KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/261
- Karar No
- 2024/917
- Karar tarihi
- 19 Aralık 2024
Karar Metni
2.241 kelime·11 dk okuma·9 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/261
KARAR NO : 2024/917
DAVA
İtirazın İptali(Abonelik/Satış Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 13/04/2023
KARAR TARİHİ : 19/12/2024
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız------Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali (Abonelik-Satış Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Davacı şirkete borçlu olan davalının, borcunu ödemediği için davacı şirket tarafından davalı aleyhine ---- Abonelik Sözleşmeleri İcra Müd.----- sayılı dosya ile icra takibi başlatıldığını, ancak borçlu hiçbir yasal dayanak sunmadan borca itiraz ederek takibin durdurulmasına sebep olduğunu, Arabuluculuk başvurusu---- arabuluculuk bürosu ---- dosya no ile yapıldığını, ancak anlaşma sağlanamadığını, takibe devam edebilmek için itirazın iptali talebi ile işbu davayı açmak zorunda kaldıklarını, izah edilen ve resen nazara alacakları sebepler ile borçlunun-----Abonelik Sözleşmeleri İcra Müd. ----- Esas sayılı dosyaya yaptığı itirazların iptaline,
%20 inkar tazminatına, mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP
Davalı şirket temsilcisi cevap dilekçesinde özetle.
Davacı taraf ----- Abonelik Sözleşmeleri İcra Dairesi ----Sayılı dosyasına yapılan itirazın kaldırılması talepli işbu davayı açmış olduğunu, dava dilekçesinin taraflarına tebliğ edildiğini, ----- Şirketi'nin alacaklı olduğunu iddia eden davacı yana herhangi bir borcu olmadığından---- Abonelik Sözleşmeleri İcra Dairesi ----- sayılı dosyası kapsamında borca ve tüm ferilerine itiraz edildiğini, şirketlerinin, davacı şirkete herhangi bir borcu bulunmadığını, işbu takibin haksız olduğunu, davacı tarafın iddialarının tamamen asılsız olduğunu,
işbu konuda uzman bir bilirkişi eliyle yapılacak inceleme sonucunda söz konusu borcun olmadığının görüleceğini, tüm bu sebeplerle açılan işbu davanın haksız olduğunu ve davanın reddinin gerektiğini, İşbu itiraz ve cevapları doğrultusunda davanın reddini talep ettiklerini, izah olunan nedenler doğrultusunda; davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER
----- Abonelik Sözleşmeleri İcra Dairesi ----Esas sayılı takip dosyası, Ticaret Sicil Tescil Kayıtları, ----- müzekkere cevap ve kayıtları, 02/12/2020 tarihli Perakende Elektrik Satış / Abonelik Sözleşmesi, Ftaturalar, ----- ve ---- Kayıtları, Bilirkişi Raporu, dosyadaki diğer bilgi ve belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİNE GÖRE VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI : Dava, Perakende Elektrik Satış/ Abonelik Sözleşmesi kapsamında düzenlenen faturalara dayalı olarak başlatılan genel haciz yoluyla takibe karşı yapılan itiraz nedeniyle; 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi gereğince açılmış itirazın iptali, takibin devamı ve tazminat istemine ilişkindir.
6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322. maddeleri gereğince basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle resen incelenip gözetilmesi gereken başta zorunlu arabuluculuk dava şartı olmak üzere HMK'nin 114 ve 115.maddeleri gereğince dava şartları, taraf sıfatı, harç ve hak düşürücü süre incelenmek ve değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş,
uyuşmazlık belirlenmiş ve daha önce zorunlu arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığından bu kez takdiren sulh teşvikine ilişkin vaki davete rağmen duruşmaya katılan davacı vekilinin sulh olmak istemediklerine yönelik beyanı üzerine tahkikata geçilerek, deliller toplanmış, tahkikat işlem ve incelemeleri yerine getirilip tamamlanmış ve araştırılacak bir husus kalmadığı tespit edilerek aynı duruşmada hazır bulunan davacı vekilinin sözlü açıklamaları da dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.
Öncelikle davaya esas----- Abonelik Sözleşmeleri İcra Dairesinin ----- Esas sayılı dosyası UYAP üzerinden dosyamıza eklenmek ve bir örneği fiziki olarak çıkarılıp dosyaya konulmak suretiyle incelenmiştir. Yapılan incelemede icra dosyasının davanın tarafları ve konusu ile uyumlu olduğu görülmüştür. Ayrıca davalı şirketin ticaret sicil kayıtları çıkartılarak dosyaya konulmuştur. Dosyaya mübrez Arabuluculuk tutanağına göre de zorunlu arabuluculuk dava şartının icra takibine konu uyuşmazlık yönünden yerine getirildiği ve anlaşmazlık üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Bunun yanında davacı taraf, ara kararla HMK'nin 124/4 maddesi gereğince ----- Şirketi olarak değiştirilmek suretiyle düzeltilmiş ve yargılama başlıkta gösterilen işbu taraflar arasında sürdürülüp sonuçlandırılmıştır.
Bilindiği üzere 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde; "(Değişik fıkra: 17/07/2003-4949 S.K./15. md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.
(Değişik fıkra: 09/11/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.
İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga fıkra:17/07/2003-4949 S.K./103.md.)Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.
(Ek fıkra:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu kuraldan hareketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır.
İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır.
Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.Yapılan açıklamalar, anılan yasal düzenlemeler, toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda somut olaya bakıldığında;
davacı vekili tarafından ---- Abonelik Sözlemeleri İcra Dairesinin ----- Esas sayılı dosyasından davalı-borçlu şirket hakkında elektrik abonelik sözleşmesi kapsamında düzenlenen faturalara dayalı olarak geçerli bir icra takibi başlatıldığı ve ödeme emri gönderildiği ,ödeme emrinin tebliğine bağlı olarak davalı borçlu tarafından yasal (7) günlük süresi içerisinde icra takibine/borca tüm faiz ve ferileri ile birlikte itiraz edildiği, takibin 2004 sayılı İİK'nin 66.madde hükmü uyarınca kendiliğinden durduğu,
işbu itirazın iptali davasının da, icra dosyalarına yapılan itiraz dilekçesinin tebliğine rastlanmadığından her durumda (1) yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı anlaşılmıştır. Bilindiği üzere itirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan bilgi ve belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir.
Dolayısıyla eldeki somut uyuşmazlığın da, taraflar arasında sözleşme ilişkisi yönünden bir itilaf bulunmadığından temelde abonelik sözleşmesi ve bu kapsamda düzenlenen faturalara göre çözülmesi gerekmektedir. Faturadan kaynaklanan itirazın iptali davalarında ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davacı üzerindedir.
Mahkememizce açılan dava üzerine taraf teşkili sağlanarak yukarıda açıklanan genel ilkeler doğrultusunda işin esasının incelenmesine geçilmiş, taraflarca dava ve cevap dilekçelerinde gösterilen tüm deliller aşamalarda toplanmış, abonelik sözleşmesi, faturalar ile ilgili tüm bilgi ve belgeler celbedilmiştir.
Buna müteakip uyuşmazlığın çözümü teknik ve özel bilgi gerektirdiğinden dosya, alacağın varlığı ve varsa miktarı bakımından bilirkişi raporu düzenlenmesi için ---- Bilirkişilik Bölge Kurulu listesinden resen seçilen bir Elektrik-Elektronik Mühendisi bilirkişiye verilmiştir. Bilirkişi Elektrik Mühendisi ----- tarafından dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda hazırlanan 08/11/2023 tarihli işbu raporda özetle.
Davalı tarafından, Tablo-1’de belirtilen fatura bedellerini ödediğine dair bir belge yada tabloda belirtilen faturaların tüketim tarihleri olan 03.07.2021-08.02.2022 tarih aralığında, taraflar arasında imzalanan abonelik sözleşmesinin, Bu tüketim tarihlerinden önce iptal/fesh edildiğine dair de herhangi bir belge sunulmadığından,
Davalı şirketin ---- numaralı tesisatta, sözleşme tarihinden itibaren yapılan tüm tüketimlerden ve bu tüketime tahakkuk eden elektrik bedellerinden davalı şirketin sorumlu olacağı, davacı elektrik şirketi tarafından, takibe 9 adet fatura alacağı konu edilmesine rağmen, 13.12.2021 son ödeme tarihli ve 4.341,26 TL tutarlı faturayı dosyaya sunmadığından, tüm değerlendirme ve hesaplamaların, bu fatura dışında dava dosyasına sunulan 8 adet fatura üzerinden yapıldığı, dosyaya sunulan 8 adet faturanın, genel olarak 1 aylık tüketim dönemleri kapsadığı,
sayaç endeks değerlerinin birbirini takip ettiği ve tüketim bedellerinin EPDK’a tarafından belirlenen tarifeler üzerinden, yönetmeliklere uygun olarak düzenlendiği, davacı şirket alacağının, 20.478,62 TL asıl alacak, 2.431,01 TL gecikme faizi, 437,58 TL Faizin KDV’si ve 581,08 TL geçmiş dönem faizi olmak üzere, toplam 23.928,29 TL olacağı yönünde tespit, hesap ve görüş beyan edilmiştir.
Bilirkişi raporu davacı vekiline ve davalı şirkete usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş ancak dosyaya her hangi bir beyan ve itiraz yansımamıştır. Böylece davanın taraflarınca itiraz edilmeyen uzman bilirkişi raporu her iki taraf yönünden kesinleşmiş ve kesinleşen işbu rapor hakimi de bağlayacak nitelik kazanmıştır.
(Yargıtay ---- HD. 05/06/2017 tarih ----- Mahkememizce bu kapsamda yapılan inceleme ve değerlendirmede; taraflar arasında ticarethaneye iliştin abonelik sözleşmesi bulunduğu ve takibe konu faturaların dosyaya ibraz edilen sekiz adetinin bu sözleşme gereğince düzenlendiği, davalı şirketin takibe ve davaya konu edilen işbu faturaları ödemediği, basiretli tacir kavramından hareketle ödeme emrine yapılan itirazın soyut ve genel nitelikte olduğu gibi cevap dilekçesinde de benzer yönde savunma yapıldığı,
satın alınan elektrik enerjisi bedellerine konu faturaların ödendiğine ilişkin bir savunma ve delil ileri sürülmediği ve bilirkişi raporuna da itiraz edilmediği anlaşılmıştır.
Bilirkişi tarafından ise icra takibine konu borç hesabının sözleşmeye ve mevzuata uygun olarak yapıldığı, gerekçeli, denetime açık, hüküm kurmaya elverişli ve yeterli görülen bilirkişi raporu da gözetildiğinde esasen anılan faturalara konu alacağın sabit olduğu, takibe konu borcun halihazırda ödenmediği ve borca itirazın rapordaki miktarlar kadar yersiz ve haksız olduğu anlaşılmıştır.
Binaenaleyh, davacı şirketin davasının; yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde TMK'nin 6 ve HMK'nin 190 maddeleri gereğince, sözleşme, faturalar ve taraflar yönünden kesinleştiği için bağlayıcı hale gelen bilirkişi raporu başta olmak üzere dosyada mukim sair deliller de gözetildiğinde esastan kısmen açıkça ispatlandığı sonuç ve kanaatiyle davanın kısmen kabulü, kısmen reddi ile;
davalı-borçlunun ---- Abonelik Sözleşmeleri İcra Dairesinin ------ Esas sayılı takip dosyasına 20.478,62 TL asıl alacak ve 2.431,01 TL işlemiş faiz, 437,58 TL faizin KDV'si, 581,08 geçmiş dönem faizi olmak üzere toplam 23.928,29 TL kısmına yapmış olduğu itirazın iptali ile icra takibinin 20.478,62 TL asıl alacağa takipte gösterilen şekilde faiz uygulanmak suretiyle devamına, fazlaya ilişkin (6.032,84) davanın/talebin ise reddine karar verilmiştir.
(AY.9, 36 ,138, 141, TMK, 1/1,2, 6 , İİK, 67/1,2, TBK, 1 vd.117/1,TTK,16/1, 18/2, HMK, 25,26,27,30,31, 33, 146,190, 198, 266 vd, 281, 282) Davacı tarafın İcra İnkar Tazminatı İsteğine ilişkin yapılan değerlendirmede ise.
Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre itirazın iptali davalarında İİK’nin 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir.
Burada borçlunun itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmamaktadır. Bu yasal koşullar yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir.
Buna göre likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması, başka bir ifadeyle borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir.
Somut olayda takip hukuku açısından tazminatın yaptırım amacı ışığında yapılan değerlendirmede; takibin ve davanın faturalara dayanması nedeniyle, takipte gösterilen fatura alacağı ile hükmedilen alacağın farklı olmasından dolayı davalının kısmen haksız çıkması göre alacağın varlığı ve miktarının yapılan yargılamaya göre belirlenmesi karşısında davalı borçlu yönünden dava konusu alacağın takip tarih itibariyle davalı şirket yönünden muayyen/likid olmadığı anlaşılmakla İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2.maddesi gereğince şartları oluşmadığından davacı vekilinin mütemerrid icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.Yukarıda
yapılan açıklamalar ışığında 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden sorumluluk, aynı yasanın 326/2 maddesi gereğince tarafların haklılık durumu esas alınarak belirlenmiştir.
Bu kapsamda Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de kabul ve ret oranına göre karşılıklı olarak taraflardan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 26 ve 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/261, K. 2024/917, 19 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama