
2018/723 Esas - 2021/655 Karar
Tarihi
06/10/2021
Dava
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.744 kelime·14 dk okuma·4 bölüm

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili ile davalı arasında araç satışı ilişkisi olduğunu, müvekkili tarafından davalıya filo indirimi kapsamında piyasa fiyatlarının altında araç satıldığını, davalının bu araçları belirli bir süre ve belirli bir kilometreye erişmeden önce 3. kişilere satmamayı taahhüt ettiğini, ancak bu taahhüdüne aykırı davrandığının tespit edildiğini, bu nedenle düşük bedel kadar davalı aleyhine fatura düzenlendiğini, bu faturanın ödenmemesi nedeniyle davalı aleyhine İstanbul ...

İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden takip başlatıldığını, davalının itirazı üzerine icra takibinin durdurulduğunu, davalının itirazının haksız olduğunu, bu nedenle itirazın iptali ile takibin devamına ve %20 oranındaki tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacı tarafça davaya dayanak edilen taahhütnamenin geçersiz olduğunu, anılan belgeye dayanarak dava konusu bedelin talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, anılan sözleşme her ne kadar müvekkili ile müvekkilinin belirli bir süre kullanım amacıyla devretmiş olduğu 3. kişiler arasında vuku bulan bir sözleşme gibi gözükse de tamamen davacı şirketin bilgisi ve önerisi dahilinde gerçekleştirilen bir sözleşme olduğunu,

davacının kendi satış temsilcileri tarafından belirtilen şekilde yapılacak satışlara cevaz verildikten sonra bu doğrultuda gerçekleşen satışların sözleşmeye/ taahhüde aykırı satışlar olduğunu iddia ederek hak devşirmeye çalışmasının "basiretli tacir" sıfatına aykırı düştüğünü, 3 yıl boyunca yaklaşık 400 araçla aynı işlemi yapan müvekkiline davacı tarafından herhangi bir işlem yapılmamasının yegane sebebinin müvekkili tarafından gerçekleştirilen işlemlerin doğrudan davacının önerisi ve bilgisi dahilinde gerçekleşen işlemler olduğunu,

davacı tarafın icra takibi ekine sunulan faturaları müvekkilinin tebellüğden kasten imtina ettiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkilinin gerçekleştirdiği fiilin hukuka aykırı taşısa da bu fiil neticesinde bir zararın mevcudiyetinden bahsetmenin mümkün olmadığını, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesi 06/10/2021 tarih 2018/723 Esas - 2021/655 Karar sayılı kararında. "Dava, İİK m.67'de düzenlenen itirazın iptali davasıdır.

Davacı vekili, davacı ile davalı arasında araç satışı ilişkisi olduğunu, davacı tarafından davalıya filo indirimi kapsamında piyasa fiyatlarının altında araç satıldığını, davalının bu araçları belirli bir süre ve belirli bir kilometreye erişmeden önce 3. Kişilere satmamayı taahhüt ettiğini, ancak bu taahhüdüne aykırı davrandığının tespit edildiğini, bu nedenle düşük bedel kadar davalı aleyhine fatura düzenlendiğini, ödenmeyince de İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ...

Esas sayılı dosyası üzerinden takip başlatıldığını ancak takibe konu alacağa itiraz edilmiş olması nedeniyle takibin durdurulmasına karar verildiğini, itirazın haksız olması nedeniyle itirazın iptali ile %20 oranındaki tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Dava dosyasına celp edilen İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ...

Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı/ borçlu aleyhine 05/03/2018 tarihinde ilamsız yolla faturaya dayalı olarak, 110.239,14 TL asıl alacağa işleyecek yıllık %9,75 avans faizi ile birlikte tahsilini talep etttiği, ödeme emrinin borçluya tebliği üzerine davalı/ borçlunun süresinde olarak borca, faize ve tüm ferilerine itiraz etmesi neticesinde icra müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verildiği ve süresinde olarak işbu itirazın iptali davasının açılmış olduğu görülmüştür.

İhtilaf, davacı alacaklı ile davalı arasında akdedilen sözleşme kapsamında davacının davalıya filo indirimi yapıp yapmadığı, filo indirimi yapılmış ise filo indirimi yapılan araçlar bakımından davalının bu araçları belirli bir süre ve belirli bir kilometreye ulaşıncaya kadar satmamayı taahhüt etmiş olup olmadığı, bu taahhüdüne aykırı davranmış ise filo indirimi nedeniyle (yüklemeli bağış niteliğinde olarak) davalının malvarlığında artış meydana gelip gelmediği hususunun takip sebebi itibariyle tespiti konularından kaynaklanmakta olup ispat yükü davacıda bulunmaktadır.

Ancak taraflar arasındaki sözleşme kapsamında filo indirimi yapılıp yapılmadığı, yapıldı ise davalının filo indirimi yapılan araçları belirli bir süre ve belirli bir kilometreye kadar satmamayı taahhüt edip etmediği ve bu sebeple yapılan şartlı indirim kapsamında oluşan davacı zararı ve davalı zenginleşmesinin tespiti taraflar arasındaki sözleşme,

taraf ticari defterlerinin ve takip dayanağı faturanın incelenmesi gerektiğinden ve bu hususlar hukuk dışında özel ve teknik bilgiyi gerektiren hal olduğundan 6100 sayılı HMK m.266 gereği mahkemenin tarafların talebi yahut kendiliğinden vereceği karar ile bu hususları bilirkişiye tespit ettirmesi mümkündür.

Bu kapsamda mali müşavir bilirkişi ..., sektör temsilcisi ... ve sözleşme uzmanı Dr. ...'dan alınan 17/01/2020 tarihli bilirkişi raporu ile; davaya dayanak kılınan taahhütname ile 4 araç bakımından araçların tescil tarihinden 6 ay geçmeden veya 10.000,00 km yol yapılmadan satılmayacağı hususunda taahhütte bulunulduğu ve 4 aracın taahhüde aykırı olarak satıldığı, 3 araç için davacı tarafından 2.626,00 TL (2.626,00 TL X 3 = 7.878,00 TL) ve bir araç için ise 2.524,00 TL (7.878,00 TL + 2.524,00 TL = 10.429,00 TL) olmak üzere toplam 10.429,00 TL indirim yapıldığı,

diğer araçlar için ise dosya kapsamıyla taahhütte bulunulduğunun kanıtlanamamış olması nedeniyle davacı zararından ve davalı karından bahsedilemeyeceği tespit edilmiştir.

Tüm dosya kapsamı, alınmış olan heyet bilirkişi raporu denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli olduğundan ve taraflar arasındaki ilişki itibariyle taahhüt hep birlikte değerlendirildiğinde ilişkinin 6098 Sayılı TBK m.291 kapsamında yüklemeli bağış niteliğinde olduğu ve bilirkişi heyeti ile de tespit edildiği üzere davalının bu yüklemeyi 4 araç bakımından ihlal ettiği anlaşıldığından ve m.295/1.f.3 kapsamında ihlalin haklı bir sebebe dayalı olduğu ispat edilmemiş olması karşısında bağışlanan miktarın geri istenebileceği öngörülmüş olduğundan davanın kısmen kabulü ile, davalının İstanbul ...

İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına konu alacağa yönelik itirazının 10.429,00 TL asıl alacak bakımından iptali ile takibin takip talepnamesindeki şartlarla devamına, fazlaya ilişkin kısmın reddine, İİK m.67/2 kapsamında 2.047,00 TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir."gerekçesi ile, "Davanın KISMEN KABULÜ İLE. Davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ...

Esas sayılı takip dosyasına konu alacağa yönelik itirazının 10.429,00 TL asıl alacak bakımından iptali ile takibin takip talepnamesindeki şartlarla DEVAMINA, Fazlaya ilişkin kısmın REDDİNE, İİK m.67/2 kapsamında 2.047,00 TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE," karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, istinafa konu kararda yerel mahkemenin; davalı tarafın, filo indiriminden aldığı araçları "6 ay geçmeden veya10.000 km yapmadan" satamayacağına ilişkin imzaladığı taahhüdün, sadece bu sözleşmede yazılı bulunan 4 adet araçla sınırlı olduğunu, buna rağmen yine filo indiriminden avantajlı fiyatlarla yakın tarihlerde satın aldığı davaya konu diğer araçlar için bu taahhüdün geçerli olmadığı sonucuna vararak davanın kısmen kabulüne karar verdiğini;

mahkemenin bu kararının usule ve yasaya aykırı olduğunu, Davalı şirketin müvekkili şirketten aldığı 0 KM araçlar için filo satış indiriminden faydalanarak dava konusu araçları satın aldığını; otomotiv sektörünün artık ticari teamülü haline gelen filo satışlarında satışa konu araçlar belli bir kilometreye ve belli bir yaşa gelmeden 3.kişilere satışının yapılamayacağı şartıyla satılmakta olduğunu;

bu şekilde şarta bağlanmasının sebebinin, indirimli alınan araçların bu haliyle yani 0 KM yada düşük kilometre ile kısa zamanda nihai tüketicilere satılması müvekkili şirketin ve bayilerinin maddi zararlarının önüne geçebilmek ve netice itibariyle de nihai tüketicilerin 2.el araçlarının piyasa değerinin korunması olduğunu, Taraflar arasında önceden de akdedilen filo satış sözleşmesi ve taahhütlerinin, otomotiv sektöründeki bu yöndeki ticari teamüllerin yukarıda da arz ettiklerini, davalı şirketin 0 KM aldığı dava konusu araçları nihai tüketicilere yüksek kar elde ederek satmasının en başta taraflar arasında akdedilen sözleşmenin ruhuna,

amacına aykırı olduğunu; hal böyleyken, yerel mahkemenin, taraflar arasındaki sözleşmeyi dar yorumlayarak salt genel işlem koşulları ile tarafların tacir olmalarından yola çıkarak hatalı bir şekilde taahhüde eklenen 4 araç için hüküm kurmasının hatalı olduğunu;

oysa ki, bir sözleşme yorumlanırken, sözleşmenin kurucu unsuru olan tarafların gerçek iradeleri ve bu iradelerinin bir yansıması olan karşılıklı ticari menfaatler göz önüne alınması gerektiğini ve bu yönde yorum yaparken de özellikle TMK m.2/I da düzenlenen dürüstlük kuralı, TTK m.2 de de yer alan Ticari Örf ve Adet kuralları tespit edilmek suretiyle sözleşmelerin yorumlanması gerektiğini, İster yazılı, ister sözlü olsun, bir sözleşmenin yorumu yapılırken tarafların irade beyanları ile sözleşmenin esaslı noktalarının nazara alınması gerektiğini;

sözleşmenin olmazsa olmaz koşulları o sözleşmenin esaslı noktaları olduğunu ve taraflar arasında sonradan aynı konuda yapılacak yazılı veya sözlü sözleşmelerde de bu esaslı noktalar o sözleşmelerin olmazsa olmaz unsurları olduğunu; sözleşmelerin yorumunda tarafların irade beyanlarının önem arz etmekte olduğunu; irade beyanlarının uygunluğu ya gerçek iradelerin "fiilen uygunluğu" yada "anlam(içerik) itibariyle" uygun olması şeklinde ortaya çıktığını; bu bağlamda irade beyanlarındaki uygunluğun, "Fiili Uygunluk" ve "Hukuki Uygunluk" diye ikiye ayrıldığını, Fiili uygunluk, tarafların gerçek iradelerinin birbirine uygunluğu demek olduğunu;

tarafların sözleşme kurulurken birbirlerinin gerçek iradelerini fiilen doğru olarak anlamışlarsa fiili uygunluğun söz konusu olduğunu, Hukuki(normatif) uygunluğun ise, fiili uygunluğun bulunmadığı durumlarda hakimin, güven teorisine göre yorum yoluyla tespit edilen uygunluk olduğunu; güven teorisine göre “taraflardan her birinin beyanı (davranışı), diğer tarafın dürüstlük kuralı içinde bildiği veya bilmesi gereken şart ve durumları da göz önünde tutarak anlamaya mezun ve mecbur olduğu şekilde yorumlanır.

Bu yorum sonunda beyanların anlamı birbirine uyduğu takdirde, tarafların irade beyanları arasında hukukî uygunluğun mevcut olduğu hükmüne varılır” buna göre hakimin, kendisini muhattabın yerine koyarak muhattabın, makul ve dürüst bir muhattabın yapacağı gibi irade beyanının meydana geldiği yer ve zamanda bildiği veya bilmesi gereken bütün şartları da dikkate alarak söz konusu irade beyanını dürüstlük kuralına göre nasıl anlaması gerektiğine karar vereceğini, Bu açıklamalar ışığında, taraflar arasında kurulan sözlemenin konusunun,

bireysel müşterilerin satın aldığı fiyatlarının oldukça altında bir fiyatla filo olarak 0 Km araçların satışı olduğunu; filo araç satışı olduğu için de söz konusu araçların alıcı tarafından piyasa fiyatlarının altında satın alınmakta olduğunu, karşılığında ise bu araçların "6 ay geçmeden veya 10.000 km yapmadan" 3.kişilere satışının yapılamayacağı alıcı tarafından taahhüt edilmekte olduğunu; bu şartın, uyuşmazlık konusu sözleşmenin ve ticaretin olmazsa olmaz koşuludur ve esaslı noktası olduğunu;

aksi halde alıcının, cazip fiyatlarla aldığı araçları, bu esaslı şartı sağlamadan satması halinde ülkemizdeki araç piyasası ve müvekkili şirketin nihayi tüketicilere satışlar yapan bölgedeki bayileri haksız rekabete maruz kalacağını ve ciddi maddi zararların ortaya çıkacağını; aynı zamanda da müvekkilinin ticari itibarının da zedeleneceği gibi bu araçları satan davalı gibi başkaca alıcıların da haksız kazanç elde edeceğini, Taraflar arasında 2015 yılından dava tarihine kadar ticari ilişki mevcut olup davalı, müvekkili şirketten yapmış olduğu ticari hacmin 10.838.430,00 TL olduğunu, ki öncesinin de olduğunu;

bu satış rakamlarının tamamının filo araç satışı olduğunu; otomotiv sektöründe, filo satışlarının hangi şartlarda yapıldığı, alınan 0 KM araçların alıcı tarafından ne kadar zaman sonra, kaç Km olduktan sonra satılacağının artık TTK anlamında ticari örf ve adet haline geldiğini;

sözleşme yorumlanırken de otomotiv sektöründeki filo satışlarının ticari teammüllerinin , örf ve adetlerinin de ilgili kuruluşlardan sorularak neticeye göre taraflar arasındaki gerçek irade beyanlarının ortaya çıkarılması ve sözleşmenin de buna göre yorumlanmasının önem arz etmekte olduğunu (Yargıtay 15.HD 16.05.2008 tarih, 2008/193 E, 2008/3263 K sayılı ilamı) İstinafa konu bu uyuşmazlıkta aslında tüm ülke otomotiv piyasasını da ilgilendiren bir yararının da söz konusu olduğunu;

sözleşmenin bu yönden de yorumlanması gerektiğini, Yargıtay 11.HD'nin 03.05.1999 tarih, 1999/1676 E, 1999/3647 K sayılı ilamında, aslında iş bu uyuşmazlığımızın da düğümlendiği "ticari örf ve adet kuralları" konusunda davaları açısından da yol gösterici bir karar verdiğini;

bu yüksek mahkeme kararına konu ticari uyuşmazlıkta, taraflar arasında taahhüd edilen otel rezervasyon kontenjan sözleşmesinin olmamasına rağmen Yargıtay "....davacı zararının tespiti açısından bu konudaki yönetmelik ve varsa ticari örf ve adet dikkate alınarak turizm konusunda uzman kişinin de aralarında bulunduğu heyetten rapor alınarak sonuca gidilmesi gerekirken...""....davacı zararının tespiti açısından bu konudaki yönetmelik ve varsa ticari örf ve adet dikkate alınarak turizm konusunda uzman kişinin de aralarında bulunduğu heyetten rapor alınarak sonuca gidilmesi gerekirken..."şeklinde içtihat ederek,

taraflar arasındaki taahhüdün/sözleşmenin yorumlanmasında ticari örf ve adete gidilmesine karar verdiğini (Yargıtay 19.HD 28.02.2019 tarih, 2018/1482 E, ,2019/1273 K sayılı ilamı) Tüm bu açıklamalar çerçevesinde, uyuşmazlığın hukuka ve yargı içtihatlarına uygun bir şekilde neticelendirilmesinde, ticari örf ve adetin, sözleşmenin ve tarafların gerçek iradelerinin yorumu tartışmasız önem arz etmekteyken yerel mahkemenin bu konuda bir araştırma yapmaması, salt taahhütte yazılı araçlar için sözleşmeyi değerlendirmesinin usule ve yasaya aykırı olduğunu; mahkeme, talepleri doğrultusunda ...

Distribütörleri Derneği'ne, filo satışlarının hangi şartlarla yapıldığını, otomotiv sektörünün bu yöndeki uygulamalarının nasıl olduğunu, bu konuda ki ticari örf ve adetler ile ticari teammülleri sormuş olsaydı, tarafların uyuşmazlığa konu araçları hangi amaç ve şartlarla aldığını görebileceğini, İleri sürerek, yukarıda açıklanan nedenlerden ötürü; tehir-i icra taleplerinin kabulüne karar verilmesini, sonrasında usul ve yasaya aykırı olan yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri gibi davanın kabulüne karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.

Dava; davalının taraflar arasındaki araç satış sözleşmeleri kapsamında verildiği belirtilen filo müşteri taahhüdüne aykırılık nedeniyle kesilen faturanın tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı yan; taraflar arasında uzun yıllardır devam eden araç satış ilişkisi bulunduğunu, davalının davacıdan filo indirimi ile satın aldığı araçları "filo müşteri taahhüdü" uyarınca tescil edilmeden, trafiğe tescil edilmelerinden itibaren altı aylık süre geçmeden veya araçlar 10.000,00-km'ye ulaşmadan satmamayı, aksi halde uygulanan filo indirimini geri ödemeyi taahhüt ettiğini, davalının bu taahhüdüne aykırı olarak indirimli araçları hemen satışa koyduğunu, bu nedenle davalı şirkete kesilen 110.239,14-TL tutarlı faturanın davalı tarafça kötü niyetle tebliğ alınmadığını,

akabinde bu faturaya dayalı başlatılan takibe haksız itiraz edildiğinı ileri sürmüştür.

Davalı yan; dava dilekçesi ekinde sunulan filo müşteri taahhüdünün genel işlem koşulu niteliğinde olup geçersiz olduğunu, aksi kabul edilse dahi yapılan satışların tamamının davacının bilgisi ve hatta önerisi ile yapıldığını, öte yandan anılan filo müşteri taahhüdünün hangi araçlar için verildiğinin taahhütte açıkça yazılı olduğunu, bunlar dışındaki araçlar için davacının herhangi bir talepte bulunmayacağını savunmuştur.

Mahkemece taraf delilleri toplanmış, icra dosyası, filo müşteri tahhüdü, davacının taahhüde aykırı satıldıklarını iddia ettiği 69 araca ait liste, bu listedeki araçların trafik tescil kayıtları ve satış faturaları dosya arasına alınarak dosya üzerinde bir makine mühendisi, bir mali müşavir ve bir hukukçu bilirkişiden oluşan heyet marifetiyle inceleme yaptırılarak kök ve ek rapor alınmış, tahkikat bitirilerek taraflar arasındaki ilişkinin 6098 Sayılı TBK'nun 291 maddesi kapsamında yüklemeli bağış niteliğinde olduğu, davalının bu yüklemeyi 4 araç bakımından ihlal ettiği, ihlalin haklı bir sebebe dayandığının ispat olunamadığı,

dört araç bakımından bağışlanan miktarın geri istenebileceği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; taraflar arasında yalnızca dosyaya mübrez taahhüt ile sınırlı olmayan ve davalının davacıdan filo indirimi ile satın aldığı araçların tescil edilmeden, trafiğe tescil edilmelerinden itibaren altı aylık süre geçmeden veya araçlar 10.000,00-km'ye ulaşmadan satmaması hususunda bir ticari teamül bulunduğu, t otomotiv sektöründe de bu teamülün mevcut olduğu, tarafların gerçek iradelerinin davacının davalıya filo indirimi ile sattığı tüm araçlar bakımından taahüdün geçerli olduğu yönünde bulunduğu,

bu nedenle mahkemece gerekli araştırma yapılarak müşteri filo taahhüdünde bilgileri yazmayan araçlar bakımından da davanın kabulü gerektiği yönündedir.

Davacı tarafından dosyaya sunulan bila tarihli "filo müşteri taahhüdü" davalının; davacıdan veya yetkili satıcıların filo satış esasları dahilinde filo satış indirimi sayesinde avantajlı satın aldığı ve plakaları taahhütte yazılı olan araçları, trafiğe tescil edilmeden ve tescil tarihi (ruhsat tarihi) üzerinden asgari 6 ay geçmeden veya 10.000 km yol yapmadan yeniden satmamayı, aksi halde filo satış indirimini on gün içerisinde ve araçların teslim alındığı tarihten itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte iade etmeyi taahhüt etmiş olup, taahhütte dört adet aracın şase numarası yer almaktadır.

Taraflar arasında filo halinde satın alınan araçlara indirim uygulanması hususunda anlaşıldığına dair ihtilaf bulunmamakla birlikte, ihtilaf taahhüde aykırılık halinde uygulanan indirimin geri ödeneceğine ilişkin taahhütte belirtilen araçlar dışındaki araçları kapsayıp kapsamadığı hususundadır. Sözleşme serbestisi ilkesi uyarınca ve kural olarak tarafların satım sözleşmesinde satış bedelini diledikleri gibi belirleme özgürlükleri mevcuttur.

Filo halinde araç satışlarında satıcının, tek tek satış yapmak yerine aynı anca çok sayıda araç satışı gerçekleştirerek avantaj elde ettiği, buna karşılık alıcıya indirimli fiyat sunduğu, alıcının mülkiyetini devraldığı araçlar üzerinde yine, mevzuattan veya sözleşmeden kaynaklanan istisnalar hariç dilediği gibi tasarrufta bulunabileceği, istisnaların dar yorumlanmasının zorunlu olduğu, somut olayda davalı tarafından verilen taahhüdün, yalnızca taahhütte listelenen araçlarla sınırlı olduğunun açıkça kararlaştırılmış bulunması,

davacı tarafından dosyaya başka bir taahhüt sunulmamış olması karşısında, davacının bu taahhüt kapsamına girmeyen diğer araçlar için de benzer satış sınırlamasının mevcut olduğu yönündeki iddiasının ve istinaf sebebinin yerinde olmadığı mahkemece davanın yalnızca taahhütte yer alan dört adet araç yönünden ve bu araçların taahhüde aykırı olarak satıldıkları kabulü ile davanın kısmen kabulüne karar vermesinde isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.

Sonuç itibariyle ilk derece mahkemesi kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle.

1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından, istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,

5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 23/05/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2022/172, K. 2024/885, 23 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Tarafların İddia Ve Savunmasının Özeti
  4. İlk Derece Mahkemesinin Kararının Özeti
  5. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri
  6. İstinaf Sebeplerinin Değerlendirilmesi
  7. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/172
Karar No
2024/885
Tarih
23 Mayıs 2024

İlgili Kararlar

  • Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/172 K.2024/448
  • Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/172 K.2024/368
  • İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/173 K.2024/357
  • İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi E.2022/174 K.2024/93
  • Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/175 K.2024/389
  • İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi E.2022/175 K.2024/100

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.