KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/235
- Karar No
- 2024/677
- Karar tarihi
- 11 Ekim 2024
Karar Metni
3.541 kelime·18 dk okuma·9 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/235
KARAR NO : 2024/677
DAVA
İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 04/04/2023
KARAR TARİHİ : 11/10/2024
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız -----. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ /
DAVA/TALEP
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Davacı şirketin ---- Müdürlüğü hizmet sahasında, ----- adresinde 21.08.2021 tarihinde, ---- adresinde 23.08.2021 tarihinde, -----adresinde 10.11.2021 tarihinde, ----- adresinde 04.11.2021 tarihinde, -----adresinde 01.02.2020 tarihinde, davalı ----- tarafından yapılan/yaptırılan çalışmalar esnasında davacı şirkete ait kablolar ile alt yapı tesislerine hasarlar verildiğini,----.İcra Müdürlüğü’nün ---- Esas nolu dosyası üzerinden, ilamsız icra takipleri başlatıldığını, bu takiplere ilişkin ödeme emirlerinin davalıya tebliğ edilmiş olup, davalı tarafından borcun tamamına itiraz ettiğini, arabuluculuk başvurusunun anlaşmazlıkla sonuçlandığını,
arz ve izah edilen nedenlerle, davalının haksız olan her bir icra takibine itirazının ayrı ayrı iptali ile takiplerin devamına, haksız ve kötü niyetli davalı aleyhine her bir takip için ayrı ayrı % 20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine, her bir takip için ayrı ayrı yargılama giderleri ve ücreti vekaletin de, karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Dava, haksız fiil nedenine dayalı olarak açıldığını, bu açıdan, haksız fiil nedenine dayalı davalar için geçerli olan zamanaşımı süresi dikkate alınması gerektiğini, zamanaşımı olgusunun gerçekleştiğinin tespiti halinde, davanın bu yönünden reddini talep ettiklerini, davanın husumetten reddi gerektiğini, davaı idare ile yüklenicileri arasında işlerin yapılması amacıyla istisna akdi yapıldığını, sözleşme gereği yükleniciler kendi hesabına ve davalı idareden bağımsız olarak işi yapmayı üstlendiğini, davalı idare ile müteahhit firma arasında akdedilen sözleşmede ve eki olan Özel Şartname’de,
yüklenicinin 3. şahıslara verdiği zarardan kendisinin mes’ul olduğu kararlaştırıldığını, davalı idare ile müteahhit firmalar ile imzalanan sözleşmelerin İnşaat Genel Teknik Şartnamelerinde yüklenici yaptığı işlerle ilgili olarak ortaya çıkabilecek her türlü kaza, hasar, şikayet, zarar ve ziyandan dolayı maddi, manevi, hukuki ve cezai sorumlu olup, bütün talep ve iddialarının karşılanması yükümlülüğü de yükleniciye ait olduğunu, işbu dava konusu yerde diğer davalı, iş sırasında başkalarına zarar vermişse bile bundan bizzat kendisinin sorumlu olmadığını, bağımlılık ilişkisi bulunmadığından davalı idarenin sorumlu tutulamayacağını,
---- Asliye Hukuk Mahkemesinde ---- Esas,---- Karar Sayılı dosya ile müteahhit firma ----- ve müvekkil idare aleyhine açılmış olan alacak davasında mahkeme, müvekkil idare ve müteahhit firma açısından davayı kabul etmiş, ancak Yargıtay ---- Hukuk Dairesi 12.04.2005 tarih,-----sayılı ilamıyla istisna akdinin varlığı nedeniyle müvekkil idare ----- husumet tevcih edilemeyeceği gerekçesiyle yerel mahkemenin kararını bozduğunu, detaylı olarak arz ve izah edildiği üzere dava konusu hasar, şayet verilmişse bile,
sözleşme sırasında ve müteahhit firma tarafından sözleşme konusu iş yapılırken verilmiş olduğundan müvekkil idareye husumet yöneltilemeyeceğinden bu yönüyle de davanın müvekkil idare lehine husumetten reddedilmesi gerektiğini, davayı kabul etmemekle birlikte, mahkemede açılan iş bu davada davalı idareye hiç bir sorumluluk ve kusur atfedilemeyeceğinden davanın esas yönünden de reddedilmesi gerektiğini, öncelikle dava konusu hasarın meydana gelmesinde davacının karşılıklı kusur durumunun da araştırılması gerektiğini, davacıya ait altyapı tesislerinin, projesine ve yapı tekniğine uygun bir biçimde döşenip döşenmediği araştırılarak,
gerekirse projelerinin de getirtilerek yerinde kazı yapılmak suretiyle incelenmesi gerektiğini, ancak bu husus açıklığa kavuştuktan sonra hakkaniyete uygun bir sonuca varabilmenin mümkün olacağını, davalı idarenin bu işi müteahhit firmaya ihale ettikten sonra müteahhit firma çalışanlarını seçme ve kontrol etme ve onlara talimat verme yetkisi bulunmadığını, dolayısıyla davalı idarenin işlerin yapılması sırasında gerek yüklenicinin yaptığı işi, gerekse de bu işin yapımında kullandığı elemanları seçme, kontrol etme yetkisi olmadığından bunların vermiş oldukları zararlardan da sorumlu tutulabilmesi hukuken mümkün olmadığını,
haksız fiilden kaynaklanan tazminat taleplerinde ancak yasal faiz istenebileceği belirtildiğini, davacı taraf her ne kadar icra inkâr tazminatı talebinde bulunmuş ise de bu talebinin kabul edilmemesi gerektiğini, çünkü davanın dayanağı haksız eylem olup haksız eylemlerde ise alacağın likit olmadığını, icra inkar tazminatı ise yalnızca likit alacaklara uygulanabileceğini, arz edilen nedenlerle; öncelikle davanın --- Belediye Başkanlığı ve------
ihbarına, yersiz ve dayanaksız davanın zamanaşımı, husumet ve esastan reddine, dava dosyasından hiçbir dayanağı bulunmadığı anlaşılan alacağın haksız ve mesnetsiz olduğu anlaşılır olmakla, lehimize %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı takdirine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER
Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanakları, ----İcra Dairesi'nin ---- Esas sayılı, ---- İcra Dairesi'nin ---- Esas, -----. İcra Dairesi'nin ---- Esas, ----. İcra Dairesi'nin ---- Esas sayılı, ----- İcra Dairesi'nin---- Esas sayılı dosyaları UYAP kayıtları, ----- Yol Bakım ve Altyapı Koordinasyon Dairesi Başkanlığı Altyapı Koordinasyon Şube Müdürlüğü'ne Ait Müzekkere Cevabı, Hasar Tespit Tutanakları, Hasar Bildirim Formları, Hasar resimleri, Hasar Onarımına ilişkin Fatura ve Belgeler, Tanık beyanları, Dosyadaki Sair Bilgi Ve Belgeler.
TANIK (DAVACI TANIĞI) -----; ' Ben davacı şirkete saha kontrolü olarak çalışırım, dosyadaki adıma atfen bulunan tespit tutanaklardaki imzalar tarafıma aittir, davalı ------ tarafından bölgemizde yapılan bazı altyapı çalışmaları sırasında bizim kablolarımıza zarar verildi biz de bunu tutanağa bağlayıp zararı ve hasarı giderip merkeze bildirdik, benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir. 'şeklinde beyanda bulunmuştur.
TANIK (DAVACI TANIĞI) ----- ; 'Ben davacı şirkette 2020-2021 yıllarında saha kontrolü olarak çalışıyordum, halen ise erişim biriminde çalışmaya devam ediyordum, dosyadaki adıma atfen bulunan tespit tutanaklardaki imzalar tarafıma aittir, davalı ------ tarafından bölgemizde yapılan bazı altyapı çalışmaları sırasında bizim kablolarımız koparılmak suretiyle zarar verildi biz de bunu tutanağa bağlayıp bizim ekip tarafından hizmet aksamaması için onarımı yapılmakta ve yapılan onarım gereği giderler de döküm halinde gösterilmektedir, benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir. Benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir. 'şeklinde beyanda bulunmuştur.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ VE VAKIALARA GÖRE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI: Davalar, 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi gereğince, 6100 Sayılı HMK'nin 110.maddesi kapsamında (davaların yığılması- objektif dava birleşmesi) her bir icra dosyası yönünden ayrı ayrı açılmış itirazın iptali, takibin devamı ve tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) istemlerine ilişkindir.
6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322. maddeleri gereğince basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak resen değerlendirmeye tabi başta arabuluculuk olmak üzere HMK'nin 114 maddesindeki genel dava şartları, taraf sıfatı, harç ve hak düşürücü süreye ilişkin hususlar değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve vaki davete rağmen duruşmaya katılan taraf vekillerinin sulh olmak istemediklerine yönelik beyanları üzerine;
davalı vekili tarafından öne sürülen zamanaşımı defi de değerlendirilmesi ve TBK'nin 72.maddesine göre aşılması sonucunda tahkikata geçilerek deliller toplanmış, tahkikat işlem ve incelemeleri yerine getirilip tamamlanmış ve araştırılacak bir husus kalmadığı tespit edilerek aynı duruşmada hazır bulunan davacı vekilinin sözlü açıklamaları da dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.
Öncelikle davaya esas; ---- İcra Dairesi'nin ---- Esas sayılı, ----. İcra Dairesi'nin ----- Esas, -----İcra Dairesi'nin ----- Esas, ---- İcra Dairesi'nin ---- Esas sayılı, ----- İcra Dairesi'nin ----- Esas sayılı dosyaları UYAP üzerinden getirtilerek, incelenmiştir. Yapılan incelemede icra dosyasının davanın tarafları ve konusu ile uyumlu olduğu görülmüştür.
Ayrıca ---- Belediye Başkanlığına ve ---- Büyükşehir Belediye Başkanlığına müzekkereler yazılarak dava konusu haksız eyleminin tespiti bakımından gerekli bilgi ve belgeler celbedilmiştir.
Dosyaya mübrez Arabuluculuk Son Oturum tutanağına göre de zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği ve anlaşmazlık üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde; "(Değişik fıkra: 17/07/2003-4949 S.K./15. md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.
(Değişik fıkra: 09/11/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.
İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga fıkra:17/07/2003-4949 S.K./103.md.)Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.
(Ek fıkra:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu kuraldan hareketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır.
İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır.
Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.Bilindiği üzere haksız fiil ise öğretide; hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Haksız fiilin unsurları ise eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak gösterilmektedir.
Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğmalı, zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ile zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır.
Türk Medeni Kanunu’nun 6 ve 6100 Sayılı HMK'nın 190. maddelerinie göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı, haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır.
6098 Sayılı TBK'nin 50.maddesine göre de zarar gören ,zararını ve zarar verenini kusurunu ispat yükü altındadır.6098 sayılı TBK'nin 61 ve 62. maddelerinde düzenlenen müteselsil sorumluluk esaslarına göre ise; birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.
Müteselsil sorumlulukta, kural olarak borçlulardan her biri 6098 sayılı TBK'nin 162 ve 163. maddelerine göre, borcun tamamından sorumludur. 6098 sayılı TBK'nin 167 maddesi uyarınca, sorumluların iç ilişkide kusur oranına göre, birbirlerine rücu hakları da mevcuttur.
6098 sayılı TBK'nin 168 maddesi uyarınca ise diğerlerine rücu hakkına sahip olan borçlulardan her biri ,tediye ettiği miktar kadar alacaklının haklarına halef olmaktadır.Yukarıdan beri yapılan açıklamalar, toplanan deliller ve yapılan yargılamaya göre somut olaya bakıldığında ;
davacı şirket tarafından ;----- Müdürlüğü hizmet sahasında, -------adresinde 01.02.2020 tarihinde davalı ------ tarafından yapılan/yaptırılan çalışmalar esnasında davacı şirkete ait kablolar ile alt yapı tesislerine hasarlar verildiğinden bahisle verilen hasarlar nedeniyle, hasar tespit edilerek giderilmek suretiyle hasar keşif tutarı formu ve malzeme-işçilik cetveli düzenlenerek verilen hasarların onarım bedelinin tahsili için davalı kurum aleyhinde ---- İcra Dairesi'nin ----- Esas,----İcra Dairesi'nin ----- Esas, ----- İcra Dairesi'nin ---- Esas, ---- İcra Dairesi'nin ----- Esas ve ----.
İcra Dairesi'nin ----- Esas sayılı dosyaları üzerinden genel takip yoluyla icra takibi yapıldığı, ödeme emirlerinin tebliği üzerine yapılan itirazlar nedeniyle takiplerin durdurulduğu ve bir yıllık hak düşürücü süre içinde işbu davanın açıldığı sabittir.
Somut olayda öncelikle davalı kurum kazı çalışmalarını alt taşeron başka şirketlerin yaptığını savunarak sözleşme gereği kendilerine husumet yöneltilemeyeceğine yönelik savunması haksız fiil sorumluluğunun sözleşme ile ortadan kaldırılamayacağı , işin asıl sahibinin davalı kurum olduğu, davalı kurum ile haksız eylemi gerçekleştiren şirket arasındaki sözleşme ilişkisinin iç ilişkiye ilgilendirdiği, zarar görenin müteselsil sorumlu olan her iki tarafa da başvurabileceği gibi yalnızca birinden de talepte bulunabileceği anlaşıldığından yerinde görülmemiştir.
Mahkememizce haksız eylemin yapıldığı adreslerde kazı yapılıp yapılmadığı ve kim tarafından kazı izni alındığı hususu ---- Belediyesinden sorulmuş ve ----- Koordinasyon Şube Müdürlüğü tarafından zararın meydana geldiği adreslerde; ------ Genel Müdürlüğü/ne tarafından altyapı çalışmaları için ruhsat alındığının/verildiğinin bildirildiği anlaşılmıştır.
Bu duruma göre dosya kapsamındaki keşif ve hasar tespit tutanaklarından ve fotoğraflardan zararın ve tespit edilen miktarının açık bir şekilde ortada olduğu; davalı kurumun illiyet bağına, zarara ve zarar miktarına ilişkin genel ve soyut bir itirazda bulunduğu anlaşılmıştır. Ancak tüm deliller ve ----- yazısına göre zararın davalı şirketin sözleşme ilişkisi içinde bulunduğu şirketler (taşeron) tarafından yapılan müteahhitlik çalışmaları sırasında meydana geldiği açıktır.
Kaldı ki; su, atık su, doğal gaz, telekom, kanalizasyon çalışması gibi altyapı hizmetlerinin ve işlerinin yürütülmesi ve yapılması sırasında yer altında döşeli bulunan kablolara ve yer altı ve üstü altyapı hizmetlerine zarar verilmesi işin niteliğine ve hayatın olağan akışına uygun olarak sıklıkla gerçekleştiği de herkesce maruftur.
(HMK, 187/1,187/2) Burada tekrar vurgulamak gerekir ki; üçüncü kişilere karşı yapılan haksız fiillerden sorumluluğun sözleşme ilişkisi ile ortadan kaldırılamaz. Zira üçüncü kişilere verilen zararların giderim biçimi sözleşmenin tarafları arasındaki iç ilişki ve rücu ilişkisini ilgilendirmekte olup sözleşmenin taraflarına göre üçüncü kişi konumundaki davacı şirketi bağlamayacağı açıktır.
(TBK,61,62,162 vd ) Buna göre olayda davacı şirketin yer altındaki altyapı kablo ve tesislerine verilen zararların ve miktarlarının davacı şirket tarafından açıkça dökümünün gösterildiği, hasarın hizmetin aksamaması için zorunlu olarak hemen giderildiği, tanık beyanı ile sürecin aynen doğrulandığı ve dava konusu zararlara ilişkin olarak tüm bilgi, belge, resim ve faturaların dosyaya ibraz edilerek zararın ve zarar miktarlarının açıkça ortaya konulup ispat edildiğinden uyuşmazlık aydınlanmış olup başkaca delil araştırılmasına ve tartışılmasına gerek görülmemiş ve tahkikat bitirilmiştir.
(HMK,146,187, TBK, 49,50,51) Mahkememizce yargılamaya hakim olan ilkeler temelinde ; ülkemizde köklü ve kurumsal bir şirket olduğu bilinen davacı şirket tarafından belirlenen ve gösterilen hasar ve hasar onarım bedeli miktarlarının işin niteliğine göre dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerle uyumlu olduğu gibi hakimlik bilgi ve tecrübesine göre günün serbest piyasa koşullarına göre de kadri maruf olduğu sonuç ve kanaati hasıl olmuştur.
(AY, 138/1, 141/3-4 ,HMK, 25, 26, 27, 29, 30,33, 266 vd.) Bütün bunlara göre davalı kurumun, hukuken kendi sorumluluğunda bulunan haksız fiilden doğan işbu zararları, 6098 sayılı TBK'nin 117/2 maddesi gereğince haksız fiil tarihlerinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte dava dışı yüklenici firmalarla birlikte müştereken ve müteselsilen tazmin etme sorumluluğunun bulunduğu ve davacının bu kapsamda müteselsil sorumlu olarak yalnızca davalıya yönelebileceği de açıktır.
Ne var ki, davanın tarafları arasındaki ilişki ticari iş ve dava kapsamında olmadığından olayda yasal faiz uygulanması gerektiği anlaşılmıştır. (Yargıtay----HD.----- Bu kapsamda mahkememizce resen icra takipleri üzerinde istenen reeskont faiz yerine tek tek her bir dosya için yasal faiz üzerinden işlemiş faizler hesaplanmış ve doğru sonuçlar bulunmuş; fazla istenen faiz miktarları ise dışlanmıştır.
Binaenaleyh; davacı şirket tarafından TBK'nin 49,50/1,51/1 maddeleri esasında hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı yönünden TMK'nin 6 ve HMK'nin 190.maddeleri gereğince asıl alacak yönünden esastan ispatlanan; işlemiş faiz yönünden kısmen yerinde görülmeyen davaların ayrı ayrı kısmen kabul: kısmen reddi ile.
2-)a-2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı-borçlunun, ----- İcra Dairesinin ----- Esas sayılı takip dosyasına 8.574,35 TL asıl alacak ve 795,04 TL işlemiş yasal faiz olmak üzere toplam 9.370,39 TL yönünden yapmış olduğu itirazının iptali ile icra takibinin asıl alacağa ( TL) takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmek suretiyle devamına, fazlaya ilişkin (603,93 TL işlemiş faiz) davanın/talebin reddine, b-)Davacının, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince tazminat talebinin reddine, 3-)a-2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı-borçlunun, ----.
İcra Dairesinin ------ Esas sayılı takip dosyasına 4.405,54 TL asıl alacak ve 793,00 TL işlemiş yasam faiz olmak üzere toplam 5.198,54 TL yönünden yapmış olduğu itirazının iptali ile icra takibinin asıl alacağa (4,405,54 TL) takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmek suretiyle devamına, fazlaya ilişkin (537,72 TL işlemiş faiz) davanın/talebin reddine, b-)Davacının, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince tazminat talebinin reddine,
4-)a-2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı-borçlunun ---- İcra Dairesinin ----- Esas sayılı takip dosyasına 1.317,12 TL asıl alacak ve 97,28 TL işlemiş yasal faiz olmak üzere toplam 1.414,40 TL yönünden yapmış olduğu itirazının iptali ile icra takibinin asıl alacağa ( 1.317,12 TL) takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmek suretiyle devamına, fazlaya ilişkin ( 73,36 TL işlemiş faiz) davanın/talebin reddine, b-)Davacının, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince tazminat talebinin reddine, 5-)a-2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı-borçlunun,
---- İcra Dairesinin ----- Esas sayılı takip dosyasına 3.251,05 TL asıl alacak ve 294,47 TL işlemiş yasal faiz olmak üzere toplam 3.545,52 TL yönünden yapmış olduğu itirazının iptali ile icra takibinin asıl alacağa ( 3.251,05 TL) takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmek suretiyle devamına, fazlaya ilişkin ( 224,91 TL işlemiş faiz) davanın/talebin reddine, b-)Davacının 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince tazminat talebinin reddine,
6-)2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı-borçlunun, ----- İcra Dairesinin ----- Esas sayılı takip dosyasına 4.709,37 TL asıl alacak ve 342,56 TL işlemiş yasal faiz olmak üzere toplam 5.051,93 TL yönünden yapmış olduğu itirazının iptali ile icra takibinin asıl alacağa ( 4.709,37 TL) takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmek suretiyle devamına, fazlaya ilişkin (264,27 TL işlemiş faiz) davanın/talebin reddine, b-)Davacının 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince tazminat talebinin reddine yönelik kararlar verilmesi gerekmiştir.
2004 Sayılı İİK'nin 67/2 maddesine göre davacı şirketin icra inkar tazminatı talepleri yönünden yapılan değerlendirmede ise; davaya konu alacakların temelinin haksız fiilden kaynaklanması, haksız fiillerinde doğrudan doğruya davalı tarafından gerçekleştirilmemiş olması, davalının zararlardan hukuki sorumluluğunun ve miktarlarının tespiti ve uyuşmazlığın çözümünün yargılamayı gerektirmesi karşısında, alacağın ve varlığı ve miktarının yapılan yargılama ve hukuki muhakeme sonucunda belirlenmesi nedeniyle alacakların davalı kurum yönünden likit/muayyen olmadığı sonuç ve kanaatiyle koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı taleplerinin her bir dosya yönünden ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden sorumluluk ise, aynı yasanın 326/2 maddesi gereğince tarafların haklılık durumu ve her bir dosya ayrı ayrı esas alınarak kabul-ret oranlarına göre belirlenmiştir. Yine bu kapsamda Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretlerinin de yukarıdaki esaslar çerçevesinde karşılıklı olarak sorumlu görülen taraflardan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/235, K. 2024/677, 11 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama