KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/621
- Karar No
- 2024/239
- Karar tarihi
- 28 Mart 2024
Karar Metni
2.179 kelime·11 dk okuma·11 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/621
KARAR NO : 2024/239
DAVA
Tazminat ( Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 18/09/2015
KARAR TARİHİ : 28/03/2024
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ---- . Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan Maddi ve Manevi Tazminat( Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA/TALEP
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Müvekkilinin --- -- Mahallesi, ------Caddesi, No:------ - adresinde ikamet ettiği adresinde gündüz hırsızlık meydana geldiğini, hırsızlık olayında, müvekkilinin ve eşinin mücevherleri ile maddi değeri yüksek olan ziynet eşyalarının gündüz vakti kapısının kırılmak suretiyle çalındığını, çalınan altın ve diğer ziynetlerin değerinin 40.000,00 TL civarında olduğunu, ayrıca meydana gelen hırsızlık nedeniyle manevi olarak da yıprandıklarını, bu nedenle 20.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunduklarını, müvekkilinin ikamet ettiği siteye,
aylık 600,00 TL aidat ödendiği buna rağmen 22.04.2015 tarihinde meydana gelen hırsızlık olayı sırasında davalı güvenlik şirketinin sitenin koruma işini üstlendiğini, bu olaydan sonra sitede başka hırsızlık olaylarının meydana geldiğini, olayların aileyi yıprattığını, bahse konu güvenlik şirketinin üzerine düşün görevi yerine getirmediğinden ve ayıplı hizmet sunduğundan ve bu hizmeti satın alan----belde site işletme kooperatifi yöneticilerden davacı olduğunu, çalınan eşyalarının bedeli olarak 40,000 TL maddi ve 20.000 TL manevi tazminatın yasal faiziyle tazminini,
yargılama giderleri ve avukatlık ücretlerinin davalılara yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP
Davalı-----vekili cevap dilekçesinde özetle.
Davacı taraf ile davalı müvekkili arasında satıcı-tüketici ilişkisi bulunmamakla birlikte, taraflar arasında yazılı ya da sözlü herhangi bir sözleşme de bulunmadığını, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, davacının davasını Genel Kurul ile yetki verdiği site yönetimine ve hırsızlık suçunu işleyen kişi ve/veya kişilere yöneltmesi gerektiğini, davanın esasa girilmeden husumetten reddedilmesi gerektiğini, hırsızlık olayı ile ilgili dosya veya dosyaların celbi sonucunun beklenmesine karar verilmesini ve ceza dosyasının bekletici mesele yapılmasına karar verilmesini, müvekkil şirketin,
alt işveren olarak diğer davalı site yönetimine güvenlik personeli sağlamakla yükümlü bir şirket olduğunu, davacının, zararının miktarını, neye dayanarak 40.000 TL olarak hesaplandığını, hesaplamanın hangi menkul mal için ne kadar talep ettiğinin açıklattırılması gerektiğini, usul ve yasalara aykırı olarak açılmış haksız ve kötüniyetli davanın reddine,
mahkeme aksi kanaatte ise diğer davalı site yönetiminin ve müvekkil şirketinin kusur oranının tespit ettirilmesini ve davacı tarafın çalındığını iddia ettiği menkullerin çalındığının ayrı ayrı ispatı ve değerlerinin tek tek hesaplatırılarak kusur oranında tazminata hükmedilmesinin gerektiğini ve sonuç olarak davanın reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
CEVAP /TALEP
Davalı ----Site İşletme Kooperatifi vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin 163 sayılı Kooperatifler Kanunu hükümlerine göre kurulmuş bir site işletme kooperatifi olduğunu, davacı ile müvekkil kooperatif arasında ilişkinin -davacının iddia ettiği gibi- “kat maliki-site yöneticiliği” ilişkisi değil, “kooperatif ortağı-kooperatif” ilişkisi olduğunu, kural olarak bir üyenin/ortağın bağlı bulunduğu kooperatifin tüzel kişiliğine karşı, (genel kurul kararının iptali, ortaklıktan çıkma gibi davalar dışında) kişisel zararları ile ilgili olarak doğrudan tazminat davası açmasının hukuken mümkün olmadığını,
müvekkil kooperatifin. davacının maliki bulunduğu konutun güvenliğini sağlamak gibi ne bir taahhüdü olduğunu, ne de yasa ve ana sözleşme gereğince böyle bir ödevi bulunduğunu, kooperatif yönetim kurulunun, tamamiyle bizatihi davacının da içerisinde olduğu ortaklar kurulunun almış olduğu kararlar ve vermiş olduğu bütçe doğrultusunda idari görevini yerine getirdiğini, davaya konu sitede kat mülkiyetinin bulunmayışı, müvekkil kooperatifin site yönetimi sıfatı taşımaması, davanın kooperatif ortağının kooperatif tüzel kişiliğine karşı açmış olduğu bir dava niteliği taşıması,
güvenlik firması ile kooperatif arasındaki sözleşmeye davacının doğrudan yada dolaylı olarak taraf olmaması, davacının tüketici olmaması, ortada bir tüketici işlemi de bulunmaması sebepleriyle davanın ticari bir dava olduğu gözetilerek Mahkemenizin görevsizliğine, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yan üzerine tahmiline karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
CEVAP /TALEP
İhbar Olunan -----Şirketi cevap dilekçesinde özetle; 2015 yılında ikame edilen bu davaya müvekkil şirketin 2020 yılında dahil edilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkil şirketi İle davalı taraf olan ----- arasında 01/01/2015-01/01/2016 tarihleri arasını kapsayan ----- poliçe numaralı Özel Güvenlik Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Poliçesi tanzim edildiğini, müvekkil şirketin, bir sigorta şirketi olduğunu ve taraflar ile imzalamış olduğu poliçeler kapsamında sorumluluğunun bulunduğunu, haksız ve mesnetsiz müvekkil şirketine yönlendirilen davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER
Özel Güvenlik Hizmetleri Sözleşmesi, ---- Polis Merkez Amirliği ----- olay ve olay yerine ilişkin fotoğraflar ve tespit tutanakları, ----CBS ---- Hazırlık Soruşturma Evrakı, ---- Tapu Müdürlüğü Kayıtları, ----- Belediyesi Kayıtları, Bilirkişi Raporları, ESD Raporu, Tanık, Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler.
TANIK (DAVALI TANIĞI) ----; 'Ben davalı ---- - sitesinde 2010-2017 yılları arasında işletme müdürü olarak görev yaptım. Dava konusu hırsızlık olayı da benim işletme müdürü olarak görev yaptıığım yıllar içesinde meydana gelmiştir. Bahsedilen site 128 dönüm içerisinde 9 adet konut ve ticari alanlar, işyerlerini bulunan parseller arasında kamu yolunun geçtiği büyük bir alandır. Bu nedenle bu alanın tamamının güvenliğine dair önlem alınabilmesi mümkün değildir.
Biz güvenlik şirketinden kooperatif alanlarının korunması için güvenlik hizmeti alıyorduk, yoksa tüm konutların güvenliğinin sağlanması yapılan bütçe ve personel planması dahilinde mümkün değildir, benim görev yaptığım yıllar içerisinde davacıyı bir -iki kez görmüşlüğüm vardır. Kendisi bütçenin ve diğer ortak konuların konuşulduğu site toplantılarına çok katılmazdı. dedi. 'şeklinde beyanda bulunmuştur.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİNE GÖRE VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI : Dava, Haksız Fiil Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat istemine ilişkindir.
6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322. maddeleri gereğince basit yargılama usulüne tabi işbu davada; dosyanın ------Tüketici Mahkemesinin 15/02/2021 tarih ve -----Karar sayı görevsizlik kararının kesinleşmesi ve süresinde yapılan başvuruya bağlı olarak gönderilen ve Mahkememize tevzi edilip önceki esasa kaydı yapıldığı ve hazırlanan tensip zaptının duruşma gün ve saatiyle birlikte taraf ve ihbar olunan vekiline usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olduğu anlaşılmakla dosyanın incelenmesinde görevsizlik kararı veren mahkemece ön inceleme duruşması yapıldığı ve bir kısım
tahkikat işlemlerinin yerine getirildiği tespit edilip Mahkememizce görevsiz mahkemece yapılan usul işlemlerinin tekrarlanmasına gerek görülmediğinden tahkikata kaldığı yerden devam edilmiş ve araştırılacak bir husus kalmadığı tespit edilerek ilk celse de bu kez görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu düşüncesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.
Davalılardan Kooperatif vekili tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine Mahkememizin ---- Esas ---- karar sayılı kararı ile dava şartı yokluğundan usulden reddine dair verilen karar, ----- BAM ----.
Hukuk Dairesinin 06/07/2022 tarih ------ Esas ----- Karar sayılı ilamıyla kaldırılmakla, dava mahkememizin yukarıdaki esasına yeniden kaydı yapılmış ve tahkikat işlemleri kaldığı yerden sürdürülüp tamamlanarak son duruşmada hazır bulunan davacı ve davalı kooperatif vekillerinin sözlü açıklamaları da dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.
Somut olaya geçmeden önce dava konusu olayın hukuki temeli ve uyuşmazlığın çözümüne etki edecek yasal düzenlemelere kısaca değinmekte yarar vardır.Bilindiği üzere haksız fiil öğretide; hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Haksız fiilin unsurları ise eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak gösterilmektedir.
Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğmalı, zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ile zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır.
Türk Medeni Kanunu’nun 6 ve 6100 Sayılı HMK'nın 190. maddelerinie göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı, haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır. 6098 Sayılı TBK'nin 50.maddesine göre de zarar gören ,zararını ve zarar verenini kusurunu ispat yükü altındadır.
6098 sayılı TBK'nin 61 ve 62. maddelerinde düzenlenen müteselsil sorumluluk esaslarına göre ise; birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır. Müteselsil sorumlulukta, kural olarak borçlulardan her biri 6098 sayılı TBK'nin 162 ve 163. maddelerine göre, borcun tamamından sorumludur.
6098 sayılı TBK'nin 167 maddesi uyarınca, sorumluların iç ilişkide kusur oranına göre, birbirlerine rücu hakları da mevcuttur.
6098 sayılı TBK'nin 168 maddesi uyarınca ise diğerlerine rücu hakkına sahip olan borçlulardan her biri ,tediye ettiği miktar kadar alacaklının haklarına halef olmaktadır.Yukarıda yapılan açıklamalar, toplanan deliller ve yapılan yargılamaya göre somut olaya gelince; davacı gerçek kişi ---- Adresinde bulunan ----- adıyla maruf davalı Kooperatifin yönetiminde bulunan diğer davalı güvenlik şirketinin ise güvenlik sözleşmesi gereğince güvenliğini üstlendiği alanda konut sahibi olduğu bedihidir.
Yine davacının burada bulunan villasına 22/04/2015 tarihinde hırsız girmiş ve evde bulunan ziynet eşyaları ve bir takim kişisel eşyanın çalındığı ifade ve soruşturma dosyası içeriğinden anlaşılmıştır. Öncelikle davalı kooperatifin diğer davalı ile yapmış olduğu ve dosyada bulunan Özel Güvenlik Hizmet sözleşmesine göre davalılar ispat edilmesi halinde doğacak zarardan müştereken ve müteselsilen sorumludur.
Davacının davalı kooperatifin üyesi olması davalı kooperatif sorumluluğunu kaldırmamaktadır. Dosyada zarara ve kusura ilişkin yargılama safahatında alınmış çeşitli raporlar bulunmakta olup, mahkememizce alınan raporlar ve uzman görüşü dahil kusur dağılımına ilişkin hiçbir rapora ve görüşe itibar edilmemiştir.
Zira son derece lüks ve korunaklı olduğu anlaşılan siteyi yöneten ve güvenliğini sağlayan davalıların gündüz vakti hırsızlık vakıasının gerçekleşmesini önleyememiş olmalarının mahkememiz nezdinde; risk analizi, güvelik önlemi vs gibi soyut ve hayatın olağan akışından kopuk soyut kavramlara dayalı bahanelere ve gerekçelere yer yoktur. (TBK,74/1) Dolayısıyla zarara neden olan eylemde kusurun tamamen davalılarda olduğunun ispat edildiği hemen ifade ve işaret edilmelidir.
Maddi zarara gelince mahkememizce alınan ---- ---- tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda çalınan eşyaların toplam değerinin 61.500,00 TL olduğu bildirilmiş olup, dava değerinin ise maddi tazminat yönünden 40.000,00 TL olmasına göre benimsenen gerekçeli rapor içeriğinin ve dosyada liste halinde gösterilen eşyaların fiyatlandırmasının dosya kapsamıyla uyumlu ve piyasa koşullarına da uygun olduğu anlaşıldığından TBK'nin 50, 51 ve 52. maddeleri de gözetildiğinde maddi zarar olarak kabul edilebileceği sonucuna ulaşılmıştır.
Böylece olayda zarar miktarı da tam ispat edilmiş olup, dava değerine göre aşan bir zarar bulunması, olayda müterafik kusur indiriminin söz konusu olmaması ve zararın olaya özgü objektif koşulları ve özellikle davacının sosyal ve ekonomik durumuna göre zararın gerçekte davada talep edilenden daha fazla olduğu tespit edildiğinden TBK'nin 50/2 maddesi gereğince herhangi bir indirim yapılmasının da gerekmediği düşünülmüştür.
Böylece maddi tazminat talebinin aynen kabulü ile, 40.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.(AY.138/1)
Manevi Tazminat talebine ve manevi zarara gelince; ;6098 sayılı TBK'nin 58.Maddesinde 3. Kişilik hakkının zedelenmesi Madde 58 - Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir.
Hakim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir. düzenlemesine yer verilmiştir.
Bu yasal çerçevede somut olaya esas vaki hırsızlık vakıasında davacı ve ailesinin şahsi ve bedeni bütünlüğüne zarar veren her hangi bir eylem olmadığı, davacının hırsızlık eylemini gerçekleştiren kişiler ile karşılaşmadığı, çalınan eşyaların niteliği ve özeliğine göre ruhsal bütünlüğün bozulduğunun iddia ve ispat edilmediği ve böylece olayın davacının kişilik haklarına doğrudan bir saldırı teşkil etmediği,
huzur ve güven duygusu ile manevi zarara kavramının farklı hususlar olması da gözetildiğinde somut olay özelinde manevi tazminat koşullarının oluşmadığı sonuç ve kanaatiyle işbu yönden davanın reddine karar verilmiştir.Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında, 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden sorumluluk ise aynı yasanın 326/2 maddesi gereğince tarafların haklılık durumu ve oranı (kabul-ret) esas alınarak belirlenmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/621, K. 2024/239, 28 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama