KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/445
- Karar No
- 2024/743
- Karar tarihi
- 7 Kasım 2024
Karar Metni
2.016 kelime·10 dk okuma·9 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/445
KARAR NO : 2024/743
DAVA
Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 22/06/2022
KARAR TARİHİ : 07/11/2024
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız -----. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
07.01.2020 tarihinde, ----- adresinde davacı şirketin mevcut yer altı güzergahında bulunan kablolar, davalı tarafından yapılan çalışmalar sırasında haksız ve hukuka aykırı bir şekilde hasara uğratıldığını, davacı şirket tarafından haksız fiili gerçekleştiren davalıya hasar bedeli ödeme yazısı gönderildiğini ve davalıdan hasar bedelinin ödenmesi talep edildiğini, ancak davalı tarafından bugüne kadar davacı şirkete herhangi bir ödeme yapılmadığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davalı tarafından gerçekleştirilen haksız fiil neticesinde davanın kabulüne karar verilerek,
hasar tarihi olan 07.01.2020 tarihinde itibaren 27.315,99 TL davacı şirket alacağının ----- Bankasının kısa vadeli avanslara uygulanan değişen oranlarda avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davalı şirket 08.05.2019 tarihinde ----- Şirketi ile Genel Taşeronluk Sözleşmesi imzalamış ve davaya konu yerin hafriyattan başlayarak anahtar teslimine kadar işin yapımını ----- Şirketi üstlendiğini, davacı tarafın Mahkemeye sunmuş olduğu hasar tespit tutanağı davacı tarafça hazırlanmış olan bir tutanak olduğunu, raporun tarafsız olarak hazırlandığını öne sürmek hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, açıklanan ve Mahkemece resen göz önüne alınacak hukuki ve fiili sebepler muvacehesinde; davanın reddine, davanın davalı şirketin genel taşeronluk sözleşmesi imzaladığı ----- Şirketine ihbar edilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa TAHMİLİNE karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER
Ticaret Sicil Kayıtları, Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağı, ---- Müzekkere Cevabı, ---- Bakım ve Altyapı Koordinasyon Dairesi Başkanlığı Altyapı Koordinasyon Şube Müdürlüğü'ne Ait Müzekkere Cevabı, ----- Belediyesi Fen İşleri Müzekkere cevabı, Genel Taşeron Sözleşmesi, ----- İlçe Emniyet Müd.cevabı, Hasar Tespit Tutanağı, Hasar Fotoğrafları, Faturalar, Tanık Beyanları, Dosyadaki Sair Bilgi ve Belgeler.
TANIK (DAVACI TANIĞI) ...; ' Ben davacı --- şirketinin işlerini yapan yüklenici firma olan ---- isimli şirkette çalışıyordum, bu nedenle dava konusu olayı biliyorum, dava konusu olayın olduğu bölgeden arıza ihbarları gelmesi üzerine biz olay yerine intikal ettik, gittiğimizde bölgede bir inşaat yapıldığını gördük ve bu inşaat sırasında davacının kablolarına ve saha dolabına zarar verildiğini tespit ettik, buna göre arızayı hizmetin sürmesi için derhal giderdik ve arızanın sebeplerini fotoğrafladık ve arızanın giderilmesi için yapılan işlemleri her zaman yaptığımız gibi tutanağa bağladık,
biz sadece yaptığımız işleri ve kullandığımız malzemeler ve işçiliği belirtiyor ve buna göre ----- tarafından da toplam bedel faturalandırılıp sorumluya gönderilmektedir, dava konusu olayda da bu şekilde olmuştu, dava konusu olayda eski bir bina yıkılıp kentsel dönüşüm kapsamında yeni bir bina yapıldığını sanıyorum bu nedenle adres konusunda hata yapılmış olabilir ancak biz olayı fotoğraflamıştık, bu fotoğraflardan da anlaşılacağı üzere inşaatı yapan şirketin kim olduğu tespit edilmişti, bu şirket de ----- isimli şirketti, benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir.'şeklinde beyanda bulunmuştur.
TANIK (DAVACI TANIĞI) ...; ' Ben davacı ----- şirketinde teknik personel olarak çalışırım, bu nedenle dava konusu olayı iyi biliyorum, bölgede, halktan şikayetler gelmesi üzerine yüklenici firma ekiplerinin olay yerine intikal etmesi üzerine yapılan kazı nedeniyle yer altındaki kablolarımız ve saha dolabımızın zarar gördüğü anlaşıldı, kendilerinin bana haber vermesi üzerine ben de olay yerine intikal etmiştim, gittiğimde ----- İnşaat isimli firmanın bir apartman yaptığını ve bu sırada apartmanın önündeki cadde üzerinde bulunan kaldırımdaki saha dolabımız ile yer altı kablolarımıza zarar verdiğini tespit ettik ve bu durumu fotoğrafladık,
hizmetin devamı için hasarı giderdik ve zararı belirledik ve merkeze bildirdik, yapılan onarım işleminin giderlerinin ve işçilik bedellerinin tespiti davacı şirket tarafından yapıldı, benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir. 'şeklinde beyanda bulunmuştur.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ VE VAKIALARA GÖRE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI: Dava; Haksız Fiilden Kaynaklanan zarar nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322. maddeleri gereğince basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak resen değerlendirmeye tabi başta arabuluculuk olmak üzere HMK'nin 114 maddesindeki genel dava şartları, taraf sıfatı ve harç gibi hususlar incelenip değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve vaki davete rağmen duruşmaya katılan taraf vekillerinin sulh olmak istemediklerine yönelik beyanları üzerine;
tahkikata geçilerek deliller toplanmış, tahkikat işlem ve incelemeleri yerine getirilip tamamlanmış ve araştırılacak bir husus kalmadığı tespit edilerek aynı duruşmada hazır bulunan davacı vekilinin sözlü açıklamaları da dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.Ayrıca davalı tarafın isteği üzerine dava 6100 sayılı HMK'nin 61 vd.maddeleri gereğince haksız fiili işleyen yüklenici firma olduğu anlaşılan ...ne ihbarına karar verilmiş ve şirkete davetiye gönderilmiş ancak tebliğ edilememiştir.
6100 sayılı HMK'nin 62/2 maddesi gereğince davanın ihbarı sebebiyle yargılama bir başka güne bırakılamayacağından ve süre verilemeyeceğinden tahkikat bitirilerek karar verilemesi gerekmiştir.Bilindiği üzere haksız fiil ise öğretide; hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Haksız fiilin unsurları ise eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak gösterilmektedir.
Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğmalı, zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ile zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır.
Türk Medeni Kanunu’nun 6 ve 6100 Sayılı HMK'nın 190. maddelerinie göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı, haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır. 6098 Sayılı TBK'nin 50.maddesine göre de zarar gören ,zararını ve zarar verenini kusurunu ispat yükü altındadır.
6098 sayılı TBK'nin 61 ve 62. maddelerinde düzenlenen müteselsil sorumluluk esaslarına göre ise; birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır. Müteselsil sorumlulukta, kural olarak borçlulardan her biri 6098 sayılı TBK'nin 162 ve 163. maddelerine göre, borcun tamamından sorumludur. 6098 sayılı TBK'nin 167 maddesi uyarınca, sorumluların iç ilişkide kusur oranına göre, birbirlerine rücu hakları da mevcuttur. 6098 sayılı TBK'nin 168 maddesi uyarınca ise diğerlerine rücu hakkına sahip olan borçlulardan her biri ,tediye ettiği miktar kadar alacaklının haklarına halef olmaktadır.
Yukarıdan beri yapılan açıklamalar, toplanan deliller ve yapılan yargılamaya göre somut olaya bakıldığında ; davacı şirket tarafından ------ adresinde 07/01/2020 tarihinde davalı tarafından yapılan/yaptırılan çalışmalar sırasında davacı şirkete ait güzergahtaki kabloların hasara uğratıldığının iddia edilmiş olup dosyaya bu iddiayı tevsik edici bilgi, belgeler ve fotoğraflar da sunulmuştur.
Davalı şirket tarafından öncelikle bu tür işlerin ihbar olunan yüklenici firma tarafından yerine getirildiği/ yapıldığından varsa da zarardan kendilerinin sorumlu tutulamayacağı öne sürülmüştür.
Ancak olayda öncelikle davalı kurum kazı çalışmalarını alt taşeron başka şirketin yaptığı aralarındaki sözleşme gereğince kendilerine husumet yöneltilemeyeceğine yönelik savunması haksız fiil sorumluluğunun zarara görene karşı sözleşme ile ortadan kaldırılamayacağı , işin asıl sahibinin davalı şirket olduğu, davalı şirket ile haksız eylemi gerçekleştiren şirket arasındaki sözleşme ilişkisinin iç ilişkiye ilgilendirdiği, zarar gören davacı şirketin müteselsil sorumlu olan her iki tarafa da başvurabileceği gibi yalnızca birinden de talepte bulunabileceği anlaşıldığından yerinde görülmemiştir.
Mahkememizce haksız eylemin yapıldığı adreste kazı yapılıp yapılmadığı ve kim tarafından ne zaman kazı izni alındığı hususu ---- Belediyesinden sorulmuş ve ---- Koordinasyon Şube Müdürlüğü tarafından zararın meydana geldiği adreste ---- tarafından izin alındığı bildirilmiştir. Ancak zararın meydan geldiği adresin numarasından ---veya ---- Belediyesi sorumluluk alanında olup olmadığı müzekkerelere yanıtlarından anlaşılamamıştır.
Buna mukabil tanık beyanları ve dosyadaki fotoğraf ve diğer bilgilerden inşaattın kentsel dönüşüm kapsamında bir binanın yıkılıp yeniden yapılmasından ibaret olduğu, zararın meydana geldiği adresin/caddenin ----- Belediyesi sorumluluk bölgesinde kaldığı ve işbu binanın inşaatı sırasında inşaatın önündeki cadde üzerinde bulunan davacıya ait pano ve yer altında bulunan kablolara inşaatı yapan dava dışı yüklenici ... unvanlı firma tarafından zarar verildiği ve zararın hizmetin aksamaması için davacı tarafından giderildiği kesin olarak anlaşılmıştır.
Bu duruma göre dosya kapsamındaki davacı şirket adına çalışanları tarafından yapılan gözlem, hasar tespit tutanaklarından ve fotoğraflardan zararın ve giderilmesi için yapılan masrafın açık bir şekilde ortada olduğu görülmüştür. Kaldı ki davalı şirket vekilinin yalnızca davalının hukuki sorumluluğu ile illiyet bağına, zarara ve zarar miktarına ilişkin genel ve soyut savunmalarda bulunduğu açıktır.
Oysa dosyada mukim tüm delillere göre zararın davalı şirketin taşeron sözleşmesi ilişkisi içinde bulunduğu şirket tarafından yapılan müteahhitlik çalışması sırasında meydana geldiği açıktır.
Filhakika; başta inşaat olmak üzere su, atık su, doğal gaz, telekom, kanalizasyon çalışması gibi altyapı hizmetlerinin ve işlerinin yürütülmesi ve yapılması sırasında yer üstünde ve yeraltında altında bulunan iletişim tesis ve kablolarına, genel olarak yer altı ve üstü altyapı hizmetlerine zarar verilmesi işin niteliğine ve hayatın olağan akışına uygun olarak sıklıkla gerçekleştiği de maruftur.
(HMK, 187/1,187/2) Burada tekrar vurgulamak gerekir ki; üçüncü kişilere karşı yapılan veya yapılacak olan haksız fiillerden sorumluluk zarar gören yönünden sözleşme ilişkisi ile ortadan kaldırılamaz. Zira üçüncü kişilere verilen zararların giderim biçimi sözleşmenin tarafları arasındaki iç ilişki ve rücu ilişkisini ilgilendirmekte olup sözleşmenin taraflarına göre üçüncü kişi konumundaki davacı şirketi bağlamayacağı açıktır.
(TBK,61,62,162 vd ) Buna göre davaya konu olaylarda davacı şirketin yer üstündeki ve altındaki üst ve altyapı tesis ve kablolarına verilen zararların ve miktarlarının davacı şirket tarafından açıkça dökümlerinin gösterildiği, hasarların kamuya sunduğu iletişim hizmetinin aksamaması için zorunlu olarak hemen giderildiği,
haksız fiilin esaslı unsurlarının tanık beyanları ile de doğrulandığı ve zararlara ilişkin tüm bilgi, belge, resim ve faturaların dosyaya ibraz edilerek zararın, zarar miktarının esasen açıkça ortaya konulup ispat edildiği ve böylece uyuşmazlığın aydınlandığı anlaşılmakla başkaca delil araştırılmasına ve tartışılmasına gerek görülmemiş; tahkikat bitirilmiştir.
(HMK,146,187,TBK, 49,50,51) Mahkememizce yargılamaya hakim olan ilkeler temelinde ; ülkemizde ticari faaliyet gösteren ve kurumsal bir şirket olduğu bilinen davacı şirket tarafından belirlenen ve gösterilen hasar ve hasar onarım bedeli miktarlarının işin niteliğine göre dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerle uyumlu olduğu gibi hakimlik bilgi ve tecrübesine göre günün serbest piyasa koşullarına göre de kadri maruf olduğu, bilirkişi rapor ve görüşünün sonuca etkili olmayacağı sonuç ve kanaati hasıl olmuştur.
(AY, 138/1, 141/3-4 ,HMK, 25, 26, 27, 29, 30, 33, 266/2.cümle) Bütün bunlara göre davalı şirketin, hukuken kendisinin de sorumluluğunda bulunan haksız fiilden doğan işbu zararı, 6098 sayılı TBK'nin 117/2 maddesi gereğince haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte dava dışı yüklenici firmayla birlikte müştereken ve müteselsilen tazmin etme sorumluluğunun bulunduğu ve davacının bu kapsamda müteselsil sorumlu olarak yalnızca davalıya yönelebileceği de açıktır.
Öte yandan davanın tarafları tacir olmakla birlikte, zararın üçüncü kişinin haksız fiilinden kaynaklanması karşısında aralarındaki ilişki ticari iş ve dava kapsamında olmadığından hükmedilen tazminata yasal faiz uygulanması gerektiği gözetilmiştir.
(Yargıtay ----.HD. ---- Binaenaleyh; davacı şirket tarafından TBK'nin 49,50/1,51/1 ve 117/2 maddeleri esaslarında hukuka aykırılık, zararlar, kusur ve illiyet bağı ve temerrüt yönünden TMK'nin 6 ve HMK'nin 190. maddeleri gereğince esastan ispatlanan davanın kabulü ile. 27.315,99 TL tazminatın haksız fiil tarihi olan 07/01/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden aynı yasanın 326/1 maddesi gereğince tamamen davalı şirket sorumlu tutulmuştur. Yine bu kapsamda Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/445, K. 2024/743, 7 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama