KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/131
- Karar No
- 2025/29
- Karar tarihi
- 16 Ocak 2025
Karar Metni
2.234 kelime·11 dk okuma·8 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/131
KARAR NO : 2025/29
DAVA
Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ : 24/02/2023
KARAR TARİHİ : 16/01/2025
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız -----Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ---- destekleri olan --, ---- plakalı otobüste yolcu konumunda iken; otobüsün, ----- plakalı kamyona arkadan çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında vefat ettiğini belirterek maddi manevi tazminat talepli dava ikame ettiklerini, ----Asliye Ticaret Mahkemesinin 16.11.2017 tarihli ---- Esas sayılı,-----sayılı kararı ile, davacının maddi tazminat davasının kabulüne dair karar kurulduğunu, işbu karar istinaf edilmiş olup ----- Bölge Adliye Mahkemesi -----.
Hukuk Dairesi'nin -----esas sayılı dosyasında vermiş olduğu 30/06/2022 tarihli ----sayılı kararı ile kesin karar verildiğini, davacı yan tarafında karar icraya konulmuş olup davalı şirket tarafından ----- İcra Müdürülüğünün ----- Sayılı dosyasına dosya borcu 03.10.2022 tarihinde ödendiğini, icra tehdidi altında yapılan ödemeler davalı Sigorta Şirketi'nin ekte yer alan ----- Poliçe Numaralı Sigorta Poliçesi ile teminat altına alınmış olup yapılan ödemeler poliçede teminat altına alınan rizikolar kapsamında kaldığını,
bu sebeple huzurdaki dava ikame edilmeden ticari davaların açılması için dava şartı olarak sayılmış olan arabuluculuk başvurusu yapılmış olup anlaşamama olarak neticelendiğini, takdir edileceği üzere, davalı şirket tarafından ödenmiş tazminatın ----- rücuen tazmin edilmesi için huzurdaki davanın ikame edilmesi gereği doğduğunu, icra takibine dayanak gösterilen davaya konu kaza 19.09.2013 tarihinde gerçekleşmiş olduğundan, ----yukarıda detaylarına yer verilmiş olan sigorta poliçesi kapsamında davalı şirket tarafından ödenen maddi tazminattan poliçe limiti kapsamında sorumlu olduğunu,
kesin istinaf mahkemesi kararının takibe konulması sebebiyle davalı şirket tarafından icra dosyasına yapılan ödemeden maddi tazminat asıl alacak ve faizi, maddi tazminat vekalet ücreti asıl alacak ve faizi, yargılama gideri asıl alacak ve faizi, icra masrafı, tahsil harcı ve icra vekalet ücreti başta olmak üzere maddi tazminat kalemi kapsamında icra dosyasına yapılan ödemelerden şimdilik 72.500,00 TL'nin davalı sigorta şirketinden rücuen tazminini talep ettiklerini,
davaya ve ödemeye konu kazaya karışan ---- plakalı aracın-----poliçe numaralı Zorunlu Karayolu Yolcu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi kapsamında 24.01.2013-24.01.2014 tarihleri arasında-----tarafından sigortalandığını, işbu sigorta, aracın karışacağı kazalardaki maddi tazminatları kapsar nitelikte olduğunu, ödemeye konu kaza sonucunda meydana gelmiş maddi hasardan sigorta şirketinin ödeme sorumluluğu doğduğunu, bu durum ---- Bölge Adliye Mahkemesi ----- Hukuk Dairesi'nin ----- esas sayılı dosyasında vermiş olduğu 30/06/2022 tarihli ----- sayılı kararı ile de sabit olduğunu,
aleyhe husaslar saklı kalmak ve kusur ve sorumluluğu kabul anlamına gelmemekle kesin İstinaf Kararında da Mahkemece hükmedilen tutardan davalı sigortanın sorumlu olduğuna ve hükmedilen tutarın poliçe limiti kapsamında kaldığına ilişkin hüküm kurulduğunu, taraflar arasında yapılmış olan poliçede şahıs başına ölüm için belirlenmiş teminat bedeli olarak 250.000 TL belirlendiğini, davacı şirket tarafından yapılmış olan maddi kalemlere ilişkin ödeme teminat bedelinin içerisinde kaldığını, bu durum icra takibine konu edilen kesin nitelikli İstinaf Mahkemesi Kararı ile de sabit olduğunu, açıklanan nedenler ve Mahkemece resen gözetilecek nedenlerle,
haklı davanın kabulüne, ---- İcra Müdürülüğünün ----- Sayılı dosyasına yapılan ödemenin maddi tazminat kalemine ilişkin olan kısmı yönünden kısmi dava olarak şimdilik 72.500,00 TL'nin 3095 sayılı Kanun madde iki uyarınca ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden rücuen tazminine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine dair karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP :Davalı şirket tarafından 6100 Sayılı HMK'nin 322/1 maddesi atfıyla aynı yasanın 126-131 maddeleri kapsamında cevap dilekçesi verilmemiştir. Davalı şirket temsilcisi duruşmaya katılmamış; şirket kendisini vekille temsil de ettirmemiştir.
DELİLLER
Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağı, Zorunlu Karayolu Yolcu Taşımacılık Sigorta Poliçesi, ---- Noterler Birliği Trafik Tescil Kayıtları,----Asliye Ticaret Mahkemesinin ---- Esas---- Karar sayılı dosyası, ---- BAM ----.HD-----.sayılı ilamı, ---- İcra Dairesinin ----/ sayılı dosyası, İcra tahsilat makbuzu, Bilirkişi Raporları, Dosyadaki Sair Bilgi ve Belgeler. İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİNE VE VAKIALARA GÖRE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI :
Dava, davacının maliki/işleteni olduğu----- Plakalı motorlu taşıtın karıştığı trafik kazası sonucunda kazada zarar gören yolcuya mahkeme ilamına dayalı olarak açılan icra takibi gereğince alacaklıya ödediği maddi tazminat ve ferilenin,
6102 sayılı TTK'nin 1401 vd. maddeleri uyarınca zorunlu karayolu yolcu taşımacılık sigorta poliçesi sözleşmesi gereğince davalı sigorta şirketinden rücuen tahsili istemine ilişkindir.6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak resen incelemeye tabi arabuluculuk başta olmak üzere HMK'nin 114.maddesinde yer alan dava şartları, taraf sıfatı ve harç gibi hususlar değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş,
uyuşmazlık belirlenmiş ve vaki davete rağmen duruşmaya katılan davacı vekilinin sulh olmak istemediklerine yönelik beyanı üzerine tahkikata geçilerek deliller toplanmış , tahkikat işlem ve incelemeleri yerine getirilip tamamlanmış ve araştırılacak bir husus kalmadığı tespit edilerek son duruşmada hazır bulunan davacı vekilinin sözlü açıklamaları da dinlenip zapta geçirilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.Somut olaya geçmeden önce dava konusu olayın hukuki temeli ve uyuşmazlığın çözümüne doğrudan etki edebilecek yasal düzenlemelerin bir kısmına kısaca değinmekte yarar vardır.
6102 sayılı TTK'nin 1401. Maddesinde ise sigorta sözleşmesi düzenlenmiştir. Aynı yasanın 1483.maddesine göre sigorta şirketlerinin faaliyet gösterdikleri dalların kapsamında bulunan zorunlu sigortaları yapmaktan kaçınamayacakları, 1409. maddede, sigortacının sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğu, 1459. maddede, sigortacının sigortalının uğradığı zararı tazmin edeceği, 1461. maddede, sigortacının sorumluluğunun sigorta bedeli ile sınırlı olduğu hususlarına yer verilmiştir.
Kaza tarihinde yürürlükte bulunan 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu'nun (mülga 14/4/2016-6704/17 md.) 17. maddesi şehirlerarası ve uluslararası yolcu taşımacılarının, kalkış noktasından varış noktasına kadar meydana gelecek kazalar sonucu yolcunun ölümü ve yaralanmasından dolayı sorumlu olacağını, 18. maddesi ise bu zararların teminat altına alınması için Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortasının yaptırılması gerektiğini hüküm altına almıştır.
Ayrıca bu Kanuna dayanılarak çıkarılan Karayolu Taşıma Yönetmeliği'nin 64. maddesi gereği yolcu taşımacılığı yapan taşıyıcıların Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası yaptırma zorunluluğunun bulunduğu belirtilmiştir.Anılan Kanun'un 19/son ve Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası genel şartlarının B.8. maddeleri hükümlerine göre meydana gelen zarar öncelikle taşımacının sorumluluk sigortasından karşılanır.
Ancak meydana gelen zararın bu sigorta tazminatlarının üzerinde bulunması halinde teminatların üzerinde kalan kısmı için, sırasıyla zorunlu mali sorumluluk sigortasına ve varsa ihtiyari mali sorumluluk sigortasına başvurulur.
Somut olayda, ---- sefer yapan yolcu otobüsünün karayolu taşımacılık sigortasına tabi olduğu, davaya konu kazanın da şehirlerarası yolcu taşımacılığı esnasında meydana geldiği, dolayısıyla kazada zarar görenlerin zararının öncelikle zorunlu taşımacılık sigortasından karşılanması gerektiği, karşılanamayan bir zararının bulunması halinde ancak trafik sigortacısına başvurabileceği açıktır.
Kazaya karışan davacı şirkete ait otobüsün ---- nezdinde kaza tarihi olan 19/09/2013 gününü kapsar şekilde 24/01/2013 - 24/01/2014 yürürlük süresine ilişkin zorunlu karayolu taşımacılık mali sorumluluk sigortası bulunduğu, kişi başı teminat limiti 250.000 TL olup, kaza başı teminatın 12.500.000 TL olduğu açıkça ortadadır.
6098 sayılı TBK'nin 61. maddesinde de “Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” demekle birden çok kişi aynı zarardan aynı sebeple ya da çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır.
Buna göre, araç işletenin sorumluluğunun dayanağı 2918 sayılı KTK'nin 85. maddesi ve sürücünün sorumluluğu ise TBK'nin 49. maddesidir ve aralarındaki ilişki, aynı zarardan çeşitli nedenlerden dolayı sorumlu olma halidir. Zarar gören, zarar miktarının tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse borçluların tamamından, dilerse yalnız birinden isteyebilecektir.
Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Nitekim TBK’nin 167. maddesinde düzenlenen, "Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar.
Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır." şeklindeki hükümde de, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği de açıkça belirtilmiştir.
İşte müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki iç ilişkide, bu konudaki sorumluluğun tamamen borçlulardan birine ait olacağı yönünde bir sözleşme yapılmış ise, tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme hükümleri kendilerini bağlayacağından, dış ilişkide kanundan doğan teselsül gereğince borcu ödemiş olan müteselsil borçlunun, ödediği miktarın iç ilişkide borcun nihai yükümlüsü olan davalı borçludan rücuen tahsilini talep edebileceği kabul edilmelidir.
Yukarıda yapılan açıklamalar, toplanan deliller ve yapılan yargılamaya göre somut olaya bakıldığında ; davacı şirket ile davalı sigorta şirketi arasında davacı şirketin malik/işletini olduğu---- plakalı otobüs için 24/01/2013 - 24/01/2014 başlangıç ve bitiş tarihli zorunlu karayolu taşımacılık mali sorumluluk sigorta poliçesi bulunduğu; dosyadaki poliçe örneği, kesinleşen mahkeme kararları ve sair deliller ile sabittir.
Davacının malik/işleteni olduğu ----plakalı otobüsün poliçe kapsamına 19/09/2013 tarihinde kazaya karıştığı ve kazada ölen yolcu--- için dava dışı kişiler tarafından ----Asliye Ticaret Mahkemesinin ---- Esas ----- Karar sayılı dosyasında aleyhte karar verildiği, işbu karara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine ----- BAM ----.HD.-----.sayılı ilamı ile ilk derece mahkemesi ilamı kaldırılarak düzeltilmek suretiyle tekrar davacı şirketin ve sürücünün aleyhinde karar verildiği tespit edilmiştir.
Bunun üzerine dava dışı hak sahipleri (----) tarafından ilam ---- İcra Dairesinin ------ sayılı dosyası ile icra konulduğundan davacı şirket tarafından davalı-borçlu sıfatıyla dosya borcu ödenmiş ve infaz edilerek kapatılmıştır. Yukarıda söz edilen davada davalı şirket davalı olarak gösterilmemiş ancak dava kendisine ihbar edilmiş durumdadır.
Ayrıca davacı tarafından işbu davada sadece ilamda davacı olarak yer alan ----- lehine verilen maddi tazminat ve ferilerinin rücu edildiği anlaşılmaktadır. Mahkememizce bu davada davacı şirketin cebri icra baskısı nedeniyle yapmış olduğu ödemeyi sigorta poliçesi kapsamında yukarıda değinilen yasal düzenlemeler gereğince davalıdan talep edemeyeceği ve miktarının belirlenmesi suretiyle uyuşmazlığın izale edilmesi gerektiği düşünülmüştür.
Bu kapsamda davalı şirket davaya yanıt vermediğinden münkir kabul edilerek davacı vekilinin iddiası kapsamında gösterdiği deliller toplanmış ve uyuşmazlığın niteliği gereği resen getirtilmesi gereken bilgi ,belge ve kayıtlar dosyaya kazandırılmıştır.
Buna müteakip dava konusu uyuşmazlığın çözümü özel ve teknik bilgi gerektirdiğinden HMK'nin 266 vd. maddeleri gereğince dosya üzerinden bilirkişi incelemesi yapılarak delil niteliğinde bulunan mahkeme kararı ve icra dosyası ile poliçe başta olmak üzere dosya dosya kapsamı nazarında davalının sorumluluk miktarı yönünden hesap raporu düzenlenmesi için dosya ---- Bölge Adliye Mahkemesi Bilirkişilik Bölge Kurulu Listesinden resen seçilen nitelikli hesaplamalar uzmanı bir bilirkişiye verilmiştir.
Bu kapsamda bilirkişi ---- tarafından düzenlenen 10/01/2024 tarihli rapor HMK'nin 281,282. maddeleri gereğince hüküm kurmak için yeterli ve elverişli olmadığının anlaşılması üzerine farklı bir bilirkişiden rapor alınması gerekmiştir.
Bu sefer aynı ilkeler gereği nitelikli hesaplamalar konusunda uzman bilirkişi ----- tarafından düzenlenen 23/06/2024 tarihli raporda ise, ödeme ve davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğu miktarların tek tek dökümü gösterilmiş ve tablo halinde sıralanarak sonuçta ZMMS şirketi olan davalının maddi tazminat ve ferileri yönünden 75.520,39 TL olduğu yönünde görüş bildirilmiştir. Bilirkişi raporu taraf ve taraf vekillerine usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.
Davalı şirket tarafından rapora karşı herhangi bir itiraz öne sürülmemiştir. Davacı vekili tarafından ise rapora karşı genel nitelikte itirazlarda bulunulmakla birlikte aynı zamanda dava HMK'nin 109.maddesi gereğince kısmi dava olarak açıldığından kısmi ıslah yoluyla değer arttırılmıştır.
Buna göre davacı şirketin dosya mukim karar ilamları ve icra dosyasına göre üçüncü kişilere/kişiye yaptığı ödemenin sabit olduğu, bu ödemeyi işbu davanın tarafları arasındakikarayolu yolcu taşımacılık sigorta poliçesi sözleşmesi sözleşmesi gereğince davalıdan rücuen isteyebileceği, davalının sorumlu olduğu,
özellikle hesaba ilişkin gerekçeli, denetime açık, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğu kabul ve takdir edilen ikinci bilirkişi raporuna göre yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde TMK'nin 6 ve HMK'nin 190.maddeleri gereğince esastan ispat ettiği, TBK'nin 167/1 maddesi gereğince sigorta sözleşmesi ilişkisi çerçevesinde davanın taraflarının iç ilişkisinde üçüncü kişiye ödenen maddi tazminatın tamamı yönünden sözleşme (poliçe) limiti dahilinde rücu şartlarının oluştuğu sonuç ve kanaati hasıl olmuştur.
Binaenaleyh, davacı şirketin 03/10/20/2022 tarihinde icraya yaptığı ödemeden itibaren, tarafların TTK'nin 16/1 maddesi gereği tacir sıfatlarına göre avans faizi talep edebileceği, davada istenen toplam miktarın poliçe limitinde kaldığı da denetlenmek ve gözetilmek suretiyle sonuçta davanın ıslah edilen kısımla birlikte kabulü ile, 75.520,39 TL rücuen tazminatın 03/10/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte;
(davalı sigorta şirketinin faiz ve feriler hariç hükmedilen miktar yönünden karayolu taşımacılık 250.000,00 TL poliçe teminat limitiyle sınırlı/sorumlu olması kaydıyla) davalı sigorta şirketinden alınarak davacı şirkete verilmesine karar verilmiştir. (AY.---)
6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1 maddesi gereğince tamamından aleyhinde hüküm verilen davalı sigorta şirketi sorumlu tutulmuştur. Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri kapsamında davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/131, K. 2025/29, 16 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama